12 Nisan 2010 Pazartesi

2010 BLOG ÖDÜLLERİ ! AND HERE THE NOMINEES OF MINE =)


Gentlemen Tom Ford smokinleriniz hazır olsun. Ladies sizleri de Armani Prive, Loubutines ve Tiffany mücevherleri içinde görmek için sabırsızlanıyorum. Neden mi ?? aaa yoksa size daha Çırağan Kempinski'de yapılıcak olan 2010 Blog Ödülleri davetiyesi gelmedi mi ????

Son günlerde bloglarda ve twitter hesaplarında Türkiye'nin en tanınmış bloggerları (onların hepsini de galalardan, defilelerdeki front row'dan tanıyoruz di mi ama) birer birer BÖ2010 adaylıklarını bizlere duyurdular. Akademinin seçkinler listesinde yer alan ben gibi beyefindelere ise oy kullanmak için altın harflerle yazılı birer aktivasyon kodu gönderildi. (oy vermediyseniz saçma espirmi anlayamazsınız :P)

Yemek bloglarından, kadın bloglarına, aile bloglarından, kişisel bloglara, modadan, teknolojiye taa spora kadar onlarca kategori arasından oy vermek aslında pek de kolay olmadı. (özellikle her kategori için bir oy vermek çok acıydı). Her ödül töreninde olduğu gibi amacım yine olay yeri inceleme ekibi olarak çalışmak, dolayısyla ben de hangi kategorilerde kimlere oy verdiğimi ve neden verdiğimi belirtmek isterim. Ayrıca oy veremediğim ancak oyu hak eden diğer bloggerları da belirtmeyi bir borç bilirim. (Nasıl ki en iyi kadın şarkıcı dalında X kişi aday olmadığında bunu belirtebiliyosam bunu da belirtmeyi bir borç bilirim :P)

O halde Fashion Put It all on me diyerekten Moda Bloglarıyla başlamak isterim. İzlediğim moda bloglarının bir çoğu yabancı olduğu için oy vermek bu kategoride daha kolay oldu. Oy vericeğim iki isim ise Vitrindeyiz ve Fashion 4 You olucaktı. Çünkü onların bloglarında sadece dergilerden alınmış editoryaller ya da newslatterlar ya da yabancı tabanlı tabloid siteler sayesinde ulaşabildiğimiz yeni çekimler, parçalar yok. Fashion 4 You blogunu henüz çok yeni keşfettiğim için oyu onun yerine ilk günden beri takip ettiğim için, özellikle yayınlamış olduğu gezi-moda temalı yazılarını dört gözle beklediğim (ki zaman zaman sırf onları okuyabilmek için yurtdışına gitmesini istediğim blogger da diyebiliriz) Vitrindeyiz için kullanmayı tercih ettim. Moda blogu hazırlamak demek: sadece GQ ya da Vogue'dan alınan çekimleri bloga koyup ''ah bebeğim ne hoş/berbat çekimler yapmışlar'' demek değil. ''Zaman zaman seyahat, Ara sıra Müzik ve Sanat, Her zaman Moda, Bence beni izleyin...'' mottosuyla yola çıkan Vitrindeyiz'e oy vermemek elde değil zaten. Tam benlik !!

Kültür - Sanat kategorisinde ise işim bir hayli zor olucaktı. Çünkü severek takip ettiğim 5 muhteşem blog.

2'debir ile başlamak istiyorum. Blogu keşfettiğimde bir hazine bulmuş kadar sevinmiştim. ''Yepyeni müzikler keşfetme isteği'' dönemime denk gelmişti ve kendisi blogunda sürekli Indie/ Lounge / Alternative tazrda müzik tanıtımlarına yer veriyordu. Son zamanlarda rastalayamsam da her cumartesi (genellikle facebook chat yoluyla yapmış olduğu) leziz röportajalara yer veriyo. Açılışlar, sergiler ve her yerde bulamayacağınız kültür-sanat haberleri. Blogda fazlaca Babylon havası solumak mümkün :p Blogu seçmememin tek nedeni ise fazlaca profosyonel olması. Blogger amatör insanların amatör ruhlarla profesyonelce yapılmış işlerin sergilendiği bir yer olmalı o yüzden üzgünüm. (Bu arada 2de1 hakkında blogumda daha önce de yazmıştım. Tıkla ve gör :P)

Vee oy kullandığım the Balkabaa. Yaklaşık bir senedir izlediğim bu muhteşem blog aslında tam da ben eğleneyim/ okuyayım diye yapılmış sanki. Sinema ağırlıklı, ama müzik, kitaplar, diziler, bir ödül töreni yapılsın da biz de eğlenceli ve başarılı kritikleri okuyalım dediğimiz yazı dizileri. Sanırım arayıp da başka yerde bulamayacğınız özel hafta yazı dizileri.. Sakin ve Kolpa gibi son zamanların parlayan isimleriyle yaptığı ropörtajlar, benim de sürekli yapmaktan hoşlandığım top 10 listeleri ... Daha ne olsun ki ! Gazetelerin haftasonu eklerinden daha başarılı (evet çünkü yanlış bilgiler verilmiyo) (ayrıca daMilliyet-Sanat kadar kaliteli) en profesyonel blogger olduğu için seçimimi ondan yana kullandım :)) Hah bir diğer önemli etken ise ki kendini ''critic'' adı altında ''tag''lemeden güzel, yerinde ve seviyeli criticler yapması.

Son durağımız Kişisel Bloggerlar. İzlediğim sadece 3 ya da 4 kişisel blog var ! Aslına bakarsanız inanılmaz komik yazılarıyla beni yerlere yapıştıran yazılarıyla ödülü kesinlikle MMNTKLLER 'a vermeliydim; ancak sevgili Hande adaylığını koymadı. Seneye ödül törenine beraber katılmayı düşünüyoruz :P Supersoncic NahNormal Goddess Undefienable'dan ise özürlerimi dilerim. (gözden kaçırdım çünkü) kimi zaman depresif kimi zaman muzur ama her zaman manyak gibi şeyler yazıyo. Onu izleyin, izlettirin ya da henüz oy vermediyseniz bu kategoride oyunuzu ona kullanın.

Gelelim kendi seçimime benim oyum ise Hayal Fabrikası'nın. Kültür-Sanat haberlerini kendince yorumlayan ve kişisellikle bunu harmanlayan bloggerı seçmemek ayıp olurdu değil mi. Heh bu arada XOXO THE MAG çıktığında yoksa siz hala VOGUE mu okuyosunuz başlığıyla beni yerle bir eden blogger. Oyum sanaydı işte :P.

9 Nisan 2010 Cuma

LOVE AND WAR

Stil sevenlere stil bi albüm !


Mark Ronson tarafından parlatılıp Brit Music piyasasından dünyaya açılan Daniel Merriwaeather aslında Avustralyalı bir R&B şarkıcısı ve de sanılanın aksine '''Love & War'' onun ilk değil ikinci albümü. Ancak olaylar şöyle gelişir 2006 yılında hazırlamış olduğu ''The Fifth Session'' adlı albümünü yayınlamaktan vazgeçer ve daha sonra beraber ortak işlere imza attığı Mark Ronson ile tanışır; başarılı prodüktöün elinden çıkan albüm sayesinde ise Daniel 2009 yılında Brit Listelerine 2 numaradan dalarak aslında başarılı bir debut yapmış olur. Eee ne demişler bana prodüktörünü söyle sana nasıl bir albüm yaptığını söyleyeyim ! yani ortada kaliteli bişeyler olduğunu tahmin edebilirsiniz.

Albüm aslına bakarsanız 2009 yılının Haziran ayında yayınlanıyo. Ancak popülaritesinin bizlere ulaşımı ancak kış aylarında ''Impossible'' single'ının ülkemizde de diğer tüm mainstream şarkıcılar kadar çalınmasıyla başlıyo. (Aslına bakarsanız Impossible'da yaz aylarında piyasaya sürülmiş bi şarkı) 2010 yılının şubat ayında albümün Amerikada'da yayınlanmasıyla beraber artık Merriweather; ismi her yerde geçen bi şarkıcı olmaya başlar.

Mark Ronson dışında ise albümden çıkan ilk single olan ''Change''de Daniel'e yine Ronson tarafından keşfedilmiş American Rapper Wales vokalleriyle eşilk ediyo ve olayı daha da eğlenceli hale getiriyo. Albümde yer alan bir diğer ortak çalışma ise başarılı Ingiliz sanatçi o muhteşem sesiyle Adele... ''Water and Flame'' parçasında D.'ye eşlik ediyor ve böylece ortaya albümün en iyi balladlarından biri çıkmış oluyo. Şaşırtıcı olan ise şu, 2 numaradan debut yapmış bir albüm ilk single ''Change'' ve ikinic single ''Red'' (ki inanılmaz vasat bi çalışma) ile 8 ve 5 numaradan giriş yapıyo, ancak Adele destekli şarkı ile listelere giremezken onun daha da tanınmasına neden olan parça Impossible ile ancak 67 numaraya kadar yükselebiliyor.

Albüm hakkında bi kelimelik benzetme yapmak istesem kesinlikle tercihimi ''Vintage''dan yana kullanırım, evet evet tam vintage bi çalışma olmuş sanki. Vinatge kıyafetlere bürünmüş zengin Amerikalılar sanki New York'da bi galaya katılmışlar ya da siyah beyaz kareli görüntülerle 5th Avenue'da gezen Upper-East Side vatandaşları !

Göze batan diğer diğerşarkılar ise ''Chainsaw'' ki gayet hareketli bir r&b çalışması olmuş. Vee Neww York diye başlayan ''For Your Money'' sanki yanıp sönen neon ışıkları altından retro görüntüleriyle geçen bir grup genci hatırlatıyo bana. ''Giving Everything Away For Free'' ise yine en göze çarpan ya da benim beğendiğim şarkılardan bir diğeri.

Vasatın üstünde olan albüme 5 üzerinden 3 verirdim sanırım.

Albümü gibi stil bi adam olduğunu da tüm fotoğraf çekimlerinden, red carpet geçişlerinden ve Mark Ronson ile takılmalarından da anlayabiliyoruz.

6 Nisan 2010 Salı

MINE VAGANTI

''Aşktan daha karmaşık bir şey varsa o da ailedir.''

İşte o karmaşık aile yapısı; hikayenin de başlangıç noktası; Tommasa (Riccardo Scamarcio) Roma'dan döndükten sonra tam hayatı hakkındaki önemli bir şeyi açıklamak üzereyken lafa abisi (asıl kelimenin yazılış şekline sinir oluyorum) Antonio (Alessandro Preziosi) başlar ve eşcinsellğini açıklar. Duygu karmaşası, stres, üzüntü, sinir ama hemen ardından kahkaha. Daha filmin başında işte nasıl bir filmle karşılaşacağınızın sinyalleri veriliyo. Duygusal ve komik. Daha da önemli ikisi kimi zaman bir arada kimi zaman ardarda
İşte Alba karakteri yüzününden rapunzel saçlarını kestiren muhteşem güzellikteki Nicole Grimaudo.
Bilge baba-anne'den ince replikler:
'' “Normal” ne korkunç bir kelime.''
''Seni istemeyen binlerce insan arasından seni seven birini bul.''
''İmkânsız aşklar asla ölmez.''
''Hep başkalarının istediğini yaparsan hayat yaşamaya değmez.''

İşte filmden bir diğer eğlenceli kare. Tommaso'nun Roma'dan gelen arkadaşları, ailenin durumu kavrayamama karmaşası, bir kez daha şeker mi şeker halanın komikliği ve son olarak Teresa ve Tomasso'nun annesinin sahnesi :))

Elinden Vogue ve içki kadehleri düşmeyen bir hala :) Hatta ve hatta yeğeninin çocuklarına bile eğitim verdiği sanılırken aslında başka şeyleri öğretmesi (evet kahkahalar kesilmiyo)
Kayınpederine baba dediği için sürekli azar işiten bir damat ve '' acaba ben de gay miyim diye düşünmedim değil'' diyen bir abla ! =)

Elbetteki tüm bu muhteşem, eğleneli ve de duygusal repliklerin, sahnelerin yanında muhteşem ötesi güzellikteki (hayır abartı yok) Italya manzaraları ve arkafonda çalan müzikler filmin en belirgin güzellikteki unsurları.
Sezen Aksu, Pink Martini, Nina Zilli ve Bacarra !! VC Barcelona'daki Barcelona manzaraları ve o muhteşem ispanyol ezgileri ki Guila y Los Telerenni şarkısı Barcelona Barcelona benim için nasıl bi önem taşıyosa Lecce manzaraları ve 50 Miles ve Nina Bacarra da benim için artık aynı anlamı taşımaya başladı sayılır.



Tüm şarkıları dinlemek istiyorsanız tumblr sayfama göz atabilirsiniz :P
Here it is Apollo Tumblr Boy :P

O halde teşekkürler Ferzan Özpetek !
Belki en iyi Özpetek filmi değil ama... ama...beni inanılmaz şekilde derinden etkileyen bi film oldu...

Serseri Mayınlar Mine Vaganti Fragman Trailer - gazi-antep.com on Vimeo.


Thats all my lovely fellas :)

3 Nisan 2010 Cumartesi

LET'S TALK ABOUT MUSIC BABE !!

Bu ayki en'ler.(Düşündüm düşündüm bi giriş bulamadım).
İşte bu ay en çok dinlediğim şarkılar. Bunlar blogum için seçtiğim song of the weekler.
Kesha ft. 30H!3: Blah Blah Blah (1 week)
Lady Gaga ft. Beyonce: Telephone (4 week)

Bunlar da diğer en fazla dinlediklerim
Rihanna: Rudeboy
Mariah Carey: Angels Cry
Alicia Keys ft. Beyonce: Put It In A Love Song
Christina Aguelira: Im Not Myself Tonight
Gorillaz: Stylo
Shakira: Gypsy
Lady Gaga: Dance In The Dark
Lady Gaga: Fashion

Ayrıca ay boyunca en fazla Vampire Weekend ve ''Contra'' albümünü dinledeim. Ayrıca Nine Filminin ''Soundtrack'' albümünde yer alan;
Fergie: Be Italian
Kate Hudson: Cinema Italiano
Marion Cotillard: Take It All en fazla dinlediğim şarkılardandı.

Öneride bulunmam gerekiyosa bu ay muhakkak gidin ve Cnbc-e Dergisini alın; zira içinde pek yakında kanalda gösterime giricek olan savaş dizisi The Pacific için düzenlenmiş ve 2. Dünya Savaşı şarkılarından oluşmuş bir soundtrack albümü yer alıyor.


Veee Nisan ayı içerisinde müzik marketlerde yer alacak albümler.

  • Kate Nash // My Best Friend Is You
  • Gogol Bordello // Trans-Continental Hustle
Artık krizden midir bilinmez son aylarda genellikle superstar isimlerden albümler çıkmıyo. Ocak-Şubat-Mart ayları genellikle yavaş geçerdi ancak Nisan dendi mi yılın en bomba albümleri kategorisine girebilicek bir iki albüm muhakkak piyasaya sunulurdu, ancak görüldüğü gibi ortalıkta bir durgunluk var. İçinizi kapatmıi gibi olmayayım ama Haziran ayında yayınlanacak ''Bionic'' Christina Aguilera albümüne kadar ortalarda kayda değer pek bişey yok.
That's all folks :p

2 Nisan 2010 Cuma

DO YOU THINK THAT WE CAN WIN, MANGA ??

Blogumda normalde sevdiğim şeylerden bahsetmeyi seviyorum, yani seyrettiğim, izlediğim ya da dinlediğim şeyler arasında eğer kötü yapılmış işler varsa genelde onlara burada yer ayırmamayı seçiyorum. (Bunu çok sevdiğim yazar elif şafak'tan öğrendim). Ama bu sefer işler biraz değişik belki yine yazımı yermek amaçlı değil de tepki amaçlı yazdığımı söylemem daha doğru olur.

Her neyse genelde bir şeyi beğendik mi hemen abartırız sürekli ondan bahsederiz, ya da gözümüzde büyüttüğümüzden yermeyi seçeriz; ama iş -en azından benim için- bi albüm ya da şarkı tanıtımına gelince orda biraz durmayı seçerim. Tıpkı Manga'nın Eurovision şarkısında olduğu gibi. Dinlediğim ilk anda zaten şarkıyı beğenmedim; ancak hemen gelip onu burda söylemek yerine bekledim, uzun süredir çeşitli aralıklarla da dinliyorum ama yok, yine de beğenmedim; hani belki videosu belki biraz şarkıya ısınmamı sağlar dedim yok o da olmadı. Hani normal şartlarda -çok sık olmasa bile- Manga'yi dinlerim, yani gruba karşı bi antipatim yok. Vakti zamanında Sibel Tüzün ''SuperStar'' ve Hadise '' Düm Tek Tek''i beğenmiş biri olarak ve körü körüne savunmuş olsam bile üzgünüm Manga seni savunamıyacağım :P Hayır, hani benim derdim şu da değil: Normalde çok daha kaliteli şarkılar yapan Manga neden Eurovision'a bu kadar kalitesiz bi şarkıyla katılıyo ?? Çünkü Sertab'da inanılmaz süper şarkılar yapmış olmasına/ seslendirmesine rağmen ''Everyway That I Can'' gibi tekdüze bi şarkıyla katılmıştı. (Yanlış anlaşılmasın sevmiştim şarkıyı, hatta hala ara sıra dinlerim, ama şunu da kabul edelim ki Setab'In katıldığı sene de zaten doğru dürüst güzel şarkı yoktu).

Keşke Manga kendi tarzını yansıtan bi şarkıyla katılmayı seçseydi. En azından sonuncu da olsa Whoooa Manga süper bi şarkıyla katıldı, ama insanlar onları anlamadı ve seçmediler derdik. Ucuz sound ve o oryantal tınılar... :/ cidden olmadı.

Sonuç mu ?? Eurovision'da hiç değişmeyen 3 favori ülkem vardır. Yunanistan, Ermenistan ve Türkiye. Üzgünüm Türkiye; sanırım bu sene ekranda seni gördüğümde tüylerim diken diken olmayacak, ama şunu da söyliyeyim o gece güzel bi showla çıkarsan ve de şarkının üstünde biraz daha çalışırsan son dakkada fikrim değişir -ki yine de sanmıyorum. Ayrıca MANGA SANA SESLENİYORUM ÖZGÜVENİN SÜPER OK! AMA İLK 5 DİYE UÇMA !!!! MTV DE ÖDÜL KAZANDIN DİYE BİŞEY SANMA KENDİNİ ! NETICEDE O ODÜLÜ İNGİLİZLER, FRANSIZLAR, İTALYANLAR TARAFINDAN ELDE ETMEDİN. SENİ SEVEN TURK TAKIPÇILERİNİN IYI Bİ ŞEKİLDE ÖRGÜTLENMELERİ SAYESİNDE ALDIN !!!


maNga - "We Could Be the Same"