Jennifer Lawrence'ın başrolünde bulunduğu ''Winter's Bone'' hem IF Istanbul kapsamında gösterimde hem de bu hafta sonu kendine vizyon şansı buldu. Daniel Woodrell'in aynı adlı kitabından uyarlanan film, kaybolan babasının izini süren ve aynı zamanda yokluk içerisinde yaşayan ailesine (iki kardeş ve annesine) bakan 17 yaşındaki genç bir kızın hayat hikayesini anlatıyor.
Orta Amerika'da geçen hikaye aynı zamanda klasik country şarkılarına yer verip köy hayatını da gözler önüne seriyor. Zaman zaman sıkıcı olsa da insanların genel yorumları gibi çok da ''bayık'' bir film değil. Ufak da olsa bir heyecanla filmin sonunun nereye bağlanacağını da merak ediyorsunuz.
Yaşıtım Jennifer Lawrence'ın performansı bir Annette Bening ya da Helena Bonham Carter etkisi bırakmasa da cidden başarılı. Zaten belli bir yerden sonra sırf onun hareketlerini takip etmeye başlayabilirsiniz. Ancak yine de herhalde Lawrence ''en iyi kadın oyuncu'' dalındaki en zayıf halkadır. Ne de olsa yarıştığı isimler Nicole Kidman, Michelle Williams, Natalie Portman ve Annette Bening ! Bafta ya da Golden Globe'lara aday olmamasına rağmen ''en iyi yardımcı erkek oyuncu'' dalında Oscarlarda yarışan John Hawkes ise birçoklarını şaşırtmış olsa gerek. Bu iki daldan eli boş döneceği gibi ''Winter's Bone'' büyük ihtimalle ''en iyi film'' ve ''en iyi uyarlama senaryo'' kategorilerinin de galibi olamaz.
IF Istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
IF Istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Şubat 2011 Cuma
23 Şubat 2011 Çarşamba
LES AMOURS IMAGINAIRES
''Les Amours Imaginaires'' 21 yaşındaki Xavier Dolan'ın yönetmiş olduğu ikinci film. Yaptığı filmler, hem yaşını göze aldığımızda hem de anlattığı hikayelere ve anlatış biçimine baktığımızda ilerki yıllarda ''modern klasik'' olarak sayılabilecek ve başyapıt olarak adlandırılabilecek türden.
Yarı otobiyografik sayılabilecek ilk filmi ''J'ai Tue Ma Mere''den (anne-çocuk ilişkisini metaforik ve şiirsel bir anlatımla anlattığı filminden) sonra bu sefer de aynı erkeğe aşık olan iki yakın arkadaşın hikayesiyle karşımızda. Ayrıca bir önceki filmde de oynayan Anne Dorval de ufak da olsa yine bir rolle karşımızda. Ve evet sanırım bu kadını izlemeye bayılıyorum.
Her ne kadar da ilk filmin devamı olmuş olmasa da (belki de her iki filmi de yakın zaman aralıklarından seyrettiğimden ötürü) Les Amours Imaginaires'i (Hayali Aşklar / Breathless) biraz da ben o gözle izleme çabasında bulundum nedense !?
Filmin en beğendiğim özellikleri de; en can alıcı noktaların ''slow motion'' şekilde ilerlemesi ve sessiz bir şekilde anlatıp sahneyi müzikle beslemesiydi ! Müzik demişken filmin müzikleri 10 numara. Nancy Sinatra'dan duymaya alışık olduğumuz ''Bang Bang'' bu sefer Dalida ile İtalyanca versiyonuyla karşımızda. İsveçli elektro-pop duo'sı The Knife'dan ''Pass This On'', klasikleşen bir parça House of Pain ile ''Jump Around'', Sting'den ''Every Breath You Take'' ve duyduğum anda şarkıya aşık olduğum ''Keep The Streets Empty For Me'' ile Fever Ray. Şarkıyı söyleyen arkadaş ise Röyksopp ''What Else Is There''den de tanıdığımız Karin Dreijer Anderson. Tüm bu isimlere diğer eşlik eden iki isim ise Bach ve Wagner. Mükemmel bir soundtrack albümü olabilir anlıyacağınız.
Edebiyatta olduğu gibi sinemada da belli başlı konular vardır. Ve her biri aslında yeniden yazım / anlatımdır. Dolayısıyla ''aşk üçgeni'' meselesi de aslında defalarca anlatılmış bir şeydir. Ancak bunu farklı kılan olayın aktarımıdır. Genellikle romanlar için derler ''film gibi gözümün önünden geçti'' diye, işte bu film de yüsksek edebi değeri olan bir romanmış gibi okunmalı, incelenmeli, takip edilmeli.
Yarı otobiyografik sayılabilecek ilk filmi ''J'ai Tue Ma Mere''den (anne-çocuk ilişkisini metaforik ve şiirsel bir anlatımla anlattığı filminden) sonra bu sefer de aynı erkeğe aşık olan iki yakın arkadaşın hikayesiyle karşımızda. Ayrıca bir önceki filmde de oynayan Anne Dorval de ufak da olsa yine bir rolle karşımızda. Ve evet sanırım bu kadını izlemeye bayılıyorum.
Her ne kadar da ilk filmin devamı olmuş olmasa da (belki de her iki filmi de yakın zaman aralıklarından seyrettiğimden ötürü) Les Amours Imaginaires'i (Hayali Aşklar / Breathless) biraz da ben o gözle izleme çabasında bulundum nedense !?
Filmin en beğendiğim özellikleri de; en can alıcı noktaların ''slow motion'' şekilde ilerlemesi ve sessiz bir şekilde anlatıp sahneyi müzikle beslemesiydi ! Müzik demişken filmin müzikleri 10 numara. Nancy Sinatra'dan duymaya alışık olduğumuz ''Bang Bang'' bu sefer Dalida ile İtalyanca versiyonuyla karşımızda. İsveçli elektro-pop duo'sı The Knife'dan ''Pass This On'', klasikleşen bir parça House of Pain ile ''Jump Around'', Sting'den ''Every Breath You Take'' ve duyduğum anda şarkıya aşık olduğum ''Keep The Streets Empty For Me'' ile Fever Ray. Şarkıyı söyleyen arkadaş ise Röyksopp ''What Else Is There''den de tanıdığımız Karin Dreijer Anderson. Tüm bu isimlere diğer eşlik eden iki isim ise Bach ve Wagner. Mükemmel bir soundtrack albümü olabilir anlıyacağınız.
Edebiyatta olduğu gibi sinemada da belli başlı konular vardır. Ve her biri aslında yeniden yazım / anlatımdır. Dolayısıyla ''aşk üçgeni'' meselesi de aslında defalarca anlatılmış bir şeydir. Ancak bunu farklı kılan olayın aktarımıdır. Genellikle romanlar için derler ''film gibi gözümün önünden geçti'' diye, işte bu film de yüsksek edebi değeri olan bir romanmış gibi okunmalı, incelenmeli, takip edilmeli.
Film şu anda 10. !F Festivalinde gösterimde. Aynı zamanda Xavier Dolan'ın yönetmiş ve oynamış olduğu bir başka festival filmi ''J'ai Tue Ma Mere / I killed My Mother'' da Istanbul Modern'de ''Kanada Filmleri'' kapsamında gösterimde.
Etiketler:
Anne Dorval,
Festival,
IF Istanbul,
İstanbulModern,
Sinema,
Video,
Xavier Dolan
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


