Patrick Wolf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Patrick Wolf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mayıs 2012 Çarşamba

DANSIN ATEŞİ...GÜNEŞİN ENERJİSİ...FESTİVALİN RUHU

Bu yaz Istanbul'da konser ve festival alanları hiç boşalmayacak gibi, belki de ilk defa ''yahu Türkiye'ye de kimse gelmiyor ki!'' demeyeceğimiz yegane yıl. Üstelik bunlar sadece çok severek dinlediğimiz ama pek de geniş kitleye sahip olmadıklarından Istanbul'a gelemeyeceğini düşündüğümüz A List indie band isimlerle de sınırlı değil.

10: TUBORG GOLD FEST
Tamamen radarım dışında gerçekleşen festivalin iki büyük konuğu var. Bunlardan ilki hard rockerlar Guns 'N' Roses ve ergen emoların kaçırmak istemeyeceği isim ve tabi ''hala müzik yapıyorlar mı ki bunlar?'' dedirten Evanescence. BİLETLER: 148-530

9: LEONARD COHEN
Tema yaz ve konserler olsa da sonbahara selam söylemeden olmaz, zira yaşamadan geleceği düşünmek bizim işimizdir ve sıcak Ağustos günleri geldiğinde de serin Eylül'ün hayalini kuracağımızı (en azından büyük çoğunluğunuz- ben değil) biliyoruz. Romantik sonbahar Leonard Cohen'den daha romantik bir isimle karşılanamazdı sanırım.

8: BABYLON SOUNDGARDEN ISTANBUL
Bu sene ikincisi düzenlenecek ve de ikinci ayağı yazın Çeşme'de gerçekleşecek olan müzik dolu günün ilk ayağı ise Istanbul Park Orman'da. Festivalin konukları arasında Istanbul'u mesken tutan Oi Va Voi, Parov Stelar Band, Türkiye'nin en cool grubu 123 ile Büyük Ev Abluka'da bulunuyor. BİLETLER: 47-62

7: BURN ELECTRONICA
Madonna'dan hemen sonra, Pozitif Günler'den hemen önce, dansın ateşi, güneşin enerjisiyle birleştiğinde Burn size fazlasıyla enerji vaat ediyor.Parkorman'da gerçekleşecek festivalin en büyük konuğu ise daha önce Babylon'da konser veren Hercules and Love Affairs ve evvelki yazı kasıp kavuran (çok show tv magazin ağzı oldu ama) ''We No Speak Americano''nun yaratıcılarından Yolanda Be Cool. BİLETLER: 52-67

6: NOUVELLE VAGUE
'Pozitif Günler'in startını verecek Fransızlar daha önce ülkemize gelmiş olsalar da bu sefer farklı! Klasik konser anlayışının dışına çıkacak olan grup bir kabare sergilemeye hazırlanıyor. Kışkırtıcı, seksi, erotik, sıradışı ve egzotik bir show olucağı söylenen kabarenin temaları seks ve ölüm olunca da merak daha da artıyor. O halde 25 Haziranda Küçükçiftlik'e. BİLETLER: 56-220

5: EFES PILSEN ONE LOVE
Headliner'ın henüz açıklanmasa da üç isim şimdiden cepte: Pulp, Kimbra, Selah Sue. Festival Indie, pop ve elektronik müziği birleştirdiğinden, eh bir de daha cool bir festivalimiz olmadığından ortam aşkına bile gidilebilecek bir festival- kimine göre. Bu arada bırakın headlinerı bu üç isim bile açıklanmadan biletlerin ön-satışa sunulmasına kimse anlam veremedi. BİLETLER: 68-102

4: TWO DOOR CINEMA CLUB
Konserin gerçekleşeceği açıklandıktan sonra oldukça makul bilet fiyatları (öğrenci) sonunda hayır dualarını kabul işiyle uğraşan Pozitif Müziğin düzenlediği ''Pozitif Günler'' kapsamında dinleyebileceğimiz Irlandalı çocuklar18-28 yaş arası gençler için yazın en büyük sürprizi oldu! Üstelik ön grup da Metronomy BİLETLER: 67-220

3: RED HOT CHILI PEPPERS
Madonna resmi olarak yazın açılışını yaparken kapanış da (8eylül) onun kadar olmasa da müziğin başka bir dev ismi Red Hot Chili Peppers'a ait. Konser mekanının Santral Istanbul olması çok fazla eleştirilse de bu tür fırsatlar her zaman ele geçmiyor. BİLETLER: 125-600

2: MORRISSEY
IKSVnin düzenlediği Caz Festivali kapsamında ülkemize gelecek olan Morrissey ''cool_aSHKsiz_piReNs_01'' nickliler için kaçırılmayacak bir deneyim. Konser17 Temmuz'da. BİLETLER: 60-350

RUNNER-UPs:
Çoklarını heyecana sürüklese de bugüne kadar radarımda olmayan Feist Ağustos'ta IKSV'nin konuğu,
-yeni ozan- Kanadalı The Dears ve queen of the soul Erykah Badu da yine IKSV caz kapsamında Istanbul'da. Geçtiğimiz yazın yeni ozanı olan Patrick Wolf ise Mayıs ayında 2 gece üst üste Salon IKSVde. Geçen seneki konser izlenimin için tık. Pop müziğin yeni gözdesi -pardon çocukların- JESSIE J (seriosuly, başka insan mı bulamadınız) ve Zaz yine Pozitif Günler kapsamında Istanbul'da.

1: MADONNA
Hem konser sezonu hem de yaz mevsimi official olarak Madonna ile açılıyor. Yepyeni albümü ''MDNA'' beni hayal kırıklığına uğratsa da #1 ranked person after Jesus ülkemize gelmişken onu izlememek olacak iş değildi. Sahne kaçırmamak adına pür dikkat izlenilecek, nasıl olsa bolca dans edilecek mantığıyla da 'sınırsız yemek yiyebilme haftası' olarak adlandırabilecek Madonna konseri müzik dünyası söz konusu olduğunda ülkem adına son yıllarda gerçekleşmiş en büyük organizasyon olma konusunda da başı çekiyordur sanırım. Biletler: SOLD OUT

Konser nasıl izlenir diye soranlara: Mr Porter'ın kameraları Coachella alanında.

16 Temmuz 2011 Cumartesi

YENİ OZAN: PATRICK WOLF

Geçtiğimiz sene ''yeni ozan'' adı altında sahneye çıkan Imogen Heap'in ardından bu seneki konuk Patrick Wolf'tu. Yeni ozan tanımının da romantik indie'ci Wolf'a cuk oturmuş olduğu da ortada.

Genelde müzeyi gezmek ve seçtikleri filmleri izlemek için yolumun düştüğü IstanbulModern'e bu sefer konser sebebiyle gitmiştim. Aslında boğaz kenarına kurulan sahne ile mini bir Kuruçeşme Arena oluşmuş da diyebilirim. Bahçeye kurulan taşınılabilir tuvaletlerde olmayan suların yanı sıra, içecek adı altında alkollü içkinin olmayışı da eksilerden elbette. Patrick Wolf konserinde nasıl bira olmaz abii ?

Pek de kalabalık olmayan alanı göz önüne alacak olursak sanırım bu zamana kadar katılıdğım ''en rahat'' konser ortamıydı, bir de havadaki nem oranı insanı sanki vücuda yağ dökülmüş de yapışıp kalmış kıvamına getirmeseydi daha hoş olurdu.

Patrick Wolf  ''Lupercalia''nın tanıtımında olduğu için söylediği şarkıların %90ını yeni albümünden seçmişti, eh albümü yeni yeni dinlemeye başlayan bizler için de söylediği şarkılara eşlik edememek konserin biraz daha düşük ritmli ve coşkusuz geçmesine sebep oldu. Ayrıca bir şarkıcının kendini daha büyük kesimlere tanıtmasına sebep olduğu şarkıyı yani ''Hard Times''ı söylememiş olması da gecenin en büyük fiyaskosuydu. Üstelik pasaportu sebebiyle çıkan sorunlar nedeniyle şehirde geçirmiş olduğu zor zamanlara da güzel bir atıfta da bulunmuş olurdu.

Ülkemize gelen her şarkıcı gibi konser öncesinde bir kaç cümle Türkçe öğrenip konser esnasında da bizle paylaştığını söylesem pek de şaşırmazsınız her halde, ama zaman zaman soyunur gibi yapıp üstündeki ceketi aralayıp koca nazar boncuğunu çıkarıp sallaması biraz garip kaçmış olabilir, üstelik her an acaba o koca nazarlık ipinden kopup başımızı yarar mı korkusunu da bize tattırdığını da eklemeliyim. Ceket, soyunma falan derken büyük ihtimalle altında bir şey olmadan giydiği beyaz pantalon da geceye damgasını vurdu diyebilirim.

Hem şarkı söyleyip hem de sırayla arpı, klavyeyi ukulelyi çalan Wolf'un 22.15 gibi erken bir saatte konseri sona erdirmesi de gecenin başka garipliğiydi, ender rastlanan bir şekilde tam saatinde sahneye çıkan Wolf, camiden yükselecek ezan sesleri nedeniyle erken ve alelacele şarkılarını bitirerek sahneden indi, tabi bu arada cami'ye ''church'' demesi de ayrı bir güzellik oldu.

Gariplik demişken şarkı aralarında bir kaç kelam da eden Wolf'un Türkiye'nin ya da Istanbul'un özgürlük anlamında kötü olmadığını hatta burada yaşayan insanların bir takım konularda/ ilişki yaşamakta oldukça rahat davrandığını gözlemlediğini belirtmesi de hayli ilginç oldu. Pardon ?

Özet geçecek olsam umduğum kadar pek de eğlenmedim, ama kötü de sayılmazdı, hem neticede beraberinde arkadaşlarla takılmaca ve tanımayı beklediğim kişilerle karşılaşınca kısa günün karı budur diyebiliyor insan sanırım. En azından muhakkak görülmesi, dinlenilmesi gereken insanlar listesinden birini daha eksiltmiş olduğumun da gururunu taşıyorum.

Sırada kim var ? Joss Stone ? :P

DIPNOT: Modern'de Wolf konseri olup biterken AçıkHava'da da başka bir konser süregelmekteymiş. Sahnede olan Kürt şarkıcı Aynur'a yapılan saygısızlık ve şarkıcının yuhalanması da her halde artık halkın geriliğe ulaştığı son noktadır. Acaba yuhalanması gereken kesim hangisi ?  Evet belli burada özgürlük tam kıvamında !

DIPNOT 2: Fotoğraf da uzun zamandır tanışmayı beklediğim Naz'ın twitter hesabından :)  Click.

14 Haziran 2011 Salı

SİZİN YERİNİZE BEN DÜŞÜNDÜM !

Az sona okuyacağınız yazı safi sıkıntından sonra ortaya atılmış bir tezden ötesi değildir.

Sizin yerinize ben düşündüm. Geçen düşündüm taşındım ve şu kararı aldım.  ''Spice Girls yerine Spice Boys diye bir grubumuz olsa nasıl olurdu?'' Her halde müzik tarihinde adlarından en fazla söz ettiren girl band'lerden birini bu şekilde sırf düşünen ben değilimdir. Ablam sayesinde 90ların tam ortasında, ki bu 5 ve 6 yaşlarıma denk gelir, Amerikan dizilerinden tutun da yabancı şarkıcılara kadar eğlence dünyasında yer alan bütün ikonik şeyleri kaçırmadığım için de kendisine şükranlarımı sunarım. İkonikleşmiş şarkılardan biri de ''Wanna Be''dir sanırım. Haftalarca ya da aylarca o zamanın en havalı countdown progarmı ''Number 1 Pepsi Mega 5li''de liste içinde kalmıştı. İşte yeniden bu şarkıyı dinlerken de bu parlak! fikir geliverdi aklıma.

Neyse kısa bir Spice Girls tarihinden hemen sonra geçelim Scary, Sporty, Ginger, Posh ve Baby Spice Girls'ün erkek adaylarını tanıştırmaya.

Scary'yle başlayalım ha ? İlk aklıma gelen isim kesinlikle Lil Wyne. Vücudu dövme, dişleri de altın kaplı olan bu adam tıpkı Moby Dick romanından kaçmış doğulu mystic figür Fedallah ve Queequeg gibi. Ateltik yapılı olmasından ötürü de hızlı dans edebilir. Pop şarkılarının içine rap de yerleştirerek şarkıyı mahvedebilir ama bu da Spice Boys'un kariyerini tehlikeye sokmak demek.

Sporty için aday kesinlikle Justin Timberlake. Aşklarıyla gündemden düşmeyerek grubu için ciddi bir promosyon kaynağı sağlamasının yanı sıra hepimiz hala hatırlıyoruz ''Cry Me A River''daki dans hareketlerini di mi ?

Ve Posh. Şarkıları defilelerde background parçası olarak çalıyo. Kendisi front-rowda A list cool konuk olarak boy gösteriyo, tasarımcıların en havalı parçalarını giyiyor, üstelik seçtiği parçaların kadın ya da erkek kolleksiyonlarından olmasına pek de önem göstermeyerek. Evet Kanye West'ten bashediyorum tabi ki de.

Baby Spice için bence adını yazmaya bile gerek yok. Evet evet. Anladınız siz onu Justin Bieber. Üstelik dikkatinizi çekerim iki Justin'imiz oldu. Justin T ve Justin B. Tıpkı Mel B ve Mel C gibin.

En zor kısma geldik işte Ginger Spice. Androjen La Roux'yu erkek diye sokarız araya diyorsanız benim daha güzel bir önerim var. Patrick Wolf'a ne dersiniz ? Ginger olması yeterince artı değer değilmiş gibi alternatif duruşuyla da gayet cool bir profil çizebilir ve Spice Boys'u farklı kulvarlara da taşıyabilir. Ayrıca adadan çıkmış gruba da en azından bir Brit kanı lazımdı sanırım değil mi ?

That's how James Mayer sees the topic ! Canım sıkıldıkça yeni deneylerde bulunabiliriz bence.

PS. Photoshop falan bilsem daha güzel bir şeyler hazırlayabilirdim.

Bu da video of the day olsun.