Xavier Dolan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Xavier Dolan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mayıs 2013 Cuma

PEKİ BUNLAR MODA FİLMİ Mİ?

Tatmin edici açıklamalarla karşılaşana kadar sanırım bu soruyu sormaya devam edicem. 

Jil Sander (Raf Simons) ve Fendi "I am Love"da baş roldeydi. Minimal zarafet diye buna derim. Yakın plan çekimler ve detaylar kimi zaman moda dergilerinin bel kemiği editoryaller kimi zaman da ilk 100 sayfayı kaplayan reklamlar gibiydi. Yukarıdaki karede eksik olan tek şey bold karakterlerle yazılmayan marka adı. Harika çanta ya da gözlük reklamı olmaz mıydı?
Poetik filmin muhteşem dolabı da elbette yapım ve yönetimde olduğu gibi yetenekli Bay Tom Ford'daydı. "A Single Man"de oyuncuları kıskanmak için bir neden daha. Kırmızı halıda dahi bu sayede Tom Ford giymelerinden bahsetmiyorum bile?
Xavier Dolan filmlerindeki en güzel şey müzikler ve kıyafetler. Üstelik karakterlerin, dönem, müzik ve gardroplarıyla aralarındaki ilişki gerçek hayattakinden bile daha muntazam. "Les Amours Imaginaires"deki slow motion ilerleyen close-up shot'lar ve "Laurance Anyways"ten harika parti sahneleri.
Londra'nın cool blokları ve Fransız Riviera'sı. Kimi zaman TopShop/ TopMan coolluğunda kimi zaman Chanel ihtişamında. Yönetmen Alexandra McGuinness her defasında ilhamını modadan aldığını yeniliyor zaten.
"The Thief, The Cook, His Wife and Her Lover": 7 farklı gün. Muazzam bir menü. Helen Mirren'ın görkemli performansının yanında Jean-Paul Gaultier'in kostüm sorumlusu olduğunu da belirtmeli. Odaların rengine göre değişen kıyafetler ise filmdeki en büyük trick.
David Bowie ve Catherine Deneuve. Yetmedi mi? Susan Sarandon'ın "The Hunger"da sokakta salındığı sahne de unutulmayanlar arasında.

Kıyafetlerin güzelliğinden, zarafetinden sürüklenip gidiyosunuz genelde.

İlk aklıma gelenler bunlar oldu. Özellikle "Sex and The City"nin ikinci filmi, "Devil Wears Prada" da liste başı olabilecek diğer filmler. "8 Femmes"da sekiz kadın ve sekiz tarz. "Crime d'Amour"daki eşarp ve liste uzar gider.

23 Şubat 2011 Çarşamba

LES AMOURS IMAGINAIRES

''Les Amours Imaginaires'' 21 yaşındaki Xavier Dolan'ın yönetmiş olduğu ikinci film. Yaptığı filmler, hem yaşını göze aldığımızda hem de anlattığı hikayelere ve anlatış biçimine baktığımızda ilerki yıllarda ''modern klasik'' olarak sayılabilecek ve başyapıt olarak adlandırılabilecek türden.

Yarı otobiyografik sayılabilecek ilk filmi ''J'ai Tue Ma Mere''den (anne-çocuk ilişkisini metaforik ve şiirsel bir anlatımla anlattığı filminden) sonra bu sefer de aynı erkeğe aşık olan iki yakın arkadaşın hikayesiyle karşımızda. Ayrıca bir önceki filmde de oynayan Anne Dorval de ufak da olsa yine bir rolle karşımızda. Ve evet sanırım bu kadını izlemeye bayılıyorum.

Her ne kadar da ilk filmin devamı olmuş olmasa da (belki de her iki filmi de yakın zaman aralıklarından seyrettiğimden ötürü) Les Amours Imaginaires'i (Hayali Aşklar / Breathless) biraz da ben o gözle izleme çabasında bulundum nedense !?

Filmin en beğendiğim özellikleri de; en can alıcı noktaların ''slow motion'' şekilde ilerlemesi ve sessiz bir şekilde anlatıp sahneyi müzikle beslemesiydi ! Müzik demişken filmin müzikleri 10 numara. Nancy Sinatra'dan duymaya alışık olduğumuz ''Bang Bang'' bu sefer Dalida ile İtalyanca versiyonuyla karşımızda. İsveçli elektro-pop duo'sı The Knife'dan ''Pass This On'', klasikleşen bir parça House of Pain ile ''Jump Around'', Sting'den ''Every Breath You Take'' ve duyduğum anda şarkıya aşık olduğum ''Keep The Streets Empty For Me'' ile Fever Ray. Şarkıyı söyleyen arkadaş ise Röyksopp ''What Else Is There''den de tanıdığımız Karin Dreijer Anderson. Tüm bu isimlere diğer eşlik eden iki isim ise Bach ve Wagner. Mükemmel bir soundtrack albümü olabilir anlıyacağınız.

Edebiyatta olduğu gibi sinemada da belli başlı konular vardır. Ve her biri aslında yeniden yazım / anlatımdır. Dolayısıyla ''aşk üçgeni'' meselesi de aslında defalarca anlatılmış bir şeydir. Ancak bunu farklı kılan olayın aktarımıdır. Genellikle romanlar için derler ''film gibi gözümün önünden geçti'' diye, işte bu film de yüsksek edebi değeri olan bir romanmış gibi okunmalı, incelenmeli, takip edilmeli.

Film şu anda 10. !F Festivalinde gösterimde. Aynı zamanda Xavier Dolan'ın yönetmiş ve oynamış olduğu bir başka festival  filmi ''J'ai Tue Ma Mere / I killed My Mother''  da Istanbul Modern'de ''Kanada Filmleri'' kapsamında gösterimde.