Milano etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Milano etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2011 Salı

LAST SHOT FROM MILAN !

Tamam yoruldum artık ancak Milano'dan son post. Gece uçağım Paris'e havalanıyor ve sonra postlar orada. Bugüne kadar aralarda kaçırdığınız postlar varsa Z Zegna'nın yaptıkları hepsini özetler derecesinde. Boyları kısalan paltolar, turkuvaz ve yeşil ile mavi karması renkler. Deve tüyü ile hardalın karışımı. Değişen pantalon modelleri ve koyu renkler.
Ve Ümit Benan ! Milano'da bir Türk tasarımcı. Aslında bu tür milliyetçi yaklaşımlardan nefret ediyorum, ancak Milano gibi bir yerde böyle birinin yer alması -ve kaç sezondur üstelik- oldukça gurur verici. Prezantasyon ile kreasyonu sergileyen Benan'ı attığı tweetle Anna Dello Russo da çok beğendiğini açıkladı. Geçtiğimiz showda yani 2011 yazı için şalvarlarla bizleri şaşırtan Benan yine şaşırtmaya devam ediyor. Kreasyonun en ilgi çekici yanlarından etek ! Evet etek, bir de ne derler sizler, içlik sanırım değil mi ? evet evet içlik. Kısacası oldukça garip. Ancak bunlar dışında ilhamın centilmenlerden geldiği de yadsınamaz. Yakın zamanda Niyazi Erdoğan'ı da orada görmek isterim doğrusu.
Geriye bir tek Marc Jacobs kalıyor. Onu da daha sonra update'lerim !

MILAN'S BIG BROTHERS

Milano Men's Fashion Week sona doğru yaklaşırken - hatta bugün son- modanın ağır abileri de artık bir bir kendini göstermeye başladı. Kadınlara yönelik tasarımlarında adeta büyüleyici hikayeler yaratan Alexander McQueen erkeklerde daima daha sade ve daha deneysel olmayı deniyor. Kadınlar için kraliyet ailesinden ve mitolojik kahramanlardan ilham alırken sıra bizlere geldiğinde minimal yaklaşımlara göz kırpıyor. Show'un en vurucu 4 parçası ise bu paltolardı.
Pringle of Scotland inanılmaz sıkıcı. Yünler ve deriler ön planda. Koyu renklerin hakimiyeti. Dsqueared2'de ise şapkalar ve kasap önlükleri en çarpıcı detaylar onlar dışında pek de değişiklik yok. Koyu renkler, simetrik kesimler, skinny- tayt karması ve de şalvarımsı pantolonlar ise Neil Barrett'te karşımıza çıktı.
Kahverengi ve üstü işlemeli Kütahya porselenlerini hatırlatan kolleksiyon ise Etro'dan. Sanıyorum çok klas ve stil sahibi üst tabaka insanların zevkine hitap edilmiş muhteşem parçalar yer alıyor.
Şöyle bir düşündüm de bir kaç sıkıcı tasarımcı dışında kırmızıyı kullanmayan kalmamış gibi. Moschino da 2012 kışında bizlere bu rengi kullandırmaya meraklı sanırım. Şortların ve tozlukların da baş gösterdiği (ilham Rugby'ciler olsa gerek) Moschino kreasyonunda bir de parlament sinema geceleri nostaljisi yer almış..
Versace, fetişi ön plana çıkarmışa benziyor. Deri ceketler ve deri eldivenler. Slim Fit takım elbiselerin yanı sıra, deri detaylarla süslenmiş ceketler ve bu kışın hit rengi deve tüyünün devamı. Renkli seçimler yapmak isteyenler için ise yine gece mavisi ve tonları da sizleri bekliyor.
Parlayan kumaşlar, vücudu saran bodyler, mokasen ayakkabılar üzerine geçirilen eşofmanlar ve renkli saten gömlekler. İşte Giorgio Armani.

COLOR BLOCKS STRIKES BACK

Renkleri hepimiz seviyoruz, siyah için Poe'nun kısa öyküleri ve kasvetli hikayeler dedik. 2011 yazı için Gucci, Louis Vuitton ve Marc Jacobs kadınlar için rengarenk kıyafetler hazırladı. Son olarak Vogue Paris bu temayı Şubat kapağına taşıdı. Peki biz erkekler ? Bottega Veneta ve Jil Sander bizlere de göz kırptı ! Yetmez ama idare edin dercesine. Ancak D&G bizleri doyurdu desem yeridir. Hem de kış sezonu için. D&G ilhamını Amerika'dan ve Pop Kültüründen aldı, çizgisine renkleri de kattı. Biraz spor takımlarının formalarını andırdığını itiraf edelim. Daha önce hangi biriniz üstünde Coca Cola yazılı bir t-shirtle sokakta yürüdünüz ki ? Nasibini alan sadece Coca Cola da değil üstelik. Disney'in Mickey Mouse'u da D&G ailesinde. Ayakkabı konusunda ise rahatız. Aylar öncesinde yayınladığım ''shoes'' postunda kullanılan ve hazır giyim markalarının vitrinlerinde yer alanlarla hemen hemen aynı. Ancak rengarenk. Son bir kaç sezondur takmaya alışık olduğunuz ve 80leri geri getiren Wayfarer'ları ise bir kenara bırakabilirsiniz ! D&G aynı zamanda müzik dinleyen gençleri de düşünmüş.
Pantalonların ağ kısmı ise tıpkı Dolce & Gabbanna için yaptıkları gibi. Ancak bu sefer kumaş değil de farklı materyal ve renklerle birleşmesiyle daha özgürlükçü ve indie bir görünüm çıkmış ortaya. Sonuç olarak oldukça cool.
Çorapların rengarenk olmasına alışmıştık ya da Golden Globe'larda da gördüğümüz gibi Helena Bonhem Carter'ın farklı iki ayakkabı giyinmesini, ya her iki kolu da birbirinden farklı olan hırkaları giyinmeyi düşündünüz mü ? Rengarenki, cıvıl cıvıl inanılmaz eğlenceli tıpkı Mika gibi.
Kanımca 90lı yıllarda ütünüze geçirdiğiniz kazakları yeniden ortaya dökmenin vakti geldi ? Eğer t-shirtler ve kazaklar üstünüze olmuyorsa ordaki sevimli kahramanları kesin ve değerlendirin derim :)

17 Ocak 2011 Pazartesi

İLHAMINIZ NERDENDİ ? SOKAK ? FRANSA ? ATLAR ?

Modanın kalbi erkekler için üçüncü kez Milano'da atmaya devam ediyor. Iceberg ilhamını sokaktan almışa benziyor. Kendine özen gösteren her erkeğin üstünde görebileceğiniz parçalar showun bir parçası dolayısıyla pratik, alınabilinir ve giyilebilir. Renk bakımından çok bol keseden davranmasalar da aksesuarlarda ve trikolarda kırmızı ve tonları ön planda. Yünlerin ağırlıkta olduğu kreasyonda aynı zamanda sevdiğim renk turkuvaz ve mavi tonları da bizleri bekliyor. Bir atkı koleksiyonucusu olarak gözüme çarpan en güzel şey sonbahar / kış showu içinde bunu en iyi  kullanan isim olmaları. Erkekler neden şal kullanmasın diyenlerdenseniz gelecek sezonu bekleyin.
Marni ile biraz avant-garde biraz vintage takılmaya ne dersiniz ? Koyu renklerin ve kıvrılmış paçaların ön plana çıktığı Marni'de ayakkabılarda da değişiklikler var. Yünler Iceberg ve Missoni'de olduğu gibi burada da revaçta. Yine de bana pek bi' kullanışsız geldi. 70-80lerin Fransız kadının erkek versiyonu gibi.
Moncler Gamme Bleu ise çizmiş olduğu hikaye ve ilhamıyla beni büyüledi. At binen İngiliz Aristokrasisi. İskoçları çağrıştıran ekoseler ve noel ağaçları gibi birbirlerini tamamlayan kırmızılar ile yeşiller. Aynı zamanda diz boyuna kadar gelen çizme ve üstünden giyilen şort modası erkeklere de sıçramışa benziyor. Ne dersiniz Türk erkekleri giyer mi böyle ?
Son olarak John Richmond, bunun ilhamı ise tıpkı Roberto Cavalli'de olduğu gibi hayvanlardan gelmiş olsa gerek. Siyahların yani kasvetin ağırlıkta olduğu kreasyonda, tüyler, kürkler ve deriler de ön planda.

THE GUCCI ! WANT THEM ALL - HOTTIE CLUTCHES FUR GUYS

Milano Fashion Week F/W 2011 içinde gördüğüm en muhteşem parçalar ve kombinler Gucci'de yer almış desem abartmış olmam herhalde. Hem muhteşem kesim takım elbiseler, hem inanılmaz çekici kazaklar, hem çok şık hem de spor parçalar. 70lerin pantalonları geriye dönmüş gibi. Dolce & Gabbanna'dakilerin aksine kalem gibi pantalonlar, renkler ise yeniden geçmişi çağrıştıran cinsten. Koyuların ağırlıklı olduğu kreasyonda trikolarda canlı renkler de mevcut, paltolarda kürkler, trikolarda yünler.
Dikkatimi çeken en önemli detay ise çantalar. İş adamları için düşünülmüş şık ve maskülen çantaları bir kenara bırakın, inanılmaz şık clutchlar bile eklenmiş. Pek fazla feminen durdukları söylenemez ve bu yüzden çok kullanışlı ama Marc Jacobs dışında bu clutchlardan kim kullanır orası meçhul.
Ve diğer çantalar. 
Ve Gucci kesinlikle ortaya daha seski bişey çıkartamazdı herhalde. Herşey baştan aşağıya kusursuz. 

16 Ocak 2011 Pazar

SOME BORING SPOTS FROM MILAN

Milano Fahion Week'te ikinci günün en merakla beklenen showlarından biri Vivienne Westwood'dan geldi ! Modanın en çılgın kadını çılgınca bir sunuşla karşımıza çıktı. Yine de beni pek de tatmin ettiği söylenemez. Giyemeyeceğimi biliyorum ancak pantalonların bu versiyonu çok hoş gözüküyor. Burberry ve Dolce & Gabbanna'da da bu tarz pantalonlar vardı. Genelde renklerin pek ön planda olmadığı kreasyon kara günlerin habercisi gibi.
Prada'da pantalonlar çorap içine sokuluyor, kırmızı sonrası bir diğer hit renk yeşil burada da parlıyor. Ki kreasyonun hit parçalarından biri olan kazak daha önce Dolce & Gabanna'da gördüğümüz blazerlarla güzel bir kombin oluşturabilir. Ayıp olmayacaksa söylemem gerekir. Hiç beğenmedim.
Costume National ise ilk günden kalmıştı, ancak bahsetmemiştim. O da fazlaca sıkıcı. Keza Missoni'nin kreasyonu da. Yünler falan Fall / Winter temasının en önemli materyali olsa da fazlaca yaşlı ve kötü giyinen dedeler gibiydi.

ŞEHİRLİ, MASKÜLEN VE KARİZMATİK: POST #250

Kadınlar için belli başlı kalıplar vardır şehirli ve masküler, şehirli ve seksi ve bunlar gibi tanımlamalar. Salvatore Ferragamo'nun yaptıklarını da gördümse bunlar geldi aklıma. Şehirli ve karizmatik erkekler. Ayrıca oldukça da derli toplu. Renk skalası oldukça düşük ancak beyaz da var siyah da. Kahverenginin göze sokulması ve doğadan etkileşim yeşil tonları.
Dolce & Gabbanna kadar seksi olmasa da göze çarpıcı. Kırmızılar o kadar göze sokulmasa da bordolar ve tonları ön planda. Yerleri süpüren paltolarla Matrix gibi dolaşın, biraz gizem katın. Emporio Armani aynı zamanda şıklığın yanında rahatlığı bile düşünmüş. Dağa çıkmaya hazır olun ! Deve tüyü (camel) ise tıpkı bu sezonda ve az evvel Ferragamo'da görüldüğü gibi devam ediyor.

IT-COATS / PANTS / BAGS FROM MILAN

Milano Fashion Week teması Fall Winter olunca kışın en hit parçaları kabanlar ve paltolar da sahnedeki yerini alıyorlar. Muhteşem kesim bir Dolce Gabbanna takım elbisenizin üstünden ne giyerdiniz ? Elbette Gianfranco Ferre tasarımı muhteşem bir palto !
İlkbahar / Yaz kreasyonu ile beni kendine hayran bırakan Bottega Veneta ise pastel ve koyu renklerin yanı sıra renklere de yer vermiş ! Hani atkılarla falan görünümünüze renk katın demiştim ya, bence unutun, çünkü pantalonlar bile kendini aşmış. Deri ceketler ise her zamanki gibi hit parçalar olmak için seçkide yerini almış. Hemen hemen her tasarımcının kreasyonunda olduğu gibi burda da kadife ceketler var ve ben hepsini istiyorum.
Çanta merakımdan dün biraz bahsetmiştim. Hazırlamış olduğu kreasyonla bana direkten Johhny Depp'i çağrıştıran John Varvatos sesimi duymuş gibi. Erkeklerde ayrıca kırmızı renk gelecek sezon belli ki çok popüler olacak zira burda da kazaklarda ve pantalonlarda bu rengi fazlasıyla görüyoruz.

IN-DETAIL ! WHAT THE HELL ?

''Şeytan ayrıntıda gizlidir'' dediğimi hatırlıyorum daha önce. Ermeneglido Zena için tam anlamıyla geçerli olsa gerek. Ve evet Milano Fahion Week'ten bu sefer en ilgi çekici ve çarpıcı detaylar.

Paltolar üzerine geçirilen kemerler ? Ya kemerlerden sarkıtılan aksesuvarlar ? Tanrım bu nasıl bir trend dediğiniz duyar gibiyim ? Ama öyle ! Peki ya caddelerde görmeye alışık olduğumuz at binen insan modeli ''paçalar çizme içeri'' modasının sıçrayışı ? Bir de geri dönen bel çantaları ? Kıravat iğnelerinin 21. YY hali ise gözden kaçmamalı. Nordic havayı burada solumaya ne dersiniz peki ? Ufak ama sizleri farklılaştıracak detaylar bunların her biri de.
Trussardi 1911de ise ön plana çıkan detaylar çantalar ! Kıvrılan kemerler işte burada. Gözlükler de yine başka bir odak noktası elbette. Şu günlerde çanta aramaktan bitap düşen ben için oldukça kıskandırıcı modellerin de olduğunu söylemeliyim. Deri eldivenler ve deri cap'ler ile de fetiş ruhunuzu gün yüzüne çıkartın !

COLOR CONTRAST IN MILANO

Milano Fahion Week Fall/ Winter 2011/ 2012'den notlarla ilk günden arta kalanlara devam ! Sokak stili bloglarını takip edenler bilir, artık sadece kadınlar değil erkekler de rengarenk dolaşmaya başladı. İlkbahar / Yaz modasında ve festivallerde alışık olduğumuz görüntüler daha sorna kışın koyu renk paltolara eklenen renkli atkılarla eğlenceli hale gelmeye başladı. Ancak son olarak Jil Sander bu renkliliği ve çeşitliliği her alana taşımışa benziyor. Altına şort üstüne üstüne takım elbisenin ceketini giymeye alışık olmayan biz Türkiyeliler için bu durum biraz yadırganabilir, ancak İsviçre Bankasının genel müdür neden böyle gitmesin ki ?
Modanın Mariah Carey'si ya da Ebru Gündeşi olan Roberto Cavalli ise daima ağır ve çok bayağı. Animalistic çizgiler ve leoparlar erkeklerde de ön planda. Daha öncelerde özellikle bir az yukarıda gördüğümüzün aksine renklerden yoksun bir kreasyon. Sadece kahverengi ve siyah. Edgar Allan Poe kadar karamsar. Outfit'ler ile yaratılmış hikayeler biraz Sherlock Holmes bir az da OrtaÇağ ve sonrasını anlatan İngiliz ve Fransız Edebiyat eserlerinde yer alan erkek karakterler gibi. Kullanılan figürler ve desenler aynı zaman da Kızılderilileri de hatırlatan cinsten. Ne giyerseniz giyin boynunuzdan fular eksik olmasın ama ! Bu arada bu sezon yeniden yükselişe geçen süet ayakkabılar da seneye de devam ediyor. Bu sezon buna yatırım yapan, karlı çıktı yani :)

FROM MILANO WITH LOVE ! BRIT NOBILITY & ITALIAN ELEGANCE

Milan Fashion Week başladı. 2011 / 2012 trendleri nelermiş diye ilk bakış atıldı. İlk gün modanın ağır topları sahneye çıktı. Safkan ingiliz Burberry Prorsum ve İtalyan şıklığı Dolce & Gabbanna bunlardan sadece ikisiydi. Biri ''men should act like a gentleman'' derken diğeri ''no fear of colors'' demeyi uygun gördü. Karar sizin !

Değişen çağa ayak uydurabilmek adına anında görüntü ile Burberry yeniden online olarak showu izletti. Dolce & Gabbanna ise hemen ardından youtube'a yükledi. Kim derdi bir gün her modaseverin moda haftalarına katılabileceğini ! Aynı atağı Istanbul'dan da bekliyoruz. Yok öyle bedavaya beşinci başkent.

Rengarenk paltolar, kışın vazgeçilmezleri koyu renkler ve ingiliz kumaşı ekoseler, bazı paltolarda ise bu sezonun ''it-dress''i MiuMiu'dan esintiler. Erkeklerin de kürke alışması gerektiği de dile getirilmiş :/ İşte bir sonraki kış yani 2011/2012de bizlere Ingiliz asaletini yaşatacak bir kreasyon. Burberry Prorsum. Kalın atkılar yerine ince detay fularlar ve karşı cinste olduğu gibi yoğun hayat telaşını yakalayabilmek için boyutu büyüye çantalar. Her daim şık ve görünüşe göre rahat duran ayakkabılar ise ''beni dolabına al'' diyor sanki ! (6.7.ve 8. görseller- Bir de onların rengarenk versiyonları mevcut) Klasik kesim pantolar dışında 5. ve 7. karedeki kesimlere de dikkatinizi çekerim. Yoksa o farklılık sadece modellerden mi kaynaklanıyor ?

İzlemek için ise !
İtalyan erkeğin stili, şıklık ve centilmenlik yarışı. Sartorial takım elbiseler ve ''red is the new black'' mottosu. Erkeklere renk aşısı. Sezon fark etmeden gardroplara bahar havasını taşımanın tam zamanı. Üst kısımdaki görüntü ne kadar incelmişse ayakkabılar da o kadar kabalaşmış. Geçtiğimiz sezon yükselişe geçen pantalon askıları (adına her ne deniyorsa) bir kaç yıl daha dolabınızın baş köşesinde yer almaya devam edecek. Şık erkekler için pantalonun altında kalan kısım da önemlidir. Bir de sabah kalkarken kimse makyajsız celebritylere benzemek istemez değil mi ? Yatakta, iş yerinde, sabah kahvaltısına katılmak üzere... her yerde gerçek şıklık. Pantalonların kesiminde yeniden farklılık. Ağları düşmüş, sanki altınızı doldurmuşsunuz hissiyatı :/ her daim kıravat takmak zorunda kalan beyler için ise ince detaylar. Ne demişer ''şeytan ayrıntıda saklıdır''. Jean giyerken kalıplarınızı kırın ve mavi renginden vaz  geçin. Yeri gelmişken kim demiş paça kıvırmanın yeni sezonda kaybolacağını. Kadifenin kusursuzluğu ve moda dergilerinin party-issue temalı sayıları için mükemmel seçimler. Dolce & Gabbanna hala bir İtalyan efsanesi olmaya devam ediyor.
Show'a göz atmak isterseniz diye !

8 Ekim 2010 Cuma

LONDON PARIS & MILAN ... TURKISH DESIGNERS ON THE RUNWAY

London, Paris ve Milano podyumları sadece first class designers'lar tarafından değil Türk modacılar ve Tuğçe Kazaz tarafından da istila edildi. Ancak yanlış anlaşılmasın burda Türklüğe bir övgü / yergi / özel iltimas ya da vurgu yok. Diğer designerları biraz daha sonraya saklıyorum / belki de bahara. Zaten işin ''kadın'' boyutuyla pek de ilgilenmiyorum. Sadece moda haftalarının ortak noktalarından bahsetmek istedim.

Londra'da sahne Bora Aksu ve Erdem (Moralıoğlu) için açıldı. Milano'da BNG, Paris'de ise Hussein Chalayan (Hüseyin Çağlayan),  Ezra+Tuba  ve Hakaan (Hakan Yıldırım) vardı. Paris furyasından etkilenmek için Arzu Kaprol da bir gösteri düzenleyenler arasındaydı. Ancak onunki olağan PFW programının dışındaydı.

Bora Aksu ile başlayalım dilerseniz. IFW çıkarması ardından senelerdir olduğu gibi bir kez daha Londra podyumlarında yer aldı. İstanbulda olduğu gibi koyu renklerin ağırlıkta olduğu bir kreasyondu, aralarda kırmızılar da yok değil. Yine karizmatik ayrıca. Tarz olarak yine duruşlar sert ve maskülenlik hissedilir derecede. Istanbul'dan ise pek bir farkı yok. İki kolleksiyon da birbirini tamamlar nitelikte.

Bunca moda postundan sonra bahar showlarının daima renkli kreasyonlardan oluşması gerektiğini düşündüğümü anlamışsınızdır. İşte Erdem buna güzel örnek. Marc Jacobs kadar pırıl pırıl renkler ortada olmayabilir. Ama çizgiler, desenler ve renkler kesinlikle baharı çağrıştıran cinsten. Podyumada bahar temasının işlenmesi, dekor olarak kır havasının kullanılması da artı değer. Danteller yine çokça ön planda. Geçtiğimiz sezon kadar olmasa da floral desenler yine mevcut. Haydi kızlar koşun Zara'ya. Ya da pazarlara. Şaka bi yana bu adamın ayakta alkışlanması lazım. Neden hala bu kadar az bilinmekte ?

Ezra + Tuba Çetin'den sizler için görsel bulamadım ama videosu var !
Ezra Tuba ss11 Paris Fashion Week from serdar börcan on Vimeo.

Geçelim Arzu Kaprol'e onun kreasyonu offical liste dahilinde ya da podyumda sergilenmedi. Daha fazla bir exposition'a benzetebiliriz. Şehirli ve maskülen duruş siyah, beyaz ve krem renkleriyle sergilenmiş.
Ve Hüseyin Çağlayan aka Hussein Chalayan. Her zamanki gibi sıradışı ve farklı. Japon kültürüne göndermeler ve şu meşhur ''Sakoku'' politikası. Izole edilmiş bir ülke gibi baş örtülerle izole edilmiş kadınlar. Siyah ve beyaz da var. turuncu, pembe ve yeşil de. Diğerlerine kıyasla biraz daha sanatsal daha deneysel. Bir de videosu var. Onun için ise tık.
Son olarak gelelim ANDAM yıldızı Hakaan'a. Defile dışında bir hayli programda neden var, neden yok hakkında konuşuldu. Aslında herşey şöyle başladı. Hakaan ANDAM'ı kazanır. Daha sonra nasıl olur bu konulu isimsiz mailler editörlere, gazetelere ulaşır. Son olarak ise açıklanan official listede Hakaan'ın ismi görülmez. Kendisi çıkıntılık yaparak- biraz da haklı olarak gününü değiştirmek istediği için bu programdan çıktığını açıklar. Bu noktaya bir kez daha gelmeden önce bir de Carine Roitfeld, Kate Moss, Naomi Campbell'ın defileyi ön sırada izlemesi (son 2sezondu) ve Lara Stone gibi A-List bir modelin (Models.com 'da bir numara) nasıl podyumda yürüyebildiği sorgulanır.

Gelelim deminki dedikodulara. Posta gazetesinden Huban Ayşem yazısından alıntılanmıştır.
''Hakan Yıldırım bu durumu, “Ben 29 Eylül’de defile yapmak istedim. ‘O gün boş yer yok’ dediler.Ben de kendi isteğimle resmi takvimden çıktım” diye açıkladı. Gelgelelim; HAKAAN defilesinin daha önceden açıklanan günü ve saatinin resmi takvimde boş kalması dikkat çekti!
Konuyu, Fransız Moda Federasyonu’na sordum. Aldığım bilgi şu: “Hakan Yıldırım 29 Eylül saat 19.00’da defile yapmak için çok ısrar etti. Bize kulak vermedi. Biz o gün ve o saati PEACHOO+ KREJBERG’e vermiştik. Bu durumda, Hakan Yıldırım kendi isteğiyle resmi takvimden çıktı.” Peki, 29 Eylül saat 19.00’daki PEACHOO+ KREJBERG defilesi neden yapılmamıştı?
Onu da, PEACHOO+ KREJBERG’e sordum: “Hakan Yıldırım bizim gün ve saatimizde resmi takvim dışında da olsa defile yapacağını açıkladı. Bu bir kapristi. ANDAM ödülü almış bir tasarımcının bizimle aynı saatte defile yapması, bizim aleyhimize, haksız rekabet yaratacaktı. Ayrıca katılımcılar ve basın ikiye bölünecekti. Bu şartlar altında defilemizi iptal ettik.” İşin özeti şudur: Hakan Yıldırım, İstanbul’dan gelip, 142 yıllık ‘Paris Moda Haftası’nın resmi takvimini alt üst etmeyi başardı. Hakan’ın başarısına ve kararlılığına şapka çıkarmak gerek!!! ''


Gelelim 2011 Spring / Summer koleksiyonu ve arkadan gelen yorumlara. İlk bakışta benim gibi vasat bir moda takipçisinin bile anlayabildiği üzere 2010 Fall / Winter kreasyonuyla oldukça fazla ortak nokta var. Buna isterseniz Hakaan tembellik yapıp yeni şeyler üretmemiş deyin, isterseniz geçtiğimiz sezonun devamıdır deyin. Açıkçası ben ilk başta birebir aynı dedim, sonra oturdum baktım genelde bir çok diğer tasarımcıda da bu var. Ha birebir kopya değil bu belki ama duruştan falan direk çağrışımlarda bulunuyor. Ancak aklıma gelen bir diğer nokta ise şu. 2011 koca bir yıl. Kış aylarında ve yaz aylarında trend ne kadar farklı olabilir ki ? Eğer siz bir kadına karda da siyah, doğa cıvıl cıvılken de siyah giydirebiliyorsanız ufak defek değişikliklerle aynı kreasyonun devamını bir sonraki sezona da uygulyabilirsiniz. Ha eğer gelecek Şubat ayında Hakaan yine buna benzer bir şeylerle ortaya çıkarsa. Then there is no more Hakaan. Yapılan tüm bu spekülasyonların da Hakaan'ın ANDAM tarafından verilen dezavantaj olduğunu düşünüyorum. Zira ödül bir çoklarının gözünde tasarımcıyı birden yukarılara taşıdır. Son olarak Vogue ve Style.com kreasyonu överken ben de görselleri paylaşıp postu noktalarım.