Hatice Aslan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hatice Aslan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Kasım 2010 Salı

THE MODERN WOMAN aka ECE SUKAN



Sanki Kürk Mantolu Madonna. Al çerçevelettir duvarına as.

Omzuna dökülen saçları, kızıla çalan rengiyle bembeyaz teni ve kimi zaman kırmızıya boyanan dudaklarıyla Shakespeare'in o unutlmaz kadın figürüne gönderme yaparcasına ... Kimi zaman oldukça masum ... Kimi zaman femme fatale.
Biker Gang, ha ?

Ece Sükan ... Herkesten belki de Türkiye'de göz önünde olan tüm mankenlerden / modellerden / moda editörlerinden farklı. Giyimini, kuşamını bir kenara bırakın, eğitimi ve duruşuyla da sürüden uzakta.

İngiltere'nin Kate Moss'u varsa bizim neden Ece Sükan'ımız, bizim neden böyle bir markamız olmasın ki ? Hatta onu meslektaşı Anna Dello Russo ile bile özdeşleştirebiliriz. Belki onun kadar trendsetter onun kadar uçuk değil, ancak moda ve iyi giyinmek derken kim Ece Sükan'dan başkasını işaret edebilir ki ?


Duruşuna baktığınızda diğer modeller gibi kemik torbası değil. Bilemiyorum, hani ''kadın dediğin şöyle olur!'' kalıbı var ya. Yüzüne baktığınızda ise bembeyaz çehresiyle sanki cennetten yeni kopmuş bir melek. Ancak '' hayır ben böyle değilim'' dercesine üstüne giyindiği o tarzı yok mu :)

Kimi zaman pespembe dantelli bir elbise ile deri ceketi kombinlerken kimi zaman da yukarıdan aşağıya derilere bürünüyor, sanırsınız ki içindeki vamp kadını, çılgın ve asi Ece Sükanı dışarı vuruyor.

Tarzı için Avrupai de diyebiliriz. Evet baktığınızda birçok güzel giyen hanımefendi var bu camiada ama birçoğu sıkıcı bir çoğu geleneksel ve klasik.

Hele geçtiğimiz kış Yeşilçam Ödülleri'nde giyindiği turuncu Hakaan elbiseyi hatırlıyor musunuz ? (Evet yanlış hatırlamıyosam Hakaan'dı.) Turuncudan nefret ettiğimi bilenler bilir, ama saç rengi ve teniyle ayrı düşünülemez bir bütün oluşturduğunu da kimse inkar edemez. Ya yukarıda sanki Marc Jacobs defilesinden fırlamış gibi üstüne geçirdiği rengarenk parçalara ne demeli ?

Henüz sadece 8. ayını geride bıraktığımız -ki kapsamlı bir hakkında yazısı yakında blogda olacaktır- Vogue Türkiye kapaklarından 3 tanesi ise ona ait. Yurt dışında da çok beğenildiğini duyduğumuz ve benim de top covers'ımda ikinci sırada yer alan Hilary Rhoda ve Julia Stegner ile beraber 60 kuşağı. Leigh Lezark ve Victoria Beckham'ı kapağa taşıyan yine o ! Yaptığım yorumla kendimi bu ayki Vogue TR Okur Yorumu kısmında görmeme sebep olan Hatice Aslan çekimi de Sükan imzalı.

Hımm bu arada diğer ünlüler gibi Twitter'da saçmalamayan bir ''celebrity'' kendisi. Kendisinin iki sefer de rüyama geldiğini biliyor muydunuz ? İlkinde beraber Nişantaşı Zara'dan alışveriş yapıyorduk ! Hem de bana yardım etti kendisi, bir anlamda James Mayer'in stylisti oldu. Bir diğeri de geçen gün :) beraber moda konferansına katıldık, geldi benim yanıma oturdu ve sohbet ettik. Ondan bu kadar fazla onunla tanışmayı çok istiyorumm :) Artık kendisinden ne kadar etkilenmişsem :)

Geçtiğimiz cumartesi de NTV'de N Moda programına yine kaldığı yerden devam etti. Milano Moda Haftasından notlarla. Seyretmeyenler için haftaya cumartesi günü de Paris Moda Haftası notlarıyla ekrana geleceğini hatırlatayım. Konuşması falan o kadar nazik ''naive'' ve de kırılgan ki, Sophie kadar olmasa da porselen bir bebekten farksız. Al karşına geç saatlerce konuşmasını dinle. ODTÜ mezunu ve kiatp hastası biri olmasını da eklemeliyim. Ki bu ikinci söylediğim şey onu benim gözümde de yüceltiyor. Tanrı inşallah birgün onunla aynı ortamda bir araya gelebilmemi ve onunla iki çift laf etmemi bahşeder bana. Yeri gelmişken, sanırım ya aceleden ya da heyecandan, programda kimi zaman cümleler fazlasıyla devrik, bazen de başı olan cümlelerin sonu gelmiyor, ama o bu haliyle bile çok şeker.

Daha önce TV dizilerinde de boy gösteren Sükan'ın sanırım neredeyse yapamadığı şey yok. Ancak elbette ki geçtiğimiz gün style.com 'un videosunda da gerinerek söylediği gibi editor at large of Vogue Turkey ! özelliği onu Türkiye'nin millenyumdaki moda ikonu yaftasını çok iyi hak ettiği yönündeki en büyük destekçisi.


İnsan yine de soramadan edemiyor -tamam ben Seda Domaniç'in Vogue'unu çok sevdim ama- ya baş editör Ece Sükan olsaydı ?

görseller fashionspot.com 'dan alınmıştır

28 Mart 2010 Pazar

TÜRKİYE OSCAR ÖDÜLLERİNİ TAKLİT ETMEYE KALKARSA NE OLUR ??? ''RED CARPET SHOW'' DA CABASI

Tamam son zamanlarda oldukça tembelleşmiş olabilirim; hatta öyleki bir zamanlar üst üste gönderdiğim postlar artık tarihe karışmaya başladı ve ben ancak haftada bir kez yeni bir ''entry'' yazacak zaman bulabiliyorum. Her neyse, bugünkü yazacağım konu aslında bayatladı, hatta üstüne de sıkça konuşuldu, ama bu temayı bloguma taşımasam tam da arşiv özelliğini elde tutamayacağımdan dolayı 3. Yeşilçam Ödülleri hakkında bahsetmek istedim

Başlarda resim bulamadım, daha sonra kaliteli resim bulamadım derken bu yazı ancak bugüne sarktı (yazarınız aslında burda kendi tembelliğinden şikayet etmek yerine Türkiye'deki internet sisteminin ne kadar yavaş işlediğini de vurgulamak istiyor :p)

Gecede kimler ödül aldı, kimler alamadı, neden alamadı gibi konuşmalara giremiyeceğim çünkü gösterilen hiç bir filmi henüz izlemedim o yüzden oraları geçiyorum. Yine de söylemek istediğim tek şey Binnur Kaya, Elit İşcan, Derya Alabora ve Reha Erdem'in ödül almalarına çok sevindim. Bunun yanısıra beslediğim önyargılardan dolayı filmi seyredecek olsam bile (ki hiç bi güç bana seyrettiremez) Nefes: Vatan Sağolsun filminin o ödülü hak etmediğini söylemek istiyorum.

Az sonra gecede tercih edilen kıyafatler hakkında konuşmaya başlamadan önce ödül törenine gel(e)meyen yönetmenleri vs. esefle kınamaktayım (Derya Alabora hariç) En azından gelemiyorlasa bunu önceden belirtmeleri gerekiyordu, böylece ödül dağıtmak için sahneye çıkan diğer ünlü kişilerin gözlerini dürbün gibi kullanarak tüm salonu scan etmelerine gerek kalmayacaktı. İşte organizasyonun bir diğer saçmalığı da burda ! Genelde aday olan isimler, ki eğer bunlar en önemli kategorilerde aday olmuşlar ise tee arkalara oturtturulmaz, şayet oturtturulmuşlar ise sıranın en ortasına da konumlandırılmamalıydılar. Demet Evgar (ki kendisine tapınırım) en önde oturuken neden Binnur Kaya arkalarda kalmıştı ??


Tabi yazıyı bu kadar geç yazdığım için daha söylenebilecek çok şey varken bir çoğunu atlamak zorunda kalıyorum, ancak hiçbir şey bana Meltem Cumbul'un inanılmaz berbat sunuşunu unutturamaz. Aslında Meltem Cumbul'un kötü sunuşunu geçtim onu ''kusursuz bir sunuş'' olarak lanse eden diğer blogger ve köşe yazarlarına hiç anlam veremiyorum. Sen git milyon kere bu tür ödül törenlerini sun (ki sırf bu yüzden bence Meltem C. bu geceyi sunmamalıydı keza yine Mekmet Ali Erbil, Cem Davran, Hande Ataizi ve Cem Yılmaz'da artık sunum yapmamalı) bir de Eurovision gibi tüm Avrupa'nın konuştuğu bir organizasyonda başrol oyna, ondan sonra gece boyunca tüm sunumları tıpkı ilkokul müsamaerleridne 5. sınıf çocuklarının yaptığı gibi sadece kartlardan oku. Aynı şekilde Cansu Dere sözüm burdan sana da ulaşmalı (ama sen hadi neyse, bu tür işlerde pek bilgin yok)
Gecenin özensizlikleri bunlarla sınırlı değil elbette. Sıradan bir talk show programına katılır gibi gelen erkeklere hiçbir anlam veremedim. Tamam sizlerden smokin beklemiyordum ama o paçavra hallere ne demeli ?? Ayrıca basının Yaşar üstüne neden bu kadar çok gittiğine de anlam veremedim, oraganizasyonu yerlere göklere sığdıramayan yazarlar Yaşar'a gelince açtılar ağzılarını yumdular gözlerini. Neymiş sakız çiğniyerek kırmızı halıda poz vermiş, adamın sanki tek eksikliği sakız çiğnemek, o tür kıyafetlerle böyle bir organizasyona geldiğini (tamam kıyafet iyi ama gelinmez yani öyle) kırmızı halıda o şekliyle yürümesine ise kime laf etmiyor. (kaldı ki Colin Farrell de hemen hemen her kırmızı halıda ağzında sakızla poz verir ayrıca bknz. Mickey Rourke).

Gelelim hanım kızlarımıza. Turuncu rengi şu dünyada yer alan 90089 renk arasında en nefret ettiğimdir ancak elbise Ece Sükan üzerinde inanılmaz durmuştu, aynı şekilde yine kendisi gecenin en şık ismiydi, Vogue içerisinde yer alan ve modayla bu kadar içli dışlı biri olması elbette yadsınamaz ama cidden gecenin en süper ismiydi (ancak kırmızı halı-turuncu elbise ikilisi elbette pek de güzel bi kombine değil :P) Kimileri mezuniyet kıyafeti giymiş diye onu eleştirse de (ayrıca kendisine zerre kadar sevgi tohumları taşımadığım -ki Gossip Girl TR sonrası iyice artan nefretim )Sinem Kobal yine en şık isimlerdendi.

Sürekli küçüklüğünü bilirim diye bahsettiğim Saadet Işıl Aksoy ise sanki rahibe kıyafetini ele geçirmiş ve geceye katılmıştı, fakat çanta seçimin çok güzel olduğunu da vurgulamalıyım. Kıyafet seçimiyle 10 numara olan Demet Evgar'a ise bir çift lafım var: Hey bebeğim saçların muhteşem olmuştu, ama senin doğal saç renginle güzel bir topuzla ya da saçlarını savurarak o elbiseyi üstüne geçirseydin Ece Sükan'la yarışabilirdin bile :p Sade ama şık kelime çiftinin bir tanımı varsa o da Hatice Arslan olmalı. Saçı, makyajı ve elbisesi ile Ece'den sonra gecenin en şıkıydı kanımca :) Çoğu kişinin aksine Bergüzar Korel'i ve Nebahat Çehre'yi beğenmediğimi eklemeliyim. Cansu Dere için eh işte yorumunu yaparak Berrak Tüzünataç için ise bir içim su sıfatını kullanabilirim.

Erkekler hakkındaki bir kaç konuya yukarıda değinmeme rağmen şu isimler hakkında da konuşmalıyım. Bir modacı olarak daha kaliteli bir şekilde karşımıza çıkabilirdin sevgili Cengiz Abazoğlu. Halit Ergenç'in yine çok saçma bi şekilde Bergüzar'a eşlik ettiğinin altını çzierek, zorunlu olarak Arda Turan'ı ve Yılmaz Erdoğan'ı gecenine şıkları seçiyorum. Zira sadece bu iki isim geceye nasıl katılmaları konusunda bilgiliydi. Whupps İlker İnanoğlu'nu da es geçmemek lazım :)
3. Yeşilçam Ödül Töreni, Academy Awards kıavmında mıydı ?? Sanırsam hiçbirimiz 3. Oscar Ödüllerine katılmamıştık, ancak 3. Oscar Ödüllerinde kullanılan teknolojinin 2010 yılındakiyle aynı olmadığı konusunda hepimiz hemfikiriz yanılmıyosam. So what ??? yeşilçam ödülleri 10 fırın ekmek yemeli diyorum ben :)