Pera Müzesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pera Müzesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Eylül 2012 Pazartesi

FESTİVALLER FESTİVALLER

Hemen korkmayın. Bu yaz ya da sonbahar muhakak gidilmesi gereken - hiç de gerçekçi olmayan- Avrupa'daki en iyi 25 müzik festival haberi değil bu. Daha fazla sinema daha fazla sinema diyerek kana kana yeni hikayelerle tanışmak isteyenler için bu post.


5i 10u bilmem, Venedik'e gidemeyeğimizden 'ah keşke orda olaydık' muhabbetine de girmiyorum, hem elimizde olanlar - tamam bir Venedik değil- - gerçi o da bir Cannes değil- ama göz atılmayı fazlasıyla hak ediyor. 

13-16 Eylül || PEDALfest
Bicycle Film Festival ile başlayan bu süreç festival maratonunun da en eğlenceli kısmı. Kendinizi 'The Kid with a Bike' gibi hissetmemeniz için hiçbir neden yok. Üstelik hem festival gezici (dünya metropollerinden sonra Istanbul'da), hem de siz. Altınıza bisikleti alıp Goethe Institut, GarajIstanbul ya da şehir hatları vapuruyla Büyük Ada'ya geçiyorsunuz. Tabii hatırlatmakta fayda var. Karşınıza çıkacak filmler öyle Avrupa'nın bir köşesinden 5 ödülle dönen bir Fransız filmi değil. Belgeselvari deneysel işlerle karşılaşmak maksat. He bir de kafaya iki bira dikip pedal çevirmek. Aman diyeyim alkollü çıkmayın yola :D
Program hakkında detaylı bilgi için tık. ya da tık.

13- 23 Eylül || TOPHANE BİZİ BEKLER
Açıkçası bazen kendimi Türk filmlerine kaptırmak için illa da bir festival ortamı olması şart. İki sene evvel bunun için özel bir festival düzenlense de tanıtım yetersizliğinden sanırım bir kez daha el atılmadı. Şu anda adını bile hatırlamadığım o festival yakın dönem Türk Filmleri'ni tek bir çatı altında toplarken Istanbul Modern'den, Modern Sinema filmleri ''Biz de Varız!'' mottosu altına toplayıp aslında önemli ama halkça rağbet görmeyen yurt dışı festivallerinden ödüllü filmleri bir araya getiriyor. Henüz program açıklanmamış olsa da daha önceki ''temali film haftalarında'' bizleir pek de hayal kırıklığına uğrattıkları görülmemiştir.

14 Eylül- 23 Ekim || PERA'DA BİR PARİZYEN
10 gün sinema. Fransız. Romantik. Bu festival kaçmaz desem de, filmlerin ulaşılabilinirlik seviyesi yüzünden o kadar 'aman kaçırmayın' denecek bir şey değil. ''Paris'te Gece Yarısı'' bunlardan ilki. Woody Alllen'ın realist-fantastik dünyası Paris sokakları, 20 YY kültür-sanat camiası, Hemingway ve Fitzgerald. Picasso ve Stein. Julie Delpy ve Paris'te bir Amerikalı Adam Goldberg. Üstelik çok komik. Geçtiğimiz bahar Istanbul Film Festivali'nde karşımıza çıkan ''New York'ta 2 Gün'' filminin de başlangıcı. Paris deyince, aşk, aşk deyince, şarkı. Bir başka önerme Paris deyince, Fransiz filmleri Fransız filmleri eyince Louis Garrel ve Ludivine Sagnier. Tamam bir de şuna bakın. Louis Garrel deyince threesome. Anlayacağınız Paris'te her şey mübah. Aslında liste çok eksik. Ama neyse. Daha başka hangi film var diyenler varsa? Tık.

29 Eylül- 7 Ekim || SONBAHAR'DA FESTİVAL BAŞKADIR
Spoiler/ teaser niyetinde izleyeceğimiz birkaç filmi açıklamış olsalar da asıl listeyi 10 Eylül'de görücüye çıkartacaklar. Sonrasında gelecek Lale Kart sorunları, bilet kalmadı çemkirmeleri ise Nisan'daki büyük festival öncesi ön hazırlık niyetine. Bak düşünürken stres oldum. 

27 Ocak 2011 Perşembe

BİRAZ BÜYÜLENMEYE NE DERSİNİZ ? @PERA MÜZESİ

''Sanat insanı yüceltemli'', ''eser ona bakanı, onu inceleyeni büyülemli'' der bazıları. Bu kelimeler karşısında inkar edemiyeceğim bir şey varsa o da dünki Pera Müzesi ziyaretimde gördüğüm eserlerin ayaklarımı yerden kesmesi.

Bugune kadar Pera Müzesi'nde gerçekleştirilen sergilerin birçoğunu gezdim (hatta bazılarını yazdım burada) ancak böylesini görmedim. Belki de hem ''Gelman Kolleksiyonu'ndan Frida Kahlo & Diego Rivera'' hem de ''Çarlık Rusyası'ndan Sahneler'' sergisini bir arada gezmem de buna etkendir.  Aslında hangisi beni daha çok etkiledi bilemicem.

Çarlık Rusya'dan: İlya Repin (Bu sergide bir çok Rus Sanatçının -19.YY ikinci yarısında yaratmış oldukları eserlerini görebilirsiniz.) Repin de onlardan sadece bir tanes.

Benim işim dolaylı anlatım olamaz. Gözü okşayan halılar boyamak, danteller örmek, modayı izlemek, Yani Tanrı’nın armağanını tersyüz etmek. Zeitgeist’a – zamanın ruhuna- boyun eğmek…bana uymaz. Ben 60’ların insanıyım. Benim için Gogol’ün, Belinski’nin, Turgenyev’in, Tolstoy’un idealleri hala yaşıyor. Mütevazı çabam, vargücümle düşüncelerimi gerçeğe yaklaştırmaktır: Çevremdeki yaşam beni olağanüstü etkiliyor ve huzursuz kılıyor, adeta kendiliğinden tuvale akıyor. Gerçeklik öyle acımasız ki, oturup nakış motifleriyle vakti geçirmeye vicdanım elvermez- en iyisi bu işi iyi yetişmiş soylu hanımefendilere bırakalım.”

5. Katta yer alan Çarlık Rusyası'ndan Sahneler seçkisi insana Tolstoy ya da Dostoyevski romanı okur hissi veriyor. Sayfaları çevirdikçe, tablolara baktıkça farklı hikayeler ... Bir tarih delisi olarak benim hayran kalmamam elde bile değildi, sanki fotoğraf kareleri inceler gibi ...

Frida / Diego 'da ise herkesi olduğu gibi beni de etkileyen Kahlo'nun yaşamı ve otoportreleri oldu. Ah bir de not almayı unuttuğum o küçük bebek tablosu. Sergide karşılaştığım sürpriz ise 30lı yıllarda ünlü fotoğrafçılara poz verdiği kareler oldu. Bir de benden ufak bir tavsiye, birçoğunuz Salma Hayek'in başrolünü paylaştığı ''Frida'' filmini seyredip oradaki müziklere hayran kalmıştır sanırım. Gitmeden önce ipod'unuza yükleyin ve soundtracki dinleyerek bakın o tablolara. Hayran hayran izleyin sanki Frida gerçekten karşınızdaymış gibi.

Sergileri gezerken daimi sergide yer alan ''Kaplumbağ Terbiyecisi''ni de ziyaret etmeyi unutmayın.

Bu arada Pera Müzesi'nin de bir blogu varmış. Hatta Frida / Diego sergisinin hazırlanma aşaması falan da yer alıyor. Meraklılara duyurulur. Tık.

26 Haziran 2010 Cumartesi

BIRAZ DA SANAT ...

Geçtiğimiz hafta sonu SATC 2 seyetmek ve Efes One Love'a katılmak dışında IstanbulModern, Pera Müzesi ve Taksim Cumhuriyet Sanat Galerisine de gittim.

IstanbulModern'de bir kez daha ''Yeni Yapıtlar, Yeni Ufuklar''ı gezdikten sonra yeni açılan ''Yol'' fotoğraf sergisini gezdim. Ki Eylül ayına kadar hala şansınız var. Değişik ülkeler, değişik metropoller ve yolları anlatan sıfatlar. Fotoğraflara meraklıysanız. ''Must see''.

Pera Müzesinde ise 18 Temmuz'a kadar ''ben şişmanları çizmiş olmak için şişman karakterleri kullanıyor değilim, sadece renkleri daha fazla ve güzel kullanabilmek için şişmanları resmediyorum'' diyen Botero sergisine göz atabilirsiniz. Renklerin birbirleriyle dansı gerçekten olağanüstü.

Taksim Cumhuriyet Sanat Galerisini de yeni keşfettim diyebilirim. Daha doğrusu yerini biliyordum ama ismini :) Geçtiğimiz hafta sonuna kadar Filateli'de Sinema ve Sinema'nın Büyüsü konulu segiler yer almaktaydı. Sinemanın eskimeyen yüzleri ve efsanelerinin resmi geçit yaptığı sergide, ünlü yüzler için oluşturulmuş pullar, filimlerin yan ürünleri ve tüm zamanların en iyi filmleri konulu video da yer almkataydı. Bu sergiyi kaçırdınız ama yeni sergiler için TCSG'ini izlemeye devam edin dilerseniz.