30 Kasım 2010 Salı

NOVEMBER IS THE JANUARY OF MUSIC

Müzikal anlamda düşünecek olursak Kasım ayı hep yoğun geçer. Yıl boyu pek kaliteli albümler çıkmasa da sonbaharın gelmesiyle piyasa canlanır ve kasım ayında tepe noktasına ulaşır. yani ''If September is the January of the Fashion World''. ''November is the January of the Music Industrie''.

Bu ay yayınlanan albümlere ben bile yetişemedim, bir çoğu dosyalarda saklandı, ama henüz dinlenilmedi bile. Ay boyunca göze çarpan albümer Greatest Hits'ler oldu. Robbie Williams, Pink, Nelly Furtado ve Pet Shop Boys. Ekim ayında yayınlanmasına rağmen Shakira kasım ayının da parlayan yıldızı oldu. Parlayan bir dev mi yoksa sönen mi bilemiyecem ama bu ay pek de vasat olan Rihanna'nın albümü de yayınlandı. Kanye West ve Black Eyed Peas için de saatleri sayarken. Kings of Leon, James Blunt, Norah Jones ve Shayne Ward albümleri ise bir köşede dinlenilmeyi bekleyenler arasında.

Ay boyunca hakkında yazdığım albümlere şuradan bakabilirsiniz !
http://apolloyournextdoorboy.blogspot.com/search/label/Albums

Kimi zaman oturup uzun uzun albümleri dinlemek kolay olmasa da single'lar hayat kurtarıcımız oluyo. Playlist'imde en fazla çalınan şarkılar ise

Rihanna // Love The Way You Lie pt2 feat. Eminem
Shakira'nın tüm albümü ancak ''Loca'', ''Gordita'', ''Addicted To You'', ''Rabiosa'' bunlardan en fazla takıldıklarım.
Nelly Furtado'nun Greatest Hits albümünün tamamı.
Robyn // Hang With Me
Sophie Ellis- Bextor heyecanı sardı bir de bende. Tüm albümler yeniden gün yüzüne çıkıp dinlenmeye başlandı. 
Pink // Raise Your Glass
Kesha // Take It Off
Pretty Reckles // Make Me Wanna Die

ve song of the weeks.
Rihanna // Only Girl (In the World) x2
Pink // Raise Your Glass
Shakira // Loca x1 (ekim ayında da 3 hafta)

Ay boyunca müzik piyasasını en fazla ilgilendiren meşgul eden konu ise MJ oldu. Şarkı acaba onun muydu değil miydi ? Bence değil, ama o kadar iyi bir kulağım olduğunu da söyleyemem. Ancak o ses MJ'indir deyip de şarkıyı sevenlere de iki çift sözüm var ? Şarkıyı MJ yaşarken dinleseydiniz ?

Müzikle dolu kasım sonrası aralık ayı nispeten daha boş geçer. bakalım yılın son ayında hangi şarkılarla eğlcenicez.
Duffy // Endlessly
Adam Lambert // Take Two
Jessica Simpson // Happy Christmas
Michael Jackson // Michael

T.I, Ciara, R. Kelly, Keyshia Cole, Keri Hilson ise diğer isimler. Ciara'yı aylardır bu listede verdiğimi biliyorum, ama albüm sürekli erteleniyo tıpkı Natasha Bedinsgfield'in yaptığı gibi.

Bir de elbette Arlık demek Christmas demek. Christmas demek şahane şarkılar demek.

Keep reading me babes. 
Bisou bisou

29 Kasım 2010 Pazartesi

RAMPA ISTANBUL'DA AHMET ORAN

Daha önce şurdaki yazımda sizlere Rampa Istanbul hakkında yazmıştım. (Tık).

İşte şimdi yeni bir sergi daha. Aslında yazmakta geç kaldım, zira Kasım başında sergilenmeye başlayan Ahmet Oran tabloları Aralığın ortalalarına kadar sizlerle buluşabilecek. - 18 Aralık son gün !!!!

Akaretlerin hemen orda bulunan bu depovari sanat galerisininin gri duvarlarını bu sefer Ahmet Oran canlandırıyor. Canlandırıyor dedim, çünkü o renksiz tuvaller doğanın size sunduğu bütün renklerle can buluyor.

Bence sergi bitmeden ufak bir ziyarette bulunabilirsiniz.

Basın Bülteni'nden;
1957 yılında Çanakkale’de doğan Oran, 1980’de İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun oldu. Sonrasında çalışmalarına Viyana Tatbiki Sanatlar Yüksek Okulu’nda devam eden Oran 1980’lerin ortasından itibaren ağırlıklı olarak Avusturya’da olmak üzere 30’u aşkın kişisel sergi açtı; 25 karma sergide eserleri yer aldı.


Ahmet Oran, monokrom renk tabakalarını siyah zeminin üzerine birbirinin peşi sıra taşıyor, tuvali katman katman maviyle, kırmızıyla, sarıyla veya griyle kaplıyor. Kimi zaman monokrom kalan, kimi zaman da yüzeyde çok renkli bir örgü meydana getiren son katman da tuvale taşınıp işlendikten sonra sanatçı, kendisinin de ifade ettiği gibi, “resmi açmaya” başlıyor. Aynı anda birden fazla tuval üzerinde resim yapan Oran, farklı   spatüllerle ve çeşitli büyüklükteki ahşap parçalarıyla çalışan bir sanatçı. Bu ahşap parçalarıyla tuvalin kabuğunu soymak suretiyle resimde geniş bantlar meydana getiriyor. Açığa çıkan renkler farklı yoğunluklarda, karışımlarda ve yapılarda görünür hale geliyor.


30’u aşkın tuvale yer veren bu sergi, aynı zamanda sanatçının 5 yıl aradan sonra İstanbul’da açacağı ilk kişisel sergisi olma özelliğini de taşıyor.

Sergiyi; 18 Arlık'a kadar Pazar- Pazartesi dışında 11.00 - 19.00 saatleri arasında gezebilirsiniz. Öğle yemeği ya da iş çıkışında biraz keyiflenmek için iyi bir öneri sanırım ha ?

PETSHOP BOYS ! THE ULTIMATE

Son zamanlarda synth-pop hiç olmadığı kadar başarılı Brit Gruplardan, Kuzey Avrupalı sanatçılara kadar bir çoklarının albümünde bu hissi yakalayabiliyoruz. Hatta Ramadan bile çıkış albümü ''Hazır Mısın?'' da bu alt yapıları çokça kullandı.

Ancak herbir türün bir de babası vardır ! İşte PetShop Boys ! Synth-Pop, Pop-Dance ya da 80ler ruhu, onlara ne derseniz deyin o hissiyatı bir kez daha ele geçirmek için kaçırılmayacak bir fırsat. İngiliz ikili en iyileriyle bir kez daha karşımızdalar.

Ultimate PetShop Boys albümlerini Kasım başında yayınlamışlardı. Hazır Yeni yıl ve beraberinde gelecek partiler yaklaşmışken, biraz da geride kalan yılları hatırlama şansını elde etmişken bence albüme bir göz atın. Benim gibi büyük fanları olmayıp da yine de yayınladıkları singleları zevkle dinleyenler için ise grubu daha yakından tanıma fırsatı.

Albümde bir de sürpriz. Unutulmaz hitler, ''New York City Boys'', ''Domino Dancing'' ve ''West End Girls'' gibi unutulmaz hitlerin yanında yeni bir şarkı ''Together''.

27 Kasım 2010 Cumartesi

COLOR ME FREE GUYS

Bırakın siz erkek adam takı takmaz, erkek adam renkli giymez, erkeklerde kol düğmesi bile ''humm acaba mı diye beni düşündürtüyor'' diyen moda yazarlarını- kısmen geri kafalıları- takın takıştırın :) Bu seferki stil dünya erkeklerinden Istanbul bir gün bu erkeklerle dolar mı bilemiyceğim ama hepsinin stili şahane. Malum sonbahar kış demek sıkıcı kıyafetleri atkılar ve fularlarla renklendirmek tamamlamak demek. İşte tüm GQ ve style.com sitelerinden sizler için araştırdım ve en iyilerini seçtim. Bir çoğu ise Tommy Ton tarafından çekilmiş. Ufak bir aksesuarla neler de değişirmiş bir bakalım ha ? :) Eh benim ile dolabımda 10dan fazla atkı varsa vardır bir bildiğim :)

Aşağıdaki ilk iki görsel yani 8 kare Milano'ya ait. İtalyan erkeklerinin ünü dünyanın her tarafında. Hayıflanmak yerine biraz kopya biraz ilham. Relax !
 Tommy Ton'un kadrajındakiler.

Bunlar da podyumlardan.
3: Michael Kors
4: Dolce & Gabanna

26 Kasım 2010 Cuma

EFFI BRIEST

Ay başında sizlere söz verdiğim gibi şimdi sizleri 19. YY Almanyasına götürme vakti. 1880lerdeyiz ve Alman yazar Theodor Fontane'nin en başarılı eserlerinden biri olan ve dönemin diğer kadın romanlarıyla karşılaştırılan eseri ''Effi Briest'' hakkında konuşmak isterim.

Dönemin kadın imajını bizlere çizen Fontane romanında aynı zamanda dönemin politik olaylarına da çokça göndermelerde bulunmaktadır. Askeriye ve politikacılara göndermede bulunan eserde direkt olarak Otto von Bismarck'ın izlerine rastlamanız bile mükemmel.

Aynı zamanda insanların ''öteki'' olanlara bakış açısına da tanıklık edebileceğiniz eserde kadın-erkek ilişkileri üzerine de durulmuş, dönem insanının cinsiyet olarak kadınlara ve erkeklere yüklemiş olduğu rolleri de görebilirsiniz. Romandan bu konuda en çarpıcı aynı zaman da basit olan replik ise şu şekildedir. ''Kadınlar kadın, erkekler erkek gibi davranmalıdır''.

Kısaca romanın konusu ise Almaya'da küçük bir kasaba olan Hohen-Cremen'de yaşayan 17 yaşındaki Effi Briest kendisinden 20 yaş büyük asker Geert von Instetten ile evlendirilir. Evlendikten sonra daha da küçük bir kuzey kasabası olan Kessin'e taşınırlar. Aslında çocuk zaten orada oturmaktadır. Bu küçük kuzey kasabasında hayata ve insanların bakış açısına Briest bir türlü alışamaz. Daha sonra başka bir asker olan Crampas ile taşınır. Ve işte asıl roman da burada başlar. Sarsıcı bir aşk öyküsü de diyebilirim.

Thomas Mann vakti zamanında şöyle demiş. Eğer kitaplığımı sadece 6 kitapla sınırlandıracak olursam bunlardan biri muhakkak ''Effi Briest'' olur. Düşünün artık nasıl bir şey olduğunu. Ve de dediğim gibi içerik açısından dönemin diğer romanları ''Anna Karenina'' ve ''Madame Bovary'' ile de bir tutulmakta. Türkiye'den ise ASşk-ı Memnu'nun Bihteri ile bir tutulduğunu söylesem ?  Aşk, Entrika, Korku ve Realism & Modernizm.

Ben derim ki muhakkak koyun bu kitabı kütüphanenize. Kasım Eğit'in çevirmiş olduğu edisyonunu okumanızı öneririm bu arada.

Bulamadığımdan dolayı izleme fırsatını elde edemesem de romanın iki de ünlü film uyarlaması bulunmakta. 1974 ve 2009 yapımları. İkincisinde başrolde ise tanıdık bir isim Julia Jentsch yer alıyor. Merak edenler için ise fragmanı.