Belle de Jour etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Belle de Jour etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Ağustos 2012 Pazartesi
HEY LOLITA HEY!
'Lolita'nın yapılmış iki versiyonunu da henüz izlemedim ama; Ludivine Sagnier eğer Lolita olsaydı bence harika iş çıkartırdı ortaya. Mesela 'Swimming Pool'a göz atın, tam öldüren cazibe. Bir de '8 Women' var, şeker kız Candy, üstelik tatlı olduğu kadar akıllı da. İki karakterini birleştirdiği bir diğer film de 'Lily, Sometimes'. Diana Kruger'ın küçük kız kardeşi rolünde hem afacan bir erkek çocuğu gibi, hem şeker bir kız gibi, şeker kız ruh halleri üstelik bir de 'the girl next door gone wild' ile birleşiyor. 31 yaşındayken 15 gibi de davranabiliyor. 'Crime D'Amour'da tehlikeli, 'The Devil's Double'da ise savunmasız Lübnanlı bir prens metresi. Paris'in 'National Treasure'larından olan bir kız ne zaman bir Cotillard, Paradis ya da Poesy kadar tanınacak bekliyorum.
9 Nisan 2012 Pazartesi
BELLE DE JOUR: JOANNA KULIG
Genellikle ülkesi yapımlarından olan Polonya filmlerinde yer alan Joanna Kulig 2 mainstream sayılabilecek işte yer aldıktan sonra kanımca daha çokça bizi meşgul edecek gibi. 'Hansel ve Gretel'in yeniden çekiminde yer alması da su yolunun başlangıcı gibi! 'The Woman In The Fifth' ve 'Elles'de karşımıza çıkan Kulig'in bu iki filmi de 31. Istanbul Film Festivali'nde gösterildi. Üstelik her ikisinde de büyük isimlerle çalışıp baş rollerde (birinde evet diğerinde gibi)yer aldı.
Lara Stone ile yarıştırabilecek büyüklükteki göğüsleri, sapsarı saçları ve beyaz teniyle de yine #modelofthemoment 'un Leh ikizi gibi. Bu arada Leh olmanın getirilerini (ya da sterotipleştirilmesinden ötürü tam aksi mi?) her iki filminde de kullanan #belledejour birinde aksanı ve konuşmasıyla Fransa'da kaybolan Amerikalıyı etkilemeyi başarırken diğerinde de Batı'da çalışan fahişe Doğu Bloklu karakterinde.
Kristin Scott Thomas ve Ethan Hawke'un baş rolünde bulunduğu ve bilinç altı ve akıl oyunları temalı 'The Woman In The Fifth'te Paris banliyölerinde derme çatma bir otelin Türk işletmecisinin sevgilisi olarak kendini gösteren Kulig 'Elles'de ise Juliette Binoche ile karşı karşıya oynayarak -hem de bayaa samimi- zaten oyuna 2-0 önden başlıyor.
Erasmusla Fransa'ya gelen Alicja herşeyini çaldırıktan sonra kendine bir yer aramaya başlar. Göğüslerini görmek isteyen adamı reddettikten sonra aslında kaçarı olmadığını anladığında yoluna fahişe olarak devam eder.Elle dergisi için makale hazırlayan Anne (J Bincohe)'in ise buluştuğu iki fahişeden biri Alicija'dır. Otel odasında gerçekleşen buluşma gecenin sonuna doğru 'Les Amours Imaginaires'de de karşımıza çıkan 'Pass This On' (The Knife) 'un çalmasıyla beraber de bir hayli ateşli olmaya başlar.
İtiraf etmeliyim ki tıpkı Lea Seydoux gibi onu da izlemek çok keyifli.
Lara Stone ile yarıştırabilecek büyüklükteki göğüsleri, sapsarı saçları ve beyaz teniyle de yine #modelofthemoment 'un Leh ikizi gibi. Bu arada Leh olmanın getirilerini (ya da sterotipleştirilmesinden ötürü tam aksi mi?) her iki filminde de kullanan #belledejour birinde aksanı ve konuşmasıyla Fransa'da kaybolan Amerikalıyı etkilemeyi başarırken diğerinde de Batı'da çalışan fahişe Doğu Bloklu karakterinde.
Kristin Scott Thomas ve Ethan Hawke'un baş rolünde bulunduğu ve bilinç altı ve akıl oyunları temalı 'The Woman In The Fifth'te Paris banliyölerinde derme çatma bir otelin Türk işletmecisinin sevgilisi olarak kendini gösteren Kulig 'Elles'de ise Juliette Binoche ile karşı karşıya oynayarak -hem de bayaa samimi- zaten oyuna 2-0 önden başlıyor.
Erasmusla Fransa'ya gelen Alicja herşeyini çaldırıktan sonra kendine bir yer aramaya başlar. Göğüslerini görmek isteyen adamı reddettikten sonra aslında kaçarı olmadığını anladığında yoluna fahişe olarak devam eder.Elle dergisi için makale hazırlayan Anne (J Bincohe)'in ise buluştuğu iki fahişeden biri Alicija'dır. Otel odasında gerçekleşen buluşma gecenin sonuna doğru 'Les Amours Imaginaires'de de karşımıza çıkan 'Pass This On' (The Knife) 'un çalmasıyla beraber de bir hayli ateşli olmaya başlar.
İtiraf etmeliyim ki tıpkı Lea Seydoux gibi onu da izlemek çok keyifli.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


