Stuart Price etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Stuart Price etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Eylül 2010 Pazartesi

KAPAK YAKIŞIKLISI: BRANDON FLOWERS // FLAMINGO


Eylül başında şurada bir kapak yayınlamıştım. Tık. Artık Gossip Boy'un da bir kapağı var, her ay başında bir kapak güzeli/ yakışıklısı sizleri karşılayacak. Hatta önümüzdeki aylarda sürpriz bloggerlar da yer bulacak orda =) İlk kapakta solo kariyerine adım atan ve bu yüzden adından sıkça söz ettiren Brandon Flowers'ı seçmiştim. Hem müzik ve giyim konusunda stil sahibi hem de Apollo Boy / Gossip Boy ruhunu iyi yansıttığı için bundan iyi bir ilk kapak olamazdı değil mi ? (Jessica Stam ve Vogue detayını atlarsak :P) Siz ekim kapağındaki sürpriz isim tahminleri üzerine bahis oynamaya devam edin, ancak ara verdiğinizde ise bu ayki kapak konusu yazısına göz atmayı unutmayın !

The Killers'ın muhteşem solisti Brandon Flowers'ın solo olarak albüm çıkaracağını duyduğumda ağzım kulaklarıma varmıştı. ''Flamingo''yu dinlemeye başladığım anda ise bunca yıldır grubu sadece Brandon için dinlediğimi fark ettim. Aynı fikri benimle birçok müziksever daha paylaşmış olmalı ki albüm çıktığı hafta Ingiltere Top 40 listesinin zirvesini ele geçirmeye başardı. Albümden çıkan ilk single ''Crossfire'' Ingiliz listelerinde ilk 10da kendine yer bulmuşken Amerikan Rock ve Alternatif listelerinde 11 ve 8. numaraya kadar yükselip zirveye doğru adım atmaya devam ediyor.

Yakışıklının her anlamda Las Vegaslı olduğu belli. Albüm ''Welcome to the Fabulous Las Vegas'' şarkısıyla başlıyor zira. Nedense grubu da kendisi de bana her daim Brit soundunu hatırlatır, belki de bu yüzden bana hatırlatma yapmak istiyor. Ve ilk şarkıdan sizi kendine hayran bırakabiliyor. Güzell. İkinci single olarak belirlenen ''Only The Young'' ise yine başka bir favori. Prodüksiyon koltuğundaysa Stuart Price oturmakta. =) Yorulmadan bir kez daha yazıyorum bir işte Stuart Price varsa ortaya çıkan iş oldukça karizmatiktir.

Hangi şarkıyı öveyim bilemedim, zira hepsi de doyurucu, müzikalite anlamında oldukça başarılı, sözler ise sığ değil kaliteli. ''Hard Enough''ı dinlerken bir süre sonra siz de bir taraftan '''And this has been hard enough on you // I know it's been hard enough on me //Been telling myself that I can roll with the changes''diyerek hem Brandon'a hem de bi başka La Vegaslı indie şarkıcı Jenny Lewis'e eşlik ederken buluyorsunuz kendiniz.

Temponun arttığı ''Jilted Lovers & Broken Hearts'' şarkısında ise rodeo üstinde klasik bir country klübünde dans etmek isteyebilirsiniz.


Hemen arkadan gelen ''Playing With Fire'' ise hem sound olarak hem de sözler olarak albümün en vurucu şarkılarından biri olsa gerek. ''Daddy, I'm not gonna tell you that I'm sorry // But there aint nothin you can do to change my mind //I'm not here to know the things I cannot do //We've seen the outcome of the Boy's Who Didn't Fly // That road outside that you've been taking home forever // That'll be same road that I'll take when I depart''

Ya bilmiyorum ama bu albüm bana resmen country havası yansıtıyo, belki de Brandon'ın Nevada ile olan ilgisi sonucunda bu hisse kapılıyorumdur. İşte karşınızda ''Was It Something I Said?''.

Albüm kapanmadan hemen önce ''Crossfire''. Modern Klasikler arasına gier mi ? Girer ! Ve son. ''On The Floor''. Şarkıyı dinlerken ise tepkim şu '' Tanrım uzun zamandır böyle dinlendirici bir şarkı dinlememiştim''.  ''When the lights go down in the city getting real low  //Settling in my room I'm unnoticed // When the still comes in through my window // Letting me go // I feel a calm, come over me //On The Floor .

Brandon'un muhteşem albümüne doyamayanlara ise deluxe edition önerilir. Deluxe editionda ise normal versiyondaki 10 şarkıya ek olarak 5 tane daha var. Bunlardan gözdem ise ''country'' havası estiren '' The Clock Was Tickin''. Ki gerçi albümün geneldinde de o alternative /inde-rock havası altında country tınıları duymak mümkün.

Albümün genelinde aynı melodirler olmasına rağmen çok sıkıcı değil, ancak dolayısyla karşınıza çıkan her bir şarkıda ''abi adam yine şaşırttı beni'' gibi tepkiler vermiyorsunuz, ama pek de sıkılmıyosunuz. İlk albüm için fazlasıyla iyi ve de albümü alıp ona bir şans tanımak için oldukça fazla geçerli sebepeler var.



smokin giymiş ve takım elbiseli görseller American GQ tarafından hazırlanmıştır. Erkekler için trend raporu temalı görsellerdir. Alttaki kolaj ise British GQ Eylül edisyonundan alınmıştır. Diğer kolaj ise video çekimlerinden oluşturulmuştur.

7 Eylül 2010 Salı

SCISSOR SISTERS: HIPS DON'T LIE !!! =)

Pop- Rock-Dance 5lisi Scissor Sisters 4 yıl aradan sonra tekrar aramızda, üstelik bu sefer biraz daha elektronik, biraz daha karanlık biraz da '80ler sanki. Bu arada sizce şu sıralar 80ler müziği yeniden ön planda değil mi ? New Wave, Synth-Pop falan ? Yapım aşamasında grup ile baş rolde bulunan adam Stuart Price. Referans sağlam gördüğünüz gibi. Karşınızda ''Night Work''.

Normalde insanlar genelde kitap alırken kapaklara bakarlar değil mi ? Ancak bu sefer bu albüm kapağı da aynı çağrıyı yapıyor. Aç kapağı tak cd player'a. Davetkar, sizleri merakta bırakan bir şeyler. Eh zaten 4 sene aradan sonra ister istemez ... Yalnız cidden uzun zamandır böyle değişik art worklerle karşılaşmamıştık sanırım.

Dans ve elektonik derken ucuz şarkılarla karşılaşmayacağınızı garanti ederim. Single olarak yayınlanan ''Fire with Fire'' dışında kişisel favorilerim ''Night Work'' ve ''Sex and Violence''. Ancak ''Sex and Violence'' öyle böyle değil. 7/24 çaldığım, dinlediğim bir şarkı haline geldi. Tek başına albümü götürebilecek düzeyde. ''Any Which Way'' şarkısında da ciddi bir Mika benzerliği var; hem şarkının tarzında hem de vokallerde.

Sanırım şu sıralar dinlediğim onca albümden çıkarttığım tek şey şu oldu. Önemli olan müzikteki en baba isimlerin değil, alternatif isimlerin albüm yayınlaması. Kulaklarım kaliteli müzikle beslendi resmen. Disko topu dönsün diyorsanız, durmayın saldırın albüme =)

Bu da benden size hediye. Övdüğüm şarkıya bir göz atın. Tık tık.

4 Temmuz 2010 Pazar

KYLIE MINOUGE // APHRODITE (ALBUM)

2010 yılı içerisinde yayınlanan ilk bomba albüm diyebilirim onun için ! Son zamanlarda ortalıklarda pek de superstar sayılabilecek kişilerin albümü olmadığından Kylie Minogue ve Aphrodite bu açığı oldukça güzel bir şekilde kapatmakta- özellikle de son zamanlarda ortalıkta gözükmeyen Madonna'nın yerini doldurmaya çalışmasıyla bazılarımızın da kalbini çalmış durumda.

4 sene ara verdikten sonra 2007 yılında ''X'' albümüyle hastalığından kurtuluşunu kutlayan Minouge bu sefer bizleri 3 sene bekleterek yepyeni albümünü eşsiz Yunan Tanrıçasından esinlenerek hazırladı. Her ne kadar yurtdışında Türkiye'de olduğu kadar ''yazın dans şarkıları gider'' mantığı olmasa da içimizin kıpır kıpır olduğu şu günlerde dans şarkılarıyla dolu bir albüm dinlemek gerçekten çok hoş oldu açıkçası. İskoç Calvin Harris ve İngiliz Stuart Price'ın da yapım aşamasında karşımıza çıktığı albüm bizlere yine ''bana yapımcını söyle sana nasıl bir albüm yaptığını söyleyeyim'' dedirttiriyor.

Aphrodite'ye gelecek olursak; şimdi Banu Alkan'ı bir kenara bırakın, Arkeoloji Müzesindeki Aphrodite heykelini göz önüne getirin. Tamam heykel ve gerçek bir olamaz (tamam Aphrodite'nin de ne kadar gerçek olduğunu bilmiyoruz gerçi...) ama o görüntü kesinlikle hayallerinizi süsleyen Aphro'dan çok uzak. Dolayısyla ''albüm kapağında Kylie ne kadar onu canlandırabilmiş?'' diyosanız buram buram Mykonos kokan albüm kapağında Kylie bence kesinlikle Aphrodite olmuş. Mavi elbisesi ise başka bir güzellik. Yine de sanki Minouge albüm değil de yeni parfümünü tanıtıyomuş gibi bir hava var ortalıkta. :)

Gelelim şarkılara...Pop, dans ve elekronik ritmlerinin harmanlandığı albüm yıllardır süre gelen Kylie tarzına tam da uyan bir şey, yani bu bağlamda bir yenilik yok. Ancak bir şarkıdan diğerine geçerken asla sıkılmayacağınızı garanti edebilirim. ''All The Lovers'' gibi yazın en büyük hitlerinden biriyle açılışını yapan albümü dinledikçe içten içe dans etmeye başlayabilirisiniz. Halk arasında dikkat edin yani. All The Lovers gibi bir anda sizleri bağlayabilecek diğer parçalar ise ''Get Outta My Way'' ve ''Better Than Today''. (3 şarkının da Stuart Price tarafından yapıldığını da belirtmeliyim). ''Cupid Boy''u ise hangimiz sevmedik ki ?? Pistlerde kendinizi ordan oraya savurduğunuzu görebiliyorum. ''Closer'' ise tam benim ağzıma layık. Su gibi akan melodi sizi dans ettiriyo ama sanki derinlerde bir yerde hüzünlü bir şeyler varmış gibi.


Lady GaGalaşmadan bir elektro/pop albümü dinlemek ve de Amerikanın yaydığı Urban akımına kendini kaptırmadan hazırlanmış. Aslında elekto değil de sanki bildiğin EuroPop bir albüm olmuş. 5 üzerinden 4.5luk oldukça tatminkar bir albüm. Yarım yıldız nereye mi gitti ?? Albüme yenilik getirmemiş ve de ''Everything Is Beautiful'' şarkısı oldukça sıkıcı. Ayrıca ''Aphrodite'' şarkısının melodisinde ise yeteri kadar arzu duyguları aşılanmıyo :P Eh napalım Aphrodite deyine aklımıza bu geliyor. Huzurlarınızda ''Fever''dan bu yana en iyi Kylie albümü !