Vikings etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Vikings etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mart 2013 Salı

THE RED HEADS

Dizilerden çok şey öğrenir insanlar. mesela Viking’ler kılıç sallarken “Ungh” diye çığırırmış biliyo muydunuz?
image
Uzun zamandır merakla beklediğim “Vikings” sonunda yayılandı. İlk bölümü küçükken TRT’de izlediğim çizgi filimden çok daha farklıydı. Gerçi never judge a book with its cover. Yani bir de ikinci bölümü seyretmekte fayda var.
image
Starz ya da daha öncemlisi HBO kalitesinde bir iş beklemek zaten ayıp olurdu. Bunu ilk günden beri belirttim. (#nothingnew) Görkemi daha az, bütçesi daha kısıtlı. Dolayısyla prodüksüyon o kadar da abartılı ya da efsane büyüleyiciliğinde değil. 
image
Yine de dediğim gibi ilk bölüm biraz fazla atmosferi anlatalım havasındaydı. Asıl dizi geminin yapılmasından sonra başlayacak. Görselden de anlaşılacağı gibi bizim kafadarlar suya indi hatta. Yani birinci bölümün son sahnesinde “let the journey begin” dendi.
Sadece bir “on the road” macerası değil aynı zamanda Kral’a başkaldırış da olması “ohh gelsin entrikalar” anlamına da geliyor.  Gerçi kimse “Camelot”tan Eva Green‘in eline su dökemez bu konuda. 
Diziyi izlerken ister istemez bir “Game of Thrones” karşılaştırması yapmak zorunda da kaldım. Bu da Viking’lerin omzuna ekstradan bir yük bindirmiş de olabilir. Fakat, heyecanım ikinci bölüm konusunda daha yüksek. Bakalım devamı için var mıyım, yok muyum?
Gerçi bir İskandinav efsanesi ne kadar can sıkabilir ki?
Yeni bölüm 10 Mart’ta.

7 Ocak 2013 Pazartesi

ONES TO WATCH- 2013

Aşağıdaki isimlerin hiçbiri de "yeni keşif" değil. Bir iddiam yok yani. Bazıları 2012 yılında göz önünde olmaya başladı bile. Ancak 2013 onların yılı olacak. Ya da çok mu iddialı. Şöyle diyeyim o halde. Hepsi de kendi alanında çok konuşulacak. Kendinizi hazırlayın. (Tamam yine mi iddialı. Ben çok konuşucam en azından. Yeter mi?)


Vikings
Şuradaki Skarsgaard yazısında Vikings'den bahsetmiştim. Biraz Spartacus, biraz Game of Thrones. Ve hep dediğim gibi yapım History TV elindne çıkma. Starz kadar seks ve kan. HBO kadar görkem kokmayabilir yani. Ama sizce de bu efsanevi Nordik Vikingler izlenilmeyi hak etmiyor mu?

Nikolaj  Coster Waldau
Danimarkalı Aktör "Game of Thrones"la büyük çıkışını yaptıktan sonra (Adı tandık gelmeyenlere- Ensest Lanister) adını çok daha fazla duyuracak gibi. 2013'te vizyona girecek üç önemli filmde o var. Jessica Chastian ile "Mama", Tom Cruise, Morgan Freeman, Melissa Leo, Olga Kurylenko ve Andrea Riseborugh ile "Oblivion" ve sıkı durun. Juliette Binoche ve Maria Doyle Kennedy ile "A Thousand Times Good Night". Tüm bunlar yeni senenin "Leading Man"i yapmıyor mu onu? Her hangi bir dergi kapağında kendisini görmek isteriz.

Scoot McNairy
Scoot McNairy yıllardır beklediği çıkışı bu yıl yapmışa benziyor. Andrew Dominik ve Gus Van Sant onla çalışmayı seçen iki önemli yönetmen. Ben Affleck "Argo"da ona yer verirken Steve McQuuen de onla iş birliği yapan diğer yönetmenlerden. Kendi gibi birden gündem olan Benedict Cumberbatch, Michael Fassbender, Brad Pitt ve Guy Pearce de 2013'te vizyona girecek filmlerde McNairy'ye eşlik eden diğer isimlerden.

Alexander Wang
John Galliano'nun Dior'dan ayrılmasıyla moda editörlerine gün doğdu. Taşın biri yerinden oynadığından bu yana bütün büyük moda evlerinde sürekli isim değişikliği oldu. Bunu gören moda editörlerinin her biri de yazıya Galliano'yu anarak başladı. Balenciaga'dki değişikliğin kökü oraya kadar gitmiyodur her halde? Wang'in kariyeri açısından Balenciaga büyük bir adım. Kim onun bu koltukta fazla barınamayacağını büyükler liginin ona göre olmadığını söylese de dedikodular arasında Balenciaga'dan artıkların/ çalıntıların Wang koleksiyonlarında zaten görüldüğünü de söylüyo. Dior'a gelen Raf kadar ses getirir mi bilinmez ancak yaklaşan moda haftlarının en merakla beklenen ismi olacağı kesin.

Cara Delevingne
Joan Smalls, Models.com'un zirvesinde Lara Stone kadar uzun süre duracağını düşünüyorsa yanılıyor. Chanel ve moda editörlerinin biriciği Delevinge şu günlerde Katie Grand'ın da gözdesi. Her gün onun hakkında tweetliyor, instagrama yeni bir fotoğraf koyuyor. Moss bu durumu kıskanır mı bilinmez ama bu sürede Delevingne de boş durmuyor. Senenin pek konuşulan filmi "Anna Karenina"da ufak da olsa kendine yer bulan Delevingne Chanel dışında Burberry ve DKNY için de kamera karşısına geçti. iD, Vogue Korea, Style.com ve Russh son zamanlarında yer aldığı kapaklar olurken, Love'un yeni sayısında da o var. Dedikodular Alexandra Shulman'ın İngiliz Vogue mart kapağını da ona ayırdığını söylüyor. Wait and see.

Gemma Arterton
Eski Bond kızı Gemma'nın konuşulmayacağını söylemek zaten saçmalık olurdu. Sadece iMDB profiline bile bakmanız yeterli. "Hansel & Gretel"de Gretel olan İngiliz Arterton, Kylie Minouge ile "Walking on Sunshine" müzikalinde rol alacağı gibi yeni bir Julian Fellowes yapımında da başrolde. Benedict Cumberbatch ve Ben Affleck ile de kamera karşısında olan Arterton'un ajandası bir hayli kalabalık. Yıldızın parlasın Gemma. Sahi bu listede Benedict neden yok?

Daria Strokous
Models.com'da basamakları hızla tırmanan Rus asıllı Daria Strokous Franca Sozzani ve Anna Wintour'dan da geçer notu aldı zaten. Raf Simons'lı Dior kampnayasında da o var. "Contagion"da gözüken Strokous 2000lerin ikinci yarısından bu yana piyasada. Couture defileler, A List kampanyalar, Vogue kapakları. Sırada: duruşuyla ikon olma yolunda. Diğer Rus meslektaşlarına göre fazla cool.
Sofia and Mauro / Vogue Türkiye
Sofia & Mauro
İlk kez Vogue Türkiye sayesinde tanıştığım Arjantinli ikili Sofia Sanchez and Mauro Mongiello'nun bir diğer sıkı takipçisi ise Numero. Indie fashion dergilerine seksi& cool çekimler yapan ikilinin kareleri keskin değil. Hayal dünyası kadar renkli. Polaroid kadar vintage-romantik. Baştada dediğim gibi kimseler konuşmasa da ben en fazla onların peşinde koşucam bu yıl. İlhamın kokusu yakında.


Michael de Luca / Dana Brunetti / Kelly Marcel
2012 yılını "50 Shades" serisiyle geçirdik. Sbun köpüğü hala sönüp gitmedi. Zira sıra filminde. Henüz hiçbir şey belli değil. Yukarıdaki isimler ise yapımcılar ve yazarlar. Onlar kesinlikle göz önünde. Aktörler kim olacak? Kurgu nasıl olacak? Yönetmen kim? Seks var mı? Bu onların sene içerisinde cevaplamaktan bıkmamaları gereken sorulardan birkaçı.

Olga Kurylenko
Blackbook
Bond kızı olarak ünlenen eski model ve Fransız filmlerinin gözdesi Olga Kurylenko'nın gözü A List olmakta. "Magic City"de Marion Cotillard zarafetinde, Dita Von Teese seksapelliğinde poz verirken emeline bir Terrence Malick filmi olan "To The Wonder"da rol kaparak ulaşmışa benziyor. Sırada "Oblivion" var. Bu arada "Magic City" 20 Mart'ta geri dönüyor. Asıl 50 Shades orda. Yerden yere vurulan "Empires of the Deep"te de başrolde. Neyse reklamın iyisi kötüsü olmaz.

PS: Blogda üçüncü sene devrilmiş.

17 Temmuz 2012 Salı

SKARSGARD: A ROYAL FAMILY

Kardeşler, aileler. Kimi zaman Tanrı sadece birine değil, ikisine değil tüm aileye 'yürü ya kulum' diyor. Bu aileleri neye göre seçiyor bilmiyorum ama; geri kalanların da kıskançlık içerisinde olanları takip ettiğine eminim. 

Sadece müziği değil, sinema ve modayı da kapsayan koca bir hanedanlığa sahip Gainsbourglar ilk akla gelenler olurken Fransız-Rus Roitfeldler sanat ve modayı iç içe geçirip ünlerine ün kattı. Üstelik aileye gelen gelin ve damat da yine aynı alandan. Sıra Jaggerlara geldi mi ise müzik sınırları kaldırıyor ve aile tıpkı Gainsbourglar gibi bir marka olmanın tadını çıkartıyor. Bir de Kardashianlar elbette. Cooluk düzeyi 0ın altında olan ailede evcil hayvanlar dışında ünlü olmayan yok gibi. 

Toplam nüfusun 9Milyon civarlarında olduğu (ki bu 2012 verisidir) İsveç nüfusunun %10unu kaplayan Skarsgård Hanedanlığı ise sinema endüstrisinin yeni süper gücü. Stellan Skarsgård ile başlayan ailedeki bu ün Alexander, Valter, Sam, Gustaf ve Bill ile devam etti. Üstellik anne My Skarsgård da şöhretten geri kalmamış. Üstelik gelecek sene neredeyse izleyeceğimiz birçok yapımda da onların adları geçiyor. 

'True Blood' ile bir anda patlama yaşayan Alexander Skarsgård ''Melancholia''da da yer aldıktan sonra sadece TV yıldızı olmadığını ispatlama isteğindeydi. Yayınlanacak 4 filmi bulunan Skarsgård'ın işlerinden biri de Julianne Moore ile yer aldığı dram 'What Maisie Knew' ile Andrea Riseborough ile oynadığı 'Hidden'.

Alexander'ın bir boy küçüğü Gustaf Skarsgård ise gelecek senenin çok konuşulması beklenen, en azından duyduğum günden beri benim merakla beklediğim TV dizisi 'Viking'de yer alıyor. Mit, tarih ve 'costume drama' türlerinin başarılı örenkleri 'The Tudors', 'Borgias' ve 'Camelot' gibi yapımların da arkasında yer alan ekibin diziyi yarattığı düşünülünce ağzımın sulanması çok da abartı olmamalı. Yine de dizinin Starz yapımı değil de History'nin elinden çıkması olası 'explicit sceene'leri de engelleyebilir. Dolayısıyla bir 'Camelot' ya da 'Spartacus' performansı beklemek de boşuna. Dizide yer alan diğer önemli isimlerden bazılarıysa Gabriel Byrne ve Clive Standen Bugüne kadar abisi ve babası kadar popüler yapımlarda yer almasa da adının geçtiği bir diğer ünlü yapım geçtiğimiz seneki İstanbul Film Festivali'nde de gösterimi yapılan 'The Way Back'. 
95 doğumlu Valter Skarsgård henüz sadece ülkesinin yapımlarında yer alırken 90 doğumlu abi Bill Skarsgård 12 senelik kariyerini 'Anna Karenina'da yer alarak taçlandırmışa benziyor. Aile tarafından gelen güçlü referans eğer başarılı bir performansa dönüşürse yer alacağı tek büyük yapım da bu filme sınırlı kalmaz. 
Ve sürünün başı Stellan Skarsgård. Yeni bir 'Romeo & Juliette' uyarlamasında tekrardan Lars von Trier ve Charlotte Gainsbourg ile birleşip 'The Nymphomaniac'da, Colin Firth ve Nicole Kidman ile 'The Railway Man' ve 'Thor'un devam filminde karşımıza çıkacak. Gerçi duruşu ve genelde oynadığı karakterler bana hep itici, hafiften de de korkutucu gelir ama.
Öyle ya da böyle yıl içerisinde karşımıza çıkacak 5 yapımdan 1inin künyesine Skarsgård soyadı tüm ihtişamıyla Isveç karları gibi parıl parıl parıldayacak. Hem Kuzeyliler, hem ünlü, hem sarışın hem de cool. Cidden Tanrı onları yaratırken tüm boş vaktini onlar için harcamış olsa gerek.