SoundTrack etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SoundTrack etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Haziran 2010 Pazar

SEX AND THE CITY 2 (THE MOVIE & THE OST)

Nihayet, evet nihayet...hem vizyona bir hafta geç girdi hem de ben ancak bir hafta sonra seyredebildim. İşte Sex and The City işte New Yorklu 4 muhteşem kadın. Carrie, Samantha, Charlotte ve Miranda ...Sarah Jessica Parker, Kim Cattrall, Kristin Davis ve Cynthia Nixon.
IMDb'nin 10 üzerinden 3.1 vermesi nedeniyle ve de birinci filmin çok gereksiz bir içeriğe sahip olması yüzünden bir taraftan kendimi kötü bir film izlemeye hazırlamışken diğer tarfatan da milyonlarca kez izlediğim fragman ve bu muhteşem 4lü ayriyetten filmi izleyen arkadaşlarımın övgüleriyle beraber heyecanım iyice artmıştı.

Ve bekelenen an gelir, salon kararır arka planda Alicia Keys sesiyle Empire State of New York / I love youuu Nuuuyorkkkk diye şarkı çalıp, şehrin en tanıdık, meşhur güneş altında parıldayan gökdeleneleri bir bir arzı endam eder. Durun ! işte apartmandan çıkıp bize doğru gülümseyen Carrie değil mi ?? evet evet ! ve artık film başladı işte. Liza Minelli ve gay düğün'ün ardından 4New Yorklu kadın ''I don't think we're in Kansas any more'' diyerekten lüks cenneti Abu Dhabi'nin görkemli oteline yoksa saray mı demeliydim, giriş yaparlar. Carrie'nin ''sparkle'', Samantha'nın ''seks'' arayışı, Charlotte'un iç çamaşırı giyinmeden üstüne beyaz atlet geçiren bakıcısı ve Miranda'nın patronu dışında konu yok. Ki aslında bunlarda geri planda filmi süsleyen detaylar. Ancak filmde yapılan o komik esprilere ve de ince politik göndermelere de sözüm yok ! Başarılı olmuş, peki ya peçe altından patates kızartması yiyen kadına ne demeli. Ya Samantha'nın Baharat Çarşısında erkeklerin ortasında sergilediği o hareket.

Milyon dolarlık gardrop, ultra lüks markalar, mücevherler, şaaşalı davetler, Miley Cyrus ve Penelope Cruz. Film aslında 3.1i hak etmez, çünkü konu yok, ama bu nasıl iştir ki yaklaşık 3 saat boyunca bir dakika sıkılmıyosun, gözünü ekrandan alamıyosun ve bittiğinde üzülüyosun. Tanrım yoksa lüks düşkünü müyüm ben ?? OMG :P

Filmin soundtrack albümüne bakacak olursak ise birinci sınıf sanatçıların yer almasına rağmen şarkıları pek beğenmedim. Liza Minelli, Natasha Atlas, Dido, Cee Lo, Jennifer Hudson, Leona Lewis, Cyndi Lauper, Erykah Badu ve Alicia Keys. Albümde aynı zamanda filmdeki erkek koroların söylemiş oldukları şarkılar dışında, muhteşem dörtlünün kareokesi de bulunuyor. Hımm ve filmin cidden eğlendiren ve benim de summer hit olarak seçtiğim şarkı Ricki-Lee // Can't Touch It. Ha unutmadan bir de Euphrates Dream; SATC albümünde mezdeke :P

Herşey filmden ne beklediğinize bağlı. 6 sezon + 1 film'in ardından değişen hiçbir şey yok. Konu aynı, odan noktası aynı, izleyiciyi kendine çekme stratejisi aynı. Yok abi ! benim karnım tok bu yalanlara diyosanız, izlemeseniz de olur, ama olur da izlerseniz hiç pişman olmazsınız. Bu arada filmin 3.sü hakkında dedikodular çıktı bile ! ''3. mü ?? Ohh Tanrım '' dediğinizi duyar gibiyim, ama bir spin-off olarak kızların 80lerdeki hallerini çekmeye çalışsalar sanırım hiç de fena olmaz.

1 Mayıs 2010 Cumartesi

GYPSY SINGS HER SONG'S ACAPELLA VERSION ON THE TELEPHONE WHILE THINKING ABOUT HER MEMORIES

Hayatımızın olmazsa olmazı müzik dedik ve bir ay boyunca sınırsız şarkı dinledik ! Bazıları en şanslılarıydı çünkü tüm ay boyunca onları daha fazla dinledim. İşte benim Nisan ayının Top Songs'u.

ay boyunca song of the week olarak seçtiğim şarkılar

LADY GAGA ft. BEYONCE.- TELEPHONE (1 WEEK)

SHAKIRA.- GYPSY (1 WEEK)

DAVID GUETTA ft. KID CUDI.- MEMORIES (1 WEEK)

KELIS.- ACAPELLA (1 WEEK)

Bunlar dışında ;

Mine Vaganti (Pink Martini- Nina Zilli ve Baccara) ve A Single Man (Abel Korzeniowksi-Booker T & The MG's ) filminin müzikleri ve The Pacific dizisi için cnbc-e'nin hazırlamış olduğu cd'de yer alan Bella Ciao, La Vie En Rose ve Katjusha.

Cheryl Cole ft. WillIam :3 words
Oceana: La La

Christina Aguelira: Not Myself Tonight

Train: Hey Soul Sister

The Courtneers: You OverDid It Doll

Uzun zamandır dinlediğimiz Christina Aguelira sonunda Not Myself Tonight şarkısına da klipledi; henüz izlemediyseniz ...

Christina Aguilera - Not Myself Tonight from Etternus Greco on Vimeo.

Ve önümüzdeki ay çıkıcak albümler;
Sex and The City // OST
Toni Braxton // Pulse
Keane // Night Train
Stereophonics // Keep Calm And Carry On
Macy Gray // The Sellout
LCD Soundsystem // This Is Happening

24 Nisan 2010 Cumartesi

SEX & CITY & SARAH & VOGUE & FASHION & MUSIC & MOVIE

Mayıs sonunda vizyona girmesi planlanan Sex & The City efsanesinin 2. bölümü SATC2den de yeni kareler ve haberler gelmeye devam ediyor. Son olarak bu rüya gibi filmin başarılı sountrack albümü hakkında da bilgiler bizlere sunuldu. İşte albüm içerisinde yer alan parçalar.

1. Click Flash (Ciara)
2. My First Love (Craig David)
3. 2Nite (Janet Jackson)
4. Beautiful (Goldfrapp)
5. Real Girl (Mutya Buena)
6. Pretty Please (Love Me) (Estelle with Cee-Lo)
7. Trouble (Bitter:Sweet)
8. Dangerous (Elijah Kelley)
9. Look at You Now (Katie Herzig)
10. Little Romance (Ingrid Michaelson)
11. We Got Love (Ryan Shaw)
12. Fool's Gold (Amy Winehouse)
13. Mockingbird (Allison Moorer)
14. Hey Baby (Champagne Flutes)
15. You Look So Good (Owen Brady)

Burda verilen soundtrack listesi içinde yer almasa da Alicia Keys; Blondie's şarkısı "Rapture" ve SATC theme song'unu mash up bir şekilde yorumlayacakmış. Yine Jennifer Hudson ve Leona Lewis "Love Is Your Color" adlı bi şarkıya ortak olarak da imza atmışlar.

Bunun dışında gerçtiğimiz günlerde Sarah Jessica Parker'lı American Vogue'unun kapağını koymuştum buraya. İşte şimdi kapaktan daha fazlası var ve çekimlerin kamera arkası görüntüleri ve ufak bir Sarah Jessica Parker söyleşisi.

Tadını çıkartın :))

18 Nisan 2010 Pazar

A SINGLE MAN (MOVIE AND OST)

16 Nisan itibariyle ülkemizde de vizyona girebilmiş- aynı zamanda (29.IFM Akbank Galalaları kısmında da gösterilen) ödül avcısı (-bknz. Venice Film Festival / Bafta Awards / Golden Globes & Academy Awards) bir ilk film olan Tom Ford imzalı ''A Single Man''.

Film; yaklaşık 15 yıllık sevgilisi Jim'i (Matthew Goodekay) kaybeden 52 yaşında bir İngiliz Edebiyatı Porfesörü olan George Falconer'in (Colin Firth) son günü üzerine kurulu. Sevgilisini kaybettikten sonra bir anlamda ölmek ve yaşamak arasında sıkışıp kalmış, hayatın anlamını sorgulamaya çalışan George'un en büyük desteği (ya da her neyse) ise en yakın arkadaşı eşinden ayrılan Charlie'dir (Julianne Moore).

Filmin yönetmeni ve aynı zamanda romandan (Cristopher Isherwood) sinemaya uyarlayan isim Tom Ford olunca, ortaya ne kadar estetik, stylish bişey çıkabileceği ise zaten tahmin edilebilir birşey. Tüm bu çekimler filan acaba eğer Tom Ford olmasaydı nasıl olurdu diye çok merak ettim. (Açıkçası hiçbir zaman başka bir film için bunu düşünmemiştim). İşin içine 60 yıllar girince stil ikonu kavramı da birden bire ortaya çıkıyo. George'un giydiği o muhteşem kostümler hepsi de Tom Ford Menswear ürünü ve kesinlikle muhteşemler. Peki ya Charlie'nin saçlarına ne demeli ! Ohh Charlie/ Julianne Moore demişken, keşke filmde onu biraz daha uzun izleyebilme imkanımız olsaydı :)

Filmin teması kaybedilen bir aşk, hayatı sorgulama, anı yaşama felsefesi üzerine kurulmuş olsa dahi, alt metin olarak (en azından görüntülerle) bir dönemi de biraz daha yakından tanıma fırsatı bulabiliyoruz.. Kıyafetlerden, saçalara, makyajalra, Aldous Huxley ve Truman Capote romanlarına göndermeler, bardaki gece hayatı ve üniversite yaşamı, arabalar ve banliyo ...

Filmin müziklerine gelicek olursak ise 19 şarkıdan oluşan dört dörtlük bir soundtarck albümü ile karşı karşıyayız. Abel Korzeniowksi imzalı mzüiklerin (Golden Globe & Sn Diego Film Critics Nominee) yanı sıra dönemin parlak ismlerinden olan Etta James ve Booker T. & the M.G.'s de filmde/ albümde şarkılarıyla var olan isimlerden. Özellikle Green Onions şarkısı eşilğinde Charlie ve George dansı filmden akılda kalan güzel ve eğlenceli sahnelerdendi.

Carpe Diem / Seize the Day ile yola çıkmış hikaye bence ''must see'' bir movie olaraktan en yakın sinemaya gidilip seyredilmesi gereken bir filmdir. Filmden çıktıktan sonra siz de bir Tom Ford kostümüne sahip olmak, soundtrack albümünü anında edinebilmek veyahutta saçlarınızı Julianne gibi yaptırmak isteyebilirsiniz =)

A SINGLE MAN

3 Nisan 2010 Cumartesi

LET'S TALK ABOUT MUSIC BABE !!

Bu ayki en'ler.(Düşündüm düşündüm bi giriş bulamadım).
İşte bu ay en çok dinlediğim şarkılar. Bunlar blogum için seçtiğim song of the weekler.
Kesha ft. 30H!3: Blah Blah Blah (1 week)
Lady Gaga ft. Beyonce: Telephone (4 week)

Bunlar da diğer en fazla dinlediklerim
Rihanna: Rudeboy
Mariah Carey: Angels Cry
Alicia Keys ft. Beyonce: Put It In A Love Song
Christina Aguelira: Im Not Myself Tonight
Gorillaz: Stylo
Shakira: Gypsy
Lady Gaga: Dance In The Dark
Lady Gaga: Fashion

Ayrıca ay boyunca en fazla Vampire Weekend ve ''Contra'' albümünü dinledeim. Ayrıca Nine Filminin ''Soundtrack'' albümünde yer alan;
Fergie: Be Italian
Kate Hudson: Cinema Italiano
Marion Cotillard: Take It All en fazla dinlediğim şarkılardandı.

Öneride bulunmam gerekiyosa bu ay muhakkak gidin ve Cnbc-e Dergisini alın; zira içinde pek yakında kanalda gösterime giricek olan savaş dizisi The Pacific için düzenlenmiş ve 2. Dünya Savaşı şarkılarından oluşmuş bir soundtrack albümü yer alıyor.


Veee Nisan ayı içerisinde müzik marketlerde yer alacak albümler.

  • Kate Nash // My Best Friend Is You
  • Gogol Bordello // Trans-Continental Hustle
Artık krizden midir bilinmez son aylarda genellikle superstar isimlerden albümler çıkmıyo. Ocak-Şubat-Mart ayları genellikle yavaş geçerdi ancak Nisan dendi mi yılın en bomba albümleri kategorisine girebilicek bir iki albüm muhakkak piyasaya sunulurdu, ancak görüldüğü gibi ortalıkta bir durgunluk var. İçinizi kapatmıi gibi olmayayım ama Haziran ayında yayınlanacak ''Bionic'' Christina Aguilera albümüne kadar ortalarda kayda değer pek bişey yok.
That's all folks :p

16 Mart 2010 Salı

MIKA // THE BOY WHO KNEW TOO MUCH + NEW VIDEO

Hakkında uzun zamandır yazmak istediğim ''Mika ve albümü'' temalı yazı projemi tam rafa kaldırma niyetindeydim ki yayınlamış olduğu yepyeni videoyu gördüm. Videoyu sizlere tanıtmak için yazı yazarken de son albümü The Boy Who Knew Too Much'a da değinmek istedim. Albüm 2009 sonbaharında Mika'nın 2. stüdyo albümü olarak piyasaya sunulmuştu. Pop tarzında hazırlanan albümde ise 12 tane yepyeni şarkı bulunuyo. Single olarak yayınlanan ''We Are Golden'', ''Rain'' ve ''Blame It On The Girls'' klasik Mika tarzının devam ettirildiği eğlenceli şarkılardı (Rain'in hüzünlü hali ise beni uzun bir süre kendine hayran bırakmayı başarmıştı).

Bu 3 güzel hit dışında sizleri Hawaii'de hissedirecek tınılara sahip olan ''Blue Eyes'' albümün yine gözde çalışmalarından biriydi. Rain kadar olmasa da bir diğer slow şarkı ''By The Time'' da hafifliyiyle sizleri büyüleyecek parçalardan. ''Good Girl Gone'' ise yine We Are Golden ve Grace Kelly kadar zevkli, eğlenceli ve döşek üstünde zıplatacak cinsten. ''I See'' albümün oldukça dokunaklı şarkılarından biri. Vee ''Toy Boy'' yine albümden 5 yıldızı hak edecek bir diğer şarkı.

Henüz albümü dinlemediyseniz şiddetle tavsiye ediyorum, zira sahip olduğu kaliteyle kulaklarınıza bayram ettirmekle beraber ruhunuzu da neşeyle doldurabilir.

Gelelim Mika'nın bizlere armağan ettiği yeni şarkıya. 2010 İlkbaharında yayınlanacak Kick-Ass (feat. Nicolas Cage) filminin soundtrack'ine imza atan Mika bu sefer klasik pop tınılarından biraz uzaklaşarak daha fazla dans ritmleriyle bezenmiş bi şarkıyla karşımıza çıktı.
İşte video...İyi Seyirler...

20 Şubat 2010 Cumartesi

ALMOST ALICE // OST from ALICE IN WONDERLAND


Aylardır bizleri meşgul eden Tim Burton's Alice In Wonderland henüz vizyona girmeden soundtrack albümünü dinleme şansına eriştik bile. Albümü oluşturmak her kimin aklına geldiyse kesinlikle muhteşem bi fikir çünkü tüm isimler de bir numara.

Albümün adı Almost Alice ve 16 farklı isimden 16 farklı şarkı dinliyoruz. Albümün açılışı genç şarkıcı Avril Lavigne ile, ki aynı zamanda şarkı filmin kapanıştakı credits bölümünde de kullanılıyomuş ve de albümden single olarak yayınlanan ve videosu çekilen ilk şarkı. Çoğu yerdeki Avril'in gereksiz çığlıklarını yoksyacak olursam albümün en iyi parçası. Ayrıca şarkının Lavigne'nin de kariyerinde iyi bir yere oturucağını zannediyorum

Albümde beğendiğim bir diğer parça ise Franz Ferdinand'a ait. Hatta Lavigne'nin 'Alice
parçasından çok daha fazla beğendiğimi söyleyebilirim. Şarkıyı: The Loabster Quadrille'yi dinlediğinizde tüm o karanlık ve kasvetli havayı da içinizde hissedebiliyosnunuz.

The All American Rejects tarafından seslendirilen The Posion yine albümün en dinlenesi şarkılarından. Metro Station ve Plain White T'nin şarkıları yine bana göre albümün en iyi çalışmalarından. Ve albümden bir diğer favori şarkım ise Grace Potter and the Nocturnals tarafından seslendirilen White Rabbit

Bunlar dışında son zamanlarda listelerde adlarından sıkça söz ettiren Owl City, Almanya çıkışlı Tokio Hotel, Pete Wentz ve Katy Perry oratklığıyla ortalığı kasıp kavuran 3OH!3'yi albümde dinleyebilme şansına erişiyoruz. Tür olarak bir çok şarkı zevkime hitap etmese de 16 şarkıdan 6 şarkıyı oldukça beğendiğimi söyleyebilirim, ancak bunun yanısıra albümde katkısı bulunan tüm isimler süper oldukları için albümü dinlemenizde yarar var derim ben :)

Ayrıca Helena Bonham Carter, Johnny Depp ve Tim Burton üçlüsünü de yeniden birarada görebilmek için gün sayıyorum resmen :)

İyi dinlemeler...

26 Ocak 2010 Salı

AVATAR

Ve evet sonunda seyrettim ! İnsanların yerlere göklere sığdıramadıkları, Box Office fatihi Golden Globe ''En iyi Drama Film'' ödüllü Avatar 3d'yi ben de seyrettim :)) Filmin ayrıca 8 BAFTA adaylığı, ve en iyi film ödülü dışında Golden Globe'lardan ''En iyi Yönetmen'' ödülünü de kaptığını belirtmeliyim.

Başrollerini ''Terminator: Salvation filminden Avustralyalı Sam Worthington, Star Trek'den hatırlayavğımız Zoe Saldana, Sigourney Weaver ve Lost'un 2. sezon yıldızı ''Ana Luica''sı Michelle Rodriguez.

Filmin tam anlamıyla bir görsel şölen olduğunu söylemeliyim. Ütopik Na'vi ülkesinin flora ve faunası'nın çeşitliliği, renk cümbüşü, mitolojiyle harmanlaşmış karakterleri oldukça başarılı bir şekilde kurgulanmış peri masallarındaki gibiydi. Hele ki tüm yerli halkın Ana Tanrıçaya yakarışları, o ağıtımsı şarkılar...

Filmin senaryosununa gelicek olursam, bizleri pek şaşırttığını söyleyemem, yani yıllardır süre gelen mitlerin tıpatıp aynısının olduğunu belirtmeliyim. Açıkçası 3D olmasa bu filme kalkıp gidermiydim bilemiyorum. Yalnız 3d'nin de oldukça başarılı olduğunu söylemeliyim, gereksiz korkutmalar falan yoktu (Beowulf'ta neredeyse bütün tekme tokatları kılıçları bizler yiyoduk çünkü.) - gerçi doğru olan hangisi o da tartışılır ?

Filmin müzikleri, makyajları, görsel efektleri, renkleri ve kapanış şarkısı Leona Lewis'den I See You ise muhteşemdi. Elimdeki verilerle 10 üzerinden 10 verilebilecek bir film. Benim gibi siz de hala seyretmediyseniz kaçırmadan seyredilmesi gereken filmlerden. Titanic'ten sonra James Cameron 'un bir kez daha ayakta alkışlanası bir iş çıkarttığını belirtmeliyim.