Nicki Minaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nicki Minaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Kasım 2010 Çarşamba

GET LOUD WITH RIHANNA


2005 yılında ortalıklarda fırtınalar kopuyodu desem abartmış olmam herhalde ! Sıcacık yaz günlerinde bir numaralı dans hitleri ortalığı kavururken Amerikan Billboard Listelerinde Hot 100de, zirvede  3 aydan fazla Mariah Carey'in kariyerini yeniden zirveye taşıyan ''We Belong Together'' bulunuyordu. Onu zorlayan ise Barbados'dan çıkmış gencecik bir kızdı. Sadece 17 yaşında. Bir tarafta diva diğer tarafta taşralı bir kız. ''Pon de Replay'' diye bas bas bağırıyordu, onu dünyaya tanıtan şarkısıyla. Şöhret kısa zamanda gelmişti ona. Çok geçmeden ikinci albüm de yollarda. ''S.O.S'' ve ''Unfaithful'' yeniden ortalığı sallıyor. Derken küçük kız serpildi şimdi 22 yaşında benden 2 yaş büyük ve dünyayı sallıyor. Çabuk gelen şöhret Rihanna'yı bir anda diğer yıldızlar gibi şöhret budalası yapmadı, belki de örnek aldığı isimlerden dolayı .bknz Beyonce. Hatta zaman zaman bir çokları onu küçük Beyonce olarak da çağırdı, onun taklidi olarak da etiketlediler, asla onun kadar başarılı olamayacağını da söyledier. Bir araya geldikleri ödül törenlerinde sarmaş dolaş gülerek poz verseler de geri planda nasıl fırtınalar koptuğunu bilemezsiniz. ''Good Girl Gone Bad'' ve ''Umberlla'' sonrası müziğin yeni divası olarak lanse edildi, bir de divaya yakışır bir şekilde ''moda ikonu'' sıfatını aldı. Ve sonrasında müziğinin climax'e ulaştığı nokta ''Rated R''.

Rihanna'nın daha karanlık tarafını yansıtan son albümünden sonra yeni çıkan ''Loud'' ise bir anlamda pre-Rated R dönemi gibi. Yeniden eğlenceli şarkılar var yeniden Barbados'dan esintiler var ! Albümün açılış parçası ''S&M'' size işte tam da bunların müjdeliyicisi hatta albümün en iyi şarkısı. Dansa hazır mısın der gibi ? Ardından Rihanna'yı Hot 100 listesinde 8. kez zirveye taşıyan parça Drake eşliğinde ''What's My Name ?'' Bir numara olduğuna göre onca insan bir şey biliyor olmalı ama bence Rihanna'nın single olarak yayınladığı en kötü şarkılardan biri. ''Pon de Replay'', ''Unfaithful'' ve ''Don't Stop The Music'' dururken bu ne şimdi ? Albümde dinlerken sonuna kadar bile zor dayandığım bir şarkı. Ve ''Cheers (Drink To That)'' bir başka sıkıcı parça. Tam albümden kopucakken arkasından gelen ''Fading'' sinirileri biraz yatıştırır cinsten en damarından olmasa da smooth bir ballad.

Ortalığı yeniden neşelendiren ve albümün de bomba olucağını önceden sezdiren -kısmen yalan olduğunu gördük- ''Only Girl (In The World)''. Şarkıya söyleyecek tek bir kelime bile yok. Bu şarkıyla beraber Song Of The Week blogumda da 2 hafta kendisini ağırladım zaten. Ama ya video ve MTV EMA performansına ne demeli? Tam anlamıyla ''sucks!'' dedirtti insana. Ardından gelen ''California King Bed'' ise işte başta dediğim o Barbadoslu küçük kızın geri dönüşü tıpkı ''Fading''de olduğu gibi. İlk iki albümünde verdiği sıcaklık gibi bir şarkı. Yalnız 3.20den sonraki o gitar solosuna dikkat ! ''Man Down''da ise arkadan inleyen siren sesleri ve ''rampapapamapama'' vokalleri. Catchy sound. Sanki bugüne kadar yaptıklarının özeti gibi, arkadan gelen Barbados esintileri biraz da rock chic ve sokak kızı imajı. Hepsi bu şarkıda sanki.

Tahammül sınırlarımın zorlandığı şarkı ise ''Raining Man''. Neden mi ? Rihanna'ya bu şarkı da eşlik eden isim son zamanlarda en az Taylor Swift ve Justin Bieber kadar sinir bozucu olan Nicki Minaj. Kendinizi arada bir ''ohh yeah yeah''' diye şarkıya eşlik ederken bulsanız da hani sokak kenarlarında satılan bebekler olur ya, dokunduğunuzda şarkı söylemeye başlarlar, işte bu da o bebeklerden pörtleyen şarkılar gibi. ''Complicated'' ise güzel bir dans şarkısı bile olabilir, özellikle ''Rain Man''den sonra konumlandırılmış olması bile kulaklarınızın pasının silinmesi için yerinde.

Son iki parça ve modunuzu düşürün artık. İlk olarak ''Skin''. Albüm de hiç ''Unfaithful'' ya da ''Russian Roulette'' kadar çarpıcı ya da vurucu balladlar yok ama bu da çok iyi bir R&Bi slowu. (Bu ne demekse). Ve albümün kapanışı. Tıpkı açılışı gibi mükemmel. Hani aylardır hiçbirimizin ağzından düşmeyen şarkı var ya ''Love The Way You Lie''. Rihanna hepimizi duymuş ve şarkı içerisinde en çok kendi söylediği bölümleri sevdiğimizi duymuş olmalı ve şarkının bir de Pt. 2 versiyonunu kaydetmiş. Şakının bu versiyonu için kendisi hikayeye bir de ''kadın gözünden bakmak istedik'' diyor. İyi de yapmış çünkü bu versiyon mükemmel. Eminem elbette yeniden eşlik ediyor, ama bu sefer daha az. Albümün sonunda da olsa beklenilen Rihanna geri dönüyor.
11-rihanna-love the way you lie (part ii) (feat. eminem) by jamesmayer
Albüm biterken keşke ''Who's That Chick?'' şarkısını da tracklist'e katsaymış dedim. ''Good Girl Gone Bad'' ve ''Rated R''den sonra oldukça sönük bir albüm olmuş. Ama aynı zaman da Rihanna'nın kariyerinin özeti gibi olmuş, Barbados'dan yerel esintiler de var, rock, r&b ve dans da var ! Ama ben pek sevemedim bu özeti. Yine de o Rihanna ve dinlemeye değer derim. En azından bir şans verilmesi gerekir. Albümün en iyi şarkıları açılıştaki ''S&M'' ortada yer alan ''Only Girl'' ve kapanıştaki ''Love The Way You Lie''. 5 üzerinden 3 o da sırf önceki albümleri hatrına :P

7 Haziran 2010 Pazartesi

BIONIC (REVIEW) & PREVIEW OF AGUILERA

1998 yılında Justin Timberlake ve Britney Spears ile müzik piyasasına balıklama atlayan bir diğer isim de soyadını doğru yazıp yazamadığıma bir türlü emin olamadığımdan dolayı google'dan ''check'' ettiğim Christina Aguilera. ''Genie In A Bottle'' ile müzikal kariyerine adım atan Xtina single'ıyla hem UK hem US hem de Avrupa Listelerinde zirveye oturarak hayli hızlı bir giriş yaptı. Çıkış yapmasının hemen ardından bir de Grammy kucaklayan Aguilera; kendi, adını verdiği ilk albümü Christina Aguilera (1999) 'dan tam 3 sene sonra 2002 yılı sonbaharında ikinci albümü Stripped (2002) ile kaldığı yerden devam etmişti. İlkine göre daha başarılı olan bu albümle bu sefer US Billboard Top 200 listelerinde zirveyi ele geçirememiş olsa da UK listelerinde 2 numaraya yükselerek büyük başarı göstermiştir. (Zira ilk albümü İngiletere'de ancak 14 numaranın yüzünü görebilmiştir.) Yine Grammy kucaklayan Aguilera albümden ''Dirrty'', ''Beautiful'', ''Fighter'' ve ''Can't Hold Us Down'' gibi birinci sınıf hitler yayınlayarak beni kendine hayran bırakmıştır. (Gerçi Aguilera her zaman -ki hala da- benim en nefret ettiğim şarkıcıların başında gelir; sadece şarkıları ilgiçi çekmiştir.)

Hemen ardından 4 senelik bir ara. Xtina genelde emin adımlarla yavaş yavaş ilerlemeyi seven biri. 11 yıllık kariyere sadece 4 albüm sığdırarak yaptığı işleri ne kadar ciddiyetle ele aldığını gösteriyor. Klasik evrim süreci tamamlandıktan sonra bknz. Komşu kızlığından, sokak kızlığına terfi etme Aguilera bir evrim daha geçirdi. Her albümde farklı bir soundla karşımıza çıkan Aguilera Pop, R&B, Funk ve Hip-Hop 'ı denedikten sonra üçüncü albümü Back To Basic ile bizleri müziğin kökenlerine götürmek istedi, jazz, blues ve soul müziği harmanlayarak bizleri modern kültürün de temellerinin oluşmaya başladığı - ki benim en sevdiğim dönemdir, 20, 30, 40 ve 50lilerin Amerikasına götürdü. Linda Perry ve Mark Ronson gibi isimlerle çalışarak çift cdlik bir albüm hazırlayan Christina bir kez daha Grammy'i kucaklamıştı. Albümden; ''Ain't No Other Man'', ''Hurt'', ''CandyMan'', ''Oh Mother'' gibi hit single'lar yayınlayan Aguilera kanımca diskografisinin en iyi albümünü hazırlayarak müzikalitesini de bir kat daha arttırmıştı. Albüm US, UK , Avustralya da dahil dünyanın bir çok ülkesinde de zirveyi ele geçirmişti.

Ve yeniden 4 senelik bir ara. Christina bu arada, Cher ile stüdyolara girerek yıl sonunda yayınlanması beklenen Burlesque filmi içim kamera karşısına geçti ve yepyeni bir albüm için stüdyolara kapandı. Bionic (2010) adını verdiği 4. stüdyo albümü için 4 sene bekleyen şarkıcıdan hepimiz yüksek kalitede bişeyler bekledik. İlk 3 albümünde olmayan farklı bir soundla karşımıza çıkan Xtina, kendini tekrar etmediği için aslında takdiri hak etmesi gerekir. Ancak bu sefer de diğer şarkıcıların şarkılarından/ videoalarından esinlenme olduğu öne sürüldü. Bionic ile daha yapay, daha futuristic ve teknolojik bir sounda kayan Aguilere albümden ''Not Myself Tonight'' ve Nicki Minaj eşliği olan ''Woohoo'' single'larını yayınladı. Tıpkı Dirty gibi bir temaya sahip olan Not Myself Tonight klibinde fazlasıyla Lady GaGa esinlenmesi olduğu yazıldı. (Özellikle Perez Hilton olayın üstüne çok fazla gitti.) Şarkının ben tarafından oldukça sevildiğini söylemeliyim, ancak sabun köpüğü gibi olması nedeniyle 3, 5 gün 5, 10 kere dinledikten sonra hevesimi aldığımı söylemeliyim.

''Not Myself Tonight'' dışında albümde en fazla ilgimi çeken -ki yine yabancı bloggerların ve forumlarda yazanların da ortak düşüncesi oldu- şarkı ise ''Desnudate (Get Naked)'' oldu. Albümün elle tutulur bir diğer parçası ise smooth bir ballad olan ''All I Need''.(Tıpkı yumuşak içimli bir nescafe gibi). Linda Perry imzası taşıyan ismi ile de albenisi olan ''Sex for Breakfast'' albümden önerebileceğim başka güzel bi şarkı. Baştan çıkartmaya çalışılan ama başarılı olunamayan smooth soul izleri taşıyo şarkı. Bu 4 şarkı dışında pek de ilgimi çeken parçaların olmadığını belirterek Aguilera'nın kariyerinin en kötü albümüne imza attığını belirtmek isterim. Stripped albümü ve The Black Eyed Peas, THE E.N.D. albümünün tarzlarının karışımı olan albüme benden 2.5 yıldız. Yılın en kötü albümü olduğunu düşünüyosanız orda durun ! Zira daha kötüsü Adam Lambert ve For Your Entertainment.

PS. Albüm bugün ülkemiz de de piyasaya sunuldu.