Andrew Garfield etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Andrew Garfield etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mayıs 2012 Salı

SUMMER BLOCKBUSTERS

Yaz filmleri -özellikle Türkiye için ikiye ayrılır-. A Grubu'ndakiler, blockbuster filmlerdir. Çoğu Dünya'yla aynı anda Türkiye'de de vizyona girme hırsı taşısa da bazıları da mayıs boyunca kırmızı halıdan takip ettiğimiz filmleri izleme vaktidir. B Grubu filmleri ise -sıkıcı- Fransız filmleriden ibarettir. Sıkıcı dememe bakmayın, aslında bu tamamıyla dağıtımcının vizyonu sebebiyledir.

B Grubu filmler bir başka post konusu olmaya bekleyedursun, bugün, şimdiden senenin box office şampiyonu ilan edilen filmlerin tarihini bir köşeye bence not etmeli.

The Snow White and The Huntsman- 1 Haziran
Kadro açıklandığında herkesin ağzında tek bir soru: Kristen Stewart'tan Pamuk Prenses olur mu? Kardeşim bu ne Stewartmış dediğinizi duyar gibiyim, zira 'On The Road' için de aynı sorunlar meşgul etmişti bizi. Ancak gelin görün ki burada bizi asıl meşgul etmesi gereken isim belki de kariyeri boyunca 'Monster' sonrası en doğru rol seçimini gerçekleştiren Charlize Theron. Kraliçeler katında kendine yer edinmeyi başaran Charlize magazin basınından tanımış olduğumuz hükümet gibi kadın tanımlamasını bu sefer filmde canlandırmaya karar verdi. Youtube'daki fragmanda bile beni titreten ve kendimden geçiren Theron'u bir de sinemadaki fragmanı izlerken ruhumu Şamanlara teslim ettiğim doğrudur. Hikayenin masalsı özüne sadık kalan Tarsem'in aksine karanlık, gotik ve aksiyonu olan bir Pamuk Prenses izlemek için ise ben çoktan gün saymaya başladım.

Prometheus- 1 Haziran
Alien filmlerinin devamı gibi duran Prometheus'un kadrosunda ise orjinal ejerderha dövmeli kız Noomi Rapace, nokta noktası adından daha meşhur Michael Fassbender, Guy Pearce ve Charlize Theron bulunmakta. Gözünüz Sigourney Weaver'ı arıyor farkındayım. Bilim-Kurgu ve Korku en favori türüm olmasa da kadronun sağlamlığından insan merak etmiyor değil filmi, üstelik tüm bu artan merakın sebeplerinden biri de yapımcı şirketin internete saldığı viral kampanyaları. Hatta kampanyanın ünü filmden daha fazla bile olabilir.

Dark Shadows-15 Haziran
Fragmanın yaklaşık ilk 40 saniyesinde her şey normal, hatta bilindik ve kendisinden beklenen bir Tim Burton var, sonrasında ise en az saçını sarıya boyayan Beyonce kadar çirkin ve saçma bir Eva Green belirip Johnny Depp ile sevişmeye başlıyor. Fragmanı izlediyseniz zaten hayalini kurduğunuz sahneyle alakası olmadığını da anlıyosunuz. Vampirlerin karanlık ve gotik dünyasını disko topu ile birleştiren filmin diğer oyuncuları ise Helena Bonham Carter, Chloe Grace Moretz ve Michelle Pfeiffer.

The Amazing Spider Man3D- 6 Temmuz
Kirsten Dunst'ın, yağmur altında tersten asılı olan Tobey Maguire'yi öptüğü sahne çoktan geride kaldı. Artık James Franco ve Willem Dafoe da yok. Yerine sürekli aynı rolleri oynamış olduğu havasını veren Emma Stone ve Social Network sonrası Hollywood'un yeni jönü olan Andrew Garfield geldi. Yine de çocukluk efsanesini bir kenara bırakmamız gerektiği anlamına gelmiyor bu elbette. Bir de düşünün ya yeni Mary Jane Kristen Stewart olsaydı?

The Dark Knight Rises- 27 Temmuz
Anne Hathaway kedi kadın oldu, Marion Cotillard'ın varlığından hiç söz etmiyorum bile, bir süre sonra insanı 'acaba bugün yeni bir poster / teaser yayınlamışlar mıdır?' diye her sabah internette haklarında araştırma yaptırtan filmin tek üzücü yanı ise efsanenin sona gelmiş olması. 'Avengers' ile senenin en fazla merak edilen super-kahraman filmi olan Batman üçlemesinin sonuncusu yine bir Nolan kurgusu nedeniyle bizi filmin içine hapsetçek gibi duruyor.

Rock of Ages- 31 Ağutos
W Dergisine verdiği pozlar gibi filmdeki görüntülerin de orta yaş bunalımında olan bir adamın gençleşme macerası gibi görünen film aynı zamanda Tom Cruise için de şu soruyu sormamızı sağlıyor. 'Is he still relevant?'' 20.yy ın en çirkin günleri 80ler ve müzikal dünyaya yolculuğa çıkmaya hazır olun! Seks ve ucuz rock'n'roll-u konu alan film yukarıda saydığım diğer 5 yapımın aksine yılın en 'cheesy' işi olmaya da aday. Zaten neden listeye soktuğumu ben bile bilmiyorum.

25 Mayıs 2011 Çarşamba

CHARLOTTE RAMPLING

Charlotte Rampling: Freud'un ''senseless repetition'' tezindeki ''62'' sayısı gibi sürekli karşıma çıkmaya başladıktan sonra kendisine blogumda yer vermek istedim. Bir Meryl Streep, Catherine Deneuve ve Sophia Loren havasına sahip olan Rampling zarif ve aynı zamanda ağırbaşlı halleriyle sanırım oynadığı her filmde odak noktası olmayı başarabiliyor.

İlk olarak karşıma festivalde izlediğim ''Rio Sex Comedy'' filminde çıkan Rampling sterotipik estetisyenlerin aksine sadece dış görünüşün değil aynı zamanda içsel varoluşun da insanı güzelleştirdiğine inan bir doktor profili çiziyordu. 50lerinde olan bir doktor olarak sadece yaşıtı erkekleri değil aynı zamanda oğlu yaşındaki genç doktorları bile etkilemeyi başaran bir havaya sahipti.

Yine festivalde yer alan ''The Mill and the Cross'' filminde de karşıma çıkan Rampling bu sefer yukarıda çizdiği karakterden ve havadan çok uzaktaydı. Bruegel'in 1564te resmettiği ''The Way To Calavary''den etkilenerek çekilen filmde (hatta onu odak noktası olarak gören filmde) İsa ve çekilen işkenceler konu ediliyordu. Rampling ise filmde Mary rolünde tüm o rahibe kıyafetleri altında bile parlamaya devam ediyordu. Tıpkı bir tablo içinde kusursuzca çizilmiş kadın portresi gibi.

Geçtiğimiz haftalarda vizyona giren ancak yine festivalin konuğu olan Carey Mulligan, Andrew Garfield ve Keira Knightley'nin baş rollerini paylaştıkları ve Kazuo Ishiguro uyarlaması olan ''Never Let Me Go''da da özel bir amaç uğruna yetiştirilen gençlerin gittiği bir okulun müdürü olarak karşımıza çıktı.
doğal, güzel, sempatik ve muhteşem bir gülümseme

Rampling bunlar dışında aynı zamanda Keira Knightley'nin baş rolünde olduğu 2008 yapımı ''The Ductchess''ta da yer almış. 2003 yapımı, suç, ceza ve gizem üçlemesi olan ''Swimming Pool''da da Ludivine Sagnier ile kamera karşısına geçmişti. Ki Ludivine Sagnier de yine geçtiğimiz festivalde gösterilen ''Crime D'Amour'' filminde de Kristin Scott Thomas ile bir araya gelmişti. Tema ise yine aynı. İşlenen bir cinayet, gizem ve bol heyecan.

Ve 2001 yapımı ''Spy Game''. Brad Pitt ve Robert Redford'u bir araya getiren aksiyon filmi. Rampling her yerde. Filmi 4.99a D&Rlardan satın alabilirsiniz bu arada :P


Son olarak Rampling oyuncusu Kirsten Dunstn'a Cannes'da ödül kazandıran Lars von Trier filmi ''Melancholia''da da Charlotte Gainsbourg, Skarsgaard ailesi ve Kiefer Sutherland ile yer aldı. Sonucu merakla bekliyoruz.