Mario Testino etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mario Testino etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mayıs 2013 Perşembe

DAHA FAZLA KATE MOSS

Aynı günde iki farklı Kate Moss fotoğrafları nete düşer. Biri İngiliz Vogue, Haziran sayısından. Daha önce Amerikan Vogue için B.B. olan Lara Stone'a benim senden neyim eksik diyor. Moss'u fotoğraflayan isim ise Demarchelier. Patrick olan.
Bir diğer mi? Kate Moss. 16 yaşında. "Bu fotoğraflar onun kariyerini belirledi" tagline'ıyla sürülen daha önce hiç görülmemiş kareler "Biraz yaramazlık yapmanın kimseye zararı yok" diye bağırıyor. 70'lerin Playboy kapağı efektli pozlar Corrine Day'in Kate Moss portrelerinin saflığını yerle bir ediyor. Tıpkı Steven Klein'in ikili W kapağı gibi. Ama daha fazla Kate Moss'a da kimse hayır demez. Üstelik bunlar "Twin Peaks"ten Laura Palmer gibi.
Olay şu ki o yaşına bile Kate Moss seksi olmaya çalışmıyor. Modern zaman kızları gibi "duck face" triplerine girmiyor. Çünkü o Kate Moss. Çabasız samimiyet. Zamasız hallenmeler. Kate Moss'un kendisi bir kanvas. Lambadan çıkan bir cin. Onu nasıl görmek istiyorsanız bunu ona söyleyin. Çabalamasına gerek yok.
Kate Moss Givenchy ve Versace dahil olmak üzere bu sezon 9 farklı markanın yüzü oldu. Ocak ayından bu yana 6 farklı derginin kapağına çıktı. İngiliz Vogue üst üste iki ay onu kullandı ve Vogue Paris'in Peru'ya adadığı Nisan sayısında Mario Testino'ya poz verdi. 

Moss etkisi hiçbir zaman azalmıyor. Etkisini kaybetmiyor. Adındaki görkemden mi, karakterindeki gizemden mi, yaydığı enerjiden midir bilinmez Kate Moss hala merak konusu. Hakkında çok fazla şey yazılmıyor, fotoğraflar onun hakkında pek fazla şey anlatmıyor, ama her seferinde farklı bir Kate Moss olarak karşımıza çıkıyor. 

Rock chic, BB, matador, çöldeki vaha, gizemli bahçedeki palmiye, Bowie, şeytan ya da rahibe. Meryl Streep gibi. Her rol onun için biçilmiş. O ise "sadece öylece durarak" bütün rolleri üstüne yapıştırabiliyor.

Kate Moss, her şeyi kendine yakıştırabilmektir. Kate Moss, Kate Moss olabilmektir. 

Daha da fazla Kate Moss için: http://pinterest.com/aykun/kate-moss/
Gitmeden önce: Biraz eski, ama yukarıdaki fotoğrafla bu ses tonu o kadar aynı ki.

COVER MATERIAL

Bir önceki postun giriş cümlesinde bahsetmiştim. Geçtiğimiz Cumartesi düzenlenen Vogue Festivale'in konuklarından biri de Mario Testino'ydu. Fotoğraflar üzerine kelam ederken konuşmasının en can alıcı kısmı ise şu şekilde gelişiyor;

"I always think, is it good enough that you could hang it on a wall?"
Mario Testino

Bana kalırsa da ortaya çıkan fotoğrafa baktığınızda "İşte bu tam duvara asmalık!" ya da "Var ya bundan da ne iyi kapak çıkardı!" demeniz gerekiyor. Ya da Okyanuslar ötesi dergi aşkı bana fotoğraflara baktığımda özellikle de ikinci önermeyi söyletiyor. 

İnternet her dakika elimin altında olsa da her şeyden her zaman haberdar olamıyoruz. Ya onlara ulaşmak için doğru zaman gerekiyor ya da akılda başka bir şey varken görmezden gelebiliyoruz. Benim de Civan'ı tanımam yeni oluyor. Halbuki marka eskiye dayanıyor. 

Civan'ın ilkbahar/yaz kolekisyonunun çekimlerini ilk gördüğümde düşündüğüm şey de tam buydu. Vscocam efektli ve Juergen Teller-esque kareler özellikle indie-fashion mag için harika kapak görseli olabilirler bence. Yanılıyor muyum? 
Civan hakkında daha fazla şeye şuradan da ulaşabilirsiniz: http://civanblogging.com/

Ülkeden başka örnek vermek gerekirse Emre Ünal'ın işleri de muazzam derecede keskin ve çarpıcı. Tek bir örnek vermek gerekirse Mayıs Vogue'da Mahizer Aytaş ile yapmış oldukları Punk Prenses'e göz atın. PS. Dergide bir de Şevval Sam'ı fotoğraflamış ki. Gerisi için bir tek #allahuekberwohoo demek düşer. 

6 Mayıs 2011 Cuma

KATE MOSS, GERİSİ FOSSS. HAYAT BOŞŞ EĞLEN COŞŞŞ.

Inez and Vinoodh'un çektiği sadece duvak ve eldeki buketten ibaret olan seksi Kate Moss tarzı gelini gördüğümde aklıma gelen ilk cümle bu oldu. Ancak fotoğraf üzerinde yazan slogan ise benim bulduğum uyduruk tekerlemeden çok daha ilgi çekici. Geçtiğimiz cuma Kate Middleton, Londra'da Britanya'nın yeni prensesi olmaya hazırlanırken şehrin birçok köşesinde billboardlarda bu yer alıyormuş.
Moda dünyasında hiçbir modele extradan sevgi beslemediğim gibi Kate Moss da benim için sürüden farksız. Ancak geçtiğimiz aylarda Paris'te düzenlenen Louis Vuitton Fall/ Winter 2012 defilesinde Kate Moss'un podyumda salınışını gördükten sonra bazı şeylerin değişmiş olduğunu fark ettim. Biraz arşivleri karıştırdığımda 90lı yılların başında kariyerinin ilk senelerinde Etiyopyalılardan farksız extra skinny olduğunu gördüm. Durum belki kariyerinin 25. yılını doldurmaya hazırlanan über-süper model için şimdi farklı. Ancak bir gerçek var ki bacaklarında oluşmaya başlayan selülitler bile o meşhur fetiş defilede podyumda elinde sigarayla salınan Moss'un seksiliğine aynı zamanda asaletine gölge düşüremez.

Görüldüğü gibi Kate Moss hala Kate Moss. Hala dergiler onu kapak yapmak için, onu seçmek için yarış halindeler. Bu ay kendisi aynı anda üç farklı Vogue edisyonunun kapağındaydı. Üstelik hepsinin alt başlığı aynı ''Kate Moss Reveals All''. Cidden aşağıdaki fotoğraflara bir bakın. Özel hayatını zaten biliyordunuz. Peki vücudunda bilmediğiniz yer kaldı mı acaba ?
Yukarıdaki ilk görsel Vogue Japan May sayısı. Alttaki ise Vogue Paris. İkincisinin özelliği Emmanuelle Alt'ın ikini sayısı olması. İkisinin ortak özelliği ise imzanın Mert & Marcus'a ait olması. Zaten dikkatinizi çekmiştir. Paris kapağının arka fonu ile Moss'un yüz ifadesi, über-model ablası Giselle Bündchen'in Türkiye kapağındakisiyle aynı. Ancak yine de bu bize vaad edildiği gibi onun bizi öpmesine engel teşkil etmez.
Kapağı çevirdiğinizde ise o ellerin Kate'i soyduğuna şahit oluyorsunuz. Bakınız hemen yukarısı. Japon ve Paris sayılarının bir diğer ortak noktası ise her iki derginin de couture çekimi için Moss'u tercih etmiş olmaları.

Bırakın tüm zamanların en seksi Vogue kapağı olma meselesini aynı zamanda tüm dergiler içinde de bu ipi göğüsleyebilir. Alt size yukarıda Moss'un sizi öpüceği yalanını söyleyedursun, Brezilyalı Vogue hayalerinizdeki öpücüğü Moss'un sırtına kondurmuş bile. Dergide Mario Testino'nun lensinden 64 sayfalık Kate Moss editöryali bulunmakta. Keşke dergiyi elimize alabilsek, ama sanırım bu Türkiye'de pek de mümkün değil. 64 sayfayı buraya sığdırmam belki zor, ama en ateşlileri burada.

PS1: Kate Moss aslında bu ay içinde yani Mayıs sayısı için bir de Ingiliz Harper's Bazaar'ına kapak oldu. Ancak onun hakkında bahsedeceğim başka şeyler de olduğundan bir sonraki posta saklıyorum.

PS2: Tüm bu postlar bana Ocak ayında hazırladığım Naked Fashion dosyasını hatırlattı bana. Bir kez daha göz atmak isteyenler için.

images via, models.com, tfs

29 Nisan 2011 Cuma

THE FASHION ROYALITY: THE ROYAL WEDDING !

Aylardır oturup da merakla beklediğim bir organizasyon olmamakla beraber son günlerde arttırılan ''public interest'' ve ''acaba gelinlik kimden?'' sorusunun cevabını ben de bir hayli merak ettiğimden sabah yataktan kalkar kalmaz TV karşısında kitlendim. Öyle bir kitlenme ki bu süre zarfında hem sabah kahvaltısını yaptım, hem öğle yemeğimi yedim hem de yazmam gereken essay için ''brainstorming'' bilem yaptım. Evet anlayacağınız sabah saat 10dan akşamüstü 3e kadar koltuk, TV, laptop ve annem güzel bir dörtlü oluşturduk.
Long live the British Monarchy! (How else would we enjoy some pure Glamour and Style?!)
retweet from Giovanna Battaglia

Tören Kraliyete ait olduğundan ötürü pek de gösterişli kıyafetlerle karşılaşmadık, hepsi tek renk, zarif, şık ama sadeydi. Gerçi zaten hepimizin beklediği şey Catherine Middleton'un gelinliği ve gelen high-society, aristokratik ve zengin üst sınıf insanların takacağı şapkalardı. Vogue haberine göre 36 şapkayla Philip Theracy en fazla tasarımla düğüne katılan isim olmuştu. Kimi sanki Lady GaGa'nın evine gidecekken yanlışlıkla Londra'daki hanedan üyelerine gitmiş gibi görünse de eminim her zarif hanım onlardan bir tanesini takmak istemiştir.

Son dakikaya -arabaya binene- kadar gelinliğin kimin tasarımı olduğunu öğrenemedik. Dün Türkiye'ye göre gece yarısından sonra twitterda dolaşan fotoğrafta Alexander McQueen kreatif direktörü Sarah Burton'un ayı postu gibi kafasına taktığı şeyle Middleton'un oteline girdiği fotorğraf dolaşmaya başladığında taşlar yerine oturmaya başlamıştı zaten. Daha sonra gelin kızımız arabaya binerken Burton'un ona yardım ettiği tweetleri de geldikten sonra zaten henüz araç Westminster Abbey'e ulaşmadan Sarah Burton'dan resmi açıklama gelmişti. Gelinlik ''en ingiliz'', ''en teatral'', ''en asil'' ve ''en royal'' kıyafetleriyle, RTW parçaları bile Haute Couture gibi tasarlayan Alexander McQueen'dendi.

Sizin anlayacağınız bu iş Da Vicni Şifresi kadar gizemli bir hal almıştı. İşte bu yüzden hani bu düğünü ve gelinlik hakkında söylenenleri abartılı bulanlara lafım var. Eminim hemen hemen her gün hepiniz de bungy jumping yaparak vakit geçirip, Gossip Girl ve Lost setinden fırlamış gibi bir hayat sürüyorsunuz, o yüzden hayatınız hiç monoton değil ve ufak heyecanlarla da biraz daha eğlenceli bir gün geçirmek istemiyorsunuz. Eminim arkadaşınız evleneceği zaman bile acaba gelinlik nereden sorusunu sormuyorsunuz ? Bunları sormuyor, yapmıyor olabilirsiniz, o zaman zaten bu düğünün sizi ilgilendirmediği aşikar, ilgilendirmesi gerekmez de, ama ilgilenenlere saldırmak da niye ?


Kate Middleton sonrasında sanırım tüm medyanın en beğendiği üç isim kendi tasarladığı elbisesi ve Philip Theracy şapkası ile Victoria Beckham, Ralph Lauren takımı ile Charles Dickens romanından fırlamış haliyle aristokrat İngiliz Beyefendilerine benzeyen David Beckham,  Sarah Burton tarafından giydirilen ''maid of honor'' aynı zamanda kız kardeş Philippa ''Pippa'' Middleton ve Catherine Walker tarafından giydirilen anne Carole Middeltondı. Bu arada gelen davetliler arasında Elton John'un, Vogue London baş editörü Alexandra Shulman'ın, (altta sağ) Mario Testino'nun, Joss Stone'un ve İgiliz socialite, it girl Tara Palmer'ın (altta sol) da yer aldığını belirtmeliyim. 
Ufak bir not gelinliği tasarlayan Sarah Burton'a dünyanın en büyük modacılarından methiyeler yağdı. Düşünsenize bir de böyle bir olayın Türkiye'de gerçekleştiğini, acaba kaç tane tasarımcı, bir diğerini tebrik ederdi. (Bakınız. Tık.) Tabi aynı şey Londra sokaklarında gerçekleşen sorunsuz ve disiplinli tören için de geçerli.
Şapka olayını abartan iki isim vardıysa onlar Princess Beatrice ile Eugeni'ydi. Lady GaGa için bile fazla absürd modeller değiller mi ? Bu arada sanki tüm şapkalar Mad-Hatter'ın hayal gücünün vücut bulmuş hali gibiydi. Zamanla şapkalar eklendikçe bu post da update edilir.

images via, vogue türkiye, vogue london, tumblr blogs, just jared

25 Mart 2011 Cuma

BRIGITTE BARDOT EFFECT !

İlham her yerde. Kimi zaman bir roman, bir müzik ya da film. Ya da bir karakter kimi zaman da bir birey. Filmlerde ya da editöryallerde yaratılan seksi ve sarışın kadınların atası sadece Marilyn Monroe değil.  Aynı zamanlarda 60lerdan günümüze bir ikon. Brigitte Bardot.
Her sezon Audrey’in ya da Brigitte’in yeni kopyalarıyla karşılaşyoruz. İşte son zamanlarda modada Brigitte Etkisi.
Moda dünyasının dev modeli Lara Stone’u ona benzetmeselerdi birşeyler eksik kalabilirdi. American Vogue April Issue 2011 by Mario Testino.
Farkındayım hava yağmurlu, Nisan kapıda, ancak içinizde okullar bitse de yaz gelse de tatile çıksak da denize girsek hissiyatı var ! Ateşle fitili Lara !
Lara Stone bu sefer de spring / summer couture kıyafetleri içinde W ‘ye poz vermiş. Craig McDean lensinden. Seksi, şuh, Fransız, asil ve elegan !
60 kuşağını seviyoruz, özellikle de 69 sonbaharını. Son zamanlarda izlediğim filmlerde karşıma çıkan bu yıllar beni geçmişe de götürdü, şu anda fikirlerimi bir yerlerde sergileyemesem bile bu yıllar bana bir çok şey yaratmak için ilham verdi bile. Ancak belli ki 60lı yıllar sadece beni değil Ece Sükan’ı da etkilemiş. Cüneyt Akeroğlu’nun kamerasıyla 69 Sonbaharı ve Julia Stegner / Vogue Türkiye Ekim 2010.
Ve son olarak ilhamın sınırlarını zorlayan bir görüntü. Bu sefer moda dünyasına değil müzik dünyasına gidiyoruz. Hangisi Duffy ?
images via, fashiongonerouge, fashionspot