20 Aralık 2010 Pazartesi

ATLAS BEBEK İLE 2010 || RÖPORTAJ


İşte bu ayın bir diğer sürprizi; sizin de beklediğinizi bildiğim Atlas Bebek Röportajı ! Milliyet Sanat, XOXO gibi alanında yön veren önemli dergilerde yazmış olduğu gibi bir de sanal aleminin kaliteli dergilerinden Reset! Magazine'de yazıyor. Ancak hepsinin ötesinde kendi blogu var ! Atlas Bebek ! Ki sanıyorum ki blog aleminin en kaliteli müzik yazıları, albüm eleştirileri onda ! O halde röportaja geçebiliriz sanırım :)

Atlas Bebeğin kendi dergisi :) için seçmiş olduğu kapakta ise son olarak ''Bleu Noir'' albümünü yayınlayan gerçek bir Avrupa Süperstarı Mylene Farmer var.
2010 yılı için Türkiye canlı performanslara doydu diyebilir miyiz ? Rihanna'dan tutun Faithless, Seal'e, Grace Jones, Buika, Imogen Heap, Mika ve Sophie Ellis, U2 .... ? Bu anlamda güzel bir yıl mıydı ? Yoksa daha parlak seneler oldu mu ? Senin aklında kalan en iyi performanslar hangsiydi ?
2010 konserler anlamında dediğin gibi dolu bir yıldı. Son yıllarda İstanbul'u ziyaret eden sanatçı sayısının ivme kazanması da gerçekten heyecan verici. Buika gibi "world music" kategorisine sokulabilecek sanatçıların düzenli ziyaretlerine alışkınız; fakat daha geniş kitlelere hitap eden, mainstream isimleri bir arada görebilmek büyük bir şans. 

Tüm tartışmalara rağmen yılın en heyecan verici konserlerinden birini U2'nun verdiğini düşünüyorum. Daha önceki senelerde bu kadar yoğun olmasa da, seyrek, ama heyecan verici bir konser trafiği vardı. Madonna'ların, Michael Jackson'ların, ya da Tina Turner'ların stadyum konserlerine yetişememiş bir jenerasyona ait olmanın burukluğunu yaşıyorum. Fakat U2 verdiği konserle bu kompleksimi biraz yendiğim söylenebilir. 


62 yaşındaki Grace Jones'un sergilediği harikulade gösteriyi izlemekse yılın en büyük sürprizlerinden biriydi. Yine de, beni en çok heyecanlandıran, ve hayal kırıklığına uğratmayan grubun Massive Attack olduğunu eklemem gerek. Rihanna'yı izlemedim; fakat gözden düştükten sonra izlemeye alıştığımız süperstarları tam kıvamındayken İstanbul sahnesinde görmek güzel.

Müzik şöleni 2011 yılında kimlerle devam etsin peki ? Charlotte Gainsbourg, The Hurts, Sade, MGMT gelsinler mi mesela ? Belki böylece Miller Freshtival ve Efes One Love için de bir kaç öneri olmuş olabilir.
Gelmesini istediğim isimler o kadar çok ki! İlk aklıma gelenler, Kings Of Leon, Animal Collective, ve senin de saydığın MGMT...Dünya müziğine yön veren, ve mainstream rock kültürünü yeniden tanımlayan isimler olduğunu düşünüyorum. 10 yıl aradan sonra Sade'nin yeni bir albümle döndüğünü görmekte muhteşem, Caz Festivali için daha yerinde bir seçim olamaz! 


Freshtival ve One Love içinse, bu yıl dilediğim isimlerin başında Scissor Sisters ve M.I.A. geliyor. Yeni bir albüm yayınladığı takdirde Santogold'u da dinlemek muhteşem olurdu. Zira bu yıl, One Love'ın headliner'larından The Ting Tings'in başarısız bir seçim olduğunu düşünüyorum. Seçilen grubun, headliner'lığın hakkını vermesi gerek.

Türk Müziği de sanırım oldukça parlak bir yıl geçirdi değil mi ? Ramadan, Mercan ve ilk kez bu sene karşımıza çıkan diğer gruplar ?
Biraz klişe, ve hatta elitist gelecek kulağa belki ama, Türk müziğini pek takip etmiyorum. Ramadan'ı çok seviyorum, ve düzenli olarak konser verdiğini, hak ettiği değerin verilmesini görmek çok güzel. Mercan da başarılı; ve bu yıl çıkaracağı albümle çok daha büyük ses getireceğine inanıyorum. Alper Narman'ın, Mercan'ın cazibeli imajıyla harmanladığı şarkılar, başarılı bir popçunun kariyerine sağlam temeller üzerine oturmasını sağlıyor. 


Indie/elektronik sahnesinden bahsedersek, Bon Mod, Ricochet ve 123 çalışmaları yılın en büyük sürprizlerindendi. Gerçek anlamda yenilik getiren, kendi dinleyici kitlesine hakim,  indie gruplarıyla tanışmak heyecan verici. Zira, elektronik müzik altında yapılan bakkal şarkılarının kime hitap ettiği çok belli; yeni bir şey yok. "Automatic, supersonic" gibi şarkı sözleriyle yürümez bu gemi; apaçilere hitap etmek istemiyorsan tabii. 

Ya hayal kırıklıkları ? Mesela Usher ? Christina ? Ya da Kylie ? Kimilerince göklere çıkartıldı, kimilerince yerlerde süründürüldü, ya da gelip geçici yaz albümü dendi mesela ?
Usher beni artık heyecanlandırmıyor. Katy Perry de, Amerikan pop müziği dinleyicisi için biçilmiş kaftan; bir nevi Avril Lavigne'nin bir başka türevi. Christina Aguilera ise, yeni albümle direksiyonu biraz daha Lady GaGa'dan tarafa kırdı, seksiliğin dozu erotizme kaydı; ama sonucun başarılı olduğunu düşünüyorum. Hırslı bir kadın, mükemmel bir sesi var...Bunu da oldukça iyi değerlendiriyor. Cher'le beraber rol aldığı "Burlesque" filmi merakla bekliyorum.

Kylie'nin "Aphrodite"i ise, konsept olarak bir önceki albüme göre daha oturmuş bir albüm. Ama Kylie yine bildiğimiz Kylie... Vogue figürlerinden, popun kaygan zemininden kendini kurtarması gerektiğini düşünüyorum bir süreliğine. Kansere yakalanmadan önce planda bir jazz albümü yapmak vardı, hakikaten ne oldu o?

Geride bıraktığımız yılda aklına kazınan önemli bir müzik olayı var mı peki ? 
Dünyadan aklıma herhangi bir örnek gelmiyor; fakat Türkiye'den bir örnek vermem gerekirse One Love Festivali'nin "Hayati " uygulamasının gerçekten takdire şayan(!) olduğunu söyleyebilirim! O ne yahu? Festivalin ruhunda vardır, toprağa çamura bulanmak, içki için sıralarda beklemek...Hayati uygulaması da neyin nesi? Masör tutsaydınız bir de! Şaka bir yana, reklam için yapılmasını düşünmek istediğim bu uygulama oldukça ses getirdi, ve "hayata" geçmeden rafa kalktı. Neyse ki.

Babylon'un sessizlik politikasını da garip buluyorum, ama bir noktada anlıyorum da. Bu konuda çok katı olmadıkça uygulanmasında herhangi bir problem yok.

2010dan 11'e taşıyamayacağımız bir diğer şey ise Billboard Türkiye ? Sence ülkemizde böyle müzik dergilerinin kapanmasının nedeni ne ? Ya da illa müzik diyenlere önerebileceğin başka dergi ya da site var mı ? 
Atlas Bebek ve Apollo Boy! Şaka bir yana, dergilerin tek tek kapandığını görmek beni üzüyor. Roll raflara çıkmadan günler önce kitapçılara giderdim; gözlerim bu dergiyi arardı. Billboard Türkiye de, maalesef, düşük satış rakamlarının sebep olduğu kadere mahkum olan bir diğer dergi. 

Ters orantılı olarak online müzik dergilerinin ilgi görmesi de şaşırtıcı değil. İnternet sayesinde bilgiye ulaşmak bedava; ve insanlar da haklı olarak en ucuz yoldan diledikleri haberlere ulaşmak istiyorlar. Benim de içinde bulunduğum Reset! Magazine, bu işin kağıda dökmeden de yapılabileceğinin en somut kanıtı Türkiye'de. XOXO'da modayı ve müziği takip etmek isteyenler için biçilmiş kaftan; ve kağıdın can çekiştiği bugünlerde umut verici. Fakat bir yandan, online gelişmelerin sektöre darbe vurması da hayal kırıklığı yaratıyor. Keşke ikisi bir arada yürüyebilse.

Peki yayınlanan albümler hakkında ne düşünüyosun ? Yani bu konuda da kaliteli ve güzel müziğe doyduk mu ?
Doyduk, doyduk! Lafı uzatmadan direkt isim vereyim hatta; Gorillaz, The Black Keys, The National, Beach House, Caribou, Broken Bells, Janelle Monae, Arcade Fire ilk aklıma gelenler...Bunların dışında Türkiye'de hak ettiği ilgiyi görmeyen The Roots ve Erykah Badu albümlerinin de kusursuz olduğunu düşünüyorum. Yılın son bombası Kanye West'in albümü de yine aynı şekilde çok sağlam bir kayıt. Indie rock ve electronica'nın yükselişiyle hip-hop/soul bu aralar düşüşe geçti gibi buralarda. Fakat saydığım albümlere mutlaka kulak vermeli derim. Hatta Eminem'in son albümü "Recovery" de, şaşırtıcı derecede sıkı bir albüm.

Biraz sihirli güçlerini kullan bakalım :) Lady GaGa yeni albümüyle geliyor ? Eh Britney de yolda ? Savaş çıkar mı ?

Hehe, cat fight! Savaş çıkmaz bence, Lady GaGa aldı başını gidiyor çünkü. Britney, Christina ve GaGa isimlerin aynı sektörde, fakat ayrı kulvarlarda olduklarını düşünüyorum. 90'ların sonundaki gibi bir "Christina vs Britney" durumu söz konusu değil. Bu yüzden iyi albümler yayınladıkları sürece hepsi ilgi görecektir. Zira GaGa fanlarının on milyonları bulmasına karşın, GaGa'ya karşı diğer sanatçıların fan'ları da şiddetli bir savunma mekanizması geliştirmiş durumda! 

Ben asıl, Madonna'nın ne yapacağını düşünüyorum. İnsanlar, GaGa'nın Madonna'yı yerinden ettiğini söylüyorlar, fakat aralarındaki fark oldukça büyük. Yaş farkını geçtim, Madonna, kendi ağzından aktardığı hikayesine göre, cebinde 50 dolarla New York City'e gelen, 25 yaşına kadar boktan şarkılar kaydeden, vasat sesli, ortalama fizikli bir kadınken, kendini yeni baştan yaratıp bir ikona dönüştüren garip bir kadın; saygı duyuyorum. 

GaGa'yı da seviyor, eğlenceli buluyorum; fakat şunu da unutmamak gerek ki, kendisi New York University gibi oldukça pahalı bir üniversiteden terk, güzel dans eden, kendi bestelerini yapan ve iyi piyano çalan bir burjuva kızı. Bunu, onu eleştirmek için söylemiyorum kesinlikle, kimin cebinde kaç dolar olduğu umrumda değil. Fakat, iki entertainer arasındaki bu kıyaslamayı anladığımı da söyleyemem. 

Aşağıdakiler hakkında 2 kelimeyle düşüncelerin
  • Sophie Ellis Bextor albümü ? Artık çıksın.
  • Scissor Sisters albüm kapağı ? Über seksi.  
  • Nicki Minaj ? Hayal kırıklığı.
  • Justin Bieber? O ne? 
Yılbaşı gecesi evdeyiz ! Ve büyük bir patry planlıyorum ? Sence çalınması gereken en iyi albüm ne olabilir ? (2010 senesinden)
Haha, güzel soru! Bu partinin konseptine göre değişebilir tabii. Ben olsam, geceye Felix DaHousecat'in "Kittenz and Thee Glitz"in reprodüksiyonuyla başlardım. Bu yıl çıkan albümdeki remixler birbirinden leziz. Araya biraz Friendly Fires remixleri, biraz da Uffie, Roisin Murphy, Robyn, Chromeo, Ali Love ve We Have Band...After-party içinse en uygun seçim !!!'in son albümü bence.

Pek, son olarak gel senle ufak bir ödül töreni düzenleyelim :)

  • Yılın en iyi dans kaydı ve albümü ? LCD Soundsystem - The Happening
  • Yılın en iyi pop kaydı ve albümü ? Robyn - Body Talk
  • Yılın en iyi rock kaydı ve albümü ? The National - High Violet 
  • Yılın en iyi indie kaydı ve albümü ? These New Puritans - Hidden
  • En iyi yerli kayıt / albüm / şarkıcı ? Ramadan - Hazır mısın? 
  • Yılın şarkıcısı ? İstersen bunu 3 ayıralım erkek / kadın / grup ? Kanye West / Lady GaGa / Arcade Fire
  • Yılın en iyi konser mekanı ? Babylon

Önemli Not: Blog adresi normalde www.atlasbebek.com ancak şu anda Türkiye'den .com uzantılı bloglara girilemediğinden blogspot üzerinden ulaşımı var !

19 Aralık 2010 Pazar

BEST OF 2010 VOLUME 2

En Heycanlı An: Mika Konseri

En ilginç olay / kaçırdığım için üzüldüğüm en öenmli olay: Marina Abramovic @ MOMA

Yılın Keşfi: The Phenomenal HandClap Band

Yılın Kadın Şarkıcısı: Sophie Ellis Bextor

Yılın Erkek Şarkıcısı: Eminem

Yılın Grubu: Hurts

En Heycanlı Bekleyiş: Sex And The City 2nin vizyona girmesi

En İyi Kadın Oyuncu: Meryl Streep (Julie & Julia)

En İyi Erkek Oyuncu: Colin Firth (A Single Man)
En Sadık Blogger : ?

volume 3 belki gelir, ama abartmayalım :)

18 Aralık 2010 Cumartesi

ISTANBUL'DAN GERİYE NE KALDI Kİ ...

İstanbulModern bu sefer yine pek değişik bir tema uygulamış ve Istanbul'da her gün önlerinden geçtiğimiz ancak kimlere ait olduğunu bilmediğimiz o binaları bir araya toplamış. Bu biribirinden güzel mimarilerin ortak noktası ise hepsinin Ermeni Mimarlar tarafından yapılmış olması. Sergide bu sefer bir de bilgilendirmeler ve broşürler sadece Türkçe ve İngilizce değil Ermenice tercümesi de sizleri bekliyor olacak. Peki hangi yapılar Ermeni mimarlar tarafından yapıldı diye merak ediyorsanız içlerinden bazılar. İşte Batılılaşan Istanbul'un Ermeni Mimarları tarafından yapılmış mimari örenkler.
DolmaBahçe Sarayı
Beyazıt Kulesi

İstanbul’u olağanüstü yapan bir başka özelliği ise “insan yapımı”. Yani, mimarisi; şehre kimliğini veren binaları.
“Allah vergisi” ile “insan eli”nin “izdivacı’nın ürünü bir şaheser İstanbul.
Şimdi sıkı durun. İstanbul’u eşsiz kılan o “insan eli”nin yapımlarına ve üzerindeki imzalarabir göz atalım.
Haliç çevresinden başlayalım; Cibali Tütün Fabrikası binası (bugünkü Kadir HasÜniversitesi). Mimar Hovsep Aznavur. Aynı imzayı Sirkeci’deki tarihi Sansaryan Hanı’nın ve Fener’deki ünlü çelik döküm Bulgar Kilisesi’nin de üzerinde görüyoruz. Ve, bir deGalatasaray’ın bensersiz binası Mısır Apartmanı’nda.
Haliç’in karşı kıyısına hükmeden Kasımpaşa Deniz Hastanesi’nin mimarının adı AdamTahtacıyan. Tünel’deki Hidivyal Plas’ın mimarı da o. Tünel’e adını verdiren Metro Han’ınmimarı ise Mikayel Nurican.
Kadıköy’ün en tarihi mekanlarının başında gelen Süreyya Sineması’nı Keğam Kavafyan yapmış. Kadıköy Belediye Binası’nı ise Yetvart Terziyan. Fatih Belediye Binası’nı da.
Büyükada İskelesi’nin imzası Mihran Azaryan’a ait. Bugün Büyükdere’de Sadberk HanımMüzesi olan güzel binanın orijinal adı Azaryan Yalısı, mimarı ise Andon Kazazyan.

Süreyya Sineması / Operası
Kadıköy Belediye Binası
Akaretler

Gelelim “Osmanlı Saray mimarları” olan Balyan ailesine.
Garabed Amira Balyan imzasını taşıyan yapılar: Dolmabahçe Camii, II. MahmudTürbesi-Çemberlitaş, Harbiye Mektebi-Harbiye, Kuleli Süvari Kışları (bugün Kuleli AskeriLisesi)-Vaniköy, Dolmabahçe Sarayı!
Krikor Amira Balyan’ın yaptıkları: Nusretiye Camii-Tophane, Selimiye Kışlası-Üsküdar.
Gelelim Nigoğos Balyan’a: Küçüksu Kasrı, Dolmabahçe Sarayı’nın o muhteşem işlemeli Saltanat Kapısı ve o muazzam avizenin indiği Muayede Salonu. Ihlamur Kasrı.
Sırayı Sarkis Balyan alıyor: Beylerbeyi Sarayı, Akaretler, Maçka Karakolhanesi veSilahhanesi (bugün İTÜ İşletme Fakültesi ve İTÜ Yabancı Diller Okulu), Sadabad Camii-Kağıthane, Harbiye Nezareti (bugün İstanbul Üniversitesi Rektörlük binası), Çırağan Sarayı.
Unutmadan, en eski Balyan’lardan birinin, Senekerim Balyan’ın İstanbul’a attığı silinmez bir imza var: Beyazıt Kulesi!.

Çırağan Sarayı

İstanbul’daki Anadolu
Bu arada Balyan ailesinin kökeninin Kayseri’nin Derevenk’inden olduğunu da İstanbulModern’deki sergiyi gezerken öğrenip, düşüncelere daldım. Derevenk, Talas’ta bizim okulun hemen arkasında, sık sık gezintiye çıktığımız vadi idi.
İstanbul’un İstanbul olmasında Anadolu Ermenileri’nin –Sinan’dan Balyan’lara- tartışılmazkatkısının önünde saygı ile eğilmeliyiz ve 1915’in ülkemizi nasıl “çölleştirmiş” olduğununüzerinde hepimiz düşünmeliyiz.
Bütün katliamların, her türlü “soykırım”ın, her türlü zulüm ve “inkar”ın ve “yalan tarih”in ülkemiz için nasıl bir “yoksulluğa” yol açmış olduğunu hissetmeliyiz.

Gidin İstanbul’a “İstanbul’un Ermeni Mimarları” sergisini gezin. “Yalanda yaşama”nındışına çıktığınızı görürsünüz. “İç huzur”a erersiniz.
İstanbul’u artık daha farklı gözle seyreder, başka türlü yaşarsınız.
“İç barış”a doğru nasıl yol alabileceğimizi keşfetmeye başlarsınız... 


Elbette bunlarla sınırlı değil ... adalarda çeşitli binalar, kiliseler, okullar ve hatta camiler. Ihlamur Kasrı, Küçük Su Kasrı ise bir diğer yapılar. Çeşitli türbeler, Beyoğlu'ndaki Mısır Apartmanı ve Eski Tütün Fabrikası yani Kadir Has Üniversitesi de örnek verebileceğim diğer mimari örnekler.

Müze içerisinde yer alan bir diğer sergi ise Ani Çelik Arevyan'a ait olan ''Ayna, Çağdaş Sanatta Bir Anladım Dili'' adlı sergi.

Kutluğ Ataman'a ise daha sonra başka bir yazıda yer vericem.

ITALIK YAZILAR: HÜRRİYET'TEN ALINMIŞTIR: http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/16496722.asp

16 Aralık 2010 Perşembe

THE APACHI PIECE

The Black Eyed Peas için bildim bileli en eğlenceli grup derdim. Son albümlerin, - The Beginning'i dinlememle beraber ise grubun fazlaca apaçi müziği etkisinde kaldığını fark ettim. Elektronik müzikle - apaçi müziği arasındaki sınır çizgisi de denebilir.

''The Time (Dity Bit)'' ile başlayan albüm bana kalırsa grubun bugüne kadar yapmış olduğu en vasat şarkılardan (en azından single olarak yayınlanan) ve de sanki ''THE END'' içinde yer edinemeyip yeni albüme sarkmış bir şarkı gibi duruyor. ''Light Up The Night'' gibi vasat ve ''Do It Like This'' gibi apaçi beatlerinin olduğu şarkılarla dolu olan albümde Fergie'nin değişik ve çocuksu vokalleriyle de karşılaşıyoruz bknz ''Love You Long Time'' ve ''Just Can't Get Enough''. Bu tanımı daha önce başka bir şey için yaptığımı da hatırlıyorum ama bu tür şarkılar işportada satılan bebeklerin çığırttığı şarkılara ya da 90ların ucuz disko şarkılarına benziyor.

''Xoxoxo'' ve ''Someday'' ise abümde sanırım en beğendiğim şarkılardan ikiis. Özellikle Someday'in de diğer şarkılar yanında daha slow kaçtığını vurgulamalıyım. ''Whenever'' Fergie vokallerinin ağır kaçtığı ve yine daha slow sularda yüzen bir parça. ''Meet Me Halfway''in başka bir yorumu da denilebilir.

Albümün en süper şarkısı ise ''Fahion Beats''. Modanın öne geçtiği romantik-komedi filmlerinin soundtrackinde muhakkak yer alacak bir şarkıdır bence. Araya bir de Fransızca sokmuşlar, şarkının sonuna doğru ise yer yer sizi sinir etse de aynı zamanda afrodizyak etkisi verebilecek Fergie vokalleri de radardan kaçmasın :) Tamam tamam kabul ediyorum kedi miyavlaması gibi.
''Enchante, comment allez vous. Tres bien merci et vous. Super good, super nice. Salt and pepper,Sugar and spice. Space sugar case to the moon let's go. Coco Chanel, Maralyn Munro.Cat walk, fashion show. Runway, fashion show. Tall man, radio, G6, I don't know.''

''Don't Stop The Party'' ise dans pistine atlamız için kıçınızı tekmeleyen yegane şarkı. Sözleri ise tekerleme gibi şahane. ''Im old school like Biblical futuristic next level''.

12 şarkının yer aldığı albümden sadece 3 şarkıyı favorim olarak kaydettim, bana kalırsa gerisi boş. 5 üzerinden 2 derim ben. Bir önceki albümde futuristik ve elektronik volumelerle yakalamış oldukları başarıyı ! bu sefer pek devam ettirememişler gibi. En yakın zamanda The END öncesine dönmelerini dilerim.

Hugs and kisses
xoxoxo 

15 Aralık 2010 Çarşamba

BEST OF 2010

yılın en iyi dans kaydı // en kışkırtıcı albümü kapağı: Scissor Sisters // Night Work
yılın en cool aalbümü: Charlotte Gainsbourg // IRM
yılın en iyi albümü: Vampire Weekend // Contra
yılın filmi: A Single Man // Tom Ford + Colin Firth feat. Julianne Moore 
moda ikonu: Anna Dello Russo (Editor at Lare at Vogue Nippon)
erkek moda ikonu: Nick Wooster
moda editörü: Carine Roitfeld (Vogue Paris)
yılın erkeği: Alexander Lee McQuuen
yılın kadını: Julianne Moore
yılın karesi: Terry Richardon & Tom Ford
fashion show women: Christian Dior Fall 2010 Couture
fashion show men: Dolce & Gabanna Spring Summer 2011
yılın kapağı: Vogue Türkiye Mart 2010 (Premier Issue ft. Jessica Stam)
Yılın Bloggerı: ?