Eva Longoria etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eva Longoria etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mayıs 2012 Cumartesi

KISS THEM GOODBYE

KISS THEM GOODBYE! 8 senedir devam eden ''Desperate Housewives'' yarın akşam son kez yayınlanmaya hazırlanırken diziden geriye kalan, aklımda yer eden 8 şey!

#KAREN McCLUSKEY
Wisteria Lane'in en yaşlısı McCluskey (Kathryn Joosten) 4 esas kadın ödül sezonlarında artık sayılmazken bile Emmy'leri kucaklamıştı. Amerikan yapımlarında görmeye alışık olduğumuz liseli bakıcıların yerine sokaktaki tüm çocuklu annelerin acil durumlarda emanet etmekte A Plan görevini gören McCluskey elinden birasını düşürmeyen cool yaşlılardan, daime dobra, espirli ve komik olan Karen'ı asla etrafınızdan ayrı görmek istemeyebilirsiniz.
MyVeryMcCluskeyMoment: Yaşıtı arkadaşını kaybettikten sonra Lynette ile spor sahasında arkadaşının küllerini savurması.

#MARY ALICE YOUNG
Wisteria Lane'in en eskisi, dizi boyunca dış ses olarak duymaya alışık olduğumuz Mary-Alice'ın (Brenda Strong) dizi içinde pek de büyük bir işlevi olmasa da, gündelik hayatta bazen kendimi stop tuşuna alıp dış sesin konuşmasına izin veriyorum ve o anda Mary başlıyor konuşmaya ''yes ....''. Brenda'nın dış ses kategorisinde Emmy adaylığı bile varmış üstelik.

#EDDIE BRIT
Tüm kadınların korkulu rüyası Lane'in ''bitch goddess''ı Brit'in (Nicolette Sheridan) yapımcı / yazar Marc Cherry ile ilgili olan sorunları nedeniyle diziden ayrıldığı söylense de dizi tarihinde alınan en kötü karar onu oyundan çıkartmaktı sanırım. Elinden geçirmediği erkeğin kalmaması, sokak ortasında arabasıyla beraber kendisini de yıkaması gibi stereotipik anlara imza atan Brit'in en sevdiği uğraşı da Mike üzerinden Susan ile girdiği komik kavgalardı.
#MyVeryEddieBritMoment: Sezonlar ilerledikçe komedisi azalıp dramı artan dizinin en üzücü anı ise önceden karakterin artık dizide yer almayacağını öğrenmiş olsak da o ölüm anını görmeyecektik. Her ne kadar Renee Perry (Vanessa Williams) Marc Cherry'e göre is the new Eddie olsa bile onun eline su dökemez.

#GİZEMLİ YENİ KOMŞULAR
Wisteria Lane aynı zamanda dünyanın en hip mahallesi olsa gerek! Her sezon yeni bir komşu gelip sokak çalkalanmazsa olmazdı! Bunlardan ikisi hiç kuşkusuz Bree van de Kamp'ın kızını ayartan ve evin alt katına zincirlenen iki oğlan çocuğuna sahip Applewhitelar ve oğlunun geleceği söz konusu olup gizemli geçmişe sahip olan İtalyan Bolenler.

#ÇOCUK OYUNCULAR
Dizinin başlangıcında en sevdiğim sahneler Susan ve kızı Julie arasındaki sahnelerdi. Klasik anne kız anlayışını ters yüz eden ikili arasında arkadaşlık ilişkisi de yoktu, zira anne kıza sahip çıkması gereken biri vardı o da yeni ergen Julie'ydi. Susan'ın Delfino'dan olan ikinci çocuğu MJ ise alıp kütüphaneye oturtmak istediğiniz sevimli tatlı yaratıklar gibi. Dizinin en komik çocukları ise Gaby'ye ait. İki çocuğa sahip olan Solis'lerin küçük veledi çoğu zaman ortalıklarda bile değil ama o Juanita yok mu o Juanita. Bu arada ortadan yok olan bir diğer çocuk ise mahallenin gay couple'ının evlat edindiği beyaz tenli sarışın Amerikalının ortadan yok olması da garip. Sorunlu ergen rolüyle diziye girişini yapıp sonradan ortalardan kaybolan Bree'nin kızı ve gay oğlu da  sanki ona Tanrı tarafından gönderilmiş bir ceza gibiydi. Lynette ise 8. sezon sonunda hala futbol takımı tamamlayamadığından gözü açık gidicek gibi duruyor.

#GÖZ YAŞLARI ŞELALE
Komedi git gide azalıp dram artsa da elbette her Amerikan dramı gibi DH da ağlak bir yapıya sahip değil, ancak benim kendi yaşlarımı tutamadığım 4 sahneyi sanırım asla unutamam.
Runaway Groom: Bunlardan ilki Susan Mayer'ın (Teri Hatcher) tam da Mike Delfino (James Denton) ile ilgili hayaller kurduğu anda onu terk etmesi ile gelinliği ile Wisteria Lane'in ortasında arabasının arkasından koşması olmuştu.
Runaway Baloons:  Carlos Solis (Ricardo Chavira) hapisteyken karısı Gabriela Solis'in (Eva Longoria) yanına bir arkadaşını gönderir, adam pek de tekin olmamakla beraber Gaby'nin bir de karnındaki çocuk ile ilgili problemleri vardır. Kızılderili-Latin Amerikalı gangster tipli olan adam ondan beklenmeyecek şekilde Gaby'ye yardım ettikten sonra (Mary Alice talk yapıyor gibi) Gaby'nin elinde olan balonlar da gök yüzüne doğru havalanır.
Bye bye Mike: Toplam 8 sezonda dizinin ve Susan'ın başına gelen en kötü şey bu olsa gerek, hiçbir zaman anlamayacağım Mike'ın neden öldürüldüğünü üstelik bu kadar saçma bir sebeple, evet Mary Alice ''yes, sometimes... gerçek hayatta da insanlar böyle dandik sebeplerden dolayı ölüyor ama...''
Susan & MJ: Mike'ın ölmesine üzülen elbette tek Susan değildi, babasıyla sıkça ''buddy talk'' yapan MJ'in de  hayatı alt üst olur elbette, üstelik okuldaki arkadaşlarının da pek de yardımcı olduğu söylenemez bu duruma. Anne-oğul'un garajda stres atmak için cam kavanozları kırdıkları anda benim de göz yaşı torbalarım çatlamaya başladı sanıırm.

#PROMO
Her seferinde dizinin bir sezon daha uzadığını öğrendikten sonra rahat nefes alıp Ağustos ayını beklemeye koyulduğumu da unutamam. Yeni sezon tanıtım görselleri ve videosu, üstelik videoya eşlik eden bir de hit şarkı; tabii ki Jennifer Lopez ''Miles in These Shoes'' ve Shakira ''She Wolf '' en güzel iki örnekken kırmızı elbiseler ve elmalar hiçbir zaman yalnız bırakmadı onları. Western temalı 7. sezon promosu da unutulmamalı.

#KOMEDİ
Dizinin elbette en komik anlarının altında hep Susan vardı. Çalılıklar arasında çıplak kalan o, araba giderken havlusunu da beraber götürdüğünden yine çıplak kalan o, son sezonda resim dersine çıplak gelen yine o! Striptiz klubünde yapmış olduğu Moby Dick esprisini hala hatırlarken, online siteler için iç çamaşırıyla temizlik yaptığı anlar da unutulmaz. Mahalleli kadının ''sex and the city''si olarak başlayan dizide Gaby'nin seksi bahçıvanı diziden ayrılınca sex azalsa da çocukları ve kimi zaman kendi sığlığı sağ olsun Gaby de bizi güldürmekten geri kalmış sayılmaz. Türk versiyon birebir dilimize çevrilirken twitterda'da ilk paylaştığım şey ilk sezondan kalma bir sahne olmuştu. Bree'nin kocası Rex'in boşalma sonrası ağladığını yemek masasında duyurması! Ki sanırım bu ülkem örf ve adetlerine uymadığından senaryodan çıkarılmıştı.

Ve son bölüm tüm bu dramalara bakacak olursak Susan'ın Mj ve Julie ile mahalleden ayrılıp gitmesi, Lynette ve kocasının artık boşanması, Bree'nin tam da hapise girecekken Gaby'nin mahkeme salonuna girip olayı üstlenmesi gerekir. Ancak teaserdan anladığım kadarıyla bizi daha fazla mutlu bir son bekliyor. İki bölümlük sezon finali Amerika'da yarın akşam gösterilecek olsa da biz sanırım pazartesi akşamını beklemeliyiz.
8 sezon boyunca ki bu lisede hazırlığa başladığım seneden üniversiteden mezun oluncaya kadar devam eder, salı akşamlarımı etkisi altına alan Teri Hatcher- Eva Longoria- Marcia Cross ve Felicity Huffman aka son yılların post-modern soap opera süper kahramanlarını artık izleyemeyecek olmak cidden üzücü. Eva'yı her ne kadar magazinden takip etsek de diğer üçlü için aynı şey geçerli değil, Teri C List Amerikan girl-teenage dramanın yeni sezonunda rol alacak olsa da ben onu daha fazla bir filmde Carine Roitfeld'i canlandırırken görmek istiyorum! Keşke sevdiğimiz diziler hiçbir zaman bitmese.

ps. yazdığım yazıyı sevmesem de bir şekilde diziye tribute yapmam gerekirdi!

8 Kasım 2010 Pazartesi

MTV EUROPE MUSIC AWARDS VOLUME I // HOTTIE EVA // RED CARPET

Dün gece La Caja Magica // Madrid'den canlı olarak 17. kez MTV Europe Music Awards ödülleri dağıtıldı. Gelişen teknolojiye ayak uydurarak kırmızı halı ve ödül töreni canlı olarak web'den de verildi. Ancak kırmızı halı, sessiz ve kalitesiz bir şekilde yayınlandı. Tören boyunca, netten yayınlanması dolayısıyla ufak defek donukluklar falan olsa da MTV TR'ye bunca zamandır yapmış olduğu kalitesiz yayın dolayısıyla MTV International tarafından antlaşmanın feshedilmesi ile bizlere ödül törenlerini iki büklüm internet başında seyrettirdiği için teşekkür ediyorum. GO BACK FROM THE COUNTRY !!! 
Evet nerede kalmıştık ! İki senedir Katy Perry ve onun aptal çığlıklarından sonra bu sene Eva Longoria Parker'ı sahnede görmek inanılmaz keyif vericiydi. Daha önce Latin Grammy'lerde ve VMA'lerde de sunuculuk yaptığı için gayet seriydi. Kıyafetleri ise görülmeye değerdi. Slip mayolu Ispanyol Akrabaları ve Katy Perry tarafından soyulup kıçına tekme yemesi ise yine çok eğlenceliydi.

Webden seyretmenin tek güzel yanı ise reklam kuşaklarına takılmamak oldu. Onun yerinde Laura diye pek bir oynak kız bir odadan sunum yapmaya devam etti. Taylor Momsen ve grubu ile Plan B ise konukları arasındaydı.

Justin Bieber ise iğrenç bir çocuk poposuna benzeyen suratıyla ara sıra pat diye beliriverdi. Yeni yetme Bieber ödül boyunca da tweetlemeye devam edip ekranın bir köşesinden kendisini bizlere unutturmadı.

Yarı çıplak güreşler falan filan derken de oldukça sıcak anların yaşandığını da söylemem gerekir. Latino Fire dedikleri bu olsa gerek. Merak ediyorum eğer zaten Türkiye bu showu yayınlayacak olsa sansürsüz nasıl verirdi ki ?

Canlı performanslar ise her zamanki gibi sadece arena içinde değil, aynı zamanda şehrin göbeğine de taşmıştı.
Lady GaGa gelemedi ama bana bu outfit'i gönderdi diye espiri yapan Eva ise beni benden aldı. Bknz. ikinci kare.

Kırmızı halının kanımca gözdesi ise Rihanna'ydi. Aptal bir sahne performansı sergieyen kırmızı başlıklı kız en azından Marchesa elbisesi ise kırmızı halının hakkını vermiş.
Kings of Leon ise hem kırmızı halıda Rihanna ile poz verdi hem de sahnede performans sergiledi. Ödül almasalar da kim gecenin kazananı olmadıklarını iddia edebilir ki ?
Yayın aksaklığım nedeniyle tam sayfayı refresh'lerken canlı performansını kaçırmış olsam da o sahnede yer alanlardan hepsinden daha iyi olduğunu sonradan youtube'a başvurarak öğrendim. Çok arabesk bir klişeyle o gönüllerin kraliçesi derim ben ona :) Shakira

Eşi Russel Brand'le geceye katılan Katy Perry ise şeker kızlıkla rüküşlük arasına tıkılıp kalmış.

Ve MTV'nin 30 Seconds To Mars aşkı ! Yaptıkları işlerden hoşlanmasam da MTV'nin onlara karşı olan sevgisinden de nefret etsem de stilleri 10 numara.
Shakira'dan sonra gecenin en iyi performansı ise Kesha'dan geldi. Kızda ses yok, ama sahne rengarenkdi. Kırmızı halı outfiti kendi kadar yırtık. Alexander McQueen çizmeleriyle gotik takılan ve yaşına göre fazlaca abartı bulduğum Taylor Momsen ve 21. yy prensesi Miley Cyrus.

Kazananlar ve canlı performanslar için stay tuned !
pics from
justjared
ema.com
starlounge

5 Kasım 2010 Cuma

MTV EUROPE MUSIC AWARDS // NOMINEES // PERFORMERS // GUESS WHO ?

MTV EUROPE MUSIC AWARDS bu sene 17. defa dağıtılacak. Daha önce 2010 adayları arasında Istanbul da bulunurken sonrasında Türkiye Best European Act'ten çıkartıldı ve daha da ötesinde MTV TR'nin akıbeti konusunda dedikodu kazanı da kaynamaya devam etmekte. Yanılmıyorsam Esra Oflaz henüz kesin bri açıklamda bulunmazken yaklaşık 4 aydır site bakım altında ve tıpkı VMAler gibi EMAlerde de gösterim yok.

Genellikle -hatta şimdiye kadar hep sanırım- Kasım ayının ilk perşembesi dağıtılan ödüller bu sene ilk kez VMAler gibi pazar akşamı sahiplerini bulacak.

Bon Jovi ''Global Icon Award'' ile taçlandırılırken Best Live Act ödülünü de eve götürebilir. Best European Act adaylarından biri Enrique Iglesias. Ispanya adına burda. Bence bu tür isimlerin ''local act'' kategorilerinde aday gösterilmemesi gerekiyor.

Dima Bilan ise mide bulandırıcı bir şekilde milyonuncu kez Rusya adına yarışıyor.

Türkiye'nin bu dalda aday olmaması ise sevindirici. Zira 70 Milyon biliyor ki İngiliz ve İtalyan ergenlerin oyları sayesinde değil, olayı milliyetçileştiren canım ülkem sayesinde o ödülü kapıyoduk. Ayrıca kazandınız da ne oldu ? ha ?

Daha önce -hatta sanırım Katrina Felaketi'nin gerçekleştiği sene- VMAleri de sunan umutsuz ve seksi ev kadını Eva Longoria Parker bu senenin sunucusu. Bu da demek oluyor ki gece sonunda müzikten fazla moda da konuşulabilinir. Gecenin bir diğer sunucusu ise Justin Bieber. Kendisi ''digital host'' olarak kızları internete çekecek.

Gecenin performan listesi ise bir hayli kalabalık. Canlı canlı izleyemedikten sonra neye yarar ama :/ Bon Jovi, Miley Cyrus, Katy Perry, Rihanna, Shakira bunlardan en büyükleri. Geçtiğimiz sene gibi GaGa'nın yine ortalıklarda olmayışı da çok iyi.


Katy Perry ve Lady GaGa 5er dalda adaylık kaparken, Eminem 4, 30 Seconds To Mars ve Muse'un da 3 dalda adaylığı bulunmakta.

Geçelim adaylıklara ! Bahisler açılsın. İlk kategorinin galibi Lady GaGa'dır diyorum ben. Onun dışında herhangi bir kazanan olursa sürprizdir.

Best Video'yu hak eden isim kanımca yine Lady GaGa. Zaten ''Telephone'' gibi bir videoyla aksi de düşünülmemeli.

VMA'lerde kazanan isim Lady GaGa olmuştu. Gönlüm Shakira olmadı Rihanna diyor. Ama büyük ihtimalle yeniden GaGa :/

Justin Bieber'ın bu yaşta böyle bir ödüle bile aday gösterilmesi bence çok fazla. Dolayısıyla o bi köşede otursun. Enrique artık devri geçti. Eminem ya da Kanye ! Ben Kanye derim ! siz ?

Yo yo ! Kesha bence ödülü kapmalı !  

Usher ve Rihanna'nın best pop olması bir hayli garip ! Miley'nin ablaları yanında işi olmaz. Kazanan isim GaGa.

Kings Of Leon geçtiğimiz sene ne yaptı da aday oldu bilemiyeceğim ama Muse kesinlikle hak ediyor.

Paramore gibi olağanüstü iğrenç bir grup dışında ödülü kim kucaklasa zevkten dört köşe olurum. Ama asıl isteğim Vampire Weekend. Avrupa'da Amerika'da olduğu kadar tanınmamaları ibreyi Gorillaz'a doğru çevirebilir.

Kanye - Eminem savaşı devam ediyor. İyi olan kazansın diyeceğim ama ''Runaway'' videosundan sonra Kanye dışında birinin alması absürd olur.

Live Act ! Humm ! Tamam GaGa'nın showları iyi de yani ?

EMA'lerin Tokio Hotel yavşaklığından utanıyorum. Ohh bu cümleyi söyledim ya içim rahat. Herkes birinin yavşaklığından utanıyor çünkü. Her neyse biri Tokio Hotel'e müziği bırakmasını önerebilir mi ? Ayrıca bu dalda da Katy Perry'nin aday olması biraz saçma olmuş.

Adaylar arasında en kaliteli müzik yapan Hurts ve The Drums ! Hurts tercihimdir. 

Ödüller dağıtılsın ! Pazartesi görüşürüz :)
xoxo

30 Ağustos 2010 Pazartesi

BUNLARI SÖYLEMESEM İÇİMDE KALIRDI ... EMMY'LER VE MEDYADAN BİR KAÇ NOT ...

Aslına bakarsanız 5 gün içinde 11 post, yorulmuştum, kendime 2 gün internet yasağı koymuştum, ne de olsa telefondan mailler, blog yorumları ve tweetler kontrol edilebiliyordu, ama elime sabah gazeteyi aldığımda içimde tutamadım, medyada yer alan bir kaç haber hakkında yorum yapmak istedim. Bu vesileyle hakkında yazı yazmayacağım dediğim Emmy'lere de şöyle bir ucundan dokunurum.


  • Emmy'lere başlayalım isterseniz. Bahsetmek istediğim en önemli nokta açılış seremonisi ve daha sonra aralarda gösterilmek için hazırlanan videolardı. Çeşitli dizilerin oyuncuları birleşip, diğer dizilere göndermeler yaparak kısa filmler(adları her neyse) hazırlamışlardı. Glee yıldızları, Tina Fey ve Lost'tan Jorge Garcia'nın (Hugo) bir araya gelmesi. Modern Family ekibi ve George Clooney ile Family Guy'ın birleşimi. Düşünebiliyor musunuz Türkiye'nin Emmy'leri olarak adlandırılan İsmail Cem TV ödüllerinde Aşk-ı Memnu ve Ezel ekibinin; Gönülçelen ile Arka Sokak'ların bir araya geldiğini. Şişkin egoların boy gösterdiği Türk Medyasında böyle bir şey ? Delirmiş olmalıyım bunu düşündüğüm için. Söz Emmy'lerden açılmışken kazananları ve fikirlerini canlı canlı blogunda paylaşan kültür/sanat bloggerımızı The Balkabaa'na da tebrikler. Kendisi benim Grammy, Golden Globe ve Oscarlar'da denediğim, ama sıkıldığım için yarım bıraktığım projeyi gerçekleştirdi. http://www.thebalkabaa.com/ . (Sol tarafta tercihini Alexander McQueen'den yana kullanan True Blood yıldızı Anna Paquin).
Geceye, Lucila Sola ile katılan Dolce & Gabbana içindeki Al Pacino ve Burberry içindeki Hugh Dancy ile neredeyse gecenin en şık kadını olan Armani Prive ile Claire Danes.
  • Hala IFW mi sayıklıyosun diyeceksiniz ama HT Gazetesinde yer alan iki ayrı yazıya katılmadan değinmeden edemiyeceğim. Ancak başta şunu söylemek istiyorum, Istanbul'u diğer saygın moda haftlarının ''mahşerin 4 atlısının'': Milano, Paris, London, New York; içine sokma çabaları var. Yavaşşş. Henüz Barcelona, Los Angels, Sao Paola FWlerin bile bunlara aynı gruba sokulmadığı bir platformda ''siz kendinizi ne zannediyorsunuz'' derler adama. Orada bulunmadım ama giden insanlar defilelerin mükemmelliğinden bahsederken, rezil organizasyondan şikayet ediyorlardı. Böyle mi gireceksiniz bu AList şehirler arasına. Onca yıl aklınız neredeydi hem? Evet büyük oynamak gerekir, ancak adım adım ...
Kuyruklu güzeller Tina Fey; Oscar de la Renta ve güzeller güzeli Eva Longoria Parker; Robert Rodriguez ile.
  • Elif Key'in ve Esra Çoruh'un HT'deki yazılarına da değinmek isterim. Birkenstocklarını, eteğini ve t-shirt'unu üstüne geçirip gittiğini söyleyen Elif Key'e kocaman bir alkış. Ben de orada bulunsaydım, aynen Birkenstocklarım, şortum ve de trendy bir gömlekle boy gösterirdim sanırım. Esra Çoruh ise gelen konukların ''görmemişliğinden'' yakınıyordu. Kadın haklı ! Sokak Moda Blogları sayesinde Avrupa Moda haftalarına katılan sıradan insanları gözlemleyebiliyoruz. Hepsi trendy ama hepsi sade. Ben de bir çok görselleri sizlerle paylaştım Ece Sükan, Deniz Berdan, Burcu Esmersoy gibi güzeller oldukça şık ama sadelerdi. Makyaj ve saç konusunda demek istiyorum. Ama gelin görün ki bloggerlar ve blogger olmayan diğer senden benden insanlar... Ahh onlar ... Hepsinde de bir değişik hava. Anlıyorum hepiniz de heyecanlısınız ama, abartıya gerek yok ! Hele bu yaz sıcaklarında makyaj ?? Şu kızların güzelliklerini makyajla bozma huylarına, makyaj yaptıkları zaman kendilerini daha güvenli ve güzel hissetmeleri fikrini anlamıyorum ... Yine de erkek moda bloggerlarını gördüm de en iyi duruşlar onlardaydı sanırım.
Cheryl Hines, karizmatik (evet isim cidden karizma değil mi ?) Zac Posen ile, Modern Family yıldızı Sofia Vergera hatlarıyla bana Sevda Demirel'i hatırlatsa da Carolina Herrera'sı içinde oldukça alımlı. 
  • Bir diğer konu ise yaratıcılık. Rahşan Gülşan bugünkü yazısında kendilerini Türkiye'nin en büyük starları ! (çakmaaaa) zanneden Hande Yener ve Demet Akalın'ın Lady GaGa'laşma hevesinden bahsetmiş. Ancak bunu yaparken kendisi komik duruma düşmüş zira -sağır sultan bile biliyor- ''Sopa'' videosu GaGa'dan değil İngiliz Cheryl Cole'dan arak. Evet neticede arak, ama en azından bir haber yapıyorsan biraz daha özenle hazırlayabilirsin. Gelelim Rahşan'ın asıl konusuna. Yavrucum -böyle diyorsam bana kızma, seni çok seviyorum ve hergün merakla takip diyorum- sen ne zaman gördün ki bizlerin orjinal işlere imza attığını, en sevilen TV Yapımlar, Reality Showları hepsi arak, yerli malı yurdun malı olarak lanse edilen yapımlar bile birebir kopya.
 Şık ve uyumlu çiftler iş başında. Giorgio Armani içindeki Jennifer Westfeldt ve John Hamm. Yanında ise Tom Ford giyen Jimmy Fallon ile MaxMara giyinen Nancy Juvonen.

          Medya alanının içinde olduğu birçok iş sektöründe torpilin ön plana geçtiği yerde yaratıcılıktan yoksun adamların işe alınmasının sonucu budur. Daha geçtiğimiz günlerde düzenlenen IFW'de bile bu konuda bilgili bloggerlar tasarımlarda yabancı modacılarının izlerinin çok olduğunu vurguladılar. En basitinden ben bile hakkında yazacağım bir konuyu başka bloglarda gördüğüm zaman duraklayarak kendi bloguma alıyorum. Evet neticede fikir benim fikir ama hakkında daha önce zaten çokça yazıldı. Her neyse, sonuç ne mi oluyo Acun Bey, Survivor'u, Var Mısın Yok Musun? 'u Türkiye'ye getirir ve ayakta alkışlanır. İlham almak o kadar kolay ki, ancak siz sadece gün boyu İstiniye Park'ta gezinerek ''biz sanatçıyız'' deyin. Sizin sorununuz ne biliyor musunuz ? Ayna karşında GaGa videosu çıktığı anda eline parfüm şişesini alıp mikrofon yapıp 15 yaşındaki teenage kızlardan farkınız olmadığını anlamamanızdır.


Calvin Klein Collection'ı seçen Matthew Fox ve eşi Margherita Ronchi. Yanında ise bana MET Costume Institue Gala'daki Zuhair Murad içinde poz veren Jennifer Lopez'i anımsatan görüntüsüyle Lea Michele.(pek de şık sayılmaz.)
  • Şimdilik bu kadar dağılabilirsiniz.
Gecenin en şık iki isme ise sona saklandı.
Marchesa ve Louboutin'leri ile Heidi Klum diğer tarafta ise Giorgio Armani içinde George Clooney

9 Mayıs 2010 Pazar

WHICH ONE IS THE HOTTEST MOM !!

Uzun zamandır bloguma konuk etmek istediğim bu muhteşem kadınları ne yaparım da bir araya getirebilrim derken, az önce adeta ampullerim yandı ve anneler günü dolayısıyla hepsini bir post içine sığdırabiliceğimi gördüm. Tıpkı Vogue Paris'in; Pene, Kate, Meryl, Julianne ve Bono'yu bir araya getirmiş olması gibi.
Annelerimiz hepimizi için de mükemmeldir; ancak sanırım herkes en azından bir seferliğine başka birisi annesi olsa olayların nasıl gelişeceğini merak eder diye düşünüyorum. Tamam cümle biraz dağınık oldu ama :)

İlk seçimim ilk göz ağrım, ergen yıllarımın vaz geçilmez dizi The O.C yıldızı Kristin Cohen / Kelly Rowan. Nedense seyrettiğim andan beri her zaman onun annem olmasını dilerdim. Bilmem neden. Bu arada googleda resimlerini aradığım andan bu fantaziden hemen vazgeçtim.
İkinci sırada ise nedendir bilmem (belki sadece sarışın ve aynı tarzda bi yaşam stilleri olması nedeniyle) sürekli benzettiğim Lily van der Woodsen/ Kelly Rutherford var. Evet evet bir annem olucaksa o da Lily olmalı. Cidden çok eğlenebilirdik onunla :P Bu arada dikkatinizi çekerim, her iki kadının ismi de Kelly. Hem sarışınlar, hem güzeller, hem zarifler, hem de pop kültürünün gençliğe armağan ettikleri iki muhteşem dizinin , iki muhteşem anneleri. Evet tesadüflere inanıyoruz ama :P

Sırada 4 muhteşem! anne var. Susan Mayer/ Teri Hatcher, Gaby Solis / Eva Longoria, Bree Hodge / Marcia Kross, Lynette Scavo / Felicity Huffman. İçlerinden en ideali Susan sanırım. Bree gibi bir anne istemezdim sanırım; hem onu seçmek çok realist bi yaklaşım olurdu, eh burda hayal kuruyosak bu olmamalı di mi :P Lynette'e gelince. Hımm bilemiyorum; nedendir bilmiyorum yok ya istemem. Gaby, öyle bir anne çok havalı olabilirdi. Düşünsene NYC ve Milano Fashion Week'lerde podyuma çıkmış bir anne. OHH gosh ne havalı. Ama sanırım Gaby'yi abla olarak kullanabilirim. Peki ya Edie Britt / Nicollette Sheridan heheh, yok istemem. Lily ve Kristin'in aksine sarışın değil; ama Susan gibi bir kadına hayır diyemezdim doğrusu. Post amacından sapmaya başaldı sanırım, yok yok anne olarak :P

Gelelim Türkiye'ye :P Firdevs ve Aynur Hanımlar. Nebahat Çehre ve Zerrin Nişancı. Firdevs gibi bi anneye sahip olsam hayatımda hiç entrika eksik olmazdı. Bu iyi bişey mi kötü bişey mi bilemicem ama sanırım davulun sesi uzaktan hoş gelir. Aynur'a gelince. Hem sarışın, hem zarif, muhteşem bi kadın :)