London etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
London etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Nisan 2012 Çarşamba

TOP OLYMPIC ARENAS

Antik Çağ sever biri olarak modern zamanlarda yapılan hiçbir arenanın o günkü görkemine ulaşamadığını düşünsem de günümüzde gerçekleşen Olimpiyat Statlarının her biri de post-post modern uzay mekikleri gibi. (Gerçi o günlerde özel bir arena olmasa bile atmosferi yeter sanırım.)

2008 Pekin Olimpiyat Oyunları'nın açılış ve kapanış töreninin yanı sıra çeşitli oyunların da oynandığı ana stadyum ''The Bird's Nest''adını taşıyordu. Yapımı 5 yıl süren bu görkemli binadan daha görkemli olan şey ise resmi açılıştaki törendi.
Kapısı açılmaya başlayan bir uzay mekiği görüntüsüne sahip olan bu stadyumun en ilginç yanı sanırım kanatlardaki oturma planı. 2000de gerçekleşen Olimpiyat Oyunlarının ev sahibi ise Güney Yarım Küre'den Sydney olmuştu. 
Görkemini modern mimarinin gücünden almasa da Antik Çağ oyunlarına selam çakan bu görüntü ise 1984 Los Angeles Olimpiyat Stadından. Aslında stadın ana giriş kapasının ve iç tasarımının Coliseum'a benzetilmesinden başka da bir marifeti yok.
Doughnt şeklinde yapılmasından ötürü ''The Big O'' olarak da bilinen Toronto Olimpiyat stadı ise 3 yılda tamamlanmış. '76 Olimpiyatlarında açılışı yapılan stadın boynuzu ise daha sonradan eklenmiş.
1972 Olimpiyatlarının ise birden fazla ilgi çekici yönü var. Kanlı Olimpiyat olarak adlandırılabilinecek Münih Oyunları'a terör damga vurmuştu. Daniel Craig'in de başrolünde olduğu Spielberg filmi ''Münich''in anlattığı da buydu. Yapı olarak ilgi çeken yönü ise balık ağları içine hapsolmuş şey sadece bir stat değil adeta şehir.
ve 2012 Londra Olimpiyatları, oyunlar -genellikle- diğer şehirlerde de olduğu gibi 10 kadar stada yayılmış durumda. Bazı oyunlar dışında açılış ve kapanış gösterilerinin de yapılacağı Olympic Stadium bu kadar ilgi çekici olmasa da Velodrome Arena daha göze çarpar nitelikte.

24 Şubat 2011 Perşembe

BRIT GUYS: LONDON FASHION WEEK CATWALK REPORT FALL / WINTER 2011-2012

Kreasyonlarında hem kadınlar hem erkekler için bir şeyler tasarlayanlar dışında London Fashion Week Fall / Winter 2011 / 2012'nin son günü (yani 6. günü) Men's Show'a ayrılmıştı. Fransız ve İtalyan haftalarında yer alan modern, şık ve klasik koleksiyonların yanında İspanya'dan (Londra'ya nazaran) daha giyilebilir tasarımlar karşımıza çıkmıştı. Ve son durak Londra'da daha uçuk şeyler yer almakta tasarımcıların işleri arasında. İşte Brit Guys.

Londra'dan Spring / Summer görünümlerini ise geçtiğimiz sonbahar yazmıştım. Tık.

J.W. Anderson
Pantalonlardaki desenler Commes de Garçon'a benzemekte. Ayrıca ilk görseldeki etek de bana geçtiğimiz sezon şehir tiyatrolarında sergilenen ve izlediğim Bakkhalar'da giyilenleri hatırlatmakta.
Topman Design
Alexander McQueenden sonra en babasından bir kırmızı paltoda burada. Kürklerin baskınlığı da Londra'da da göze çarpıyor.
Christopher Shannon
Kazaklarda görmeye alıştığımız geometrik detaylar bu sefer gömleklerde. Ayrıca üçüncü görseldeki detaylar da pek bir dikkat çekici biraz da komik.
James Long
Sanırım Londra'da beğendiğim en iyi koleksiyon ! Koyu renklerin hakimiyeti altında olsa da hırkalar ve paltolar mikemmel !
Katie Eary
Rengarenk ve akide şekeri gibi. Haftanın en uç tasarımları. Daha da uçları koleksiyonun geri kalanında. Classic indie brit guy style.
Paul Costelloe
İlk görseldeki blazer sanırım Dolce & Gabbana ve onun benzerlerinde de vardı. Ama burda da Londra'nın en şık erkekleri için hazırlanmış parçalar !

photos taken from

8 Ekim 2010 Cuma

LONDON PARIS & MILAN ... TURKISH DESIGNERS ON THE RUNWAY

London, Paris ve Milano podyumları sadece first class designers'lar tarafından değil Türk modacılar ve Tuğçe Kazaz tarafından da istila edildi. Ancak yanlış anlaşılmasın burda Türklüğe bir övgü / yergi / özel iltimas ya da vurgu yok. Diğer designerları biraz daha sonraya saklıyorum / belki de bahara. Zaten işin ''kadın'' boyutuyla pek de ilgilenmiyorum. Sadece moda haftalarının ortak noktalarından bahsetmek istedim.

Londra'da sahne Bora Aksu ve Erdem (Moralıoğlu) için açıldı. Milano'da BNG, Paris'de ise Hussein Chalayan (Hüseyin Çağlayan),  Ezra+Tuba  ve Hakaan (Hakan Yıldırım) vardı. Paris furyasından etkilenmek için Arzu Kaprol da bir gösteri düzenleyenler arasındaydı. Ancak onunki olağan PFW programının dışındaydı.

Bora Aksu ile başlayalım dilerseniz. IFW çıkarması ardından senelerdir olduğu gibi bir kez daha Londra podyumlarında yer aldı. İstanbulda olduğu gibi koyu renklerin ağırlıkta olduğu bir kreasyondu, aralarda kırmızılar da yok değil. Yine karizmatik ayrıca. Tarz olarak yine duruşlar sert ve maskülenlik hissedilir derecede. Istanbul'dan ise pek bir farkı yok. İki kolleksiyon da birbirini tamamlar nitelikte.

Bunca moda postundan sonra bahar showlarının daima renkli kreasyonlardan oluşması gerektiğini düşündüğümü anlamışsınızdır. İşte Erdem buna güzel örnek. Marc Jacobs kadar pırıl pırıl renkler ortada olmayabilir. Ama çizgiler, desenler ve renkler kesinlikle baharı çağrıştıran cinsten. Podyumada bahar temasının işlenmesi, dekor olarak kır havasının kullanılması da artı değer. Danteller yine çokça ön planda. Geçtiğimiz sezon kadar olmasa da floral desenler yine mevcut. Haydi kızlar koşun Zara'ya. Ya da pazarlara. Şaka bi yana bu adamın ayakta alkışlanması lazım. Neden hala bu kadar az bilinmekte ?

Ezra + Tuba Çetin'den sizler için görsel bulamadım ama videosu var !
Ezra Tuba ss11 Paris Fashion Week from serdar börcan on Vimeo.

Geçelim Arzu Kaprol'e onun kreasyonu offical liste dahilinde ya da podyumda sergilenmedi. Daha fazla bir exposition'a benzetebiliriz. Şehirli ve maskülen duruş siyah, beyaz ve krem renkleriyle sergilenmiş.
Ve Hüseyin Çağlayan aka Hussein Chalayan. Her zamanki gibi sıradışı ve farklı. Japon kültürüne göndermeler ve şu meşhur ''Sakoku'' politikası. Izole edilmiş bir ülke gibi baş örtülerle izole edilmiş kadınlar. Siyah ve beyaz da var. turuncu, pembe ve yeşil de. Diğerlerine kıyasla biraz daha sanatsal daha deneysel. Bir de videosu var. Onun için ise tık.
Son olarak gelelim ANDAM yıldızı Hakaan'a. Defile dışında bir hayli programda neden var, neden yok hakkında konuşuldu. Aslında herşey şöyle başladı. Hakaan ANDAM'ı kazanır. Daha sonra nasıl olur bu konulu isimsiz mailler editörlere, gazetelere ulaşır. Son olarak ise açıklanan official listede Hakaan'ın ismi görülmez. Kendisi çıkıntılık yaparak- biraz da haklı olarak gününü değiştirmek istediği için bu programdan çıktığını açıklar. Bu noktaya bir kez daha gelmeden önce bir de Carine Roitfeld, Kate Moss, Naomi Campbell'ın defileyi ön sırada izlemesi (son 2sezondu) ve Lara Stone gibi A-List bir modelin (Models.com 'da bir numara) nasıl podyumda yürüyebildiği sorgulanır.

Gelelim deminki dedikodulara. Posta gazetesinden Huban Ayşem yazısından alıntılanmıştır.
''Hakan Yıldırım bu durumu, “Ben 29 Eylül’de defile yapmak istedim. ‘O gün boş yer yok’ dediler.Ben de kendi isteğimle resmi takvimden çıktım” diye açıkladı. Gelgelelim; HAKAAN defilesinin daha önceden açıklanan günü ve saatinin resmi takvimde boş kalması dikkat çekti!
Konuyu, Fransız Moda Federasyonu’na sordum. Aldığım bilgi şu: “Hakan Yıldırım 29 Eylül saat 19.00’da defile yapmak için çok ısrar etti. Bize kulak vermedi. Biz o gün ve o saati PEACHOO+ KREJBERG’e vermiştik. Bu durumda, Hakan Yıldırım kendi isteğiyle resmi takvimden çıktı.” Peki, 29 Eylül saat 19.00’daki PEACHOO+ KREJBERG defilesi neden yapılmamıştı?
Onu da, PEACHOO+ KREJBERG’e sordum: “Hakan Yıldırım bizim gün ve saatimizde resmi takvim dışında da olsa defile yapacağını açıkladı. Bu bir kapristi. ANDAM ödülü almış bir tasarımcının bizimle aynı saatte defile yapması, bizim aleyhimize, haksız rekabet yaratacaktı. Ayrıca katılımcılar ve basın ikiye bölünecekti. Bu şartlar altında defilemizi iptal ettik.” İşin özeti şudur: Hakan Yıldırım, İstanbul’dan gelip, 142 yıllık ‘Paris Moda Haftası’nın resmi takvimini alt üst etmeyi başardı. Hakan’ın başarısına ve kararlılığına şapka çıkarmak gerek!!! ''


Gelelim 2011 Spring / Summer koleksiyonu ve arkadan gelen yorumlara. İlk bakışta benim gibi vasat bir moda takipçisinin bile anlayabildiği üzere 2010 Fall / Winter kreasyonuyla oldukça fazla ortak nokta var. Buna isterseniz Hakaan tembellik yapıp yeni şeyler üretmemiş deyin, isterseniz geçtiğimiz sezonun devamıdır deyin. Açıkçası ben ilk başta birebir aynı dedim, sonra oturdum baktım genelde bir çok diğer tasarımcıda da bu var. Ha birebir kopya değil bu belki ama duruştan falan direk çağrışımlarda bulunuyor. Ancak aklıma gelen bir diğer nokta ise şu. 2011 koca bir yıl. Kış aylarında ve yaz aylarında trend ne kadar farklı olabilir ki ? Eğer siz bir kadına karda da siyah, doğa cıvıl cıvılken de siyah giydirebiliyorsanız ufak defek değişikliklerle aynı kreasyonun devamını bir sonraki sezona da uygulyabilirsiniz. Ha eğer gelecek Şubat ayında Hakaan yine buna benzer bir şeylerle ortaya çıkarsa. Then there is no more Hakaan. Yapılan tüm bu spekülasyonların da Hakaan'ın ANDAM tarafından verilen dezavantaj olduğunu düşünüyorum. Zira ödül bir çoklarının gözünde tasarımcıyı birden yukarılara taşıdır. Son olarak Vogue ve Style.com kreasyonu överken ben de görselleri paylaşıp postu noktalarım.

5 Ekim 2010 Salı

LONDON FASHION WEEK S/S '11 MEN'S SHOW

Fall 2011 Erkeklerine geçmeden önce Spring/Summer 2010 sahnesi son kez açılıyor. Hazirandaki Milano / Paris çıkartmasından sonra Ağustos'da Istanbuldaydık ve geçtiğimiz ay ise New York'a uğradık. Eylül ayında uğradığımız son nokta ise London Fashion Week oldu.

PS: Görselleri yeni sekmede açıp dev ekran inceleyebilirsiniz :P

Burberry olmadan asla. Brit ruhunu baştan aşağıya yansıtan bir koleksiyon. Zımbalara devam. Baharda koyu renkler ve kış esintileri sadece Burberry Prorsum ile çekilir sanırım. Burberry Prorsum aynı zamanda Milano'da Haziran ayında da yer almıştı.

Topman Design göründüğü üzere bir hayli deneysel / indie. outfitleri Istanbul'da giyebilecek var mıdır merak ediyorum ! Neyseki catwalk'ta gördüğümüz her kıyafeti giyme mecburiyetimiz yok. Ancak anladığım kadarıyla Londra'da biraz daha sanat konuşmuş. El örgüsü yün kazaklarla bahar aylarında sokakları fethetmeye hazırlanın. Pantalondu, şorttu derken şimdi bir de kemer katlama modası geliyor. Kırmızı atleti de pek bir beğendim.
Beyaz ve tonları, bir de siyah. Renkli değil. James Mayer kriterlerine uygun değil, ancak oldukça hafif. Şapkalar, transparanlar ve işte Christopher Shannon.

Pasteller, koyu renkler ! İlkbahar trendi olmaya J.W.Anderson cephesinde de devam ediyor. 
Deneyselliğin dibine vurulduğu show ise MAN'den geldi. İşte runway bir showdur, runwayde olan runwayde kalır dedirttiren sanatsal parçalar. Şu çöp torbası Koroplast'ı hatırlatan görsel de beni pek bi güldürdü. Siyahın ve lacivert!in rengine bayıldım. Şort ise tıpkı New York'da olduğu gibi oldukça kısa. Cool !
3. kez bir kreasyon hazırlayan E. Tautz'da ise yine sonbahar esintileri. Hani şortlar olmazsa emin olabilirdim bu tezimle. 
Yeni marka / tasarımcılardan bir diğeri de James Long ! Adaşım anlayacağınız. Örgüler devam ediyor. Atöylede yaratım sürecinde boya mı yapılıyordu diye de iğrenç bir espiri yapmak istedim.
                                        
Sırada Makedonaylı KTZ ! Parlak kumaşlar, altın renkler. Biraz hippie, biraz seksi. 
Ozwald Boateng ise ilk defa Londra'da kreasyon sergileyen bir isim. Biraz jazz age, biraz rocker.Yün atkılar, koyu renkler. Yaramaz çocuklar için de ''dandy look'' karizma abilerimiz için de bir şeyler var. Kimi zaman da rengarenk. Anlamsız. Trençler, pardösüler. Militar ruh bile burada. Tasarımcı yememiş içmemiş tasarlamış. ve 103 farklı outfit yaratmış.
Son olaral Lou Dalton.

görsellerin hepsi de London Fashion Week resmi sitesinden. 
XoXo