Yerli Dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yerli Dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ocak 2011 Pazartesi

TV'DE YENİ SEZON: HÜRREM / SPARTACUS / ZOMBIES & LADIES + VOGUE SHOOT

Ara veren diziler Ocak ayında geri dönmeye başlıyor. Ancak onun da ötesinde yepyeni TV dizileri bizlerle buluşmak için gün sayıyor.

İlki henüz yurdum TVlerinde gösterim şansı bulamamış olan içinde bir parça ''sex & the city'', ''gossip girl'' ve ''desperate housewives'' barındıran ''Pretty Little Liars''. Heycan doruktayken yarıda kalan ''edebiyat!'' uyarlaması serinin ikinci sezonunda eski sırlar açığa çıkarken bakalım ne gibi sürprizler bizi bekliyor. Pazartesi günü (bugün) Amerika'da başlayacak olan yeni sezonu izlemek için sabırsızlanıyorum diyebilirim.

Ocak sonlarına doğru 2. sezonu yayına girecek bir diğer dizi ise ''Hot In Cleveland''. Pretty Little Liars'ın +50lik versiyonunu düşünün bu sefer. Bir de efsanevi Betty White. Bir umut Golden Globe adaylığı elde eder diye umduğum yapım eli boş çıksa da her bölümünde beni kahkahalara boğduğu için 19 Ocağı beklemekteyim.

Cnbc-e 'nin bize yeni yıl armağanı ise son günlerin en sevilen ve konuşulan yapımlarından ''Walking Dead''.Yükselişe geçen kan ve vampir furyasından etkilenen zombi, korkulu diziyi gerilim severler kaçırmasın o halde. 23 Ocakta cipslerle ekran karşısına geçmeyi unutmayın.

Ocak sonlarında TVde kendine yer bulacak olan bir diğer dizi ise Andy Whitfield'in diziden ayrılması üzere olayı uzatmak adına yapımcıların ara sezon fikriyle ortaya çıkmış ve Spartacus'ten öncesini konu edinen Gannicus ve Lucretia temalı dizi ''Spartacus: Gods of The Arena''. Yine çıplaklığı ve açık öğeleriyle ilk sezonda olduğu gibi bizleri ekrana çekicek. Küçük bir hatırlatma TVde izlemek için biraz beklemek zorunda kalsak da interneti hepimiz seviyoruz değil mi ?

Uzun zamandır yayınlanmasını beklediğim ve bunca senedir Türk TVlerinde beni bu denli heyecanlandıran yegane yapım olan ''Muhteşem Yüzyıl'' ise 5 Ocakta Çarşamba akşamı Show TVde görücü karşısına çıkacak. Show'da yayınlanması maça 1-0 çıkması anlamına gelse de benim oyum ona. Aynı gün ve saatte KanalD de ise yeni ''Aşk-ı Memnu'' sloganıyla ''Şüphe'' dizisini yayına sokuyor. Bu da onların maçı 2-0 alması anlamına geliyor. Yine de tarihi sever biri olaraktan ben kesinlikle Show TVde olucam.

Her ne kadar Hürrem; Anne Boleyn, Süleyman, Tudor ve Peyker (aşk-ı memnu ismiyle) Catherine of Aragon çakması olarak karşımıza çıkacak olsa da izlemeye, en azından şans vermeye değer. Tudors'daki çıplaklığı ise beklemeyin. Her şeyi geçtim dizide Selma Ergeç ve Nebahat Çehre'nin yer alması olayı yukarlara taşımayı başarmıştır zaten. Bu arada dizi karakterleri bu ay Marie Claire Türkiye'deymiş. Olayları öngören Vogue Türkiye ise Hürrem temasını Maryna Linchuk ile birleştirerek Aralık ayında bizlere sunmuştu.
Şimdi söyle Sultan Sülüman!
 Hangi Hürrem daha alımlı ve güzel ?

Yine ekran karşısına gömülüp, entellektüel çevrelerce kınanıp, Twitterda izlediklerimizi paylaştığımzdan ''gerizekalı'' ve ''ucube'' muammelesi görsek de. Who cares the bitches ! Do what you want !

İyi seyirler.

photos: courtesy of Vogue Turkey // Maryna Linchuk by Ellen von Unwerth (taken from FashionSpot)
diğer görseller: Facobook.com

8 Eylül 2010 Çarşamba

FATMAGÜL'ÜN SUÇ DOSYASI BİR HAYLİ KABArIK !

Ay başında sizlerle yeni sezonda izlemeniz gereken diziler hakkında bilgi vereceğimi yazmıştım. İşte onlardan ilki FatmaGül'ün Suçu Ne ? 16 Eylül'de yayınlanmaya başlayacak dizi öncesinde bazı tahminlerim, yorumlarım ve benzetmelerim.

  • Fatmagül'ün suçu, Bihter gibi inanılmaz karizma bir karakterden hemen sonra bu rolü kabul etmesidir ! Normal şartlarda oyuncu dediğin her rolü oynar değil mi ? Dolayısıyla karşımıza ''bitchy'' bir şekilde çıkan bir oyuncu bir sonraki projesinde tam tersi bir rolde merhaba diyebilir. Ancak burada göz önünde bulundurulması gereken şey Türkiye'de yaşadığımız gerçeği. Alışveriş merkezlerinde Ednan Bey'e karınız sizi aldatıyor, Kurtlar Vadisi'nde ölen karakteri sokakta gören şahısların şaşkınlıktan bayılmaları, efenim şu hareketler Türk aile yapsısını bozar gibi cıngar çıkartan bir milletin Fatmagül'ü kolay kolay benimseyeceğini düşünemiyorum bu yüzden. Bir de tabi ki Aşk-ı Memnu'yu sırf lükse olan düşkünlüğünden dolayı takip edenler benimseyemez.
  • Fatmagül'ün bir diğer suçu, tasarımcı kıyafetleri arasında görmeye alışkın takımın, Beren Saati, pazar malı basmalar ve baş örtüler arasında görüp bunu kabullenemeyeceği gerçeği. Ya da ne dersiniz Erdem'in floral desenli elbiseleri, Hermes'in eşarpları diziye baş sponsor olur ? Hehe 
  • Beren Saat'i birçok kişinin aksine oldukça güzel buluyorum ve de duruşuna hayranım. Dolayısyla ilk bölüm için ekran karşısına geçmemin tek nedeni odur. Yalnız dizide Sumru Yavrucuk gibi başarılı bir tiyatrocunun bulunması (ayrıca bknz. Yabancı Damat) ve Fransa'dan ithal Fırat Çelik 'in dizide yer alması izlenilmesi için diğer referanslar.
  • Dizinin bir diğer başrol oyuncusu Engin Akyürek ise Beren gibi ''Türkiye'nin Yıldızları'' yarışmasından. İki finalistin de seneler sonra bırakın bir araya gelmesi Türkiye'nin en fazla konuşulan yapımlarında yer alması bence kendilerinin başarısının yanı sıra programın kalitesinin de belirtisi. (Bknz PopStar finalistleri ortalıkta yok!) Engin aynı zamanda Sumru Yavrucuk ile daha önce Yabancı Damat dizisinde de rol almıştı, aynı zamanda Melisa Sözen ile de ''Bir Bulut Olsam''da sa kamera karşısındaydı. 

  • Beren Saat'in bir diğer kaderi de daha önce yapılan işlerin yeniden çekimlerinde yer alması. Bknz '70 model Aşk-ı Memnu'dan sonra '86 yapımı Hülya Avşar rolunü yeniden canlandırmış olması. Kızcağız ister istemez bu sefer de Hülya ile kıyaslanacak. (Bknz. Müjde Ar) Ayrıca bknz Hülya ve Beren kaş kalınlık ölçüleri eşitliği.
  • İlgi çekilesi bir başka nokta ise fragman. Ser verip sır vermiyo. Deniz kenarında bir Beren Saat. Ki bu da insanları diziye çekmek için iyi bir fikir. Hem daha çarpıcı hem daha davetkar. (Bknz. tıpkı Vogue'un ilk sayısında içinde sadece Jessica Stam'in olacağını bilmek hissi.)
  • İster istemez ortalıkta şu spekülasyonlar da dönecek. 2 saatlik bir film kaç bölümlük dizi olacak ? (Bknz. 6 bölümlük Aşk-ı Memnu oldu sana 2 sezon)
  • Lüks'ü, zenginliği ekranlara rahatlıkla taşıyan Hilal Saral bakalım bu sefer de başarılı olabilecek mi ?
  • Fragmanın mükemmeliği gibi afişin bomba olması da yine artı değer. Background'daki müzik ise yine harika.
İyi Seyirler ...


18 Temmuz 2010 Pazar

KÜÇÜK SIRLAR ... BÜYÜK SİNİRLER

Karşınızda dedikoducu erkek; Bebek elitlerinin skandallarla dolu yaşamlarıyla ilgili tek önemli kaynağınız.
Ben kim miyim ? Bu asla söylemeyeceğim bir sır. Beni sevdiğinizi biliyorsunuz. Çok öptüm sizleri. Muck Muck. Dedikoducu Erkek.

Merakla beklediğimiz Küçük Sırlar sonunda çarşamba gecesi yayınlandı. Kış aylarında zaten böyle bir dizinin çok yakın zamanda TV dünyasında boy göstermeye başlayacağı konuşuluyordu. Aslında söylemek istediğim onlarca şey var hakkında, gerçi twitter ve facebook'da da arkadaşlarla bol bol dedikodusunu yaptık, ama buraya yazmadan geçemezdim, uyarayım biraz uzun ve de dağınık bir yazı olabilir.


İlk olarak şunla başlasam belki güzel bir giriş olabilir :) Dedikodular duyulmaya ilk başlandığında hedef Gossip Girl'ü tamamıyle Türkçeleştirmek (senaryo anlamında) ve özentiliğin dibine vurmak olacaktı. Ancak dizinin halen Amerika'da devam etmesi sebebiyle prodüktörler Gossip Girl'ün ''Dedikoducu Kız'' olarak Türkçe'ye çevrilmesine izin vermemişler. Ahh ama burası Türkiye, siz bilmezsiniz ''Sex & The City'' yi ''Omuz Omuza'' ; ''Dawson's Greek''i ''Kavak Yelleri'' .... olarak çevirdiğimizi.

Aklımda tasarladığım set ve oyuncuları zaten daha önce yazmıştım. Fragmanlarda oyuncuların arkasaında dönen bölgenin Akaretler olduğunu ve onların da tam merkezde, Marc Jacobs, Lanvin, Marni gibi mağazalarla tam W'nin kesiştiği noktada yer aldığını gördük. Dizinin zaten vermek istediği mesaj belli, fonda çalan Atiye feat. Teoman // Kal ise tabir-i caizse cuk oturmuştu. Aklımda beliren tek olumlu izlenimler zaten bunlardı. Selena'dan Serena yaratan bir diziden başka ne bekleyebilirdim ki ?? (Elbetteki şaka :P Olay Sinem Kobal'dan Serena yaratmakta aslında). İnanımaz kötü kurgulanmış bir diziyle karşı karşıya kalıp sadece tüm bu iğrençliklere gülüp eğleniceğimi bildiğimden yine de çarşamba saat 21de yaz günüyle (ki ben yazları TV seyretmem) TVnin karşısına kuruldum. (üstelik saat 01.30 kadar, zira sonrasında milyonuncu kez seyrettiğim ''Devil Wears Prada'' vardı.)
Ha bu arada mekanlar deyince; fonda yine lüks alanlar bolca kullanılmış. Bknz. Su; nam-ı diğer Sinem Kobal veyahutta Selena'nın evi. Boğazın kıyısında, bahçesinde oturduğunda ayağını uzattın mı suya dokunabileceğin bir yer. Teşvikiye caddelerinde sürünmeler falan filan.

Gelelim dizinin bizleri (en azından beni; beni beni :P - ki biliyorum bir çokları da benimle aynı fikirde -sağolsun Twitter/ Facebook-) bezdiren sahnelerine / noktalarına. ''msn ve internet'' çağı olarak dilin ne kadar değiştiğini söylememe gerek yok. Hayır yanlış anlamayın; aslında bununla pek de ilgili değilim, sadece ''ation'' arka eki ile biten fiilerin / isimlerin türkçeye ''asyon'' olarak çevrilmesi, evet evet buna dayanamıyorum. Dayanamadığım bir başka konu ise İngilizce kelimelerin direk Türkçe'de kullanılması. Hayır, bunu ben de yapıyorum zaten, ama terim tarzı sözcükleri bknz. single, featuring vb... (hiç kusura bakmayın, ''tekli'' kadar aptal bir kelime yok) ancak gelin görün ki, hiçbir arkadaşıma gündelik hayatta ''kızaaaam sen çok freaksin'' demiyorum, burda asıl önemli olan şey ''cool'' olmak mı ? bence ''kızım çok çılgınsın'' demek de oldukça ''cool''. (bknz. ben de cool kullanıyorum). Transcript ve boyfriend kelimelerini de görmezden gelemem sanırım.

Dizinin sponsorları arasında kim vardı bilemiyorum. Zira 1.Bölüm'ün Sonu yazıldığı anda kendimi koltuktan sıkıntıdan roket gibi fırlattım ancak bu iPhone kullanımı ne olucak ?? Herkesin elinde iPhone ve bunu bizlerin gözüne sokarcasına ?? Peki varoş olarak adlandırılan Meriç'in bile iPhone kullanımı - kaldı ki Meriç ve ailesinin hiç de varoş bir görüntüsü yoktu; ha tabi Bebek sosyetesinin öyle düşünmesi gayet olağan. Laf Meriç'ten açılmışken, bu kızın ilerki günlerini merak ediyorum, zira küçük Jenny'nin tee en baştan nasıl bir ''bitch'' olacağı ortadaydı, ancak
Meriç daha bebek ya :) Ve de kız Facebook'a ''Face'' dediği anda benim için dizi zaten bitmişti.
Çakma Gossip Girl'ün en büyük eksikliği ise bir blog sayfasının olmayışı. Spotted: ??? Olamayacak, onun yerine Twitter çıktı. Bir de biri şu gençlere Tweet demeyi öğretsin, ''tüyit'' diyip diyip duruyolar. Ki çok sinir bozucu bir hal oldu bu, acaba Twitter olmasaydı ne bok yiyeceklerdi merak ediyorum ??

Kanımca dizi de bir de fazlalık var; Blair ! Şimdi Blair aslında Ayşegül; ama Ayşegül isminden Blair yaratılmaz :P Arzu mesela buna en iyi örnek. Ama Penelope ve diğer kız faktörünü göz önünde bulunduracak olursak Ayşegül aslında Blair; o halde Arzu fazlalık, eh X Y'ye eşitse; Y de T'ye eşitse o halde X=T mi oluyo yani ?? Eğer ilerki bölümlerde dizide bir adet Vanessa karakteri bulunmazsa sanırım Arzu bu açığı kapatabilir. (Tabi daha fazla dayanıp bu diziyi seyredebilir miyim bilmiyorum).



Ve babaanne faktörü. Serena'nın anneannesi vardı burada tam tersi, valla ne yalan söyliyeyim diziye en iyi adapte edilmiş karakter buydu. Ha, bence Dan=Demir de güzel uyarlanmış. Ama ilk bölümlerde oldukça fazla benimsediğim Dan'e karşılık Demir'de bi sempatiklik bulamadım.

Son olarak Çetin=Çet=Chuck faktörüne değinmek istiyorum, aslında pek fazla incelemeden şunu söyleyebilirim. Tamam Su=Selena olabilir ama Çetin'den Chuck yaratmak mı ?? Nerede o muhteşem takımlar, kostümler, papyonlar, kıravatlar, ayakkabılar ? Chuck da içten içe bir züppe // snob tavır olsa da Çetin olayı bambaşka. Adam sadece sinir bozucu.

Hah şunu belirtmeden geçemiyeceğim, hadi bırakın benim gittiğim özel okulu, benimkinden çok daha yüksek statude okula giden arkadaşlarımın (bknz. Robert, Amerikan, Fransız Kolejleri / Liseleri) hiçbirini okula Ferrari'yle gittiğini görmedim. Keşke her boku değiştiren senaristler okul yerine üniversitede kurgulasalarmış şu diziyi.

Tamam tamam 30 kere bu son dedim ama :) Eric nerede ?? Yani Eric var da onun karakteri uçmuş gitmiş, eh bunun olacağı en baştan belliydi :P Ayıca ilerki günlerde onla uğraşmamak için sanırım olayı kökten çözüp İngiltere'ye yollamayı daha uygun buldular. Lily de yok onun yerine erkek gelmiş, Rufus da yok, pehh ! Neyse onları da çok severdim zaten, olmayışları sevindirdi beni ?? Ama ya Dorotha :P Göğsüne kadar çekmiş olduğu siyah eteğiyle Su'ların evindeki hizmetçiden Dorotha olru mu ?

Mantık hatalarına girmiyorum bile, onları yazmaya kalksam bi yazı daha çıkar. Belki başka zamana :P Neyse daha fazla isterseniz sözlükten okuyun :p millet acaip şeyler yazmış :P

Bu arada girişteki yazımdaki -çok öptüm- ikilisi sizden de nefret ediyorum ! Çok öptüm ne ya ??

You know, you love me
XoXo
Gossip Boy