10 Mayıs 2011 Salı

CHERRYBOMB - TUTKU OYUNLARI

2009 yapımı ''CherryBomb'' dağıtımcı problemleri yüzünden dünya genelinde kendine henüz vizyon şansı bulabilmiş, görebileceğiniz ''en manyak'' filmler kategorisinde ise zirve zorlayabilecek bir ''teenage drama''. Premiyer'i 2009da Berlin Film Festivali'nde yapılan filmin başrollerinde ise tanıdık Ingilizler yer alıyor. Harry Potter'ın havuç kafası Rupert Grint (Malachy), Misfits'in en deli ve arıza çocuğu Nathan yani Robert Sheehan (Luke) ve Kimberley Nixon (Michelle). Burnunuza threesome kokuları gelmiş olabilir. Threesome dedimse hemen de yanlış anlamayın. Ama bir şekilde çember bu şekilde tamamlanıyor.

Titanic adlı spor komplexinde çalışan Malachy, içinde haylazlık olsa da bildiğin Hıristiyan, Ingiliz soğuk aile yapısına uygun yetiştirilmiş, aslında doğruyu ve yanlışı da ayrıt edebilmesine rağmen zaman zaman şeytana uyan kızıl kafa bir genç. Luke ise (Sheean'ın Misfits'te çizdiği karakterden pek de farklı sayılmaz aslında) alışılageldik Brit Guy havasında. Yürüyen TopMan rekalmı gibin. Renkli, skinny Brit tarzının yanısıra, cool ve indie genç profilinde. Tamam, belki bu özelliklerin yanına bir de ''serseri'' ve ''snob'' sıfatlarını da ekleyebilirim. İki erkeğin olduğu yerde döngünün tamamlanması için, iki arkadaşın arasına bir de kız yerleştirilmeli. Biri Michelle'i mi çağırdı ? Spor komplexinin sahibinin kızı olması da cabası. Diğer iki karakter gibi bir anlamda dışlanmış ve kendisini ''iki erkekten birini seçicem ve bunu da oyunlarla halledicem'' havasıyla kendini tatmin etme çabaları içinde.

Her iki erkek de Michelle'i kazanmak için çabalarken, vandallıktan tutun, kavgaya, sexten, hırsızlığa bir çok kötü yola başvuruyor. İşin içine bir de alkol ve uyuşturucu girince ''teenage drama'' döngüsü de burada tamamlanıyor sanırım.

Filmin ilk sahnesi, aslında sonundan bir ipucuyla başlıyor. Dolayısyla sonunu tahmin etme çabasından çok, olayların gidişatı ve karakterlerin gelişimleriyle daha da ilgilenir bir halde oluyorsunuz. Hemen hemen bir çok önemli olayın ve climactic anların da Titanic'de gerçekleşmesi, temelde üçlü bir elde etme hikayesi olduğundan ve afişten de anlayabileceğiniz gibi su dolu bir sahnenin de olması ister istemez sanki filmden ''Titanic''e göndermeler olduğu varsayımında bulunabilirsiniz. (Cümle biraz garip oldu sanırım ama, you got it?)

Sonuç olarak, en yakın iki erkek arkadaş, cazibe yöntemiyle iki erkeği birbirine düşürmeye çalışan bir kız ve fazlaca Brit havası. Tutku Oyunları bu olsa gerek. Ancak yine de Cherrybomb'un bahşettiği masumane bir arıza hikayesi yerine Temel İçgüdü tarzında bir filmle karşılaşabileceğiniz sinyalleri vermiş filmin türkçe çevirisi sanki. 

Haftasonunu geçirmek için pek de kötü bir seçim sayılmaz.

9 Mayıs 2011 Pazartesi

SERGİYE DAVETLİSİNİZ ! ALEXANDER THE GREAT

Her sene bu zamanlarda ayrı bir temayla açılan New York Metropolitan Costume Institute sergisi bu sene Savage Beauty başlığı altında Alexander McQueen'e adandı. Elbetteki ölümünün birinci yılı ardından McQuuen'e adanan bir serginin temasını vahşi ve güzel kelimelerinden başka hiç bir kombinasyon tanımlayamazdı. McQueen'in bugüne kadar yapmış olduğu işler belki Ingiliz Modasının ruhundan kaynaklanan belki de kendi içsel yapısından dolayı diğer tasarımcıların aksine oldukça avant-garde, yenilikçi, sıradışı ve tamamıyle bambaşkadır. Ancak hepsinden öte ''teatral'' kelimesi belki de bugüne kadar oluşturmuş olduğu kolleksiyonların anahtar kelimesiydi. Ki yine Sarah Burton da bu özellikleri korumaya devam etmekte. Kimi zaman yapmış olduğu bir elbiseden etkilenip belki şiir / şarkı yazarsınız, kimi zaman da müzede sergilenen bir tabloyu incelemek istediğiniz gibi incelersiniz. İşte aşağıda paylaşacağım kıyafetler de -ki onlara kıyafet demek çok hafif kakır- birer sanat eseri kıvamında müzede sergilenen tasarımlardan.
    ''Irere'' 2003 İlkbahar / Yaz                                        ''Sarabande'' 2007 İlkbahar / Yaz
   2009-2010 Sonbahar / Kış                        ''The Horn of Plenty''  2009 / 2010 Sonahar / Kış

Aşağıdakiler ise Amerikan Vogue'u Mayıs sayısında McQuuen anısına gerçekleştirilen çekimden. Çekimin başlığı ''Alexander the Great''. Editöryali hazırlayan isim Grace Coddington, fotoğraflar Steven Meisel'den. Modeller ise Karlie Kloss, Karen Elson, Coco Rocha, Caroline Trentini, Stella Tenant ve Raquel Zimmerman. Editöryalde kullanılan kıyafetler de yine sergide yer alan işlerden.
Sergi yapılır da açılışı yapılmaz mı ? Kıyafetler ve katılacak konukların kimler olacağı konusunda yapılan dedikodular nedeniyle sene içinde Oscar'lardan sonra en fazla merakla beklenen ikinci organizasyon olması da cabası. Birçok sitede birçok fotoğraf yer aldı, aslında kıyafetler konusunda yakışmış mı yakışmamış diye yarı espirili uzun uzun yazmak da isterdim, ama gerek yok sanırım. Yine de bu beni Top 10'umu sizinle paylaşmaktan alıkoyamaz. Party'nin / Gala'nın bu seneki ev sahipleri arasında ise Anna Wintour, Colin Firth ve Salma Hayek de yer alıyordu.
Liv Tyler, Marina Abramovic ve Mariacarla Boscona. Hepsinin kıyafety Givency Couture hepsinin de kavalyesi Ricardo Tisci. Liv Tyler gecenin kuşkusuz en şık ismiydi. Givency Couture, zayıf, güzel ve uzun kadın zincirleme sıfat tamlaması bir araya gelince zaten rüküş olması imkansız. Acak Florance Welch, Carine Roitfeld ve niceleri daha önce giydiğinden pek de işin espirisi kalmadı artık.
Model, şarkıcı Karen Elson ve oyuncu Sarah Jessica Parker. Her ikisi de en sevdikleri modacının anısına McQueen elbiseyle katılmışlar geceye.
Geceye en fazla Stella McCartney ve Alexander McQuuen elbiseleri damgasını vurdu. Yukarıda da rapunzel saçlarıyla Rihanna ve ışıldayan Maggie Gyllenhaal'ın seçimi de Stella McCartney'den yana. Gyllenhaal'un kocası Peter Saarsgard'ın seçimi de Yves Saint Laurent'ten yana.
Emilio Pucci içinde Beyonce ve Vintage Dior Couture ile Ashley Olsen. 
Her zaman şık Jennifer Lopez'in tercihi Gucci. Sağda ise Sarah Burton. Elbetteki Alexander McQuuen.
McQueen'in en birinci dostu Daphne Guiness elbetteki modacının en ikonik tasarımı olan elbisesiyle. Yanındaki ise American Vogue'u Editor at Large of Europe Hamish Bowles. Onun da tercihi yine McQuuen.
Bunların hepsinin tercihi ise Marni. Ancak benim dikkatimi çeken ise en sağda yer alan editör Giovanni Battaglia. Fazlasıyla vintage, romantik ve Italyan ruhlu.

photos via, style.com, vogue türkiye, fashionspot

7 Mayıs 2011 Cumartesi

O GUCCI'LERI ISTIYORUM. 2 GUCCI 18 KAPAK

Daha önce- tık: Mart ayında moda dergilerinin kapaklarındaki Dolce & Gabanna hakimiyetini yazmıştım. Ben yazıyı bitirirken 9 kapak yayınlamıştı. Hatta henüz Vogue Paris Nisan sayısı görücüye çıkmamıştı. Ancak o sayı daha sonra 15e ulaştı. Hatta re-print kapaklar / dergiler nedeniyle beyaz ve dantelin başrolde bulunduğu kapak sayısı muhtemelen 20yi bulmuştur.
Sırada Gucci var ! Gucci'nin rengarenk saten kumaştan hazırlamış olduğu bu takımlar sadece editörlerin değil benim de gözdem. Keşke etrafımdaki bütün kızlar bunları giyinse. Sadece moda dergilerinde değil özel davetlere katılan isimlerin ilk tercihi bile bu Gucciler oldu. İlk deneyenlerden biri de hatta Jennifer Lopez'di. Kapakların yanıs ıra bütün editöryallerde bile yer aldı desem abartmış olmam sanırım. Hatta Kate Moss'lu postta da karşılaşmış olabilirsiniz.
Daha önce de dediğim gibi, editörler front-rowda kurulurken defileden en hit parçaları seçip, büyük ihtimalle çekimleri kafalarında gerçekleştiriyorlardır. Açıkçası önemli olan bu elbiseleri yakalayıp kapağa taşımak mı doğrudur, yoksa Wintour, Sozzani gibi ''nasıl olsa bunları herkes kullanır biz başka ''look''lar mı seçelim'' demek daha isabetli bir karadır bilemeyeceğim. Ancak ''biraz yaratıcılık''. 
Lara Stone'lu Vogue Paris Şubat ve Jennifer Lawrence'lı Flare Canada Haziran benim en favorilerim. Hatta en birincim ''Winter's Bone''da paspal rolde parlayan yıldızın aksine, burada inanılmaz seksi ve ''beauty bomb'' hali ile insana dudak ısırtan Lawrence kapağı. (Doğru kullandım sanırım bu deyimi lol)
Gelelim sezonun bir diğer trendy Gucci look'una. Saçaklartan yapılmış bu elbise Afrikalı Yerel Halkı anımsatıyor. Vahşi ve tribal efektiyle Roberto Cavalli kreasyonundan kaçmışa benzese de bir kadın bu elbiseyi giydiğinde kendini daha güvende ve sert hissedemez her halde. Sarı,kızıl ve yeşil ise değişik alternatifler.
Diğer 4 lady kusuruma bakmasın ama Beyonce dışında kimse bu elbiseyi güzel taşıyamamış. Sanki Beyonce düşünülerek tasarlanmış gibin. You ROCK Queen B.

Tribal elbise tam 6 farklı kapakta yer alırken, neon saten serisi ile üsttetki Gucci'ler tam 13 farklı kapakta boy göstermiş. Marie Claire, Instyle ve Elle gibi dergiler sürekli reprint'lere başvurduklarına göre Gucci bu sayısı 2ye belki de 3e bile katlayabilir.

photos via. fashiongonerouge, fashionspot

6 Mayıs 2011 Cuma

KATE MOSS, GERİSİ FOSSS. HAYAT BOŞŞ EĞLEN COŞŞŞ.

Inez and Vinoodh'un çektiği sadece duvak ve eldeki buketten ibaret olan seksi Kate Moss tarzı gelini gördüğümde aklıma gelen ilk cümle bu oldu. Ancak fotoğraf üzerinde yazan slogan ise benim bulduğum uyduruk tekerlemeden çok daha ilgi çekici. Geçtiğimiz cuma Kate Middleton, Londra'da Britanya'nın yeni prensesi olmaya hazırlanırken şehrin birçok köşesinde billboardlarda bu yer alıyormuş.
Moda dünyasında hiçbir modele extradan sevgi beslemediğim gibi Kate Moss da benim için sürüden farksız. Ancak geçtiğimiz aylarda Paris'te düzenlenen Louis Vuitton Fall/ Winter 2012 defilesinde Kate Moss'un podyumda salınışını gördükten sonra bazı şeylerin değişmiş olduğunu fark ettim. Biraz arşivleri karıştırdığımda 90lı yılların başında kariyerinin ilk senelerinde Etiyopyalılardan farksız extra skinny olduğunu gördüm. Durum belki kariyerinin 25. yılını doldurmaya hazırlanan über-süper model için şimdi farklı. Ancak bir gerçek var ki bacaklarında oluşmaya başlayan selülitler bile o meşhur fetiş defilede podyumda elinde sigarayla salınan Moss'un seksiliğine aynı zamanda asaletine gölge düşüremez.

Görüldüğü gibi Kate Moss hala Kate Moss. Hala dergiler onu kapak yapmak için, onu seçmek için yarış halindeler. Bu ay kendisi aynı anda üç farklı Vogue edisyonunun kapağındaydı. Üstelik hepsinin alt başlığı aynı ''Kate Moss Reveals All''. Cidden aşağıdaki fotoğraflara bir bakın. Özel hayatını zaten biliyordunuz. Peki vücudunda bilmediğiniz yer kaldı mı acaba ?
Yukarıdaki ilk görsel Vogue Japan May sayısı. Alttaki ise Vogue Paris. İkincisinin özelliği Emmanuelle Alt'ın ikini sayısı olması. İkisinin ortak özelliği ise imzanın Mert & Marcus'a ait olması. Zaten dikkatinizi çekmiştir. Paris kapağının arka fonu ile Moss'un yüz ifadesi, über-model ablası Giselle Bündchen'in Türkiye kapağındakisiyle aynı. Ancak yine de bu bize vaad edildiği gibi onun bizi öpmesine engel teşkil etmez.
Kapağı çevirdiğinizde ise o ellerin Kate'i soyduğuna şahit oluyorsunuz. Bakınız hemen yukarısı. Japon ve Paris sayılarının bir diğer ortak noktası ise her iki derginin de couture çekimi için Moss'u tercih etmiş olmaları.

Bırakın tüm zamanların en seksi Vogue kapağı olma meselesini aynı zamanda tüm dergiler içinde de bu ipi göğüsleyebilir. Alt size yukarıda Moss'un sizi öpüceği yalanını söyleyedursun, Brezilyalı Vogue hayalerinizdeki öpücüğü Moss'un sırtına kondurmuş bile. Dergide Mario Testino'nun lensinden 64 sayfalık Kate Moss editöryali bulunmakta. Keşke dergiyi elimize alabilsek, ama sanırım bu Türkiye'de pek de mümkün değil. 64 sayfayı buraya sığdırmam belki zor, ama en ateşlileri burada.

PS1: Kate Moss aslında bu ay içinde yani Mayıs sayısı için bir de Ingiliz Harper's Bazaar'ına kapak oldu. Ancak onun hakkında bahsedeceğim başka şeyler de olduğundan bir sonraki posta saklıyorum.

PS2: Tüm bu postlar bana Ocak ayında hazırladığım Naked Fashion dosyasını hatırlattı bana. Bir kez daha göz atmak isteyenler için.

images via, models.com, tfs

1 Mayıs 2011 Pazar

APOLLO MAG: NO 9 || THE FESTIVAL ISSUE + COUTURE SUPPLEMENT



credits:
model: Jean Carlos (Apollo), Kate Moss (Couture Supplement), Lais Riberio (Edito)
photography: David Dunan for Blanco S/S 2011 Campaign
                     Mert & Marcus, editor Georga Cortina, for Vogue Japan May 2011 wearing Givency