Editorial etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Editorial etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Temmuz 2013 Pazar

PYGMALION EFFECT

Bugünlerde ne Amerikan Vogue'dan ne de Nicole Kidman'dan en basit tabirle dudak uçuklatıcı ve baş döndürücü işler görmek pek mümkün olmuyor. Tıpkı bir süs bebeği misali Cannes halılarında parlayan Kidman gibi US Vogue da tüm çirkinlikleri yok edip toz pembe hayatları paketlemeye devam ediyor. Ya da this is what fashion/ glam is.

Aşağıdaki Kidman kareleri belki yılların geçmesinden ötürü oldukça ikonik. Yine de yıllar ne kadar geçse de Wintour'ın Katy Perry ve Kate Upton prodüksiyonlarının bu kadar ses getireceğini düşünmüyorum.
Irving Penn'in 2009 yılında hayatını kaybetmeden 5 yıl evvel çekmiş olduğu bu kareler büyük ihtimalle "The Stepford Wives" şerefine yayımlanmıştır dergide. Yani Kidman'ın kariyerindeki en parlak filmlerden olan "Moulin Rouge", "The Hours" ve "Dogville"den hemen sonra. Tam da düşüşe başlarken.
"Paperboy"daki mükemmel Pamela Anderson portesinden sonra "Hemingway & Gellhorn"la sanki eski saygınlığını geri getirmeye çalışan "Stoker" ve "Grace of Monaco" günlerinde Kidman bu karelerde Grace Kelly kadar zarif, yağlı boya tablolarındaki kadın figürler gibi gerçek üstü bir güzellikte poz veriyor. Nicole burada Nicole Kidman değil bir oyuncu. Rolü modellik olan bir oyuncu.
Kareler zarafetin fotoğraf dünyasındaki karşılığı olurken couture kıyafetlerin her biri Kidman'ı farklı bir karakter olarak yorumluyor. Son zamanlarda Hollywood yıldızlarının artık eskisi kadar dergi sattıramadığı sürekli yazılmaya başlanan bir gerçek. Belki de kimsenin kullandıkları isimleri farklı açıdan yorumlamadıklarındandır asıl nedeni. 5 yıldızlı otellerin lobileri röportaj mekanı olarak seçilirken ortaya çıkan yazılar aktrislerin glamorus hayatlarını bizlerle paylaşmaktan başka bir şey yapmıyor. Üstelik tabloidler çirkinliklerini gizlemekten korkmazken bu yalan dünyaların bizlere yedirmeye çalıştığı gerçeklik oyununa artık pek kimse düşmüyor gibi. 
Bu arada kapakta hiç spot olmaması da ayrı bir şaşırtan nokta. Modeller henüz Vogue kapaklarını terk etmeden önce yayımlanan bu sayılarda tek derdin pazarlama stratejileri olmadığı ve pure artsy işler ortaya çıkarmanın heyecan verici olarak düşünüldüğü son Vogue kapaklarından birkaçı. 
Ne Sienna Miller, ne Kate Moss (evet Moss) ne de Lady GaGa'lı 125. yıl temalı September Issue'ların hiçbiri yaz habercisi bu mayıs kapağı kadar görkemli, minimal chic olmayı başaramamıştır sanırım. Keramet Kidman'da mı Penn'de mi bilinmez ama yayımlanmasından tam 9 yıl sonra karşılaştığım bu işler her açıdan tam bir "the ultimate muse"
"Costume Drama" demişken geçtiğimiz sene de "Downton Abbey" vesilesiyle Katie Grand ve Love sonbahar/ kış sayılarının tamamını bu temaya ayırıp dizinin tüm castını dergide toplamışlardı.

2 Mayıs 2013 Perşembe

DAHA FAZLA KATE MOSS

Aynı günde iki farklı Kate Moss fotoğrafları nete düşer. Biri İngiliz Vogue, Haziran sayısından. Daha önce Amerikan Vogue için B.B. olan Lara Stone'a benim senden neyim eksik diyor. Moss'u fotoğraflayan isim ise Demarchelier. Patrick olan.
Bir diğer mi? Kate Moss. 16 yaşında. "Bu fotoğraflar onun kariyerini belirledi" tagline'ıyla sürülen daha önce hiç görülmemiş kareler "Biraz yaramazlık yapmanın kimseye zararı yok" diye bağırıyor. 70'lerin Playboy kapağı efektli pozlar Corrine Day'in Kate Moss portrelerinin saflığını yerle bir ediyor. Tıpkı Steven Klein'in ikili W kapağı gibi. Ama daha fazla Kate Moss'a da kimse hayır demez. Üstelik bunlar "Twin Peaks"ten Laura Palmer gibi.
Olay şu ki o yaşına bile Kate Moss seksi olmaya çalışmıyor. Modern zaman kızları gibi "duck face" triplerine girmiyor. Çünkü o Kate Moss. Çabasız samimiyet. Zamasız hallenmeler. Kate Moss'un kendisi bir kanvas. Lambadan çıkan bir cin. Onu nasıl görmek istiyorsanız bunu ona söyleyin. Çabalamasına gerek yok.
Kate Moss Givenchy ve Versace dahil olmak üzere bu sezon 9 farklı markanın yüzü oldu. Ocak ayından bu yana 6 farklı derginin kapağına çıktı. İngiliz Vogue üst üste iki ay onu kullandı ve Vogue Paris'in Peru'ya adadığı Nisan sayısında Mario Testino'ya poz verdi. 

Moss etkisi hiçbir zaman azalmıyor. Etkisini kaybetmiyor. Adındaki görkemden mi, karakterindeki gizemden mi, yaydığı enerjiden midir bilinmez Kate Moss hala merak konusu. Hakkında çok fazla şey yazılmıyor, fotoğraflar onun hakkında pek fazla şey anlatmıyor, ama her seferinde farklı bir Kate Moss olarak karşımıza çıkıyor. 

Rock chic, BB, matador, çöldeki vaha, gizemli bahçedeki palmiye, Bowie, şeytan ya da rahibe. Meryl Streep gibi. Her rol onun için biçilmiş. O ise "sadece öylece durarak" bütün rolleri üstüne yapıştırabiliyor.

Kate Moss, her şeyi kendine yakıştırabilmektir. Kate Moss, Kate Moss olabilmektir. 

Daha da fazla Kate Moss için: http://pinterest.com/aykun/kate-moss/
Gitmeden önce: Biraz eski, ama yukarıdaki fotoğrafla bu ses tonu o kadar aynı ki.

27 Şubat 2013 Çarşamba

#MODELTALK LILY

Kate Moss’tan daha karanlık Stella Tennant’dan daha kadınsı Lara Stone’dan daha goth meta-supermodel Kristen McMenamy’nin kızı Lily yeni it-Girl. Ütelik piyasa Cara’ya tam da yeni alışmaya başlamışken. Anne-baba torpilinden midir bilinmez girl with an attitude Lily front-row’a davet edilmeyi beklerken bir anda kendini Chanel, Saint Laurent ve Marc Jacobs podyumunda yürürken buluyor. 
Sonrası;
Onu destekleyenler sadece tasarımcılar değil editörler de. Grey dergisinin ilkbahar/ yaz kapağında bulunan Lily Love, NY Times T ve Teen Vogue‘da da kendine yer buldu.Podyumların karanlık tarafı onu da baştan çıkarır mı bilinmez ama bembeyaz teni, kalın dudakları ve siyah saçlarıyla karakterini yaratan Lily, Bella Heathcote’un karanlık tarafı gibi. 
Lolita under Dark Shadows

29 Kasım 2012 Perşembe

TAVIR MI? TARZ MI? TEKRAR MI?

Alanı fark etmez ancak -özellikle- sanatçıların yaptıkları işlerde belirli bir "DNA" vardır. Peki sanatçının karakterinden beslenen bu işler onun tavrını mı ortaya koyuyor, yoksa tarzı belirli bir süre sonra sıkıcı bir tekrara mı dönüşüyor?


Belki diğer dallara girmek biraz riskli olabilir, ama moda fotoğrafçılığı belki de bu konu için en güzel örnek olabilir.

Bruce Weber ile başlayabiliriz mesela. Moda dergilerinde yer alan en romantik ve en hippie kareler ondan sorulur. Gündelik kıyafetleri de yine post-modern berduşlar gibi. Onun yakalamış olduğu çıplak kareler her ne kadar seksi olsa da romantizm ve yumuşak dokunuş ön plandadır. Grace Coddington "The September Issue"da fotoğraf karelerinin çok da fazla net ve keskin olmaması gerektiğini söyler. Weber'in işleri de biraz böyledir. Onun fotoğraflarında hep bir doğaya karışma, doğaya kaçma vardır. Siyah, beyaz dokunuşlarla kumsallar, rengarenk kıyafetlerle piknik havaları. Herkes eğleniyor. Herkes neşeli.
Üstte Amerikan Vogue Ağustos. Altta İtalyan Vogue Ekim. Ve Selfridges için çekmiş olduğu Christmas videosu.

Annie Leibovitz de bir bakıma Zümrüt ya da ailemizin fotoğrafçısı tadında. Dergiler portfolyo çekimleri için genelde onun kapısını çalıyor. Ya da portre çekme konusunda Leibovitz'in eline kimse su dökemiyor. İşlerinin müdavimi ise Vanity Fair. Group shot kapaklar genelde onun eseri. Ya da dergilerde portre yazılarına eşlik eden açılış görsellerinin kredilerinde onun ismini görmeye alışkınız artık.
 Kuşkusuz bu kare tüm zamanların en ünlü ve bilindik kapağı. Vanity Fair Ağustos 91 kapağındaki Demi Moore ve Leibovitz ortaklığı daha sonra birçok fotoğrafçı, editör ve ünlü isimle beraber defalarca taklit edildi.

Hans Feurer'i anlatmak içinse Vogue Türkiye'nin onunla beraber yapmış olduğu çekim sonrasında attığı tek bir başlık yeter."Esne Genişle." Sportif formlar ve hareketli yaşam onun karelerinin vaz geçilmezleri.
Her iki kare de Vogue Paris.

Camilla Akrans ve Koray Birand ise sürekli aynı kadının peşinde. Gizemli bahçeler. Aşk. Tutku. Göğüsler fora. Saçlar havada. Dudakta kırmızı ruj. Duruşta baştan çıkaran cazibe. (Yeri gelmişken ufak da bir not Birand'ın bu ayki Bazaar Türkiye çekimi ayın en iyisi.)

Ötelerde bir yerde bir de Tim Walker. O daima doğada. Stüdyoda olduğu zamanda kullandığı gotik dokunuşlar yeniden bizi karanlığa götürüyor. (Bknz. Marion Cotillard ve Jennifer Lawrence ile W kapak çekimi.) Şamanlar ve bozkırlar onun marifeti. Tim Walker harikalar diyarından ayrılmayı sevmezmiş gibi en güzel masalları anlatırken daima hip ve indie olmayı da başarıyor. Moğol diyarlarından selam var. Maceralarda inecek var.
Üstteki İngiliz Vogue Aralık 2011. Alttaki İngiliz Vogue Aralık 2012

Steven Klein ise karanlık sularda. Weber gibi onun da portfolyosu çıplak karelerle dolu. Ancak bu sefer daha koyu. Daha kışkırtıcı. Daha seksi. Ve daha çirkin. Calvin Klein'in son parfüm ve renkli iç çamaşırı reklamlarını hatırlayın. Ya da Interview'daki Brad Pitt'i. W'nun 40. yıl sayıları. Weber'in aksine hiçbir kare yumuşak değil. Çizgiler net. Renkler keskin. Duygular vahşi. Ya da sırf Madonna demek her şeyi açıklıyordu zaten.
Üstte Vogue Paris, Altta Interview

Mario Testino ise artık çok sıkıcı. Steven Meisel her ay Vogue Italia ile beraber görkemli işlere imza atarken Mert& Marcus hala seksi. Biraz da "Yalan Rüzgarı" tadında. Inez & Vinoodh, Alt önderliğinde kimlik karmaşası yaşarken son zamanların yeni süper ikilisi Sean and Seng'in imzası editöryallere eklenen hayvanlar. Cüneyt Akeroğlu ise gücünü Ece Sükan'la birleştirdiğinde en az köfte-patates kadar lezzetli. Kalem etek, beyaz gömlek kadar uyumlu. Terry Richardson ise ... marifet "Me as Terry" pozu vermekte. Are you cool enough?

Kapanış ise Juergen Teller'dan. Belki de en keskin net tavra sahip fotoğrafçı. Vivienne Westwood ve Marc Jacobs'un kıyafetleri onun karelerinde daha fazla anlam buluyor. Masalsılığı ise Tim Walker'la yaraşır cinsten. Ancak onun kadar masum değil. Sezonun en konuşulan kampanyası Celine de onun elinden çıkma MJ'in Bang'i de. Kullanılan renkler biraz 70ler Fransız ekolu. Biraz saçma. Biraz entel. Hafif bir Wes Anderson dokunuşu. Sofistike ama çılgın.
Üstte Flair October cover. Altta Westwood kampanyası.

Başta sorduğum sorunun cevabı mı peki?

2 Kasım 2012 Cuma

SAMANLIKTA N'APILIR?

Samanlıkta neler yapılır neler? Boşuna üstüne atasözleri yazılıp bir kuşağın değişik türdeki filmlerine ilham vermemiş. Ancak her nasıl olduysa bu sezon fotoğrafçıların da ilgisini çekmeyi başaran samanlık manzaraları Orta Batı Amerikalı indie band'lerin albüm kapaklarından sıyrılıp mainstream moda dergilerine doğru sınıf atladı. Vogue'dan Pop'a, Bazaar'dan Another'a kadar birçok editör, fotoğrafçı ve model doğal hayatta kurulan sete doğru yolculuğa çıktı. Basılı şekilde dergilerde karşımıza çıkan bu görsellerin her biri de samanlıkta çekilse de bana farklı kitapları, filmleri ve hisleri çağrıştırdı.  

David Bellemere, Geraldine Saglio ile gücünü birleştirerek Anja Rubik'i gündüz güzeli kılığına sokarak arzu nesnesi yapıyor. Biraz da 70lerden kalma Playboy modelleri havası tabii. Kasım; Vogue Paris.
Bu sefer samanlıkta bekleyen kişi Rihanna. Elbisesi nedeniyle daha klas olduğunu iddia etse de "alev alev yanıyorum" diye bağırıyor. İkinci kez Amerikan Vogue'a kapak olan Rihanna'yı fotoğraflayan isim yeniden. Annie Leibovitz.
Indie moda dergisi Lula'nın Sonbahar / Kış sayılarında yer alan bu kare Ellen Von Unwerth'e ait. Üsttekilere nazaran daha masum kaçan kareler ilhamını ''Oz Büyücüsü''nden Dorothy'den almış gibi.
İzlanda'nın kurak volkanik bölgesinde yer alan bu bölge ise İngiliz Vogue'unun kasım sayısında verdiği ekteki editöryale ev sahipliği yapıyor. Daha fazla Orta Batı Amerika'yı çağrıştıran bu kare sanki çekimleri az sonra start alacak ''The Killer Inside Me''ye gönderme yapıyor.
Yeniden şekillenen İtalyan Flair'in bu sayısındaki kapak kızı hamile Maricarla Boscono. Fotoğrafçıysa kredisine bakmadan bile çözebileceğiniz Juergen Teller. Editöryal başlığı Madre Terra. Dergi anlaşılan Demeter'e selam etmiş. Fotoğraf da zaten buram buram bereket ve bolluk kokmuyor mu?
Dean Podmore imzalı bu kare de Russh'ın Ekim/ Kasım sayısında yer alıyor. It’s The Distance Between Us And The Space Inside Ourselves başlıkle editöryalde sanki genç kızımız erkek arkadaşıyla kasabadan uzaklaşarak güzel pazar öğlenini fotoğraf çekmeye adıyor. 
Russh'ta yer alan başka bir editöryal model yeniden samanlıklarda. Daha fazla Özgür Kız havasında. Soyunalım, çıplak koşalım. Hayat güzel. All die young. When love is love and you are young.
Maiyet Sonbahar/ Kış kampanya görsellerinde baş rolde buğday tenli Daria Werbowy bulunuyor. Oldukça düşünceli. Belki de "Wuthering Heights"tan bir karedir aslında.
L'Officel Paris ise cumartesi gecesi şatoda başlayan partiyi günün ilk ışıklarında arka bahçeye taşıyor. Tıpkı "Lotus Eaters"ta olduğu gibi.
Numero setini Western'e taşıyor. İlhamını Amişler'den alıyor. Sinirli görünen Querelle ise Sofia & Mauro'dan gücünü alarak tarikatını geride bırakmaya hazırlanmışa benziyor.
Tonne Goodman Amerikan Vogue'da "On the Road"un vizyona girişini oyunculardan Garrett Hedlund ve model  Kati Nascher ile kutluyor. Lindbergh'in çektiği kareler Whitman, Ginsberg ve Kerouac'a bir kez daha selam çakıyor.
İki kişi olduktan sonra belki Thoreau'nun "Walden, Life in The Woods" mantığını yitirebilir. Ama olsun! İngiliz Bazaar'dan.
Fransız Vogue'unun Eylül sayısı için hazırlanmış bu editöryalin mekanı sanki Hollanda'daki çiftliğimizin arka bahçesi. Mert & Marcus'un ilhamı da Van Gogh'dan. Suvi Koponen de tıpkı bir korkuluk gibi karanlık düşleri kovalarken.
Küçük bir modern tiyatro topluluğu içinde olduğunuzu düşünün. Belki de absürd bir eser sahneleniyor. Ya da İsa'nın Doğuşu'nun başka bir okuması gibi. Pop'un Sonbahar / Kış sayısı bana bunu anımsatıyor.
Effie Briest yasak aşkı Crampas'ı beklerken. Mirte Maas, Hollanda Vogue'unda.

images via; http://glossynewsstand.tumblr.com/

PS:ilk görsel: Vogue Paris Eylül, Mert& Marcus + Benim çektiğim samanlık görseli ile blender (Blender'dan başka görseller de yakında burada.)

6 Eylül 2012 Perşembe

PLEASE WELCOME CR FASHION BOOK

Sadece sonbaharın değil son ayların en fazla beklenen dergisi Carine Roitfeld'in yeni işi CR Fashion Book hala yayımlanmadı ama editöryallerden bir çok preview'ün yanı sıra kapaklar görücüye çıktı.

İşte CR Fashion Book üzerine notlar. 

  1. Dergide top modellerin yanı sıra yeni isimler de kullandım. Yeni isimler geleceğe bakış olurken top modeller melekleri sembolize ediyor. Şans getirmek ve dergiyi korumak adına diyor Roitfeld.
  2. Fotoğrafçıların da işlevi aynı. Bruce Weber kapağı çekerken tıpkı modeller gibi kimsenin tanımadığı fotoğrafçıların işleri de dergide yayımlandı. (Bilindiği üzere Conde Nast bazı büyük fotoğrafçıları sırf Vogue ile çalışsın diye kendine bağlamış. Roitfeld de konan bu ambargoyla bir çoğuyla çalışamadığı için 'yeni fotoğrafçılar' bir şekilde olaya takılan kulp mu bilemedim. Gerçi Vogue'dan ayrıldıktan sonra en büyük pişmanlıklarından biri de dergideyken yeni isimlere hiç yer vermemiş olmasaydı.)
  3. 140 sayfa reklamın yer aldığı dergi 340 sayfa.
  4. İlk sayının headline'ı ise çok manidar ''Rebirth''. Zira sırf yeni bir dergi doğmuyor, kendisini de küllerinden doğurtuyor. Vogue'dayken inanılmaz özgürdüm ama yine de altın bir kafes içerisindeydim diyerek de yeni dergisinin özgürlükler ülkesi olduğunun da altını çiziyor.  
  5. Soldaki kapakta yer alan isim Kate Upton. Memeler yine ön planda ancak buradaki gibi değil. Weber kadrajıyla daha hippie bir seksilik ön planda. Sağdaki ise Audrey Harrelson googleladığınızda kapak olduğu yeni dergi dışında pek bir veriyle karşılaşacağınızı düşünmüyorum. 

Dergiden yayımlanan previewlar gösteriyor ki, Vogue Paris'in altındna çok fazla su akmış. Yeni editöryallerde yer alan fotoğrafların hepsi de nev-i şahsına münhasır. Paris kadını değil, global kadınlar ön planda. Eski işlerinden ders aldığı ve onları geride bıraktığı da ortada.
Ancak, elbette kimse öldürücü cazibe kadınların dergiden ayrı kalacağını söylemedi. 
Melekler ve Lara korusun dergini Carine.

31 Ağustos 2012 Cuma

MOODBOARD: KISS ME ALL BEFORE YOU GO #SUMMERTIMESADNESS

Yaz ne zaman biter?
A) 23 Eylül
B) Okullar açıldığında
C) 1 Eylül
D) "Sonbahar gelsin artık yea" dediğiniz zaman
Tatil ve partylemek bir kenara yaz ayları aslında hüzünlüdür. Bence. Ya da ben çok fazla Lana del Rey dinledim. Instagram'ımı palmiye ağaçlarıyla donattım ve Marilyn Monroe'nun son günlerine takıldım.
Bir önceki post konusu olan Ludivine Sagnier'in en meşhur filmi "Swimming Pool" ki orjinali postta yer alan ikinci ve üçüncü fotoğraflara da ilham kaynağı olmuştur, seksi ve gizemi/gerilimi bol olduğu kadar duygusal ve acıklıdır da. Tıpkı bir synth-pop şarkısı gibi. Aynı zamanda David Bellemere'nin bu görsellerinde olmayan netlik de bu duygusallığı çağrıştırıyor bence. Hüzün bu postta karşılaşacağınız en sık kelime ve filmin theme müziği de tek kelimeyle hüzünlü.
Külkedisini erkek olarak var sayarsanız "Great Expectations" ve Pip buna en güzel örnek olabilir. Edebiyat uyarlamasının en meşhur adaptasyonun soundtracki de tıpkı Pip gibi güzünlü. 

Tilda Swinton'un "I am Love" filminde oğlunun arkadaşıyla doğa içinde seviştiği sahne bence tüm zamanların en iyilerine oynamakla kalmaz, öncesinde kurulan diyaloglar da tıpkı o sahne gibi hüznü çağrıştırır. 
                      
Son olarak aklıma gelen film "Room in Rome" da tıpkı bir temmuz günü gibi. Sıcak. Sıcak yüzünden çıplak. Çıplak olduğu için seksi. Ama çıplaklık her şeyi de tüm çıplaklığıyla da sergilediğinden hüzünlü. 
Tıpkı bir Ryan McGinley ya da Bruce Weber hüznü de bu mood-board'a dahil elbette.
Fotoğraflar ise benim instagram'dan.
Patti Smith'in hayat hikayesi başlı başına hüzün olsa da ''Hayalperestler" bahsettiğim moodboarda cuk oturan bir kitap olabilir. Okuduktan sonra ağzımda kalan tek tadın hüzün olmasına rağmen şu anda nedenini hatırlayamadığım Rosa Regas kitabı "Dortea'nın Şarkısı" da bana hep bu modu çağrıştıracak.
Ve yazıya ilham veren Lana del Rey parçası "SummerTime Sadness" Lana'nın sesi de en az şarkı sözleri, melodi ve video kadar hüzünlü.

Yazıyı bitirdikten sonra karşıma çıkan bu görseli ise 'gthenewblack'in instagramından aldım. 
Yapmış olduğu ilham veric işler içinse bence bir şuraya göz atın.
Summertime Sadness, biten summer'ın da sadnessı ile birleşiyor.
KISS ME GOODBYE

+ Apollo Boy Temmuz kapağı

images via
açılış görseli: Natasha Poly by Mario Sorrenti, Emmanuelle Alt
ikinci ve üçüncü: Anna Selezneva by David Bellemere, Geraldine Saglio
for Vogue Paris, June July Issue from models.com

9 Temmuz 2012 Pazartesi

YENİ MODEL IT-GIRL: KATE UPTON

Birçok Amerikalı model gibi Kate Upton da belirli bir duruş, karakter ve karizmadan yoksun. Yine pek çok Amerikalı model gibi onu da meşhur eden seksi olmak. Ve o şu günlerde -her nasıl olduysa- moda dünyasının zirvesine oynamaya başladı. 

'92 doğumlu olmasının yanı sıra bugünlerde asıl ününü tıpkı onun bir başka versiyonu olan Brooklyn Decker gibi Sports Illustrated'a hatta daha doğrusu özel  'swimsuit issue'ya- ki derginin kendisinden daha meşhurdur (bir bakıma Vogue'un September Issue'su gibi) borçlu.
IMG photocall- Guess Campaign
2009 yılında Guess ve iç çamaşırı kampanyasıyla başlayan serüven bu yıl içerisinde Esquire US, GQ US ve Muse gibi dergilerin kapaklarında göğüslerini sergilemekle devam etti. (Lara Stone ve Joanna Kulig korkmaya başlarsa iyi olur.)

Dolgun dudaklar, kıvrımlı bir vücut ve uzun sarı saçlar, Amerikalı Aphrodite ya da yerel dille American Bombshell. Erkek dergilerinin stereotiplerine tam manasıyla uyan Upton'un asıl şaşırtan becerisi ise Anna Wintour, Carine Roitfeld, V ve Harper's Bazaar US'in de radarına takılmış olması. Moda dünyasına kendini kabul ettirmeye çalışan Upton geçtiğimiz haftalarda Burberry defilesinde ön sıradayken magazin basınını da ihmal etmemek için Cannes'daki 'On The Road' prömiyerine katılmıştı.
Muse by Sebastian Faena
Erkek dergilerinin Upton peşinden koşma nedeni belliyken, moda dünyasını onu neden tercih eder? sorusunun cevabı ise 'nihayet' değişen beden ölçüleri ve seksilik anlayışı olabilir. Aşağıdaki görsel ise Vogue İspanya editöryalinden kopup geldi. Fotoğrafa iki sefer bakmanızı istiyorum ve kendinize şunu söyleyin. 1: SI kapağındaki ucuz kızla alakası yok. 2: V Spain kapağındaki mayolu Saskia mı sizi kıskandırır / mayoyu sattırır yoksa bu poz mu?
Classy şeyler üretmekten geri kalmasa da Carine Roitfeld edepsiz işleriyle daha ünlü demek abartı olmaz büyük ihtimalle. Eylül ayında çıkartacağı CR Fashion Book'un kapağına yerleştireceği Kate Upton'ı Terry lensinden çıplak mı yoksa Bazaar'daki gibi high-class kıyafetlerde mi koyacağı aslında merak konusu. Ancak bana kalırsa her iki şekilde de fark etmez, zira tıpkı editöryal başlığında bulunan atıf gibi she just brought sexy back!
Bazaar US
Başlıkta da belirttiğim gibi o bir it girl. Ama yeni model. Alternatif sularda yüzmüyo, tumblr'da street style fotoğraflarıyla dolaşmıyo, ama yayımlanan her dergide kendine yer bulup editörlerin yeni gözdesi olmayı başarıyor. Erkeklerin kalbine giden yol olan SI'ı çoktan fethetti. Eh Wintour ve Roitfeld de 'biz de varız' dedi! Geriye tek pek de söylenecek bir şey kalmıyor. Memelerin parlasın! Pardon. Yıldızın parlasın Upton girl!