Trendsetter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Trendsetter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mart 2011 Cuma

WHITE LACE

Tamam bu aralar çok fazla moda postu yazmaya başladım affedin, ama bu konu hakkında bahsetmeseydim olmazdı. Geçtiğimiz sonbahar tüm dergi kapaklarında Miu Miu vardı. Aralık ayında ise Balmain. Şimdi ise bir çoğunda Dolce & Gabbana olmak üzere her yerde beyaz, dantel elbiseler. Tamam trend bu ! Ama biraz yaratıcılık trend uygulamayın trend yaratın dergiciler ! Evet boş adamım oturup bunları araştırdım !

en az 4 dergiden daha bekliyorum bu atılımı.
images via fashiongonerouge

YÜKSELEN TREND : UZAKDOĞU

Teknolojiyle kanımıza giren Uzak Doğu; Çin’deki akıl almaz işçi sayısı, Japonya’dan hızına yetişilemez teknolojik gelişmeler… Kimine göre uzak doğu çoktan dünyayı yönetmeye başlayan süper güç haline geldi bile. Kimine göre ise fitil ateşlendi, ancak biraz daha zaman var.  Ancak tartışılamaz bir gerçek var ki uzak doğu kültürü dört bir yandan bizleri sarmaya başladı bile. Belki çok yakın zamanda Bollywood’dan sonra bir de Harajukuwood filmleri izlemeye başlayabiliriz, ya da yeni Lady GaGa Amerika’dan değil Honk-Kong’dan çıkabilir ?
Tüm bu önermeler bir kenara moda dünyası uzak-doğu’nun çekimi altına çoktan girdi bile. Trendin en büyük destekçilerinden ilki American Vogue’un Aralık 2010 sayısındaki”Asia Major” editöryaliydi . Efsanevi kızıl editör Grace Coddington‘un Uzak doğulu modellerle hazırlanan bu hikayesinden sonra Anna Wintour da katıldığı davetlerde firmaların Çinli temsilcileriyle pek bir haşır neşirdi.
Kendini hissettiren bu trende ”quartetly published” alternative dergimiz de destek çıkmasaydı olmazdı. (Ki büyük ihtimalle onlar bu dergiyi çok daha önceden hazırlmaya başlamışlardı bile.) Halen bulup okuyabileceğiniz ”Trendsetter” dergisinin Kış 2011sayısında ise Japonya’ya selam var ! Derginin editöryallerinde bu kültüre göndermeler, Japon sanatçılar, Tokyo Moda Haftası ve Harajuku Style hakkında çok şey bulabilirsiniz.
Alternative ve yeni isimlere açık olan New York Moda Haftası‘nda tasarımlarını sergileyen bir çok modacı ise yine uzak doğudan .. Philip Lim, Alexander Wang, Anna Sui, Derek Lam bunlardan sadece birkaçı. Marc Jacobs ise 2011 ilk bahar / yaz sezonu için yine ilhamını uzak doğudan aldı ve Louis Vuitton için hazırladığı kıyafetler moda dergilerinin kapaklarına taşındı.
Ve Fransız Moda Haftası‘nda tasarımlarını sergileyen Hüseyin Çağlayan‘ın 2 sezondur (2011 S/S – F/W 2100/2012) etkilendiği imgeler ise Japonya’dan; ”Kaikou” (open country) ve ”Sakoku” (closed country / cultural isolation) .
soldaki ilk bahar / yaz ; sağdaki sonbahar / kış
images via; models.com, style.com, google images

5 Ocak 2011 Çarşamba

SOSYAL MEDYASIZ DERGİLER VE KAPANAN DERGİLER

Tam da bugün dergiler hakkında bir şeyler yazma fikrindeyken twitter'da bir anda dönmeye başlayan ''FHM Kapatıldı'' dedikoduları beni google'a itekledi. (bu yazıyı yazmaktaki ilk amacım da yeniden burada pörtleyiverdi, ama burada bir duralım önce.)

FHMin kapatılmasına zerre kadar üzülmedim. Maalesef evvel zaman içinde okumuşluğum var. Çırılçıplak kızlardan ve kaslı erkeklerden oluşan ''yazı değeri'' bulunmayan sayfalardan oluşmuş bir dergiydi. Örneğin Billboard ve Rolling Stone un kapatılma kararı alındıklarında zaten kaliteleri çoktan bozulmuştu, ama yine de üzülmüştüm. Ama burada hali hazırda kalitesi bulunmayan bir derginin kapatılması mevzu bahis.

Her neyse az daha sonra haber kaynağı daha başka şeyler de açıklıyor. FHM dışında, GEO ve Newsweek de dahil toplamda 5 dergiyi kapatma kararı almış Ciner Grubu. Bu dergi aksine Geo, Food & Travel ve Newsweek'in gayet de kaliteli dergiler olduğunu düşünüyorum. peki Türkiye'de dergiler neden okunmuyor, neden bir bir kapatılıyor ? Bunun dışında merak ettiğim bir diğer konu da TV ratingleri ve gazete satışları şeffaf bir şekilde açıklanırken neden acaba dergi satışları açıklanmıyor? Çok düşük olduklarından utanma duygusu falan mı gelişmiş bu konuda ? Bu konuda yanlışım varsa (hani açıklanmama sebebi falan) özür dilerim !

Yazıyı asıl yazmak istememin nedeni ise dergilerin sosyal medyadaki yetersizliği ? Vogue ve Babylon dışında son zamanlarda en merakla beklediğim / takip ettiğim dergilerden bir üçüncüsü Trendsetter. Ancak dergiyi D&Rlarda standlarda görene kadar haberimiz olmuyor. Hadi geçtim bir sonraki sayının içerik konusundan / kapaklarından bahsetmelerine ne zaman çıkacağından bile bir haberiz ?  Halbuki bir twitter hesapları olsa, facebooktan bizlere ulaşsalar, trendler hakkında haberler verseler, paylaşımlarda bulunsalar, hem bedava reklam hem de okuyucunun beğenisini daha fazla kazanmazlar mı ? Mesela en son Milliyet Sanat bunu yapmaya başladı ? Fena mı oldu ? Hem etkinliklerden de haberdar oluyoruz !

Trendsetter gibi sosyal medyada boy göstermeyen bir diğer dergi de Harper's Bazaar. Birçok rakibinden daha kaliteli içerik sunan (açık açık söylemem gerekirse -elle) bu derginin de yeterli düzeyde insana ulaşamadığını düşünüyorum. Ki ayrıca bu iki derginin çalışan bir web sitesi bile yok ? Yanılıyo muyum ?

Bazen bu duruma o kadar sinirleniyorum ki hani oturup ben mi açsam acaba adlarına bir site / twitter / facebook hesabı diye bile düşünmüyo değilim :))

Son olarak uzun zamandır GQ'nun Türkiye'ye geleceği söyleniyor. Vogue ile beraber Glamour ve GQ'nun da geleceği söylenmişti zaten. Merakla bekliyorum. Adam gibi bir erkek dergisi geleceği için mutluyum. Yani eğer haber cidden doğruysa. Bir de tabi orada, o grupta yer alabilme hayalleri de soğuk kış günlerinde içimi ısıtmama sebep olan en güzel şey :))

PS: Yazıyı görsellerle süsleyebilmek için bile adı geçen dergilerin yeni kapaklarını bulamadım.
xoxo

8 Temmuz 2010 Perşembe

SHOPPING TIME

100. postu yayınlama zamanı geldiğinde nedendir bilmiyorum ama beni cidden bir heyecan sardı. Sanki editörlüğünü yaptığım derginin 1. yaşını kutluyorum ya da onun benzeri bişey. ''Kayıtları Düzenle'' kısmında hali hazırda yazımın tamamlanmasını bekleyen 3 ayrı topic ve 2 ayrı da röportaj bekliyor. Amma velakin bu 100. yazı. Yine de belki özenli bir şey değil ama, ben hazırlarken oldukça eğlendim.

Henüz bavul toplamadıysanız bir kaç öneri sunmak istedim, uzun yolda ne yapılır, yenilikler neler dersiniz diye benden sizlere naçizane birkaç fikir.

Tatile giderken ''bunca saatlik yol nasıl çekilir?'' adlı o meşhur soruyu soran vatandaşlarımıza yardımcı olmakla başlayalım. İşte el/sırt çantanızda yer alabilecek öneriler. Bilmiyorum tatile giderken siz ne kadar rahat edersiniz ama '' ben şıklığımdan vaz geçmem'' diyorsanız aşağıdaki model tam sizlere göre, neticede içine sadece, kitap, dergi, mp3 çalar tarzı şeyler koyucaksınız.
Ancak tatilde şıklık da neymiş ben rahatlığı ararım diyorsanız sizlere her eve lazım Eastpak çantasını öneririm :P Gelelim çantamızı doldurma yollarına. İyice saçmalayan ve çizgisinden iyice çıkan ve önüme gelen her anda şikayet etmekten vazgeçmeyeceğim dergi Billboard'u unutuyosunuz, taşıtmak için adam gereken Vogue (ki o da artık inceldi! any guesses why ?)Harper's Bazaar ve Elle gibi dergilerinizi evde bırakıyosunuz ve yanınıza son zamanların en şık, en style, en cool, tarz ve havalı iki dergiyi yanınıza alıyosunuz. 04. sayısını çıkartan ''mevsimsel'' indie dergi ''Babylon'' ve son trendleri içinde barındıran, yeniliklerden geri kalmayacağınızı garanti eden ''Trendsetter''.

Peki otobüste giderken o rahatsız ama yine de bir şekilde içinizi bir hoş eden o otobüs yolculuklarını dergilerle idare ettiniz, akşama doğru boşalan sahilde, hafiften esen rüzgara karşı hiç mi kitap okumak istemeyceksiniz ? O halde ''Koloni'' sonrası adından tekrardan söz ettiren Jean-Cristophe Grange ve ''Ölü Ruhlar Derneği'' hem tam anlamıyla bir korku/ gerilim hem de bestseller. Çok satanlar listelerinin zirvesinden inmeyen bir diğer kitap ise şu sıralar metroda / vapurda herkesin elinde görebileceğiniz Ahmet Ümit ve ''İstanbul Hatırası''. İstanbul'dan uzaklaşırken en azından yanınıza hatıralarınızı almayı unutmayın. Kitaplardan son önerim ise Türkçe'ye henüz yeni çevrilen İskoç yazar Ali Smith'in konuşulan eseri ''Kız Erkekle Buluşur'' adlı novella. Roma Mitolojisinden, Ovid'in Metamorphoses'undan Iphis & Ishis'in aşkını 21. YYa uyarlandığı sürükleyici bir hikaye. (Kitapın geniş tanıtımı bir sonraki yazıda).

Ve iPod'unuza yüklemenzi gereken bir kaç yeni parça, yeni albüm. Eğer siz de o iğrenç beach club'larda, apaçi müzikleriyle ya da Alors On Danse gibi çakma ve seviyesi düşük hitlerle eğleniyomuş numarası yapmak istemiyosanız bence bu isimlere bir göz atın. İki önceki yazıda da öve öve bitiremediğim o muhteşem albüm Kylie Minogue // Aphrodite. Türkçe müzik sevenlere ise Sertab Erener // Rengarenk önerebilirim (ki onun yazısı da Kız Erkekle Buluşur'dan hemen sonra yerini burda alacak). Ben kendi albümü kendim oluştururum, ama yine de biraz yardım diyosanız Sophie Ellis-Bextor, Groove Armada ve Underdog Project şarkılarını yanınızdan eksik etmeyin.
El çantasını hazırlarken isterseniz iki de DVD seçeneğiniz olsun. Hani olurda okumaktan gözleriniz yoruldu, tüm gün güneşlenmenin verdiği sızıyla gece diskoya gidemeyecek oldunuz, o halde çıkartın laptopunuzu, ya da mini DVDPlayer'inizi takın bu filmleri ve eğlencenin dibine vurun. İtalya'nın tüm önemli ödüllerini topladıktan sonra NYC'de de Tribeca gibi dünyaca ünlü bir festivalde gösterimi yapıldıktan sonra Golden Globe için de yolu açılan Ferzan Özpetek'in yine ve yeniden harikalar yaratan filmi, daha çok yeni olarak raflarda yerini aldı. Aylardır dilime dolanan Nina Zilli parçası ve Lecce'nin muhteşem görüntülerinin arka plan olarak yer aldığı Mine Vaganti, ağlarken gülebileceğiniz, gülerken ağlayabilceğiniz, aynı zamanda toplumdaki bazı olaylar üzerine düşünebilceğiniz mükemmel bir kompoziyson. Aşk filmleri için sadece Şubat ayını beklemeyenlerdenseniz ise Hollywood'un tüm birinci sınıf ünlülerinin peşi sıra karşınıza çıktığı Valentine's Day filmini önerebilirim. Bir daha kimbilir nerede Jessica Alba, Kathy Bates, Jessica Biel, Bradley Cooper, Patrick Dempsey, Jamie Foxx, Jennifer Garner, Anne Hathaway, Ashton Kutcher, Queen Latifah, Taylor Lautner, Estelle, Julia Roberts & Taylor Swift'i bir arada bulabilirsiniz ki ?

Ve gelelim tatile giderken içini bir heves doldurduğunuz ancak geri dönüşte bir türlü boşalmayan o bavulun içine koyacaklarınıza. İşte hem rahat, hem şık hem de cool olmak isteyenlere herkesin bildiği ufak hatırlatmalara ben de bir şeyler ekleyeyim.

Nasıl ama ??? İyi Tatilleeeer :)

xoxo