Niyazi Erdogan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Niyazi Erdogan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Eylül 2011 Pazar

IFW 2012 // SPRING -SUMMER

Geçtiğimiz dört gün boyunca Tepebaşı'nda kurulan çadırda gerçekleştirilen Istanbul Fashion Week'ten yerinden olmayan izlenimlerim.

1 // ERKEK MODASI ROCKS
Sadece internetten takip etmiş olmam nedeniyle pek de ağzımı açmak istemiyorum, ancak diğer yandan da diğer moda haftalarında sergilenen kolleksiyonlar hakkında rahat rahat yorum yapabiliyorsam aynısını Istanbul için de yapmayı isterim. İlla bir karşılaştırma yapmam gerekiyorsa eğer Paris'te high fashion parçalar sergileniyorsa Istanbul'dakiler onların birer ucuz taklidi kıvamında. Sitelerden fotoğraflarına bile bakarken sıkıldım. Ancak gelin görün ki iş erkek modasına gelince olay biraz daha eğlenceli hale geliyor sanki. Adamakıllı bir konsept deyince akla ilk gelen isimlerden Niyazi Erdoğan. ''Pixel''lerle hayran kaldığım, kıyafetleri biraz erkekleri çirkin göstermeye yönelik olsa da konsept bakımından ''Dolmuş''la bir kez daha sivrilen Erdoğan bu sefer de ''Sünnet''e davet etti bizleri. Kolleksiyonda ise bir öncekine ek olarak (slip) mayolar da mevcut. Bu sezon her zamankinden daha iyi, her zamankinden daha eğlenceli ve renkli.Yine aklımda olan şey: Güzel güzel para kazanmaya başlasam da Erdoğan'ın kapısını çalsam.

Bu dönem ilk kez Karma defileyle karşımıza çıkan Şafak Tokur da daha önceleri Hatice Gökçe sonrasında ise Erdoğan'ın kaptığı ''marjinal tasarımcı'' ünvanını layıkıyla hak ediyor gibi.  Onun üretmiş oldukları sadece birer kıyafet değil aynı zamanda tasarım harikası da. Üstelik sunum şekli de bir hayli ilgi çekici. 
Kargaların ardından ortadan kaybolan Hatice Gökçe de en son hatırladığım aviator modellerini, biyonikleştirmiş. Welcome to Uzay Çağı. Beyaz, saf ve minimal.
Uzun bir süredir ''İki Ters Bir Düz'' adlı markasıyla konuşulan İpek Arnas da bu sezon IFW programında kendine yer bulanlardandı. Kravat hastası biri olaraktan el örgüsü balık şeklindeki kravatvarimsi şeye bayıldım. Tabi model gibi çıplakken mi taşımalı yoksa ona uygun bir gömlek ya da t-shirtle mi uydurmalı düşüncesi de dört bir yanımı sarmadı değil. Örgünün en cool hali bu olsa gerek.
2 // THE WHITE SWAN
Erkek ya da kadın fark etmez. Gelecek bahar / yaz için desenler, çiçekler ve renkler yerine kullanılan en gözde şey ACE Beyazıydı.  Gazme Saraçoğlu, Hatice Gökçe, Özgür Masur ve Studio Kaprol bu trendin en büyük uyguluyucularındandı. Renk beyaz olunca ise minamllik ve sadelik sadece renkten kaynaklanmıyor.
Michael Kors, Calvin Klein, sıkıcı beyazlığı, yorgunluktan uzaklaşma ve 90lara sığınma bahanesi de bir yere kadar artık.
3 // Didem Soydan
Kiminin oyu Özge Ulusoy'a kimininki Didem Soydan'a. Top Model dediğin magazin basınında sıkça anılır diyorsanız Özge'ye artı puan. Ancak gotik duruşu, enfes stili ve sapsarı saçlarıyla Soydan favorimdir benim.
Sahi kendisini ne zaman şöyle mainstream dergilerin kapaklarında görmeye başlayacağız. İkinci sınıf Hollywood yıldızlarının re-print kapaklarını görmektense Didem Soydan şöyle ışıldasa onlardan birinde. 
Tabi bu arada ''all time favourite''im Selma Ergeç.
  4 // Tuba Ünsal
Sanırım 4 gün boyunca her hangi bir model ya da defileden daha fazla Tuba Ünsal konuşuldu. Baştan aşağıya Louis Vuitton'un F/ W 2011'e bürünen Ünsal herkesten şıktı. Göze batıcaz diye şekilden şekile giren bloggerlar / ya da tanıdık kontenjanından orda bulunan gençlere de kapak olur. Aslına bakarsanız böyle organizasyonlar için süper olan outfit bizim fashion week için de biraz abartılı. Ama Tuba Ünsal ders vermiş gibi.
5 // CENGİZ ABAZOĞLU
Hangi kriterlere göre modacılar bu haftaya kabul ediliyor bilmiyorum ama uzun zamandır aklımın köşesinde olan soru bu organizasyona Abazoğlu'nun neden katılmadığıydı. Kendi markasıyla olmasa da Adil Işık için yapmış olduğu tasarımlarla katılan Cengiz Abazoğlu da her halde ''sonunda ben de buradayım'' demiştir sanırım. Bu arada unutmadan, belki bilmeyen kalmamıştır ama daha önce Pretty Little Liars'ın yıldızı Lucy Hale bir ödül törenine tasarımcının elbisesiyle katılıp beğeni kazanmıştı. Bu arada bence daha fazla tasarımcı + marka iş birliğini görmeliyiz.
6 // MEKAN
Bu sefer tüm tasarımcılar penguen sürüsü gibi aynı yerde değillerdi. Üstelik bu seferki organizasyonun mekanı da oldukça cooldu. Tıpkı nyfw gibi bir çadırda düzenlendi. Bunun yanı sıra Simay Bülbül kendi ofisinde, Gül Ağış (Lug Von Siga) Galatsaray Hamamı'nda, Özlem Süer, Hollanda Başkonsolosluğu'nda, Mehtap Elaidi de Spoil'de defilelerini yapmayı tercih etmişlerdi. 
Mekan demişken başta vogue olmak üzere hiçbir dergi neden party vermedi ?
7 // ONLINE
Kaç dönemdir tartışılan sadece tasarımcılarının çoğunun özgün olmaması değil yapılan organizasyonun da ne kadar yavan olduğu konusuydu. Bu yavanlık hala kısmi olarak devam etse, New York Moda Haftasıyla aynı tarihe denk getirilerek Istanbul'dakilerin sadece evcilik oynadığı var sayımında bulunabiliriz. Ancak öte yandan IFW'nin daha düzgün bir web siteyle çalışmaya başlaması, sosyal medyada ve özellikle de instagram'da aktif bir şekilde bulunması da bu sezonun artı değerlerindendi.
görseller, markafoni blog
niyazi erdoğan görselleri ise tasarımcının facebook sayfasından.

25 Mart 2011 Cuma

S/ S 2011 MEN'S FASHION MY TOP 12 LOOKS

Daha bir hafta öncesine kadar kıştık değil mi ? Ancak birden açan güneş bir an evvel ilk bahar moduna bürünmemize engel değil sanırım. Her ne kadar mart kapıdan baktırırsa yarın yağmur yağma ihtimali de varsa kıpır kıpır bir şekilde ilkbahar / yaz trendlerine bakamiyacağım anlamına gelmez bu.
Geçtiğimiz temmuz-ekim boyunca blogumda Milano-Paris-Istanbul-New York- Londra- Madrid ve Tokyo‘da gerçekleşen bütün showlardan bahsetmiştim. Şimdi ise o günlerden aklımda kalan outfitleri ve keşke bunlar benim olsa da giysem dediğim top 12 parçalayı seçtim ?
Soldaki Acne. Sağdaki ise DavidelfinHer ikisi de bana Gucci’nin kadınlar için tasarladığı kıyafetleri anımsattı. Hani diyorum katılacağınız davette ya da editöryalde kadının üstünde Lara Stone’un (Vogue Paris Şubat sayısında) giydiği outfitten olsa siz de ona böyle eşlik etseniz bence ”perfect couple” olursunuz. Davidelfin’in neon renkli capcanlı mavisi tıpkı bir yaz gecesi rüyası gibi.
Bottega Veneta bu sezon beni en etkileyen koleksiyonlardan birini yarattı sanırım. Çantalardan, ayakkabılara kadar. Soldaki görseldeki hırka tam benlik. Özellikle Nisan sonlarına doğru iyicene sıcak olacak havalarda üstüme giyeceğim beyaz t-shirt ile mükemmel bir şekilde kombinlenebilir. Ya da pantalonlar yaz sıcağında pek de rahatsız etmez sanırım.
Üstekki modelin boynundaki şeye de bayıldım, ne kadardır böyle bir şey arayıp duruyodum, eh baharda serin akşamlar olur, İstanbul Film Festivali de yaklaşırken 21.30 seansından çıkarken üşütmeyelim di mi ? Sonra ertesi gün yataklara düşüp filmler kaçarsa?
”Shoes are not sandals”. Önümüzdeki günlerde bu konuda da bir post hazırlamayı düşünüyorum zaten, ama gelin şimdiden gözleriniz bayram etsin ve Diesel Black Gold‘un erkekler için ürettiği bu dünyanın 8. harikalarına göz atın.
Gilded Age‘e tapıyorum desem ona karşı olan sevgimi açıklamış olurum sanırım. Geçtiğimiz sezon gerçekleşen showlarda bir öncekine ek olarak sadece pantalon paçaları değil şortların da paçaları kıvrılmaya başlamıştı. Hatta ben de bütün yazımı böyle geçirdim desem yeridir. Hatta giyeceğiniz jean şortun paçasını kıvırdıktan sonra o kıvrık yerlere bir rozet de iliştirebilirsiniz. Benden söylemesi.
Renklerle çok sevişsem da asla bırakmayacağım kahverengi / bej ve tonlarını sanırım. Off herşey çok şık, rahat, cool. Mükemmel.
Louis Vuitton da tıpkı Bottega Veneta gibi. Kreasyonda tek bir boş yok. Ayakkabılardan, sandaletlerden, çantalara kadar dolu dolu. (Ki daha önce de belirttiğim gibi bunlardan daha sonra yine bahsedicem).  Soldaki çanta bana çok kullanışlı geldi, içini doldur doldurabildiğin kadarıyla, hem bazen evden erken çıktığında hava serin olabiliyor, ancak öğlene günlük güneşlik olduğunda hırkayı elde taşımak yerine içine at. Gerçi bu bavul çantaların tek sorunu, büyük diye doldurduktan sonra omzun kopuyo.  Sağdaki blazer ya da içten giyilen gömlekvari şey de bence en yukarıda gösterdiğim Acne ya da Davidelfin’le beraber çok güzel kombinlenebilir.
Tamam yeleği ve pantalonu göz ardı edelim. Niyazi Erdoğan‘ın mavi gömleği de her ne kadar T-Box’a andırsa da pixel kravat ile şahane. Kravat, ama hiç sıkıcı değil, yukarıdaki gömlekle ya da keten başka gömleklerle uçuk pembe, mor, somon ya da mavi gömleklerle çok da güzel eşlenebilir. Camel bir pantalon ve de kahverengi ya da lacivert Timberland’ler de unutulmasın.
İşte gerçek bir ilkbahar / yaz kombini. Serin yaz akşamlarında gerçekleşecek Jazz Festivali için de çook şık bir kombin. Ya da şehir dışında yeşillikler arasında hafta sonu bir brucnh. Bir masa dolusu arkadaş. Bunların biri yukarıda solda duran Gilded Age’i giyerken yanında da bu Perry Ellis’le duran diğer arkadaş. Tabi belki brunch için değil ama Niyazi Erdoğan’ın pixel kravatı ve gömleğiyle bu Perry Ellis pantalon da güzel kombinlenir, hatta omzunuza da şu penye bluzu (bluz değil, ama sweatshirt ya da kazak da değil :p) atabilirsiniz.
Mayıs ve haziran düğün ve prom night sezonu. Şık, dandy, seksi ve rahat gözükmek istiyosanız, hem klasik hem modern ! Sizi baştan yaratacak isim Simon Spurr. Biraz farklılık yaratmak istiyorsanız ise yukarıda sağda karşınıza çıkan Louis Vuitton blazer ile eşleyebilirsiniz.
Bu ilkbahar hiç olmadığı kadar renkli geçecek sanırım. Yağmurlu günlerde Tommy trench’inizi Perry Ellis ile kombinleyebilirsiniz.
Daha fazla kombinler, öneriler ve top 10ler ya da 12ler gelecek :P

5 Şubat 2011 Cumartesi

UPDATED: ISTANBUL FASHION WEEK || MY FAVOURITE SHOWS & STREET STYE & BACKSTAGE

Paris ve Milano'dan defalarca bahsetmişken İstanbul Fahshion Week'ten bahsetmemek elbette olmaz. Spring / Summer 2011de yaptığım gibi her showdan değil yalnızca dikkatimi çekenleri ve beğendiklerimi paylaşacağım bu sefer. Öncelikle hiç bir defileyi yerinde değil de ''markafoni'' ve Vogue aracılığıyla incelediğimi belirtmem gerekir. Bunca moda yazısı yazdıktan sonra benim IFWye gitmediğimi yadırgıyanlardansanız daha önce zaten bahsetmiştim bunun nedeninden. Ancak bir kez daha kısaca söyleyecek olursam 1// Kimseye ağız burun eğemem bana davetiye vermesi için. 2// Sınav dönemimle ufak da olsa bir çakışma oldu. (aslında bu bahane) 3// Kendini beğenmiş insanlardan kendimi uzak tutmak için. (Bknz. bir önceki IFWde kendini Paris / Milano / NYC / LDN moda haftalarında zanneden ayakları yere basmayan insanlar- bloggerlar).
Niyazi Erdoğan'da bir parça hayal kırıklılığına uğramadım desem yalan olur ! 70lerin ve 80lerin minibüs şoförlerine gönderme yaptığı kolleksiyonunda beni benden alan şey ''Miras değil alın teri'' mottosu. ''Alın Teri'' kavramı üzerine son günlerde bolca öterken bunun karşıma çıkması çok hoş oldu. Tek erkek kreasyonu ''tasarımcısı'' olarak S/S'11de olduğu gibi çok fazla tasarım harikası parçalar yerine daha fazla ''hazır-giyim''i hatırlatan kıyafetlerin olması beni hayal kırıklılığına uğratan nokta oldu. Onun dışında rengarenk kıyafetler hazırlamış olması ise bence süper. Gucci'de karşımıza çıkanlar kadar estetik olmasalar da ''clutch''lara / el çantalarına dikkat ! And let the spanish hero's revival in 2011 winter :) Müzik olarak oluşturulan Orhan Gencebay Mix'i ve bıyıklar ise showu oldukça teatral kılmayı başarmış.
Kendisiyle birebir karşılaşmasam da fotoğraflarından gördüğüm kadarıyla inanılmaz sempatik olan Zeyenp Tosun'un kreasyonu ise neredeyse bir şehir efsanesine dönüşmüştü ! Yine bir parça hayal kırıklılığa uğradımı belirtmem gerekir. Evet bir çoğu güzel şeyler. Derilerin harmanlanması, pantalonlar, sırt dekolteleri, ancak çok da yenilik olmadığını düşünüyorum. (Yenilik yok derken Tosun her seferinde yeni yeni işler çıkartıp kendini yeniliyor, ancak dışarıdan gördüğüm bazı defilelerle kıyaslayacak olsam yenilik yok demek istedim). Kısaca tanımlayacak olsam ise gothic, seksi, vamp ve ''totally'' şık kadınların tercih edebileceği kıyafetler olduğunu belirtmeliyim. Müziği ise şahane. Cidden ifw'de kullanılan en iyi müzik ondan çıktı.
Simay Bülbül'e gelince: yine mitolojik hikayelerden yola çıkıp bomba bir kreasyon hazırlamış. Kendisine Ramadan'dan ''Tarzına Kurban'' şarkısını yollamak istiyorum. ''Saçlar, başlar .. tarzına kurban...'' hele aksesuavarlar. Muhteşem über seksi sırt dekolteleri ve sert kadın imajı. Uçtum ben bunlarla ... Keşke bizim sosyetimizi, ünlülerimizi de bu kıyafetler için de açılışlarda, galalarda görsek ...  
Geçtiğimiz sezon Deniz Berdan aksesuvarları ve styling'iyle çok konuşulan Günseli Türkay bu sefer de insana ''hadi ordan'' dedirttiren bir show hazırlamış. Kış ortasında bahar havasını hatırlatan renkler bir kenara, danteller ile kadınsallığı da geçtim, ''o vücut boyama nedir abi, nays nays baby !''. Kafadaki dev çiçekler ise görmezden gelinmeyecek gibi.
Biraz da davetlilerin stili ve backstage ! Burada da yine imdadıma koşan markafoni oldu. Gülünç ve moda kurbanı insanları seçmek yerine ciddi stilleri seçmeye çalıştım. Erkeklerin stilinde bir tanesine inanılmaz gülsem de, hiç kimseyi yargılayamam !
Belki defileleri değil de backstage'i görmeyi çok isterdim. Baksanıza inanılmaz eğlenceki gözüküyo :)
Ece Sükan IFW yıldızıydı desem abartmış olur muyum bilmiyorum ama hem inanılmaz stylish görünümlerle ''front row''da oturup hem podyumun tozunu attırıp hem de backstage'de çalışmak pek de kolay iş olmasa gerek. Eh bir de Vogue ve NTV için yapması gerekenler... İnsan olmamalı o :)) İşte aşağıda hem Mavi'nin hem de Derimod'un podyumunda. Kendisi aynı zamanda Derimod'un stylingine de yapmış. Whoaa.

Üçüncü gün aynı zamanda ''glam strikes back'' de dedirttirdi. 90ların top modelleri yeniden sahneye çıktı. Gucci defilesinde yürüyen model ve Alice Dellal Mavi'de yürüdü. Emre Altuğ'un Derimod'da sahneye çıkması ise çok varoş. Ne o Victoria's Secret falan mı yapmaya çalışmışlar ? Off ! Aynı zamanda Dita von Teese de Damat / Tween defilesinde ikinci günde smokinle sahneye çıktı. Ancak bence ''çok reklam hareketler bunlar'' yani ana hber bültenlerinde, magazin programlarında kimse defilelerin ''moda'' yönünden bahsetmedi. Herkes magazin peşinde. Elbette reklam yapılacak, ama reklamın kolleksiyonun önüne geçmiş olması :S
Ve Muhteşem Selma Ergeç ! Tapıyorum bu kadına. Vogue'un ilk sayısında minik bir editöryali de vardı. Umarım ilerki aylarda yine onu görürüz. Sanırım en sevdiğim yerli model :)) Nasıl anlatsam ki sevgimi :) Neyse Demet ve Çağla'yı da es geçmeyelim :)
Sonuç olarak, kanımca, ''aman Istanbul'un da bir Fashion Week'i olsun da, çamurdan olsun'' mantığıyla hazırlanmış bir organizasyon. Sonuç olarak kimilerince ''over-rated'' aynı zamanda da. En kısa zamanda organizatörlerin biraz paraya kıyıp adam akıllı birşeyler yapmaya başlaması lazım. Ve işi bilenlere emanet etmek lazım. Biraz Avrupa'ya baksak ya kim neler yapıyor diye ?
görseller blog.markafoni.com

12 Ocak 2011 Çarşamba

IFW HAKKINDA ... VE AÇIKLANAN PROGRAM

Geçtiğimizi sezon gibi, ağustos'ta yapılan organizasyonun akisne Istanbul Fahion Week yeniden SantralIstanbul'da gerçekleşecek. 3- 6 Şubat Tarihlerinde.

En merakla beklediğim iki isim son zamanlarda nedenini bilemediğim şekilde kendisine olan sempatimin arttığı Zeynep Tosun ve Ayna ile Pixel temalı kreasyonlarına beni aşık eden, koleksiyonunu tamamıyle erkeklere ayırdığı için extradan taptığım Niyazi Erdoğan. Bu iki isim dışında bir de Simay Bülbül'ün nasıl bir defile hazırlayacağını merak ediyorum.

Moda Haftasına katılma gibi ''ölüp bitme'' düzeyinde bir isteğim yok. Zira daha önce katılan arkadaşların ortam hakkındaki düşünceleri beni bu fikirden soğuttu.
Kendini moda yazarı veya Anna Dello Russo sanan bloggerlar. Abartılı outfitler ! vs vs. Bir de sanki davetyileri kendi adlarına özel yollanmış gibi hava vermezler mi ? Meğerse ... neyse. İleride belki dolabıma Niyazi Erdoğan'dan parçalar ekleyebilme şansına ulaşsam hiç kaçırmam en ön sıradan yer kapmak için çok uğraşırım. Aslında bu konular hakkında çok daha konuşulmalı, hani gittiğiniz bir defieye tasarımcı eseri olan bir kıyafetle mi katılmak gerekir yoksa sadece derli toplu bir kıyafetle gidilse olunur mu ? Belki özel davetiye aldığınız defileye tasarımcı kıyafetiyle gitseniz yine de daha iyi olur ?

Bir de fashion week'e katılmadan burada fikirlerimi yazdığım için de bazı saçma ithamlara maruz kaldım. Sanki Londra, Milano, Paris ve NYC 'a gidip de ordaki moda haftaları hakkındaki yazılarını o havayı soluyarak yazdılar o bloggerlar.

Bol sansasyonlu defilelere hazırlıklı olun derim. Bu arada bu seferki organizasyonda bir sürü değişiklik yapılmış onun için. Tık.
Pek haz etmesem de kendisinden o da doğru şeyler söyelmiş. Melis Alphan yazısı için. Tık.

Istanbul Fahion Week (2011 Spring / Summer) yazılarımın tümü için ise. tık.

29 Ağustos 2010 Pazar

ISTANBUL FASHION WEEK MEN ON RUNWAY // NİYAZİ ERDOĞAN + DAMAT/ ADV + HATİCE GÖKÇE + AVVA

Yazıya başlamadan önce Special Thanks to Gossip Boy izleyicilerine. Bir hafta boyunca modayla alakalı olmamama rağmen tüm #ifw postlarıma direnç gösterdiniz.  Bu yazı da tüm erkek takipçilerime gelsin.

Bir günde üç post. Teşekküler Istanbul Fashion Week. Sanırım tüm postlar içinde yazarken, hazırlarken en fazla bunda eğlenicem çünkü erkek modası zamanı. Bunca gün kadınlardı derken, erkekleri ayırarak hepsini bir arada sizlere sunmak istedim. Niyazi Erdoğan'ın cool çalışmaları. Damat / ADV'nin aile babası imajı. Hatice Gökçe'nin yenilikçi ve sıradışı koleksiyonu. AVVA'nın dandy look, şık erkekleri. Bence erkek modası kutlanmalı, ayakta alkışlanmalı.

Niyazi Erdoğan'ın işleri Karma 2 defilesinde sergilendi ve bence bomba oldu. Evet orada Tuvana Büyükçınar da vardı, ama işte Tuvana. Mesaj aynı. ''Yeter ki Sinem Kobal tarzı gençlerimiz giysin''. Oysaki Niyazi de bambaşka şeyler vardı. Erkekleri kalıplarından çıkaran bir şeyler...
Caddelerde bu kombinle gezen erkekleri bir düşünsenize. İnanılmaz cool.Kırışık gömlek bir numara. Hele renkli kıravat ? Sıkıcı ve ciddi değil, hem renkli, eğlenceli, hem de şık. Sade bir görünüm yerine aksesuarla zenginleşip daha iyi görünebilirsiniz. Bence ben bu kıravatı ve gömleği edinmeliyim.
Renkler yine başrolde. Bence erkekler artık iyice alışmalı renkli giyimlere. Bizler bunu yaparken diğer gözler de bunu yadırgamamalı. Defilede podyuma çıkan Umut Eker ise imajı ciddi anlamda iyi yansıtmış. Bu arada o dövmeler sanki kombinler için yapılmış. Ancak bu kadar hoş bir ikili ortaya çıkardı her halde.
 Şapkalar son yıllarda zaten revaçta, ancak 2011 İlkbahar/ Yaz sezonunda yeniden bunları görmek oldukça hoş olucak.Tshirt'lerdeki yakalara dikkat ! Ancak hepsinden önemlisi ceket içindeki piksel detaylar. ne yaparsanız yapın renkleri bir yerde kullanın.

Niyazi Erdoğan sonrasında birazcık sıkılma vakti. Zira Damat / ADV vakti. Neden böyle bilemiyorum ancak bende bir ''baba'' ya da ''aile erkeği'' imajı çizildi. Zaten podyuma Beyaz'ı çıkartarak imajlarının ne olduğunu da belli ettiler. İçinde cidden hoş kombinler olsa da bilemiyorum Niyazi'den sonra çok sıkıcı. Yine de kreasyonda renkler de mevcut. Oldum rengarenk diyerek giyeriz onları da. 
Klasik kesimler, yenilik yok, risk almadan giyilebilecek hoş kombinler.
Şortlarda da kıvırma modası 2011de devam ediyor. Bunu ben bile çoktan uyguladım zaten.
Alın size renk cümbüşü. =)

Bir de AVVA tarzı var. Yukarıda da belirttiğim gibi dandy look guys için güzel kombinler mevcut. Buz saçlı erkekler defilenin sürpriziydi. Hazır olsun az sonra neredeyse bütün kreasyon burada.
Renkler muhakak bir yerlerde kullanılmalı. Ayakkabılar ise şahane.
Çantalar, çantalar, çantalar ...Evet ben de çanta meraklısıyım ve boyundakiler... Hepsi de çok hoş.
Karizma nasıl mı yaratılır ? Tabi ki AVVA giyinerek.
Renkler, renkler, renkler .... Ayrıca modellerde inanılmaz gerçeküstü duruyorlar ...


Ortadaki outfit tam benlik.

Ve en sona sakladığım Hatice Gökçe ... Bilmiyorum kendisi buradan benim sesimi ne kadar duyabilir, ama eğer bunu okuyan ve kendisini tanıyan biri varsa, lütfen gitsin ve kendisini anlından öpsün, benim yerime kutlasın, tebrik etsin, teşekkür etsin... Bir kadın olarak erkek modası yaratmak, ona yenilikler getirmek ve bunda başarılı olmak. Ayakta alkışlanırsın sen Hatice Gökçe.
Hatice Gökçe derilerine bayıldım. Ve bu son bembeyaz outfit. Dikkatinizi çekmem gereken en önemli detay ise ayakkabılarda.