Jessica Chastain etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Jessica Chastain etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Aralık 2012 Cuma

THE MULTI TASKERS


"I am the ultimate multitasker."



In the past few years
  
I have acted in a bunch of movies... I've written some...
I've produced some and I've directed some I've also appeared on a soap opera
I directed a theatrical dance company 
Wrote a book of short stories and  I'm even directing this commercial

Yukarıdaki sözler James Franco'nun oynadığı ve yönettiği Samsung reklamından. Samsung belki yönetmek için değil ancak reklamında oynatmak için James Franco'dan daha isabetli bir seçim yapamazdı. Galaxy'nin özellikleri ve Franco'nunkiler. Teşbihte hata olmaz. Franco'nın kariyerini kıskanmayan. 


Gerçi kimileriniz "Jack of all trades, master of none" sözünü hatırlatabilir. O konuda hak veriyorum. Franco'nun "Freeks and Geeks"ten, "Howl"a hatta "127 Hours" hatta ve hatta Oscarları sunarken bile aynı tavrı takındığını görmüşsünüzdür.

Kayık gözlerle, "blue jeans, white shirts". I don't give a shit. "I was like, no please, stay here" tavırları. Bohem, indie, beat San Fransisco cool havaları. Ve allah cezanı versin Franco ki bu hallerini ve bununla örtüşen Great American Poets" hallerinin hastasıyım. 

"Milk"le başlayan bu yolculuk "Howl"la devam etti. Sonrasında "The Broken Tower" ve şimdi "Tar". "As I Lay Dying" ise yolda. Allahın cezası "On the Road"da oynamak senin hakkındı.     

Franco'nun nelerden ilham aldığı ve etkilendiği belli. Romantik dönem, Amerikan Modernizmi, Beatler ve sex.  Hugh Hefner'i canlandırdığı "Lovelace" (ki Franco'nun kısa bir süre Playboy'a yazdığını da eklemeliyim. off ne multitasker ama) ve "Interior. Leather. Bar." ile gay culture, cruising ve underground olaylarına dalıyor.

James Franco'nun son filmi "Cherry" ise şu anda vizyonda. Yine kayık gözler. Kızları baştan çıkaran centilmen. Ve eroinman. Ona eşlik eden isim ise San Fransisco'ya gelip bir anda porno sektörüne dalan (Angelina) Ashley Hinshaw.

James Franco hala okula gidiyo. Gençlerle besleniyo. Dergilere sadece poz vermiyo, modellerle editöryal çekimler yapıyo. Edebiyat biliyo, sinema okuyo. Boş zamanlarında film çekiyo. GERİZEKALI KISKANÇLIKTAN ÇATLIYORUM.

*** 

"Usually an actor has to work in the porn industry to have that kind of success."


Yukarıdaki söz Brad Pitt'e ait. "Tree of Life"taki rol arkadaşı Jessica Chastain hakkında konuşuyor. 2008 yılı öncesine kadar büyük bir bilinmez olan Chastain ilk çıkışını "The Debt" ile 2010 yılında yapmıştı. Nefis bir dram ve gerilim filmi olan yapımda Chastain, Helen Mirren'ın gençliğini oynayıp Sam Worthington'la rol paylaşmıştı. Tel Aviv- Berlin arasında geçen politik gerilimden bir yıl sonra toplam 6 filmde boy gösterdi. 2011 onun yılıydı. Yılın kadınıydı. Sanırım Brad Pitt'in ne demek istediği açıklandı.

2012 yılı içinde oynamış olduğu filmler sayıca azalsa da o sergilemiş olduğu performanstan bir şey kaybetmedi. İlk Oscar adaylığını geçtiğimiz yıl "The Help" ile elde eden Chastain -ki Octavia Spencer yerine onun alması daha iyi olurdu- bu sene de yine bir savaş filmiyle karşımıza çıkan Kathryn Bigelow'un "Zero Dark Thirty"si ile elde edecek gibi gözüküyor. Üstelik bu sefer heykeli de kucaklayabilir. "Tree of Life", "Coriolanus" ve "Take Shelter"da soğukkanlı, frijit ev kadını rollerini tekrarlarken "The Help" aslında onun için tam bir kaçış ve kendini gösterebilme fırsatı olmuştu. "Lawless", "Tar" ve "Mama" hala izlenilmeyi beklerlen Chastain konuşulmaya devam edecek. Ne yazık ki bu filmleri seyredemediğimden hakkında söyleyebilecek yeni bir şeyim de yok. Ancak sizi geçtiğimiz yıl yazdığım yazıyla baş başa bırakabiliyorum.

Tüm bunlara ek olarak YSL kampanyasında kendine yer buldu. Ve Ocak 2013'te 3 farklı derginin kapağında yer aldı. (W- Brit GQ- Alman VogueKısa zamanda yoktan var edilen bir kariyer. Güzel yönetmenler. İyi oyuncular. Ödüller. Başarılı filmler. Sene 2013. Jessica Chastain ise tüm bunları 2009 yılından beri setlere uğrayarak sadece 3 sene içersinde elde etti. Taktir etmemek elde değil. 

14 Aralık 2012 Cuma

GOLDEN GLOBE ADAYLIKLARI

Eyaletler ve birlikler birer birer "eleştirmen" ödüllerini açıklayadursun mainstream ödüllerin adaylıkları da bizlere "Christmas ruhu" gibi "Oscar Ruhu"nu yavaş yavaş aşılamaya başladı. Geçtiğimiz günlerde açıklanan Indie Spirit Adaylıklarından sonra dün ve bügün açıklanan Screen Actors Guild Awards ve Golden Globe adaylıkları 24 Şubat gecesi karşılaşacaklarımıza dair birkaç ipucu vermeye başladı.


"The Master" ve "Anna Karenina": PR ve ses getirmek açısından yayınlanmadan önce haklarında çok fazla yaygara koparılsa da ikisi de ödül sezonunu domine eden filmler olmaktan çok öte bir yerlerde.

Nasıl ki Türk izleyicisini 10 numaradan vurmak için ağlak olmak şart Amerikan izleyicisini kendine çekebilmek için de savaş ve Irak üzerine bir şeyler söylemek gerekiyor. Karşısındakiler yılın en iyi yapımları olsa da "Zero Dark Thirty"nin tüm ödülleri toplayacak olma bahisleri bir hayli yüksek. Öte yandan filmi bu denli itici kılan bir diğer özellik de Kathryn Bigelow'un iki sefer üst üste aynı hikayeyi çekmiş olma hevesi. Jessica Chastain ardı arkası kesilmeyen başarılı rollerle ödül anlamında emeğinin karşılığını pek alamasa da yine bir savaş filminde oynuyor oluşu onun da yüzünü güldürebilir. Yine de muhtemelen izlemeyeceğim filmle ödül alması performansını kaçıracağımdan da bünyemde derin yaralar bırakacağa benziyor.
Salmon Fishing in Yemen
Komedi/ Müzikal dalı ise şahsen benim yüzümü en fazla güldüren kategori oldu. Ewan McGregor ve Emily Blunt'ı bir araya getiren "Salmon Fishing in Yemen"in ve muazzam oyuncu(luk)ların yer aldığı "The Best Exotic Marigold Hotel"in paspas altı edilmemiş olması çok hoş. Öte yandan indie duruşu "Moonrise Kingdom"ı diğer büyük yapımların yanında ezdirmediği için de alkış. Akış bakımından çokça MK'a benzettiğim "Beasts of the Southern Wild"ın da listede -kadın oyuncu dalında bile- yer almayışı üzücü ama. (Gerçi onun dalı bura değil de MK bilinç akışı yaptırdı.)

Ewan McGregor'un oynadığı yapımlar ödül sezonlarında daima ön plana çıksa da kişisel idolümün kırmızı halı üzerinde henüz doğru dürüst bir heykelcikle poz veremeyiş oluşu benim canımı çok sıkıyor. "Versatility" anlamında çağın en büyük aktörlerinin başında gelen McGregor'un kara bahtı Leonardo Di Caprio ve Brad Pitt ile yarışır. Yine "Killing Them Softly" ve Matthew McConaughey'nin ortalıklarda olmayışını da garipsedim.

Öte yandan fragmanının tüm filmi ele verdiğini var sayarsak -gerçi önermenin durumla bir alakası yok ama- Naomi Watts'ın "The Impossible" ile bu denli gündeme gelişi pek şaşırtıcı. Rakiplerinin Chastain, Cotillard ve Mirren olduğunu var sayarsak hele ödülü kazanma şansı ne derecedir orası tartışılır. Bir de Naomi Watts bana hep çok silik gelir. "Funny Games", "Eastern Promises" ve "21 Grams" gibi yapımlarda yer alsa da hep bir B sınıfı oyuncusu gibi. Kaderini belki de "Diana" değiştirir.

Kariyerinin başındaki "Burning Plain" performansı hemen arkasından gelen "Winter's Bone" ve "Hunger Games"deki performansının bile ihtiraslı olduğunu var sayarsak "Silver Linings" ve Jennifer Lawrence çoktan merak edilenler listesinin zirvesine oturdu bile. Bradley Cooper da umarım hak ettiği yeri edinebilir.

Müzik dalları her zaman için bana karışık gelse de Adele'in liste içinde olması sevindirici. En büyük rakibinin Taylor Swift oluşu olayı bir anda Grammy'lere çeviriken "Snow White" ile Florence Welch'i ve yine "Hunger Games" ile Arcade Fire'ı görememek üzücü.

Son 10 senede seyretmiş olduğu animasyon yapımları bir elin beş parmağını geçmeyen beni çok eğlendiren "Hotel Transylvania"yı listede görmek de yine yüzümü güldürenler arasında. (Bakınız. nasıl da ufak şeylerden mutlu oluyorum). Öte yandan yurdum vizyonunda filmin Türkçe dublajlı oynatılması ise filmi antipatik bulanların gayet tabii sebebi olabilir. Transylvania'da Karadeniz aksanı?
Amour
Yüzyılın en sıkıcı filmi dalında başı çeken "En Kongelig Affeare" (gerçi daha önce de bahsettiğim gibi IKSV'nin filmi pazarlayış yöntemleri festivallerde izlenen birçok filmin beğenilmemesine sebep olabiliyor) Yabancı Filmler dalında aday olurken izlerken hissizleşmenize ardından kopup gitmenize ve donakalmanıza neden olan "Amour" - henüz "Rust& Bone"ıu (Rag&Bone değil. Dikkat) izlememiş olsam da bence kategorinin galibidir. Öte yandan kadın oyuncu yarışında olan Emmanuelle Riva'nın da ne kadar ileriye gidebilecğini görmek için sabırsızlanıyorum.

Televizyona gelince; "The Good Wife"a büyük haksızlık yapan Hollywood yabancı basını bir kez daha Julianna Margulies ve Archie Panjabi'ye adaylık verse de bir terbiyesizliği de Christine Baranski'ye yaptı. Alan Cumming'in de yine hiç adaylık elde edememiş olması büyük ayıptır.

Yeni dizilerden "Girls" ve "The Newsroom"un gözden kaçmaması da pek şahane. Yalnız drama'da TGW'a yapılan haksızlık komedi de "Parks & Recreation"a yapılmaya devam ediliyor. Üstelik bu sezon bir anda attan popülaritesini de düşenecek olursak bu görünmez gelinişliği şaşırtıcı.

İçimden çok büyük bir his Michelle Dockery'nin ödülü alacağını söylese de kategorinin gerçek galibi Margulies'dir. Komedi dalında ise akademi umarım Amy Poehler'a ödül vererek bir ölçüde ayıplarını kapatır. Bu arada diziden başka isimlerin de aday olmayışı üzücü.

Maggie Smith bir kez daha her koldan aday olurken (sen ne yüce bir insansın) "Modern Family" varlığını korurken, "Game of Thrones" tamamıyla  silinip giderken Nicole Kidman ve Julianne Moore rekabeti burada da devam ediyor. Umarım yine ödülü kucaklayan isim Moore olur (Lange aradan zıplamasa bari.)
The Girl
Sienna Miller'ın ödülü kapabilme adına hiç şansı olmasa da filmografisnin en iyi performansını sergilediğini belirtmeliyim. Zira kendisi benim için bugüne kadar hep Jude Law'ın sevgilisi ve "September Issue"nun kapak yıldızı olarak varlığını sürdürüyordu. Bu bağlamda yine "The Girl" aday olmuş oluşu da pek sevindirici şeyler arasında.

Aralık ayı itibariyle filmlerin yüzde 98'ini göremeyen biri olarak adaylıkları eleştirmek gerçi pek de doğru sayılmaz. Bu iş bu seviyedeyken biraz fun-boy'lukla sınanıyor sadece.

Ödül gecesi görüşmek üzere.

12 Mart 2012 Pazartesi

OH MY FELLOW GINGER: JESSICA CHASTAIN

Sene boyunca bütün ''en iyi yardımcı kadın oyuncu'' dallarına aday olsa da ödüllerin yüzde doksanını Octavia Spencer'a kaptırsa da senenin en fazla konuşulan kadın oyuncusu o oldu. Adı kimi zaman hatta Meryl, Rooney ve Michelle'den daha fazla anıldı bile diyebilirim. Öte yandan tıpkı Michael Fassbender gibi yemeden içmeden çalışıp bir seneye 7 film sığdıran Jessica Chastain hiç olmadı ''jüri özel ödülü''nü hak etmiyor muydu?
IF Istanbul sonrasında bu hafta sonu vizyona girecek olan ''Take Shelter''da ailesini korumakla ve bu nedenle neredeyse psikopata bağlayan paranoyak bir adamın (Michael Shannon) eşini oynayan Chastain film boyunca soğukkanlı ve orta-sınıf ailesini bir arada tutmaya çalışan ev kadını rolünde. Ancak soğukkanlılığı onu bazı zamanlarda ''kocacım ben hastalıkla sağlıkta senin yanındayım'' sözünden de uzağa itebiliyor. Ancak sanırım yine bunun altında -aileyi bir arada tutabilme ve bakabilme sorumluluğu da var. Dolayısyla filmde sadece adamın hikayesi değil ''şizofrenik bir kocayla nasıl yaşanılırın'' da altı çiziliyor. Ve elbette bir diğer tema da ''kader''. Yapım aynı zamanda, kesinlikle, yılın en kan dondurucu ve şok edici filmleri listesinin de tepesinde yer alıyor.
Helen Mirren ve Michael Shannon gibi isimlerden sonra ise ''Tree of Life''da Sean Penn ve Brad Pitt ile kamera karşısına geçen Chastain aynı zamanda Terrence Mallick'le de çalışmasıyla bence Hollywood'un en şanslı isimleri arasında. Tıpkı ''Coriolanus'' ve ''Take Shelter''da oluğu gibi burada da -eş rolünde karşımıza çıkan Chastain bu sefer de ağırbaşlı, kırılgan ve ince bir ev kadını / kocasını bekleyen kadın rolündeydi. 21st Century Penelope kendisi adeta. Kanımca tüm zamanların en berbat sinema uyarlaması olan Ralph Fiennes'ın ''Corilanus''unda ise Fiennes, Vanessa Redgrave ve Gerard Butler ile oyandı. Evinde eşini (Coriolanus) bekleyen kadın rolüyle bir kez daha bizleri şaşırtmayan Chastain bir kez daha ağırbaşlı ve zarif sıfatlarını hak ediyor.
İkinci kez ''Texas Killing Fields'' için ''Avatar'' yıldızı Sam Worthington ile bir araya gelen ginger-head bu sefer portfolyosunun %90ını oluşturan uysal ev kadını rolünden çok farklı bir yerde. Erkekleri dövebilecek ve dediğini yaptırabilecek kadar oturaklı bir kadın polis. Senaryosunun zayıf, gerilimin az ve yetersiz kaldığı filmden pek etkilenmesem de Worthington'la ilk karşılaşması olan ve kadroda Helen Mirren'ın da yer aldığı ''The Dept'' Mirren'a rağmen favorim oldu. Bu arada filmin Türkiye vizyon tarihi kesin olmasa da ''Texas KF'' geçtiğimiz cuma vizyona girdi. 5 üzerinden 2.75lik filmi kaçırmadan izlemelisiniz gibi bir şey de demiyorum üstelik. 30 yıllık bir eski hesaplaşmanın konu alındığı ''The Dept''de ise Chastain, Mirren'ın gençliğini ve Nazi suçlusu bir adamı Almanya'dan İsrail'e taşımakla görevli eski bir Mossad ajanını canlandırıyor.
İster zarif bir ev kadını olsun, ister erkek gibi bir ajan Jessica Chastain'in en iyi rolü ise ''The Help''teydi. Elinden cola şişesi düşmeyen zengin bir Güneyli olan Chastain aynı zamanda kocasını da elinde tutabilmek için her yola baş vurmayı deneyen çılgın ve komik bir ev kadınıydı. Daracık elbiseler ve sosyeteye girme savaşları ise melodramatik filmin en eğlenceli anlarıydı sanırım.
Chastain'in kariyeri ise burada bitmiyor. 2012 yılı içerisinde 4 filmi daha vizyona girmeyi bekliyor. James Franco ve Mila Kunis'in de yer aldığı ''Tar'', korku filmi ''Mama'', Javier Bardem, Rachel Weisz, Ben Affleck ve Rachel McAdams ile yeni bir Terrence Mallick filmi, Mia Wasikowska, Guy Pearce ve Gary Oldman ile ''Wettest County''.


ps. bu arada post içerisinde yer alan tüm görseller Another Mag / Spring-Summer 2012 sayısından.
God bless the new Ginger Queen

29 Aralık 2011 Perşembe

TOP 10 THINGS TO WATCH OUT IN 2012 !

Naçizane 2012de merakla beklediğim şeyler ! Hatta 2012 starları da diyebiliriz. Ya da gözünüzü onlardan ayırmayın işte !

+2012 Ateşi !
Maya Takvimi, ya da Illuminati. Sonumuz gerçekten yakın mı bilemiyorum ama bu sene hayatımızdan hiç heyecan eksik olmayacak onu biliyorum ! Sonunu bildiğimiz bir filmi izlediğimizden rahat olup her sahnesine odaklanarak da yaşayabiliriz günü, anı kaçırıp yıl sonunu da bekleyebiliriz. Siz hazırlıklı olun. Amin Maalouf'un ''Yüzüncü Adı''nı kütüphaneden çıkartıp tekrar okumanın ve imdb'nin search kısmına ''2012'' yazıp çıkan sonuçları izlemenin vakti geldi.

+Hayal edin !
Kısırlaşan sadece Türk Dizi senaristleri değil. Gelecek 6 ay içerisinde iki farklı ''Pamuk Prenses'' izleyeceğiz. Biri daha korkunç diğeri komik. Ancak ortak olan nokta şu ki gelecek sene hayalimizi seyredecez. Bu arada geçtiğimiz haftalarda başlayan ABC Dizisi ''Once Upon A Time'' da yine masal kitaplarının sayfalarını aratmayan cinsten. Ginnifer Goodwin ve Jamie Dornan da kadro içinde.
(Who is Jaime Dornan: Tık: )

+Mirgün Cabas
Zaman daralıyor, Mart ayı yaklaşıyor. Ülkeme gelmesini Vogue'dan daha fazla ve uzun zaman önceden beri istediğim bir şey varsa o da GQ. Daha önce Mirgün Cabas'ın GYY olacağını duyurmuştum zaten. Dereyi görmeden paçaları sıvamamak lazım ama GQ ile ne yapacağını oldukça merak ediytorum doğrusu.
(Mirgün & GQ: Tık:)

+Madonna
Yıl içerisinde yeni bir albüm çıkartacak olan Madonna yayınladığı teaserlarla çoğu insanı hayal kırıklılığına uğratsa da, bir de henüz ülkemde vizyona girmeyen ''W.E.'' filmiyle bizleri meşgul edecek.

+Titanic
15 Nisan 1912'de batan geminin 100. yılı dolayısyla hem James Cameron filmini 3D versiyonunu yayınlamak üzere hem de Downton Abbey yapımcıları ITV için hikayenin yeni bir anlatışını hazırladılar. Hem de ''The Tudors''dan tanıdığımız aynı zamanda Downton'da da olayın inanılmaz bir drama sürüklenmesine yol açan Maria Doyle Kennedy'i de kadrosuna katarak.

+Lana del Rey
Geçtiğimiz günlerde hakkında yazdığım Lana del Rey ay sonunda yeni albümünü yayınlayıp Mart ayında Vogue kapağında boy gösterdikten sonra emin olan tahmin edemeyeceğiniz kadar çok konuşulup en sonunda mainstream bir figüre dönüşecek.
(Lana del Rey: Tık:)

+Adult Actors
Sonbaharda bu tür bir yazıyı hazırladığımda yeni yeteneklerin / genç oyuncuların, Moretz, Fanning ve Steinfeld'in sene boyunca çok konuşulucağını söylemiştim /ik. Onlar yollarında emin adımlarla ilerleyip A List olmaya çalışsalar da şu dönem içinde yayınlanan tüm önemli filmlerin iki banko oyuncusu vardı. Jessica Chastain ve Michael Fassbender. 

+Karlie Kloss
18 yaşına basar basmaz Vogue Italia'ya verilen Playboy'dan hallice pozlar ve Victoria's Secret defilesi. Next Step 2013 takvimi için Pirelli'ye soyunmak olabilir. Models.com'da her an Lara Stone'u da tahtından indirebilir. Ya da yeni Kate Moss da olabilir. Karlie Kloss is the new Kate Moss.
(Karlie Kloss: Tık:)

+Marilyn Monroe
Ölümünün 50. Yılında onu yeniden canlandıran ve kendisini Oscar'ın en güçlü adayı haline çeviren yalnız Michelle Williams değil. Yapımcılığını Steven Spielberg'in üstlendiği Debra Messing'in de başrolde olduğu müzikal / komi dizi ''Smash''ın çıkış noktası da Monroe.

+Londra
2012 Olimpiyatları için yeniden Avrupa'ya dönüp Avrupa'nın başkentine gidiyoruz. From London w / love.