5 Aralık 2010 Pazar

SAFKAN INGILIZ !! SOPHIE ELLIS- BEXTOR

Harper's Bazaar Türkiye editöryalinin başlığı ''safkan Ingiliz''. ''Porselen Bebek''den sonra yeni bir tanımlama. Bazı insanlar vardır, sanki moda dergilerinde boy göstersin sürekli fotoğrafçılara poz versin diye yaratılmıştır. Sophie Ellis Bextor da bunlardan biri olsa gerek. En son videosu ''Not Giving Up On  Love'' (Armin van Buuren) ise sanki dergi için gerçekleştirilen çekimin kamera arkası görüntüleriyle oluşturulmuş gibiydi.

Haziran ayında One Love (tık) için ilk kez ülkemize gelen Sophie Ellis'i 5 gün sonra yeniden capcanlı izleyebileceğim için çok mutlu ve de heyecanlıyım. Bu muhteşem güzelliği 6 ay içerisinde ikinci kez görmek ''belki de London'da yaşsam kendisiyle bu kadar karşılaşmazdım'' dedirtti insana. Babylon'da cuma akşamı sahneye çıkacak Bextor ülkemize bir kez daha geleceğini/ muhakkak gelmek istediğini festivalde söylemişti zaten. Demek sözün güvenilirmiş Sophie ! Girdin gözüme.

Her neyse Babylon öncesi kendisi Harper's Bazaar için çekimlerle gündeme geldi. Türkiye edisyonu için özel olarak çekilen bu editöryalden daha önceki yazılarımda bahsetmiştim. Şimdi de onu blogumda ağırlama vakti. Hem editöryallerine bakma vakti, hem de en sevdiğim Sophie şarkılarını seçme zamanı. Yazımdan heyecanlanıp onu siz de izlemek isterseniz ... üzgünüm Biletix'e göre SOLD OUT !  
Claudia Behnke tarafından yapılan styling bence oldukça başarılı. Vivienne Westwood, Hakaan, Burberry Prorsum .. Ancak yapılan stylingin bir hikaye ile birleştirilmemiş olması bir hayal kırıklılığı yarattı diyebilirim. Fotoğrafçılıktan anlamam ama düz bir şekilde gördüğümü söyleyecek olursam Akif Hakan Çelebi'nin çektiği bazı kareleri de pek beğendiğim söylenemez. Mesela ikinci görselde Hakaan elbise ve kanepe birbiriyle çok uyumlu , Sophie'nin pozu da güzel, ama sayfaya yerleşememiş sanki ? Belki de bunun suçu fotoğrafçıda değildir, bilemicem o kadarını ama :)
2000li yılların en hit kadın şarkıcılarından ve de it girl'lerinden biri olan Sophie bugune kadar 3 albüm yayınladı. 4. albüm ise deyim yerindeyse ''yılan hikayesine'' döndü. 2010 sonbaharında çıkması beklenen albüm daha sonra kış aylarına ertelendi, şimdi ise sadece 2011 deniliyor. One Love'da çoğunlukla yeni şarkılarını söylediğinden aslında nelerle karşılaşacağımı biraz biliyorum, ama o albümü ele almak da başka türlü bir haz verir diye düşünüyorum.
Scan dolayısyla görseller pek de hoş olmasa bile bu Moschino elbisesi ile Sophie'nin duruşuna hayran oldum. Ama bakışını da beğenmedim, yani eller kollar birini baştan çıkartmayı bekleyen kadın izlenimini verse bile, gözler ve surat ifadesi başka şeyler söylüyor.
İşte burdaki bakışları sevdim. Gelelim muhteşem Sophie'nin en sevdiğim şarkılarına. Onu tanımama neden olan ''Murder On The Dancefloor'' kesinlikle bu Top 10de yer alır. Aslında hazır aralık ayı ve disko teması işlenmişken bence bu şarkıyla bir editöryal yaratılabilinirdi. Groovejet // If This ain't Love ise sizi diskoya hayran bıraktıracak cinsten.
Yahu allah aşkına bu poz nedir ? Sanki gece kızlarla dışarı çıkmayı bekleyen Istanbul'da kendi ''sex and the city''sini yaşayan ve facebook'a face diyen kız pozu. Donuk bakışların ardında aslında romantik şarkılar söyleyen bir kız da yatıyor bakınız  ''I Won't Change You''.''Catch You'' onun bugüne kadar yaptığı en hit şarkılardan biri olurken hangimiz uzun yağmurlardan sonra ''Today's The Sun On Us'' diye facebook ve twitter'ımızı updatelemedik ki?
Burberry içinde Barbie gibi çıkmamış mı ? Ve yılan hikayesine dönen ''Make A Scene''. 2011de çıkması planan albümden öyle iki şarkı yayınlandı ki ! Hem 2010un en iyi dans kayıtları oldular (benim için) hem de Sophie'nin diskografisinde zirveyi kaptılar.''Heartbreak (Make Me Dancer)'' ve ''Bittersweet''.
Ve kapak. Zaten geçtiğimiz günkü yazımda da bahsetmiştim. Kapağı pek beğenmediğimi söylediğimi biliyorum, ancak editöryalleri gördükten sonra pek de kötü olmadığının kanısındayım. Sophie Ellis'i kapağa çıkarttıkları mükemmel olmasa da güzel bir editöryal hazırladıkları için Harper's Bazaar Türkiye'ye teşekkürler. Yaptıkları röportaj ise gayet leziz.

Bir kez daha bu muhteşem kadının şarkılarını capcanlı dinleyebileceğim için heyecanlıyım. Babylon'a da bu mıuhteşem konuk için teşekkürler. Bu da benim sonradan vazgeçtiğim Aralık ayı Apollo Boy Mag kapağım. Takltiçi gibi gözükmemek için son anda vazgeçtim. Ancak sağ üstte de gördüğünüz üzere kapağın son hali de pek kötü sayılmaz.

4 Aralık 2010 Cumartesi

HOW MYTH CHARACTERS INVADE 21ST CENTURY ?

Bilenler bilir mitolojiye ne kadar düşkün olduğumu, okulda 4 dönem mitoloji dersi görmemde de bunun etkisi var elbette. Hem blogumun ismi ise Apollo zaten değil mi ? Uzun zamandır bu konu hakkında yazmak isterken efsanevi Karl Lagerfeld birden bire 2011 Pirelli Takvimi'ni Mitoloji Karakterleriyle hazırladığını gösterdi bize. O halde vakit şimdidir deyip postu hazırlamak istedim. Yukarıda anlamış olduğunu üzere en tepede ''Apollo Boy'' yazmakta. Hemen altında ''Special Extra Issue'' yazıyor. Biraz altında ise ''Greek Gods Invade 21st Century''. Yan tarafta ise ''Bacchus'', ''Apollo, ''Hera'', ''Artemis'', more & Karl Lagerfeld. Kapak yakışıklısı ise Apollo.

Pirelii çekimlerinde Karl Lagerfeld tapınası oyuncu Julianne Moore dışında, yaklaşık bir senedir Model.com'da en iyi model olarak gösterilen Lara Stone ve Freja Beha Erichsen, Isabeli Fontana, Natasha Poly ve fazlasını bir araya getirmiş. Erkek modeller ise Baptiste Giabiconi, Sebastien Jondeau, Brad Kroenig, Garret Neff ile Jake Davis. 

Karl Lagerfeld mitolojik hikayelerden yola çıkmış ve bunların bir çoğunda başarılı olmuş özellikle Narcissus ve Echo'nun tasvirine bayıldım. Dionyos ve Bakhalar tasviri de pek yerinde olmuş. En önemlisi vücut yapılarını göz önünde bulundurarak karakter seçimi yapmış olması. Bir kez daha görüyoruz ki mitoloji her şeyin anasıdır. Edebiyat, moda, sanat, müzik ... hem de 21. Yyda olsak bile.

Görselleri paylaşırken ise sizlere kim kimmiş, hangi mitolojik tanrı ne yaparmış ?

Abbey Lee Kershaw // The Nymph Echo: 
Aslında başı örtülü, yani gelin anlamına gelen Nympha kırlarda, sularda, ormanlarda yaşayan doğal ve tanrısal varlıkların dişi olanlarına verilen addır. Mitolojide ise ''Ovid'in Destanı'nda'' Narksissos'la Ekho'nun efsanesi bir anlatılır. İki insanın aşk uğruna harcadıkları boşuna çabadır anlatılan.

Anja Rubik // Hermes:
Sizler belki onu dünyaca ünlü -it bag parçalarıyla biliyorsunuz ancak o Titanlar soyundan gelip Zeus'un oğlu ve onun da olmak üzere bir çok tanrının habercisidir. Olympos tanrılarının en renkli ve özgün kişilerinden biridir. aka messenger god.

Bianca Balti & Isabeli Fontana // Bacchantes & Garret Neff // Bacchus :

Bacchanteler ya da Bakkha'lar tanrı Dionysos ya da Bakkhos'un dinsel törenlerini kutlayan kadın alaylarıdır. Tıpkı tanrının kendisi gibi çıplak bedenlerini nebris denilen benekli ceylan postlariyle örter, başlarına sarmaşık çelenkler sararlar ... Doğa ile birlik olan Bakkha'lar üstün bir güçleönlerine gelen vahşi hayvanları parçalarlar. Dionysos dinini benimsemişlerdir bu kadınlar. Dionyoso medeniyet destekçisi ve şarap tanrısıdır. Bir anlamda doğanın ve halkın tanrısıdır. Bakhik edebiyat incelemeleri de yapılmaktadır.
Bianca Balti & Erin Wasson & Lakhsmi Menon // Three Bacchantes: 
Daria Werbowy // Artemis:
Artemis Yunan Kültürü'nün büyük Anası, Anadolu'nun Ana Tanrıçası, Zeus'un kızı, Apollon'un kardeşi,. Bereket tanrıçası, Tanrısal doğum tanrıçası, zira ikizinden önce doğup onun doğmasında yardımcı olmuştur. Namus bekçisi bir bakire olması ise cabası.

Daria Werbowy // Penthesilia:
Amazon kraliçesi ve Ares'in kızı. Savaşta sağ memesinden vurulur ve ölür. Büyük ihtimalle burda memesinin kapalı olması da buna işarettir.

Elisa Sednaoui // Flora: 
Adından ve kafasından da anlaşılacağı gibi çiçek tanrıçası.

Erin Wasson // Ajax:
Odsseyus'da geçen bir figürdür, ordunun en iyi savaşan askeridir.

Freja Beha Erichsen // Apollo:

Beni temsil eden modelin Freja olmasını ben de pek tabi istemezdim :) Apollo için Yunan Pameonundaki en renkli karakterlerden biri derler.Aydınlığın, ışığın, bilgeliğin, düzenin, idealizmin, aristokrasinin tanrısıdır. Dionysos halkın ve doğanın tanrısıyken Apollo kültürün ve aristokrasinin tanrısıdır. Tıpkı Bakhik edebiyat incelemesi olduğu gibi Apollonian edebiyat incelemesi de vardır.

Freja Beha Erichsen & Abbey Lee Kershaw //  Orpheus & Eurydice

Eurydike Orpheus'un karısıdır. Ve aynı zamanda ağaç perisidir. Orpheus ise bir ozandır. Aristaios, Eurydike'nin ölmesine neden olmuştur. Orpheus eşi öldükten sonra onun geri dönmesi için tanrılara yalvarır, isteği kabul edilir ama Eurydike geri döndüğü zaman arkasına bakmaması gerekir. Ancak kader bir kez daha iki sevgiliyi ayırır.
Freja Beha Erichsen & Abbey Lee Kershaw // Castor & Pollox 
Brad Kroenig // Zues
Tanrıların Tanrısı, Gök Tanrı, Baş Tanrı. Güç ve akıl onda ,iktidarı göğe yükseltmiştir. Yer ve gök arasındaki dengeyi gök lehine bozmuştur. dünyanın egemnliğini bedenden kafaya taşımıştır. Babası Kronos tarafından yutulmaktan kurtulmuştur ve kendisi kızı akıl tanrıçası Metisi yutmuştur. Böylece aklın onda olduğu düşünülür. Dionyosos'u baldırından doğurmuştur. Tabiri caizse yatmadığı kadın kalmamıştır. Panteonda herkesin onla bir hikayesi vardır.

Heidi Mount // Amphitire :

50 kız kardeşden biridir. Poseidon onu kumsalda oynarken görür ve aşık olur. Ancak kız utangaç olduğu için çok uzaklara kaçmış. Ancak ikisi evlenmiştir.

Heidi Mount // Aurora :

Iris Strubegger // Athena: 
Dionysos'a nasıl eril bir karakterken dişil özellikler yüklenmişse Athena da tam tersidir. Akıl ile ilişkilendirilir. Zeus'un aklından doğmuştur. Erkeğin kafasından çıkan mantıktır. Üst düzey bir tanrıçadır.

Jake Davies // Achilles: 
Homeros'un büyük destanı Ilyada'da adı geçer. Hatta neredeyse Akhilleus'un destanıdır. En büyük savaşçıdır. Adının sonsuza kadar anılması için Truva Savaşına katılmıştır ve Paris tarafından tesadüfen sol topuğundan vurularak ölmüştür.

Baptiste Giabiconi // Apollo:


Baptiste Giabiconi & Elisa Sednaoi // Narcissus & Echo
Hikayenin bire bir tasviri. Narcsios'un öümü ? Sesin yankılanışı. Ey güzellik !!

Janeil Williams // Hades:
Mitolojinin kötü adamı JR :) Yer altü ülkesinin, ölülerin Tanrısı. Zues'un kardeşi aynı zamanda onun karşıtı.

Natasha Poly // Melpomene :



Julianne Moore // Hera:

Yunan pantheonun baş tanrıçası: Kadından sorunlu devlet bakanı da denilebilir. Dırdırcı, inatçı, hırslı, hırçın, düzen kurar. Zeus tarafından sürekli aldatılır. Bencil burjuva kadınıdır. Zeus kadın versiyonudur bir anlamda. Kimi zaman da nefret doldudur. Julianne ise sektördeki kadınların baş tanrıçası. Yerinde karar.

Lara Stone // Aphrodite :

Julianne gibi en yerinde seçilmiş bir karakter. Modellerin afroditi. Güzellik ve aşk tanrıçası Uranus'un penisinden doğar. Erotizmin simgesi. Dolgun göğüsler ve perfect body shape. Eh aprodite Freja olacak değildi ya :)

Lara Stone & Sebastian // Aphrodite & Mars

Postları hazırlarken resimler
models.com'dan alınmıştır
Yazılar ise 
Azra Erhat; Mitoloji Sözlüğü
ve
İsmail Gezgin; Mitoloji Sanatı adlı eserinden derleyerek hazırladım.

Dionysos'u merak edenler ise Tiyatrolarda oynayan Bakhalar oyununa göz atsın. Tık.

YAZILARA DEĞİL DE SADECE RESİMLERE BAKTIYSANIZ TEŞEKKÜRLER

3 Aralık 2010 Cuma

ARALIK AYI DERGİ KAPAKLARI !!!

Normalde ya da genelde diyeyim bu yazıyı Bir Kürkseverin Notları blogunun yazarı Coşkun Hürsel yazıyordu. Ama bu seferlik ben de böyle bir şey yazabilirim dedim ve yazdım. Nedir bu yazı, aralık ayında yayınlanan dergiler hakkında ufak ufak notlar. Bir dergi kolleksiyoncusu olaraktan bu ay benim için inanılmaz bir hazineydi. Çünkü alınması gereken dergiler bir hayli fazlaydı. Zaten konserdi, yılbaşı hediyesiydi, doğum günleriydi diyerekten darbe yemiş bütçe dergiler sayesinde dibe de vurdu.

O zaman dergilerin anası Vogue ile başlayalım. Ve ilk durak Atlantiğin öteki yakasında ülkenin ismiyle değil de editörünün ismiyle anılan Amerikan Edisyonuna. Vogue Anna. Tüm Vogue'ların içinde en az albeniye sahip olan ve kapak konusunda ucuz moda dergisi Elle'den farksız olan Vogue Amerika'nın bu ayki kapağında Angelina Jolie vardı. Hollywood yıldızları ile dergi sattıran Wintour son zamanlarda bence artık adamı hasta etmeye başladı. Dergide herhalde Grace Coddington gibi gerçek bir moda editörü yer almasa derginin ''moda sanatı'' ile yakından uzaktan ilişiği olmaz.

Gelelim O'nun içi boş olan bir diğer edisyona. Karşınızda British Vogue ! Kimi zaman model -Kate Moss- ya da celebrity'leri kapağa taşıyan bu edisyon Amerikan versiyonunun kapağı gibi. Kanımca bir diğer albenisi olmayan dergi. Bu seferki kapağında ise Harry Potter yıldızı Emma Watson yer alıyordu. Derginin kapğaında kasım ayında durması daha yakışı kalıcakken Alexandra Shulman onu aralık kapağında görmek istemiş. İşte Wintour ile tek farkları bu. Gerçi Aralık sayısı zaten kasım ortasında falan yayınlandı ? Tıpkı Amerikalı kardeşi gibi bu kapak da Mario Testino tarafından çekilmiş. British Vogue ayrıca ik ayrı kapakla basıldı. Kapakların tek farkı koskoca Vogue başlığının ve yazılarının renl farkıydı.

Bu ay merakla beklediğim dergilerden biri de Vogue'un Ispanyol edisyonu. Kapakta Penelope Cruz'u gördüğümden beri derginin Türkiye'de yayınlanmasını bekliyorum. Neyseki Paris Vogue gibi sadece boş boş editöryallere bakmayıp bir şeyler de okuyabilicem. Bilgilendiririm sizi de. Peter Lindbergh tarafından fotoğraflanan Cruz aslında moda dergisine pek de yakıştırmadığım şekilde yani sadece ''yüz görünümlü'' şekilde çekilmiş. En azından klişeleşmiş bir şekilde çıplak poz vermemiş.

Vogue Italia ve Paris Vogue. Biri modanın anası biri babası. Gelgegelim 35milyonu Vogue Italia'ya yatıracak kadar fashionisto ya da fashionmaniac değilim. Haftalarca en merak ettiğim 3 kapaktan biri olan derginin üstünde siyah bir Gisele Bündchen ve Preview S/S'11 yazısını görmek beni üzse de, internete düşecek editöryalleri 4 gözle bekliyorum.Ki bu yazıyı editlerken Kate Moss editöryalinin düştüğünü gördüm. Ayrıca görüldüğü üzere kapaklarda bir kararma var. Franca Sozzani'nin dahiyane moda anlayışı beni benden alsa da benim daimi favorim Fransız meslektaşı Carine Roitfeld.

Ona karşı olan sempatimi bir başka yazıya saklamak isterim anca şu an için ''Religion: Carine Roitfeld'' desem yeridir sanırım. Koltuğunu Masyıs ayı için Penelope Cruz'a devrettikten sonra Aralık / Ocak sayısı için de Tom Ford'la bir oldu. Roitfeld'in ''A Single Man'' sonrasında kendisine aşık olduğum Tom Ford ile ortaya çıkarttığı bu dergi benim için mücevher değerinde desem abartmış olmam sanırım. Kapak güzeli Daphne Groeneveld ise Lara Stone'un kopyası gibi. Birçokları gibi ben de ilk kapağı gördüğümde ''bir kez daha mı Lara Stone ?'' dedim. Kırmızının ve siyahın uyumu deri objelerle süslü bir salonda yan yana durmuş kan kırmızısı bir şarap ve bitter bir çikolata tadında. Nerdeyse kapak adamda afrodizyak etkisi yarattı diyeceğim yani. Neyse ayın 15inde gelicekmiş Türkiye'ye. 4 gözle bekliyoruz diyorum. Mert Alas & Marcus Pigott'a ise tebrikler.

Ve gelelim beni yayınlanmasından önce uykusuz bırakan, hatta rüyalarıma giren, ilk başlarda benim için sıradan bir dergi olan ancak daha sonra bir çeşit ''bağımlılığa'' dönüşen Vogue Türkiye kapağına. Ekim ayında yaratılan kapağıyla climaxe ulaşan dergi bu ay da bu başarıyı devam ettirmişe benziyor. Aslında hala ikilemdeyim ! Altın sarısı arkaplanı ve kıpkırmızı elbisesiyle oldukça itici gelebiliyor ilk görüşte, ancak dikkatli bakıldığında o altın sarısı ellerle ''vogue pozunu'' veren McQueen elbiseli Maryna Linchuk'u o elbiseyle başka bir planda düşünemiyorsunuz. Fahionspot başta olmak üzere bir çok forumda da beğenilen ve 4 ana Vogue dışında en beğenilen edisyon olarak lanse edilmesi de beni mutlu etti. Dergiyi ortaya çıkaran fikirleri, her ay bir tema üzerine kurulma fikrine tapıyorum. Zamansızlık kavramını, tüm dergilere temasını sattıran ''disco moda''sını başka kim Osmanlı Imparatorluğu ve Hürrem Sultan ile bir araya getirebilirdi ki ? Bravo Vogue ! Tuba Büyüküstün ve Hatice Arslan sonrasında Demet Evgar'ı bizlerle buluşturmaları ise harika. Geriye tek bir isim kalıyor. Muhteşem Caroline ile Wilma Eles. Gotik Givency ile sarışın bir Avrupalıyı dergide görmek keyif verici olurdu.

Bu ay sepetime iki dergi daha fazla eklettirmeme sebep olan editörlerden biri kapağına Sophie Ellis- Bextor'u diğer ise Tarkan'ı taşıdı. İlk olarak Elle ile başlayalım. Başlamadan önce şu notu belirteyim, kimse bana dergiye El dedirttiremez isterseniz bana kıro deyin onun ismi ELLEdir. Gelelim kapağa. Sen kalk 11 sene sonrasında adam akıllı bir kapak yapmaya çalış, her ne hikmetse Elle'nin baş patronu (Conde Nast'ı biliyorum ama sizinkini değil) bu sene bir erkeğin kapakta yer almasına karar vermiş. Komik değil mi ? Sırf Tarkan'ı kapak yapamayan ekip de yanına bir de yanına kız yerleştirmiş, ancak gelin görün ki kapak dahil hiç bir yerde canım modelin ismi geçmiyor. Varsa yoksa Tarkan ! Hani o süs mankeni olmuş. Tarkan'ın smokinine gelecek olursam ise klibi ''Öp Öp''de bile daha güzeldi. Tüm bu davranışlar biraz ''pathetic'' gibi geldi. Neyse. Son olarak belirtmem gerekirse o editöryalin içinde sarı rengimsi Miu Miu elbisenin yeri yoktu, zira ezberlendi, onun yerine başka bir şey giydirilebilinirdi kıza. Tarkan'ın ve kızın çırılçıplak banyoda yattığı görüntü ise hiç estetik değil, mesele Tarkan'ın kıllı falan olması değil. Biraz sanat biraz bakış açısı. İtiraf etmem gerekirse heyecanlanmıştım. Ama Elle fos çıktı. İlk kez aldığım dergi beni içerik açısından da tatmin etmedi ayrıca. Parama acıdım. Yaratıcılıktan yoksun bir kapak olmuş.

Gelelim Harper's Bazaar'a. Elle gibi pek de el emeği kapak hazırlamayan bu dergi de bu ay kapağa Sophie Ellis- Bextor'u taşıdı. Şarkıcının twitterından bu haberi öğrenmemiz iyi oldu, ama kapağı görünce hayal kırıklılığına uğradım, sen kalk 40 yılın başında böyle bir kapak fikri ortaya at, ama inanılmaz saçma bir görseli kapağa taşı. Her ne hikmetse HB'da bu sene böyle büyük bir ismi kapağa taşımaya kalkışmış. Akif Hakan Çelebi tarafından fotoğraflanan Bextor'un üstündeki Lanvin, styling ise Claudia Behnke tarafından gerçekleştirilmiş. Sophie Ellis'i daha sonra blogumda zaten konuk edeceğim ve o zamana kadar üşenmezsem editöryalleri de kapak ile beraber scan ederim. Evet scan ederim. Zira Harper's Bazaar'ın ne bir internet sitesi, ne güncellenen FaceBook sayfası ne de Twitter'ı var.
Editoryallerinde pek de hikaye yok, ancak stylingi beğendim ve enteresan olan diğer noktası ise kapak kızının ve kapak konusunun bir anda işlenmemiş olması. Yani Sophie'yi en güzel parti elbiseleri ve gece kıyafetleri içinde değil normal bir temada buluyoruz. Ancak dergiyi ve diğer editöryalleri beğendiğimi eklemeliyim. Bugune kadar kaçırmışım. Yalnız derginin neden editör sayfası yok ?

Vogue TR gibi Harper's Bazaar da Jagger kadınlarına yer vermiş. Ancak o sadece Georgia May Jager'ı seçmiş. Kasımda Vogue'da gördüğümüz Azra Akın'da bu HB'da. Garance Dore'un Türkiye seyahati ise yine dergide bulabileceklerinizden.

Volume 2 yolda.

2 Aralık 2010 Perşembe

YOU AGAIN ?

Hazır haftasonu yaklaşırken ve siz daha planları tam yapmamışken öneride bulunsam iyi olacak sanırım :) Gülerek geçirmek isteyeceğiniz bir cuma akşamı için sanırım geçtiğimiz hafta vizyona giren  ''You Again?'' // ''Yine Mi Sen?''den daha iyi öneri olamaz.

Başrollerini Avatar'dan bildiğimiz ve bu ay V dergisinin kapağını da süsleyen Sigourney Weaver gelecek ay vizyona girecek ''Burlesque'' filminde de rol alan Kristen Bell, pek ortalıklarda görülmeyen Jamie Lee Curtis ve Odette Yustman paylaşıyor. Ancak büyük bomba isterim derseniz efsanevi komedyen Betty White da kadroda yer alanlardan. Hazır henüz Hot In Cleveland sezon arasındayken ve onun muhteşem espirileri özlemişken sırf onun için bile seyredilir. Hele ki 80lik White'ın ateşli dansı dersem bir de. Evet evet herşey bir kenara sırf White için bile izlenir. Ve Glee'den de hatırlayacağınız Kristin Chenoweth de ateşli ve seksi dans hocası rolüyle karşımızda.

Her şey Marni Olsen'ın (Kristin Bell) abisinin düğünü için LA'ye geri dönmesiyle başlar. Ezik ve bir bakıma Çirkin Betty'den farksız olan Marni şimdi değişmiştir, ancak bir sorun var baştan yaratılan Marni'yi abisinin nişanlısı Joanna (Odette Yustman) tanımamaktadır. Üstüne üstelik lise de yaşanan onca olaydan sonra? Peki ya Marni'nin annesi (Jamie Lee) ve Joanna'nın teyzesi (Sigourney)'nin yıllar sonra yeniden karşılaşması? Yıllar önce ''prom night''da geçen bir vaka sene 2010da nasıl yeniden masaya yatırılır.

Peki ya filmin sonunda Betty White acaba kime ''you again'' diyo ?

Bir düğün dört kadın ! IMDb'ın 5.1lik filmi bence kaçmaz. En azından eğlence garantili. Film boyunca soundtrack kapsamında ise Britney Spears, Freddy Mercury ve Black Eyed Peas bolca boy göstermekte.

1 Aralık 2010 Çarşamba

APOLLO BOY MAG: NO 4 || THE PARY ISSUE

2010 yılının bitişini ''music'' ile kutluyoruz.
 Take your muse to dance, fashion loves music !
Aralıkta ikinci kez Sophie Ellis- Bextor şehre geliyor.
Disco topu altında sönük kalmamak için NiceThingsforNiceBoys en güzel kıyafetleri Apollo Boy için seçti.
2 Süper Röportaj Birden
Atlas Bebek ile 2010a göz atıyoruz.
Indie-Istanbul ile Indie sularında yüzüyoruz.
Yılın en havalı ayı ! 
Christmas Books !
Chrirstmas Movies !
Christmas Albums !
IT'S CHRISTMAS TIME AT ALL !!!


credits:
cover girl: Clara Paget
photoghraper: Damon baker
styling: Kay Korsh
editor in chief: James Mayer
bisou bisou