Lana del Rey etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Lana del Rey etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Aralık 2012 Çarşamba

AMERICAN DREAM: MUHTEŞEM YAZILMIŞ BAĞIMSIZ FİLM SENARYOSU

Kaliforniya sokakları, vintage efektler ve palmiyeler. Yoksa Amerikan Rüyası tıpkı bunlar gibi şapşahane bir illüzyondan mı ibaret? Hollywood filmlerinin aşıladığı ışıltılı hayaller, yazılan senaryolar ve yapmacık hayatlar. Amerikan rüyası belki Mayfair'in anakaraya yanaştığından hemen sonra kayboldu. Taa ki Elizabeth Grant "Lana del Rey"in ruhunda hayat bulana kadar. 


Aşağıda okuyacağınız yazı Lana del Rey'in albümü, şarkıları, ya da kapak olduğu dergileri hakkında değil. Wikipedia'dan alınmış biyografisi de değil. Böyle açık yüreklilikle ve dürüst bir şekilde yazılmış hayat hikayesine rağmen insanların neden Lana del Rey'i sevmediğiyle, benim neden bu kadar fazla sevmemle alakalı.
Vogue China, Ocak 2013, Wee Khim

Kimine göre Lana del Rey aslında yok. Şarkılarını o yazmıyor, videoların fikri ona ait değil. Hatta del Rey'in her hareketi önceden belli. Ama onun yolu Hollywood filmleriyle değil de bağımsız ruhlarla kesişiyor. Drama yaratacak sorunlar yok ortada. Ama mutlu sonlu prenses hikayesi de yok. Gerçekçi fakat. Adı manşetlerde değil. Paparazziler ile kavga etmiyor, kameramanlara şemsiye sallamıyor. Yine de dergi kapaklarından inmiyor. Mülayim ve uysal. Merak uyandırıcı. Tasarımcılar sadece "front-row"u ona vermiyor, adına çanta tasarlayıp özel geceleri ona emanet ediyor. Sahi hani del Rey'in  sesi yoktu? Yok, zaten moda ve endüstri içindeki isimler de birer illüzyon değil mi? Şarkılarında pırıltılı hayatlar yok, o kendi pırıltısını aldığı övgülerden yaratıyor. 

Dramayı da çok seviyor. Çünkü ona göre hikaye dramanın altında. Röportajlarda acıklı hayat hikayesinden bahsederken cümleleri bir kez daha okuma ihtiyacı duyuyorsunuz. Yoksa çekeceği bir sonraki videodan mı bahsediyor? Del Rey'in hayatı biraz da "Swimming Pool" filmi gibi "Biz nerede senaryodan kopup gerçeklikten uzaklaşıp Sarah Morton'un dünyasına geçtik. Bir yerlerde Lizzie Grant olarak başarılı olamayınca del Rey olarak yoluna devam etmek istediğini öğreniyoruz, ama bu kadar. Sınırlarını ne zaman çizdi, ne kadar çizdi bilemiyoruz. Ama hikayenin sonu olduğu belli. "Born to Die" ve sonrasında gelen "Born to Die: Paradise". Belki Paradise, Lost olduğunda del Rey gerçek benliği hakkında bahsettiğinde işte o zaman tüm pırıltı kaybolacak. Bir de daima bir şeylerde kaçıyor, ateşler içinde hem de.

Verdiği bir röportajda başka albüm yapmayacağını çünkü anlatacak şeyi kalmadığını söylemişti. Belki de senaryosunu yazdığı "Lana del Rey" filminin kabak tadı vermeden ağzımızda tek sezonluk Amerikan mini dizisi tadı bırakmasını istedi. Sonra da üstüne bolca düşünmemizi. O mağduru oynama taraftarı değil. Tüm bu şarkıların yazılmasına ilham veren eski erkek arkadaşı ona sorulduğunda o hiçbir şey demiyor. Dedim ya onun draması farklı. "-Are you in contact with your ex. - No, but yes with his mother. He's somewhere else, but um, around yes." Daha fazlasını öğrenmememiz için can attırıyo ama "Benden başka bir şey de alamazsınız!" tavrını takınıyor. Dedim ya işini iyi biliyo.

Amerikan rüyasını o da sonuna kadar yaşıyor. New York ruhu. "Video Games". Videolarda dalgalanan Amerikan bayrakları ve "National Anthem". Vintage bir ruh, istagramlanmış güzellik. Akadami Adaylığı bulunan bir senaryo hayatı onunkisi. Lana del Rey doğru yazılan senaryoyu, aynı zarafetle oynamaya devam ettikçe "The boys, the girls, they all like Carmen, cause she gives 'em butterflies."

25 Aralık 2012 Salı

TOP 20 SONGS

Tüm haftasonu evden çıkmadan izlediğim MTV Top 100 of 2004 vs vs diye geçen ergen yıllarım... Müziğin hayatımdaki yeri eskisi kadar ağır basmasa da aylar boyunca sadece 90'lardan kalan bir parçaya takılsam da elbette "anything popular is my friend". Türümüzü belirlediğimize göre baştan anlaştık sayılır.

20 Norah Jones // Miriam
Grammy'lerde tek bir gecede kucağa sığmayacak kadar ödüller kazanmak söz konusu jazz/ country albümü olunca 26 Milyon gibi olağanüstü başarılara imza atan bir de bunun üstüne "My Blueberry Nights"ı ekleyen Norah Jones son zamanlarda eski parlak zamanlarını yaşamıyor. Baharda çıkan "Little Broken Hearts"ın bana ulaşması sonbaharı bulmuştu. Belki de böylesi daha iyi olmuştu. Albümde yer alan "Miriam" senenin en smooth şarkısı olarak da liste başı olur.
19 David Lynch // Pinky's Dream
Lynch filmleri mi? Lynch müzikleri mi? Unutulmaz "Blue Velvet" sinir geren "Mulholland Dr." ve korkuyla gevşemenin bir arada olduğu "Twin Peaks" müzikleri. Lynch her ne kadar uzun süredir sinemadan uzak dursa da 2011 sonlarında çıkarttığı "Crazy Clown Town"dan yayınlamış olduğu aynı adlı şarkının videosuyla ortalığı pek bi rmeşgul etmişti. Ancak albümden "Pinky's Dream" tamamen farklı. Donna Hayward ve Diane Selwyn bir araya gelmiş gibi.

18 Metric // Youth Without Youth
Kanadalı indieci gençlerin beşinci stüdyo albümü olan "Synthetica" bu yaz benim de radarımdaydı. Konsere Türkiye'ye gelen grubun en popüler şarkısı "Youth Without Youth" biraz dans biraz indie. Bir de tam bir gençlik marşı.

17 The Weeknd // Montreal
2011 yılında art arda üç mixtape yayınlayan Kanadalı The Weekend geçtiğimiz kasım ise "House of Balloons", "Thrusday" ve "Echoes of Silence"ı "Triology"de bir araya getirdi. The Weeknd'i ne kadar beğenirsiniz orasını bilmem ama uzun zaman önce popülaritesi sönmeye başlayan R&B'yi daha kaliteli şekilde canlandırdığı açık. Ses biraz MJ biraz Usher. Albüm kapakları konusuna girmiyorum bile. Favorim "Echoes of Silence"tan "Montreal".

16 Calvin Harris ft. Florence Welch // Sweet Nothing
Rihanna, Ellie Goulding, Usher ve Kelis Harris'in son zamanlarda çalıştığı en popüler isimlerden. Ancak ortaya çıkan işlerden en başarılısı kuşkusuz Florence Welch ile kaydettiği "Sweet Nothing".

15 Florence & The Machine // Spectrum
"Lungs" ne kadar güzeldi. "Ceremonials" daha da güzel. Jesus-like tavrıyla her bir şarkı kendine özel, her bir video "oh my my". Yeni albüm isteriz Florence!

14 Muse // Survival
Londra Olimpiyatları'nın resmi şarkısı olan "Survival" "The Resistance" kadar güçlü olmayan ancak ona çok benzeyen kardeşi "The 2nd Law"da da yer alıyordu.
13 Grimes // Oblivion
Kanadalı Claire Boucher 2012'nin en iyi yeni olmayan yeni çıkış oldu. Dazed kapağındaki tavrı, popülaritesi şarkılarından daha fazla olan videoları.

12 David Guetta feat. Sia // SheWolf (Falling to Pieces)
Yıllardır aynı şarkıyı yaptığını sandığım Fransız DJ Guetta'dan sonunda yeni bir şarkı. Yanında ise Avustralyalı Sia. Videoda ise kurtlar, dağlar, grafikler. Ne kadar beğendiğimi anlatamam.

11 Gotye feat. Kimbra // Somebody That I Used to Know
2011 yazına ait bu parça sene içinde bu kadar popülerken ardından hala dinlenilmeye devam ederken 2013'te de favori olmaya devam eder mi? Eder.

10 Alanis Moristte // Numb
Senenin en iyilerinden olan "Havoc & Bright Lights" demir gibi bir albüm. "Celebrity", "Guardian" en favorilerimden olsa da "Numb"ın yeri bambaşka. Sonbaharda ilaç gibi gelmişti.

9 Azealia Banks // 212
Aslında listede olması gereken sadece Banks. Çok mu sinirlendiniz. Küfür edemiyor musunuz. Azealia Banks'ten kaçırılmayacak fırsat. Açın şarkılarını ve ona eşlik edin.

8 Walk off the Earth // SummerVibe
"Akdeniz Akşamları"nın Amerikacası ama olsun. Dinlerken sen bir rahatla, bir huzura kavuş. Bir ayaklarının fotoğrafını çekerek instagram'da paylaş. Valla yaz bambaşka. Hem geçtiğimiz yaz Küçükçiftlik'teki performansları da 10 numaraydı.

7 Carly Rae Jepsen // Call Me Maybe
Şarkı; listenin 20 numarasında olsaydı beni ciddiye almaz ve sayfayı kapatırdınız diyerekten bu kadar tepede. Senenin ilk yarısı boyunca şarkının abaza bir siyahi rapper tarafından söylendiğini sanmıştım. Haziran'da tanıştığım zaman ise kendisinden kopamadım. Sonra bir de gizliden gizliye şarkı her çıktığında televizyonun sesini falan açtığımı fark ettim. (Allasen TV'den şarkı mı dinlenir dediğinizi duydum!) Her neyse sonra Amerikan Olimpik Yüzme takımı ve A&Fitch'ciler de şarkıyı parodileştirdiğinde engel olamadan dinlemeye devam ettim. Merak etmeyin indirmedim ve iPod'uma koymadım. Hem "Gangnam Style" dinleyenler olaraktan beni eleştiremezsiniz.

6 Arcade Fire // Abraham's Daugher
"Hunger Games"de Jennifer Lawrence sonrasında en dikkat çekici şey elbette filmin müzikleriydi. Taylor Swift yapmış olduğu soundtrack'le ödül sezonunda öne çıkadursun Arcade Fire'ın şarkısı mitolojik atmosferiyle ağırlığını koydu bile.

5 Adele // Skyfall
Son filmlerle kuruyup gitmiş bir geleneği yeniden canlandıran Adele sadece senenin en iyi şarkılarıdan birini yapmakla kalmadı aynı zamanda Bond tarihine de adını yazdırarak "Bööö Adele'den Bond şarkıcısı mı olur!" diyenleri de morartı. Jack White cooldu da ne oldu?

4 Madonna // Girl Gone Wild
8 Haziran akşamı hala aklımdayken videosuyla "AfterTaste"in en büyük örneği olurken koşu bandında bana yegane enerji veren şarkıdır kendisi. Ye he ye, yei ye!

3 Drive Soundtrack
Bütün kışı, ardındna bütün baharı, ardından bütün yazı, ardından bütün sonbaharı ve ardından yine başlayan bütün kışı Kavinsky/ Lovefoxx "NightCall" ile geçirdim diyebilirim. Deri eldivenler ve onun getirdiği hava, soğuğu içinize çekin ve yollara düşün. Ardından Desire ve "Under Your Spell". Bir de Chromatics ve "Tick of the Clock".

2 Rihanna // Diamonds
Rihanna'nın tekrar Rihanna olduğu şarkıdır. "Man Down" kadar etkileyicidir. Tılsım atlarda mı yıldızlarda mı orasını bilemedim.

1 Lana del Rey  // Born To Die - "Summertime Sadness"
100 şarkı sıralarsın neden sevdiğin üzerine uzun uzun konuşabilirsin. Sıra zirveye geldiğinde belki de sözlerin yetmiyeceğinden mi korkarsın bilemedim ama zirveyi Lana del Rey dışında bence kimse hak edemezdi. "Blue Jeans", "Born to Die", "Summertime Sadness"  ve "Ride".

31 Ağustos 2012 Cuma

MOODBOARD: KISS ME ALL BEFORE YOU GO #SUMMERTIMESADNESS

Yaz ne zaman biter?
A) 23 Eylül
B) Okullar açıldığında
C) 1 Eylül
D) "Sonbahar gelsin artık yea" dediğiniz zaman
Tatil ve partylemek bir kenara yaz ayları aslında hüzünlüdür. Bence. Ya da ben çok fazla Lana del Rey dinledim. Instagram'ımı palmiye ağaçlarıyla donattım ve Marilyn Monroe'nun son günlerine takıldım.
Bir önceki post konusu olan Ludivine Sagnier'in en meşhur filmi "Swimming Pool" ki orjinali postta yer alan ikinci ve üçüncü fotoğraflara da ilham kaynağı olmuştur, seksi ve gizemi/gerilimi bol olduğu kadar duygusal ve acıklıdır da. Tıpkı bir synth-pop şarkısı gibi. Aynı zamanda David Bellemere'nin bu görsellerinde olmayan netlik de bu duygusallığı çağrıştırıyor bence. Hüzün bu postta karşılaşacağınız en sık kelime ve filmin theme müziği de tek kelimeyle hüzünlü.
Külkedisini erkek olarak var sayarsanız "Great Expectations" ve Pip buna en güzel örnek olabilir. Edebiyat uyarlamasının en meşhur adaptasyonun soundtracki de tıpkı Pip gibi güzünlü. 

Tilda Swinton'un "I am Love" filminde oğlunun arkadaşıyla doğa içinde seviştiği sahne bence tüm zamanların en iyilerine oynamakla kalmaz, öncesinde kurulan diyaloglar da tıpkı o sahne gibi hüznü çağrıştırır. 
                      
Son olarak aklıma gelen film "Room in Rome" da tıpkı bir temmuz günü gibi. Sıcak. Sıcak yüzünden çıplak. Çıplak olduğu için seksi. Ama çıplaklık her şeyi de tüm çıplaklığıyla da sergilediğinden hüzünlü. 
Tıpkı bir Ryan McGinley ya da Bruce Weber hüznü de bu mood-board'a dahil elbette.
Fotoğraflar ise benim instagram'dan.
Patti Smith'in hayat hikayesi başlı başına hüzün olsa da ''Hayalperestler" bahsettiğim moodboarda cuk oturan bir kitap olabilir. Okuduktan sonra ağzımda kalan tek tadın hüzün olmasına rağmen şu anda nedenini hatırlayamadığım Rosa Regas kitabı "Dortea'nın Şarkısı" da bana hep bu modu çağrıştıracak.
Ve yazıya ilham veren Lana del Rey parçası "SummerTime Sadness" Lana'nın sesi de en az şarkı sözleri, melodi ve video kadar hüzünlü.

Yazıyı bitirdikten sonra karşıma çıkan bu görseli ise 'gthenewblack'in instagramından aldım. 
Yapmış olduğu ilham veric işler içinse bence bir şuraya göz atın.
Summertime Sadness, biten summer'ın da sadnessı ile birleşiyor.
KISS ME GOODBYE

+ Apollo Boy Temmuz kapağı

images via
açılış görseli: Natasha Poly by Mario Sorrenti, Emmanuelle Alt
ikinci ve üçüncü: Anna Selezneva by David Bellemere, Geraldine Saglio
for Vogue Paris, June July Issue from models.com

13 Temmuz 2012 Cuma

YENİ NESİL 3 SİLAHŞÖRLER

Lana del Rey çoktan eskidi bile, hala albümündeki şarkılara bir bir video çekmekle uğraşsa da ilk günkü havası kalmadı gibi. Yine de yerine geçen isimler tek başlarına onu aşağı alamasalar da üçü birleşti mi del Rey’in havasını katmerler. (Yoksa abarttım mı?) Gerçi önemli olan birine takılıp onu mu dinlemek yoksa en yeninin peşinden mi koşmak? Ya da bu benzetme ne ölçüde yerinde orası tartışılır.Bahsettiğim isimler ise 21.YY-model şarkıcılar; Grimes, Azealia Banks ve Asap Rocky.
Kanada’dan gelen Grimes yeni albümünü 2012de yayınladı. ‘Visions’ sadece onun üçüncü albümü değil sesini dünyaya duyurtan ve kritiklerden geçer not almasını da sağlayan albüm oldu. Kaydedilmiş iki albümü olsa da aslında pek de bilinmiyorlardı. Grimes’in coolların hip kültürüyle tanışmasına vesile olan ise Dazed & Confused’un Givenchy göndermeli nisan kapağıydı. Kapakta modifiye edilmiş Lisbeth Slander- Rooney Maralı şekline benzeyen Grimes’in şarkıları ise o kadar karanlık değil. Ucundan kıyısından elektronik ama daha fazla pop ve synthpop olan albüm -en azından bana- şaşırtıcı gelse de insanı inanılmaz dinlendiriyor. Belki de bu Claire Bucher'in ses tonundan da kaynaklanıyordur. Albümün son haftalarda favorim olmasının tek sebebi ise modu: Cumartesi gece klübündesiniz, saat 2 olmuş, dans etmekten çok yorgunsunuz, ama oturmak da istemiyosunuz, elde bira ve siz hala ayaktasınız, çünkü Grimes'in şarkıları tam da bunu sağlıyor. (Benim 2m sizin 4ünüz de olabilir). Sen çok yaşa synth-pop. Bir de nedense albümü dinlerken bilinç altımda su altı, havuzda yüzen insanlar ve baloncuklar beliriyor. Bu arada albümden favorim olan şarkı ''Skin''.
Azealia Banks ise yeni Missy Elliot. Şarkılar ipod'da dönerken masa altından ahenkle dans eden ayak karelerini de instagramlayabilirsiniz. Rap ve Dance karıştımıydı ortaya çok güzel urban-style dans figürleri de çıkabilir. 00lerin başlarında yapabilmesi pek cool olsa da günümüzde apaçileşen figürden bahsediyorum; siz yine de yapmak istiyorsanız kolları göz hizasına getirin, avuç içleriniz dışarı baksın ve kalça ile kollar ters orantılı bir şekilde bir içeri bir dışarı doğru ittirilsin.  Azealia'nın background'u ise pek de şaşırtmayan cinsten, Harlem çıkışlı Banks üstelik 91 doğumlu. Doğum tarihinin 90lar sonrası olması kendisine pek koymamış olsa gerek ki, ilk albümüne -ya da EP demek daha doğru olur- 91 ismini vermiş. 0km şarkılardan oluşan bir albüm yolda olsa da şimdilik henüz dün yayınlanan mixtape ile idare edebilirsiniz. Bir de duyduğum kadarıyla yerden bitme Nicki Minaj ile de kavga halindeymiş. Tabii de Banks FOREVER*******cıyım ben.

Asap Rocky ise gündemi henüz bir albümle meşgul etmese de patlaması yakın. Aslında yakın demek bile saçma; zira albüm çıkmadan adı çoktan duyuldu. Önce Dazed & Confused'un ardından Jalouse'un kapağında yer aldı. Lana del Rey'in 'National Anthem' videosunda legendery Mr Kennedy rolünü kaptı. Tıpkı Grimes gibi birkaç senedir endüstri içinde olan Asap Rocky'nin bir anda tanınınmasının sebeplerinden biri de yıl başında Drake ile yaptığı çalışma. Bling bling altın zincirler, dolar sembolleriyle tipik American hip-hopperı olan Asap R aynı zamanda iade-i ziyaret olaraktan da del Rey'le şarkı kaydetti. Ancak kim ak kim kara belli olması için biraz daha sabretmek gerekir. Tıpkı Banks gibi o da ilk albümünü sonbaharda yayınlamayı planlıyor.

25 Mayıs 2012 Cuma

COPY-CATS

Anna dello Russo sosyal medyanın gücünü keşfettiğinden bu yana moda haftalarının gözdesi ne Anna Wintour'un defilelere geç gelmesi ne de yıldız tasarımcıların defileleri oldu. Fotoğrafçılarla alenen saklambaç oynamaya başlayan Russo'nun ekmeğine yağ süren kişiler ise yine bedava PRın kokusunu alan tasarımcılar. Her bir defileye ayrı bir elbise ayıran Russo'nun moda haftaları ayı valizi bir önceki defileler bittiğinde hazırlanmaya başlıyor, bir diğer deyişle dergilerin Şubat/ Ağustos sayılarında 'bir fotoğraf-bir kıyafet' temalı special mode sayfalarının hareketli iPad App versiyonu gibi oldu.

Neyse, sezonun hit kıyafetlerinin kokusunu alan tek isim ise dello Russo değil elbet, baş editörler çoğunlukla anlaşmış gibi sezonun  'it kıyafetlerini' kapağa taşıyor. Çoğunlukla styling ve hayal kurma gücü eksikliği olarak görsem de hangi sezon hangi kıyafetin daha fazla kullanılıcağını merakla bekler oldum. (bknz S/S 2011 ve White Lace Kapakları ve F/W 2012 Kapakları).

Editörlerin oy birliğiyle seçmiş olduğu kıyafetlerin yanı sıra, bir de herkesin gözdesi temalar/ oyuncular / şarkıcılar ve filmler de var elbette. Huzurlarınızda 2012 İlkbahar/ Yaz sezonun en 'benzer' kapakları.

'Shame' macerası nedeniyle 2011 Aralık- 2012 Mart arasında sayısız kapağın yüzü olan Michael Fassbender 'Prometheus' sayesinde geçen sezonki tacı kimselere kaptırma niyetinde değil. Söz konusu kapak olduğunu o Lara Stone / Kate Moss ve Gisele Bündchen'in oyuncu versiyonu oldu. Üstelik sadece 2 ay içerisinde RE-PRINTSIZ 6 farklı derginin kapağında yer aldı.
Fassbender kadar şanslı bir diğer oyuncu ise 'On The Road' ve 'Snow White & The Hunstsman' nedeniyle bir anda nefret edilenden cool olana geçiş yapan Kristen Stewart oldu. Şu an için solo olarak 4 farklı kapak yüzü olan Stewart'ın bir de oyuncu arkadaşlarıyla beraber yer aldığı 3 kapak daha bulunuyor.
Konu oyuncu kadrosu olduğunda 'On the Road' göze çarpanlardan. Üstelik daha erkeklerinin de solo cover'ları bulunmakta. Öte yandan yılın yıldız kadrosuna sahip filmi 'The Avengers' da editörlerin en gözde filmi oldu. 
Lady GaGa ile başlayan editöerler kalp şarkıcı kapaklarını geçtiğimiz dönem Adele devam ettirdi. 2011 Aralığından beri ise taç hala Lana del Rey'in elinde. Üstelik aşağıdaki kapaklar içinde müzik dergileri yok.
Gelelim kıyafetlere. Sezonun gözdesi Kate Moss'un defilede giydiği beyaz Louis Vuitton ile Prada mayoları.
Prada mayolarının birinde ise yine Lana del Rey var, yani hanesine bir kapak daha yani etti 10. Prada hanesine ise toplamda +1 yani 13 kapak!
 Ve Louis Vuitton. Üstelik tıpkı Prada'da olduğu gibi burda da yine Lana del Rey var. This is what we call combooooooooooooo.
Üstelik tüm bu dergi kapaklarının bir de farklı edisyonlar tarafından re-print edilme olasılığını da göz önünde bulunduracak olursak, evet gerisini siz tahmin edin.

Sırada Ağustos ayında başlayacak yeni sezon kapaklarını beklemek var. Ancak hiç de bunu iple çekmiyorum. Sırada yazın keyfini çıkartmak var. Yaz demişken Haziran sayılarında mayolu, plajlı kapakların sayısını hesaplarken uyuyakalmışım. Siz halledersiniz onu.

21 Mart 2012 Çarşamba

GQ.COM.TR 'deyim + SOME OTHER NEWS

Vogue'un Türkiye'ye gelmesinden sonra aynı kaderi GQ'nun de paylaşacağını öğrendiğimden beri, beni çok büyük bir heyecan kaplamıştı. Heyecanımın nedenlerini yine yeniden anlatmaya başlamıyacağım elbette ama küçük de olsa geçtiğimiz gün o çatı altında bir şekilde kendime yer bulmuş sayıldım. Derginin web sitesi için '31. Istanbul Film Festivali'nde Kaçırılmayacak 10-lu'yu yazdım. Göz atmak isterseniz şuraya tıklamanız yeterli. Umarım birlikteliğimiz bununla sınırla kalmaz.
''Born To Die''da 0 km şarkılar bulunmasına rağmen o daha önce yayınlanan ''Lizzie Grant''tan ''Blue Jeans''i seçti yeni videosu için. Önceki videosunda yer alan killer-boy friend yine burda da yerini alırken bir de timsahın da eklenmesiyle bu seferki kast tamamlanmış. Siyah-beyaz ve bir hayli sinematografik olan video bir anlamda da bana fashion-movie'leri anımsatıyor.
Copy-right hakları nedeniyle tüm sitelerden Madonna'nın yeni videosu ''Girl Gone Wild'' kaldırılsa da izlemiş biri olaraktan hakkında konuşabilirim. Videonun genel havası bir önceki albümden ''Give It 2 Me''yi hatırlatsa da erkek modellerin katılımıyla tabii ki bambaşka bir havaya bürünülmüş. Bu anlamda biraz da 90ların ilk yarısı Madonna'yı anımsata da moda dünyasının en kışkırtıcı fotoğraflarını çeken Mert & Marcus bence hepimizi bir kez daha baştan çıkartmayı başarabildi. Ufak da bir not: Videoda yer alan modellerden ikisi Jon Kortajarena ve Sean O'Pry
Geçtiğimiz gün yayınlanan fragmandan sonra şimdi de bir bir filmin afişleri paylaşılmaya başladı. Tıpkı Tarsem'in ''Mirror Mirror'' uyarlaması gibi Tim Burton da hikayeye kendi gothic bakış açısının yanına bir de zevzek denebilecek komedi unsurları eklemiş gibi ? Bir de Eva Green'in saç rengine ne demeli ?
Önce Madonna, sonra Two Door Cinema Club şimdi de bir kez daha Nouvelle Vague'un Istanbul'a geleceği söyleniyor. Kabare şeklinde gösteri sunacakları söylenen Fransızlar 25 Haziran'da Istanbul'da. Bence şahane! Bir de Vampire Weekend, The Weeknd ve Lana del Rey izlesek? Adele kıskanmasın o da sonbahara. 

3 Mart 2012 Cumartesi

KISA KISA ...

Bu sene Marilyn Monroe yılı olarak belirlenmişti. Ölümünün 50. yılı. Michelle Williamslı ''My Week With Mairlyn', yeni ''Glee''; ''Smash'' vs vs. Cannes Film Festivali ise 65. yılını bu olayla birleştirerek bence hoş bir saygı duruşunda bulunmuş. Aynı şeklilde poster için seçilen görselin de sıradan bir Marilyn fotoğrafı olmaması da anlamlı.
Geçtiğimiz pazar gerçekleşen Oscar'lar hakkında pek yazacak vaktim olmadı, bir gece uykusuzluk bir hafta sersemlik de diyebiliriz. ''Midnight In Paris'', ''Hugo'' ve ''The Girl w The Dragon Tattoo''nun cebe indirdiği tüm ödüller için sevinirken ''The Artist''in kazandığı 3 ödülü de fazlasıyla gereksiz buldum. Pinterest sayesinde kolay bir şekilde kendi şıklarımı yayınlayabilme imkanı da buldumsa sanırım buraları iyicene boşladım.
İlk albümü ve stili hakkında daha önce şurada uzun uzun yazsam da Lana del Rey'in official anlamdaki ilk albümü ''Born To Die'' için bir şeyler deme fırsatım olmamıştı. Daha slow ve uyuşuk akan albüm yine de bence  oldukça dinlenilesi. İzlemiş olduğum canlı kayıtları konusunda hayal kırıklıkları şelale olsa da hele siz bence bir ''Dark Paradise''ı dinleyin. Wonderland'in Kasım / Aralık sayısına kapak olduktan sonra iD'nin Kış ve V'nin pre-spring sayısına da editöryal çekimi gerçekleştirdi. LoveCat, New York Times T Style, Interview Germany / Russia dergilerinin şubat sayısı kapağında aynı anda bulundu. ''Gördüğüm ilk anda ondan güzel bir Vogue kapak kızı olucağını düşündüm'' diyen Alexandra Shulman ise Vogue British'in mart kapağını ona ayırdı. Bakalım bu hip'lik ne zaman son bulacak?
Elbette Lana del Rey dışında dinlediğim isimler de mevcut, şarkının çıkmasının üstünden neredeyse sene geçse de yurdumda bu kış popüler olan Michel Telo da vazgeçilmezlerimden. 90ların Ricky Matin'i havası yok mu sizce de ?
Büyük heyecana ise çok az kaldı. 30 gün sonra ''Game of Thrones'' yeniden aramızda. Kış geldi geçti yeni temamız ise 'War is Coming' peki bakalım bu sefer gelebilecek mi ?
New York Moda Haftası'ndan Libertine ve John Bartlett! Sanırım senelerdir aradığım ancak bulamadığım, deri ceketi Libertine'i yapmış. Burberry duymasın. JB ise tüm New York'un en değişik tasarımını yaratmış. Özellikle Paris ve Milano'nun full-siyah showlarından sonra ilaç gibi geldi de denilebilir.
Moda / stil profili ve gustoları en kolay gösterebilmenin yollarından şurada bahsetmiştim. Bu hafta yeni bir site daha eklendi listeye, Pinterest meets Hypem olarak tarif edebileceğim 'This is my Jam' anlamış olduğunuz gibi müzik zevkleri üzerine kurulu. Ya da bir diğer deyişle song of the day/ week'i paylaşmanın cool bir yolu ?

29 Aralık 2011 Perşembe

TOP 10 THINGS TO WATCH OUT IN 2012 !

Naçizane 2012de merakla beklediğim şeyler ! Hatta 2012 starları da diyebiliriz. Ya da gözünüzü onlardan ayırmayın işte !

+2012 Ateşi !
Maya Takvimi, ya da Illuminati. Sonumuz gerçekten yakın mı bilemiyorum ama bu sene hayatımızdan hiç heyecan eksik olmayacak onu biliyorum ! Sonunu bildiğimiz bir filmi izlediğimizden rahat olup her sahnesine odaklanarak da yaşayabiliriz günü, anı kaçırıp yıl sonunu da bekleyebiliriz. Siz hazırlıklı olun. Amin Maalouf'un ''Yüzüncü Adı''nı kütüphaneden çıkartıp tekrar okumanın ve imdb'nin search kısmına ''2012'' yazıp çıkan sonuçları izlemenin vakti geldi.

+Hayal edin !
Kısırlaşan sadece Türk Dizi senaristleri değil. Gelecek 6 ay içerisinde iki farklı ''Pamuk Prenses'' izleyeceğiz. Biri daha korkunç diğeri komik. Ancak ortak olan nokta şu ki gelecek sene hayalimizi seyredecez. Bu arada geçtiğimiz haftalarda başlayan ABC Dizisi ''Once Upon A Time'' da yine masal kitaplarının sayfalarını aratmayan cinsten. Ginnifer Goodwin ve Jamie Dornan da kadro içinde.
(Who is Jaime Dornan: Tık: )

+Mirgün Cabas
Zaman daralıyor, Mart ayı yaklaşıyor. Ülkeme gelmesini Vogue'dan daha fazla ve uzun zaman önceden beri istediğim bir şey varsa o da GQ. Daha önce Mirgün Cabas'ın GYY olacağını duyurmuştum zaten. Dereyi görmeden paçaları sıvamamak lazım ama GQ ile ne yapacağını oldukça merak ediytorum doğrusu.
(Mirgün & GQ: Tık:)

+Madonna
Yıl içerisinde yeni bir albüm çıkartacak olan Madonna yayınladığı teaserlarla çoğu insanı hayal kırıklılığına uğratsa da, bir de henüz ülkemde vizyona girmeyen ''W.E.'' filmiyle bizleri meşgul edecek.

+Titanic
15 Nisan 1912'de batan geminin 100. yılı dolayısyla hem James Cameron filmini 3D versiyonunu yayınlamak üzere hem de Downton Abbey yapımcıları ITV için hikayenin yeni bir anlatışını hazırladılar. Hem de ''The Tudors''dan tanıdığımız aynı zamanda Downton'da da olayın inanılmaz bir drama sürüklenmesine yol açan Maria Doyle Kennedy'i de kadrosuna katarak.

+Lana del Rey
Geçtiğimiz günlerde hakkında yazdığım Lana del Rey ay sonunda yeni albümünü yayınlayıp Mart ayında Vogue kapağında boy gösterdikten sonra emin olan tahmin edemeyeceğiniz kadar çok konuşulup en sonunda mainstream bir figüre dönüşecek.
(Lana del Rey: Tık:)

+Adult Actors
Sonbaharda bu tür bir yazıyı hazırladığımda yeni yeteneklerin / genç oyuncuların, Moretz, Fanning ve Steinfeld'in sene boyunca çok konuşulucağını söylemiştim /ik. Onlar yollarında emin adımlarla ilerleyip A List olmaya çalışsalar da şu dönem içinde yayınlanan tüm önemli filmlerin iki banko oyuncusu vardı. Jessica Chastain ve Michael Fassbender. 

+Karlie Kloss
18 yaşına basar basmaz Vogue Italia'ya verilen Playboy'dan hallice pozlar ve Victoria's Secret defilesi. Next Step 2013 takvimi için Pirelli'ye soyunmak olabilir. Models.com'da her an Lara Stone'u da tahtından indirebilir. Ya da yeni Kate Moss da olabilir. Karlie Kloss is the new Kate Moss.
(Karlie Kloss: Tık:)

+Marilyn Monroe
Ölümünün 50. Yılında onu yeniden canlandıran ve kendisini Oscar'ın en güçlü adayı haline çeviren yalnız Michelle Williams değil. Yapımcılığını Steven Spielberg'in üstlendiği Debra Messing'in de başrolde olduğu müzikal / komi dizi ''Smash''ın çıkış noktası da Monroe.

+Londra
2012 Olimpiyatları için yeniden Avrupa'ya dönüp Avrupa'nın başkentine gidiyoruz. From London w / love.

25 Aralık 2011 Pazar

TOP 20 SONGS / 2012

Okulda hazırlanan eğlenceli yabancı dil projeleri, arkadaşlar arasında muhabbet, daha sonra da blog post konusu. Sene sonu geldi mi her şeyin Top 10ini 20sini yapmak Thanksgiving'de masaya hindi çıkartmak kadar olağan ve geleneksel bir şey kanımca. Konu bu senenin en iyi şarkılarını bir araya toplamaksa bir hayli zorlandım. İlk defa hangi şarkı #1 olsun hangisi #2 olsun diye düşünmedim. Bu her ne kadar da #1da olan şarkının -hiç kuşkusuz- son yılların ve gelecek 10 yılın en iyilerinden biri olmasından kaynaklansa da ne kadar az albüm ve ne kadar az tarzda şarkı dinlediğimin de bir diğer açıklamasaydı. Her neyse here is my top songs.

20: Hercules and Love Affairs // My House
Sene başında yeniden ülkemize de gelen New Yorklu Hercullerin Ocak ayında yayınladıkları disko, elekro-dans havalı albümlerinden yayınlamış oldukları ''My House'' aynı zamanda yayınlanan iki singledan biriydi.

19: The Pretty Reckless // Just Tonight
Gossip Girl'ün dirty kızı Taylor Momsen'un dönüşümü sadece karakterini kapsamıyordu. Komşu kızı Britney ve Xtina'nın dönüşümünden çok daha farklıydı onunki. Grubuyla alternatif / rock yapan Momsen 2010nda yayınladıkları albümleri ''Light Me Up''tan single olarak da en son bu şarkıyı sunmuştu piyasaya.

18: Mumford and Sons // The Cave
2000lerin ikinci yarısından beri piyasada olan Londra'lı 4lü asıl patlamasını geçtiğimiz kışki Grammy ve Brit'ler sonrasında gerçekleştirdi. Türkiye'ye gelmesi en fazla istenilen grubun albümü ''Sigh No More'' 2009 şarkıları ''The Cave'' ise 2010 çıkışlı, ancak dediğim gibi patlamaları için 2011 beklendi. Folk Rock / Indie şarkıları aynı zamanda kışın ruhuyla da mükemmel uyum sağlamakta. Grubun hali hazırda 2012 Grammyler'inde de adaylığının olduğunu belirtmeliyim.

17:  Beth Ditto // I Wrote The Book
Karizması ve cüssesiyle Adele'i ezebilecek potansiyele sahip biri varsa o da Gossip vokali Beth Ditto, sene başında çıkartmış olduğu ep ile bu sene konuşulan Ditto, dans ettirmenin en cool yolunu albümünde sundu bize. Biraz punk, biraz rock, indie ve dans.

16: RadioHead // Lotus Flower
Thom York'un baygın vokalinden daha fazla ilgi çeken bir şey vardıysa o da üzerine espiriler patlatılan videosuydu. Video, şarkının karizmasının önüne geçti, York'un anlamsız hareketleri daha sonra nette yayınlanan bir şemayla biraz da olsa açığa kavuşsa da 2011 yılında müzik adına yapılan en egzantrik çalışmalardan biri olduğu konusunda hemfikiriz sanırım.

15: Hurts // Sunday
Hiç kuşkusuz 2010a damgasını vuran en büyük ikili Hurts olmuştu. Kylie Minouge ile yapmış oldukları düet onlara PR anlamında çok şey katsa da albümlerinin tamamı zaten bizlere çok fazla şey sunuyordu. Konu görselliğie gelince de geri kalmıyolardı, sinematografik açıdan zengin videolar sunan ikilinin sene içindeki hem ses hem görsel anlamındaki armağanları ise ''Sunday'' oldu.

14: Smith Westerns // All Die Young
Chicago'lu üçlü kendi adlarını taşıyan 2009 çıkışlı ilk albümleri ardından 2011 senesine ''Dye It Blonde'' ile konuşuldu. Indie Rock tarzında kaydettikleri ikinci albümlerinin hit parçası ''All Die YounG'' ise Haziran ayında hazırladığım bir posta ilham olmuştu. (Tabii ki bu bir şarkının iyi olması için Billboard ve UK TOP 40 listelerinden sonra en cool ve etkili şey.)

13: Florence & The Machine // Shake It Out
Ekim ayında yayınlanan albümleri ''Ceremonials'' yılın en iyi albümlerinin başında geliyor. Bu konuda hemfikirsek, yılın en iyi videolarını da onların yayınladığını iddia edebiliriz. ''Shake It Out'' ise 5 yıldızlı albümden çıkan 7 yıldızlı bir şarkı. Florence and Welch'in hayranıysanız Brit Vogue'un ocak sayısını kaçırmamanızı da öneririm.

12: Kanye West feat. Pusha T // Runaway 
2011 yılında Jay Z ile yayınladığı ''Watch the Throne'' ve Paris Moda Hafta'sındaki hayal kırıklılığı yaratan show'u öncesinde 2010 yılının ve geçtiğimiz 10 senenin en başarılı albümünü yayınlayan Kanye West yaklaşık 10 dakika süren videosuyla da GaGa'nın ucuz, kenar mahalle işlerine verilen ''epic'' sıfatını haddiden fazla bir şekilde hak eden en hip isimdir. Bence.

11: Rihanna feat. Britney Spears // S&M (Remix)
2011 Rihanna'nın yılı oldu da denilebilir. 2010 yılı sonlarına doğru yayınladığı ''Loud'' albümünden ardı arkası kesilmeyen videolar çeken Rihanna albümün en dikkat çeken parçası ''S&M''i daha sonra yanına Britney'i alarak remixlemişti. Sonuç bir Madonna / Britney, Beyonce / Shakira kadar heyecan verici ve nefes kesici. Dance till the world ends bitches !

10: Katy Perry // (T.G.I.F.) Last Friday Night
İtiraf etmem gerekirse, hatta kayıtlarda var, Katy Perry albümünü ilk yayınladığında ne kadar sığı ve sıkıcı olduğunu burada yazarak onu yerden yere vurmuştum. Çekmiş olduğu her video, yayınlamış olduğu her yeni şarkı sonrasında utancımdan yerin dibine geçtim. Son videosunda da kanımca Patti Smith'e selam çakan Perry yaz başında da Rebecca Black'i tiye alıp Glee Kids'i peşinden sürükleyerek koca bir Amerikan Rüyasını gerçekleştirdi. Sonuç mu ? Her cuma sabahı twitter ve facebookta aynı muhabbet. ''Thanks God It's Friday'' #allahuekber wohoooo !

9: Rihanna // Man Down
Yıl içinde çok konuşulan 2 albüm dışında Rihanna 2 de büyük derginin kapağında yer aldı. Aynı yıl içinde 2 farklı büyük Vogue edisyonunu kaplayan Rihanna aynı zamanda büyük isimlerle çalışmaya da devam etti. Calvin Harris destekli ''We Found Love'' diskografisindeki en alternatif şarkı. Ancak ''Talk That Talk''tan beni daha fazla etkileyen bir şey varsa hala kulaklarımda çınlayan, videosuyla da tüylerimi diken diken eden ''rampapapam rampapapam I shot man down''.

8: Coldplay // Paradise
Konu yılın en iyi albüömlerini sıralamaksa kesinlikle ilk 3te yer alırlardı. Rihanna düeti ''Princess in China'' beni daha bir mest etse de dönüşlerinin şerefine bizlere bir kez daha cennetin kapılarını aralayan Coldplay de 8 numarada.

7: Beyonce //  (Run The World) Girls
Beyonce'nin artık ucuzlayan feminist sözlü şarkılarından bir tanesi daha ! Sene içine video sıçsa da hala albümde en beğendiğim şarkı olan ''End of Time''a video gelmedi.

6: Britney Spears // Criminal
Tüm zamanların en iyi Britney şarkısı olmasa da uzun yıllar sonra yayınlanan en iyi Britney videosuydu. Tabii ki, kalite açısından da albümün bir numarasaydı. Her zaman dediğim gibi 18. yy Ingiliz kırsalları, hair dark as night, lips red as blood and the body white as corpse havalı kıza yazılan sarışın kıvırcık saçlı baby face bir erkek ve aşk.

5: Zaz // Je Veux
2011 İlk baharı, herkesin iPodu, Taksim'deki her kitapçı. İstiklal'de ''Je veux d'l'amour''. Kimine göre sadece İstanbul'da popülerdi. Paris'e gidenler her yerde onun çaldığını, Marsilya'dakiler kimsenin onun yüzüne bakmadığını söyledi. (Evet Fransa'ya giden iki kişiden saha araştırması istedim). Fransız medyası modern çağın Edith Piaf'ı olarak etiketledi. Istanbul'daki konserinin biletleri 15dk içinde bitse de, ne o akşamı ne de sonrasından kimse hakkında bir şey yazmadı ! Yorum sizin !

4: Jennifer Lopez // Papi
Hepimizin içindeki apaçi ruhu ''On the Floor'' ile dışarı çıkartan Jennifer Lopez ''Papi'' ile de latin ateşini alevlendirdi, kalçaları sallatı, dans pistlerini terletti ve şarkıyı yılın en çekici pop hitine dönüşürdü. Aslında kısacası Jennifer Lopez 2011 yılının guilty pleasure'ı oldu. Romantik-komedi temalı videosunu sevsem de ''Im Into You'' için yapmış olduğu iş ''Papi''nin ruhuna daha fazla uyardı.

3: Maroon 5 feat Christina Aguilera // Moves Like Jagger
Masa başında ciddiyetle ders de yapsanız şarkıyı duyduğunuzda ayaklarınız aşağıda birbirine dolandı. evet evet itiraf edin. Hatta Aguilera bile daha sevimli gözükmeye başladı di mi ? Abe ben kapı gıcırtısında bile oynarım moduna soktu sizi. Otobüste adeta ''Hang Up''daki zenci şişko kadın gibi dans etmek isteniz di mi ? Evet evet istediniz çünkü sizin de en sevdiğiniz şarkı ''Moves Like Jagger''dı.

2: Lana del Rey // VideoGames
2011in son dakika golu Lana del Rey'den geldi. Summer time melanholy olarak tanımladığı şarkısı ekim başından beri en fazla loopa alınan şarkı haline geldi. Kimilerince o sadece yılın şarkısını değil yılın videosunu da çekti. Kimilerine de göre de Adele gibi gereksiz bir varlık. Orda durun Bitches. NME'i ise onu yılın en iyisi seçti.

1: Adele // Someone Like You
Lady GaGa, Rihanna, Britney Spears, Beyonce ! Müziğin en ağır toplarını ezdi geçti. Sesiyle, duruşuyla, karizmasıyla, havasıyla ! Kanımca sadece yılın en iyi pop albümü değil, yılın albümüydü. Albüm yayınlandığı günden beri abartısız her gün dinledim. ''Someone Like You''yu geçtiğimiz ocak ayından bugüne kadar her gün en az 5 kere dinlemişimdir. Bir gün bile sıkılmadım. Mekanik, sevimsiz, duygusuz ve içten olmayan albümlerin arasından en samisiydi ''21'' benim için. Belki de tüm ticari başarılar için tüm duyguların düşüncesizle ortaya dökmüş olduğunu da düşünebilirsiniz. ''Turning Tables'' ve ''Rolling In The Deep'' hemen hemen tüm yıl sonu listelerinin zirvesinde olsa da benim gönlüm Brit Awards perfomansı sonrasında milyonları ağlatan ve sanki her gün en az 1 kere Facebookta paylaşmak için gizli bir antlaşma yapılan Someone Like You'ydu. Üstelik Adele'in tüm başarısı sadece İngiltere ve Avrupa'da değil Amerika dahil tüm Dünya'da tastiklendi. Konu listeler olunca Ingilitere'de Beatles'tan bu yana kırılamayan rekorlara imza attı.  Ekim ayında kapak olduğu Brit Vogue bir huge deal haline gelip A Shulman'a tüm zamanların en fazla satan sayılarından birini armağan etti. Wintour'un Mart sayısı için düşündüğü yılın en büyük ikinci sayısının kapak yüzü de büyük ihtimalle o. Rolling Stones, Q ve Billboard onun peşinden koştu herkes onu yılın kadını seçti. ''Adele üzülmeyeydi de ben üzüleydim'', ''Adele hastalanmayaydı da ben hastalanaydım'', Brit Awards'daki canlı performansından sonra büzülen dudaklarını ve yaşlı gözlerini omzuma dayayaydı. Here she is ! 2011'in en çok satan, en çok dinlenen, en çok sevilen, en çok özenilen, en çok hüzünlendiren, en güçlü duran ve en çok tapılan kadını. ADELE !

GOD BLESS THE QUEEN !!

22 Aralık 2011 Perşembe

RÖPORTAJ || ATLAS BEBEK- VEHBİ GÖRGÜLÜ ILE POP 2011

Geçtiğimiz sene 2010 yılına yeniden bakmak için Atlas Bebek blogunun yazarı ve freelance- müzik yazarı Vehbi Görgülü ile bir röportaj yapmıştık. O halde bunu gelenekselleştirmek gerekir dedim ve işte yeniden ! Bu sefer 2011.  Seneye damgasını vuran en pop isimleri bir de ondan dinleyin isterseniz !
Diğer röportaja da göz atmak için tık.
1: Senenin tek yıldız ismi kesinlikle Adele'di ! (Ya da bana mı öyle geliyor ?) Facebook profilimde her halde Brit Awards performansını paylaşmayan kalmadı bunu neye bağlıyorsun ?

Popüler müzik kategorisinde değerlendirirsek, 2011'in yıldızlığına oynayacak Adele kadar güçlü bir başka aday bulmak da zorlanırım. Kimi eleştirmenler Adele'in başarısının abartıldığını düşünedursun, "21"in en sıkı pop albümlerinden biri olduğuna inanıyorum. Adele kaliteli işler yapıldığı sürece sansasyona ya da sükseli sahne performanslarına ihtiyaç duyulmadığının en güncel kanıtı. Üstelik İngiliz bir sanatçıyı Billboard listesinin zirvesinde hakkıyla görmek de heyecan verici! Kuzey Amerika'lı müzik dinleyicilerinin Avrupa'lı müzisyenlere karşı olan önyargısı yavaş yavaş kırılıyor; kıtadan başlarını uzatıp, diğer ülkelerin sanatçılarına da kulak veriyorlar artık. Bunda bağımsız müzik dergilerinin ve kişisel müzik bloglarının yanısıra online albüm satışlarının (ya da paylaşımlarının mı demeli?) da büyük payı olsa gerek.
2: 90lar sonunda inanılmaz cool NR1 vardı, Dream TV hiçbir zaman onla yarışamasa da şu anda artık farklı kulvarlarla olsalar da ondan daha başarılı bir müzik kanalı, ama ülkemize getirilen MTV pek de beklediği ilgiyi göremedi ve sene içerisinde kapatıldı ! Youtube killed TV star is the new Video killed radio star mı ?
YouTube televizyon yıldızını öldürdü iddiası yabancı müzik dinleyicileri için geçerli olabilir; fakat ben hala saçımı kestirmek için gittiğim dükkanlarda Kral TV'nin son ses açık olduğunu görüyorum! :) Şaka bir yana, bence Number 1 hiçbir zaman cool olmayı başaramadı; sadık bir seyirci kitlesi edinebilecek kalitede ve düzenli yayınlanan müzik programları olmadığı için  NR1 insanların henüz internetin yaygınlaşmadığı dönemde zorunluluktan izledikleri bir kanaldı bence. Üstelik yeni çıkan isimleri takip etmek için müzik kanalı izleyenlerin zevk kalitesini yerin dibine sokacak türden. 

Dream TV'nin farklı türlerde daha spesifik program içerikleri oluşturması açısından hep daha karakteristik bir noktada durduğunu düşünmüşümdür. MTV'nin kapatılması ise üzücü bir durum; çünkü her ne kadar pop şarkıcılarının videoları YouTube'da tıklanma rekorları kırsa da, müzik kültürünün de televizyondaki varlığını koruyabilmesi açısından MTV önemliydi. Bu açıdan en azından Türkiye için televizyon yıldızlarının artık sanal ortamda parlamaya başladıklarını söyleyebiliriz sanırım.
3: 12 ay boyunca hep bir ağızdan Adele konuşulsa da son günlerde bir de Lana del Rey fenomeni çıktı karşımıza ! Bu konu hakkında ne diyorsun ?


Lana del Rey az önce sorduğun soruya verilebilecek en güzel örneklerden biri aslında. İçine YouTube kaçan pop müzik kültüründe heyecan verici bir yere sahip olduğunu düşünüyorum. İmajı ve yaptığı işler mainstream müzik kanalları için 'marjinal' kaçabilecekken, blog yazarlarının kısa zamanda ilgisini çekmeyi başardı Lana del (Rey?). Ben 'Video Games' şarkısına bir dönem epey takılmıştım; daha zengin bir orkestrayla kusursuz bir albüm yapabilecek potansiyele sahip olduğuna inanıyorum. Bana sıkça benzetildiği gibi Stevie Nicks'i, biraz da Nancy Sinatra'yı anımsatıyor. Bunda makyajı ve kıyafetlerinin de etkisi olsa gerek. 

4: Pek hoşlanmadığını biliyorum ama senenin bir diğer fenomeni de Zaz'dı di mi ?
Türkiye'de birkaç yıla bir tek şarkıyla parlayan isimlerden en yenisi - ki bu isim nedense ya Fransız olur, ya İtalyan. Overrated.
5: Coldplay ve Rihanna düetine ne diyosun ? Rihanna'nın urban style kız ruhu yavaş yavaş indie'ye kaymıyor mu bir de, özellikle son videosu ?

Rihanna'nın kısıtlı bir vokal aralığı olmasına rağmen farklı tarzlardan isimlerle yaptığı düetlerin altından başarıyla kalkmasına hayranım. "Princess of China" fazlasıyla Coldplay kokan bir şarkı olmasına rağmen, Rihanna performansıyla parçaya fazlasıyla rahat bir şekilde adapte olabilmiş; sesi sırıtmıyor. Rihanna deyince tabii işin içine iddialı prodüksiyonlar, neredeyse ondan fazla şehirde tamamlanan albüm kayıtları giriyor. 

Bahsettiğin indie ruhu da dolayısıyla yeni albümdeki birkaç parça için geçerli sadece. Diğer 'Talk That Talk' şarkılarını 'Loud'dakilerden ayırmak neredeyse imkansız. Bence yeni albüm için bir süre daha beklemeliydi. 
6: 2012de Madonna geri dönüyor ! Heyecan var mı ?
Heyecan 'Give Me All Your Love'ı dinleyene kadar vardı; fakat sonrasında epey azaldı tabii! 'Hard Candy'nin yaşattığı hayal kırıklığından sonra, biraz da yaşı itibariyle 'Confessions' formülüne geri dönmesini umuyordum; fakat onun yerine Cyndi Lauper gibi 53 yaşında Gwen Stefani'liğe soyunmayı tercih etmiş. Ben yine de albümde uzun bir süre kendini dinlettirecek şarkılar olacağına inanıyorum. 
7: Amy Winehouse ?
Ölümü yılın en üzücü müzik olaylarından biriydi. Konser haberinin heyecanını yaşadığımız sırada ölüm haberini duymak adeta şok etkisi yarattı. Konser öncesi Milliyet Sanat için yazdığım Amy yazısında da kısaca bahsetmiştim; sahnede bayılsa, bütün şarkı sözlerini unutsa bile Amy Winehouse'u canlı dinlemek özel bir deneyim olacaktı. Çünkü şarkıları kadar Amy'i özel yapan vokal stiliydi; her ne kadar insanlar alkol/uyuşturucu bağımlılığı yüzünden Winehouse'a yüklenmiş olsalar da bugün bir diğer rahmetli bağımlı Billie Holiday'i bayılarak dinleyebiliyorlar. 

Ben özellikle Amy Winehouse'un plak şirketinin ve menajerlerinin kafasının güzel olduğunu düşünüyorum; stüdyo albümünü bile tamamlamaktan aciz olan bir şarkıcıyı o halde konser turnesine çıkarmak için konuya gözün parayla bürümesinden başka mantıklı bir açıklama getirebilmek mümkün değil.

8: 2012de kimler gelsin Istanbul'a ? Soğuk bira içerken festivalde kimleri dinlemek istersin ?

PJ Harvey! Arcade Fire, yeniden Björk ve Wild Beasts, Justice, Gang Gang Dance,  Future Islands, The Horrors, James Blake, Feist, Cut Copy... Bu liste daha uzar! Bir de Kate Bush, Radiohead ve Brian Eno gibi ütopik isteklerim var!
 Yılın en iyi 5 albümü ?
PJ Harvey - Let England Shake
Bon Iver - Bon Iver
Kate Bush - 50 Words for Snow 
Jay-Z/Kanye West - Watch the Throne
Metronomy - The English Riviera

 Yılın en iyi 5 şarkısı ? 
- M83 - Midnight City
-PJ Harvey - The Glorious Land
-Fleet Foxes - Helplessness Blues 
-Wilco - Art of Almost
-Metronomy - The Bay

15 Aralık 2011 Perşembe

LET THEM ALL SAY ! - HEY LOLYTA HEY

Buğulu ve şuh sesi, kıvrımlı dudakları, saçları ve cidden seksi duruşu swinging sixties'in günümüze uyarlanmış hali, belki biraz çizgi karakteri gibi karikatürize edilmiş Playboy kapağından fırlamış gibi. 50, 60 ve 70lere özenen 2010 gençliğinin tek bir bedende vücut bulmuş hali ! Lana del Rey, kuşkusuz ekim ve kasım ayına damgasını vurmuş gibi. Bir nevi Kürk Mantolu Madonna, ona bakan gözlerini ondan alamıyor, şarkılarını bir kez daha bir kez daha dinliyor. Bir daha bir daha.

Kimi zaman bir pin-up tarzına andıran del Rey zaten yap-boz gibi bir kişilik ismini çok sevdiği Hollywood yıldzından alıp 80lerin Ford arabalarına selam çakıyor. New York çıkışlı plasebo etkisi yaratan del Rey biraz synth-pop ve indie-dance / rock ile 60ların California ruhunu ve duygusal ses tonunu birleştirdiği pop tarzıyla bence 2012nin de yıldızı olacak. Ama hakkında konuşulan en önemli bir diğer nokta ise dudaklarının gerçek olup olmadığı ? - Who cares ! Just let them all say- hey lolyta hey !

Onu ''Video Games'' ile tanıdık desek yeridir. Zorlama bir proje değil, tamamıyla gerçek. Video da kendi eseri, daha evvelden çekmiş olduğu kısa videolardan / fotoğraflardan oluşan bir kolaj da denilebilir aslında. Hatta durun bir dakika videoda Paz de la Huerta da boy göstermiyor mu ? Ki NME'nin 2011 en iyi videolar listesinde de zirvede yer alıyor.

Her bir şarkının ben de uyandırdığı duygu ise epic ! Ördek dudaklı şımarık bir New Yorker socialite gibi ''I was like 'no please'.'' dediği ''Blue Jeans'' şarkısının başı 70lerde insanı meydanlara çağıran anonslar gibi, gerisi ise daha da güzel ''Blue jeans, White shirt // Walked into the room you know you made my eyes burn // It was like, james dean, for sure // You so fresh to death & sick as ca-cancer // You were sorta punk rock, I grew up on hip hop // But you fit me beter than my favourite sweater, and I know

Şarkılarındaki popüler kültür göndermeleri de ayrı bir harika, 80ler Modernist Amerikan Kültürü aşığı New York Cool Kids takımından ya da Gossip Girl'cülerinden de diyebilirim sanırım. Bknz ''Diet Mtn Dew'' .  Yapmış olduğu şarkılar arasında en sevdiklerimden bir diğeri de ''Brite Lites'' oryantalvari ezgilerle başlayan şarkı daha sonra karanlık dans ritmleriyle devam ediyor ve devamında ''she wants to kill the dansflor''. Şarkı içinde de yine başka bir simge başka bir Ford, ''Arbor Dean''.

''Video Games'' videosunda çıktığı gibi de Amerikan Bayrağı ve simgesi del Rey için en büyük tutkulardan biri. ''Gramma'' içinde yine bayraklar onun için dalgalanıyor. ''Gramma said she'll leave the lights on for me //Gramma said the flags are waving for me''  ve elbette Amerika simgesi. ''A.M.E.R.I.C.A. // All ı want to do is play // see the city every day.


ve Lana'nın çizmiş olduğu karakter ve ruh ''Jump''ın sözlerinde hayat bulmuş, Doğu Yakası'ndan, Batı Yakası'na uzanan Beat Generation ruhu gibi. Ya da ''Kinda Outta Luck''ta olduğu gibi ''Motel singer at a silber ball // Femme fatale always on the run // Diamonds on my wrist whiskey on my tongue // Before I give back I gotta get drunk'' gibi sözler onu tanımlayabilecek başka satırlar.
Palm trees in black and white

Last thing I saw before I died

Palm trees in black and white

Was the last thing I saw before I died
Right line, right man
Right mixture of cocaine an heroin


O halde, onu dinlerken, arkanıza yaslanın, gözlerinizi kapatın ve tıpkı ''Lolyta''da dediği gibi hayal edin...

could be kissing my fruit punch lips in the bright sunshine
I make the boys fall like dominos
I know that I'm mess with my hair and my suntan, short dress, bare feet
I don't care what they say about me

...ve sonrasında sizi tıpkı ''Mermaid Hotel''de olduğu gibi baştan çıkarmasını izleyin

Albümün ve Lana'nın ruhu aynı zamanda ''Video Games''in videosu ve şarkı sözleri gibi. Sonuç olarak tıpkı 70lerde New York Hotel Chelsea'de takılmış, California'da okyanus kıyısında kokainli palmiye ağaçlı beach partylerin müdavimi olmuş, yanık tenli, kısacık şortlu, Amerikan bayraklı t-shirtleri olan, Ford'dan şaşmayan ve 40ına geldiğinde New York'lu socialite bir middle-aged kadının albümünü karıştırıyormuş hissi vermiyor mu albüm ?

Ve tıpkı kendisinin de dediği gibi. Video Game is like SummerTime Sadness.
Singining in the old bars
Swinging with the old stars
Living for the fame

Son bir not ilk ''official'' albüm ''Born to Die'' 2012'nin Ocak ayı sonunda yayınlanıyor. Daha önce ''aka Lizzy Grant''ta yer alan en hip şarkılar bu albümde de yer alıyor.  Ayrıca del Rey Wonderland Magazine'in son sayısına kapak oldu, gelecek V Magazine Music Issue temalı sayıya kapak olacak ve Mart ayında İngiliz Vogue'unun kapağında yer alıyor. 2011in son günlerinde adeta tepeden dalan Lana, 2012yi zirvede geçirecek gibi. Ve ondan sonra .. büyük ihtimalle yeni 10 yılın en büyük ikonlarından birine dönüşebilir, belki de.
ve son harikası
Dalgalanan yeniden Amerikan bayrakları
bir de
Rihanna's boy friends on ''We Found Love'' vs del Rey's on ''Born to Die''