Fall / Winter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fall / Winter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Temmuz 2012 Perşembe

MOODBOARD: BATMAN

Siyah, erkekler için bu sezonun trendi denebilecek bir renk değil. Koyu renkler hep hakim. Ama siyah; pelerin, deri ve az biraz futuristik materyallerle birleşti mi aklıma ilk gelen şey Batman oluyor. Ya da bu günlerde 'algıda seçiciliğim' bu yönde çalışıyor. Neyse, ama korkmayın ''pelerin is the new it piece'' olurken pek sevimli modacılar tayta aynı sempatiyi göstermemişler. Huzurlarınızda Fall/ Winter '12 Men's Fashion Show'larına Batman Yorumu!


Türkiye'nin en güzel giyen kadını Aslı Abbasoğlu. Üstelik moda evleri gibi onun da kendine yapıştırdığı bir DNA'yi var. Yürüyen Celine kampanyası gibi bir kadın dersem olayı da özetlemiş olurum. Ya da she has real sense of style. (Burdaki sense of styleın ne olduğundan daha önce çokça bahsetmiştim. bknz. Lisbeth Salander) Her neyse, konumuz erkekler ancak hanfendinin twitter biosundaki şu cümle oldukça etkileyici. Owner of a wardrobe that's somewhere between Batman and Nan Kempner. Hah! İşte bence hazır Batman geri dönmüşken kendimize bir parça Aslı-touch getirebiliriz. 

Formülü biraz değiştirerek cümleyi biz ''between Batman and Bruce Wayne'' olarak yorumlayabiliriz. Wayne hiçbir filmde James Bond ya da Inception'daki erkekler gibi jillllet gibi takım elbiselere bürünmese de zengin playboy karakteriyle örtüşen kıyafetleri giymekten geri kalmıyor. Gece oldu mu ise pelerin ve Burberry'nin zımbalı eldivenleri en büyük destekçisi.

Görüldüğü gibi Batman olmak hiç bu kadar kolay olmamıştı!
Burberry Prorsum
Dolce & Gabbana
Emporio Armani
Hermes
Maison Martin Margiela- Lanvin
Nicholas K- Mugler
Simon Spurr- Rick Owens- Rad by Rad Hourani
Valentino
Yves Saint Laurent
Viktor & Rolf
Ha yeri gelmişken. Herşeyi unuturum ama bunu unutmam!
Tüm görseller style.com
Aslı Abbasoğlu, vogue.com.tr

ps. Bana bir gün üzerine saatler boyu konuşmak istediğin fotoğraf var mı deseler, hiç düşünmeden Abbasoğlu'nun bu karesini de seçerdim.

4 Kasım 2011 Cuma

MOODBOARD: THE SCARLET LETTER: KIRMIZI GUC

Collectif Representation temali Timur Celikdag lensinden i-D nin sonbahar sayısı için çekilmiş bu ve bunun gibi fotoğraflardan oluşan editöryalin amacı herkesin ''koyun'' gibi olduğu toplumdan sıyrılmak. Aynı şeyleri yapıyorsak bile. Herkesin aynı şeyleri yaptığı / istediği bir topluluktan sivrilmek ''ben burdayım'' diyebilmek.

Bunu bir kenara birakacak olursak ise bu sezon red is the new black. Son birkaç senedir modayla daha içli dışlı olmamdan sonra geçip giden her moda haftasından sonra gördüğüm tek şey aslında değişen bir şeyin olmaması. Her sezon ''40s are back'', ''60s are back''. İspanyol paça bir sezon başka tasarımcının radarında, bir sonrakinde bir diğerinin. Sadece tarih tekerrürde değil moda da. Dolayısıyla bu kış sezonu için renklerin ve kırmızının geri geldiğini uzaylı görmüşcesine iddia etmek fazla olur, aslında onlar hep orada, ancak kesin olan bir şey varsa kırmızı bu sezon uzun zamandır elde etmek istediği baş rolü sonunda kapmış gibi.
Dior Homme / taken from Arena Homme
Modada sevdiğim başka bir şey varsa, ya da sevdiğim en güzel şey dergiler ve hazırlanan editöryaller. Dediğim gibi ''keep calm and start reading style.com'' bir süre sonra aslında tekrarlanan şeylerin olduğunu görecekseniz. Erkekler bu sezon feminen, kadınlar bu sezon masküler, geri gelen 70ler, tekrar moda olan 90lar. Hopefully there are magazines ve fotoğrafçılar ve editörler bir araya geldiklerinde Alice'in hayal dünyası o kadar da fantastik kalmıyor.
GQ China Style
Sonuçta bu yolla giydiğiniz kırmızı Dior palto ya da Dolce & Gabbana kırmızı smokin size podyumlardan daha reel gelebilir, ya da onu elde etmek daha cazip gelebilir. Belki de davete katıldığınızda öğle yemeğinize eşlik eden GQ Style ekindeki model gibi hayal edebilirsiniz kendinizi. Evet evet tıpkı editöryaldeki gibi kırmızı smokin ve verilen davet, tıpkı o fotoğraf karesinde olduğu gibi herkesin gözü üzerinizde, belki partyden ayrılırken yalnız da olmassınız hem ?
Bon Magazine
Bu işi kurallarına göre uygulamak istiyorsanız - en azından kırmızı giyen bir centilmen olarak gözükmek istiyorsanız- kadınların dolabında olduğu gibi color blocktan kaçınılmalı sanırım. Yanı kırmızı bir pantalon + yeşil bir blazer. Ohh boy ! Play it safe wear it with black !
Sol: GQ Italia // sağ: models.com ''from various editorials'' postundan
Kırmızıyı farklı kalıplarla ve kumaşlarla yorumlayan tasarımcılar bu sayede sevdiğiniz modellerin kırmızısını da yaratarak ya da sezonun zaten trend olabilecek parçalarını kırmızıyla yorumlayarak aslında erkekleri yine de güvenli sulara itmiş. Kadifeler, boyları kısalan ceketler / blazerlar ve pelerinler. Bunlar hemen hemen tüm tasarımcıların zaten bu sezon için düşündükleri modellerdi. Ancak onlar da belirli kalıpları kırarak sadece siyahla değil, kırmızıyla da birleştirmişler. Double hip.
Hercules
Aksesuarlar sizler için kıyafetlerden önce mi gelir, daha mı dikkat çekicidir bilmem ama aslında her iki grup için de düşünülmüş oynak bir artı değer. Trendleri takip edeyim ama çok da göze batmayayım diyorsanız, ya da şeytan ayrıntıda gizlidir mottosunu belirlemişseniz de her iki şekilde de şans sizden yana. Kırmızı eldivenler, kırmızı çantalar, ayakkabılar. Siyah Balmain bir paltoyu kırmızı eldivenle tamamlamak ? Ya da sıradan bir jean + kazak lookunu LV çanta ile hareketlendirmek ?
Instinct Mag
Kırmızıyı yaratırken hiçbir tasarımcı o kadar da ısrarcı değil. Rengi siz seçin. İster renginizi açıp biraz portakal gibi gezin, ister bordoya sığınıp kendinizi Fransız hissedin. Emin olun hardal rengi bir kazak, koyu kahve bir kadife pantalon ve kızıl-bordo bir blazer kombini çok da göz yormazdı. Hatta harikulade bile olabilir.
Wonderland // GQ France // The Block 
İlla dolabıma bu sezondan bir şey katayım, benim tarzım olsun, kıyafetim benim önüme geçmesin ama diyorsanız GQ France editöryalinden çıkma V Naked kazak tam size göre. Hatta bana.
Attitude // Volt Mag
Bence kostümlü bir party vermenin tam zamanı geldi. Be sexy ! Bir şey geçirmeden üstünüze Gandy'nin yapmış olduğu gibi battaniyeye sarılın. Emin olun kimse size ''homeless'' demez, belki Native Americalı. Ama kesinlikle ilgi üstünüzde.
Vogue Hommes Japan
Kaç sezondur devam eden ''kıvrık paça'' modasında ise şeytanca planla yeniden kırmızıyı hayata sokabilirsiniz.  Kırmınızın gücü adına ! Göster çorabını, kanıtla coolluğunu.
GQ China // GQ Style China // GQ Paris // WWD
Hiç olmadı ''kırmızı çete'' kurun. Ortamın da en iyi giyinen ''buddy''leri seçilin. Biriniz kırmızı pantalon, diğeriniz kırmızı blazer.
Madame Figaro // Hercules
Kırmızının en şık ve dandy hali ise yukarıda.

Seçtiğiniz kırmızıyla dilediğiniz erkek olun.

22 Eylül 2011 Perşembe

WISHLIST- TOP 10 LOOKS FROM THE F/ W 2011 RUNWAYS

İş 2011-12 Sonbahar / Kış Erkek Trendlerine göz atmaya gelince karmaşıklaşıyor. Muhteşem, klasik kesimlere sahip olan Italyan Markarları ve Tasarımcıları bile takım elbiselerde yenilik arayışında, pantalonlarda genel olarak 20lere dönme havası sezilirken, ceketlerin de boyları kısalmakta. Sadece koyu renkler ön planda değil Dolce & Gabbana, Dior Homme gibi en gözde tasarımcıların elinden kırmızı renkte göz alıcı takım elbiseler görmek mümkün. Büyük ihtimal hiçbir CEO bunları giyip işe gitmez, ancak Academy Awards kadar ağır top olmayan ödül törenlerinde belki görürüz. Dolce & Gabbana'nin bir diğer yeniliği ise ceketleri disko topuna çevirme arzusuydu. İki ortak bir diğer markaları olan D&G için bile değişiklik planlamışlardı. Artık podyumların en renkli ismi Walter van Beirendock olmayacaktı. Ne var ki renklerin arasına hepimizin sevgilisi Disney kahramanlarını serpiştirmekle yetinmemişlerdi. Aynı zamanda kendinizi Coca-Cola görevlisi gibi hissedebilmeniz bile olasıydı.

Takım elbiselerde klasikten şaşmayıp, üstelik köklere geri dönen Gucci'de ise 70lere şarpka çıkartan kaşmir kazakların yanında bir çok defilede görmüş olduğumuz kadife pantalonlar da geri dönmüştü. Anlayacağınız bir kadife şart bu sene. Dior Homme'un son yaptıklarını Lanvin kadınlarınınkiyle özdeşleştirsem de bu sene paltolar Burberry modeli asi olmakla yetinmiyor. Geniş hacimler, pelerin kırması modeller. Neyse paltolar da gelecek sefere. Aşağıda seçmiş olduklarım ise sezonun birçok trendini içlerinde barındıran 10 değişik look. Bir diğer şekilde anlatıcak olursam, Londra, Paris, Milano ve New York'tan seçmiş olduğum Top 10um.

Bir numaramda Balmain var. Belki podyumlardan sokaklara uzanan yolda ulaşılması en güç markalardan biri. Balmain yöneticileri de bunu görmüş olsa gerek, zira daha ucuza yaratılan Pierre Balmain artık daha ulaşılabilir. Tabi ki ne kadar ulaşılabilirse. Balmain deyince akla ilk gelen muhteşem paltolar. Paltoları öyle beğenilmekte ki Vogue Paris'in baş editörü Emmanuelle Alt bile gardrobunun %90ını bunlarla meydana getirmiş. Hem ulaşılması güç, hem de muhteşemler. Bir nevi arzu nesnesi. Şimdi yatır hep kullan cinsinden üstelik. Rock ve asi stiliyle nam salan Balmain paltosu dışında, slim fit jean ve kadife pantalonlarıyla da yakın markajda olması gerekiyor bence. Benim gibi atkı meraklısı insanlar için ise yapmış yapacağını. Anlaşılan bu sezon Balmain sırf beni düşünmüş. Brit olmayan ama Londra sokak stilini Burberry'den daha iyi temsil edebilen bir marka. I wish I was a punk rocker smoking pot all day.
70lerin Hippie akımını değil de sofistike Fransız stilini geri getiren Gucci'nin sadece muhteşem çantaları kilit nokta değildi elbet. Yukarıda görmüş olduğunuz yün kazağın etiketi 650 € civarında pantalon ise 450 €.
Tribal efektlerle asi sonbaharın altını çizen Givency bu sezon kendini baştan yaratmış gibiydi. Podyumda kullanılan ayakkabılarla beni fetheden Tisci belli ki kışın gothic havasına uygun karanlık işlerle karşımıza çıkmayı yeğlemişti. Podyumlardan sokağa ise yukarıdaki looktaki bildiğimiz klasik Amerikan Cool Kid cekedinin deri ile yeniden yorumlanmış hali. Balmain palto, Gucci kazak, Givency pantalon. Of of of.
Givency'nin aksine tepeden tınağa, ayakkabıdan gözlüğe kadar DYO kutusuna düşmüş gibi. Kadie pantalonla üstteki Givency ceketi kombinleme olasılığı bile var. Burada olduğu gibi kadife pantalonlar dışında jeanlerle kombinlenip muhteşem Nike Sneakersları da ayağa geçirip rengarenk D&G kazağı heba etmemiş de olabilirsiniz. Yine de hatırlatma da fayda var her ne kadar retrovari gözükse de üstünde Coca-cola reklamı var !
Sokak stilinden uzakta olan ve klasik Italyan profiline daha uygun olan Dolce & Gabbana'da ise dediğim gibi en klasikleşmiş takım elbiselerde bile ezbere bilinen bilgiler arlt üst oldu. Slim fit takımlar yerine önde olan modelin arkasındaki kırmızı takım buna örnekken benim seçtiğimde ise cekette bazı şeyler farklı. Dikkat edilmesi gereken husus ise iki parçayı birbirinden ayırmamak ya da ayıracak olsanız bile pantalonunuz da vücuda yapışan cinsten değil de biraz bol olsun. Bu trend gelecek sezonlarda da devam eder mi bilmez ama kalıpları yıktığından bence hoş üstelik bu look sadece Dolce & Gabbana'ya da mahsus değil. İnsanın bunlara baktıkça Anna Dello Russo'nun erkek olarak yaratılmış hali olası geliyor.
Sokak stinini en iyi yansıtan Amerikan Buckler'da hoşuma giden şey ise bu palto oldu. Defileyi hazırlayan styling'çinin yapmış olduğu gibi böyle bir kemeri palto üzerinden kullanma fikri ise uygulanası. Tabi burda giyen kişinin vücut proporsiyonları da önemli. Look'un favorimlerinden biri olma sebebi ise paltonun boyu. Ne kısa ne de uzun. Kısalar daima problemdir. Altan giyilenin sarkma sorunu ! Uzunda ise Sicilyalı mafya babaları özentisi olma durumu. 
Hermes'te hiç kuşkusuz gözüme batan şey boyuna sarılan. Koyu renk olması ise onu en kullanışlı yapan detaylardan. Mevsim geçişleri sırasından çantalardan eksik olmaması gereken fular / atkı aslında modaevinin en büyük imzalarından biri. Balmain bir palto ya da Burberry deri ceket ne anlam ifade ediyorsa bu da onu çağrıştırmalı. Tabi kadınar için üretilen Birkin Bag'den hemen sonra. Her neyse bu fular Top 10 F/ W look ya da parçalarımdan yedincisi.
Beyaz bir gömlek, jean, siyah bir takım elbise erkekler için ne anlama geliyorsa smokin de onu çağrıştırmalı bence. Kendimi daha başka neyin içinde seksi hissederim bilmiyorum ama smokinin bu konuda bana çok faydası olduğu belli. Tom Ford ya da Lanvin aslında her zaman için bir numaram olsa da bu Jean Paul Gaultier de fena gözükmüyor.
Posta her ne kadar ''paltolar başka sefere'' diyerek başlasam da yine bir palto ''look''u. Seçtiğim 10 görünümde de sezon trendlerine de değiniceğimi belirttiğimden aslında bu da beklentileri karşılıyor sanırım. 1. Palto: Kesimi, modeli yine alışılagelenden farklı. Jean ve yukarıdaki Gucci yün kazakla eşleştirdiğinizde daha spor, takım elbiseyle kombşnlediğinizde ise daha klas olma şansından, çok amaçlı. Bele tıpkı yukarıdaki Buckler'da olduğu gibi kemer bağlayarak daha modern ve farklı bir hava da katabilirsiniz. Maksat görünüm göz yormadan, abartmadan zengin durmak. (Zengin derken görüntünün). Yaz kreasyonlarının aksine, bir kaç tanesinin dışında hemen hemen bütün moda evlerinin ortak seçimi koyu renkler, üstüne bir de kadife pantaln eklenince Louis Vuitton da bu kışın galiplerinden.
Sadece podyumların değil benim de genel kış modası anlayışım koyu renklerden oluşmakta. Bu yeşili görünce ise renk dedim. Aklıma ''The September Issue''da ona renk olarak yeşili gösteren Stefano Pilatti'ye attığı bakışıyla Anna Wintor geldi. Bu tam benim favorim olan V yaka kazak aynı zamanda kışın en çok sevdiğim iki rengi de bir araya getirdiği için kalbimi çalmış durumda. Bu Iceberg kazağı aynı zamanda benim genelde tüm kış yaptığım gibi bir t-shirtle de kombinlemek en doğru davranışlardan biri olabilir. Yaka bağır açık gezip üşemeyenlerdenseniz o ayrı. Siyah ya da kahverengi kanımca en uygunu. Pantalon olarak ise yukarıdaki klasik seçim aksine D&G ya da Gucci kadifesi tercih edilebilir. Toprak renklerdeki palto, çanta ve Timberland botlarla ise benim kışkı halimi hayal edebilirsiniz. Tabi bunu canınız çok sıkıldığınızda yaparsanız eğlenceli olabilir.

4 Eylül 2011 Pazar

THE IT BAGS - ODE ON A ITALIAN BAG

Çantalar: Kimine göre tutku, kimine göre saat kadar önemli ve bütünden ayrılamaz bir aksesuar, kimine göre gereksiz ve de fazlalık. Siz hala 90larda yaşayıp cüzdanınızı arka cebinizde, telefonunuzu kemerinizde, bozuk paralarınızı bir cebinizde, anahtarlığınızı ötekinde, ufak bir not defteri ile kitabınızı da elinizde taşıyorsanız gerçi sorun yok ? Ya da çanta erkek adamı bozar diyorsanız Mahmutpaşa'dan aldığınız pembe gömleği de çöpe atıverin o halde.

Üstelik moda bu konuda faşist de davranmıyor. Yine her zaman olduğu gibi renkten ve çeşitten bol ne var dercesine kolleksiyonların göbeğine çantaları yerleştirmişler. Aşağıdakiler pahalı da olabilir, zevkinize hitap da etmeyebilir. Zevk demişken ben çanta kullanımında ısrarcıyım, ancak eğer tasarım eseri bunları beğenmiyorsanız yılların eskitemediği Jansport veya Eastpak'lerden bile birer tane edinebilirsiniz derim.

Ufak bir dipnot daha. Marka bu yazıyı okur mu bilemeyeceğim ama Koton'un çantaları sanırım biraz dandik. Kullanmaya başladıktan bir ay sonra, üstelik her gün kullanmama rağmen, dikişleri patlayıp, içindeki astarı yırtıldı, Koton'un çantalarıyla problemi olan üstelik tek de ben değilim. Hazır giyim markalarından çanta almak istiyorsanız eğer, klasik Fred Perry ve Adidas modellerin yanı sıra Top Man'e harika deriler için DeSa'ya ya da hatta Atlas Pasajı'na bile bakabilirsiniz. 

DIOR HOMME // PAUL SMITH
Klasik sırt çantalarının yeniden yorumlanmış şekli F/W 2011 defilelerinde karşımıza çıktı. Daha sofistike bir şekilde yorumlayan Dior'un aksine, çöp torbasının daha modern ve deneysel hali Paul Smith'te karşımıza çıktı.
LOUIS VUITTON // GUCCI
Yılan ya da timsah derileri kadar über-lüks materyallerden yapılmasa da bu el çantalarının ya da clutchların daha ''halktan'' şekli 80lerin Türk Şöförlerini de baz alan Niyazi Erdoğan kolleksiyonunda da karşımıza çıkmıştı. Aslında boyutları bu kadar küçük olmayan el çantalarını yıllardır çeşitli bürolarda çalışan 50+ yaşlarındaki beyler de kullanır. Ancak LV ve Gucci tüm bunlara farklı bir yorum getirerek Elie Saab giyip elinde Chanel clutch taşıyan kadınların tam eşini yaratmak istemiş. 60ları yeniden yorumlayan Gucci ile jilet gibi  Louis Vuitton takımlarınızı bundan böyle bu clutchlarla da tamamlayabilirsiniz. Sanırım ceketlerin / blazerların iç cepleri tarih olmak üzere. 
HERMES // GUCCI
Hermes ''erkeklerin neden Birkin Bagleri yok?'' diye düşünmüş olup evini yanında taşımayı seven beylere sürpriz yapmak istemiş olabilir. Aşağıdaki ikiliden benim oyum Hermes'e. Gucci ise çantayı daha bavulvari yapmış. Bir günlük uzak iş seyahati için bile aslında ideal.
GANT by MICHAEL BASTIAN // TRUSSARDI //  JOHN VARVATOS
Çanta deyince asla vaz geçemeyeceğim model. ''Postacı''. Ki bence her erkeğin gardrobunda bir beyaz t-shirt ya da siyah takım elbise kadar bulunması şart olan parçalardan. Materyaliyle Trussardi kalbimi çalarken, Gant ise modeliyle lütfen beni al diye bağırmakta. Bir jean bir deri ceketle kombinleyebileceğiniz J Varvatos ise biraz asi olmak isteyeceğim zamanlarda elimin altında bulunmasnı isteyeceğim cinsten.
ETRO // GUCCI
Birkin for male kadar sofistike değil, omuzunda çanta taşımaktan zevk almayanlara, daha spor, daha pratik ve elde taşımak için tote bag'ler.
LOUIS VUITTON // JOHN VARVATOS // GUCCI
Bond çantaların günümüze kadar gerçekleştirdiği evrim bu olsa gerek. Rengine hayran kaldığım Gucci (sondan ikinci) yine sahip olmak isteyebileceğim cinsten.
Yeni sezon başlamışken, son kez okula geri dönmeye hazırlanırken bunlardan bir kaçı benim olsa hayat da bayram olmaz mıydı ? 

Kim bilir Keats belki de 21.YYda yaşasaydı ''ode on a Italian Bag'' diye bir şiir yazardı.

20 Ağustos 2011 Cumartesi

MOODBOARD: ÖZGÜR KIZ YA DA ÇİÇEK KIZ. INDIE / INDIAN STYLE

Bu kış sokaklar hiç olmadığı kadar renkli. Yazın etkisini bir türlü üstünden atamayanlar ve yazın gelmesini bekleyenler için ideal yani. Color blocklara devam, puantiyeler en gözde, belki biraz fetişist yaklaşım ama oldukça dokunaklı ve romantik. Ya da Lanvin kadını gibi sade ama herkesten güçlü.

Ancak gelin görün ki bu trendlerin en büyük rakibi olmaya aday iki güçlü stil. Biri Aztek topraklarından geliyor, diğeri de 69 ruhundan. Kelime oyunu yapmak isteyenler için ise mükemmel ten uyumu kıvamında tekerlemeler için ilham kolay gelecek gibi. Biri Indie diğeri Indian. Gerçi her ikisinin özünde yatan da özgür ruh değil mi ? Belki de bu tasarımları giyerek çiçek kız olup, toprağın tadını alıp günün koşuşturmacasından / stresinden uzakta durmak isteyenler için en ideal trend budur. 2011 / 2012 Sonbahar / Kış Indie / Indian trendi için Milano- Paris podyumlarındayız.

Kim bilir belki de filme çevrilmeyi bekleyen ''Just Kids''in gardrobunda bu tasarımcalardan bir şeyler görebiliriz.

İlk durak Paris'te karşımıza çıkan Chloé. 70ler ruhu, patchwork stili ve Oturan Boğa'nın battaniyesi. Kullanılan deriler ise sanki Orta Batı'dan geçen Bizonlardan alınmış gibi.

Maskülen stiliyle Paris'ten bizlere seslenen Emmanuelle Alt markası Isabel Marant ise kürklerin ve zengin-şık stilinin yanında Indie'ye yer verenlerdendi. Saçaklar, pançolar ise vahşi batı özelliğini güçlendiren detaylardan.

Paris'teki Hermès showu her zamankinden daha fazla bekleniyordu. Yeni tasarımcı Lacoste'dan ithaldi. Polo yaka t-shirtlerden Nomadic kültüre geçiş pek de kolay olmamıştır. Ama sonuçta elde edilen başarı göz ardı da edilemez.
Milano'dan selam çakan Etro defilesinin açılışını ise Vogue Türkiye Ocak sayısının yüzü ve yakında çıkacak olan V Fall Issue'de Carine Roitfeld direktörlüğünde hazırlanan''The Heroes'' editöryalinde başrolde karşımıza çıkacak olan Aymeline Valade yapmıştı. Etro kreasyonunda herzamanki gibi baş rol kıyafetler üzerindeki motiflerin insanda bıraktığı etkideydi.
İlhamını kırlarda dolaşan hayvanlardan almış gibi duran Karl Lagerfeld'in bir diğer eseri ise Milano'da Fendi ile karşımıza çıktı. Ancak Fendi'yi tanımlayabilecek özellik ise sofistike-özgürlük kelimelerinin altında yatıyor. Doğru kumaş, doğru renk kombinasyonunda Indie havası eserken aynı zamanda 70lerin elitist Parizyen çay partilerindeki havayla da karşılaşabilirsiniz.
Şu dünyada sayılı ailelerden birine mensup olmak istersiniz. Kennedyler. Gainsbourglar, Roitfeltler ve Missoniler. Milano'dan selam çaakan Missoni el örgüsü kıyafetleri ve pijamamsı stiliyle tüm moda evleri arasından daima bana en sıcağı, içteni ve rahatı gelir.
Kim bilir belki de bunlardan bir outfiti seçip I wish I was a punk rocker diyerekten Istiklal'de Tünel'de, Galata'da gezmeye başlarsınız.

13 Şubat 2011 Pazar

NEW YORK FASHION WEEK || MEN'S SHOWS F/W 2011/ 12

Milano ve Paris'ten bahsettikten sonra Istanbul'dan Niyazi Erdoğan hakkında yazmıştım. Sırada New York Fashion Week; Men's Show var !

Göze çarpan defilelerden ilki sokakta sergilenen ''Buckler'' showu oldu. Siyahların çokça kullanıldığını hatta kolleksiyona hakim olduğunu belirtsem şaşırmazsınız umarım. Ancak aralarda sarı pantalon ve paltolar olduğunu da eklemeliyim. Ki sarıdan nefret ederim. Alttaki görsellerde ise şık ama oldukça feminen bir parça olduğunu görüyorsunuz. Eğer editöryal yapıcak olsam modele onu giydirip eline de Gucci'nin clutchlarından tutuştururdum :) İlk iki görseldeki paltolar favorim ! Botlar ise must have item ! Ahh ah. Buckler'ın 2011 yazı için erkeklere hazırladıkları kolleksiyonu da şurada yazmıştım. Tık.
Tommy Hilfiger'da renklerin geçmiş sezonlara göre daha az kullanılmış olması ve spor kıyafetler yerine daha klasik parçaların göz önünde olması ise beni hayal kırıklılığına uğratsa da pastel tonların varlığı ve çekici kazakların yer alması çook cool ! :)
Antonio Azzaulo'da özellikle ilgimi çeken şey kürk detaylar oldu. Daha önceleri de kürkü görmüştük, ancak bir erkekte en sevmediğim şey paltolardaki kürk detaylar ve kürk aksesuvarlar. Ancak buradakileri beğendim. İkinci karede yer alan boleromsu kısa palto ise kalbimi çalan parça oldu ! Ve son karedeki kazak ! Alışılagelmiş de olsa ben onu da çok sevdim. 
Seneye dolaplara kürk yerleştirmek demek şart oldu ! Zira Band of Outsiders'da bize bunu öğütlüyor. Ayrıca yün kazaklar ve hırkalar tam benim stilim 
Loden Dager'da ise bakmanız gereken yer boyundaki detaylar ? Tamam papyon güzel ama bir yerden sonra stil sahibi! tüm insanların üstünde görmek sıktı biraz. Dager da farklı bir yorum getirmiş olaya ! Kazaklardaki geometrik detaylar da bu koleksiyonda da devam etmekte.
Gant by Michael Bastian tıpkı Tommy ve Gilded Age gibi en favori markalarımdan. Hem şık, hem spor, hem sokak stili. Renkler, kürkler ve geometrik detaylar birçok show'da olduğu gibi yeniden karşımızda. Lütfen çorap ve kemer detaylarını görmezden gelmeyin :)