Tam da bugün dergiler hakkında bir şeyler yazma fikrindeyken twitter'da bir anda dönmeye başlayan ''FHM Kapatıldı'' dedikoduları beni google'a itekledi. (bu yazıyı yazmaktaki ilk amacım da yeniden burada pörtleyiverdi, ama burada bir duralım önce.)
FHMin kapatılmasına zerre kadar üzülmedim. Maalesef evvel zaman içinde okumuşluğum var. Çırılçıplak kızlardan ve kaslı erkeklerden oluşan ''yazı değeri'' bulunmayan sayfalardan oluşmuş bir dergiydi. Örneğin Billboard ve Rolling Stone un kapatılma kararı alındıklarında zaten kaliteleri çoktan bozulmuştu, ama yine de üzülmüştüm. Ama burada hali hazırda kalitesi bulunmayan bir derginin kapatılması mevzu bahis.
Her neyse az daha sonra haber kaynağı daha başka şeyler de açıklıyor. FHM dışında, GEO ve Newsweek de dahil toplamda 5 dergiyi kapatma kararı almış Ciner Grubu. Bu dergi aksine Geo, Food & Travel ve Newsweek'in gayet de kaliteli dergiler olduğunu düşünüyorum. peki Türkiye'de dergiler neden okunmuyor, neden bir bir kapatılıyor ? Bunun dışında merak ettiğim bir diğer konu da TV ratingleri ve gazete satışları şeffaf bir şekilde açıklanırken neden acaba dergi satışları açıklanmıyor? Çok düşük olduklarından utanma duygusu falan mı gelişmiş bu konuda ? Bu konuda yanlışım varsa (hani açıklanmama sebebi falan) özür dilerim !
Yazıyı asıl yazmak istememin nedeni ise dergilerin sosyal medyadaki yetersizliği ? Vogue ve Babylon dışında son zamanlarda en merakla beklediğim / takip ettiğim dergilerden bir üçüncüsü Trendsetter. Ancak dergiyi D&Rlarda standlarda görene kadar haberimiz olmuyor. Hadi geçtim bir sonraki sayının içerik konusundan / kapaklarından bahsetmelerine ne zaman çıkacağından bile bir haberiz ? Halbuki bir twitter hesapları olsa, facebooktan bizlere ulaşsalar, trendler hakkında haberler verseler, paylaşımlarda bulunsalar, hem bedava reklam hem de okuyucunun beğenisini daha fazla kazanmazlar mı ? Mesela en son Milliyet Sanat bunu yapmaya başladı ? Fena mı oldu ? Hem etkinliklerden de haberdar oluyoruz !
Trendsetter gibi sosyal medyada boy göstermeyen bir diğer dergi de Harper's Bazaar. Birçok rakibinden daha kaliteli içerik sunan (açık açık söylemem gerekirse -elle) bu derginin de yeterli düzeyde insana ulaşamadığını düşünüyorum. Ki ayrıca bu iki derginin çalışan bir web sitesi bile yok ? Yanılıyo muyum ?
Bazen bu duruma o kadar sinirleniyorum ki hani oturup ben mi açsam acaba adlarına bir site / twitter / facebook hesabı diye bile düşünmüyo değilim :))
Son olarak uzun zamandır GQ'nun Türkiye'ye geleceği söyleniyor. Vogue ile beraber Glamour ve GQ'nun da geleceği söylenmişti zaten. Merakla bekliyorum. Adam gibi bir erkek dergisi geleceği için mutluyum. Yani eğer haber cidden doğruysa. Bir de tabi orada, o grupta yer alabilme hayalleri de soğuk kış günlerinde içimi ısıtmama sebep olan en güzel şey :))
PS: Yazıyı görsellerle süsleyebilmek için bile adı geçen dergilerin yeni kapaklarını bulamadım.
xoxo
5 Ocak 2011 Çarşamba
4 Ocak 2011 Salı
HAZ VE ORGAZMIN DORUKLARI
Haz ve orgazm nerde olur, nasıl olur bilmiyorsanız bunu ben pazar günü yaşadım. Daha doğrusu gördüm desem yeridir. Hemen yanlış anlamayın. Ayıp bir şey yok yazıda. Pazar günü sıkıntıdan patlayan ben alışveriş merkezine gitmeye karar verdim. Gitme sebebim indirimden bir şey almak değildi, sadece insanları incelemek. Yine de yanıma az miktarda bir para aldım. Belki gözüme bir şey çarpar ve almak için sızlanırım diye.
Evime en yakın ikinci alışveriş merkezini seçtikten sonra metroya atladım. İstikamet Cevahir AVM. Istanbul'un en iğrenç alışveriş merkez. Yılbaşı zamanında bile süslenmeyen bir ''gerici'' alışveriş merkezi. Jack&Jones, Pull&Bear, Bershka, Koton ve daha niceleri. Hepsi de burda. Vitrinlerde kampanyalarda kullanılan yakışıklı erkekler ve güzel kızlar yok, en şık kıyafetler mankenler üstünde değil. Sadece koca koca INDIRIM yazıları. %50ler %60lar vs vs.
Herhangi bir mağazadayım. (Reklam olmasın) İnsanlar içeriye girmek için neredeyse sıra bekliyor. Kasanın önündeki kuyruk yılan gibi iki üçe katlanmış. Aldığım gömleği üzerimde denemek için sabırla 15 dakika boyunca kabin önünde bekledim. (Evet gömlek üstüme oldu ama bir saat kasa önünde bekleyecek kadar aklımı uçurmadım). Girdiğim başka bir mağazada t-shirtler yerde, kazaklar ve gömlekler aynı kefede, atkılar yerlerde. Görevliler nerde ? Yerde sürünen atkıyı mı ben boynuma takıcam ?
İnsanlar bu kadar mı aç ? Anlamıyorum ki ne ve kime bu hava ? Aldığınız alt tarafı içinde Zara etiketi olan kazağın üstündeki çizgileri birbirini tutmayan bir kazak. Ne YSL'den alınmış bir couture elbise, ne de Marc Jacobs tasarımı bir çanta. Alt tarafı ZARA kazak.
D&Rda bile dergiler karman çorman. Küçük kızlarda Justin Bieber hayranlığı dergiler karıştırıp acaba burda da Biber var mıdır demeler ? Bir de bu kızların tiplerini görseniz :/
Alışveriş merkezinden çıktığımda senelerdir evden çıkmamışım gibi hissettim. Bir an için bir ferahlama, rahatlık ve özgürlük. İçeride gördüklerim ve midemi bulandıran anlardan sonra güzel geldi.
Geri dönüşte metrodayım. abartısız bir adamın eli. Polo Garage, Zara torbaları.. en az 10 poşet. He eğer sen onları alıyorsan taksiye verecek paran da var değil mi ?
Genelde sporculara sorarlar, skor yapmak yoksa sexte orgazm olmak mı en büyük hazzı verir ? Sanırım elinde Bershka, P&B ve Zara torbalarıyla dolaşanlar daha fazla orgazm oluyor. Siz ne aşka ne de sekse layıksınız. Bırakın da sevgilisi olmayanlar sevaplansın bari !
Evime en yakın ikinci alışveriş merkezini seçtikten sonra metroya atladım. İstikamet Cevahir AVM. Istanbul'un en iğrenç alışveriş merkez. Yılbaşı zamanında bile süslenmeyen bir ''gerici'' alışveriş merkezi. Jack&Jones, Pull&Bear, Bershka, Koton ve daha niceleri. Hepsi de burda. Vitrinlerde kampanyalarda kullanılan yakışıklı erkekler ve güzel kızlar yok, en şık kıyafetler mankenler üstünde değil. Sadece koca koca INDIRIM yazıları. %50ler %60lar vs vs.
Herhangi bir mağazadayım. (Reklam olmasın) İnsanlar içeriye girmek için neredeyse sıra bekliyor. Kasanın önündeki kuyruk yılan gibi iki üçe katlanmış. Aldığım gömleği üzerimde denemek için sabırla 15 dakika boyunca kabin önünde bekledim. (Evet gömlek üstüme oldu ama bir saat kasa önünde bekleyecek kadar aklımı uçurmadım). Girdiğim başka bir mağazada t-shirtler yerde, kazaklar ve gömlekler aynı kefede, atkılar yerlerde. Görevliler nerde ? Yerde sürünen atkıyı mı ben boynuma takıcam ?
İnsanlar bu kadar mı aç ? Anlamıyorum ki ne ve kime bu hava ? Aldığınız alt tarafı içinde Zara etiketi olan kazağın üstündeki çizgileri birbirini tutmayan bir kazak. Ne YSL'den alınmış bir couture elbise, ne de Marc Jacobs tasarımı bir çanta. Alt tarafı ZARA kazak.
D&Rda bile dergiler karman çorman. Küçük kızlarda Justin Bieber hayranlığı dergiler karıştırıp acaba burda da Biber var mıdır demeler ? Bir de bu kızların tiplerini görseniz :/
Alışveriş merkezinden çıktığımda senelerdir evden çıkmamışım gibi hissettim. Bir an için bir ferahlama, rahatlık ve özgürlük. İçeride gördüklerim ve midemi bulandıran anlardan sonra güzel geldi.
Geri dönüşte metrodayım. abartısız bir adamın eli. Polo Garage, Zara torbaları.. en az 10 poşet. He eğer sen onları alıyorsan taksiye verecek paran da var değil mi ?
Genelde sporculara sorarlar, skor yapmak yoksa sexte orgazm olmak mı en büyük hazzı verir ? Sanırım elinde Bershka, P&B ve Zara torbalarıyla dolaşanlar daha fazla orgazm oluyor. Siz ne aşka ne de sekse layıksınız. Bırakın da sevgilisi olmayanlar sevaplansın bari !
3 Ocak 2011 Pazartesi
TV'DE YENİ SEZON: HÜRREM / SPARTACUS / ZOMBIES & LADIES + VOGUE SHOOT
Ara veren diziler Ocak ayında geri dönmeye başlıyor. Ancak onun da ötesinde yepyeni TV dizileri bizlerle buluşmak için gün sayıyor.
İlki henüz yurdum TVlerinde gösterim şansı bulamamış olan içinde bir parça ''sex & the city'', ''gossip girl'' ve ''desperate housewives'' barındıran ''Pretty Little Liars''. Heycan doruktayken yarıda kalan ''edebiyat!'' uyarlaması serinin ikinci sezonunda eski sırlar açığa çıkarken bakalım ne gibi sürprizler bizi bekliyor. Pazartesi günü (bugün) Amerika'da başlayacak olan yeni sezonu izlemek için sabırsızlanıyorum diyebilirim.
Ocak sonlarına doğru 2. sezonu yayına girecek bir diğer dizi ise ''Hot In Cleveland''. Pretty Little Liars'ın +50lik versiyonunu düşünün bu sefer. Bir de efsanevi Betty White. Bir umut Golden Globe adaylığı elde eder diye umduğum yapım eli boş çıksa da her bölümünde beni kahkahalara boğduğu için 19 Ocağı beklemekteyim.
Cnbc-e 'nin bize yeni yıl armağanı ise son günlerin en sevilen ve konuşulan yapımlarından ''Walking Dead''.Yükselişe geçen kan ve vampir furyasından etkilenen zombi, korkulu diziyi gerilim severler kaçırmasın o halde. 23 Ocakta cipslerle ekran karşısına geçmeyi unutmayın.
Ocak sonlarında TVde kendine yer bulacak olan bir diğer dizi ise Andy Whitfield'in diziden ayrılması üzere olayı uzatmak adına yapımcıların ara sezon fikriyle ortaya çıkmış ve Spartacus'ten öncesini konu edinen Gannicus ve Lucretia temalı dizi ''Spartacus: Gods of The Arena''. Yine çıplaklığı ve açık öğeleriyle ilk sezonda olduğu gibi bizleri ekrana çekicek. Küçük bir hatırlatma TVde izlemek için biraz beklemek zorunda kalsak da interneti hepimiz seviyoruz değil mi ?
Uzun zamandır yayınlanmasını beklediğim ve bunca senedir Türk TVlerinde beni bu denli heyecanlandıran yegane yapım olan ''Muhteşem Yüzyıl'' ise 5 Ocakta Çarşamba akşamı Show TVde görücü karşısına çıkacak. Show'da yayınlanması maça 1-0 çıkması anlamına gelse de benim oyum ona. Aynı gün ve saatte KanalD de ise yeni ''Aşk-ı Memnu'' sloganıyla ''Şüphe'' dizisini yayına sokuyor. Bu da onların maçı 2-0 alması anlamına geliyor. Yine de tarihi sever biri olaraktan ben kesinlikle Show TVde olucam.
Her ne kadar Hürrem; Anne Boleyn, Süleyman, Tudor ve Peyker (aşk-ı memnu ismiyle) Catherine of Aragon çakması olarak karşımıza çıkacak olsa da izlemeye, en azından şans vermeye değer. Tudors'daki çıplaklığı ise beklemeyin. Her şeyi geçtim dizide Selma Ergeç ve Nebahat Çehre'nin yer alması olayı yukarlara taşımayı başarmıştır zaten. Bu arada dizi karakterleri bu ay Marie Claire Türkiye'deymiş. Olayları öngören Vogue Türkiye ise Hürrem temasını Maryna Linchuk ile birleştirerek Aralık ayında bizlere sunmuştu.
Yine ekran karşısına gömülüp, entellektüel çevrelerce kınanıp, Twitterda izlediklerimizi paylaştığımzdan ''gerizekalı'' ve ''ucube'' muammelesi görsek de. Who cares the bitches ! Do what you want !
İyi seyirler.
photos: courtesy of Vogue Turkey // Maryna Linchuk by Ellen von Unwerth (taken from FashionSpot)
diğer görseller: Facobook.com
İlki henüz yurdum TVlerinde gösterim şansı bulamamış olan içinde bir parça ''sex & the city'', ''gossip girl'' ve ''desperate housewives'' barındıran ''Pretty Little Liars''. Heycan doruktayken yarıda kalan ''edebiyat!'' uyarlaması serinin ikinci sezonunda eski sırlar açığa çıkarken bakalım ne gibi sürprizler bizi bekliyor. Pazartesi günü (bugün) Amerika'da başlayacak olan yeni sezonu izlemek için sabırsızlanıyorum diyebilirim.
Ocak sonlarına doğru 2. sezonu yayına girecek bir diğer dizi ise ''Hot In Cleveland''. Pretty Little Liars'ın +50lik versiyonunu düşünün bu sefer. Bir de efsanevi Betty White. Bir umut Golden Globe adaylığı elde eder diye umduğum yapım eli boş çıksa da her bölümünde beni kahkahalara boğduğu için 19 Ocağı beklemekteyim.
Cnbc-e 'nin bize yeni yıl armağanı ise son günlerin en sevilen ve konuşulan yapımlarından ''Walking Dead''.Yükselişe geçen kan ve vampir furyasından etkilenen zombi, korkulu diziyi gerilim severler kaçırmasın o halde. 23 Ocakta cipslerle ekran karşısına geçmeyi unutmayın.Ocak sonlarında TVde kendine yer bulacak olan bir diğer dizi ise Andy Whitfield'in diziden ayrılması üzere olayı uzatmak adına yapımcıların ara sezon fikriyle ortaya çıkmış ve Spartacus'ten öncesini konu edinen Gannicus ve Lucretia temalı dizi ''Spartacus: Gods of The Arena''. Yine çıplaklığı ve açık öğeleriyle ilk sezonda olduğu gibi bizleri ekrana çekicek. Küçük bir hatırlatma TVde izlemek için biraz beklemek zorunda kalsak da interneti hepimiz seviyoruz değil mi ?
Uzun zamandır yayınlanmasını beklediğim ve bunca senedir Türk TVlerinde beni bu denli heyecanlandıran yegane yapım olan ''Muhteşem Yüzyıl'' ise 5 Ocakta Çarşamba akşamı Show TVde görücü karşısına çıkacak. Show'da yayınlanması maça 1-0 çıkması anlamına gelse de benim oyum ona. Aynı gün ve saatte KanalD de ise yeni ''Aşk-ı Memnu'' sloganıyla ''Şüphe'' dizisini yayına sokuyor. Bu da onların maçı 2-0 alması anlamına geliyor. Yine de tarihi sever biri olaraktan ben kesinlikle Show TVde olucam.
Her ne kadar Hürrem; Anne Boleyn, Süleyman, Tudor ve Peyker (aşk-ı memnu ismiyle) Catherine of Aragon çakması olarak karşımıza çıkacak olsa da izlemeye, en azından şans vermeye değer. Tudors'daki çıplaklığı ise beklemeyin. Her şeyi geçtim dizide Selma Ergeç ve Nebahat Çehre'nin yer alması olayı yukarlara taşımayı başarmıştır zaten. Bu arada dizi karakterleri bu ay Marie Claire Türkiye'deymiş. Olayları öngören Vogue Türkiye ise Hürrem temasını Maryna Linchuk ile birleştirerek Aralık ayında bizlere sunmuştu.
Şimdi söyle Sultan Sülüman!
Hangi Hürrem daha alımlı ve güzel ?
Yine ekran karşısına gömülüp, entellektüel çevrelerce kınanıp, Twitterda izlediklerimizi paylaştığımzdan ''gerizekalı'' ve ''ucube'' muammelesi görsek de. Who cares the bitches ! Do what you want !
İyi seyirler.
photos: courtesy of Vogue Turkey // Maryna Linchuk by Ellen von Unwerth (taken from FashionSpot)
diğer görseller: Facobook.com
2 Ocak 2011 Pazar
SEXTE SINIR VAR MIDIR ?
Geçen RandevuIstanbul'da seyrettiğim ''Happy Few'' de tam da bu temadan giriş yapmıştı. Fransızların seksi ne kadar sevdiğini biliyoruz zaten. İki farklı çift bir gün değişik bir fantaziyle eşleri değiştirmeye kalkar, sonuçlarının ne olucağını kestiremeden, değişik fantaziler kurmaya başlayıp ve sınırsız seks yapmaya başlarlar.
Peki ya işin içinde aşk ve çocuklar da olunca ?
Yabancı biriyle yattıkları için yeni deneyimlere ve heyecanlara açık olan çiftler sonsuza kadar bu oyunu sürdürebilip mutlu azınlıktan olmayı başarabilecekler mi ?
Peki sizin sınırlarınız ne ?
Siz böyle bir şeyi denemek ister miydiniz ?
Heyecan verici olabilir mi ?
Açık seks sahneleri ve çıplaklığı bir kenara bırakın ve hikayeyi düşünün bir de.
Life of French Bourgeoisie
Etiketler:
Festival,
RandevuIstanbul,
Sinema
1 Ocak 2011 Cumartesi
APOLLO BOY MAG: NO 5 || PURE 2011 ISSUE
2011 sizin seneniz olsun !
bu sefer mottomuz bu olsun !
seksi
minimal
çıplak
şeffaf
2011de daima zirvede olun !
Lara Stone
gibi
bu sefer ocak ayı sürprizlerle dolu olsun ...
cover: Lara Stone by Patric Demarcheiler
Etiketler:
Apollo Boy Mag
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










