The XX etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
The XX etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ekim 2010 Cumartesi

''THE SUN COMES OUT '' FALL TIME

Dünya çapında 50 Milyonluk bir albüm satışı, ''Hips Don't Lie'' single'ı 10, ''Whenever Wherever'' 8, ''La Tortura'' ve ''Underneath Your Clothes'' ise 5 milyon satmış. 260 Adaylıktan geriye kalan en önemliler ise 1 Grammy, 1 Echo, 5 Billboard, 2 American Music Awards, 4 NRJ, 4 World Music Awards, 1 Ivor Novello, 4 ASCAP, 7 Latin Grammy.

Çok mu abartılı bir giriş oldu. Ama işte bu Shakira'nın diskografisinin en parlak yanları. Kimi zaman Sadece Ispanyolca kimi zaman sadece Ingilizce bazen de bu sefer olduğu gibi Spanglish bir albümle çıktı karşımıza. Shakira son baharı sever ! ''Oral Fixation Vol 2'', ''Shewolf'' ve şimdi de ''Sale El Sol''. Ekim ya da Kasım. Aslında dünya müzik piyasası biraz da onu bunu yapmaya itebilir ! Her neyse sonuç yine dopdolu bir albümle karşımızda.

Sonbaharın dingin havası eşliğinde albüm kendisine verilen aynı isimli şarkıyla başlıyor: ''Sale El Sol'', yani The Sun Comes Out. Güneyli bir kız olarak son baharda güneşin tepe noktasına çıktığını kutlayabilir, ancak biz kuzeyliler için ise sonbaharda yağmurdan arta kalan vakitlerde güneşi gördüğümüz anları kutlayabiliriz bu şarkıyla, tıpkı Sophie Ellis'in şarkısı gibi ''Today The Sun On Us''.

Hemen ardından bizler için yazı getiriyor. Zira dansa çağırıyor, hem de plajlara. ''Loca'' yani Crazy. Ispanyolca versiyonunda El Cata'yı, Ingilizce versiyonunda ise Britanyalı rapçi Dizzee Rascal ile. Shakira son zamanlarda Brit dünyasında da sevilmeye başlandı. Amerikalı bir ortaklık yerine Ingiliz bir ismi seçmiş olması yerinde.

Ilk single cover'ı. Bana Babylon dergisinin Yaz Sayısını hatırlattı.

Ispanyolca söylemeye devam ediyor. ''Antes de la Seis'' yani 6dan önce. Hem de bir ballad. Shakira'nın Ispanyolca şarkıları hep daha değişik olmuştur, biraz daha rock biraz daha alternatif bu ezgileri slow parçalarda bile hissedebiliyorsunuz. Arkadan ''Gordita'' yani ''plumb''. Shakira bizi ne komple sakinleştiriyo ne sürekli yoruyor. Bir slow bir dans. Loca kadar tempolu olmasa da dans zamanı üstelik yanımızda da Calle 13. Latin ezgilerinin en fazla hissedildiği şarkı ise hemen yanıbaşınızda ''Addicted To You''. Spanglish. Sanki atalarının ona bahşettiği tüm Latin ezgilerini burada kullanmış gibi. Adını sayamayacağım egzotik müzik enstürmanları ile bezenmiş, davulların ritmleriyle sizi oynatan. Evet kız cidden bizler için yazı geri getirmiş.

''Lo Que Mas'', bir sonraki parça. Yine slow ve Shakira yine sanki Latin bir popçu değil de hafif asi bir rock chic havasında. ''Mariposas'' yani kelebekler. Şu anda Güney Yarımkürede yaşamadığım için kendimi çok şanssız hissediyorum. Bahar çiçekleri açıyor, kelebekler uçuyor, aşıksınız ve ona bağımlısınız. Şarkı Shakira'nın bir diğer bilindik yüzü. ''Fijacion Oral 1'' albümündeki gibi, ya da şöyle diyeyim ''Don't Bother''ın Ispanyolca versiyonu gibi. (Ağzınızda bıraktığı tat açısından). Albümde daha sonra karşımıza çıkacak ''Devocion'' da tıpkı bunun gibi. Elinde gitarı, seksi elbisesi ve diz boyu çizmeleriyle garajda başını sallarken. Bu tanımlamaya uyan bir şarkı da ''Tu Boca'' veya your kiss, gerçi bence albümün en vasat şarkısı.

Meksika kıyılarında, elinizde Hochata. Bikinili kızlar, surfçü erkekler. Ağaçtan düşen hindistan cevizleri. Şezlongunuzun biraz arkasında ise rastalı, koyu tenli şarkıcılar. Üstlerinde sarılar, yeşiller. Tekrar El Cata eşliğinde ''Rabiosa'', bir diğer deyişle sinirli, asi.
10. Islands by jamesmayer
Duyduğum günden beri beni heyecanlandıran proje işte: Shakira Ingılız Indie trio The XX'in ''XX'' albümünde yer alan ve benim de çok sevdiğim ''Islands'' şarkısını coverlamış. O kesin ve dolgulu elektronik melodiye biraz latin ruhu biraz da rock ezgileri eklemiş. Ingiliz aşkı, Glastonburry Festivali derken pek yakında pure Indie albümü de hazırlayabilir Shakira.

Yazın el çılgın şarkısı. Tüm yaz dinlediğim ve beni en fazla heyecanlandıran, dans ettiren ağzıma sakız olan parçası. ''Waka Waka (Esto es Africa)''. Bu parçanın Ingilizcesi daha güzeldi, Afrika'nın tamtam havası vardı, bu sefer ise daha bir rock, alternatif, daha az dans ettiren cinsten ama yine bomba. En sonda ise albümün kapanış şarkısı ''Loca ft. Dizzee Rascal''. Yani Ingilizce verisyonu. Dance or Die mottolu. İşte yeni bir Madonna. Dans etmek için kıçımızı tekmeleyen bir diğer şarkıcı. Pure latin.

Shakira albümde kendini özetlemiş gibi, kimi zaman aşk, çiçekler böcekler ve romantizm, bazen de çılgın ve asi. Hem şarkı sözlerinde hem müziklerde. Bildiğin Shakira matematiği ise sizi yine büyülüyo. Ingilizce şarkılarda Latin rüzgarları estiriyo, sıra Ispanyolca'ya geldiğinde ise içindeki asi ruhu dışarı yansıtıyor. Yaşadıkları da o değil mi. Ilk abümü -ispanyolca albümünü- hazırlarken ve o sıralarda ve sadece Ispanyolca konuşmayı bilirken, yani küçüklüğünde çektiği sıkıntılar Ispanyolca ile asi bir yolla dışa vuruluyor. Millenyumda ingilizce öğrendiğinde, Ingilizce albümler yapıldığında ise o artık bir dünya starı ve latin ezgileri gibi sadece eğlence ve dans.

10 üzerinden 10. 

10 Şubat 2010 Çarşamba

THE XX // XX

2009da hayatımda giren bir diğer muhteşem grup The XX'in albümü XX'i sonunda dinleme şerefine ulaştım. Evet onları dinlemek cidden bir şeref çünkü cidden başarılı bir albümle karşı karşıya kaldığımı belirtmeliyim.

Aslında bakarsanız albümün hemen hemen her yerinden kasvet fışkırıyo, eh Britanyalı indie bir gruptan başka ne beklenirdi, dediğinizi duyar gibiyim :) 2005 yılında kurulan grup geçtiğimiz yaz aylarında da ilk albümleri XX'i yayınladılar, gördüğünüz gibi bayaa geç keşfettiğim bir grup. Ancak siz de benim gibiyseniz bu yazı size göre o zaman.

Albümü çalmaya başladığınız anda ilk çalışma ''Intro''. Zaten albümde genel olarak neyle karşılaşcağınızın sinyallerini hemen veriyor. Biraz karanlık, biraz depresif, biraz da chill-out.

''Crystalised" "Basic Space" "Islands" & "VCR'' albümden yayınlanan 4 single. Açık konuşmak gerekirse tüm şarkıların içinden en az beğendiğim, aşbümden yayınlanan ilk single olan Crystalied. Albüm içerisinde yer alan ''Fantasy'' ise bir diğer benimsiyemediğim şarkı, sözü az müziği bol olan şarkı, aslına bakarsınız uyku öncesi birebir ve o anki mod için şahane :) ama gün içerisinde müzik dinlerken seçiceğim bir çalışma değil :)''Heart skipped a beat'' şarkısında ise ritm biraz daha yükseliyo ve bu da yine onu benim favorim yapıyo . Sizleri hemen yakalıyan ve yine oldukça başarılı olan bir diğer şarkı ise albümden yayınlanan 3. single; Islands. Ki bence single olarak yayınlanan parçaların arasından en iyisi.

Vee albümün en iyi şarkısı Night Time hatta o kadar iyiki son zamanlarda dinlediğim en iyi parça da diyebilirim onun için. Neden henüz single olarak yayınlanmamış onu da anlayamadım açıkçası. Elbette bir de Stars ve Shelter; Nihght Time kadar olmasa da yine oldukça başarılı paçalar.

Sonuç olarak 11 parça. 2 Muhteşem şarkı, 3 vasat, 2 iyi ve 4 çok iyi çalışma olarak sıralama yapacaksam, 10 üzerinden 7.5 yıldız da veririm :)

Ayrıca grubun Floance & The Machine için yaptığı You Got The Love remix'i ise yine oldukça başarılı. Onu da dinlemenizi öneririm.

Albüm genel olarak chill-out olarak da değerlendirilebilir sanırsam, en azından dinlerken beni oldukça rahatlattı. Bir şişe şarap, dostunuz ve inanılmaz güzellikteki sohbet tadında oldukça başarılı bir albüm. İşte karşınızda önümüzdeki yılların hit Indie Grubu !

İyi Dinlemeler.