Fashion Week etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fashion Week etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mart 2012 Perşembe

TOKYO FASHION WEEK F/ W '12-'13

Tokyo Moda Haftası'nda sergilenen sürreel koleksiyonlardan sonra Zeynep Tosun'un rotasını kesinlikle yanlış seçmiş olduğunu anladım. Londra'da sergilemiş olduğu son işleri harika olsa da şehrin havasına ayak uydurmayı başarsa da Uzak Doğu etkili defilesi bence tam da fikrini aldığı yerde sergilenmeliymiş.
Antwrep Royal Academy mezunu Yuima Nakazato daha önce Black Eyed Peas ve Lady Gaga ile de çalışmış. Aslında bu referanslar bile yaptığı her şeyi özetler nitelikte. Hem BEP'in son zamanlarındaki soundu gibi futuristic hem de Lady Gaga gibi fazla uçarı. Tüm bunlara Japon motifleri de eklenince bence ortaya çıkan sonuç oldukça sürreel.  
Gelecek kışın rengi konusunda Japonya'yı Batı'yla bağlayan ortak nokta en fazla kullanılan rengin 'siyah' olması Biraz YSL, biraz Jean Paul Gaultire ve Dior Couture havası taşıyan Hiroko Koshino'nun çıkış noktası da siyahtı.
En azından Tim Burton Japon Goth filmi çekiceği zaman Helena Bonham Carter'ın neye benzeyeceğini Alice Auaa sayesinde görmüş olduk ?
'Designer' değil de 'brand' showu olan Whiz Limited da Japonya'nın Tommy Hilfiger'ı olsa gerek ?
Art students goes to college bence In Process by Hall Ohara projesinin çıkış noktası olarak seçilmiş? 
Batı'nın lüks boho'su varsa Doğu'nun da 'lüks bozkır'ı vardır. Moğol kırsallarını anımsatan bu koleksiyon aynı zamanda aklıma i-D'nin pre-spring kapaklarını da getirdi. Ve tabi imza Fur Fur.
Jotaro Saito'da ise ön plana çıkan geleneksel Japon motifleri ile geyşalar oldu. Tabii bir de Etro.


daha fazlası için

23 Ocak 2012 Pazartesi

MILAN to PARIS - MEN' FASHION WEEK

Pastel renkler ön plana çıksa da gelecek sezon benim kışım ! Her taraf yeniden koyu, Moschino, Issey Miyake ve Versace hala canlı renklerde ısrar etse de, kışın biraz dark-glam olmaktan zarar gelmez. Kilit parçalar palto ve atkıdır elbet ama bu sezon sanki tasarımcıların hepsi de inanılmaz paltolar yaratmışlar. Paltolar derilerle bilrşmiş Yamamato'dan Dior'a kadar hemen hemen her koleksiyonda hacimler genişleyerek paltolar pelerinlerle birleşti. Tek yenilik bu da değildi. Kürk sadece yaka detayı olmaktan çıktı, erkeklerin de gardrobuna kürk paltolar girdi.
John Galliano-Maison Martin Margiela
Nazi Almanyası meets Miuccia Prada benim için sezonun en sıkıcı ve çirkin koleksiyonu olmasına rağmen paltoları aklımda kaldı. Sadece Umit Benan değil, bu sezon Prada da podyuma gerçek erkekleri çıkarttı, ama hepsi de koleksiyonuyla birebir özdeşleşen dolayısıyla onlar kadar çirkin olan aktörlerdi, bknz. Willem Dafoe ve Adrien Brody. Benan ve Prada arasındaki benzerlik bu kadarla da sınırlı değil. her ikisi de savaş dönemi ve militer temasından etkilenerek sezonun belki de diğer trendini yaratmış oldu. 
Umit Benan
Yalnız militer derken senelerdir trend olan akımdan bahsetmiyorum Prada işin soğuk ve disiplinli kısmını kıyafetlere yüklerken Benan eve dönmek üzere olan askerlere odaklanmış. Ya da here comes ''The Pacific'', ''Pearl Harbor''. Style.com'un sitesinden değil ama twitpiclerinden ve de Ece Sükan'ınkilerden anladığım kadarıyla Benan erkekleri sadece podyumda yürütmemiş ve sergilemiş de yarattığı sahne için ise kışlada hazırlanan askerler diyebiliriz.
Kazakların deseni ve materyali konusunda gelince beni büyüleyen üç moda evi Les Hommes (üstte) ve Missoni ve Dsquared2(en altta) oldu. Missonilere para yediremeyeceğimi bildiğimden tek tesellim TopMan'de bunlara en yakın olanları bulabileceğim gerçeği. Ama sizde de bu yün kazakları ele alıp onlara sıkı sıkı sarılma hissi uyanmıyor mu ? 
Missoni
Dsquared2
Tüm defilelerin en klas ve zarif tasarımları da Bottega Veneta'dan geldi.
Gucci benim için baştan aşağıya hayal kırıklığı olsa da tüm zamanların en iyi parçasını yarattığının altını çizebilirim. Bel hizasına kadar olan ister ceket diyin ister mini bir palto deyin, ne derseniz deyin, ama bir kıyafete aşık olmak diye bir şey varsa ben oldum işte. Kendileri benim için sezonun en hit iki parçası.
Kraliyet teması ise hala ölmedi, Dolce & Gabbana her parçasına o motifleri işlerken matadorlarla da birleştirerek akıma yeni bir hava kattı. Öte yandan modanın royal familysi Alexander McQueen ise düklerden ve prenslerden ilhamını almıştı. Pantolonların boyu diz altının bir kaç milim altında son bulurken çorapları göstermenin vakti geldi. Elbette desenli, renkli ve çizgilelerden bashetmiyorum. Şık ve asil olanlarından.
Balmain her zamanki gibi upper class street style'ı rock style'a birleştirmişti, içine bir tutam da militarizmin disiplinli ve sert havası katılırken ortaya yine arzu nesnesi paltolar çıktı.
Androjenle başlayan trend bu sene yeni açılımların yapılmasına da neden oldu, sadece kürk paltolar değil
etekler de erkek modasının kalbine yerleşmek istiyo gibi. Geçtiğimiz sezon sonrasında bu sefer hayal kırıklığı yaratan Givenchy ve Commes de Garçons bu trendin uygulayıcılarındandı.
Yün gibi baş materyallerden biri de deriydi. Onu podyuma çıkartmayan tasarımcı yok gibiydi. (Hermes'in de koleksiyonu sadece derilerden oluşuyordu desem pek de abartmış olmam.) Üstelik Victor & Rolf bu iki trendi bir araya getirmekten de kaçınmadı.
Iceberg- Victor 6 Rolf- Z by Zegna
Lanvin-Hermes
Louis Vuitton
Pelerin ve palto buluşmasından yukarıda bahsetmiştim, Yohji Yamamato dokunuşlarıyla bunlar tam da kırsal kesim yerli halk kıyafetlerine benzeyip harika olmamış mı ?

Ve kuşkusuz kapanış, moda haftalarının başlangıcını yapan İngiliz Burberry'nin. Sezonun en iyi defilesinin.

13 Aralık 2011 Salı

RÖPORTAJ || GÜRCİSTAN MODA- DERGİ- BLOG SAHNESİ

Röportajı gerçekleştirdiğim kişi, ünlü biri ya da bir blogger değil. Kendisi Gürcistanlı ve başkent Tiblis'den. Ancak aranızda the FashionSpot'u takip eden varsa onu muhakkak bilir, çünkü o kulağı deliklerden, 3-4 ay sonra yayınlanacak dergilerin kapaklarında ve içeriğinde yer alacak model / ünlülerden hep haberdardır. Bir anlamda endüstriden son dedikoduları yayan isim de diyebiliriz. Geçtiğimiz haftalarda Gürcistan'da Moda Haftası düzenlendiğini duyduğumda, bize pek de yabancı olan konu hakkında yazabilirim diye düşündüm. Ancak yine de komşumuz hakkında bu kadar az şey bilirken de kendimi riske atmak yerine Tarsha kendi ülkesinden olan biteni daha yerel ağızla anlatabilir diye düşündüm. Röportaj içerisinde sadece ülkede gerçekleşen iki farklı moda haftasının absürdlüğünden bahsedilmedi, Rusya'nın ülke modası üzerindeki etkisi, dergi endüstrisi ve bloggerların ülke medyasındaki yeri hakkında da bilgiler var. Üşengeçliğime verin olduğu gibi İngilizce haliyle yayınlıyorum.


Umarım böyle bir röportajı gerçekleştirme fikri bende uyandığında duyduğum heyecanı siz de tadabilirsiniz !
Bu arada olur da Tarsha'yı twitterda takip etmek isterseniz diye. Click.

Photos taken from ''Georgian Fasgion Week & Tiblisi Fashion Week'' facebook pages and avtandil.ge ! 


1: Could you tell as about Georgian Fashion Weeks. Beforehands while we were talking you had mentioned two different organizations ? What is the main reason for this ? And could you please give some informations ?

First time, Tbilisi Fashion Week was held in 2009 and then it was followed by Georgian Fashion Week in 2010. Both are held by different organizations. It's not normal to have two fashion weeks and I think both organizations know about it but they don't want to combine this two, I think main reason is that owners of both companies are ambitious and they want to rule in the fashion sector. In terms of organizing, they're not on highest level but they're still new in this and time will tell if it's improved but may people mention and every next fashion weeks in on higher level than previous. When there were first fashion weeks held, it was like a big event, there was red carpet and every celeb tried to look best there, it was party-like situation with shows but now it's changed and there's more working atmosphere. And since there's a deficit of fashion critics in our country, usually artists, tv-hosts or politicans are at the front row of shows. There's one more thing I don't get, some disgners instead of showing Spring/Summer 2012 collection showed Fall/Winter 2011.12 collection which is strange. Deisgner's said they don't follow rules and will show what they want, but how? If Karl Lagerfeld, Dolce & Gabbana , Armani show their collections by the schedule I can't understand why someone should be able to violate rules, but designers and organizers are mostly friends and I think that's why there're exceptions.


Georgian Fashion Week
(from left to right)
George Pantsulaia- Fakhrya Khalafova- Anuka Kebaria- Marco Corso

2: Is the collections shown on these different weeks have some really big differences or the choice of the designers or brands to attend different organizations is random ?

There're different designers presented in Georgian Fashion Week & Tbilisi Fashion Week but if I'm not wrong there were cases when some of designers showed collections on both fashion weeks. Attandances aren't that categorized, everyone with invitation can attend, but there're moslty celebrities as I mentioned. 

3: If you give some more clues about Georgian Fashion Weeks, which city would you choose the underline the spirit of the designs? Something like Paris, Milan, NYC, London or Tokyo ! May be mixture or a unique style?

That's more like London, with the the touches of Paris. Many designers have their individual style but there were some designers (mostly new faces) who copied foreign designers, for example: this season one of them did hats very much like to Givenchy's Fall 2011 collection. There're were copies of shows, I mean the whole "structure" of show, not clothes. Many designer's think that it's cool to show collection made only in 1 or 2 color and some critics then say "Oh, that was genius, amazing" when it's actually nothing amazing. Designers here start preparing collections ONLY 2 weeks before the fashion week. I don't know if it's normal when  most famous designers in the world work for months for one collection. And Georgian designers' think that's it's "cool" to make collection in 2 or 1 week. Some people say designers have financial problems and can't prepare collection properly, that's actually right but why they start searchig sources only 2-3 weeks before fashion week, they have to try to find maoney 

4: How about designers and media collobration ? Are they really known nationwide, do the artists prefer to wear designer clothes ?

Tiblisi Fashion Week

Media is working quite good in this case, they're doing daily reports about fashion week or if some designer is going to show in foreign country. There're like 10 designers who are known in nationwide, most famous brands are : Avtandil, Tamuna Ingorokva, Datuna Sulikashvili, Atelier 10A, Bichola and few more. Avtandil isn't known only in Georgia but in many foreign countries, he moved to the whole new level this year, he showed his collections in special show-rooms of London, Paris & Monaco, also his clothes were featured in Autumn issues of Numero, VMan, L'Officiel, French Elle and there's more I think. Other designers are invited mostly in neighbour countries fashion weeks for example in Kiev and so... But after fashion weeks started in Georgia every second person decided to design clothes and there're bunch of new faces at every fashion week, so they're not really known in whole country, only in just little group of fashion people. As for artists or tv-hosts, they wear Georgian designers quite often, they think it's trendy and kinda cool if you're wearing clothes by Georgian designer, good to see they support own talent.

5: And blogging in your country ? How big deal is that ? Do they attend to the Fashion Shows, media respects them ?

There're NO blogs specialized only about fashion, I mean like BryanBoy or so, there're only sites who just post collections or magazine editorials, with no comments. There're few entertaining blogs who may post their thoughts about 2 or 3 collections (mostly foreign designers) but it happens rarely. So fashion blogging isn't developed in Georgia.

6: How big Russian style or gusto effects the Georgian fashion ?

It had effect but in past when both Russia & Georgia were parts of USSR. I don't think it happens now, mostly older women may have some touch of Russian dressing style, usually furs and jewels, which Russian women adore.

7: Publications ! The fashion magazines ?

First ever Georgian fashion magazine was launched like 11 years ago, called "Amarta", which is still published. There're other magazines, launched last 2 years but they're not fashion-oriented but they do have many materials about Georgian & International collelctions, but more part is dedicated to celebrities, that's what sells in Georgia. There was Cosmopolitan Georgia launched in 2006 but it was closed in 2009 because of recession, they had financial problems. It was selling quite good from the beginning but then they started reprinting materials from Russian Cosmo which is also sold here and most of Georgian women who were buying Russian edition refused to pay money in the same publication which was translated in their own language, that's how strange we are. They didn't support own country's publication  and bought other one, but they had advertiser's problem aswell. So Cosmo was closed. There're no other Georgian versions of international fashion magazines and I think there wasn't even talk about launching any new magazine. We can buy Russian magazines here in normal price and American magazines only in specified places, but they're so expensive, you can get them in a cheapers price via eBay.

8: Do you know anything about Turkish fashion scene ?

Not really, I know there's Istanbul Fashion Week and some of the designers paid big money to bring top-models on their shows. I'm not sure about this though. Also you have own Vogue which is only 2 years old and already on high level, much better than many Vogue's launched 10 years ago or so. It looks like a Turkey is doing quite good in a fashion scene but I don't have many info about it.


AVTANDIL /HOMMES7 F-W 10/11


THIS? OR THAT?


Vogue Paris vs Vogue Italy - Vogue Paris but only under Carine Roitfeld, Alt's vision bores me, really. Vogue Italia isn't that big deal I think, besides main cover story I usually don't like any eds, and even main stories aren't that good last time, as they did in past.
Anna Wintour vs Franca Sozzani - Anna Wintour. If you asked I'd choose Carine Roitfeld & Aliona Doletskaya though :D I love these two women.
Mainstream Mags or More Indie ones - Mainstream mags, I'm not really interested in magazines with "art+fashion"  

Kate Moss vs Lara Stone - Both, but Kate Moss is my ultimate favorite model of all times, so if only one choice, it's Kate.

New York Style vs London Style - Mixed. London always attracted me, I love their solid style but New York's free style is also quite good. 

9 Ekim 2011 Pazar

THE KANYE STYLE !

Anlaşılan ben her işi yaparımcılar sadece ülkem topraklarından çıkmıyor. Moda dünyasının içindeyim, iki Anna'yla da yakın arkadaşım, giyinmeyi biliyorum, stylish profilim var demek ''tasarımcı'' olmak için yetmiyormuş. Belli ki Kanye West, yurdum moda bloggerlarının biolarını çok okumuş ''editor, singer, stylist, designer, bla bla bla''.

MTV Sahnesinde yaptığı Taylor Swift çıkışından sonra iyicene star olan West moda dünyasında da Givenchy'nin kadın koleksiyonundan bir parçayı sırtına atıp Anna dello Russo onun şarkılarını kendi videolarında kullandıktan sonra bir anda it-boy olup çıktı.

Gençtir, heves etmiş. West bu sezon sadece front-row'dan defileleri izleyip style.com için Tim Blanks'le video röportajlar yapmadı. Ülkesinde, New York Fashion Week'te ya da ''new-comer''lara daha fazla açık olan Londra Fashion Week yerine modanın merkezinde Paris'in yoğun takviminde kendine yer açtı. Bunu yapması yetmiyormuş gibi tıpkı Hakaan gibi front-row'a en cool insanları çağırmayı başarıp podyumda en ünlü modelleri yürüttü. Hadi Kanye ünlü, cool ve çevresi geniş. Yine de ''money talks bebeğim''. Anja Rubik'in açtığı showu Chanel Iman kapattı. Karlie Kloss, Eniko Mihalik, Jourdann ve Abbey Lee de diğer modellerdendi. Azzedine Alaia, Dsquared2 kardeşler ve Olsen ikizleri de defilenin en hip konuklarından.
Defileden en beğendiğim 3 look.

Ancak belli ki konu Anna Wintour olunca o sadece kendi cebini doldurmanın peşinde ! Nasıl mı ? Defile sonrasında Wintour'dan birkaç kelime etmesi söylenince ''başkasına sorun'' diye cevap vermiş. Belli ki sevdiği ünlüler arasında yer alan West'in show'undan pek de memnun ayrılmamış, ancak buz kraliçesi karakterinden soyunup onu kırmak da istememiş, zaten gelecek sezonun editöryallerinde kendisine yer vermese biraz geç de olsa Wintour'un gerçek cevabını öğrenmiş olacağız.

Sezonun en fazla beklenen defilesi Alexander McQueen showuna giden Anna Dello Russo ise kıyafetini Kanye West'ten seçmiş. Showlara giderken genelde o sezonun en kilit kıyafetlerini seçen ve bir şekilde hem kendi hem de moda evlerinin PRını yapan Russo kanımca West'e bir jest yapmamıştır. Bunu bilen West büyük ihtimal bin rica bunu ondan istemiştir. Bundan sonraki diğer adım ise müzik dünyasındaki dostlarından kendi kıyafetlerini giyilmesini istemek olacaktır büyük ihtimal.
solda defilede Eniko Mihalik. Sağda ise Kanye West giyen Anna dello Russo.

Gelelim koleksiyona. Genellikle yeni ''tasarımcıların'' işlerini style.com'da görmesek bile West'in parçaları da defile biter bitmez hemen sitedeydi. Defileden önce beklediğim şey klasik Amerikan hip-hop & r&b / urban tarzıyla karşılaşmak olmuştu, ancak ortaya çıkan bu değildi. Rihanna ya da Beyonce gibi isimlerin ödül törenlerine giderken giyebilmesi için yapılmış gece kıyafetlerinden de yoksun üstelik. En önemlisi ise moda yazarlarının sevmiş olduğu klasik moda dilinden oluşturulmamış bir koleksiyon olmuş; demek istediğim ''ilhamını 60lardan almış, ilhamını sokaktan almış'' ile özetlenebilecek işler değil, bunun ötesinde göze batan bir diğer özellik kanımca kıyafetlerin birbirinin devamı olmamış olması bir diğer deyişle bütünlük yok. Sanki West masa başına oturup -eğer eskizleri kendi çizdiyse- aklına gelen birbirinden alakasız fikirleri bir araya getirmiş.

Deriler hatta kürklerin bile olduğu ilkbahar / yaz koleksiyonunda Balmain / Zadig & Voltaire'in rock chic tarzı, Balmain'in disko topları ve Hakaan'ın beyaz tulumları ve Herve Leger'nin vücudu streç filmle saran kıyafetleri izlerine de rastlanabilir.

This is how Kanye West sees Fashion but appearently West won't be the new Victoria Beckham.

images via style.com

30 Eylül 2011 Cuma

THE SUMMER SPIRIT STRIKES BACK

Biliyorum eylül'de ne dineledim köşesi için biraz geç kaldım. Yoğunluk yoğunluk vs vs. Ama atlamak da olmazdı.
Video'nun bu kadar gecikmesinin nedeni nedir bilmiyorum, ha zaten video olmasa da olurdu. Birçoklarımız zaten Brit'lerdeki canlı performansını video olarak benimsemiştik. Ha ayrietten herkes şarkıya kendi kafasında video çekmişti. Yine de Adele saçmalamadan en azından hepimizin aklındakine aşağı yukarı uyabilecek bir video çekmiş. Son bahar, Paris ve yürümek.

Eylül ayında gerçekleşen moda haftaları. Ancak yine de bu sadece modanın konuşulması gerektiği anlamına gelmiyor. Aynı zamanda defilelere background oluşturan parçalara da göz atmak gerekir. Geçtiğimiz sezon Prada ve Burberry gözdelerimken bu sene yegane gözdem Burberry. Joss Stone ve U2 ile karşımıza çıkan Bailey'den favorim ise U2'nun ''Everlasting Love''ı.

Ve Lacoste defilesi. RTW Showları için onların seçtiği isim ise insan üstü varlık Björk'ün ''Crystalline''iydi.

Güney'e doğru indikçe Kuzey'de burun kıvırdıklarımıza bazen karşı gelebiliyoruz.

11 Eylül 2011 Pazar

IFW 2012 // SPRING -SUMMER

Geçtiğimiz dört gün boyunca Tepebaşı'nda kurulan çadırda gerçekleştirilen Istanbul Fashion Week'ten yerinden olmayan izlenimlerim.

1 // ERKEK MODASI ROCKS
Sadece internetten takip etmiş olmam nedeniyle pek de ağzımı açmak istemiyorum, ancak diğer yandan da diğer moda haftalarında sergilenen kolleksiyonlar hakkında rahat rahat yorum yapabiliyorsam aynısını Istanbul için de yapmayı isterim. İlla bir karşılaştırma yapmam gerekiyorsa eğer Paris'te high fashion parçalar sergileniyorsa Istanbul'dakiler onların birer ucuz taklidi kıvamında. Sitelerden fotoğraflarına bile bakarken sıkıldım. Ancak gelin görün ki iş erkek modasına gelince olay biraz daha eğlenceli hale geliyor sanki. Adamakıllı bir konsept deyince akla ilk gelen isimlerden Niyazi Erdoğan. ''Pixel''lerle hayran kaldığım, kıyafetleri biraz erkekleri çirkin göstermeye yönelik olsa da konsept bakımından ''Dolmuş''la bir kez daha sivrilen Erdoğan bu sefer de ''Sünnet''e davet etti bizleri. Kolleksiyonda ise bir öncekine ek olarak (slip) mayolar da mevcut. Bu sezon her zamankinden daha iyi, her zamankinden daha eğlenceli ve renkli.Yine aklımda olan şey: Güzel güzel para kazanmaya başlasam da Erdoğan'ın kapısını çalsam.

Bu dönem ilk kez Karma defileyle karşımıza çıkan Şafak Tokur da daha önceleri Hatice Gökçe sonrasında ise Erdoğan'ın kaptığı ''marjinal tasarımcı'' ünvanını layıkıyla hak ediyor gibi.  Onun üretmiş oldukları sadece birer kıyafet değil aynı zamanda tasarım harikası da. Üstelik sunum şekli de bir hayli ilgi çekici. 
Kargaların ardından ortadan kaybolan Hatice Gökçe de en son hatırladığım aviator modellerini, biyonikleştirmiş. Welcome to Uzay Çağı. Beyaz, saf ve minimal.
Uzun bir süredir ''İki Ters Bir Düz'' adlı markasıyla konuşulan İpek Arnas da bu sezon IFW programında kendine yer bulanlardandı. Kravat hastası biri olaraktan el örgüsü balık şeklindeki kravatvarimsi şeye bayıldım. Tabi model gibi çıplakken mi taşımalı yoksa ona uygun bir gömlek ya da t-shirtle mi uydurmalı düşüncesi de dört bir yanımı sarmadı değil. Örgünün en cool hali bu olsa gerek.
2 // THE WHITE SWAN
Erkek ya da kadın fark etmez. Gelecek bahar / yaz için desenler, çiçekler ve renkler yerine kullanılan en gözde şey ACE Beyazıydı.  Gazme Saraçoğlu, Hatice Gökçe, Özgür Masur ve Studio Kaprol bu trendin en büyük uyguluyucularındandı. Renk beyaz olunca ise minamllik ve sadelik sadece renkten kaynaklanmıyor.
Michael Kors, Calvin Klein, sıkıcı beyazlığı, yorgunluktan uzaklaşma ve 90lara sığınma bahanesi de bir yere kadar artık.
3 // Didem Soydan
Kiminin oyu Özge Ulusoy'a kimininki Didem Soydan'a. Top Model dediğin magazin basınında sıkça anılır diyorsanız Özge'ye artı puan. Ancak gotik duruşu, enfes stili ve sapsarı saçlarıyla Soydan favorimdir benim.
Sahi kendisini ne zaman şöyle mainstream dergilerin kapaklarında görmeye başlayacağız. İkinci sınıf Hollywood yıldızlarının re-print kapaklarını görmektense Didem Soydan şöyle ışıldasa onlardan birinde. 
Tabi bu arada ''all time favourite''im Selma Ergeç.
  4 // Tuba Ünsal
Sanırım 4 gün boyunca her hangi bir model ya da defileden daha fazla Tuba Ünsal konuşuldu. Baştan aşağıya Louis Vuitton'un F/ W 2011'e bürünen Ünsal herkesten şıktı. Göze batıcaz diye şekilden şekile giren bloggerlar / ya da tanıdık kontenjanından orda bulunan gençlere de kapak olur. Aslına bakarsanız böyle organizasyonlar için süper olan outfit bizim fashion week için de biraz abartılı. Ama Tuba Ünsal ders vermiş gibi.
5 // CENGİZ ABAZOĞLU
Hangi kriterlere göre modacılar bu haftaya kabul ediliyor bilmiyorum ama uzun zamandır aklımın köşesinde olan soru bu organizasyona Abazoğlu'nun neden katılmadığıydı. Kendi markasıyla olmasa da Adil Işık için yapmış olduğu tasarımlarla katılan Cengiz Abazoğlu da her halde ''sonunda ben de buradayım'' demiştir sanırım. Bu arada unutmadan, belki bilmeyen kalmamıştır ama daha önce Pretty Little Liars'ın yıldızı Lucy Hale bir ödül törenine tasarımcının elbisesiyle katılıp beğeni kazanmıştı. Bu arada bence daha fazla tasarımcı + marka iş birliğini görmeliyiz.
6 // MEKAN
Bu sefer tüm tasarımcılar penguen sürüsü gibi aynı yerde değillerdi. Üstelik bu seferki organizasyonun mekanı da oldukça cooldu. Tıpkı nyfw gibi bir çadırda düzenlendi. Bunun yanı sıra Simay Bülbül kendi ofisinde, Gül Ağış (Lug Von Siga) Galatsaray Hamamı'nda, Özlem Süer, Hollanda Başkonsolosluğu'nda, Mehtap Elaidi de Spoil'de defilelerini yapmayı tercih etmişlerdi. 
Mekan demişken başta vogue olmak üzere hiçbir dergi neden party vermedi ?
7 // ONLINE
Kaç dönemdir tartışılan sadece tasarımcılarının çoğunun özgün olmaması değil yapılan organizasyonun da ne kadar yavan olduğu konusuydu. Bu yavanlık hala kısmi olarak devam etse, New York Moda Haftasıyla aynı tarihe denk getirilerek Istanbul'dakilerin sadece evcilik oynadığı var sayımında bulunabiliriz. Ancak öte yandan IFW'nin daha düzgün bir web siteyle çalışmaya başlaması, sosyal medyada ve özellikle de instagram'da aktif bir şekilde bulunması da bu sezonun artı değerlerindendi.
görseller, markafoni blog
niyazi erdoğan görselleri ise tasarımcının facebook sayfasından.

8 Temmuz 2011 Cuma

COUTURE TAKES THE CONTROL

Yılda iki kez düzenlenen Paris Couture Week de sonlandı. Pret-a-Porter aksine modanın sanatsal tarafının konuşulduğu haftada tasarımcılar her zamanki gibi hayal gücünü çalıştırıp, uzun saatler çalışıp parmaklarını yorup gözlerini köreltmiştir. E ne de olsa sanatsal ürünler pek de kolay çıkmaz ortaya. 
ALEXIS MABILLE
Hayvansal desenler, Afrikalı tribal efektler, kürkler, kaplanlar ve masal diyarından bir Peter Pan. Sanki Tinkerbell ile Afrika'da Safari yolculuğuna çıkmış gibi.

ARMANI PRIVE
Armani showunda ''Flappers strikes back''. Geçtiğimiz sezonki neon elbiselerin aksine bu sefer saten kumaşlar ve rengarenk desenli uzak doğu detayları ile smokinlerle podyumları fethetmiş. Dikkat çeken asıl nokta ise şapkalar. Geçtiğimiz baharda gerçekleşen Kraliyet düğünü ile tekrardan gündeme gelen şapka modası furyasından Armani de etkilenmiş gibi.

BOUCHRA JARRAR
Kadın kadın gibi, erkek erkek gibi giyinsin demiyorum, androjen modasının her zamankinden daha revaçta olduğunu biliyoruz. Kadınlar şimdilerde 20lerin Jazz Age'inden, Hemingway'in romanlarından fırlamış gibiler. Ancak benim oyum her zaman için kadınların smokin tarzında seksi görünmelerinden değil, zarif couturelar içinde süzülmelerinden yana. Üstelik Bocuhra'nın bu kolleksiyonu da pret-a-porter'dan farksız.

CHANEL
2011/12 kışı için çizmiş olduğu gotik ve karanlık profili couture'da da devam ettirmiş. Aslına bakarsanız ilk defa Chanel'den çıkmış bi' şeyi beğenmedim, belki de artık tweed ve sanki Anna Wintour için oluşturlmuş kıyafetlerden gına geldi. Deniz kızı modasından hoşlananlara da Lagerfeld sürpriz yapmış. Ufak da bir not düşmek gerekirse defileden hemen sonra Anna Wintour, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy tarafından modaya yaptığı üstün katkılar nedeniyle Legion d'Honneur nişanıyla onurlandırıldı. Wintour ise törene aynı gün podyumda sergilenen Chanel ile katıldı.

CHRISTIAN DIOR
Dior özeldir, çünkü John Galliano hikayesini sadece kıyafetlerle anlatmaz, podyumda modellerin akışıyla da teatral bir gösteri sunar. Ancak bu sefer Galliano yoktu. Hatta Gallianosuz ilk Dior showu da denilebilirdi. Cıvıl cıvıl mini- maxi- dresslerle göz doldursa da Galliano'nun yaratmış olduğu ağırlık ve büyü yoktu. Sanki mezuniyet baloları için dikilmiş Tuvana Büyükçınar elbiseleri kadar basit ve sıradanlar hepsi de. Kanımca sadece birkaç gerçek couture parçadan oluşan kreasyonun geri kalanı ise Etro'nun bahar kolleksiyonu için hazırladığı uç uç tülden yapılmış maxi dresslere andırıyordu. Şapkalar ise bir kez daha baş rolde. İmza Stephen Jones.

ELIE SAAB
Couture showlarda dikkat edilmesi gereken show varsa o da Elie Saabdır. Çünkü bir sonraki couture showları gerçekleşene kadar- ki bu da Oscar'lara denk gelir, sene içinde gerçekleşen, - yani Oscar dışında bütün ödül törenlerinde en az 3 kişi Saabı tercih eder. Arap abartısı, fantazi şıklığı, Ebru Gündeş ve Jennifer Lopez kırması. Genellikle sade ve pudra renklerinde, ama kesin olan bir şey varsa kim giyerse giysin onun adı hep en şıklar listesinde geçer. Pudraların arasına ise bu sefer gri/ mavi/ beyaz karşımı su gibi akan elbiseler de eklenmiş. Avizeden asılan taş gibi, ya da tavandan sarkan tül gibi.  

GIVENCHY
Şapka çıkarılması gereken bir adam varsa o da Ricardo Tisci'dir. Her ne kadar son bir kaç couture kreasyonunda birbirinin benzeri / devamı şekilde işlerle karşımıza çıksa da uzun süreçli el emeği gerektiren bol işlemeli elbiselerle bence hepimizin ağzını açıkta bırakmıştır. Hem seksi, hem vahşi, hem nazik, hem de ilgi çekici. Carine Roitfeld de elbiselerden birini geçtiğimiz gün katıldığı davette giyindi bile. McQueen in couture gibi.

JEAN PAUL GAULTIER
Geçtiğimiz sezon androjen Andrej Pejic'i kadın gibi giydirerek defileye çıkartan Gaultier bu sefer pek de onun kadar androjen olmayan erkek modelleri de yürütmüş. Ancak sıra zaten kıyafetlere gelince onlar açıkçası oldukça da erkeksiydi, hem de fazlasıyla sert mizaçlı olanından.

VALENTINO
Chanel Anna'nın, Givency Carine'in, Valentino ise Franca'nın. Tüller, transparanlar rol çalma peşinde.
images via style.com