28 Haziran 2013 Cuma

PARİS'TE İKİ AMERİKALI

Kabaca "glamorous journalism" mottosunu kendine görev edinen Vanity Fair Fransa; Amerikan/ İngiliz, İtalyan ve İspanyol edisyonlarından sonra glam'in başkenti Paris'te de yayımlandı.
Peki onca güçlü Fransız üstelik Scarlett kadar marka bilinirliğini güçlendirecek yerli isim varken sıradan bir Amerikalının VF kapağında olma sebebi ne? Üstelik "the Naked Truth" ya da " xx Bares All" gibi bayatlamış bir başlık olan "Une Americaine a Paris" ile. Gerçi vurgulanan sadece Johansson değil Amerikan dergi devinin de Paris'e gelmesi. Ama olsun. Gerçi bazen "Klasikler her zaman iyidir" ama, ama.
Kapağın arkasındaki isim ise Details kapaklarından tanıdığımız Mark Seliger. Ya da Mark Seliger'la photoshop 101 olarak da adlandırabiliriz. Sahi Scarlett ne ara Barbie olmuştu?
Derginin genel yayın yönetmeni Michel Denisot. Hemen arkasında ise Anne Boulay ve Virgine Mouzat geliyor.  

22 Mayıs 2013 Çarşamba

LEO-LEO-LEO LEONARDO

"Da Vinci's Demon" Starz'ın son eye-candy dizisi. Eye candy demişken biraz da düşündürüyor. Hayır güldürürken düşündürenlerden değil. 

Peki Leonardo da Vinci adını duyduğunuzda sizin aklınızda canlanan imaj ne? Hah, şimdi düşünün işte.

Dizinin yaratıcısı "Dark Knight" ve "Man of Steel" serisinden David S Goyer. Senaryo emin ellere emanet yani. Starz bu konuda kendini aşmış bu sefer. En azından "Camelot" dışında bugüne kadar yaptıkları en iyi iş de diyebiliriz. Muhteşem bir pop-corn dizisi.

Ama dediğim gibi, göğüs kılları tıraşlı, muntazam sakallı bir da Vinci pek de beklediğim türden değil. Tabii herkesin farklı yüzü farklı yönleri vardır. Neden illa her zaman aile babası rollerinde karşımıza çıkan Ali Rıza bey misali Mona Lisa yanındaki ak sakallı dede olsun ki.

Eh da Vinci de elbette genç olmuştur. Niye içerledimse bu olaya bu kadar.

ps. da Vinci de Tom Riley bu arada.

4 Mayıs 2013 Cumartesi

AMERICAN SOCIETY OF MAGAZINE EDITORS ÖDÜLLERİ

Dergilerle bu kadar haşır neşirken ASME- American Society of Magazine Editors'un ödülleri hakkında burada konuşmamak ayıp olurdu. Amerikan dergi editörlerinin yarışmaya soktuğu kapaklar ise 2 0cak 2012-31 Aralık 2012 arasında yayımlanan dergilere ait. Geçtiğimiz perşembe akşamı dağıtılan ödüllerin bence şaşırtıcı anları da bir hayli fazla. 


Yılın kapağı "City and the Storm" tagline'ı ile gerçek bir fotoğrafçılık başarısını kapağa taşıyan New York'un. Finalistler arasında yılın en tartışma yaratan kapaklarından (yani, ben listeyi şurada yapmıştım katılmak sizin elinizde) Time'ın göğüs emzirmeli kapağı ve Amerikan Harper's Bazaar'ın re-launched sayısı olan Mart 2012 de yer alıyor. Terry Richardson lensinden Gwyneth Paltrow. Ayrıca şurada New York'u ben de "yılın kapağı" olarak seçmiştim.
Yılın LifeStyle kapağı da yine New York'un. Ağustos 6-13 sayısının kapak spotu Sex ve birbirlerine değen iki harika dudak. Kiss me tender. Ten uyumu denen o hadise ve şehvet sonuna kadar hissediliyor.
Yılın Entertainment ve Celebrity kapağı da tıpkı Spor dalında (Williams kardeşler) olduğu gibi The New York Times Magazine'in. 23 Aralık 2012 sayılı derginin kapağı Jerry Seinfeld. Lifestyle kapaklarının diğer adayları ise yine Time'ın meşhur kapağı ve Lady GaGa'lı Vanity Fair. Moda ve güzellik konusunda ipi göğüsleyen ise Harper's Bazaar'ın Mart 2012 sayısı. Şuradan da benim seçtiğim moda dergi kapaklarına göz atabilirsiniz.
Ödüllerin şaşırtıcı yanı ise "Best Obama Cover" adlı bir kategorinin olması. Ki burada kazanan yaşlı Obama ile Bloomberg Business. Moda ve Güzellik dalında Kate Moss'un Steven Klein ile ortaklığından doğan W Mart sayısının ödülü Bazaar' kaptırması da ayrı bir olay tabii. Yeri gelmişken diğer adaylık da Niki Minaj'ın kapak olduğu New York.

National Geographic General Excellence in Print (News, Sports and Entertainment Magazines), Photography, Tablet Magazine and Multimedia ile ödüllendirilirken Vogue, moda dergiciliğinde Martha Stewart Living ise LifeStyle dalında General Excellence in Print ile emeklerinin karşılığını almış oluyor. Yüzü gülen bir diğer yayın da müzik konusunda elimiz ayağımız olan Pitchfork. Elbette General Excellence in Digital dalında.

Tüm törenin en çarpıcı cümlesi ise Anna Wintour'dan geliyor. Eli boş dönenleri teselli eden Wintour: "25 sene bekleyin siz de ödül kazanırsınız" demiş. Yorumsuz.

Aday olan diğer kapaklara, hatta sayfalara ve konulara yani diğer tüm kategorilere göz atmak için http://pinterest.com/asme1963/

3 Mayıs 2013 Cuma

PEKİ BUNLAR MODA FİLMİ Mİ?

Tatmin edici açıklamalarla karşılaşana kadar sanırım bu soruyu sormaya devam edicem. 

Jil Sander (Raf Simons) ve Fendi "I am Love"da baş roldeydi. Minimal zarafet diye buna derim. Yakın plan çekimler ve detaylar kimi zaman moda dergilerinin bel kemiği editoryaller kimi zaman da ilk 100 sayfayı kaplayan reklamlar gibiydi. Yukarıdaki karede eksik olan tek şey bold karakterlerle yazılmayan marka adı. Harika çanta ya da gözlük reklamı olmaz mıydı?
Poetik filmin muhteşem dolabı da elbette yapım ve yönetimde olduğu gibi yetenekli Bay Tom Ford'daydı. "A Single Man"de oyuncuları kıskanmak için bir neden daha. Kırmızı halıda dahi bu sayede Tom Ford giymelerinden bahsetmiyorum bile?
Xavier Dolan filmlerindeki en güzel şey müzikler ve kıyafetler. Üstelik karakterlerin, dönem, müzik ve gardroplarıyla aralarındaki ilişki gerçek hayattakinden bile daha muntazam. "Les Amours Imaginaires"deki slow motion ilerleyen close-up shot'lar ve "Laurance Anyways"ten harika parti sahneleri.
Londra'nın cool blokları ve Fransız Riviera'sı. Kimi zaman TopShop/ TopMan coolluğunda kimi zaman Chanel ihtişamında. Yönetmen Alexandra McGuinness her defasında ilhamını modadan aldığını yeniliyor zaten.
"The Thief, The Cook, His Wife and Her Lover": 7 farklı gün. Muazzam bir menü. Helen Mirren'ın görkemli performansının yanında Jean-Paul Gaultier'in kostüm sorumlusu olduğunu da belirtmeli. Odaların rengine göre değişen kıyafetler ise filmdeki en büyük trick.
David Bowie ve Catherine Deneuve. Yetmedi mi? Susan Sarandon'ın "The Hunger"da sokakta salındığı sahne de unutulmayanlar arasında.

Kıyafetlerin güzelliğinden, zarafetinden sürüklenip gidiyosunuz genelde.

İlk aklıma gelenler bunlar oldu. Özellikle "Sex and The City"nin ikinci filmi, "Devil Wears Prada" da liste başı olabilecek diğer filmler. "8 Femmes"da sekiz kadın ve sekiz tarz. "Crime d'Amour"daki eşarp ve liste uzar gider.

2 Mayıs 2013 Perşembe

DAHA FAZLA KATE MOSS

Aynı günde iki farklı Kate Moss fotoğrafları nete düşer. Biri İngiliz Vogue, Haziran sayısından. Daha önce Amerikan Vogue için B.B. olan Lara Stone'a benim senden neyim eksik diyor. Moss'u fotoğraflayan isim ise Demarchelier. Patrick olan.
Bir diğer mi? Kate Moss. 16 yaşında. "Bu fotoğraflar onun kariyerini belirledi" tagline'ıyla sürülen daha önce hiç görülmemiş kareler "Biraz yaramazlık yapmanın kimseye zararı yok" diye bağırıyor. 70'lerin Playboy kapağı efektli pozlar Corrine Day'in Kate Moss portrelerinin saflığını yerle bir ediyor. Tıpkı Steven Klein'in ikili W kapağı gibi. Ama daha fazla Kate Moss'a da kimse hayır demez. Üstelik bunlar "Twin Peaks"ten Laura Palmer gibi.
Olay şu ki o yaşına bile Kate Moss seksi olmaya çalışmıyor. Modern zaman kızları gibi "duck face" triplerine girmiyor. Çünkü o Kate Moss. Çabasız samimiyet. Zamasız hallenmeler. Kate Moss'un kendisi bir kanvas. Lambadan çıkan bir cin. Onu nasıl görmek istiyorsanız bunu ona söyleyin. Çabalamasına gerek yok.
Kate Moss Givenchy ve Versace dahil olmak üzere bu sezon 9 farklı markanın yüzü oldu. Ocak ayından bu yana 6 farklı derginin kapağına çıktı. İngiliz Vogue üst üste iki ay onu kullandı ve Vogue Paris'in Peru'ya adadığı Nisan sayısında Mario Testino'ya poz verdi. 

Moss etkisi hiçbir zaman azalmıyor. Etkisini kaybetmiyor. Adındaki görkemden mi, karakterindeki gizemden mi, yaydığı enerjiden midir bilinmez Kate Moss hala merak konusu. Hakkında çok fazla şey yazılmıyor, fotoğraflar onun hakkında pek fazla şey anlatmıyor, ama her seferinde farklı bir Kate Moss olarak karşımıza çıkıyor. 

Rock chic, BB, matador, çöldeki vaha, gizemli bahçedeki palmiye, Bowie, şeytan ya da rahibe. Meryl Streep gibi. Her rol onun için biçilmiş. O ise "sadece öylece durarak" bütün rolleri üstüne yapıştırabiliyor.

Kate Moss, her şeyi kendine yakıştırabilmektir. Kate Moss, Kate Moss olabilmektir. 

Daha da fazla Kate Moss için: http://pinterest.com/aykun/kate-moss/
Gitmeden önce: Biraz eski, ama yukarıdaki fotoğrafla bu ses tonu o kadar aynı ki.