Trends etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Trends etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Temmuz 2012 Perşembe

MOODBOARD: BATMAN

Siyah, erkekler için bu sezonun trendi denebilecek bir renk değil. Koyu renkler hep hakim. Ama siyah; pelerin, deri ve az biraz futuristik materyallerle birleşti mi aklıma ilk gelen şey Batman oluyor. Ya da bu günlerde 'algıda seçiciliğim' bu yönde çalışıyor. Neyse, ama korkmayın ''pelerin is the new it piece'' olurken pek sevimli modacılar tayta aynı sempatiyi göstermemişler. Huzurlarınızda Fall/ Winter '12 Men's Fashion Show'larına Batman Yorumu!


Türkiye'nin en güzel giyen kadını Aslı Abbasoğlu. Üstelik moda evleri gibi onun da kendine yapıştırdığı bir DNA'yi var. Yürüyen Celine kampanyası gibi bir kadın dersem olayı da özetlemiş olurum. Ya da she has real sense of style. (Burdaki sense of styleın ne olduğundan daha önce çokça bahsetmiştim. bknz. Lisbeth Salander) Her neyse, konumuz erkekler ancak hanfendinin twitter biosundaki şu cümle oldukça etkileyici. Owner of a wardrobe that's somewhere between Batman and Nan Kempner. Hah! İşte bence hazır Batman geri dönmüşken kendimize bir parça Aslı-touch getirebiliriz. 

Formülü biraz değiştirerek cümleyi biz ''between Batman and Bruce Wayne'' olarak yorumlayabiliriz. Wayne hiçbir filmde James Bond ya da Inception'daki erkekler gibi jillllet gibi takım elbiselere bürünmese de zengin playboy karakteriyle örtüşen kıyafetleri giymekten geri kalmıyor. Gece oldu mu ise pelerin ve Burberry'nin zımbalı eldivenleri en büyük destekçisi.

Görüldüğü gibi Batman olmak hiç bu kadar kolay olmamıştı!
Burberry Prorsum
Dolce & Gabbana
Emporio Armani
Hermes
Maison Martin Margiela- Lanvin
Nicholas K- Mugler
Simon Spurr- Rick Owens- Rad by Rad Hourani
Valentino
Yves Saint Laurent
Viktor & Rolf
Ha yeri gelmişken. Herşeyi unuturum ama bunu unutmam!
Tüm görseller style.com
Aslı Abbasoğlu, vogue.com.tr

ps. Bana bir gün üzerine saatler boyu konuşmak istediğin fotoğraf var mı deseler, hiç düşünmeden Abbasoğlu'nun bu karesini de seçerdim.

4 Nisan 2012 Çarşamba

IT SHOES

Onlar sezonun gözde ayakkabıları, tasarım harikaları. Kimi zaman bir işbirliği sonucu ortaya çıkıp hem tasarım ruhunu hem de markanın klasik bakış açısını birleştirirken, bazıları da kendi klasik yolundan şaşmadan bilindik filozofisiyle yola devam etmekte. Dost ya da düşman fark etmez, aslında başkalarının bakıp bakmaması da önemli değil. Belki de dünyayı ele geçirmek için devrimsel hareketler yapmanıza ilham verecek sizi itecek tasarımlar bunlardır.
Oliver Spencer
Nike / Dunk High Deconstructed Premium Pack
Visvim/ Hockney
Buterto / Ripple
Ibiza, Marni biraz da Etro havası olan TopMan
H&M


22 Eylül 2011 Perşembe

WISHLIST- TOP 10 LOOKS FROM THE F/ W 2011 RUNWAYS

İş 2011-12 Sonbahar / Kış Erkek Trendlerine göz atmaya gelince karmaşıklaşıyor. Muhteşem, klasik kesimlere sahip olan Italyan Markarları ve Tasarımcıları bile takım elbiselerde yenilik arayışında, pantalonlarda genel olarak 20lere dönme havası sezilirken, ceketlerin de boyları kısalmakta. Sadece koyu renkler ön planda değil Dolce & Gabbana, Dior Homme gibi en gözde tasarımcıların elinden kırmızı renkte göz alıcı takım elbiseler görmek mümkün. Büyük ihtimal hiçbir CEO bunları giyip işe gitmez, ancak Academy Awards kadar ağır top olmayan ödül törenlerinde belki görürüz. Dolce & Gabbana'nin bir diğer yeniliği ise ceketleri disko topuna çevirme arzusuydu. İki ortak bir diğer markaları olan D&G için bile değişiklik planlamışlardı. Artık podyumların en renkli ismi Walter van Beirendock olmayacaktı. Ne var ki renklerin arasına hepimizin sevgilisi Disney kahramanlarını serpiştirmekle yetinmemişlerdi. Aynı zamanda kendinizi Coca-Cola görevlisi gibi hissedebilmeniz bile olasıydı.

Takım elbiselerde klasikten şaşmayıp, üstelik köklere geri dönen Gucci'de ise 70lere şarpka çıkartan kaşmir kazakların yanında bir çok defilede görmüş olduğumuz kadife pantalonlar da geri dönmüştü. Anlayacağınız bir kadife şart bu sene. Dior Homme'un son yaptıklarını Lanvin kadınlarınınkiyle özdeşleştirsem de bu sene paltolar Burberry modeli asi olmakla yetinmiyor. Geniş hacimler, pelerin kırması modeller. Neyse paltolar da gelecek sefere. Aşağıda seçmiş olduklarım ise sezonun birçok trendini içlerinde barındıran 10 değişik look. Bir diğer şekilde anlatıcak olursam, Londra, Paris, Milano ve New York'tan seçmiş olduğum Top 10um.

Bir numaramda Balmain var. Belki podyumlardan sokaklara uzanan yolda ulaşılması en güç markalardan biri. Balmain yöneticileri de bunu görmüş olsa gerek, zira daha ucuza yaratılan Pierre Balmain artık daha ulaşılabilir. Tabi ki ne kadar ulaşılabilirse. Balmain deyince akla ilk gelen muhteşem paltolar. Paltoları öyle beğenilmekte ki Vogue Paris'in baş editörü Emmanuelle Alt bile gardrobunun %90ını bunlarla meydana getirmiş. Hem ulaşılması güç, hem de muhteşemler. Bir nevi arzu nesnesi. Şimdi yatır hep kullan cinsinden üstelik. Rock ve asi stiliyle nam salan Balmain paltosu dışında, slim fit jean ve kadife pantalonlarıyla da yakın markajda olması gerekiyor bence. Benim gibi atkı meraklısı insanlar için ise yapmış yapacağını. Anlaşılan bu sezon Balmain sırf beni düşünmüş. Brit olmayan ama Londra sokak stilini Burberry'den daha iyi temsil edebilen bir marka. I wish I was a punk rocker smoking pot all day.
70lerin Hippie akımını değil de sofistike Fransız stilini geri getiren Gucci'nin sadece muhteşem çantaları kilit nokta değildi elbet. Yukarıda görmüş olduğunuz yün kazağın etiketi 650 € civarında pantalon ise 450 €.
Tribal efektlerle asi sonbaharın altını çizen Givency bu sezon kendini baştan yaratmış gibiydi. Podyumda kullanılan ayakkabılarla beni fetheden Tisci belli ki kışın gothic havasına uygun karanlık işlerle karşımıza çıkmayı yeğlemişti. Podyumlardan sokağa ise yukarıdaki looktaki bildiğimiz klasik Amerikan Cool Kid cekedinin deri ile yeniden yorumlanmış hali. Balmain palto, Gucci kazak, Givency pantalon. Of of of.
Givency'nin aksine tepeden tınağa, ayakkabıdan gözlüğe kadar DYO kutusuna düşmüş gibi. Kadie pantalonla üstteki Givency ceketi kombinleme olasılığı bile var. Burada olduğu gibi kadife pantalonlar dışında jeanlerle kombinlenip muhteşem Nike Sneakersları da ayağa geçirip rengarenk D&G kazağı heba etmemiş de olabilirsiniz. Yine de hatırlatma da fayda var her ne kadar retrovari gözükse de üstünde Coca-cola reklamı var !
Sokak stilinden uzakta olan ve klasik Italyan profiline daha uygun olan Dolce & Gabbana'da ise dediğim gibi en klasikleşmiş takım elbiselerde bile ezbere bilinen bilgiler arlt üst oldu. Slim fit takımlar yerine önde olan modelin arkasındaki kırmızı takım buna örnekken benim seçtiğimde ise cekette bazı şeyler farklı. Dikkat edilmesi gereken husus ise iki parçayı birbirinden ayırmamak ya da ayıracak olsanız bile pantalonunuz da vücuda yapışan cinsten değil de biraz bol olsun. Bu trend gelecek sezonlarda da devam eder mi bilmez ama kalıpları yıktığından bence hoş üstelik bu look sadece Dolce & Gabbana'ya da mahsus değil. İnsanın bunlara baktıkça Anna Dello Russo'nun erkek olarak yaratılmış hali olası geliyor.
Sokak stinini en iyi yansıtan Amerikan Buckler'da hoşuma giden şey ise bu palto oldu. Defileyi hazırlayan styling'çinin yapmış olduğu gibi böyle bir kemeri palto üzerinden kullanma fikri ise uygulanası. Tabi burda giyen kişinin vücut proporsiyonları da önemli. Look'un favorimlerinden biri olma sebebi ise paltonun boyu. Ne kısa ne de uzun. Kısalar daima problemdir. Altan giyilenin sarkma sorunu ! Uzunda ise Sicilyalı mafya babaları özentisi olma durumu. 
Hermes'te hiç kuşkusuz gözüme batan şey boyuna sarılan. Koyu renk olması ise onu en kullanışlı yapan detaylardan. Mevsim geçişleri sırasından çantalardan eksik olmaması gereken fular / atkı aslında modaevinin en büyük imzalarından biri. Balmain bir palto ya da Burberry deri ceket ne anlam ifade ediyorsa bu da onu çağrıştırmalı. Tabi kadınar için üretilen Birkin Bag'den hemen sonra. Her neyse bu fular Top 10 F/ W look ya da parçalarımdan yedincisi.
Beyaz bir gömlek, jean, siyah bir takım elbise erkekler için ne anlama geliyorsa smokin de onu çağrıştırmalı bence. Kendimi daha başka neyin içinde seksi hissederim bilmiyorum ama smokinin bu konuda bana çok faydası olduğu belli. Tom Ford ya da Lanvin aslında her zaman için bir numaram olsa da bu Jean Paul Gaultier de fena gözükmüyor.
Posta her ne kadar ''paltolar başka sefere'' diyerek başlasam da yine bir palto ''look''u. Seçtiğim 10 görünümde de sezon trendlerine de değiniceğimi belirttiğimden aslında bu da beklentileri karşılıyor sanırım. 1. Palto: Kesimi, modeli yine alışılagelenden farklı. Jean ve yukarıdaki Gucci yün kazakla eşleştirdiğinizde daha spor, takım elbiseyle kombşnlediğinizde ise daha klas olma şansından, çok amaçlı. Bele tıpkı yukarıdaki Buckler'da olduğu gibi kemer bağlayarak daha modern ve farklı bir hava da katabilirsiniz. Maksat görünüm göz yormadan, abartmadan zengin durmak. (Zengin derken görüntünün). Yaz kreasyonlarının aksine, bir kaç tanesinin dışında hemen hemen bütün moda evlerinin ortak seçimi koyu renkler, üstüne bir de kadife pantaln eklenince Louis Vuitton da bu kışın galiplerinden.
Sadece podyumların değil benim de genel kış modası anlayışım koyu renklerden oluşmakta. Bu yeşili görünce ise renk dedim. Aklıma ''The September Issue''da ona renk olarak yeşili gösteren Stefano Pilatti'ye attığı bakışıyla Anna Wintor geldi. Bu tam benim favorim olan V yaka kazak aynı zamanda kışın en çok sevdiğim iki rengi de bir araya getirdiği için kalbimi çalmış durumda. Bu Iceberg kazağı aynı zamanda benim genelde tüm kış yaptığım gibi bir t-shirtle de kombinlemek en doğru davranışlardan biri olabilir. Yaka bağır açık gezip üşemeyenlerdenseniz o ayrı. Siyah ya da kahverengi kanımca en uygunu. Pantalon olarak ise yukarıdaki klasik seçim aksine D&G ya da Gucci kadifesi tercih edilebilir. Toprak renklerdeki palto, çanta ve Timberland botlarla ise benim kışkı halimi hayal edebilirsiniz. Tabi bunu canınız çok sıkıldığınızda yaparsanız eğlenceli olabilir.

27 Mart 2011 Pazar

AZICIK UCUNDAN GÖSTER !

Birkaç sezondur en büyük trendin paça kıvırmak olduğunu sağır sultan bile biliyor artık. Ancak bu trendi uygularken dikkat etmeniz gereken nokta ütülenmiş bir pantalon ya da iyice temizlenmiş bir ayakkabı değil. İkisi arasından görünecek çoraplar. Yani aslında kilit nokta çoraplar. Eğer ''bring the kıro back'' demek istemiyorsanız zaten beyaz çoraplarınız çoktan geri dönüşüm makinelerinde bu dünyaya başka bir nesne içinde geri gelmiştir. ''Klişeler bana göre değil'' diyorsanız ise bir süreliğine siyah çoraplarınızı dolabınızda ''az kullanılanlar'' kısmına kaldırın.

Peki ne yapalım diyorsanız, evvet tam da ondan söz ediyorum. Ancak kafanızın yanında yanan ampulü bir yok edin, yan komşunuzu sizin için radyonun sesini açtı bile Sertab çığırıyor ''oldum rengarenk''
Mr. Porter'tan özenle seçtiğim 4 farklı pantalonu geçirin üstünüze. Rahat bir şekilde paçaları kıvırmak için de göbeğinizi eritin. Ve yine aynı siteden sizler için seçtiğim ''Disney-Like'' çorapların içine ayağınızı sokuşturun. 
Evvet şimdi Lanvin ayakkabınız ile Burberry pantalonunuz arasındaki kırmızı renkteki Ralph Lauren çoraplarınızı vapurda karşınızda oturan teyze, otobüste arka çaprazdan sizi seyreden amca ve merdivenlerden peşinizden koşan genç dahil herkes gördü. 
Merak etmeyin bu trendi uygulamaya kalkarsanız kimse size gülmeyecek zira henüz geçen haftalarda bitiveren Paris, New York, Milano moda haftalarında boy gösteren tüm dandylar, karizmalar, modern delikanlılar, editörler, gazeteciler ve bloggerlar bunu denedi bile. Size gülen arkadaşlarınıza ise ''dön de kendi kıçına gül'' deyin. 
Eklemek istediğim birkaç şey de şu. Hayatım boyunca gri çoraplardan nefret etmişimdir (size ne ki). Neyse içimde kalmadı, nedense bu özelliğimi belirtmek istedim. 
Bir de özellikle oxford'ları nasıl çıplak ayak giydiklerini de henüz anlayamadım. Modanın daima insanı rahatsız ettirdiği (yani mükemmel görünürken-siz aslında can çekişebilirsiniz) gerçeğini aslında hepimiz biliyoruz. Ancak bunun bir püf noktası olabilir mi ?

images via
mrporter.com (panths- shoes- socks)
gq.com (tommy ton- street style)

25 Mart 2011 Cuma

WHITE LACE

Tamam bu aralar çok fazla moda postu yazmaya başladım affedin, ama bu konu hakkında bahsetmeseydim olmazdı. Geçtiğimiz sonbahar tüm dergi kapaklarında Miu Miu vardı. Aralık ayında ise Balmain. Şimdi ise bir çoğunda Dolce & Gabbana olmak üzere her yerde beyaz, dantel elbiseler. Tamam trend bu ! Ama biraz yaratıcılık trend uygulamayın trend yaratın dergiciler ! Evet boş adamım oturup bunları araştırdım !

en az 4 dergiden daha bekliyorum bu atılımı.
images via fashiongonerouge

YÜKSELEN TREND : UZAKDOĞU

Teknolojiyle kanımıza giren Uzak Doğu; Çin’deki akıl almaz işçi sayısı, Japonya’dan hızına yetişilemez teknolojik gelişmeler… Kimine göre uzak doğu çoktan dünyayı yönetmeye başlayan süper güç haline geldi bile. Kimine göre ise fitil ateşlendi, ancak biraz daha zaman var.  Ancak tartışılamaz bir gerçek var ki uzak doğu kültürü dört bir yandan bizleri sarmaya başladı bile. Belki çok yakın zamanda Bollywood’dan sonra bir de Harajukuwood filmleri izlemeye başlayabiliriz, ya da yeni Lady GaGa Amerika’dan değil Honk-Kong’dan çıkabilir ?
Tüm bu önermeler bir kenara moda dünyası uzak-doğu’nun çekimi altına çoktan girdi bile. Trendin en büyük destekçilerinden ilki American Vogue’un Aralık 2010 sayısındaki”Asia Major” editöryaliydi . Efsanevi kızıl editör Grace Coddington‘un Uzak doğulu modellerle hazırlanan bu hikayesinden sonra Anna Wintour da katıldığı davetlerde firmaların Çinli temsilcileriyle pek bir haşır neşirdi.
Kendini hissettiren bu trende ”quartetly published” alternative dergimiz de destek çıkmasaydı olmazdı. (Ki büyük ihtimalle onlar bu dergiyi çok daha önceden hazırlmaya başlamışlardı bile.) Halen bulup okuyabileceğiniz ”Trendsetter” dergisinin Kış 2011sayısında ise Japonya’ya selam var ! Derginin editöryallerinde bu kültüre göndermeler, Japon sanatçılar, Tokyo Moda Haftası ve Harajuku Style hakkında çok şey bulabilirsiniz.
Alternative ve yeni isimlere açık olan New York Moda Haftası‘nda tasarımlarını sergileyen bir çok modacı ise yine uzak doğudan .. Philip Lim, Alexander Wang, Anna Sui, Derek Lam bunlardan sadece birkaçı. Marc Jacobs ise 2011 ilk bahar / yaz sezonu için yine ilhamını uzak doğudan aldı ve Louis Vuitton için hazırladığı kıyafetler moda dergilerinin kapaklarına taşındı.
Ve Fransız Moda Haftası‘nda tasarımlarını sergileyen Hüseyin Çağlayan‘ın 2 sezondur (2011 S/S – F/W 2100/2012) etkilendiği imgeler ise Japonya’dan; ”Kaikou” (open country) ve ”Sakoku” (closed country / cultural isolation) .
soldaki ilk bahar / yaz ; sağdaki sonbahar / kış
images via; models.com, style.com, google images

25 Aralık 2010 Cumartesi

PARTIES ARE FASHIONABLE WITH MUSIC AND CLOTHES || KAPAK KONUSU

Aralık ayında moda dergilerinden tutun da -edebiyat hariç- müzik dergilerine kadar tema discoydu. Yılın en havalı ayı aralık olunca editörler bir bir disco'ya/ party'e giderken en cool görünüme bürünebilmemiz için bizlere öğütler verdiler. Bu sefer de James Mayer'e kulak vermenin vakti.

Her zaman için bir t-shirt, deri ceket ve jean ile oldukça cool görünebilirsiniz. Seçtiğim görseller tezimi desteklemese de söylediğim materyalleri alabilirsiniz :)) H&Mde gördüm deri ceketi mükemmel. Olmadı Bershka'ya da göz atabilirsiniz :) Benim seçtiğim görseller ise Zara'dan. Tshirt Bershka. Dediğim gibi görsellerime aldanmayın ! Renagrenk spor ayakkabılar (Nike, Adidas, Bershka'ya göz atın). Deri ceketiniz ise daha spor olabilir. Jean'e gelince koyu renk de fena olmaz.

Ayakkabılar için daha önceden hazırlamış olduğum ''boots and boys'' postuna göz atabilirsiniz. Aynı zamanda Nice Boy'da bizim için yılın en iyi ayakkabılarını seçmişti. Olur da o gece hava biraz soğuk olur diye ''scarves'' postuma göz atmada yarar var. Hatta deri ceketlerin de içinde olduğu bir postum da var bu arada :)

Ancak bir de partylerle özdeşleşmiş ayakkabılar var ki onları göz ardı edemezdim.


En şık hanımların da şu ayakkabıdan giydiğini düşünsenize :)
Postun kapanışında biraz da müzik. Atlas bebek röportajında kendisi bizler için bir kaç tavsiyede bulunmuştu. Ev partysinde hangi müzikler çalınsın diye ! İşte tık tık. Bir de benden bir kaç öneri. içinde Sophie Ellis ile ortak çalışmasının yanı sıra çeşitli sanatçıların şarkılarına yaptığı remixler de bulunan ''Mirage'' albümü ile Armin van Buuren. En sıkı dans şarkılarında seçiceğiniz kendi greatest hits'inizle en iyisinden bir Sophie Ellis. Daha önceden de belirttiğim gibi ''Night Work'' ile Scissor Sister. özellikle karma albüm düşünenler için ''Sex and Violence'' bence muhakkak içine katılsın. Goldfrapp ve ''Head First''ten de birkaç şarkı seçebilirsiniz. İçinde ''Scream'', ''Brave'' ve ''Emancipate''in olduğu muhteşem albüm ''Fleshtone'' ile Kelis'e de bir şans verin. Tabi bunlar bildiğin dans şarkılarından oluşmuş seçenekler. Alternatif partylerde bence -özellikle bir ev patysinde- indie / alternative müzikler ise çok daha hoş olur ! Onun için de albümler etiketli yazılarıma bir göz atmanızda fayda olabilir :))

Gelelim bu ayki kapak yıldızına ! Bu ay da iki farklı kapak hazırlamıştım sizler için. Bunları yeniden görmek için tık tık. Fotoğraflar Damen Baker tarafından çekilmiş. Model ise Clara Paget. Fotoğraflar ise Sheer Magazine için çekilmiş. Sheer Magazine 2010 yılında online olarak yayın hayatına başlamış ve 2011de ''in print'' olarak devam etmek istiyor bakalım ! Buzlar ve plastikler ! Modada yeni arayışlar.

MUTLU YILLAR !!
İYİ EĞLENCELER !!!

UNUTMAYIN ŞIK KIYAFETLER YA DA KALİTELİ MÜZİKLER ...ASLINDA BUNLAR HEPSİ İKİNİCİ PLANDA. BUNLAR OLMADAN DA YANINIZDA SEVDİKLERİNİZ OLDUKTAN SONRA İNANILMAZ EĞLENCELİ BİR GECE GEÇİREBİLİRSİNİZ !

EN ŞIK DERİ CEKETİ SEÇMEK YERİNE, EN İYİ ARKADAŞLARINIZA 31 ARALIKTA GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN ÖNERİLERDE BULUNUN !!