Beyonce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beyonce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Şubat 2013 Cumartesi

HAFTANIN KAPAKLARI

Haftanın kapakları temiz, yalın, saf. Mutlu ve bahar gibi. Duştan çıkıp temiz beyaz çarşafa yeni uzanmış gibi.
Lara Stone, Angelo Pennetta
Ünlü bir dergi atasözü şöyle der: "You cannot go wrong with a close up Lara Stone cover."
Beyonce, Patric Demarchelier
GQ Şubat'la başlayan kapaklardaki Beyonce hükmetmişliği Vogue ve Gentlewoman'la devam ediyor. Inag.' töreni, superbowl, yeni bir albüm ve bir film. Bir sürü kapak daha yolda. Vogue UK kapağı ise kulislerdeki son dedikodu.
Beyonce, Allasdair McLellan
Doutzen Kroes, Daniel Jackson
Vogue ve Bazaar cooldur. Onların kapaklarında -ünlü isimler- dışında güler yüz görmek zor olsa da Doutzen'ın gülüşü kalp eritiyo.
James Franco
Kate Moss, Mert/ Marcus
Suvi Koponen, Kayt Jones
Suvi ve Kati son günlerin en hip modelleri. indie fash-mag'ler dışında her ikisi aynı zamanda iki büyük Vogue edisyonunun da mart kapağı. Yukarıdaki Paris ve Rus, alttaki Alman.  
Kati Nescher, Mikael Jansson

25 Aralık 2011 Pazar

TOP 20 SONGS / 2012

Okulda hazırlanan eğlenceli yabancı dil projeleri, arkadaşlar arasında muhabbet, daha sonra da blog post konusu. Sene sonu geldi mi her şeyin Top 10ini 20sini yapmak Thanksgiving'de masaya hindi çıkartmak kadar olağan ve geleneksel bir şey kanımca. Konu bu senenin en iyi şarkılarını bir araya toplamaksa bir hayli zorlandım. İlk defa hangi şarkı #1 olsun hangisi #2 olsun diye düşünmedim. Bu her ne kadar da #1da olan şarkının -hiç kuşkusuz- son yılların ve gelecek 10 yılın en iyilerinden biri olmasından kaynaklansa da ne kadar az albüm ve ne kadar az tarzda şarkı dinlediğimin de bir diğer açıklamasaydı. Her neyse here is my top songs.

20: Hercules and Love Affairs // My House
Sene başında yeniden ülkemize de gelen New Yorklu Hercullerin Ocak ayında yayınladıkları disko, elekro-dans havalı albümlerinden yayınlamış oldukları ''My House'' aynı zamanda yayınlanan iki singledan biriydi.

19: The Pretty Reckless // Just Tonight
Gossip Girl'ün dirty kızı Taylor Momsen'un dönüşümü sadece karakterini kapsamıyordu. Komşu kızı Britney ve Xtina'nın dönüşümünden çok daha farklıydı onunki. Grubuyla alternatif / rock yapan Momsen 2010nda yayınladıkları albümleri ''Light Me Up''tan single olarak da en son bu şarkıyı sunmuştu piyasaya.

18: Mumford and Sons // The Cave
2000lerin ikinci yarısından beri piyasada olan Londra'lı 4lü asıl patlamasını geçtiğimiz kışki Grammy ve Brit'ler sonrasında gerçekleştirdi. Türkiye'ye gelmesi en fazla istenilen grubun albümü ''Sigh No More'' 2009 şarkıları ''The Cave'' ise 2010 çıkışlı, ancak dediğim gibi patlamaları için 2011 beklendi. Folk Rock / Indie şarkıları aynı zamanda kışın ruhuyla da mükemmel uyum sağlamakta. Grubun hali hazırda 2012 Grammyler'inde de adaylığının olduğunu belirtmeliyim.

17:  Beth Ditto // I Wrote The Book
Karizması ve cüssesiyle Adele'i ezebilecek potansiyele sahip biri varsa o da Gossip vokali Beth Ditto, sene başında çıkartmış olduğu ep ile bu sene konuşulan Ditto, dans ettirmenin en cool yolunu albümünde sundu bize. Biraz punk, biraz rock, indie ve dans.

16: RadioHead // Lotus Flower
Thom York'un baygın vokalinden daha fazla ilgi çeken bir şey vardıysa o da üzerine espiriler patlatılan videosuydu. Video, şarkının karizmasının önüne geçti, York'un anlamsız hareketleri daha sonra nette yayınlanan bir şemayla biraz da olsa açığa kavuşsa da 2011 yılında müzik adına yapılan en egzantrik çalışmalardan biri olduğu konusunda hemfikiriz sanırım.

15: Hurts // Sunday
Hiç kuşkusuz 2010a damgasını vuran en büyük ikili Hurts olmuştu. Kylie Minouge ile yapmış oldukları düet onlara PR anlamında çok şey katsa da albümlerinin tamamı zaten bizlere çok fazla şey sunuyordu. Konu görselliğie gelince de geri kalmıyolardı, sinematografik açıdan zengin videolar sunan ikilinin sene içindeki hem ses hem görsel anlamındaki armağanları ise ''Sunday'' oldu.

14: Smith Westerns // All Die Young
Chicago'lu üçlü kendi adlarını taşıyan 2009 çıkışlı ilk albümleri ardından 2011 senesine ''Dye It Blonde'' ile konuşuldu. Indie Rock tarzında kaydettikleri ikinci albümlerinin hit parçası ''All Die YounG'' ise Haziran ayında hazırladığım bir posta ilham olmuştu. (Tabii ki bu bir şarkının iyi olması için Billboard ve UK TOP 40 listelerinden sonra en cool ve etkili şey.)

13: Florence & The Machine // Shake It Out
Ekim ayında yayınlanan albümleri ''Ceremonials'' yılın en iyi albümlerinin başında geliyor. Bu konuda hemfikirsek, yılın en iyi videolarını da onların yayınladığını iddia edebiliriz. ''Shake It Out'' ise 5 yıldızlı albümden çıkan 7 yıldızlı bir şarkı. Florence and Welch'in hayranıysanız Brit Vogue'un ocak sayısını kaçırmamanızı da öneririm.

12: Kanye West feat. Pusha T // Runaway 
2011 yılında Jay Z ile yayınladığı ''Watch the Throne'' ve Paris Moda Hafta'sındaki hayal kırıklılığı yaratan show'u öncesinde 2010 yılının ve geçtiğimiz 10 senenin en başarılı albümünü yayınlayan Kanye West yaklaşık 10 dakika süren videosuyla da GaGa'nın ucuz, kenar mahalle işlerine verilen ''epic'' sıfatını haddiden fazla bir şekilde hak eden en hip isimdir. Bence.

11: Rihanna feat. Britney Spears // S&M (Remix)
2011 Rihanna'nın yılı oldu da denilebilir. 2010 yılı sonlarına doğru yayınladığı ''Loud'' albümünden ardı arkası kesilmeyen videolar çeken Rihanna albümün en dikkat çeken parçası ''S&M''i daha sonra yanına Britney'i alarak remixlemişti. Sonuç bir Madonna / Britney, Beyonce / Shakira kadar heyecan verici ve nefes kesici. Dance till the world ends bitches !

10: Katy Perry // (T.G.I.F.) Last Friday Night
İtiraf etmem gerekirse, hatta kayıtlarda var, Katy Perry albümünü ilk yayınladığında ne kadar sığı ve sıkıcı olduğunu burada yazarak onu yerden yere vurmuştum. Çekmiş olduğu her video, yayınlamış olduğu her yeni şarkı sonrasında utancımdan yerin dibine geçtim. Son videosunda da kanımca Patti Smith'e selam çakan Perry yaz başında da Rebecca Black'i tiye alıp Glee Kids'i peşinden sürükleyerek koca bir Amerikan Rüyasını gerçekleştirdi. Sonuç mu ? Her cuma sabahı twitter ve facebookta aynı muhabbet. ''Thanks God It's Friday'' #allahuekber wohoooo !

9: Rihanna // Man Down
Yıl içinde çok konuşulan 2 albüm dışında Rihanna 2 de büyük derginin kapağında yer aldı. Aynı yıl içinde 2 farklı büyük Vogue edisyonunu kaplayan Rihanna aynı zamanda büyük isimlerle çalışmaya da devam etti. Calvin Harris destekli ''We Found Love'' diskografisindeki en alternatif şarkı. Ancak ''Talk That Talk''tan beni daha fazla etkileyen bir şey varsa hala kulaklarımda çınlayan, videosuyla da tüylerimi diken diken eden ''rampapapam rampapapam I shot man down''.

8: Coldplay // Paradise
Konu yılın en iyi albüömlerini sıralamaksa kesinlikle ilk 3te yer alırlardı. Rihanna düeti ''Princess in China'' beni daha bir mest etse de dönüşlerinin şerefine bizlere bir kez daha cennetin kapılarını aralayan Coldplay de 8 numarada.

7: Beyonce //  (Run The World) Girls
Beyonce'nin artık ucuzlayan feminist sözlü şarkılarından bir tanesi daha ! Sene içine video sıçsa da hala albümde en beğendiğim şarkı olan ''End of Time''a video gelmedi.

6: Britney Spears // Criminal
Tüm zamanların en iyi Britney şarkısı olmasa da uzun yıllar sonra yayınlanan en iyi Britney videosuydu. Tabii ki, kalite açısından da albümün bir numarasaydı. Her zaman dediğim gibi 18. yy Ingiliz kırsalları, hair dark as night, lips red as blood and the body white as corpse havalı kıza yazılan sarışın kıvırcık saçlı baby face bir erkek ve aşk.

5: Zaz // Je Veux
2011 İlk baharı, herkesin iPodu, Taksim'deki her kitapçı. İstiklal'de ''Je veux d'l'amour''. Kimine göre sadece İstanbul'da popülerdi. Paris'e gidenler her yerde onun çaldığını, Marsilya'dakiler kimsenin onun yüzüne bakmadığını söyledi. (Evet Fransa'ya giden iki kişiden saha araştırması istedim). Fransız medyası modern çağın Edith Piaf'ı olarak etiketledi. Istanbul'daki konserinin biletleri 15dk içinde bitse de, ne o akşamı ne de sonrasından kimse hakkında bir şey yazmadı ! Yorum sizin !

4: Jennifer Lopez // Papi
Hepimizin içindeki apaçi ruhu ''On the Floor'' ile dışarı çıkartan Jennifer Lopez ''Papi'' ile de latin ateşini alevlendirdi, kalçaları sallatı, dans pistlerini terletti ve şarkıyı yılın en çekici pop hitine dönüşürdü. Aslında kısacası Jennifer Lopez 2011 yılının guilty pleasure'ı oldu. Romantik-komedi temalı videosunu sevsem de ''Im Into You'' için yapmış olduğu iş ''Papi''nin ruhuna daha fazla uyardı.

3: Maroon 5 feat Christina Aguilera // Moves Like Jagger
Masa başında ciddiyetle ders de yapsanız şarkıyı duyduğunuzda ayaklarınız aşağıda birbirine dolandı. evet evet itiraf edin. Hatta Aguilera bile daha sevimli gözükmeye başladı di mi ? Abe ben kapı gıcırtısında bile oynarım moduna soktu sizi. Otobüste adeta ''Hang Up''daki zenci şişko kadın gibi dans etmek isteniz di mi ? Evet evet istediniz çünkü sizin de en sevdiğiniz şarkı ''Moves Like Jagger''dı.

2: Lana del Rey // VideoGames
2011in son dakika golu Lana del Rey'den geldi. Summer time melanholy olarak tanımladığı şarkısı ekim başından beri en fazla loopa alınan şarkı haline geldi. Kimilerince o sadece yılın şarkısını değil yılın videosunu da çekti. Kimilerine de göre de Adele gibi gereksiz bir varlık. Orda durun Bitches. NME'i ise onu yılın en iyisi seçti.

1: Adele // Someone Like You
Lady GaGa, Rihanna, Britney Spears, Beyonce ! Müziğin en ağır toplarını ezdi geçti. Sesiyle, duruşuyla, karizmasıyla, havasıyla ! Kanımca sadece yılın en iyi pop albümü değil, yılın albümüydü. Albüm yayınlandığı günden beri abartısız her gün dinledim. ''Someone Like You''yu geçtiğimiz ocak ayından bugüne kadar her gün en az 5 kere dinlemişimdir. Bir gün bile sıkılmadım. Mekanik, sevimsiz, duygusuz ve içten olmayan albümlerin arasından en samisiydi ''21'' benim için. Belki de tüm ticari başarılar için tüm duyguların düşüncesizle ortaya dökmüş olduğunu da düşünebilirsiniz. ''Turning Tables'' ve ''Rolling In The Deep'' hemen hemen tüm yıl sonu listelerinin zirvesinde olsa da benim gönlüm Brit Awards perfomansı sonrasında milyonları ağlatan ve sanki her gün en az 1 kere Facebookta paylaşmak için gizli bir antlaşma yapılan Someone Like You'ydu. Üstelik Adele'in tüm başarısı sadece İngiltere ve Avrupa'da değil Amerika dahil tüm Dünya'da tastiklendi. Konu listeler olunca Ingilitere'de Beatles'tan bu yana kırılamayan rekorlara imza attı.  Ekim ayında kapak olduğu Brit Vogue bir huge deal haline gelip A Shulman'a tüm zamanların en fazla satan sayılarından birini armağan etti. Wintour'un Mart sayısı için düşündüğü yılın en büyük ikinci sayısının kapak yüzü de büyük ihtimalle o. Rolling Stones, Q ve Billboard onun peşinden koştu herkes onu yılın kadını seçti. ''Adele üzülmeyeydi de ben üzüleydim'', ''Adele hastalanmayaydı da ben hastalanaydım'', Brit Awards'daki canlı performansından sonra büzülen dudaklarını ve yaşlı gözlerini omzuma dayayaydı. Here she is ! 2011'in en çok satan, en çok dinlenen, en çok sevilen, en çok özenilen, en çok hüzünlendiren, en güçlü duran ve en çok tapılan kadını. ADELE !

GOD BLESS THE QUEEN !!

4 Aralık 2011 Pazar

THE COVER STORY !

Geçtiğimiz bahar aylarında Dolce & Gabbana ve Gucci ile yapmış olduğum ''Bir Kıyafet 8765456789 Kapak'' postlarına artık Sonbahar / Kış kıyafetlerinin kapak olma macerasının yavaş yavaş sonlanmaya başladığı şu günlerde Louis Vuitton ve yine Gucci ile devam ettiriyorum. Bunun dışında buna bu sefer ek olarak da ''1 Film 123456789 Kapak'' köşesini de uygulayayım dedim ve tabi hızımı alamamışken ''1 Şarkıcı 12345676543 Kapak'' kısmını da eklemeden olmaz.

''The Fall''un ağzımızda bıraktığı tat yüzünden Tarsem'in yeni filmi ''Immortals''ı dünyacak dört gözle bekliyorduk. Renk oyunları ve sinematografik yanı sebebiyle film ''The Fall'' ile yarışıp hem seyirciyi hem de eleştirmenleri pek tatmin etmese de yaratmış olduğu görsel şöleni ve bir parça da olsa mitolojinin o mistik büyüsünü en azından diğer örneklerinden daha iyi ekrana taşıdığı kesin. En azından ben tatmin oldum. Box Office kısmını daha önceden garantileyen film editörleri de kendi ceplerini bu yolla doldurabilecekleri düşündürmüş olmalı ki tam 11 farklı dergi Immortals oyuncularını kapağa taşıdı. Ve ciddi anlamda hepsi de bir bir ölümsüzleşti. En azından benim yakalayabildiklerim. Bir de çeşitli dergilerin diğer ediysonlarının da bu kapakları re-print etme durumu var ki bu sayı en azından 15e ulaşmıştır. Kuşkusuz içlerinden en rabet göreni de Athena rolüyle karşımıza çıkan Isabel Lucas ve aslında filmde pek boy göstermese de Poseidon Kellan Lutz. Benim en sevdiklerim ise hiç kuşkusuz Avutralya Vogue'unda sade poz veren Isabel Lucas ve indie-street style haliyle Nylon Guys ve Kellan.

Sırada Louis Vuitton. Marc Jacobs'ın Charlote Rampling ve ''The Night Porter'' esintili fetiş koleksiyonu tam 20 kapakta yer aldı. Carine Roitfeld editörlüğünde bir editöryalle karşılaşamak beni üzse de, yine benim ulaştığım sadece 20. Muhakkak re-print edilmiş kapaklarla bu sayınun 30 ulaşmış olmak ihtimali de kesin. İçlerinden hiç kuşkusuz en iyisi Pirelli 2012 takviminin yıldızlarından Edita Vilkevuciete. Mary Fellows ve Emma Summerton, en seksi takvimin, en seksi modelini yılın en seksi, güçlü ve fetiş kıyafetleriyle fotoğrafladı. İşin ilginç yanı bir ay sonra Vogue China da aynı modeli aynı fetiş kıyafetlerle kapağa taşıdı. Hiç kuşkusuz en iyi ikinci kapak ise Beyonce ile W Magazine ortaklığı.
ve Gucci ! Gucci bu sene altın çağını yaşadı. 90. Yılını kutlayan marka, aynı zamanda modanın en lüks yanının da altını çizdi. Vogue Türkiye yine bu lüksün ve altın çağın altını çizerken kapağa altın çağını yaşayan Natalia Vodionova'yı altın sarısı Gucci ve altın perukla taşıdı. Marka sadece 12 kapakta (ki muhtemelen 20dir) yer almadı Çin Vogue'u hem kendi yaş gününü hem de Gucci'ninkini bir sayıyla kutladı, kreatif direktör Frida Gianni'nin de bu sepebten ötürü röportaj vermediği dergi kalmadı. En iyi kapaklar ise Rus Elle'ine ve Türk Vogue'una ait.
2011e damgasını vuran isim hiç kuşkusuz Adele oldu. Şarkıcılardan en fazla gündemde olan Vogue dışında hemen hemen her dergiye kapak olan -gerçi Italyan Vogue-'unda bir de editöryali bulunan Beyonce ve Florence Welch oldu. Ancak hepsinden daha ileride olan Adele'di. Müzik törenlerinde topladığı adaylıklarla herkesi ezip geçen Adele 11 farklı kapak elde etti. En yenisi Cosmopolitan. En çok edisyona sahip olan dergilerin başında olduğuna göre 11 sayısı da 15e çıkar. Out ve GentleWomen kapakları ise en iyilerinden.
ps. gerçi beyonce'nin instyle ve bazaar kapaklarının çok fazla reprint edilmesinden dolayı bu sayı Adele'inkileri aşabilir. Just for your info.

Yılın en fazla kapak olan modellerine geçecek olursak ise, sanırım bu listeyi de yaparsam işin içinden çıkamam. Büyük ihtimalle Kate Moss ve Lara Stone bu listenin başını çekerken, Isabeli Fontana geçtiğimiz kıştan bu yana arka arkaya tüm Vogue kapaklarını gezerek de ayrı bir rekora koşmuş olabilir.

29 Kasım 2011 Salı

REMEMBER REMEMBER SPIRIT OF THE NOVEMBER

American Music Awards ve MTV Europe Music Awards gibi iki ödül törenini barındıran kasım ayının bana en büyük katkısı tüm bu şahane organizasyonların aksine Lana del Rey 'di New York'lu Lana hakkında anlatıcağım çok şey olduğundan onu şimdilik Aralık ayına bırakıyorum.

Şimdi ama tüm cooluk bir yana bu ay severek dinlediğim başka bir şarkı da Pitbull'a aitti. Önce Jennifer Lopez şimdi de Marc Antony, Lanvin videosundan sonra tahammül sınırlarımın pek de yukarılarda olmadığını fark ettiğimden bu yana ''Rain Over Me''nin aslında o kadar kötü şarkı olamadığına karar verdim.

Beyonce bir ananın kedi doğurması gibi video çekmeye devam ediyor. Hamileliği yüzünden veremeyeceği konserler nedeniyle midir yoksa bir anlamda Guiness'e mi girmeye karar verdi bilemiyecem ancak her hafta bir video yayınlamazsa içi rahat etmez hala geldi. Beyonce'yi örnek alan bir diğer isim de Florence and The Machine. Ki iki durumdan da hiç de şikayetçi değiliz.Ve Katy Perry ! Geçtiğimiz yaz sonu yayınladığı albümü hala videolandırmakta ısrarlı. Gerçi sonuç bizleri rahatsız ediyor mu ? Hayır !

Aylardır merakla beklenen Duran Duran videosu da geçtiğimiz ay içerisinde izleyicilerle buluştu. Video o kadar 'huge deal' olarak görüldü ki, İngiliz Harper's Bazaar son sayısını onları promote etmek için hazırladı da diyebiliriz. Süpermodellerin rol aldığı Jonas Akerlund'un yönettiği video / kısa film senenin en cool işleri arasında yer alıyor bence.

Yeni yıl yaklaşırken iki süper hediye önerisi de benden olsun. Beyonce'nin ''Live at Roseland'' ve Adele'in ''Royal Albert Hall'' konser DVDleri de yayınlanmak üzere. Kasımda yayınlanması planlanan Charlotte Gainsbourg albümü ''Stage Whisper'' ise 5 Aralıkta yayınlanacak gibi gözüküyor. 

31 Ekim 2011 Pazartesi

DAS IST OKTOBERFEST

Bakmayın başlığa ! OktoberFest yazısı değil bu. Ekimde dinlediklerimi konuşma ve Kasım'daki önemli tarihleri not etme zamanı.

Bu ay Beyonce'nin ardı arkası kesilmeyen videolarından zaman bulan Britney Spears, Rihanna, Florence + The Machine ve ColdPlay de yeni videolarını yayınladılar. Aklımdaki kurguladığım ''Criminal''dan farklı olasa da uzun yıllar sonra Britney'den gelen en iyi videoydu sanırım. Konu kötü şarkılara iyi video çekmekse Rihanna, Lady GaGa'dan ders almış gibi. Bknz ''We Found Love''. Geri kalan iki isim ise yine cooluktan ölen şarkılarına coolluktan ölen videolar çekmişlerdi. Ay bitmeden de uzun zamandır beklenen iki yeni albüm yayınlandı. ''Stronger'' ile geri dönen Kelly Clarkson ve ''Ceremonials'' ile Florence + The Welch.

Kasım'da Charlotte Gainsbourg, Rihanna ve Pink Martini yeni albümlerini yayınlayacak. Ay sonunda Wild Beasts Babylon'da konser verecekken coolest music hall in the town'da bombalar da devam etmekte. Aralığın ilk günü The Maccabees sahne aldıktan sonra Ocak ayında da ülkemin uzun yıllar sonra tanık olabileceği en cool event gerçekleşecek. Jane Birkin sings Serge Gainsborg's song for Japan. Biletler tükenmeden alın bence.

Sabah uyanır uyanmaz twittera bakmanın en büyük zararını ise bu sabah gördüm. Adele'in gırtlak kanseri olduğu tt olmuştu. Henüz tam anlamıyla bir açıklama yapılmadıysa da umarım aklımızda beliren kadar ciddi bir şey yoktur. Hem şarkısı hem albümü ile American Billboard listelerinde zirveye çıkan Adele blogumun ''song of the week'' köşesine ise bu ay geçtiğimiz kıştan sonra yeniden geri döndü.

Unutmadan haftaya MTV Europe Music Awards'da görüşmek üzere ! Ay sonunda ise American Music Awards'lar dağıtalacak. Hep beraber Bloomberg'den yayınlamasını diliyoruz yeniden.

xx

16 Eylül 2011 Cuma

BEYONCE: A STAR IS BORN

O artık 30 yaşında. Pek yakında sadece inanılmaz parlak bir kariyer sahibi evli bir yıldız değil aynı zamanda ''married with children'' etiketine de sahip olacak. Aslında onu kıskanmak için onca sebep var anladığınız. Özel hayat bir kenara kariyer başlı başına swarowski taşlarından yapılmış gibi. Albüm satışları bir kenara yayınlamış olduğu 4 albümle de Amerikan Top 200de zirve olup İngiltere listelerinde debut ve son albümüyle yine #1numara olup diğer ikisiyle de kendine ilk 3te yer almayı başardı. 2000lerin sonuna doğru Billboard onu milleniumun en parlak yıldızı seçti. Daha sonra ''Yılın Kadını'' da olmayı başarıp 2011 yılında da yine Billboard tarafından ''Billboard Millenium Award'' ile ödüllendirildi. Her defasında Grammy'lerde adını en parlak şekilde yazdırıp rekorlara imza atan ise yine Beyoncé. Üstelik o başarılı kariyerini sadece müzikle sınırlandırmamakla kararlı. Annesi ile kurmuş oldukları House of Dereon'un yanı sıra çeşitli hazır giyim markaları ile beraber iş birliği ve parfümler. Üstelik sonucunda bir de Golden Globe adaylığı elde ettiği oyunculuk kariyeri.

Görüldüğü üzere kimileri 30una geldiğinde çoktan dünyaları elde etmiş bile oluyor. Tüm bunların tek bir desteği var üstelik: Hırs. Ancak tüm bu olan bitenle ''hayatı kaçırdığını'' düşünen Beyonce kısa süreli de olsa ilham toplamak için ortalardan yok olmuştu. Geri döndüğünde ise kendine, babasına ve hayranlarına hediye ettiği ikinci stüdyo albümü ''B-Day''den daha şeffaf, içten ve saf bir albüm ortaya çıktı. ''4''.

Her albümde olduğu gibi yine balladlar ve yüksek ritmli şarkılar mevcut, ancak bu sefer tek bir farkla. Balladlarda Beyonce kendini yırtmıyo, şarkılar da en az içerik ve sözler kadar naif, yüksek tempolu şarkılar da ne ''Deja-Vu'' kadar sert ne de ''Single Ladies'' kadar insanı yoran cinsten. Bir diğer farklılık ise albümde Jay Z etkisi olmaması ama onun vekili Kanye West'in ismi de yine Beyonce ile hem şarkı yazarlarının hem de prodüktörlerin arasında geçmekte.
Dazed & Confused: July 2011. Photo by Sharif Hamza

Sadece çocuklara değil kadınlara yardım eden ve onların en sıkı destekçisi haline gelen Beyonce'nin mottosu; ''kadınım ben, güçlüyüm, haklarım var, onları korur ve savunurum''. İşte Beyonce'nun bu mottosu da onu sadece philantrophist'likten bir adım öteye de şarkı sözleri sayesinde taşıyor. Her ne kadar da Destiny's Childs ile kaydettikleri ''Cater 2 U''da geyşa kıvamına getirseler de kendilerini, Beyonce gerek ''Me, Myself and I''la gerek ''Single Laydies''le bunun aksini de tartıştı. Üstelik artık klişeleşmiş bu tema son albümde de devam etmekte. ''Who Run The World: Girls''. Haydi bacım ! Beyonce sizin için sahnede.

Sağır sultan dahi Beyonce'nin Jay Z'ye ne denli derin duygular beslediğinden haberdar. ''Crazy in The Love'', ''Dabgerously in Love'' derken Queen B'nin klişelemiş ''aşkımı dağlara taşlara haykırırım'' diyen şarkı sözleri de yine devam etmekte. Albümden en sevdiğim, aynı zamanda ''WRTW: Girls'' kadar hızlı olan parça ''End of Time''da bir ''Waka Waka'', Shakira havası var. İnsanı karnaval havası solumaya iten parça aynı zamanda yine bir ilan-ı aşk. 
                                                   Come take my hand // I won't let you go
I'll be your friend I will love you so deeply // I will be the one to kiss you at night // I will love you until the end of time.
''Rather Die Young''da ise ''You're my James Dean'' diyen Beyonce bir de ekliyor, ''I'd rather die young / than live without you.'' Yine mimikleriyle ve duruşlarıyla harikalar yaratan ve albümün en iyi şarkılarından biri olan ''1+1''de de aşktan ve onu yüceltmekten korkmuyor. Videoda da aynı zamanda bu kadar basit formatla ortaya atılan bir işle bile nasıl harikalar yaratabildiğini vurguluyor sanki.
Vogue Italia July 2011: Photo by Francesco Carrozinni

Orta tempolu ve soul tınılı pop şarkılarının ağırlıklı olduğu albümde gözdem ise ''Best Thing I Never Had''. Dinlediğimde bana bir şekilde''Broken Hearted Girl''ü çağrıştıran şarkı da yine belki de soft tonlardan oluşturulan videosuyla sinematografik özelliğine dikkat çektirerek yine Beyonce'nın albüm boyunca karşıya geçirtmek istediği temayı en iyi şekilde uyguluyor.

Bir diğer tarafta ''I Was Here''de ise Beyonce hiç değinmediği başka bir temadan bahsediyor. Belki de her sanatçının ya da başarılı işler yapan bir ünlünün hayattan ama daha önemlisi hayattan sonraki zaman diliminden beklentisi. Gittikten sonra da yine hatırlanma ve bilinme isteği, başarılarının hala bilinmesi ve konuşulması isteği. ''I wanna leave my footprints on the sands'' daha nasıl içten olabilirdi ki ? ''I did, I've done, everything that I wanted  And it was more than I thought it would be '' ise belkiden hepimizin isteğidir. 
I wanna leave my footprints on the sands of time
Know there was something that, and something that I left behind
When I leave this world, I'll leave no regrets
Leave something to remember, so they won't forget
Albümün hızlı parçaları ise ''Countdown'' , ''Schoolin'Life'', ''Love on Top'' daha önce de belirttiğim gibi güçlü ve yırtıcı R&B - Disco hiti etiketinden uzaklar. Daha pop alt yapılı, R&B beatleri daha düşük ama hala Beyonce.
Vogue Italia July 2011: Photo by Francesco Carrozinni

Beyonce aynı zamanda tüm yazı promosyon çalışmalarını devam ettirmekle de geçirdi diyebiliriz. İngiliz Harper's Bazaar'a verdiği pozlar, Dazed and Confused ile yapmış olduğu muhteşem pin-up editöryal, İtalyan Vogue'una verdiği albümün içeriği kadar şeffaf, ''I Miss You'', ''I Care'' gibi şarkılar kadar içten, sıcak, vurucu ve katıksız görüntüler. Aynı zamanda geçtiğimiz hafta da New York Moda Haftası'nda kaçırmadığı show yoktu dersem de abartmış olmam. 

Sonuç olarak 
''who run the world: Beyoncé''

30 Ağustos 2011 Salı

FAREWELL TO THE SPEEDOS

Ağustos, sadece giyilmesi özlemle beklenen kıyafetlerin artık insanda sabırsızlık hissinin doruklarına ulaştığı ay değil, slow şarkılar dinleyip kendini depresif hissetmenin de zamanıdır. Aylardır dinlemediğim Adele şarkıları, Beyonce'nin en hüzünlü balladları, akşam esen rüzgarda yüzüme çarpan güneşte bana eşlik eden şarkılardandı. Tamam böyle vıcık vıcık romantik hisle kurulmuş cümlelerden hiç haz etmiyorum, ama yazmadan da edemiyorum. 

Bu ay dinlediğim şarkıları şehirlere ayırarak değişiklik yapmak istedim. Paris'le başlayabiliriz. Gainsbourg familyası bu ay sıkça gündemimdeydi. Ailenin her bir üyesini hatta ailenin ilişkisi olduğu diğer bireyleri uzun zamandır takip etsem de bu ay kendilerine karşı olan sevgim biraz daha arttı. Aslına bakarsanız, onlar hakkında uzun bir post yapsam iyi olur. Neyse, bol bol Charlotte Gainsbourg'un ''IRM'', ''5.55'' ve ''Charlotte Fore Ever''ını dinledim. En sevdiğim şarkılar ise ''Charlotte For Ever'', ''Elastique'', ''Heaven Can Wait'' ve ''Jamais''. Tabi Jane Birkin ve Brigitte Bardot gibi muhteşem kadınlarla aşk yaşayan Serge Gainsborg da radarımda olan isimdi, hatta dinlediklerim genelde Jane ile yapmış olduğu düetlerdendi. ''Just Like a Woman'', ''69 Année Erotique'' ''Je T'aime Moi Non Plus'', ''Jane B'' ve ''Elisa''.

Ufak da bir not. Charlotte Gainsbourg yeni videosu / şarksı ''Terrible Angels''ı geçtiğimiz günlerde yayınladı. Yepyeni EP'sini eylülün ilk haftalarında yayınlayıp kasımda da yeni bir albümle karşımıza çıkacak. E tabi bir de ''Melancholia is the new Black Swan'' dediğimiz, izlemek için merakten öldüğümüz filmi de kısa zamanda görebilmeyi umuyorum.
Evet, aslında sıkı bir Yunan müziği hayranıyımdır. Bir de rakı masasında çalan Rumca ya da Yunanca şarkılarla ortam daha da eğlenceli olabiliyor. Hele bir de gerçekten sirtaki oynayabilen insanlarla karşılaşınca ortam yeme de yanında yat kıvamında. Yalnız taklitlerinden yani ''ben her boku yapbilirimcilerden'' kaçının. Neyse aslında dinlesem de bu ay pek yunan müziğiyle ilgilenmedim, ama şehirlerden birini daha doğrusu bölgelerden birini Santorini olarak seçmiş olmamın sebebi ''Mamma Mia''. Geçtiğimiz günlerde filmi oturup yeniden seyretmedim, ama ay boyunca her gün filmin müzikleri kulağımdaydı. Evvet Abba'yı severim, ama Meryl Streep'i daha fazla severim ve her canım sıkıldığında ya da kendimi kötü hissettiğimde bu filmi neden seyrettiğimi anladım.Yeni bir epiphanic an. Güzel insanlar, muhteşem manzaraya sahip bir Yunan adası, Abba şarkıları, dans ve Meryl Sreep, sanırım gelecek yaz rotamın neresi olduğu belli olmuştur. Yassou.
ps. aslında filmin orada çekilip çekilmediği konusunda da hiçbir fikrim yok.
İtiraf etmem gerekirse bazen biraz cimri olabiliyorum. Sıkı bir Beyonce fanı olmama rağmen albümünü henüz yeni aldım. Yeni almamın nedeni ise ''yae albüm çok pahalı para veremem'' demem değil, ben ne zaman bir Beyonce albümü alsam ki bu genelde çıktığı ilk haftaya denk gelir, Queen B'imiz deluxe edition çıkarmaya hazırlanır. Sonra ben de kendimi kandırılmış hissederim, ama bekle bekle de bir yere kadar, dayanamadım sonunda aldım. Albüm yazısı yakında olur burda. Ama anlaşıldığı üzere 21. YY Popüler Amerikan Kültürü'nden bahsedeceksek eğer Beyonce'yi bunun içine katmasam olmaz. Yazın son günlerini de Beyonce ile geçirdim.

Ancak ne varsa eskilerde var. Müzik deyince aklımda beliren ilk ismin en bomba albümü: Madonna ''Confessions on A Dancefloor'' üstünden neredeyse 10 sene geçecek olmasına rağmen hala en sık dinlediğim albümdür, Albümden en sevdiğim şarkılar ise ''Forbidden Love'', ''How High'' ve Isaac'' tabii ''Hung Up''ı da dışlayamam. Bu arada yazmama gerek yok. Hepimiz de Madonna'nın stüdyoda olduğunu biliyoruz, çok yakında yeni filmi daha doğrusu ilk yönetmenlik deneyimi olan ''W.E.''yi de yayınlayacağını biliyoruz, Rihanna'nın da aynı stüdyoda olduğunu da okudum. Her neyse sonuçta 2012 Madonna'nın yılı olacak anlaşılan. Sahi eğer sonumuz yaklaşıyosa Madonna'yla hayata veda etmek hoş olmaz mıydı ?
Yaz boyunca sık sık Nil ve Volga Tamöz dinlesem de Ağustos'ta kendime ''yeter artık kabak tadı verdiler'' demişliğim vardır ! Ayrıca ne alaka demeyin ama sıkça da ''Yav bir aralar Ramadan ve Mercan diye birileri yok muydu?'' diye soru sormuşluğum da vardır. Sonuç olarak sıkça da Model dinlemişliğim vardır.

Son bir yenilik daha.
Japon Vogue'unun ekim sayısındaki kapak yıldızı Florence + The Machine'in cool solisti Florence Welch. Evet tahminler doğru. Grup cephesinden yeni albüm, klip ve şarkılar gündemde. İşte onlardan biri. Bu sonbahar çok cool geçecek.
Sosyal Medya'da yine geçtiğimiz günlerde yaygara kopuyordu, meğerse sebebi Lady GaGa'nın yeni videosunu yayınlamasıymış. ''You and I'' bu sefer işin içinde Inez & Vinoodh da var. Bir de tabi Nicola Formichetti. Hande Yener & Kemal Doğulu birlikteliği kadar sıkmaya başladı bu durum. Gerçi son iki isim umrumda bile değil, en azından sevmesem bile arada GaGa'yı takip ediyorum.

Her neyse, ciddi anlamda bu sefer postu sonlandırıyorum, son isim Avustralya'dan. Keyifli izlemeler. Björk tadında. Bu arada Björk cephesinde de yeni gelişmeler var elbette, ama yeni bir post konusu çıkar artık ondan.

9 Mayıs 2011 Pazartesi

SERGİYE DAVETLİSİNİZ ! ALEXANDER THE GREAT

Her sene bu zamanlarda ayrı bir temayla açılan New York Metropolitan Costume Institute sergisi bu sene Savage Beauty başlığı altında Alexander McQueen'e adandı. Elbetteki ölümünün birinci yılı ardından McQuuen'e adanan bir serginin temasını vahşi ve güzel kelimelerinden başka hiç bir kombinasyon tanımlayamazdı. McQueen'in bugüne kadar yapmış olduğu işler belki Ingiliz Modasının ruhundan kaynaklanan belki de kendi içsel yapısından dolayı diğer tasarımcıların aksine oldukça avant-garde, yenilikçi, sıradışı ve tamamıyle bambaşkadır. Ancak hepsinden öte ''teatral'' kelimesi belki de bugüne kadar oluşturmuş olduğu kolleksiyonların anahtar kelimesiydi. Ki yine Sarah Burton da bu özellikleri korumaya devam etmekte. Kimi zaman yapmış olduğu bir elbiseden etkilenip belki şiir / şarkı yazarsınız, kimi zaman da müzede sergilenen bir tabloyu incelemek istediğiniz gibi incelersiniz. İşte aşağıda paylaşacağım kıyafetler de -ki onlara kıyafet demek çok hafif kakır- birer sanat eseri kıvamında müzede sergilenen tasarımlardan.
    ''Irere'' 2003 İlkbahar / Yaz                                        ''Sarabande'' 2007 İlkbahar / Yaz
   2009-2010 Sonbahar / Kış                        ''The Horn of Plenty''  2009 / 2010 Sonahar / Kış

Aşağıdakiler ise Amerikan Vogue'u Mayıs sayısında McQuuen anısına gerçekleştirilen çekimden. Çekimin başlığı ''Alexander the Great''. Editöryali hazırlayan isim Grace Coddington, fotoğraflar Steven Meisel'den. Modeller ise Karlie Kloss, Karen Elson, Coco Rocha, Caroline Trentini, Stella Tenant ve Raquel Zimmerman. Editöryalde kullanılan kıyafetler de yine sergide yer alan işlerden.
Sergi yapılır da açılışı yapılmaz mı ? Kıyafetler ve katılacak konukların kimler olacağı konusunda yapılan dedikodular nedeniyle sene içinde Oscar'lardan sonra en fazla merakla beklenen ikinci organizasyon olması da cabası. Birçok sitede birçok fotoğraf yer aldı, aslında kıyafetler konusunda yakışmış mı yakışmamış diye yarı espirili uzun uzun yazmak da isterdim, ama gerek yok sanırım. Yine de bu beni Top 10'umu sizinle paylaşmaktan alıkoyamaz. Party'nin / Gala'nın bu seneki ev sahipleri arasında ise Anna Wintour, Colin Firth ve Salma Hayek de yer alıyordu.
Liv Tyler, Marina Abramovic ve Mariacarla Boscona. Hepsinin kıyafety Givency Couture hepsinin de kavalyesi Ricardo Tisci. Liv Tyler gecenin kuşkusuz en şık ismiydi. Givency Couture, zayıf, güzel ve uzun kadın zincirleme sıfat tamlaması bir araya gelince zaten rüküş olması imkansız. Acak Florance Welch, Carine Roitfeld ve niceleri daha önce giydiğinden pek de işin espirisi kalmadı artık.
Model, şarkıcı Karen Elson ve oyuncu Sarah Jessica Parker. Her ikisi de en sevdikleri modacının anısına McQueen elbiseyle katılmışlar geceye.
Geceye en fazla Stella McCartney ve Alexander McQuuen elbiseleri damgasını vurdu. Yukarıda da rapunzel saçlarıyla Rihanna ve ışıldayan Maggie Gyllenhaal'ın seçimi de Stella McCartney'den yana. Gyllenhaal'un kocası Peter Saarsgard'ın seçimi de Yves Saint Laurent'ten yana.
Emilio Pucci içinde Beyonce ve Vintage Dior Couture ile Ashley Olsen. 
Her zaman şık Jennifer Lopez'in tercihi Gucci. Sağda ise Sarah Burton. Elbetteki Alexander McQuuen.
McQueen'in en birinci dostu Daphne Guiness elbetteki modacının en ikonik tasarımı olan elbisesiyle. Yanındaki ise American Vogue'u Editor at Large of Europe Hamish Bowles. Onun da tercihi yine McQuuen.
Bunların hepsinin tercihi ise Marni. Ancak benim dikkatimi çeken ise en sağda yer alan editör Giovanni Battaglia. Fazlasıyla vintage, romantik ve Italyan ruhlu.

photos via, style.com, vogue türkiye, fashionspot