Paulo Coelho etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Paulo Coelho etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ocak 2010 Pazartesi

TWITTER KULLANIM ŞARTLARI !!!

Gelin bugün de sizlerle twitter kullanım şartşlarını tartışalım batı yakasının karla kaplı sokaklarından :) San Fransisco merkezli Twitter 2006 yılında kurulmasına rağmen herhalde tepe noktasına 2008in son aylarında ve 2009 yılında ulaştı (biraz şarkıların liste başarısını anlatır gibi oldu ama). 2008 yılı seçimlerinde Barack Obama'nın sayesinde kullanım alanı gittikçe artan Twitter'ı çok yakın zamanda tüm ünlüler kullanmaya başladı, öyle ki Twitter kullanmayan ünlüleri parmakla gösterir olduk, hımm bi düşünelim kim kaldı ki zaten, Beyonce?, Madonna? başka var mı ?



Newsletterlarına üye olmadığımız ünlülerin bir sonraki adımlarını ya da onların en içten hallerini anında Twitter'dan öğrenir olduk ! Kim Kardashian'ın yarı çıplak halleri, Demi Moore'un poposu, Miley Cyrus 'ün sütünü MacBook'una dökmesi, Lady GaGa 'nin hayranlarına Little Monsters diye seslenmesi. Twitter zamanla hatta öyle bir boyut kazandı ki Çağdaş Roman yazarlarından Brezilyalı Paulo Coelho vaktini twitterda çene çalarken geçirdi, yeni ve genç yazarlar Twitter üzerinden romanlar, hikayeler hatta operalar yazmaya başladı !
Bir de 2009 yılının ikinci yarısından itibaren Twitter'a türk medyasının ilgisi elbette ! Sanırız ki Türkiye'de bu akımı ilk Sertab Erener ve Demir Demirkan başlattı ! Ancak benim gözümde ciddi anlamda her biri de küçüldü. Sertab Erener örneğin zamanla sadece kendisine sevgi gösterisinde bulunan küçük canavarlarına mention yapar oldu, Nil başta kendini izleyen herkesi followlamasına rağmen kısa süre sonra öğrendik ki bizleri teker teker silmiş ! Bir de kıçı kırık diğer ünlüler, Twitterdaki tek amaçları kendi takımlarını izlemek oldu. Ortalıkta gazteciyim diye geçinen her iki O.B sonra ona buna alerjisi olan A.Ö özellikle beni çileden çıkartan isimler oldular !
Türk Medyasının ikiyüzlü olduğunu gördükçe yabancı ünlülerin ne kadar da alçakgönüllü olduklarını gördüm türk followerslarına cevap veren Ricky Martin, belki hiç okumasa bile ya da kendi tarafından eklenmemiş olsak bile Lady GaGa'nın bizleri izliyor olması ! Sanırım bir tek Serra Yılmaz türk ünlülerinden en alçak gönüllü olanı.
Eh bir de Twitter'da kendini ünlü zanneden paçoz yaratıklar ! Elbette Twitter Andy Warhol tezinin en büyük destekçisi ! Ancak kimileri ünlülerin kendilerini izlmemelerini eleştiredursun onlar henüz kendi çaplarında olan sıradan insanları bile izlemeyen kesimdi.

Hah bir de twitterda şöyle yazılır böyle yazılır derdi var ! 140 karakterlik mikroblog sitesinde aslında yazabiliceğiniz çok şey var, ancak twitter'ın ana teması 'o an' . Dolayısıyla 'şu anda tostumu yiyip, kahvemi içerek kar manzarasını seyrediyorum' demek hepimizin en doğal hakkı. Aaaa yok bizim küçük Sokratesler bu işe de el attı, yok böyle insanları niye takip edeyim, yok sürekli mention yapan insanı neden takip edeyim falan filan. Öyleki bazı yabancı blog sitelerde twitterda yazılmaması gereken tweetler başlıklı makaleler bile yazıldı. Ancak twitter'da facebooklaşmadı mı ! Kurulum amacından sapmadı mı ?

Aslında kilit nokta kaliteli ve doğru olmak ! Yani düzgün insanları followlarsanız hiçbir şey başınıza gelmez.

Twitter'ı ben mi nasıl kullanıyorum ? Twitter hesabımı ilk açtığımda 2009 Şubattı. İlk tweetim'de şöyleydi ! ''I watched Desperate Housewives and now writing sth to my blog''. O zamanlar pek kimsecikler yoktu, genellikle bloggerlar kullanırdı, zamanla yeni yeni kişiler eklemeye başlamıştım ve twitterın en güzel zamanlarıydı. Sonra deyim yerindeyse tam anlamıyla kırolar dolmaya başladı, twitter'a geliş amaçları yazdıkları şey falan filan.

Şu anda sadece 21 kişi izliyorum (6sını çıkar, ünlüler) 15 kişi var listemde! Bana yararlı olabilecek 15 kişi ! Onlar sayesinde yeni şeyler keşfettiğim 15 kişi ya da kaldıkları dersi, o anda düşündüklerini yazan içten 15 kişi. Evet yazdığınız tüm tweetlerde ''whoopper yiyorum'' demek de sıkıcı; sürekli medyadan haber veren kişiler de sıkıcı. Sanırım en iyisi listeninde az ve öz kişi bulunması !

Peki siz Twitter hakkında ne düşünüyorsunuz ??? Feedbacklerinizi benden esirgemeyin :)

12 Ocak 2010 Salı

SİMYACI

Hey babe seninle yeteri kadar müzik konuşup dedikodu yaptık, biraz da ağırlaşmaya ne dersin ?? İstedim ki bugün biraz da edebiyat konuşalım, yok canım edebiyat dedikse Shakespeare eleştirsi yapmicaz ama, biraz daha ciddi olucaz.

2010 yılında okumak için seçtiğim ilk kitap geçtiğimiz aylarda edindiğim ''Simyacı'' oldu. Brezilyalı yazar Paulo Coelho'nun kaleminden çıkan kitap aslında 1998 yılında yayınlandı. Gelin görün ki ben o zamanlar little gossip boy olduğumdan dolayı böyle şeylerden anlamazdım. Simyacı; Coelho'nun kaleme aldığı 5. roman ve ona dünya çapında uluslar arası şöhret kazandıran ilk roman.

''Portobello Cadısı'' sayesinde tanıdığım yazardan okuduğum ikinci kitap bu. Ancak Portobello Cadısı biraz daha best-seller kıvamındayken, Simyacı hem bir best-seller özelliği taşıyor hem de içerisinde felsefik şeyler barındırıyor. Eh bilirsin genelde best-seller bu tür şeylerle ilgilenmez.
Simyacı'yı okurken biraz da Amin Maalouf havası sezdim, romanda genel olarak kendini bulma, tanıma ve kişisel menkıbeye ulaşmak yer alıyor; ki bunlar da hemen hemen Maalouf romanlarının genelinde karşımıza çıkan ana tema.

Romanı okurken daha önceleri duymuş olduğum bir söz sürekli kulaklarımda çınladı.''Edebiyatın temelinde ''Exodus'' ve ''Odiseus'' hikayesi yatar''. Zira İspanyol Santiago da tıpkı Odiseus gibi sürekli bir yolculuk içindedir.

Romanın temel konusu ise İspanyol çoban Santiago'nun Mısır'da piramitlerin dibinde yatan bir hazinenin olduğunu öğrenmesiyle çıkmış olduğu yolculuktur. Yolculuk esnasında kimi zaman, bir macera filmindeymiş gibi heyecanlanacaksınız, kimi zaman aşkı tadacaksınız, kimi zaman da Mevlana'nın felsefesine kapılacaksınız !

..Kim olursan ol, ne yaparsan yap, bütün yüreğinle gerçekten birşey yapmak istediğinde Evrenin Ruhu'nda bu istek oluşur ve bunun gerçekleşmesi için tüm evren sana yardım eder...

..Mutluğun Gizi dünyanın bütün harikalarını görmektir, ama kaşığındaki iki damla yağı unutmadan...

...Yeryüzündeki her insanın kendisini bekleyen bir hazinesi vardır...
That's all folks from the west side of the town. You know that I love you XoXo...Gossip Boy...