Ferzan Özpetek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ferzan Özpetek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Temmuz 2010 Perşembe

SHOPPING TIME

100. postu yayınlama zamanı geldiğinde nedendir bilmiyorum ama beni cidden bir heyecan sardı. Sanki editörlüğünü yaptığım derginin 1. yaşını kutluyorum ya da onun benzeri bişey. ''Kayıtları Düzenle'' kısmında hali hazırda yazımın tamamlanmasını bekleyen 3 ayrı topic ve 2 ayrı da röportaj bekliyor. Amma velakin bu 100. yazı. Yine de belki özenli bir şey değil ama, ben hazırlarken oldukça eğlendim.

Henüz bavul toplamadıysanız bir kaç öneri sunmak istedim, uzun yolda ne yapılır, yenilikler neler dersiniz diye benden sizlere naçizane birkaç fikir.

Tatile giderken ''bunca saatlik yol nasıl çekilir?'' adlı o meşhur soruyu soran vatandaşlarımıza yardımcı olmakla başlayalım. İşte el/sırt çantanızda yer alabilecek öneriler. Bilmiyorum tatile giderken siz ne kadar rahat edersiniz ama '' ben şıklığımdan vaz geçmem'' diyorsanız aşağıdaki model tam sizlere göre, neticede içine sadece, kitap, dergi, mp3 çalar tarzı şeyler koyucaksınız.
Ancak tatilde şıklık da neymiş ben rahatlığı ararım diyorsanız sizlere her eve lazım Eastpak çantasını öneririm :P Gelelim çantamızı doldurma yollarına. İyice saçmalayan ve çizgisinden iyice çıkan ve önüme gelen her anda şikayet etmekten vazgeçmeyeceğim dergi Billboard'u unutuyosunuz, taşıtmak için adam gereken Vogue (ki o da artık inceldi! any guesses why ?)Harper's Bazaar ve Elle gibi dergilerinizi evde bırakıyosunuz ve yanınıza son zamanların en şık, en style, en cool, tarz ve havalı iki dergiyi yanınıza alıyosunuz. 04. sayısını çıkartan ''mevsimsel'' indie dergi ''Babylon'' ve son trendleri içinde barındıran, yeniliklerden geri kalmayacağınızı garanti eden ''Trendsetter''.

Peki otobüste giderken o rahatsız ama yine de bir şekilde içinizi bir hoş eden o otobüs yolculuklarını dergilerle idare ettiniz, akşama doğru boşalan sahilde, hafiften esen rüzgara karşı hiç mi kitap okumak istemeyceksiniz ? O halde ''Koloni'' sonrası adından tekrardan söz ettiren Jean-Cristophe Grange ve ''Ölü Ruhlar Derneği'' hem tam anlamıyla bir korku/ gerilim hem de bestseller. Çok satanlar listelerinin zirvesinden inmeyen bir diğer kitap ise şu sıralar metroda / vapurda herkesin elinde görebileceğiniz Ahmet Ümit ve ''İstanbul Hatırası''. İstanbul'dan uzaklaşırken en azından yanınıza hatıralarınızı almayı unutmayın. Kitaplardan son önerim ise Türkçe'ye henüz yeni çevrilen İskoç yazar Ali Smith'in konuşulan eseri ''Kız Erkekle Buluşur'' adlı novella. Roma Mitolojisinden, Ovid'in Metamorphoses'undan Iphis & Ishis'in aşkını 21. YYa uyarlandığı sürükleyici bir hikaye. (Kitapın geniş tanıtımı bir sonraki yazıda).

Ve iPod'unuza yüklemenzi gereken bir kaç yeni parça, yeni albüm. Eğer siz de o iğrenç beach club'larda, apaçi müzikleriyle ya da Alors On Danse gibi çakma ve seviyesi düşük hitlerle eğleniyomuş numarası yapmak istemiyosanız bence bu isimlere bir göz atın. İki önceki yazıda da öve öve bitiremediğim o muhteşem albüm Kylie Minogue // Aphrodite. Türkçe müzik sevenlere ise Sertab Erener // Rengarenk önerebilirim (ki onun yazısı da Kız Erkekle Buluşur'dan hemen sonra yerini burda alacak). Ben kendi albümü kendim oluştururum, ama yine de biraz yardım diyosanız Sophie Ellis-Bextor, Groove Armada ve Underdog Project şarkılarını yanınızdan eksik etmeyin.
El çantasını hazırlarken isterseniz iki de DVD seçeneğiniz olsun. Hani olurda okumaktan gözleriniz yoruldu, tüm gün güneşlenmenin verdiği sızıyla gece diskoya gidemeyecek oldunuz, o halde çıkartın laptopunuzu, ya da mini DVDPlayer'inizi takın bu filmleri ve eğlencenin dibine vurun. İtalya'nın tüm önemli ödüllerini topladıktan sonra NYC'de de Tribeca gibi dünyaca ünlü bir festivalde gösterimi yapıldıktan sonra Golden Globe için de yolu açılan Ferzan Özpetek'in yine ve yeniden harikalar yaratan filmi, daha çok yeni olarak raflarda yerini aldı. Aylardır dilime dolanan Nina Zilli parçası ve Lecce'nin muhteşem görüntülerinin arka plan olarak yer aldığı Mine Vaganti, ağlarken gülebileceğiniz, gülerken ağlayabilceğiniz, aynı zamanda toplumdaki bazı olaylar üzerine düşünebilceğiniz mükemmel bir kompoziyson. Aşk filmleri için sadece Şubat ayını beklemeyenlerdenseniz ise Hollywood'un tüm birinci sınıf ünlülerinin peşi sıra karşınıza çıktığı Valentine's Day filmini önerebilirim. Bir daha kimbilir nerede Jessica Alba, Kathy Bates, Jessica Biel, Bradley Cooper, Patrick Dempsey, Jamie Foxx, Jennifer Garner, Anne Hathaway, Ashton Kutcher, Queen Latifah, Taylor Lautner, Estelle, Julia Roberts & Taylor Swift'i bir arada bulabilirsiniz ki ?

Ve gelelim tatile giderken içini bir heves doldurduğunuz ancak geri dönüşte bir türlü boşalmayan o bavulun içine koyacaklarınıza. İşte hem rahat, hem şık hem de cool olmak isteyenlere herkesin bildiği ufak hatırlatmalara ben de bir şeyler ekleyeyim.

Nasıl ama ??? İyi Tatilleeeer :)

xoxo

6 Nisan 2010 Salı

MINE VAGANTI

''Aşktan daha karmaşık bir şey varsa o da ailedir.''

İşte o karmaşık aile yapısı; hikayenin de başlangıç noktası; Tommasa (Riccardo Scamarcio) Roma'dan döndükten sonra tam hayatı hakkındaki önemli bir şeyi açıklamak üzereyken lafa abisi (asıl kelimenin yazılış şekline sinir oluyorum) Antonio (Alessandro Preziosi) başlar ve eşcinsellğini açıklar. Duygu karmaşası, stres, üzüntü, sinir ama hemen ardından kahkaha. Daha filmin başında işte nasıl bir filmle karşılaşacağınızın sinyalleri veriliyo. Duygusal ve komik. Daha da önemli ikisi kimi zaman bir arada kimi zaman ardarda
İşte Alba karakteri yüzününden rapunzel saçlarını kestiren muhteşem güzellikteki Nicole Grimaudo.
Bilge baba-anne'den ince replikler:
'' “Normal” ne korkunç bir kelime.''
''Seni istemeyen binlerce insan arasından seni seven birini bul.''
''İmkânsız aşklar asla ölmez.''
''Hep başkalarının istediğini yaparsan hayat yaşamaya değmez.''

İşte filmden bir diğer eğlenceli kare. Tommaso'nun Roma'dan gelen arkadaşları, ailenin durumu kavrayamama karmaşası, bir kez daha şeker mi şeker halanın komikliği ve son olarak Teresa ve Tomasso'nun annesinin sahnesi :))

Elinden Vogue ve içki kadehleri düşmeyen bir hala :) Hatta ve hatta yeğeninin çocuklarına bile eğitim verdiği sanılırken aslında başka şeyleri öğretmesi (evet kahkahalar kesilmiyo)
Kayınpederine baba dediği için sürekli azar işiten bir damat ve '' acaba ben de gay miyim diye düşünmedim değil'' diyen bir abla ! =)

Elbetteki tüm bu muhteşem, eğleneli ve de duygusal repliklerin, sahnelerin yanında muhteşem ötesi güzellikteki (hayır abartı yok) Italya manzaraları ve arkafonda çalan müzikler filmin en belirgin güzellikteki unsurları.
Sezen Aksu, Pink Martini, Nina Zilli ve Bacarra !! VC Barcelona'daki Barcelona manzaraları ve o muhteşem ispanyol ezgileri ki Guila y Los Telerenni şarkısı Barcelona Barcelona benim için nasıl bi önem taşıyosa Lecce manzaraları ve 50 Miles ve Nina Bacarra da benim için artık aynı anlamı taşımaya başladı sayılır.



Tüm şarkıları dinlemek istiyorsanız tumblr sayfama göz atabilirsiniz :P
Here it is Apollo Tumblr Boy :P

O halde teşekkürler Ferzan Özpetek !
Belki en iyi Özpetek filmi değil ama... ama...beni inanılmaz şekilde derinden etkileyen bi film oldu...

Serseri Mayınlar Mine Vaganti Fragman Trailer - gazi-antep.com on Vimeo.


Thats all my lovely fellas :)