8 Temmuz 2013 Pazartesi

SERBEST ÇAĞRIŞIM KAPAKLARI

'Direnmek', 'orantısız', 'provokasyon' ve daha birçokları "çapulieren" gibi sözlüklere yeni girmedi. Ancak ister serbest çağrışım deyin, ister bilinçaltı. Kullandığımız her cümlede, attığımız her başlıkta, Gezi Parkı'yla alakalı olmayan konuların içinde hatta moda dergilerinin kapaklarındaki teması güzellik olan spotlarda bile onlar var.

Kelimeler bir yana gelişen olaylar hayata bu pencereden bakmamı sağladı bile diyebilirim. Dünyanın pek çok farklı ülkesinden yayımlanan farklı temalı 7 dergi. Hiçbir editörün de Taksim'e atıfta bulunduğunu sanmıyorum ama. Benim okumalarım şu yönde.

Süddeutsche Zeitung'un cuma eki olarak yayımlanan Suddeutsche Zeitung Magazin sanki Gezi'deki ramazan çadırı ve iftar olaylarına göz kırpıyor.
The New Yorker'ın 1 Temmuz sayılı kapağı da yine Gezi Parkı.
Bir başka The New Yorker kapağı da olayların en yoğun yaşandığı zamanlardan kalma. Polis kapıda. Parmaklar twitterda. Sosyal medya korkusu.
Grasse ne kadar güzel kokar bilemem ama biber gazı koklamayan bizden değildir. Kapak Kuzey'den. N by Norwegian.
El Mundo'dan Lu Luna de Metropoli ise haftanın hit filmlerini kapağa taşımakla ünlü. Geçtiğimiz haftalarda ise konu Smith ailesinden gelen "After Earth"idi. İstanbul'da başlayan olaylar dünya genelinde duyuldu. Ardından başlayan #occupybrasil ve şimdi yeniden Mısır. Dünya nereye sürükleniyor?
İngiliz Sport'un tagline'ı yeter bile. Kırmızılı kadın, siyahlı kadın, sapanlı kadın, Çarşı, penguenler, çıplak adam, gitarcı adam, vurulanlar, hayatını kaybedenler, duran adam, RedHack ve daha niceleri.
OrtaDoğu'dan Thursday Magazine. Gezi olayları neticesinde halk kendini sosyal medyaya verdi. İlgisiz olanlar, burun kıvıranlar, daha önce aktif olarak kullanmayanlar bile şimdi twitterda. Hatta sırf bu yüzden telefon bile değiştirenler var.
Hayata dergiler gözünden bakan benden gelsin bu da. 

7 Temmuz 2013 Pazar

PYGMALION EFFECT

Bugünlerde ne Amerikan Vogue'dan ne de Nicole Kidman'dan en basit tabirle dudak uçuklatıcı ve baş döndürücü işler görmek pek mümkün olmuyor. Tıpkı bir süs bebeği misali Cannes halılarında parlayan Kidman gibi US Vogue da tüm çirkinlikleri yok edip toz pembe hayatları paketlemeye devam ediyor. Ya da this is what fashion/ glam is.

Aşağıdaki Kidman kareleri belki yılların geçmesinden ötürü oldukça ikonik. Yine de yıllar ne kadar geçse de Wintour'ın Katy Perry ve Kate Upton prodüksiyonlarının bu kadar ses getireceğini düşünmüyorum.
Irving Penn'in 2009 yılında hayatını kaybetmeden 5 yıl evvel çekmiş olduğu bu kareler büyük ihtimalle "The Stepford Wives" şerefine yayımlanmıştır dergide. Yani Kidman'ın kariyerindeki en parlak filmlerden olan "Moulin Rouge", "The Hours" ve "Dogville"den hemen sonra. Tam da düşüşe başlarken.
"Paperboy"daki mükemmel Pamela Anderson portesinden sonra "Hemingway & Gellhorn"la sanki eski saygınlığını geri getirmeye çalışan "Stoker" ve "Grace of Monaco" günlerinde Kidman bu karelerde Grace Kelly kadar zarif, yağlı boya tablolarındaki kadın figürler gibi gerçek üstü bir güzellikte poz veriyor. Nicole burada Nicole Kidman değil bir oyuncu. Rolü modellik olan bir oyuncu.
Kareler zarafetin fotoğraf dünyasındaki karşılığı olurken couture kıyafetlerin her biri Kidman'ı farklı bir karakter olarak yorumluyor. Son zamanlarda Hollywood yıldızlarının artık eskisi kadar dergi sattıramadığı sürekli yazılmaya başlanan bir gerçek. Belki de kimsenin kullandıkları isimleri farklı açıdan yorumlamadıklarındandır asıl nedeni. 5 yıldızlı otellerin lobileri röportaj mekanı olarak seçilirken ortaya çıkan yazılar aktrislerin glamorus hayatlarını bizlerle paylaşmaktan başka bir şey yapmıyor. Üstelik tabloidler çirkinliklerini gizlemekten korkmazken bu yalan dünyaların bizlere yedirmeye çalıştığı gerçeklik oyununa artık pek kimse düşmüyor gibi. 
Bu arada kapakta hiç spot olmaması da ayrı bir şaşırtan nokta. Modeller henüz Vogue kapaklarını terk etmeden önce yayımlanan bu sayılarda tek derdin pazarlama stratejileri olmadığı ve pure artsy işler ortaya çıkarmanın heyecan verici olarak düşünüldüğü son Vogue kapaklarından birkaçı. 
Ne Sienna Miller, ne Kate Moss (evet Moss) ne de Lady GaGa'lı 125. yıl temalı September Issue'ların hiçbiri yaz habercisi bu mayıs kapağı kadar görkemli, minimal chic olmayı başaramamıştır sanırım. Keramet Kidman'da mı Penn'de mi bilinmez ama yayımlanmasından tam 9 yıl sonra karşılaştığım bu işler her açıdan tam bir "the ultimate muse"
"Costume Drama" demişken geçtiğimiz sene de "Downton Abbey" vesilesiyle Katie Grand ve Love sonbahar/ kış sayılarının tamamını bu temaya ayırıp dizinin tüm castını dergide toplamışlardı.

28 Haziran 2013 Cuma

PARİS'TE İKİ AMERİKALI

Kabaca "glamorous journalism" mottosunu kendine görev edinen Vanity Fair Fransa; Amerikan/ İngiliz, İtalyan ve İspanyol edisyonlarından sonra glam'in başkenti Paris'te de yayımlandı.
Peki onca güçlü Fransız üstelik Scarlett kadar marka bilinirliğini güçlendirecek yerli isim varken sıradan bir Amerikalının VF kapağında olma sebebi ne? Üstelik "the Naked Truth" ya da " xx Bares All" gibi bayatlamış bir başlık olan "Une Americaine a Paris" ile. Gerçi vurgulanan sadece Johansson değil Amerikan dergi devinin de Paris'e gelmesi. Ama olsun. Gerçi bazen "Klasikler her zaman iyidir" ama, ama.
Kapağın arkasındaki isim ise Details kapaklarından tanıdığımız Mark Seliger. Ya da Mark Seliger'la photoshop 101 olarak da adlandırabiliriz. Sahi Scarlett ne ara Barbie olmuştu?
Derginin genel yayın yönetmeni Michel Denisot. Hemen arkasında ise Anne Boulay ve Virgine Mouzat geliyor.  

22 Mayıs 2013 Çarşamba

LEO-LEO-LEO LEONARDO

"Da Vinci's Demon" Starz'ın son eye-candy dizisi. Eye candy demişken biraz da düşündürüyor. Hayır güldürürken düşündürenlerden değil. 

Peki Leonardo da Vinci adını duyduğunuzda sizin aklınızda canlanan imaj ne? Hah, şimdi düşünün işte.

Dizinin yaratıcısı "Dark Knight" ve "Man of Steel" serisinden David S Goyer. Senaryo emin ellere emanet yani. Starz bu konuda kendini aşmış bu sefer. En azından "Camelot" dışında bugüne kadar yaptıkları en iyi iş de diyebiliriz. Muhteşem bir pop-corn dizisi.

Ama dediğim gibi, göğüs kılları tıraşlı, muntazam sakallı bir da Vinci pek de beklediğim türden değil. Tabii herkesin farklı yüzü farklı yönleri vardır. Neden illa her zaman aile babası rollerinde karşımıza çıkan Ali Rıza bey misali Mona Lisa yanındaki ak sakallı dede olsun ki.

Eh da Vinci de elbette genç olmuştur. Niye içerledimse bu olaya bu kadar.

ps. da Vinci de Tom Riley bu arada.

4 Mayıs 2013 Cumartesi

AMERICAN SOCIETY OF MAGAZINE EDITORS ÖDÜLLERİ

Dergilerle bu kadar haşır neşirken ASME- American Society of Magazine Editors'un ödülleri hakkında burada konuşmamak ayıp olurdu. Amerikan dergi editörlerinin yarışmaya soktuğu kapaklar ise 2 0cak 2012-31 Aralık 2012 arasında yayımlanan dergilere ait. Geçtiğimiz perşembe akşamı dağıtılan ödüllerin bence şaşırtıcı anları da bir hayli fazla. 


Yılın kapağı "City and the Storm" tagline'ı ile gerçek bir fotoğrafçılık başarısını kapağa taşıyan New York'un. Finalistler arasında yılın en tartışma yaratan kapaklarından (yani, ben listeyi şurada yapmıştım katılmak sizin elinizde) Time'ın göğüs emzirmeli kapağı ve Amerikan Harper's Bazaar'ın re-launched sayısı olan Mart 2012 de yer alıyor. Terry Richardson lensinden Gwyneth Paltrow. Ayrıca şurada New York'u ben de "yılın kapağı" olarak seçmiştim.
Yılın LifeStyle kapağı da yine New York'un. Ağustos 6-13 sayısının kapak spotu Sex ve birbirlerine değen iki harika dudak. Kiss me tender. Ten uyumu denen o hadise ve şehvet sonuna kadar hissediliyor.
Yılın Entertainment ve Celebrity kapağı da tıpkı Spor dalında (Williams kardeşler) olduğu gibi The New York Times Magazine'in. 23 Aralık 2012 sayılı derginin kapağı Jerry Seinfeld. Lifestyle kapaklarının diğer adayları ise yine Time'ın meşhur kapağı ve Lady GaGa'lı Vanity Fair. Moda ve güzellik konusunda ipi göğüsleyen ise Harper's Bazaar'ın Mart 2012 sayısı. Şuradan da benim seçtiğim moda dergi kapaklarına göz atabilirsiniz.
Ödüllerin şaşırtıcı yanı ise "Best Obama Cover" adlı bir kategorinin olması. Ki burada kazanan yaşlı Obama ile Bloomberg Business. Moda ve Güzellik dalında Kate Moss'un Steven Klein ile ortaklığından doğan W Mart sayısının ödülü Bazaar' kaptırması da ayrı bir olay tabii. Yeri gelmişken diğer adaylık da Niki Minaj'ın kapak olduğu New York.

National Geographic General Excellence in Print (News, Sports and Entertainment Magazines), Photography, Tablet Magazine and Multimedia ile ödüllendirilirken Vogue, moda dergiciliğinde Martha Stewart Living ise LifeStyle dalında General Excellence in Print ile emeklerinin karşılığını almış oluyor. Yüzü gülen bir diğer yayın da müzik konusunda elimiz ayağımız olan Pitchfork. Elbette General Excellence in Digital dalında.

Tüm törenin en çarpıcı cümlesi ise Anna Wintour'dan geliyor. Eli boş dönenleri teselli eden Wintour: "25 sene bekleyin siz de ödül kazanırsınız" demiş. Yorumsuz.

Aday olan diğer kapaklara, hatta sayfalara ve konulara yani diğer tüm kategorilere göz atmak için http://pinterest.com/asme1963/