Karen Elson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Karen Elson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mayıs 2011 Pazartesi

SERGİYE DAVETLİSİNİZ ! ALEXANDER THE GREAT

Her sene bu zamanlarda ayrı bir temayla açılan New York Metropolitan Costume Institute sergisi bu sene Savage Beauty başlığı altında Alexander McQueen'e adandı. Elbetteki ölümünün birinci yılı ardından McQuuen'e adanan bir serginin temasını vahşi ve güzel kelimelerinden başka hiç bir kombinasyon tanımlayamazdı. McQueen'in bugüne kadar yapmış olduğu işler belki Ingiliz Modasının ruhundan kaynaklanan belki de kendi içsel yapısından dolayı diğer tasarımcıların aksine oldukça avant-garde, yenilikçi, sıradışı ve tamamıyle bambaşkadır. Ancak hepsinden öte ''teatral'' kelimesi belki de bugüne kadar oluşturmuş olduğu kolleksiyonların anahtar kelimesiydi. Ki yine Sarah Burton da bu özellikleri korumaya devam etmekte. Kimi zaman yapmış olduğu bir elbiseden etkilenip belki şiir / şarkı yazarsınız, kimi zaman da müzede sergilenen bir tabloyu incelemek istediğiniz gibi incelersiniz. İşte aşağıda paylaşacağım kıyafetler de -ki onlara kıyafet demek çok hafif kakır- birer sanat eseri kıvamında müzede sergilenen tasarımlardan.
    ''Irere'' 2003 İlkbahar / Yaz                                        ''Sarabande'' 2007 İlkbahar / Yaz
   2009-2010 Sonbahar / Kış                        ''The Horn of Plenty''  2009 / 2010 Sonahar / Kış

Aşağıdakiler ise Amerikan Vogue'u Mayıs sayısında McQuuen anısına gerçekleştirilen çekimden. Çekimin başlığı ''Alexander the Great''. Editöryali hazırlayan isim Grace Coddington, fotoğraflar Steven Meisel'den. Modeller ise Karlie Kloss, Karen Elson, Coco Rocha, Caroline Trentini, Stella Tenant ve Raquel Zimmerman. Editöryalde kullanılan kıyafetler de yine sergide yer alan işlerden.
Sergi yapılır da açılışı yapılmaz mı ? Kıyafetler ve katılacak konukların kimler olacağı konusunda yapılan dedikodular nedeniyle sene içinde Oscar'lardan sonra en fazla merakla beklenen ikinci organizasyon olması da cabası. Birçok sitede birçok fotoğraf yer aldı, aslında kıyafetler konusunda yakışmış mı yakışmamış diye yarı espirili uzun uzun yazmak da isterdim, ama gerek yok sanırım. Yine de bu beni Top 10'umu sizinle paylaşmaktan alıkoyamaz. Party'nin / Gala'nın bu seneki ev sahipleri arasında ise Anna Wintour, Colin Firth ve Salma Hayek de yer alıyordu.
Liv Tyler, Marina Abramovic ve Mariacarla Boscona. Hepsinin kıyafety Givency Couture hepsinin de kavalyesi Ricardo Tisci. Liv Tyler gecenin kuşkusuz en şık ismiydi. Givency Couture, zayıf, güzel ve uzun kadın zincirleme sıfat tamlaması bir araya gelince zaten rüküş olması imkansız. Acak Florance Welch, Carine Roitfeld ve niceleri daha önce giydiğinden pek de işin espirisi kalmadı artık.
Model, şarkıcı Karen Elson ve oyuncu Sarah Jessica Parker. Her ikisi de en sevdikleri modacının anısına McQueen elbiseyle katılmışlar geceye.
Geceye en fazla Stella McCartney ve Alexander McQuuen elbiseleri damgasını vurdu. Yukarıda da rapunzel saçlarıyla Rihanna ve ışıldayan Maggie Gyllenhaal'ın seçimi de Stella McCartney'den yana. Gyllenhaal'un kocası Peter Saarsgard'ın seçimi de Yves Saint Laurent'ten yana.
Emilio Pucci içinde Beyonce ve Vintage Dior Couture ile Ashley Olsen. 
Her zaman şık Jennifer Lopez'in tercihi Gucci. Sağda ise Sarah Burton. Elbetteki Alexander McQuuen.
McQueen'in en birinci dostu Daphne Guiness elbetteki modacının en ikonik tasarımı olan elbisesiyle. Yanındaki ise American Vogue'u Editor at Large of Europe Hamish Bowles. Onun da tercihi yine McQuuen.
Bunların hepsinin tercihi ise Marni. Ancak benim dikkatimi çeken ise en sağda yer alan editör Giovanni Battaglia. Fazlasıyla vintage, romantik ve Italyan ruhlu.

photos via, style.com, vogue türkiye, fashionspot

3 Şubat 2011 Perşembe

KAREN ELSON aka THE ICON

Ülkemde bir baltaya sap olamamış ikici sınıf mankenler kendini gösterebilmek için bakkal şarkılar yapıp bizlere eziyet çektirirken dünya arenasında bir numaralı modeller hem Vogue kapaklarını süsleyip, Tom Ford defilelerinde boy gösterip hem de beş yıldızı hak eden albümler çıkartmasını biliyor neyse ki. Üstüne üstelik bir de  The White Stripes solisti Jack White (ya hacı White Stripes için de dağıldı dediydiler ? ne iş ?) ile evlenip iki çocuk sahibi olup hala da taş gibi gözükmesini de biliyor. Aynı zamanda müzikten anlayan kocan varsa prodüktör parasını da yeni bir Chanel kürk almak için kenara ayırabiliyorsun. (Tamam kötü bir espiriydi.)

Sanırım bahsettiğim kişinin kelime anlamını merak ediyorsanız Oxford Dictionary'de ''ICON'' kelimesiyle karşılaşabilirsiniz. İngiliz model, şarkıcı, anne, muhteşem vücuda sahip bir kadın aka Karen Elson.

Daha önce çeşitli gruplarda vokallerde katkıda bulunan Elson 2010 yılında ilk albümü ''The Ghost Who Walks''u da yaz aylarında yayınladı. Indie ve vintage tatlar albümü dinlemeye başladığınız  ilk andan itibaren sizi sarmaya başlıyor. Neden bunca zamandır yazmadığımı soruyorsanız ise sırf üşengeçlik :)

Albümün açılış parçası ''The Ghost Who Walks'' tam anşamıyla bir yol parçası. Şehirlerarası yolculuk için tam otobana çıkmışken play tuşuna basarsanız bir hayalet gibi ayaklarınız yerden kesilip göklerde uçmaya başlayabilirsiniz.

''Stolen Roses'' ile İskoç ezgileriyle kendinizi o dağlarda, yeşilliklerde bulurken ''100 Years From Now''da ise 20lerin Amerikan filmlerine geri dönebilirsiniz. Bazen de tıpkı albümün adında da olduğu gibi yanınızdan bir hayalet geçmiş gibi içinizi ürperticek kadar muhteşem bir soundla  karşı karşıyasınız. ''Pretty Babies'' şarkısını ise Tom Ford showunun videosundan hatırlayabilirsiniz. Bir modelden böyle şarkı çıkmayacak da kimden çıkacak ki zaten ? Albümün bir numarası ise ''The Truth isThe Dirt'' biraz duman altı bar havasında. Çook cool.

Bolca country, folk ve yanında içilen muhteşem bir ''whiskey'' tadında bir albüm olmuş. Ha bu arada albümde sözlerin hepsinin de Elson'un kendisine ait olduğunu da belirtmeliyim.