James Franco etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
James Franco etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Şubat 2013 Cumartesi

HAFTANIN KAPAKLARI

Haftanın kapakları temiz, yalın, saf. Mutlu ve bahar gibi. Duştan çıkıp temiz beyaz çarşafa yeni uzanmış gibi.
Lara Stone, Angelo Pennetta
Ünlü bir dergi atasözü şöyle der: "You cannot go wrong with a close up Lara Stone cover."
Beyonce, Patric Demarchelier
GQ Şubat'la başlayan kapaklardaki Beyonce hükmetmişliği Vogue ve Gentlewoman'la devam ediyor. Inag.' töreni, superbowl, yeni bir albüm ve bir film. Bir sürü kapak daha yolda. Vogue UK kapağı ise kulislerdeki son dedikodu.
Beyonce, Allasdair McLellan
Doutzen Kroes, Daniel Jackson
Vogue ve Bazaar cooldur. Onların kapaklarında -ünlü isimler- dışında güler yüz görmek zor olsa da Doutzen'ın gülüşü kalp eritiyo.
James Franco
Kate Moss, Mert/ Marcus
Suvi Koponen, Kayt Jones
Suvi ve Kati son günlerin en hip modelleri. indie fash-mag'ler dışında her ikisi aynı zamanda iki büyük Vogue edisyonunun da mart kapağı. Yukarıdaki Paris ve Rus, alttaki Alman.  
Kati Nescher, Mikael Jansson

28 Aralık 2012 Cuma

THE MULTI TASKERS


"I am the ultimate multitasker."



In the past few years
  
I have acted in a bunch of movies... I've written some...
I've produced some and I've directed some I've also appeared on a soap opera
I directed a theatrical dance company 
Wrote a book of short stories and  I'm even directing this commercial

Yukarıdaki sözler James Franco'nun oynadığı ve yönettiği Samsung reklamından. Samsung belki yönetmek için değil ancak reklamında oynatmak için James Franco'dan daha isabetli bir seçim yapamazdı. Galaxy'nin özellikleri ve Franco'nunkiler. Teşbihte hata olmaz. Franco'nın kariyerini kıskanmayan. 


Gerçi kimileriniz "Jack of all trades, master of none" sözünü hatırlatabilir. O konuda hak veriyorum. Franco'nun "Freeks and Geeks"ten, "Howl"a hatta "127 Hours" hatta ve hatta Oscarları sunarken bile aynı tavrı takındığını görmüşsünüzdür.

Kayık gözlerle, "blue jeans, white shirts". I don't give a shit. "I was like, no please, stay here" tavırları. Bohem, indie, beat San Fransisco cool havaları. Ve allah cezanı versin Franco ki bu hallerini ve bununla örtüşen Great American Poets" hallerinin hastasıyım. 

"Milk"le başlayan bu yolculuk "Howl"la devam etti. Sonrasında "The Broken Tower" ve şimdi "Tar". "As I Lay Dying" ise yolda. Allahın cezası "On the Road"da oynamak senin hakkındı.     

Franco'nun nelerden ilham aldığı ve etkilendiği belli. Romantik dönem, Amerikan Modernizmi, Beatler ve sex.  Hugh Hefner'i canlandırdığı "Lovelace" (ki Franco'nun kısa bir süre Playboy'a yazdığını da eklemeliyim. off ne multitasker ama) ve "Interior. Leather. Bar." ile gay culture, cruising ve underground olaylarına dalıyor.

James Franco'nun son filmi "Cherry" ise şu anda vizyonda. Yine kayık gözler. Kızları baştan çıkaran centilmen. Ve eroinman. Ona eşlik eden isim ise San Fransisco'ya gelip bir anda porno sektörüne dalan (Angelina) Ashley Hinshaw.

James Franco hala okula gidiyo. Gençlerle besleniyo. Dergilere sadece poz vermiyo, modellerle editöryal çekimler yapıyo. Edebiyat biliyo, sinema okuyo. Boş zamanlarında film çekiyo. GERİZEKALI KISKANÇLIKTAN ÇATLIYORUM.

*** 

"Usually an actor has to work in the porn industry to have that kind of success."


Yukarıdaki söz Brad Pitt'e ait. "Tree of Life"taki rol arkadaşı Jessica Chastain hakkında konuşuyor. 2008 yılı öncesine kadar büyük bir bilinmez olan Chastain ilk çıkışını "The Debt" ile 2010 yılında yapmıştı. Nefis bir dram ve gerilim filmi olan yapımda Chastain, Helen Mirren'ın gençliğini oynayıp Sam Worthington'la rol paylaşmıştı. Tel Aviv- Berlin arasında geçen politik gerilimden bir yıl sonra toplam 6 filmde boy gösterdi. 2011 onun yılıydı. Yılın kadınıydı. Sanırım Brad Pitt'in ne demek istediği açıklandı.

2012 yılı içinde oynamış olduğu filmler sayıca azalsa da o sergilemiş olduğu performanstan bir şey kaybetmedi. İlk Oscar adaylığını geçtiğimiz yıl "The Help" ile elde eden Chastain -ki Octavia Spencer yerine onun alması daha iyi olurdu- bu sene de yine bir savaş filmiyle karşımıza çıkan Kathryn Bigelow'un "Zero Dark Thirty"si ile elde edecek gibi gözüküyor. Üstelik bu sefer heykeli de kucaklayabilir. "Tree of Life", "Coriolanus" ve "Take Shelter"da soğukkanlı, frijit ev kadını rollerini tekrarlarken "The Help" aslında onun için tam bir kaçış ve kendini gösterebilme fırsatı olmuştu. "Lawless", "Tar" ve "Mama" hala izlenilmeyi beklerlen Chastain konuşulmaya devam edecek. Ne yazık ki bu filmleri seyredemediğimden hakkında söyleyebilecek yeni bir şeyim de yok. Ancak sizi geçtiğimiz yıl yazdığım yazıyla baş başa bırakabiliyorum.

Tüm bunlara ek olarak YSL kampanyasında kendine yer buldu. Ve Ocak 2013'te 3 farklı derginin kapağında yer aldı. (W- Brit GQ- Alman VogueKısa zamanda yoktan var edilen bir kariyer. Güzel yönetmenler. İyi oyuncular. Ödüller. Başarılı filmler. Sene 2013. Jessica Chastain ise tüm bunları 2009 yılından beri setlere uğrayarak sadece 3 sene içersinde elde etti. Taktir etmemek elde değil. 

7 Aralık 2012 Cuma

TOP 10- MEN'S MAGAZINE COVERS OF 2012

Dergiciliğin yazılmamış iki kuralı vardır. Erkek dergisi hazırlıyorsanız kapağa James Franco kadın ve moda dergisi yapıyorsanız da Lara Stone ve Kate Moss'u koymanız durumunda o sayı her zaman çok beğenilir. Çok konuşulur. Bir de Jennifer Aniston var ki onu çıktığı kapaklar milyonları garantiliyor. Neyse konumuz fazla satmak değil. Her ne kadar bir anda artan popülaritesi Michael Fassbender'a sene içerisinde Franco'dan sayıca daha fazla kapak getirtse de Daniel Craig; Esquire ve GQ'nun neredeyse bütün edisyonlarında (hatta senede 2 kere Dragon Tattoo- 007) yer alsa da ne derler bilirsiniz "Moda geçici, stil kalıcıdır." 


Malumunuz aylardan Aralık zamanlardan top 10 hitlistler. Güzel dergi kapakları konusunda daha rahat davranabilmek adına listeleme işini üçe beşe çıkardım.

#10 Men's Health China- Fall Style Supplement
Sert, sportif, kaliteli ve tavır sahibi. Men's Health'in kodları Çin edisyonunun moda kapağında bir arada.

#9 Harper's Bazaar Korea- Men Style Supplement: Miles McMillan by Hong Jang Hyun 
Uzakdoğu dergilerinden ve moda anlayışlarındna pek hoşlanmasam da listede 3 sıra onlarda. Harper's Bazaar'ın Men eki kapağı bazen bir kapağa "Güzel" demek için fazla atraksiyona gerek olmadığını gösteriyor. 

#8 L'Officiel Paris Hommes- Fall 2012: James Franco & Harmony Korine
"Spring Breakers" filminin yazarı ve yönetmeni Harmony Korine ile James Franco'yu kapağa çıkartan L'Officel ne çok sulu, ne de çok kasıntı. Cool ve yere bakan yürke yakan. 

#7 L'Officiel Germany Hommes- Fall/ Winter 2012
Bir moda atasözü şöyle diyor: "You can't go wrong with the velvet tux." Oh hello dears!

 #6 Vogue Hommes International- Fall- Winter 2012:  Marlon Teixeira & Stephanie Seymour
Bu sene basılmış en iyi dergi nedir diye sorsalar, Love F/W'ın hemer ardından Vogue Hommes International cevabını alırlar. Bugünlerde her yerde olan Marlon ve asla tavrından parça kaybetmeyen Stephanie. 60ların ünlü filmine selam çakan kapak; romantik olduğu kadar kışkırtıcı, kışkırtıcı olduğu kadar seksi ve tam bir Fransız beyfendisi. Sex.

#5 Esquire Netherlands- September 2012
Hollandalı aktör Thijs Römer'i kapağa taşıyan Esquire'ın canlandırmaya çalıştığı portre "Aile Babası." Gerçi bana biraz sunday breakfast after hot saturday sex'i çağrıştırıyor ama. Genelde moda -özellikle de erkek- kapaklarında göremediğimiz setting olayını iyi kullandıkları için oldukça ilgi çekici. 

#4 GQ Style Korea- Fall/ Winter 2012
Richard Phibbs'ın fotoğrafladığı Michael Pitt Kore'nin ilk GQ Style kapağında "There is only one Michael in the industry!" diyerek Fassy'ye selam çakıyor. Tıpkı Bazaar Kore'de olduğu gibi. Effortless chic. Bazen duruş, bazen bakış. Güzel kapak için fazla şeye gerek yok. Kapağın B-W olması da neden bu kadar ilgi çekici olduğunu başla şekilde özetliyor.

#3 Esquire Russia- September 2012
Mainstream erkek dergileri arasında en çarpıcı kapakları üreten Esquire'ın İpsanya ve Rus edisyonları'ndan bir tanesini seçmem gerekirse o da Jerome Bonnet lensinden Michael Fassbender'ın yer aldığı Rus Esquire'ın Eylül sayısı kapağıdır. İlhamını Ricardo Tisci'den alan bu kapak çarpıcı olmak için daha ne yapsın ki. Spot-free kapak. Kan çağrışımı. Kırmızı. Ha bir de Fassbender. Bu arada sayı görsel içerik anlamında diğer konularda da çok iyi. 

#2 Arena Homme + - Spring / Summer 2012
David Sims'in çektiği kapakta Hollandalı model Stefan Lankreijer bulunuyor. Kapak 60ların devrimsel hip günlerini uzay çağı bakış açısıyla anlatıyor gibi.

#1 Another Man- Srping/ Summer 2012- Limited Collectors' Edition
Başta da dediğim gibi Kate Moss'un olduğu kapak yılın en iyisi olmayı daima garantiler. Kapağı bu kadar ilgi çekici yapan bir diğer özellik de ulaşılamaz oluşu. Garret Hedlund'lu newstand versiyonun aksine özel üretim olan bu kapakta Kate Moss ve imzası bulunmakta. Nick Knight'a it olan bu kare bir kez daha Kate Moss'un bedenini bize bahşederken geride birçok kırık kalp bırakıyor. 

6 Mart 2012 Salı

MEN OF THE MOMENT!

Normalde editoryal paylaşmadığımı artık hepiniz de fark etmişsinizdir, ama bazen öyle anlar geliyor ki, twitter/ tumblr / pinterest yetmiyor ve ''bunu muhakkak blog'da paylaşmalıyım'' diye kendimden geçiyorum.
Kısalar hariç 4. yönetmenlik deneyimi olan ''The Broken Tower''ın bir de senaryosunu kaleme alıp Hart Crane'i canlandırdı. Türkiye vizyon tarihi konusunda fikrim olmasa da Allen Ginsberg sonrası birkez daha Amerikan şairini canlandıran James Franco bence bunu bir alışkanlık haline getirmeli. Hem yönetmenliğini, hem senaristliğini hem de baş rolünü kendisine ayırdığı bir diğer film ''Sal'' da yine vizyonda sıra bekleyenlerden. 
2012nin Michael Fassbender'ı olmaya aday Franco Winona Ryder ile ''The Stare'', Mila Kunis ve Jessica Chastain ile ''Tar'' (ki burda da yine başka bir Amerikan şairi rolünde) ''Cherry'', ''Maladies'' ve içinde Chris Noth, Sarah J Parker, Amanda Seyfried ve Sharon Stone'nun da bulduğu daha en az +5 starın yer aldığı ''LoveLace'' için kamera karşısında geçtikten sonra hepsinin haberici olarak Alman GQ Style dergisinin ilkbahar / yaz sayısına kapak oldu. Modern çağın Mapplethorpe'u olarak lanse edilen kapak ve diğer çekimler ise Mariano Vivanco'ya ait. 
En az oynadığı roller kadar şairane aynı zamanda da Mapplethorpe ruhuyla kavrulan kareler bence diğer editörlere ''bu benim dergimde olmalıydı'' dedirtmiştir. 
Bir diğer editöryal ise GQ Style Avustralya Sonbahar / Kış sayısına ait. (Yarım Küre farkı en fazla moda ends. etkiliyor sanırım). ''Hunger Games'' dolayısıyla bir çok derginin kadrajında olan Liam Hemsworth'un fotoğrafları Franco'nunkiler kadar şairane ve romantik olmasalar da 50lerin Amerikasına çakılan selam ile bir hayli sinematografik. Fotoğrafları dikkatle incelerseniz ise yaklaşmakta olan ''beyaz çorap'' trendinin şaka değil de gerçek olduğunu görebilirsiniz.
Vogue'dan ayrıldıktan sonra yapmadığı iş kalmadı desek abartı olmaz. Bugüne kadar modelleri giydiren Carine Roitfeld W ve Harper's Bazaar UK için modellik bile yaptı, son zamanlarda sıkça V için çalışan glossy french granma kendi dergisini yayınlayana kadar paslanmak istememiş olabilir. V Man'in İlkbahar / Yaz sayısını hazırlayan Roitfeld, en sevdiği ve bugüne kadar çalışabilme imkanı bulamadığı fotoğraflçıarı ve gerçek erkekleri toplayarak oluşturduğu editöryallerle bence kariyerinin en iyi işlerine imza attı. 
Nick Knight ile Tahar Rahim
Karl Lagerfeld ile Louis Garrel
Bruce Weber ile Reeve Carney
Jean Baptiste Mondino ile Jose Maria Manzanares
Sebastian Faena ile Hollywood Babylon
Peter Lindbergh ile JT Besins

all images via; fashionspot

28 Şubat 2011 Pazartesi

AND THE OSCAR GOES TO...

  • Törenin kötü geçmesinin nedeni Anne Hathway ve James Franco'nun kötü sunumu değil, textlerin eğlenceli halde yazılmamasıydı. Ve beklenen oldu androjen Oscarlara da damgasını vurdu.
  • Colin & Livia Firth ile Penelope Cruz ile Javier bardem en tatlı ikiliydi.  

photos via
style.com
zimbio.com

19 Şubat 2011 Cumartesi

127 HOURS

Hafta sonu için en iyisinden filmler seyretmek istiyorsanız sinemanın yolu sizler için boşaltıldı zira iki muhteşem film birden cuma günü vizyona girdi. ''The King's Speech'' ve ''127 Hours''. Benim ilk tercihim James Franco'ya ilk Oscar ve Bafta (elbette başka birçok) adaylığı getiren ''127 Hours''. Filmin aynı zamanda ''En iyi Film'' dahil toplamda 6 adet Oscar adaylığına sahip olduğunu düşünerekten senenin en hit filmlerinden biri olduğunu söylesem saçmalamış olmam her halde.

Danny Boyle'un fazlaca şişirlmiş filmi ''Slumdog Millionaire''den sonra çekmiş olduğu yapım belki Oscarlarda bir önceki kadar ses getiremez, ama kesinlikle kalite anlamında ona bin bastığını söylemeliyim. Filmin müziklerinin emanet edildiği isim ise yine A. Rahman, üstüne üstelik bir de Dido da eklenince ''soundtrack'' açısından bile mükemmel olduğunu belirtmeliyim. Ki  A Rahman'ın Dido ile seslendiriği ''If I Rise'' aynı zamanda ''Original Song'' kategorisinde oscar adayı. Yine albümde yer alan ''Liberation Begins'', ''Liberation in a Dream'' ve ''Liberation'' üçlemesi de favorilerimden. Filmin bir anlamda özeti ya da sembolü olduğunu da varsayabiliriz aslında.

Gerçek bir hayat hikayesinin aktarıldığı filmde James Franco, Aron Ralston'u canlandırmakta. Çoğunuz belki de kaderinizin daha önceden yazıldığını düşünmüşsünüzdür, peki ama kaderinizi değiştirecek şeyin bir kaya parçası olduğunu hiç hayal etmiş misinizdir acaba ? Filmin sonunda eğer kendinizi koltuğunuzda kaskatı kesilmiş yapışıp kalmış bir şekilde bulursanız bu 127 saat boyunca ''rip''lenmiş bir dosya gibi yaşayan bir adamın size yaptığı etkinin neticesidir.

Unutmadan: James Franco bu sene 83. Oscar Ödülleri Töreni'ni Anne Hathaway ile sunacak. Ki bu da kesinlikle geçtiğimiz senelerin sıkıcı ödül törenlerinden sonra tüm izleyiciler için iyi bir haber oldu !

9 Ekim 2010 Cumartesi

EAT PRAY LOVE

Sex and The City sonrası advertising harikası bir diğer film daha ! Aylardır ortalıkta dönen filmden kareler, gala resimleri, teaserlar... Herhalde geçtiğimiz kıştan beri merakla beklediğim filmlerin başında geliyordu ! Eat Pray & Love.
Best-seller bir roman ! James Franco ve Viola Davis bir yana (ki James Milk'den, Viola da Benjamin Button'dan beri kadrajımda) Javier Bardem ve Julia Roberts. Julia Roberts'ın gülüşü yeter zaten, 2 saat boyunca koltuğa çakılıp onu izlemek evet bu harika. Arka planda muhteşem Roma manzaraları ve ikinci VC Barcelona vakası. Hindistan ve muhteşem Bali de yönetmen Ryan Murphy'nin (Nip/Tuck, Glee) seçebildiği en güzel karelerle bizlere sunulmuştu.

Ara sıra güçlü espirileriyle güldüren, genellikle gülümseten, romantik ama bir o kadar da duygusal. Her zamanki gibi best-seller bir romandan Hollywood yapımına çevrilen bir filmden bir şeyler beklemememiz gerektiğini bilerek izlemeliyiz.

Ama şunu da söylemeden geçemiyeceğim, yani konu o kadar klişe bir şey ki. Hayatından çok sıkıl, yıllar önce ''ah 10 yıl sonra kendimi şurada görmek istiyorum falan filan'' ancak vakti geldiğinde ''upps yaşadığım koca bir saçmalıkmış'' de. American Card'ın dolu olduğundan her klasik Amerikalı gibi içsel yolculuğuna çıkmak için sana çok uzak gelen Avrupa'ya git, sonra Asya ve Uzakdoğu. Yemezler Elizabeth Gilbert.