Jennifer Lawrence etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Jennifer Lawrence etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ocak 2013 Cumartesi

HAFTANIN KAPAKLARI

Haftanın kapaklarında bu hafta kapak spotları var.

Tehdit mi kibir mi gözdağı mı? 
NewsWeek'te yeni dönem bu hafta başladı. İlk dijital sayı gün yüzüne çıktı. Ateş yanmaya devam edecek. Körükle gidilmekten korkulmayacak.  "Baskıdan vazgeçip online'a kaymamız bir değişiklik yaptığımız anlamına gelmiyor" diyor spot.
PS. Spot Tom Wolfe'un romanının da adı aynı zamanda.
Vanity Fair dergi dünyasının babası. 
Bu ay kapakta son dönemdeki newcomerlar arasından Jennifer Lawrence kapakta. VF'in gençleri çok fazla seçmemesi -özellikle de solo kapak- düşünülürse büyük bir kapak. Lawrence hem de artık A List. Yılın hem blockbuster hem de ödül avcısı filminde rol aldı. Herkes onu taktir ediyo ve seviyo. 22 yaşında başardıkları ise boyundan büyük. Ancak VF gibi dünyanın en klas dergisinin Lawrence için atabildiği tek başlığın "The most desirable women. 1M men say" olmasını çok komik buluyorum. Daha da ötesi nasıl der ecnebiler "pathetic"!
Evet iki hafta üst üste Scarlett Johansson. İngiliz Elle ve abone kapağı. "Büyüleyici" spotu "Yalın da iddialıdır" dercesine göz kırpıyor.

14 Aralık 2012 Cuma

GOLDEN GLOBE ADAYLIKLARI

Eyaletler ve birlikler birer birer "eleştirmen" ödüllerini açıklayadursun mainstream ödüllerin adaylıkları da bizlere "Christmas ruhu" gibi "Oscar Ruhu"nu yavaş yavaş aşılamaya başladı. Geçtiğimiz günlerde açıklanan Indie Spirit Adaylıklarından sonra dün ve bügün açıklanan Screen Actors Guild Awards ve Golden Globe adaylıkları 24 Şubat gecesi karşılaşacaklarımıza dair birkaç ipucu vermeye başladı.


"The Master" ve "Anna Karenina": PR ve ses getirmek açısından yayınlanmadan önce haklarında çok fazla yaygara koparılsa da ikisi de ödül sezonunu domine eden filmler olmaktan çok öte bir yerlerde.

Nasıl ki Türk izleyicisini 10 numaradan vurmak için ağlak olmak şart Amerikan izleyicisini kendine çekebilmek için de savaş ve Irak üzerine bir şeyler söylemek gerekiyor. Karşısındakiler yılın en iyi yapımları olsa da "Zero Dark Thirty"nin tüm ödülleri toplayacak olma bahisleri bir hayli yüksek. Öte yandan filmi bu denli itici kılan bir diğer özellik de Kathryn Bigelow'un iki sefer üst üste aynı hikayeyi çekmiş olma hevesi. Jessica Chastain ardı arkası kesilmeyen başarılı rollerle ödül anlamında emeğinin karşılığını pek alamasa da yine bir savaş filminde oynuyor oluşu onun da yüzünü güldürebilir. Yine de muhtemelen izlemeyeceğim filmle ödül alması performansını kaçıracağımdan da bünyemde derin yaralar bırakacağa benziyor.
Salmon Fishing in Yemen
Komedi/ Müzikal dalı ise şahsen benim yüzümü en fazla güldüren kategori oldu. Ewan McGregor ve Emily Blunt'ı bir araya getiren "Salmon Fishing in Yemen"in ve muazzam oyuncu(luk)ların yer aldığı "The Best Exotic Marigold Hotel"in paspas altı edilmemiş olması çok hoş. Öte yandan indie duruşu "Moonrise Kingdom"ı diğer büyük yapımların yanında ezdirmediği için de alkış. Akış bakımından çokça MK'a benzettiğim "Beasts of the Southern Wild"ın da listede -kadın oyuncu dalında bile- yer almayışı üzücü ama. (Gerçi onun dalı bura değil de MK bilinç akışı yaptırdı.)

Ewan McGregor'un oynadığı yapımlar ödül sezonlarında daima ön plana çıksa da kişisel idolümün kırmızı halı üzerinde henüz doğru dürüst bir heykelcikle poz veremeyiş oluşu benim canımı çok sıkıyor. "Versatility" anlamında çağın en büyük aktörlerinin başında gelen McGregor'un kara bahtı Leonardo Di Caprio ve Brad Pitt ile yarışır. Yine "Killing Them Softly" ve Matthew McConaughey'nin ortalıklarda olmayışını da garipsedim.

Öte yandan fragmanının tüm filmi ele verdiğini var sayarsak -gerçi önermenin durumla bir alakası yok ama- Naomi Watts'ın "The Impossible" ile bu denli gündeme gelişi pek şaşırtıcı. Rakiplerinin Chastain, Cotillard ve Mirren olduğunu var sayarsak hele ödülü kazanma şansı ne derecedir orası tartışılır. Bir de Naomi Watts bana hep çok silik gelir. "Funny Games", "Eastern Promises" ve "21 Grams" gibi yapımlarda yer alsa da hep bir B sınıfı oyuncusu gibi. Kaderini belki de "Diana" değiştirir.

Kariyerinin başındaki "Burning Plain" performansı hemen arkasından gelen "Winter's Bone" ve "Hunger Games"deki performansının bile ihtiraslı olduğunu var sayarsak "Silver Linings" ve Jennifer Lawrence çoktan merak edilenler listesinin zirvesine oturdu bile. Bradley Cooper da umarım hak ettiği yeri edinebilir.

Müzik dalları her zaman için bana karışık gelse de Adele'in liste içinde olması sevindirici. En büyük rakibinin Taylor Swift oluşu olayı bir anda Grammy'lere çeviriken "Snow White" ile Florence Welch'i ve yine "Hunger Games" ile Arcade Fire'ı görememek üzücü.

Son 10 senede seyretmiş olduğu animasyon yapımları bir elin beş parmağını geçmeyen beni çok eğlendiren "Hotel Transylvania"yı listede görmek de yine yüzümü güldürenler arasında. (Bakınız. nasıl da ufak şeylerden mutlu oluyorum). Öte yandan yurdum vizyonunda filmin Türkçe dublajlı oynatılması ise filmi antipatik bulanların gayet tabii sebebi olabilir. Transylvania'da Karadeniz aksanı?
Amour
Yüzyılın en sıkıcı filmi dalında başı çeken "En Kongelig Affeare" (gerçi daha önce de bahsettiğim gibi IKSV'nin filmi pazarlayış yöntemleri festivallerde izlenen birçok filmin beğenilmemesine sebep olabiliyor) Yabancı Filmler dalında aday olurken izlerken hissizleşmenize ardından kopup gitmenize ve donakalmanıza neden olan "Amour" - henüz "Rust& Bone"ıu (Rag&Bone değil. Dikkat) izlememiş olsam da bence kategorinin galibidir. Öte yandan kadın oyuncu yarışında olan Emmanuelle Riva'nın da ne kadar ileriye gidebilecğini görmek için sabırsızlanıyorum.

Televizyona gelince; "The Good Wife"a büyük haksızlık yapan Hollywood yabancı basını bir kez daha Julianna Margulies ve Archie Panjabi'ye adaylık verse de bir terbiyesizliği de Christine Baranski'ye yaptı. Alan Cumming'in de yine hiç adaylık elde edememiş olması büyük ayıptır.

Yeni dizilerden "Girls" ve "The Newsroom"un gözden kaçmaması da pek şahane. Yalnız drama'da TGW'a yapılan haksızlık komedi de "Parks & Recreation"a yapılmaya devam ediliyor. Üstelik bu sezon bir anda attan popülaritesini de düşenecek olursak bu görünmez gelinişliği şaşırtıcı.

İçimden çok büyük bir his Michelle Dockery'nin ödülü alacağını söylese de kategorinin gerçek galibi Margulies'dir. Komedi dalında ise akademi umarım Amy Poehler'a ödül vererek bir ölçüde ayıplarını kapatır. Bu arada diziden başka isimlerin de aday olmayışı üzücü.

Maggie Smith bir kez daha her koldan aday olurken (sen ne yüce bir insansın) "Modern Family" varlığını korurken, "Game of Thrones" tamamıyla  silinip giderken Nicole Kidman ve Julianne Moore rekabeti burada da devam ediyor. Umarım yine ödülü kucaklayan isim Moore olur (Lange aradan zıplamasa bari.)
The Girl
Sienna Miller'ın ödülü kapabilme adına hiç şansı olmasa da filmografisnin en iyi performansını sergilediğini belirtmeliyim. Zira kendisi benim için bugüne kadar hep Jude Law'ın sevgilisi ve "September Issue"nun kapak yıldızı olarak varlığını sürdürüyordu. Bu bağlamda yine "The Girl" aday olmuş oluşu da pek sevindirici şeyler arasında.

Aralık ayı itibariyle filmlerin yüzde 98'ini göremeyen biri olarak adaylıkları eleştirmek gerçi pek de doğru sayılmaz. Bu iş bu seviyedeyken biraz fun-boy'lukla sınanıyor sadece.

Ödül gecesi görüşmek üzere.

11 Ağustos 2011 Perşembe

THE NEW GENERATION ! SUPERNATURAL STARS !

Hollywood artık yeni bir jenerasyona sahip desek pek de abartmış olmayız. Elbette her zaman için filmlerde küçük oyuncular karşımıza çıkmıştır, ancak hangi biri şimdikiler kadar popüler olmuştu ki ? Hangi biri kendinden bir önceki jenerasyonun önüne bu kadar geçebilmişti ki ? Hepsi de karşılıklı oynadıkları büyük yıldızlar kadar övgü alıp ödül yarışında aynı kategoride onlarla beraber kapıştı.

Onları belki şimdi bizler daha da çok seviyoruz, çünkü hepimizde de ''aa ben onun küçüklüğünü bilirim'' deme hastalığı var ve daha da önemlisi aslında biz büyürken o küçük yıldızların büyüdüğünü de görüyoruz. Üstelik bunlar sadece filmlerde baş rolü kapıp eleştirmenlerden övgü dolu sözler duymakla yetinmiyorlar. it girl edasında dergilerde, partylerde boy gösterip, video çekimlerinden defilelerin en ön sıralarında ''ben de buradayım'' diye bağırıyorlar. Her zaman dediğim gibi, her hangi bir ünlü isim kendi alanı dışında başka dallardan da talep alıyorsa bu iş olmuştur.

Geçtiğimiz senelerde Amanda Seyfried ile başlayan new comers serisine her gün yeni bir cep telefonu modeli gibi bir tanesi daha ekleniyor. Siz hala Jennifer Lawrence'a takılıp kalmışken Chloe Moretz çoktan tozu dumana katmaya başladı bile. Üstelik tüm bu isimler Hanna Montana ya da Disney serisinden de değiller.

Postu hazırlama nedenim ise trendlerden hatta gelecek trendlerden haberleri olan editörlerin uzun zamandır kapaklara A List NewComer'ları yerleştirme yarışları. Son olarak buna sansasyonel ve kült dergi Love da katıldı. Üstelik tıpkı Annette Bening ve Hailee Steinfeld'in Oscar'larda bir arada olması gibi Kristen McMenamy ile Elle Faning bu kapakta bir arada.
''Supernatural'' temasının işlendiği Love'un 6. sayısında Lara Stone, Mariacarla B. ve Kristen McMenamy gibi isimlerle beraber kapak olan 3 yeni yetme starın karşısında ise bu ay muazzam bir Björk kapağı yaratan Dazed & Confused Eylül sayıları için Juno Temple'ı seçmiş..
AnOther Magazine ise geçtiğimiz sezon yayınladığı 10. yıl sayısında son 10 yıla damgasını vurmuş isimleri değil gelecek 10 yıla damgasını vurması kuvvetle muhtemel isimleri seçmişti. Bakınız Jennifer Lawrence, Mia Wasikowska, Lea Seydoux ve Andrea Riseborough.

Tüm bu isimlerin imdb sayfalarına bakacak olursanız ise kaba bir hesapla önümüzdeki senelerde vizyona girecek en önemli filmlerin hemen hemen hepsinde bunlardan birini görmeniz kaçınılmaz. ''Rise of the NewComers'' diye buna derim ben. Aralarında ben bir de ''Hanna''nın yıldızı Saoirse Ronan'ı görmek isterdim.

Süsledikleri moda / sanat / tasarım dergilerinin yanı sıra Hailee Steinfeld Bayan Prada'nın bir diğer markası Miu Miu'nun bu sezonluk yüzü oldu. Chloe Moretz ise Drew Barrymore'un yönettiği Best Coast videosunda karşımıza çıktı. 
Miu Miu / Fall- Winter 2011 Campaign

Kim bilir belki de bundan 10 yıl sonra filmlerde ya da Vogue kapağında Kate Winslet, Marion Cotillard, Penelope Cruz, Julianne Moore, Meryl Streep, Tilda Swinton, Cate Blanchett ve Gwyneth Paltrow yerine yukarıdaki isimleri bir arada görmekten çok daha fazla heyecan duyucaz. Üstelik ''aaa 15 yaşında ilk kez True Grit'te karşımıza çıkıp Oscar'a aday olan küçük kız değil mi?'' şu diyerek bilmiş bilmiş sırıtarak.

Siz şimdiden ''Anna Karenina'', ''W.E.'', ''Midnight in Paris'', ''The Dark Knight Rises'', ''The Silver Linings Playbook'', ''Movie 43'', ''Romeo & Juliet'' ve ''Jane Eyre''i not edin. Ah pardon ! Zaten hepsini aylardır bekliyodunuz çünkü tüm bu isimler çoktan casting sırasında diğer A List isimlerin karşısına koyuldu bile, üstelik yine kendi jenarasyonlarından birileriyle, yani yukarıda diğer saydıklarımla.

Günün stilinde ise yepyeni filmi ''The Help''in galasında yer alan Emma Stone yer alıyor. Kardeşleri kadar genç olmasa da new comer'ların bir önceki sürümünden.

7 Mayıs 2011 Cumartesi

O GUCCI'LERI ISTIYORUM. 2 GUCCI 18 KAPAK

Daha önce- tık: Mart ayında moda dergilerinin kapaklarındaki Dolce & Gabanna hakimiyetini yazmıştım. Ben yazıyı bitirirken 9 kapak yayınlamıştı. Hatta henüz Vogue Paris Nisan sayısı görücüye çıkmamıştı. Ancak o sayı daha sonra 15e ulaştı. Hatta re-print kapaklar / dergiler nedeniyle beyaz ve dantelin başrolde bulunduğu kapak sayısı muhtemelen 20yi bulmuştur.
Sırada Gucci var ! Gucci'nin rengarenk saten kumaştan hazırlamış olduğu bu takımlar sadece editörlerin değil benim de gözdem. Keşke etrafımdaki bütün kızlar bunları giyinse. Sadece moda dergilerinde değil özel davetlere katılan isimlerin ilk tercihi bile bu Gucciler oldu. İlk deneyenlerden biri de hatta Jennifer Lopez'di. Kapakların yanıs ıra bütün editöryallerde bile yer aldı desem abartmış olmam sanırım. Hatta Kate Moss'lu postta da karşılaşmış olabilirsiniz.
Daha önce de dediğim gibi, editörler front-rowda kurulurken defileden en hit parçaları seçip, büyük ihtimalle çekimleri kafalarında gerçekleştiriyorlardır. Açıkçası önemli olan bu elbiseleri yakalayıp kapağa taşımak mı doğrudur, yoksa Wintour, Sozzani gibi ''nasıl olsa bunları herkes kullanır biz başka ''look''lar mı seçelim'' demek daha isabetli bir karadır bilemeyeceğim. Ancak ''biraz yaratıcılık''. 
Lara Stone'lu Vogue Paris Şubat ve Jennifer Lawrence'lı Flare Canada Haziran benim en favorilerim. Hatta en birincim ''Winter's Bone''da paspal rolde parlayan yıldızın aksine, burada inanılmaz seksi ve ''beauty bomb'' hali ile insana dudak ısırtan Lawrence kapağı. (Doğru kullandım sanırım bu deyimi lol)
Gelelim sezonun bir diğer trendy Gucci look'una. Saçaklartan yapılmış bu elbise Afrikalı Yerel Halkı anımsatıyor. Vahşi ve tribal efektiyle Roberto Cavalli kreasyonundan kaçmışa benzese de bir kadın bu elbiseyi giydiğinde kendini daha güvende ve sert hissedemez her halde. Sarı,kızıl ve yeşil ise değişik alternatifler.
Diğer 4 lady kusuruma bakmasın ama Beyonce dışında kimse bu elbiseyi güzel taşıyamamış. Sanki Beyonce düşünülerek tasarlanmış gibin. You ROCK Queen B.

Tribal elbise tam 6 farklı kapakta yer alırken, neon saten serisi ile üsttetki Gucci'ler tam 13 farklı kapakta boy göstermiş. Marie Claire, Instyle ve Elle gibi dergiler sürekli reprint'lere başvurduklarına göre Gucci bu sayısı 2ye belki de 3e bile katlayabilir.

photos via. fashiongonerouge, fashionspot

25 Mart 2011 Cuma

KIDS ARE ALLRIGHT !

Geçtiğimiz haftalarda IF Kapsamında gösterilen ”The Kids Are Allright” bu hafta sonundan itibaren de sinemalarda.  ”İki Kadın Bir Erkek” olarak gayet sığ bir şekilde Türkçeye çevrilen ismi bir kenara bırakın +18 ibaresiyle kendine vizyon şansı bulmuş olması da gayet garip. Bir kaç sene sonra bu tür filmlerin vizyona girebileceğinden bile şüpheliyim açıkçası.
Julianne Moore ve Mark Ruffalo‘yu ”Blindness” sonrası bir kez daha birleştiren film aynı zamanda da Annette Bening‘in birçok ödül kazanmasına da neden oldu. Kanımca filmde oyunculuğuyla öne çıkması gereken isim Bening değil de Moore olmalıydı. Evet Moore’a taparım; hani o yüzden bunu demedim; ama cidden göz dolduran bence Bening değildi.
Filmin konusu ise lezbiyen bir çift tarafından yetiştirilen çocukların babalarını aramaları ve bulduklarından sonra değişen / gelişen hayatları. Çiftin çocuklarından biri de geçtiğimiz sene çokça konuşulan yapımlardan biri olan ”Alice In Wonderlan”in gözdesi Mia Wasikowska.
4 Academy Adaylığı bulunan film hiç kuşkusuz senenin en iyi komedisi.
****
Film oyuncularından Mia Wasikowska aynı zamanda Another Magazine‘in 10. yıl özel kapağını süsleyen 4 kızdan biri. Ki bunlardan bir diğer ise ”Winter’s Bone”da göz dolduran Jennifer Lawrence. Bu genç kızların kapak olma sebebi ise onların ilerki yıllarda çokça konuşulacak büyük starlara dönüşecek olmaları.
Filmin reklam işleri, dergilerin satışları derken elbette Julianne Moore‘dan daha büyük bir PR görevlisi olamazdı. Zaten modayla içli dışlı olan Moore hem bu şekilde kırmızı halıda en ünlü modacıların elbiselerini sergiledi, hem de dergi kapaklarına çıktı. Ancak bunlardan da öte markaların S/S kampanyalarında yer almaya devam etti. İşte Mert & Marcus’uın gözünden Talbots Spring 2011 Campaign.

25 Şubat 2011 Cuma

WINTER'S BONE

Jennifer Lawrence'ın başrolünde bulunduğu ''Winter's Bone'' hem IF Istanbul kapsamında gösterimde hem de bu hafta sonu kendine vizyon şansı buldu. Daniel Woodrell'in aynı adlı kitabından uyarlanan film, kaybolan babasının izini süren ve aynı zamanda yokluk içerisinde yaşayan ailesine (iki kardeş ve annesine) bakan 17 yaşındaki genç bir kızın hayat hikayesini anlatıyor.

Orta Amerika'da geçen hikaye aynı zamanda klasik country şarkılarına yer verip köy hayatını da gözler önüne seriyor. Zaman zaman sıkıcı olsa da insanların genel yorumları gibi çok da ''bayık'' bir film değil. Ufak da olsa bir heyecanla filmin sonunun nereye bağlanacağını da merak ediyorsunuz.

Yaşıtım Jennifer Lawrence'ın performansı bir Annette Bening ya da Helena Bonham Carter etkisi bırakmasa da cidden başarılı. Zaten belli bir yerden sonra sırf onun hareketlerini takip etmeye başlayabilirsiniz. Ancak yine de herhalde Lawrence ''en iyi kadın oyuncu'' dalındaki en zayıf halkadır. Ne de olsa yarıştığı isimler Nicole Kidman, Michelle Williams, Natalie Portman ve Annette Bening ! Bafta ya da Golden Globe'lara aday olmamasına rağmen ''en iyi yardımcı erkek oyuncu'' dalında Oscarlarda yarışan John Hawkes ise birçoklarını şaşırtmış olsa gerek. Bu iki daldan eli boş döneceği gibi ''Winter's Bone'' büyük ihtimalle ''en iyi film'' ve ''en iyi uyarlama senaryo'' kategorilerinin de galibi olamaz.