30 Kasım 2010 Salı

NOVEMBER IS THE JANUARY OF MUSIC

Müzikal anlamda düşünecek olursak Kasım ayı hep yoğun geçer. Yıl boyu pek kaliteli albümler çıkmasa da sonbaharın gelmesiyle piyasa canlanır ve kasım ayında tepe noktasına ulaşır. yani ''If September is the January of the Fashion World''. ''November is the January of the Music Industrie''.

Bu ay yayınlanan albümlere ben bile yetişemedim, bir çoğu dosyalarda saklandı, ama henüz dinlenilmedi bile. Ay boyunca göze çarpan albümer Greatest Hits'ler oldu. Robbie Williams, Pink, Nelly Furtado ve Pet Shop Boys. Ekim ayında yayınlanmasına rağmen Shakira kasım ayının da parlayan yıldızı oldu. Parlayan bir dev mi yoksa sönen mi bilemiyecem ama bu ay pek de vasat olan Rihanna'nın albümü de yayınlandı. Kanye West ve Black Eyed Peas için de saatleri sayarken. Kings of Leon, James Blunt, Norah Jones ve Shayne Ward albümleri ise bir köşede dinlenilmeyi bekleyenler arasında.

Ay boyunca hakkında yazdığım albümlere şuradan bakabilirsiniz !
http://apolloyournextdoorboy.blogspot.com/search/label/Albums

Kimi zaman oturup uzun uzun albümleri dinlemek kolay olmasa da single'lar hayat kurtarıcımız oluyo. Playlist'imde en fazla çalınan şarkılar ise

Rihanna // Love The Way You Lie pt2 feat. Eminem
Shakira'nın tüm albümü ancak ''Loca'', ''Gordita'', ''Addicted To You'', ''Rabiosa'' bunlardan en fazla takıldıklarım.
Nelly Furtado'nun Greatest Hits albümünün tamamı.
Robyn // Hang With Me
Sophie Ellis- Bextor heyecanı sardı bir de bende. Tüm albümler yeniden gün yüzüne çıkıp dinlenmeye başlandı. 
Pink // Raise Your Glass
Kesha // Take It Off
Pretty Reckles // Make Me Wanna Die

ve song of the weeks.
Rihanna // Only Girl (In the World) x2
Pink // Raise Your Glass
Shakira // Loca x1 (ekim ayında da 3 hafta)

Ay boyunca müzik piyasasını en fazla ilgilendiren meşgul eden konu ise MJ oldu. Şarkı acaba onun muydu değil miydi ? Bence değil, ama o kadar iyi bir kulağım olduğunu da söyleyemem. Ancak o ses MJ'indir deyip de şarkıyı sevenlere de iki çift sözüm var ? Şarkıyı MJ yaşarken dinleseydiniz ?

Müzikle dolu kasım sonrası aralık ayı nispeten daha boş geçer. bakalım yılın son ayında hangi şarkılarla eğlcenicez.
Duffy // Endlessly
Adam Lambert // Take Two
Jessica Simpson // Happy Christmas
Michael Jackson // Michael

T.I, Ciara, R. Kelly, Keyshia Cole, Keri Hilson ise diğer isimler. Ciara'yı aylardır bu listede verdiğimi biliyorum, ama albüm sürekli erteleniyo tıpkı Natasha Bedinsgfield'in yaptığı gibi.

Bir de elbette Arlık demek Christmas demek. Christmas demek şahane şarkılar demek.

Keep reading me babes. 
Bisou bisou

29 Kasım 2010 Pazartesi

RAMPA ISTANBUL'DA AHMET ORAN

Daha önce şurdaki yazımda sizlere Rampa Istanbul hakkında yazmıştım. (Tık).

İşte şimdi yeni bir sergi daha. Aslında yazmakta geç kaldım, zira Kasım başında sergilenmeye başlayan Ahmet Oran tabloları Aralığın ortalalarına kadar sizlerle buluşabilecek. - 18 Aralık son gün !!!!

Akaretlerin hemen orda bulunan bu depovari sanat galerisininin gri duvarlarını bu sefer Ahmet Oran canlandırıyor. Canlandırıyor dedim, çünkü o renksiz tuvaller doğanın size sunduğu bütün renklerle can buluyor.

Bence sergi bitmeden ufak bir ziyarette bulunabilirsiniz.

Basın Bülteni'nden;
1957 yılında Çanakkale’de doğan Oran, 1980’de İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun oldu. Sonrasında çalışmalarına Viyana Tatbiki Sanatlar Yüksek Okulu’nda devam eden Oran 1980’lerin ortasından itibaren ağırlıklı olarak Avusturya’da olmak üzere 30’u aşkın kişisel sergi açtı; 25 karma sergide eserleri yer aldı.


Ahmet Oran, monokrom renk tabakalarını siyah zeminin üzerine birbirinin peşi sıra taşıyor, tuvali katman katman maviyle, kırmızıyla, sarıyla veya griyle kaplıyor. Kimi zaman monokrom kalan, kimi zaman da yüzeyde çok renkli bir örgü meydana getiren son katman da tuvale taşınıp işlendikten sonra sanatçı, kendisinin de ifade ettiği gibi, “resmi açmaya” başlıyor. Aynı anda birden fazla tuval üzerinde resim yapan Oran, farklı   spatüllerle ve çeşitli büyüklükteki ahşap parçalarıyla çalışan bir sanatçı. Bu ahşap parçalarıyla tuvalin kabuğunu soymak suretiyle resimde geniş bantlar meydana getiriyor. Açığa çıkan renkler farklı yoğunluklarda, karışımlarda ve yapılarda görünür hale geliyor.


30’u aşkın tuvale yer veren bu sergi, aynı zamanda sanatçının 5 yıl aradan sonra İstanbul’da açacağı ilk kişisel sergisi olma özelliğini de taşıyor.

Sergiyi; 18 Arlık'a kadar Pazar- Pazartesi dışında 11.00 - 19.00 saatleri arasında gezebilirsiniz. Öğle yemeği ya da iş çıkışında biraz keyiflenmek için iyi bir öneri sanırım ha ?

PETSHOP BOYS ! THE ULTIMATE

Son zamanlarda synth-pop hiç olmadığı kadar başarılı Brit Gruplardan, Kuzey Avrupalı sanatçılara kadar bir çoklarının albümünde bu hissi yakalayabiliyoruz. Hatta Ramadan bile çıkış albümü ''Hazır Mısın?'' da bu alt yapıları çokça kullandı.

Ancak herbir türün bir de babası vardır ! İşte PetShop Boys ! Synth-Pop, Pop-Dance ya da 80ler ruhu, onlara ne derseniz deyin o hissiyatı bir kez daha ele geçirmek için kaçırılmayacak bir fırsat. İngiliz ikili en iyileriyle bir kez daha karşımızdalar.

Ultimate PetShop Boys albümlerini Kasım başında yayınlamışlardı. Hazır Yeni yıl ve beraberinde gelecek partiler yaklaşmışken, biraz da geride kalan yılları hatırlama şansını elde etmişken bence albüme bir göz atın. Benim gibi büyük fanları olmayıp da yine de yayınladıkları singleları zevkle dinleyenler için ise grubu daha yakından tanıma fırsatı.

Albümde bir de sürpriz. Unutulmaz hitler, ''New York City Boys'', ''Domino Dancing'' ve ''West End Girls'' gibi unutulmaz hitlerin yanında yeni bir şarkı ''Together''.

27 Kasım 2010 Cumartesi

COLOR ME FREE GUYS

Bırakın siz erkek adam takı takmaz, erkek adam renkli giymez, erkeklerde kol düğmesi bile ''humm acaba mı diye beni düşündürtüyor'' diyen moda yazarlarını- kısmen geri kafalıları- takın takıştırın :) Bu seferki stil dünya erkeklerinden Istanbul bir gün bu erkeklerle dolar mı bilemiyceğim ama hepsinin stili şahane. Malum sonbahar kış demek sıkıcı kıyafetleri atkılar ve fularlarla renklendirmek tamamlamak demek. İşte tüm GQ ve style.com sitelerinden sizler için araştırdım ve en iyilerini seçtim. Bir çoğu ise Tommy Ton tarafından çekilmiş. Ufak bir aksesuarla neler de değişirmiş bir bakalım ha ? :) Eh benim ile dolabımda 10dan fazla atkı varsa vardır bir bildiğim :)

Aşağıdaki ilk iki görsel yani 8 kare Milano'ya ait. İtalyan erkeklerinin ünü dünyanın her tarafında. Hayıflanmak yerine biraz kopya biraz ilham. Relax !
 Tommy Ton'un kadrajındakiler.

Bunlar da podyumlardan.
3: Michael Kors
4: Dolce & Gabanna

26 Kasım 2010 Cuma

EFFI BRIEST

Ay başında sizlere söz verdiğim gibi şimdi sizleri 19. YY Almanyasına götürme vakti. 1880lerdeyiz ve Alman yazar Theodor Fontane'nin en başarılı eserlerinden biri olan ve dönemin diğer kadın romanlarıyla karşılaştırılan eseri ''Effi Briest'' hakkında konuşmak isterim.

Dönemin kadın imajını bizlere çizen Fontane romanında aynı zamanda dönemin politik olaylarına da çokça göndermelerde bulunmaktadır. Askeriye ve politikacılara göndermede bulunan eserde direkt olarak Otto von Bismarck'ın izlerine rastlamanız bile mükemmel.

Aynı zamanda insanların ''öteki'' olanlara bakış açısına da tanıklık edebileceğiniz eserde kadın-erkek ilişkileri üzerine de durulmuş, dönem insanının cinsiyet olarak kadınlara ve erkeklere yüklemiş olduğu rolleri de görebilirsiniz. Romandan bu konuda en çarpıcı aynı zaman da basit olan replik ise şu şekildedir. ''Kadınlar kadın, erkekler erkek gibi davranmalıdır''.

Kısaca romanın konusu ise Almaya'da küçük bir kasaba olan Hohen-Cremen'de yaşayan 17 yaşındaki Effi Briest kendisinden 20 yaş büyük asker Geert von Instetten ile evlendirilir. Evlendikten sonra daha da küçük bir kuzey kasabası olan Kessin'e taşınırlar. Aslında çocuk zaten orada oturmaktadır. Bu küçük kuzey kasabasında hayata ve insanların bakış açısına Briest bir türlü alışamaz. Daha sonra başka bir asker olan Crampas ile taşınır. Ve işte asıl roman da burada başlar. Sarsıcı bir aşk öyküsü de diyebilirim.

Thomas Mann vakti zamanında şöyle demiş. Eğer kitaplığımı sadece 6 kitapla sınırlandıracak olursam bunlardan biri muhakkak ''Effi Briest'' olur. Düşünün artık nasıl bir şey olduğunu. Ve de dediğim gibi içerik açısından dönemin diğer romanları ''Anna Karenina'' ve ''Madame Bovary'' ile de bir tutulmakta. Türkiye'den ise ASşk-ı Memnu'nun Bihteri ile bir tutulduğunu söylesem ?  Aşk, Entrika, Korku ve Realism & Modernizm.

Ben derim ki muhakkak koyun bu kitabı kütüphanenize. Kasım Eğit'in çevirmiş olduğu edisyonunu okumanızı öneririm bu arada.

Bulamadığımdan dolayı izleme fırsatını elde edemesem de romanın iki de ünlü film uyarlaması bulunmakta. 1974 ve 2009 yapımları. İkincisinde başrolde ise tanıdık bir isim Julia Jentsch yer alıyor. Merak edenler için ise fragmanı.

25 Kasım 2010 Perşembe

NELLY FURTADO: DECADE'S TOP FEMALE ARTIST


2000 yılında tam da millenyuma yeni girmişken yepyeni bir isim ortaya çıkmıştı. İngilizce söylüyo, Latin kanı taşıyo ve müziğinde folklorik ve yerel tatlar var. İçinde pop da var, trip-hop da var folk da var. İster istemez ilgimizi çekiyor. ''Whoa, Nelly !'' işte böyle bir çalışmaydı. Ardından gelen albüm ise ''Folklore'' bu alanda emin ve sağlam adımlarla ilerleyen yepyeni bir yıldızın tanımı niteliğindeydi. Bu sefer sanki world music de vardı işin içinde bir de biraz daha rock. Üstelik şarkılarını da kendisi yazıyo. So cool.

Kaliteli iş yapıp da ikinci plana atılan her insan gibi Nelly Furtado da bir türlü beklenilen üne kavuşamadı. Evet ün önemli değil, yaptığı iş kaliteli olsun yeter, ama insan bir taraftan da böyle şeyler istiyo. 2006 yılında ise ''Loose'' albümü için Timbaland ile bir araya gelmesi onun makus talihini değiştirdi. Ona el veren bir diğer isim ise Justin Timberlake olunca 2 sene boyunca her yerde onunla karşılaşmamız sürpriz olmasa gerek.

Son olarak geçtiğimiz yıl tamamı Ispanyolca olan ilk albümü ''Mi Plan''ı yayınladı. Senenin en iyi albümlerinden biriydi, isterseniz eksik PR ya da başka bir şey deyin yeniden büyük kitlelerle ulaştığını düşünmüyorum. Üstelik albümde Nelly'e Josh Groban, Concha Buika, Alex Cuba ve Julietta Venegas gibi bir çok yıldız da eşlik etmişti.

İşte bu 4 albümün özeti. Yanında 2004 Avrupa Futbol Kupası için kaydettiği Força ve Deluxe Editon'u almanız taktirde yıllar içinde eşlik ettiği sanatçılarla yaptığı şarkıları da edinmiş olucaksınız. Bakınız Tiesto ''Who Wants To Be Alone'', Michael Buble ''Quando Quando Quando''  ve bir başyapıt ''Island of Wonder'' Caetono Veloso ile vb. Albümde 3 tane de yeni şarkı var. ''Night Is Young'', ''Girlfriend in the City'' ve ''Stars''.  Stars'ın ise bu kış radarlardan kaçmaması gerekir.
116-nelly furtado-stars by jamesmayer
17 şarkılık ya da 17 + 8lik bu albüm -The Best of Nelly Furtado- bence kaçırılmaz. Hazır Xmas / Yılbaşı da yaklaşırken güzel müzik dinlemeyi sevenlere de hediye edebileceğiniz bir albüm bence. Daha fazla Nelly Furtado için geçtiğimiz ay yayınladığı Remixes albümünü edinebilirsiniz ya da  ''Lifestyle'' adlı ingilizce albümü için gün saymaya başlayabilirsiniz.

24 Kasım 2010 Çarşamba

GET LOUD WITH RIHANNA


2005 yılında ortalıklarda fırtınalar kopuyodu desem abartmış olmam herhalde ! Sıcacık yaz günlerinde bir numaralı dans hitleri ortalığı kavururken Amerikan Billboard Listelerinde Hot 100de, zirvede  3 aydan fazla Mariah Carey'in kariyerini yeniden zirveye taşıyan ''We Belong Together'' bulunuyordu. Onu zorlayan ise Barbados'dan çıkmış gencecik bir kızdı. Sadece 17 yaşında. Bir tarafta diva diğer tarafta taşralı bir kız. ''Pon de Replay'' diye bas bas bağırıyordu, onu dünyaya tanıtan şarkısıyla. Şöhret kısa zamanda gelmişti ona. Çok geçmeden ikinci albüm de yollarda. ''S.O.S'' ve ''Unfaithful'' yeniden ortalığı sallıyor. Derken küçük kız serpildi şimdi 22 yaşında benden 2 yaş büyük ve dünyayı sallıyor. Çabuk gelen şöhret Rihanna'yı bir anda diğer yıldızlar gibi şöhret budalası yapmadı, belki de örnek aldığı isimlerden dolayı .bknz Beyonce. Hatta zaman zaman bir çokları onu küçük Beyonce olarak da çağırdı, onun taklidi olarak da etiketlediler, asla onun kadar başarılı olamayacağını da söyledier. Bir araya geldikleri ödül törenlerinde sarmaş dolaş gülerek poz verseler de geri planda nasıl fırtınalar koptuğunu bilemezsiniz. ''Good Girl Gone Bad'' ve ''Umberlla'' sonrası müziğin yeni divası olarak lanse edildi, bir de divaya yakışır bir şekilde ''moda ikonu'' sıfatını aldı. Ve sonrasında müziğinin climax'e ulaştığı nokta ''Rated R''.

Rihanna'nın daha karanlık tarafını yansıtan son albümünden sonra yeni çıkan ''Loud'' ise bir anlamda pre-Rated R dönemi gibi. Yeniden eğlenceli şarkılar var yeniden Barbados'dan esintiler var ! Albümün açılış parçası ''S&M'' size işte tam da bunların müjdeliyicisi hatta albümün en iyi şarkısı. Dansa hazır mısın der gibi ? Ardından Rihanna'yı Hot 100 listesinde 8. kez zirveye taşıyan parça Drake eşliğinde ''What's My Name ?'' Bir numara olduğuna göre onca insan bir şey biliyor olmalı ama bence Rihanna'nın single olarak yayınladığı en kötü şarkılardan biri. ''Pon de Replay'', ''Unfaithful'' ve ''Don't Stop The Music'' dururken bu ne şimdi ? Albümde dinlerken sonuna kadar bile zor dayandığım bir şarkı. Ve ''Cheers (Drink To That)'' bir başka sıkıcı parça. Tam albümden kopucakken arkasından gelen ''Fading'' sinirileri biraz yatıştırır cinsten en damarından olmasa da smooth bir ballad.

Ortalığı yeniden neşelendiren ve albümün de bomba olucağını önceden sezdiren -kısmen yalan olduğunu gördük- ''Only Girl (In The World)''. Şarkıya söyleyecek tek bir kelime bile yok. Bu şarkıyla beraber Song Of The Week blogumda da 2 hafta kendisini ağırladım zaten. Ama ya video ve MTV EMA performansına ne demeli? Tam anlamıyla ''sucks!'' dedirtti insana. Ardından gelen ''California King Bed'' ise işte başta dediğim o Barbadoslu küçük kızın geri dönüşü tıpkı ''Fading''de olduğu gibi. İlk iki albümünde verdiği sıcaklık gibi bir şarkı. Yalnız 3.20den sonraki o gitar solosuna dikkat ! ''Man Down''da ise arkadan inleyen siren sesleri ve ''rampapapamapama'' vokalleri. Catchy sound. Sanki bugüne kadar yaptıklarının özeti gibi, arkadan gelen Barbados esintileri biraz da rock chic ve sokak kızı imajı. Hepsi bu şarkıda sanki.

Tahammül sınırlarımın zorlandığı şarkı ise ''Raining Man''. Neden mi ? Rihanna'ya bu şarkı da eşlik eden isim son zamanlarda en az Taylor Swift ve Justin Bieber kadar sinir bozucu olan Nicki Minaj. Kendinizi arada bir ''ohh yeah yeah''' diye şarkıya eşlik ederken bulsanız da hani sokak kenarlarında satılan bebekler olur ya, dokunduğunuzda şarkı söylemeye başlarlar, işte bu da o bebeklerden pörtleyen şarkılar gibi. ''Complicated'' ise güzel bir dans şarkısı bile olabilir, özellikle ''Rain Man''den sonra konumlandırılmış olması bile kulaklarınızın pasının silinmesi için yerinde.

Son iki parça ve modunuzu düşürün artık. İlk olarak ''Skin''. Albüm de hiç ''Unfaithful'' ya da ''Russian Roulette'' kadar çarpıcı ya da vurucu balladlar yok ama bu da çok iyi bir R&Bi slowu. (Bu ne demekse). Ve albümün kapanışı. Tıpkı açılışı gibi mükemmel. Hani aylardır hiçbirimizin ağzından düşmeyen şarkı var ya ''Love The Way You Lie''. Rihanna hepimizi duymuş ve şarkı içerisinde en çok kendi söylediği bölümleri sevdiğimizi duymuş olmalı ve şarkının bir de Pt. 2 versiyonunu kaydetmiş. Şakının bu versiyonu için kendisi hikayeye bir de ''kadın gözünden bakmak istedik'' diyor. İyi de yapmış çünkü bu versiyon mükemmel. Eminem elbette yeniden eşlik ediyor, ama bu sefer daha az. Albümün sonunda da olsa beklenilen Rihanna geri dönüyor.
11-rihanna-love the way you lie (part ii) (feat. eminem) by jamesmayer
Albüm biterken keşke ''Who's That Chick?'' şarkısını da tracklist'e katsaymış dedim. ''Good Girl Gone Bad'' ve ''Rated R''den sonra oldukça sönük bir albüm olmuş. Ama aynı zaman da Rihanna'nın kariyerinin özeti gibi olmuş, Barbados'dan yerel esintiler de var, rock, r&b ve dans da var ! Ama ben pek sevemedim bu özeti. Yine de o Rihanna ve dinlemeye değer derim. En azından bir şans verilmesi gerekir. Albümün en iyi şarkıları açılıştaki ''S&M'' ortada yer alan ''Only Girl'' ve kapanıştaki ''Love The Way You Lie''. 5 üzerinden 3 o da sırf önceki albümleri hatrına :P

23 Kasım 2010 Salı

THE ULTIMATE WINTER // COATS & LEATHER & WOOL & CAMEL

Bu kış erkekler belki de hiç olmadığı kadar karizmatik ! Biraz da romantik ! Güzel bir kış kapıda. Deve tüyü ve tonları erkeklerde de oldukça trend. Üstünde kar tane motifli hırkalar ve atkılar, bereler ... El örgüsü ve yün giysiler ... Ben modaya göre giyinmem diyen erkekler de için bile festival gibi kış ! Şimdi alın hep giyin. Ne de olsa yünler ve toprak renkler hep favori.

Örneğin 3. ve 4. görselleri moda evleri bu sezon için yaratmış olabilirler, ama aynı zaman da bunlar öyle parçalar ki, zamansızlar ... Geçen sezon da bunlardan vardı, gelecek sezon da olmaya devam edicekler. 6. görsele ise iyi bakın, işte ordaki düğmeler sezonun hitlerinden. Hırkalardan, parkalara herşeyin üstünde onlardan var.
1: Elle Editorial
5: Pen Mag Editorial
6: Salvatore Ferragamo
7: Custo Barcelona
8: Louis Vuitton

Aşağıdaki ilk 5 görsel ise Massimo Dutti F/W 2010 Kolleksiyonuna ait. Muhteşem David Gandy'e eşlik eden isim Edita Vilkevicute. Kampanyayı fotoğraflayan isim ise Paola Kudacki.


Bunlar da sezonun en hit rengi ''camel'' temalı paltolar. Şimdi bunlardan alırsanız hem bu sezon parlarsınız hem de daima kullanabilirsiniz.
1: Gucci
2: Şeytan gibi hissetmek isteyenlere gelsin: Prada
3: İngiliz Asilzadeleri için: Burberry Prorsum
4: Style Up For Your Life editöryallerinden

Anneleriniz ya da büyük anneleriniz her zaman örmüşlerdir bunlardan size değil mi ? Bırakın onlara burun kıvırmayı, sadece rica edin, derdinizi anlatamıyosanız bu görseli print edip onlara gösterin. Bence sonuç Prada'nınkinden farksız olabilir. Yünün kalite işini elbette bilemem :)
1: ''Gant'' by Michael Bastian
2: Rag & Bone
3: Prada for Pen Mag
4: Bottega Veneta
5: Vanity Fair editöryallerinden 

Özellikle ilk görseldeki atkı! Bence bir diğer ''must-have''.
1: For style up your life mag
2 & 3: Dolce & Gabanna
4: United Colors of Benetton

Deri ürünlere isterseniz fetiş diyin, isterseniz başka bir şey, ama şu deri ceketlerin hepsi de must-have ! Özellikle de Burberry olanlar :)

1: Buberry Prorsum
2: Jean Paul Gaultier
3: Michael Bastian
4: Simon Spurr

Madem o kadar David Gandy'den bahsettim. O halde postu da onla kapatma vakti. İşte Kate Macleod tarafından fotoğraflanan Gandy. İlk görsel Paul Smith markasından David Gandy seçimi ! Fashion Nighst In kapsamındaki kendi blogu için seçmiş olduğu parça.

22 Kasım 2010 Pazartesi

AMERICAN MUSIC AWARDS

Yo HT Bloomberg !!! Seni ilk olarak yılın kazananı seçiyorum. İlk önce 52. Grammy Awards'ı canlı canlı bizlere izlettin şimdi de American Music Awards'ı. Teşekkürler.

Dün gece Los Angeles Nokia Theatre'de ünlüler buluşması vardı. Hepsinin de sebebi ziyareti belliydi. 2010 American Music Awards. Amerikan Endistürüsüne katkıda bulunanları taçlandırmak. Gecenin kazananları belliydi, dünya starlarını geride bırakarak 3 ödül kapan Justin Bieber, gecenin açılışını yapan Rihanna, unutulmaz sahne şovlarıyla da The Black Eyed Peas ve Pink. Backstreet Boys ise gençlik yıllarıma beni geri götürdüğü için beni yeniden mutlu etti. Gecenin sunucusu ise Heidi Klum'du. Natasha Bedingsfield ise co-host'lardandı. Uzun bir aradan sonra onu yeniden ekranda görmek güzel oldu.


Ve tercüman sorunu ! YO THE TRANSLATOR ! Sahneye çıkan Keri Hilson değil Avril Lavigne'di. Ayrıca ödül kazananlar coşkuyla bağırdıklarında senin de bağırmana gerek yoktu ! Bir de sanki şarkı arasında bir bağırdı yine kendisi ?

Her zamanki gibi ödül töreninin twitter sunucusu bendim ve an ve an takipçilerime orada olanları duyurmak boynumun borcuydu elbette. Dolayısyla beni izlemeyenler çok şey kaçırıyo :) Her neyse Rihanna gecenin açılışını havadan ağacın üstünden yaptı ve ''Love The Way You Lie'' pt 2 ile ağacın üstünde başladı. Ayakları yere bastığında ise ''What's My Name?'' ve ''Only Girl (In The World)''ü söylemeye devam etti. Rihanna şarkıyı bitirdiğinde herkesin ayakta onu alkışlaması ise bence tüyleri diken diken eden cinstendi.

 Aynı şekilde Pink de ''Raise Your Glass'' şarkısını söylediiğinde herkes sahne önünde toplaşmıştı. Gecenin bir diğer canlı performansı taklitçi Enrique Iglesias'dan geldi. Konukların arasından fışkıran davulcu numarası bayatladı bebeğim. Black Eyed Peas de tıpkı kendi şarkısının içine batırıp bırakan Katy Perry gibi havada başladı şarkısını söylemeye. Takıldığım üç nokta vardı. Enerjileri. Fergie'nin bacakları. Beylerin rengarenk outfit'i.

Gecenin looser'ı Miley Cyrus'dan geldi. Tıpkı Katy gibi şarkısını bok etmeyi başardı. İnanılmaz berbat bir sesle Mariah Carey ağırlığını koymaya çalıştı sahneye. Dantelli gece elbiseleri, mumlar falan, bir kere Mariah kadar büyük göğüslerin yok seni pamuk prenses.Canlı performansların adaylıklardan daha fazla olduğu yegane ödül töreninde beni en güldüren şey ise bücür Will Smith'in kızının sahneye çıkıp yerden bitme mikrofona bile uzanmakta zorluk çekerek Justin Bieber'ı sahneye davet etmesi oldu. Bebelere balonnn.

Son albümünün rezilliğinden sonra yeni filminin promosyonu kapsamında sahneye çıkan X-Tina ise görüldüğüm kadarıyla depresyonda ve bir hayli kilo almış. Ağzınla kuş tutsan umrumda değil ! Ke$ha'nın ise her seferinde değişik sahne showlarına imza atması sevindirici. Değişik kostümler ve sahne ışıkları. Yanlız güzellik konsuunda Lady GaGa ile yarışır cinsten. Sahnede çıkıp da gitarını parçalaması ise ''epic''. Merakla beklediğim ancak beni hayal kırıkılılığına uğratan performans ise Santana ve Gavin Rosdale ikilisinden geldi. Kid Rock acapellası ise içimi ısttı. Kapanış ise Backstreet Boys ve New Kids On The Block'dan geldi. So 90s so sentimental.


Bu okuduğunuz show'un kısa özetiydi. Sıra ödül kazananlarda.
Shakira, Lady Antebellum ve Muse'un ödül kazanmalarına çok sevidnim. Taylor Swift elbette ödül almadan eve dönseydi olmazdı zaten. Yalnız dediğim gibi Justin Bieber beni çok şaşırttı. Best Breakthrough hadi neyse ama Best Male kategorisinde Eminem ve Usher'ı alt etti, üstelik Best Artist of The Year'de de Lady GaGa ve Katy Perry gibilerini geride bıraktı. Ödülü aldığında ise sahneye Usher'ı da çağırdı. Bu arada aşağıda dağıtılan bazı ödüllerin sahneden verildiğine ben tanıklık edemedim ?

PS: Sırada Grammy'ler var ! Umarım HT Bloomberg onları da gösterir. 1 Aralıkta ise adaylıkları açıklanıyor.


Favorite Soul/R&B Album: Usher, Raymond v. Raymond
Favorite Pop Rock Band/Duo/Group: The Black Eyed Peas
Favorite Country Female Artist: Taylor Swift
Favorite Latin Music Artist: Shakira
Favorite Soul/R&B Female Artist: Rihanna
Favorite Country Male Artist: Brad Paisley
Favorite Breakthrough Artist: Justin Bieber

Favorite Pop/Rock Male Artist: Justin Bieber
Favorite Country Band/Duo/Group: Lady Antebellum
Favorite Alternative Rock Music Artist: Muse
Favorite  Adult Contemporary Music Artist: Michael Bublé
Favorite Soul/R&B Male Artist: Usher
Favorite Artist of the Year: Justin Bieber
Favorite Country Album: Carrie Underwood, Play On
Favorite Rap/Hip-Hop Male Artist: Eminem

Favorite Pop/Rock Album: Justin Bieber, My World 2.0
Favorite Pop/Rock Female Artist: Lady Gaga
Favorite Contemporary Inspirational Artist: MercyMe
Favorite Rap/Hip-Hop Album: Eminem, Recovery
Favorite Soundtrack AlbumGlee: The Music, Volume 3 Showstoppers

görseller just jared ve zimbio

21 Kasım 2010 Pazar

KAPAK KONUSU : THE ULTIMATE WINTER W/ DAVID GANDY

David Gandy: Ona yaşayan en seksi erkek, (yoksa o Tom Ford mudyu ? - neyse-)ya da 21. YY'ın disk atan atleti de diyebiliriz. Kampanyaların, defilelerin aranan yüzü olmakla beraber o da aynen bizden biri. Henry Holland ve Colin Firth'ün eşi Livia Firth gibi British Vogue'un internet sayfasında kendine ait bir blogu var. Hatta ve hatta erkekler için stil rehberi temalı bir de iPhone / iPad App'u bile var !

D&G'nın bir numaralı mankeni olmasının yanında aynı zamanda stiliyle de her zaman göz dolduran bir model o. Genellikle klasik seçimleri tercih ederek karizmasını bu şekilde korumaya çalışanlardan.

Kendisi bu ayki ApolloBoy Mag'in kapağındaydı ve tam 4 farklı kapakla sizlerle buluşmuştu. Kapakta olma nedeni ise muhteşem Massimo Dutti ile sezonun en hit parçalarını üstünde taşımasıydı. Markanın yüzü olması ve kışın kapıda olması -her ne kadar da havalar şu anda aksini söylese de- onu kapağa taşımamda bir numaralı etkendi.

Kendisi aynı zamanda zaman Vogue Editöryallerinde baş erkek rolünü üstlense de tek başında GQ ya da L'officiel Hommes gibi dünyanın bir numaralı erkek / stil dergilerinin de kapağını süslemiştir.

Kendisi son olarak bir de W Hotel (W London) reklam filminde oynamış. Son zamanlarda stil temalı reklamlar çokça beğeni toplamakta üstelik bunlar bir de kısa film şeklinde çekiliyor. Daha önce Marion Cotillard, Dior ve Jude Law da Dior Hommes için kamera karşısına geçmişti. Bu sefer ise bir otel reklamı. Henüz elimize to be continued olarak verilse de - yani ikinci kısmı coming soon- reklamda David Gandy ve Helena Christensen göz dolduruyo. Bir otel için fazla uzun ve gereksiz ayrıntılar olsa reklam kampnayasının devamını merak etmekteyim. Kısa film tadındaki bu kampanya Edoardo Ponti tarafından çekilip Londra manzaraları kampanyanın bir diğer baş rol oyuncusu. Kısa filmin ismi bile var. ''Away We Stay''. Tamam oyunculuklar çok iyi olmayabilir,konu da eh işte, ama kimin umrunda ki ? Kampanya ilgi gördü bile :)


Yukarıda da dediğim gibi kendisi stiliyle de sürekli göz dolduruyor. Look de Jour blogumda kendisini defalarca konuk ettim.

Spring / Summer 2010 döneminde Sarar için de kamera karşısına geçen Gandy'nin dünyada daha fazla konuşulma nedeni ise D&G kampanyaları. F/ W 2010 kampanyaları çerçevesinde ise Scarlett Johanson ile beraber.
Fall / Winter 2010 Light Blue

Postun devamı Volume 2'de ise David Gandy ile Massimo Dutti kampanyasına göz atıcam. xoxo. keep watching me babes :)

20 Kasım 2010 Cumartesi

KISA KISA ...

Söylemem gereken bir kaç şey vardı ! O halde ...

Kasım sayısı olarak ALL alışveriş ve moda dergisi yanında biz erkekleri de düşünerek ALL;Men eki vermiş. Aslında ek bildiğin ikinci bir dergi. Üstünde Sayı:1 yazması beni gelecek adına da sevindirdi. Kapaktaki isim kaçınılmaz olan Engin Altan Düzyatan. Sanırım Türkiye'de erkek dergisi kapağı denince ondan başka bir isim düşünülemiyo. Hoş olmuş onu kapakta görmek, üstünde sezonun hit parçası fötr şapka var. Engin Altan'la yapılan röportajın yanında bir de ufak bir moda çekimi var. Fazla editöryal yer almamasına rağmen, sezonun öne çıkan bütün parçaları neredeyse tanıtılmış, keşke o ayakkabıları, çantaları da katalog gibi çekmeyip editöryallerle bizlere tanıstsalardı ... neyse buldukça bunamak deniyo sanırım buna ;) ilk sayı .. olur bu kadar .. umarım gerisi de gelir. Ne ucuz ''erkek'' dergisi, ne de sırf moda. Bence alın bakın. Etrafınızdaki kızlara Ebru Akel'li All'u verin siz de erkek dergisiyle neşelenin.

Alıp okumadım ama Kasım ayında Cosmopolitan'da bir Cosmoman eki çıkmış, Eylül'de Marie Claire bir erkek eki bizlere vermişti. Gözümüz şimdi Vogue'da. Ya da Elle şu Meksika edisyonu için hazırlanan dergiyi Türkçeleştirse ? Ben yardım ederim onlara :P lol Bir erkek derrgisi için sanırım bundan daha taş bir kapak olamaz :P Hazır Aralık ayında kapağa bir erkek taşımışken bence bunu yapmalılar. Bakın bu fikiri de ben verdim size :)


Son zamanlarda beni ekrana yapıştıran programlardan biri ''Yok Böyle Dans''. Program gerçekleştirmek istediği niyet açısından çok süper. Kadrosu da iyi oluşturulmuş. Daha önce ünlülerle beraber yapılan yarışmalara nazaran seçilenler daha kaliteli. Ancak eleştirmek istediğim bir kaç nokta var. Birinci haksız rekabet yapıldığını düşünüyorum. 70lik Güneri Civaoğlu hiç dans etmemesine rağmen, çok affederseniz orda kazık çakarak puanları götürürken diğer yarışmacıların sergilediği gösteriler gözden kaçıyor. Geçtiğimiz hafta ''salsa'' dediler yanılmıyosam ya da fastmove mu ne ? ancak seçilen parçalar bildiğimiz klasik Türk Pop parçaları olunca ortaya absürd olaylar çıkıyor. O halde yarışmacıları eleştirmek yerine bence parçaları seçenlere bir bakmak lazım.  Bir de nispeten erkek dansçılar daha avantajlı, zira kızlar bol bol dans ederken, erkeklere daha pasif durmak düşüyor. Jüri üyelerinde Lilia'nın da özür dileyerek erkek delisi olduğunu düşünüyorum, bir kadın ne kadar da güzel dans etse puanı kıt kullanıyor, ama bir erkek dans etti mi, iltifatlar gırla puanlar çuval çuval. Defne Joy. Çok şekersin, Türkiye'nin en samimi, dobra ve içten TV yıldızısın ama cidden geçen hafta biraz ''walk the line'' durumları oldu sanki. Amman kendini antipatikleştirmeden frenle. Favorilerim ise Azra Akın, Burcu Esmersoy, Eda Taşpınar, Bora Kozanoğlu ve Defne Joy . Pascal'ın performansı da hiç de fena sayılmaz. Nilgün Belgün ise gerçek bir yıldız.

Bayramda sokak gezmeleri kapsamında çehresini değiştiren Tünel Bilstore'a da gidebildim sonunda. Hemen girişte aralarında Tom Ford'un da bulunduğu Taschen serisinden örnekler var, yalnız benim ilgimi çeken bir diğer nokta ise New York Metropolitan Museum 'dan bazı parçaların da sergilenmiş olması. Başka eserlerin de sunulduğu bu iki katlı mağazanın alt katı küçük bir sanat galerisi gibi.  

Bu ay hakkında en fazla konuşulan moda olayı ise Saadet Işıl Aksoy'un Marie Claire Türkiye için İtalya'da gerçekleştirdiği  Louis Vuitton çekimleri oldu. Paylaşmak istediğim şey aslında editöryaller değil, konunun kendisi. Vogue; Türkiye'ye gelmeden önce moda dergilerinin, modanın ismi bile çok az geçerken, şimdi sektörün havası değişti. Rekabet kızışmaya başlayınca kalite ve ilgi arttı. Geçtiğimiz 10 sene boyunca moda dergileri konusunda aklımızda kalan tek şey Ayşe Arman'ın olaylı Elle Kapağı olurken şimdi mevzular zenginleşti. Harper's Bazaar aynı zamanda Aralık sayısı kapağına Sophie Ellis-Bextor'u taşıdı. Bunu şarkıcı twitter'ından duyurdu. Elle Türkiye ise Tarkan'ı kapağa yerleştirdi. Aralık ayında sadece Türkiye'de değil tüm dünyada kapak savaşları başladı. Penelope Cruz İspanyol Vogue'unun kapağından bizlere gülümserken Fransız edisyonda Tom Ford, Dapne Groenevel ile Mert & Marcus'a poz verdi. Aralık ayında ise dergilerle ilgili bir yazım blogda olacak.

Kasım ayında sizlere ApolloBoy Mag kapağını sunarken altına Javier Bardem'in ve Woody Allen'ın bu ay vizyona döneceklerini yazmıştım. sinemalar.com 'a bir kez daha güvenirsem bu da iki olsun o halde.   

Vogue Türkiye'nin Kasım sayısında ise dikkatimi çeken bir şey vardı. Beyoğlu'nda bulunan İnci Profiterol'ün kapanabileceği üzerine bir yazı. Profiterol en sevdiğim tatlıdır. İnci'nin profiterolü ise bir harikadır. Maaleseef ülkem elindeki şeylerin kıymetini bilmediği için o da kapanmakla yüz yüze. Üzücü. Elinizi çabuk tutun, İstiklal'e çıktığınızda soluklanmak için 10 dakikanızı ayırın. Günümüzde başka hangi ''yiyecek dükkanının'' önünde milletin ayakta yemek yediğini gördünüz ki ? Hayır sigara içmek için değil, dün insanlar ciddi cidii ellerine içi profiterol dolu tabakları alıp kapının önünde ayakta yiyorlardı. 

İyi haftasonları !

19 Kasım 2010 Cuma

P!NK || GREATEST HITS ... SO FAR

2003 yılının başı. Yeni bir şarkıcıyla tanışıyorum, TVde sürekli ''Family Portrait'' videosu dönüyo, sonra radyo başında dikiliyorum, NR1FMde şu şarkı çalsa da kasede kaydetsem diye bekliyorum. 13 yaşında tek derdi tasası okulu olan bir çocuğu bile etkiliyor, belki de o günlerde de depresif takıldığımdandır, evet evet ciddi ciddi içime kapandığım bir dönemdi 2003 kışı, işte o günlerde dikkatimi çekmişti. Zapzayıf, kısa saçlı ve adonis kaslarını sergilemekten çekinmeyen Pink'le.

Sonra sene 2006. ''Stupid Girls''. Paris Hilton'la, Olsen Kardeşlerle, Jessica Simpson'la, solaryum kızlarıyla dalga geçen bir şarkı, üstelik Pink'in yanında bu sefer bir de 50 Cent var. Pek de alışık olmadığımız bir şey. Bir de ''Dear Mr. President''. Belki de hayatımda duyduğum en açık sözlü şarkı. Çünkü terk edilme ardından bol şarap etkisiyle eski sevgiliye yazılmış bir şarkı değil, dünyayı yöneten bir ülkenin başkanı George W. Bush'a açık açık yazılmış bir şarkı. Sözlerini okuyup, müziği dinledikten sonra kalbinde bir şeyler hissetmeyen kişinin insanlığından şüphe ederim ciddi ciddi.

Daha sonra ''I'm Not Dead'' sonrası yeni albüm geldi ''Funhouse''. Debut video ''So What'' 2000lerin en eğlenceli videosu ve şarkısı olmayı başarırken Pink'e de şapka çıkarttırıyo. Eski eşiyle ve ilişkisiyle dalga geçiyor, üstelik videoda beraber kamera karşısına geçiyo. Daha sonra ''Funhouse'' singleı ve reklamlardan da aşina olduğumuz ''Bad Influence'' ölüyü bile dans ettirecek, stresten uzak tutacak ve de şarkıyı dinlerken dans ederseniz kalori ykatıracak cinstendi.

Greatest Hits...So Far !!! International Editon kapsamında 21 şarkı bulunuyor. İlk albüm ''Can't Take Me Home''dan itibaren her şarkı burda ancak eksik kalan 2 fireyle. Biri ''Moulin Rouge'' soundtarckinde de bulunan ve Lil Kim, Xtina, Maya, Missy Elliot gibi isimleri birleşitren ''Lady Marmelade'' ve diğeri de ''Try This'' albümünden ''God is a DJ''. 10 yıllık kariyerin özetinde bir de 4 yeni şarkı bulunuyor. Kılıktan kılığa girdiği videosuyla ''Raise Your Glass'', ''Fuckin' Perfect'' ve ''Heartbreak Down''. 4. şarkı ise geçtiğimiz sene Adam Lambert'ten duymaya alıştığımız ''Whataya Want From Me''. Şarkı Pink'in son albümü ''Funhouse'' için kaydedilip tracklist içine alınmamış.

Her daim eğlence için Pink dinlemek iyidir !

görseller
pink.com