Ece Sukan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ece Sukan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mart 2011 Cuma

BRIGITTE BARDOT EFFECT !

İlham her yerde. Kimi zaman bir roman, bir müzik ya da film. Ya da bir karakter kimi zaman da bir birey. Filmlerde ya da editöryallerde yaratılan seksi ve sarışın kadınların atası sadece Marilyn Monroe değil.  Aynı zamanlarda 60lerdan günümüze bir ikon. Brigitte Bardot.
Her sezon Audrey’in ya da Brigitte’in yeni kopyalarıyla karşılaşyoruz. İşte son zamanlarda modada Brigitte Etkisi.
Moda dünyasının dev modeli Lara Stone’u ona benzetmeselerdi birşeyler eksik kalabilirdi. American Vogue April Issue 2011 by Mario Testino.
Farkındayım hava yağmurlu, Nisan kapıda, ancak içinizde okullar bitse de yaz gelse de tatile çıksak da denize girsek hissiyatı var ! Ateşle fitili Lara !
Lara Stone bu sefer de spring / summer couture kıyafetleri içinde W ‘ye poz vermiş. Craig McDean lensinden. Seksi, şuh, Fransız, asil ve elegan !
60 kuşağını seviyoruz, özellikle de 69 sonbaharını. Son zamanlarda izlediğim filmlerde karşıma çıkan bu yıllar beni geçmişe de götürdü, şu anda fikirlerimi bir yerlerde sergileyemesem bile bu yıllar bana bir çok şey yaratmak için ilham verdi bile. Ancak belli ki 60lı yıllar sadece beni değil Ece Sükan’ı da etkilemiş. Cüneyt Akeroğlu’nun kamerasıyla 69 Sonbaharı ve Julia Stegner / Vogue Türkiye Ekim 2010.
Ve son olarak ilhamın sınırlarını zorlayan bir görüntü. Bu sefer moda dünyasına değil müzik dünyasına gidiyoruz. Hangisi Duffy ?
images via, fashiongonerouge, fashionspot

10 Şubat 2011 Perşembe

VOGUE TURKEY IS THE NEW BLACK

12 Ay ! Vogue Türkiye nihayet 12. sayısını tamamladı. Uzun süren bekleyiş. Ve sonunda karşımızda birinci sayı. Birinci sayı ''back to basics'' havasında ''maden devrinde'' başlıyor. Ve 12. sayı tıpkı Seda Domaniç'in dediği gibi ''onu ister sevin ister sevmeyin'' millenyumun en büyük ikonlarından biri Paris Hilton ile son buluyor. Aralarda ise ''Yeni Çağ'' ve ''Hürrem Devri''ne sonrasında ise 20lerin ''duman altında'' geçen yıllarına, 60ların retro modasına, 70lerin asi ruhuna götürüyor bizi ... Modayı, tarihle, edebiyatla harmanladıkları için belki de Vogue Türkiye'yi bu kadar fazla sevdim !

Paris Hilton'u Vogue Türkiye'nin kapağa taşıdığı en sansasyonel isim olarak zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Türk Modasını kutlamak için Ağustos kapağında Vogue kapağı için can atan İngiliz Victoria Beckham bulunuyordu ! Haziran sayısında ise Istancool kaspamında da Istanbul'a gelen New Yorker, it-girl Leigh Lezark vardı. Modeller ise A-List olmayabilir ama sayısız kapak süsleyen Karlie Kloss, Jessica Stam, Elisa Crombez, Maryna Linchuk, Hillary Rhoda ve Julia Stegner ! Pardon biri az önce ''A-List değil'' mi dedi ? Üstüne üstelik Vogue'un bir de sihirli değneği var ! Maryna Vogue Türkiye kapağından sonra Alman Vogue'unda görüldü şimdi de Rus Vogue'u için çekimlerdeymiş. Ocak sayısında ''demir lady'' kıvamında poz veren Aymeline Valade ise bu sayıdan sonra hem kampanyalarda hem de Interview'in Şubat sayısında karşımıza çıktı ! Dolayısıyla Vogue kapağa kimi getireceğini de çok iyi biliyor ! Bir diğer deyişle bizi hayal kırıklılığına uğratmıyor. Yeni sayı elime geçtikçe bir sonraki sayının temasını ve kapağını hayal etmeye başlıyorum, ayın 25i geldi mi ise heyecandan yerimde duramıyorum desem abartmış olmam. Sahi, Aralık sayısı için o kadar heyecanlanmıştım ki kapak yayınlanmadan bir gece önce rüyama bile girdi. Elbette kapaktaki McQueen ipek elbiseli Lyncuk değil smokin giyen Lara Stone'du.

Eylül sayısı yani nam-ı diğer ''September Issue'' ise Vogue Türkiye'nin başlı başına ne kadar başarılı ve azimli ve de işini ciddiye aldığının kanıtıydı ! Gerçi hangi biri öyle değil ki ? Ancak hepsinden öte ''işte bu benim Vogue'um'' dediğim sayı Ekim oldu. Styling Ece Sükan'dan, muhteşem iki güzel ise Cüneyt Akeroğlu'unun kadrajındandı ve bizleri hep öykündüğümüz yaşamak istediğimiz yılların asi gençlerin The Beatles'ın, Patti Smith'in, New Wave'in en gözde olduğu yıllara götürdü. ''I wish I was a punk rocker'' diyerek dergiyi okutturdu bize.
Vogue Türkiye Kasım // Fotoğraf: David Dunan // Model: Yulia Kharlanapova // Editör: Natalie Brewster

Ben bu yazıyı yazarken kim bilir Seda Domaniç yine hangi uçakta hangi ülkeye yol alıp bir diğer sayıyı kafasında şekillendiriyordur. Belki de james mayer yine Zeynep Üner'i twitterda mentionlarıyla rahatsız ediyordur :) Ya da ben bu yazıyı yazarken kim bilir belki de Ece Sükan'ın geçtiğimiz günlerde Londra'da gerçekleştirmiş olduğu çekimler kargoyla Istanbul'a ulaşmak üzeredir. Kim bilir o dosyada kimin fotoğrafları var ! Gucci içinde Adriana Lima mı ? YSL içinde Gisele Bündchen mi ? Prada içinde Natasha Poly mi ? Yoksa Kate Moss, Lara Stone, Naomi Campbell, Anja Rubic ya da Freja mı ? Birinci yıl kutlaması için çılgınca bir şeyler düşündüklerine eminim. Emin olduğum bir diğer şey ise yine ''mükemmel'' dedirttirecek bir iş çıkartmak için şu anda çok sıkı çalışıyor olduklarıdır! 'Cause Vogue Turkey is the new black ! And blacks always saves the day and never dissapoints !

Şunu da unutmamalıyız, Vogue sadece boş vakitlerde, görsellere bakılıp geçilecek bir dergi değil. Tamer Yılmaz'ın da Yiğit Karaahmet videosunda dediği gibi ''dergide iyi yazılar var''. Hatta itiraf etmem gerekirse benim gözlerim ilk başta yazılarda :) Kısacası her anlamda her şeyiyle ''acaba gelecek ay içinde ne olacak'' dedirttiren bir dergi !

Ve muhteşem editöryalleri ... Şubat sayısında yer alan Mariano Vivanco imzalı ''Resort Kolleksiyonları''. Andrej Pejic ile androjen modası. Türkiye'nin bir numaralı kadınları Nurgül Yeşilçay, Tuba Büyüküstün, Hatice Arslan, Deniz Akkaya, Demet Evgar ... ile editöryaller ve röportajlar ... Ve kesinlikle bir başyapıt olarak sayılabilecek David Dunan'ın fotoğrafladığı ''Kuzeyin Kızı'' editöryali...
Vogue Türkiye Şubat // Fotoğraf: Mariano Vivanco // Model: Behati Prinsloo // Editör: Mary Fellows

Bence ortaya kısa zamanda diğer Vogue Editörlerini ve ekiplerini kıskandıracak derecede güzel dergiler çıkarttılar. (Yalan yok Italyan ve Fransız dışında :))) Bence Anna Wintour bu ekibi kıskanmalı ve başını taşlara, duvarlara vurmalı :))

Son bir rica: Wilma Elles'le bir editöryal çalışması hem de Givency couture içinde ya da gothic bir şeyler :) Selma Ergeç'i umarım yeniden dergide görürüz. Zeynep Tosun ve Erdem kıyafetleri içinde kapakta parlayan bir Selma Ergeç kötü mü olurdu ? Ya da kapakta üç türk model ! Didem Soydan, Selma Ergeç ve bir kişi daha. Enfes değil mi ? Bir de hazır ''Kral Çıplak'' programını yapıyorken Okan Bayülgen kendiyle yüzleşse ya :)

12 ay önce saat 4te dersten çıkıp koşa koşa Beyazıt'tan İstiniye Park'a Nike eşofmanı ve converse'i ile 825. Vogue'u almaya koşan ben şimdi de oturmuş onun hakkında, yani benim vizyonumu geliştiren, beni daha da zevkli bir hale getiren ve de bazı şeyler konusunda hayallerimi süsleyen Vogue konusunda yazı yazıyorum. Kim bilir bundan 10 sene sonra bir kez daha hangi şartlar altında bu yazıyı yazarım :)

Teşekkürler Vogue...
Mutlu yıllar Vogue Türkiye ! 

5 Şubat 2011 Cumartesi

UPDATED: ISTANBUL FASHION WEEK || MY FAVOURITE SHOWS & STREET STYE & BACKSTAGE

Paris ve Milano'dan defalarca bahsetmişken İstanbul Fahshion Week'ten bahsetmemek elbette olmaz. Spring / Summer 2011de yaptığım gibi her showdan değil yalnızca dikkatimi çekenleri ve beğendiklerimi paylaşacağım bu sefer. Öncelikle hiç bir defileyi yerinde değil de ''markafoni'' ve Vogue aracılığıyla incelediğimi belirtmem gerekir. Bunca moda yazısı yazdıktan sonra benim IFWye gitmediğimi yadırgıyanlardansanız daha önce zaten bahsetmiştim bunun nedeninden. Ancak bir kez daha kısaca söyleyecek olursam 1// Kimseye ağız burun eğemem bana davetiye vermesi için. 2// Sınav dönemimle ufak da olsa bir çakışma oldu. (aslında bu bahane) 3// Kendini beğenmiş insanlardan kendimi uzak tutmak için. (Bknz. bir önceki IFWde kendini Paris / Milano / NYC / LDN moda haftalarında zanneden ayakları yere basmayan insanlar- bloggerlar).
Niyazi Erdoğan'da bir parça hayal kırıklılığına uğramadım desem yalan olur ! 70lerin ve 80lerin minibüs şoförlerine gönderme yaptığı kolleksiyonunda beni benden alan şey ''Miras değil alın teri'' mottosu. ''Alın Teri'' kavramı üzerine son günlerde bolca öterken bunun karşıma çıkması çok hoş oldu. Tek erkek kreasyonu ''tasarımcısı'' olarak S/S'11de olduğu gibi çok fazla tasarım harikası parçalar yerine daha fazla ''hazır-giyim''i hatırlatan kıyafetlerin olması beni hayal kırıklılığına uğratan nokta oldu. Onun dışında rengarenk kıyafetler hazırlamış olması ise bence süper. Gucci'de karşımıza çıkanlar kadar estetik olmasalar da ''clutch''lara / el çantalarına dikkat ! And let the spanish hero's revival in 2011 winter :) Müzik olarak oluşturulan Orhan Gencebay Mix'i ve bıyıklar ise showu oldukça teatral kılmayı başarmış.
Kendisiyle birebir karşılaşmasam da fotoğraflarından gördüğüm kadarıyla inanılmaz sempatik olan Zeyenp Tosun'un kreasyonu ise neredeyse bir şehir efsanesine dönüşmüştü ! Yine bir parça hayal kırıklılığa uğradımı belirtmem gerekir. Evet bir çoğu güzel şeyler. Derilerin harmanlanması, pantalonlar, sırt dekolteleri, ancak çok da yenilik olmadığını düşünüyorum. (Yenilik yok derken Tosun her seferinde yeni yeni işler çıkartıp kendini yeniliyor, ancak dışarıdan gördüğüm bazı defilelerle kıyaslayacak olsam yenilik yok demek istedim). Kısaca tanımlayacak olsam ise gothic, seksi, vamp ve ''totally'' şık kadınların tercih edebileceği kıyafetler olduğunu belirtmeliyim. Müziği ise şahane. Cidden ifw'de kullanılan en iyi müzik ondan çıktı.
Simay Bülbül'e gelince: yine mitolojik hikayelerden yola çıkıp bomba bir kreasyon hazırlamış. Kendisine Ramadan'dan ''Tarzına Kurban'' şarkısını yollamak istiyorum. ''Saçlar, başlar .. tarzına kurban...'' hele aksesuavarlar. Muhteşem über seksi sırt dekolteleri ve sert kadın imajı. Uçtum ben bunlarla ... Keşke bizim sosyetimizi, ünlülerimizi de bu kıyafetler için de açılışlarda, galalarda görsek ...  
Geçtiğimiz sezon Deniz Berdan aksesuvarları ve styling'iyle çok konuşulan Günseli Türkay bu sefer de insana ''hadi ordan'' dedirttiren bir show hazırlamış. Kış ortasında bahar havasını hatırlatan renkler bir kenara, danteller ile kadınsallığı da geçtim, ''o vücut boyama nedir abi, nays nays baby !''. Kafadaki dev çiçekler ise görmezden gelinmeyecek gibi.
Biraz da davetlilerin stili ve backstage ! Burada da yine imdadıma koşan markafoni oldu. Gülünç ve moda kurbanı insanları seçmek yerine ciddi stilleri seçmeye çalıştım. Erkeklerin stilinde bir tanesine inanılmaz gülsem de, hiç kimseyi yargılayamam !
Belki defileleri değil de backstage'i görmeyi çok isterdim. Baksanıza inanılmaz eğlenceki gözüküyo :)
Ece Sükan IFW yıldızıydı desem abartmış olur muyum bilmiyorum ama hem inanılmaz stylish görünümlerle ''front row''da oturup hem podyumun tozunu attırıp hem de backstage'de çalışmak pek de kolay iş olmasa gerek. Eh bir de Vogue ve NTV için yapması gerekenler... İnsan olmamalı o :)) İşte aşağıda hem Mavi'nin hem de Derimod'un podyumunda. Kendisi aynı zamanda Derimod'un stylingine de yapmış. Whoaa.

Üçüncü gün aynı zamanda ''glam strikes back'' de dedirttirdi. 90ların top modelleri yeniden sahneye çıktı. Gucci defilesinde yürüyen model ve Alice Dellal Mavi'de yürüdü. Emre Altuğ'un Derimod'da sahneye çıkması ise çok varoş. Ne o Victoria's Secret falan mı yapmaya çalışmışlar ? Off ! Aynı zamanda Dita von Teese de Damat / Tween defilesinde ikinci günde smokinle sahneye çıktı. Ancak bence ''çok reklam hareketler bunlar'' yani ana hber bültenlerinde, magazin programlarında kimse defilelerin ''moda'' yönünden bahsetmedi. Herkes magazin peşinde. Elbette reklam yapılacak, ama reklamın kolleksiyonun önüne geçmiş olması :S
Ve Muhteşem Selma Ergeç ! Tapıyorum bu kadına. Vogue'un ilk sayısında minik bir editöryali de vardı. Umarım ilerki aylarda yine onu görürüz. Sanırım en sevdiğim yerli model :)) Nasıl anlatsam ki sevgimi :) Neyse Demet ve Çağla'yı da es geçmeyelim :)
Sonuç olarak, kanımca, ''aman Istanbul'un da bir Fashion Week'i olsun da, çamurdan olsun'' mantığıyla hazırlanmış bir organizasyon. Sonuç olarak kimilerince ''over-rated'' aynı zamanda da. En kısa zamanda organizatörlerin biraz paraya kıyıp adam akıllı birşeyler yapmaya başlaması lazım. Ve işi bilenlere emanet etmek lazım. Biraz Avrupa'ya baksak ya kim neler yapıyor diye ?
görseller blog.markafoni.com

2 Kasım 2010 Salı

THE MODERN WOMAN aka ECE SUKAN



Sanki Kürk Mantolu Madonna. Al çerçevelettir duvarına as.

Omzuna dökülen saçları, kızıla çalan rengiyle bembeyaz teni ve kimi zaman kırmızıya boyanan dudaklarıyla Shakespeare'in o unutlmaz kadın figürüne gönderme yaparcasına ... Kimi zaman oldukça masum ... Kimi zaman femme fatale.
Biker Gang, ha ?

Ece Sükan ... Herkesten belki de Türkiye'de göz önünde olan tüm mankenlerden / modellerden / moda editörlerinden farklı. Giyimini, kuşamını bir kenara bırakın, eğitimi ve duruşuyla da sürüden uzakta.

İngiltere'nin Kate Moss'u varsa bizim neden Ece Sükan'ımız, bizim neden böyle bir markamız olmasın ki ? Hatta onu meslektaşı Anna Dello Russo ile bile özdeşleştirebiliriz. Belki onun kadar trendsetter onun kadar uçuk değil, ancak moda ve iyi giyinmek derken kim Ece Sükan'dan başkasını işaret edebilir ki ?


Duruşuna baktığınızda diğer modeller gibi kemik torbası değil. Bilemiyorum, hani ''kadın dediğin şöyle olur!'' kalıbı var ya. Yüzüne baktığınızda ise bembeyaz çehresiyle sanki cennetten yeni kopmuş bir melek. Ancak '' hayır ben böyle değilim'' dercesine üstüne giyindiği o tarzı yok mu :)

Kimi zaman pespembe dantelli bir elbise ile deri ceketi kombinlerken kimi zaman da yukarıdan aşağıya derilere bürünüyor, sanırsınız ki içindeki vamp kadını, çılgın ve asi Ece Sükanı dışarı vuruyor.

Tarzı için Avrupai de diyebiliriz. Evet baktığınızda birçok güzel giyen hanımefendi var bu camiada ama birçoğu sıkıcı bir çoğu geleneksel ve klasik.

Hele geçtiğimiz kış Yeşilçam Ödülleri'nde giyindiği turuncu Hakaan elbiseyi hatırlıyor musunuz ? (Evet yanlış hatırlamıyosam Hakaan'dı.) Turuncudan nefret ettiğimi bilenler bilir, ama saç rengi ve teniyle ayrı düşünülemez bir bütün oluşturduğunu da kimse inkar edemez. Ya yukarıda sanki Marc Jacobs defilesinden fırlamış gibi üstüne geçirdiği rengarenk parçalara ne demeli ?

Henüz sadece 8. ayını geride bıraktığımız -ki kapsamlı bir hakkında yazısı yakında blogda olacaktır- Vogue Türkiye kapaklarından 3 tanesi ise ona ait. Yurt dışında da çok beğenildiğini duyduğumuz ve benim de top covers'ımda ikinci sırada yer alan Hilary Rhoda ve Julia Stegner ile beraber 60 kuşağı. Leigh Lezark ve Victoria Beckham'ı kapağa taşıyan yine o ! Yaptığım yorumla kendimi bu ayki Vogue TR Okur Yorumu kısmında görmeme sebep olan Hatice Aslan çekimi de Sükan imzalı.

Hımm bu arada diğer ünlüler gibi Twitter'da saçmalamayan bir ''celebrity'' kendisi. Kendisinin iki sefer de rüyama geldiğini biliyor muydunuz ? İlkinde beraber Nişantaşı Zara'dan alışveriş yapıyorduk ! Hem de bana yardım etti kendisi, bir anlamda James Mayer'in stylisti oldu. Bir diğeri de geçen gün :) beraber moda konferansına katıldık, geldi benim yanıma oturdu ve sohbet ettik. Ondan bu kadar fazla onunla tanışmayı çok istiyorumm :) Artık kendisinden ne kadar etkilenmişsem :)

Geçtiğimiz cumartesi de NTV'de N Moda programına yine kaldığı yerden devam etti. Milano Moda Haftasından notlarla. Seyretmeyenler için haftaya cumartesi günü de Paris Moda Haftası notlarıyla ekrana geleceğini hatırlatayım. Konuşması falan o kadar nazik ''naive'' ve de kırılgan ki, Sophie kadar olmasa da porselen bir bebekten farksız. Al karşına geç saatlerce konuşmasını dinle. ODTÜ mezunu ve kiatp hastası biri olmasını da eklemeliyim. Ki bu ikinci söylediğim şey onu benim gözümde de yüceltiyor. Tanrı inşallah birgün onunla aynı ortamda bir araya gelebilmemi ve onunla iki çift laf etmemi bahşeder bana. Yeri gelmişken, sanırım ya aceleden ya da heyecandan, programda kimi zaman cümleler fazlasıyla devrik, bazen de başı olan cümlelerin sonu gelmiyor, ama o bu haliyle bile çok şeker.

Daha önce TV dizilerinde de boy gösteren Sükan'ın sanırım neredeyse yapamadığı şey yok. Ancak elbette ki geçtiğimiz gün style.com 'un videosunda da gerinerek söylediği gibi editor at large of Vogue Turkey ! özelliği onu Türkiye'nin millenyumdaki moda ikonu yaftasını çok iyi hak ettiği yönündeki en büyük destekçisi.


İnsan yine de soramadan edemiyor -tamam ben Seda Domaniç'in Vogue'unu çok sevdim ama- ya baş editör Ece Sükan olsaydı ?

görseller fashionspot.com 'dan alınmıştır