Yunanistan, LA, NYC, Peru ve Paris'ten sonra Fransız Vogue editörü Emmanuelle Alt sayısını bu kez de Londra'ya adadı. Ancak her zamankinin aksine bu kez biraz daha fazla tepki çekerek.
Londra'ya adanan sayının kapağında Kate Moss'un olmaması en büyük sorun olarak görüldü. Gerçi şu var, "expect the unexpected." Emin olun kapakta Moss'un olması bu sefer de "ohh so original" diye dudak bükmeyle sonuçlanacaktı. Alt, favorilerinden Daria Werbowy'nin Kanada-Ukrayna-Polonya ortak yapımı olması ve Amerikan RTW ustası Ralph Lauren'dan bir parça giymesi de yine eleştirilerin başında yer alıyor.
Ancak gelin görün ki tipografik olarak yaklaştığınızda kapak ben British'im diye bağırıyor. Her ne kadar ben de İngiliz bir ismi kapakta görmek istesem de Werbowy beni üzmedi. Yine de en azından seçilen kıyafetin bir İngiliz tasarımcıya ait olması gerektiğini sonuna kadar savunurum.
Son bir not: dergideki "Fade to Grey" editöryali de pre-millenium öncesi Alman ekolüne andırıyor.
Kapaktaki spot overload olayı da Vogue Paris'te en son 90lı yıllarda görülmüştür sanırım. Ama dediğim gibi İngiliz olmayı çok iyi başarıyor.
Kim ne derse desin olay tema sayılarına geldiğinde Alt bunu çok iyi başarıyor. Kadında vizyon var arkadaş.
Emmanuelle Alt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Emmanuelle Alt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19 Temmuz 2013 Cuma
FADE TO BRITISH
Etiketler:
Covers,
Daria Werbowy,
Dergi,
Emmanuelle Alt,
Kate Moss,
Paris,
Vogue
19 Aralık 2012 Çarşamba
THE ATTITUDE LIST
Geçen ay "net tavır sahibi" olmaktan bahsetmiştim. Her zamanki gibi plananlanan yazılar taslaklarda kaldı. Blog yazmak zor. Neyse ki bu ay da "listeleme" zamanı. En azından taslaklarda kalan bir yazı, listelerle gücünü birleştirerek yeniden hayat buldu.
Peki nedir bu Attitude List. 2012'de tavrı/ tarzı olan her şey. #allahuekberwohoo dedirtiren şeyler de diyebilirim.
10 İlham veren Siteler
Onlara bakmadan zaman ve gün geçmiyor. Slamxype, Designboom ve Nowness. Genel yayın yönetmenlerinin sahip oldukları tavra hayranım.
9 Jefferson Hack
2012 yılında birçok editörle tanışma şansı edindim. Tanışma derken kimiyle gerçekten tanıştım, kiminin sadece 10 metre uzağında bulundum.Istancool geçtiğimiz sene yoluna IstFestival olarak devam etti. Konukları arasında pek şahane Jefferson Hack de vardı. Dazed& Confused'u nasıl kurduğunu okuduktan sonra hayranlığım on kat daha arttı. Üstelik Another ve Another Man de ondan sorulur. Saçlar ayrı tarz zaten. Kate Moss'a çocuk bahşetme rivayetine girmiyorum bile. İki çift laf edip endistürünün belini kırmayı da isterdim ama o sahnede Pınar Yolaçan'la söyleşirken ben onun fikirlerini hayal etmeye devam ettim.
8 Power Boobs Activate
Listeyi hazırlayana kadar hiçbir zaman izlediğim ya da okuduğum şeylerde beni etkileyen karakterler kadın mıdır erkek midir diye düşünmedim aslında. Aslında hala kafa patlatmıyorum bu konu üstüne, ama şöyle bir gerçek var ki en baba kadın karakterlerden feci etkileniyorum. Mesela "The Good Wife"tan Kalinda Sharma. Üçüncü sezonun kapanış sahnesi bile yeter. Ya da "the Avengers"taki Black Widow Scarlett. Ki mesela Scarlett'ten pek hoşlanmam. Orjinalini izlemedim ama Anne Hathaway ve Cat Woman tiplemesi de oldukça baştan çıkarıcıydı. Son olarak Rooney Mara'nın portrelediği "Ejderha Dövmeli Kız". Tüm zamanların en net tavır sahibi karakteri olarak da herkesi ezer geçer.
7 Carine Roitfeld
Madem editörlerle başladık listeye Carine ile devam edelim. -Yine- IstFestival'de tanıştığım? glossy eyed'ın yanına gidip Vogue Paris 90. yıl özel sayımı imzalattım. "Bonjour!" dedim. Çok sevdiğimi belirttim. Göründüğü kadar yaşlı değil, beklenildiği kadar kibirli değil. "Emmanuelle ile aranız açılmasın, birgün ben de sizinle çalışmak isterim" diyemedim ama sonuçta dünyanın en ilham verici insanı, dünyanın en bir numara editörlerinden birinin kaleminden damlayan mürekkep şu anda bende.
6 Kate Moss
Aslında sadece Kate Moss da değil. Londra Olimpiyatları'yla ilgilenmiyorsanız bile açılış/kapanış seremonilerini izlemişsinizdir. David Gandy, Naomi Campbell, ama daha da önemlisi Stella Tennant ama en önemlisi Kate Moss. Alexander McQueen'in altın elbisesi içinde salınırken ve poz verirkenki hallenmeleri. "She knows how to fuck."
5 Vogue Paris
Tavrı olan yegane mainstream dergi. Her zaman söylüyorum sanırım genel yayın yönetmeni olmann en güzel yanı herkesin sizin fikirlerinizi merakla beklemesi. Dahası yön verme gücünüz. Dahası ortaya çıkarttığınız işin tamamıyla sizin bakış açınız olması. Grammy'lerde çıkıp bütün endüstri önünde şarkınızı söylemek gibi. (Burada elbette egolara da ayar vermek gerekiyor. her neyse konu bu değil.) Roitfeld her ne kadar da editöryal başarı anlamda harika bir dergi yaratsa da Emmanelle Alt'ın bakış açısını kimseyle değişmem. Aralık/ Ocak 2012'deki müzik sayısında kendi duruşuyla bütünleşen şarkıları derginin tarzı ve tavrıyla birleştirdi. Yine bunu web siteleriyle harmanladı. Mayıs'taki Cannes ve Fransız Sinema Endüstrisinin kutlanıldığı sayıda en tavır sahibi Fransızları dergiye çağırırken Ağustos sayısında Paris'i kutladı. Onun dinlediği müzik, izlediği film, okuduğu kitaplar ve Paris. Dergi işte bu yüzden bu kadar ilham verici.
4 Oldies But Goldies
Patti Smith "Banga"yı yayınladı. Grace Coddington moda dergilerinde yer alan en ilham verici editöryalleri yaptı ve Christmas Wish List'in zirvesinde olan "Grace: A Memoir"i yazdı. Vivienne Westwood bir kez daha çılgın ve sinematografik olduğunu yapmış olduğu kıyafetler ve Juergen Teller'la hazırlamış olduğu kampanyada herkese gösterirken Isabelle Huppert başta "Amour" olmak üzere yıl boyunca bana izlettiği her filmle kendisine aşık olmamı sağladı. Ve Huppert ekolünden bir isim daha Charlotte Rampling. Nedense onun oynadığı filmler hep favorilerim.
3 Marina Abramovic
"the Artist is Present"ı izlemek Marina ile olan aramızdaki bağı Jefferson Hack ile aramızda olan 20 metrelik uzaklıktan bile daha yakın kılıyor. Sanatçının retrospektifi niteliğinde olan filmi sanki yapıma hazırlayan ekiple beraber çekiyormuşsunuz gibi birebir izliyorsunuz. Sonra da "Tanrım Marina'nın yanındayım!" diyor, dikilen tüyler eşliğinde ağlıyorsunuz.
2 Charlotte Gainsbourg
Bir cumartesi akşamı. Sıcak/serin yaz. Yer Küçükçüftlik. Zayıf v soluk tenli bir Fransız. Beyazlar içinde. Periler gibi. Siyah Balenciaga'lar. Utangaç, mızmız, sessiz. Bir o kadar da sert duruşu var ama. Oh "Heaven can wait". Çünkü canlı canlı Charlotte Gainsbourg'u izledim/ dinledim/ gördüm.
1 Jane Birkin
Mevsimlerden kış. Okul tatil. Hava yağmurlu. İngiliz ikon. Fransız peri. Jane Birkin Babylon'da. Dünyanın en meşhur ailesinin iki üyesini gördüm. Daha ne olsun? Kimse Birkin'den daha karizmatik bir insanın var olduğuna beni inandıramaz. Cool zarafet.
Peki nedir bu Attitude List. 2012'de tavrı/ tarzı olan her şey. #allahuekberwohoo dedirtiren şeyler de diyebilirim.
10 İlham veren Siteler
Onlara bakmadan zaman ve gün geçmiyor. Slamxype, Designboom ve Nowness. Genel yayın yönetmenlerinin sahip oldukları tavra hayranım.
9 Jefferson Hack
2012 yılında birçok editörle tanışma şansı edindim. Tanışma derken kimiyle gerçekten tanıştım, kiminin sadece 10 metre uzağında bulundum.Istancool geçtiğimiz sene yoluna IstFestival olarak devam etti. Konukları arasında pek şahane Jefferson Hack de vardı. Dazed& Confused'u nasıl kurduğunu okuduktan sonra hayranlığım on kat daha arttı. Üstelik Another ve Another Man de ondan sorulur. Saçlar ayrı tarz zaten. Kate Moss'a çocuk bahşetme rivayetine girmiyorum bile. İki çift laf edip endistürünün belini kırmayı da isterdim ama o sahnede Pınar Yolaçan'la söyleşirken ben onun fikirlerini hayal etmeye devam ettim.
8 Power Boobs Activate
Listeyi hazırlayana kadar hiçbir zaman izlediğim ya da okuduğum şeylerde beni etkileyen karakterler kadın mıdır erkek midir diye düşünmedim aslında. Aslında hala kafa patlatmıyorum bu konu üstüne, ama şöyle bir gerçek var ki en baba kadın karakterlerden feci etkileniyorum. Mesela "The Good Wife"tan Kalinda Sharma. Üçüncü sezonun kapanış sahnesi bile yeter. Ya da "the Avengers"taki Black Widow Scarlett. Ki mesela Scarlett'ten pek hoşlanmam. Orjinalini izlemedim ama Anne Hathaway ve Cat Woman tiplemesi de oldukça baştan çıkarıcıydı. Son olarak Rooney Mara'nın portrelediği "Ejderha Dövmeli Kız". Tüm zamanların en net tavır sahibi karakteri olarak da herkesi ezer geçer.
7 Carine Roitfeld
Madem editörlerle başladık listeye Carine ile devam edelim. -Yine- IstFestival'de tanıştığım? glossy eyed'ın yanına gidip Vogue Paris 90. yıl özel sayımı imzalattım. "Bonjour!" dedim. Çok sevdiğimi belirttim. Göründüğü kadar yaşlı değil, beklenildiği kadar kibirli değil. "Emmanuelle ile aranız açılmasın, birgün ben de sizinle çalışmak isterim" diyemedim ama sonuçta dünyanın en ilham verici insanı, dünyanın en bir numara editörlerinden birinin kaleminden damlayan mürekkep şu anda bende.
6 Kate Moss
Aslında sadece Kate Moss da değil. Londra Olimpiyatları'yla ilgilenmiyorsanız bile açılış/kapanış seremonilerini izlemişsinizdir. David Gandy, Naomi Campbell, ama daha da önemlisi Stella Tennant ama en önemlisi Kate Moss. Alexander McQueen'in altın elbisesi içinde salınırken ve poz verirkenki hallenmeleri. "She knows how to fuck."
5 Vogue Paris
Tavrı olan yegane mainstream dergi. Her zaman söylüyorum sanırım genel yayın yönetmeni olmann en güzel yanı herkesin sizin fikirlerinizi merakla beklemesi. Dahası yön verme gücünüz. Dahası ortaya çıkarttığınız işin tamamıyla sizin bakış açınız olması. Grammy'lerde çıkıp bütün endüstri önünde şarkınızı söylemek gibi. (Burada elbette egolara da ayar vermek gerekiyor. her neyse konu bu değil.) Roitfeld her ne kadar da editöryal başarı anlamda harika bir dergi yaratsa da Emmanelle Alt'ın bakış açısını kimseyle değişmem. Aralık/ Ocak 2012'deki müzik sayısında kendi duruşuyla bütünleşen şarkıları derginin tarzı ve tavrıyla birleştirdi. Yine bunu web siteleriyle harmanladı. Mayıs'taki Cannes ve Fransız Sinema Endüstrisinin kutlanıldığı sayıda en tavır sahibi Fransızları dergiye çağırırken Ağustos sayısında Paris'i kutladı. Onun dinlediği müzik, izlediği film, okuduğu kitaplar ve Paris. Dergi işte bu yüzden bu kadar ilham verici.
4 Oldies But Goldies
Patti Smith "Banga"yı yayınladı. Grace Coddington moda dergilerinde yer alan en ilham verici editöryalleri yaptı ve Christmas Wish List'in zirvesinde olan "Grace: A Memoir"i yazdı. Vivienne Westwood bir kez daha çılgın ve sinematografik olduğunu yapmış olduğu kıyafetler ve Juergen Teller'la hazırlamış olduğu kampanyada herkese gösterirken Isabelle Huppert başta "Amour" olmak üzere yıl boyunca bana izlettiği her filmle kendisine aşık olmamı sağladı. Ve Huppert ekolünden bir isim daha Charlotte Rampling. Nedense onun oynadığı filmler hep favorilerim.
3 Marina Abramovic
"the Artist is Present"ı izlemek Marina ile olan aramızdaki bağı Jefferson Hack ile aramızda olan 20 metrelik uzaklıktan bile daha yakın kılıyor. Sanatçının retrospektifi niteliğinde olan filmi sanki yapıma hazırlayan ekiple beraber çekiyormuşsunuz gibi birebir izliyorsunuz. Sonra da "Tanrım Marina'nın yanındayım!" diyor, dikilen tüyler eşliğinde ağlıyorsunuz.
2 Charlotte Gainsbourg
Bir cumartesi akşamı. Sıcak/serin yaz. Yer Küçükçüftlik. Zayıf v soluk tenli bir Fransız. Beyazlar içinde. Periler gibi. Siyah Balenciaga'lar. Utangaç, mızmız, sessiz. Bir o kadar da sert duruşu var ama. Oh "Heaven can wait". Çünkü canlı canlı Charlotte Gainsbourg'u izledim/ dinledim/ gördüm.
1 Jane Birkin
Mevsimlerden kış. Okul tatil. Hava yağmurlu. İngiliz ikon. Fransız peri. Jane Birkin Babylon'da. Dünyanın en meşhur ailesinin iki üyesini gördüm. Daha ne olsun? Kimse Birkin'den daha karizmatik bir insanın var olduğuna beni inandıramaz. Cool zarafet.
31 Ağustos 2012 Cuma
MOODBOARD: KISS ME ALL BEFORE YOU GO #SUMMERTIMESADNESS
Yaz ne zaman biter?
A) 23 Eylül
B) Okullar açıldığında
C) 1 Eylül
D) "Sonbahar gelsin artık yea" dediğiniz zaman
Tatil ve partylemek bir kenara yaz ayları aslında hüzünlüdür. Bence. Ya da ben çok fazla Lana del Rey dinledim. Instagram'ımı palmiye ağaçlarıyla donattım ve Marilyn Monroe'nun son günlerine takıldım.
Bir önceki post konusu olan Ludivine Sagnier'in en meşhur filmi "Swimming Pool" ki orjinali postta yer alan ikinci ve üçüncü fotoğraflara da ilham kaynağı olmuştur, seksi ve gizemi/gerilimi bol olduğu kadar duygusal ve acıklıdır da. Tıpkı bir synth-pop şarkısı gibi. Aynı zamanda David Bellemere'nin bu görsellerinde olmayan netlik de bu duygusallığı çağrıştırıyor bence. Hüzün bu postta karşılaşacağınız en sık kelime ve filmin theme müziği de tek kelimeyle hüzünlü.
Külkedisini erkek olarak var sayarsanız "Great Expectations" ve Pip buna en güzel örnek olabilir. Edebiyat uyarlamasının en meşhur adaptasyonun soundtracki de tıpkı Pip gibi güzünlü.
Tilda Swinton'un "I am Love" filminde oğlunun arkadaşıyla doğa içinde seviştiği sahne bence tüm zamanların en iyilerine oynamakla kalmaz, öncesinde kurulan diyaloglar da tıpkı o sahne gibi hüznü çağrıştırır.
Son olarak aklıma gelen film "Room in Rome" da tıpkı bir temmuz günü gibi. Sıcak. Sıcak yüzünden çıplak. Çıplak olduğu için seksi. Ama çıplaklık her şeyi de tüm çıplaklığıyla da sergilediğinden hüzünlü.
Tıpkı bir Ryan McGinley ya da Bruce Weber hüznü de bu mood-board'a dahil elbette.
Fotoğraflar ise benim instagram'dan.
Patti Smith'in hayat hikayesi başlı başına hüzün olsa da ''Hayalperestler" bahsettiğim moodboarda cuk oturan bir kitap olabilir. Okuduktan sonra ağzımda kalan tek tadın hüzün olmasına rağmen şu anda nedenini hatırlayamadığım Rosa Regas kitabı "Dortea'nın Şarkısı" da bana hep bu modu çağrıştıracak.
Ve yazıya ilham veren Lana del Rey parçası "SummerTime Sadness" Lana'nın sesi de en az şarkı sözleri, melodi ve video kadar hüzünlü.
Yazıyı bitirdikten sonra karşıma çıkan bu görseli ise 'gthenewblack'in instagramından aldım.
Yapmış olduğu ilham veric işler içinse bence bir şuraya göz atın.
Summertime Sadness, biten summer'ın da sadnessı ile birleşiyor.
KISS ME GOODBYE
+ Apollo Boy Temmuz kapağı
images via
açılış görseli: Natasha Poly by Mario Sorrenti, Emmanuelle Alt
ikinci ve üçüncü: Anna Selezneva by David Bellemere, Geraldine Saglio
for Vogue Paris, June July Issue from models.com
Etiketler:
David Bellemere,
Edebiyat,
Editorial,
Emmanuelle Alt,
Instagram,
Lana del Rey,
Ludivine Sagnier,
Mario Sorrenti,
Moodboard,
Music,
Patti Smith,
Rosa Regas,
Sinema,
Tilda Swinton,
Video,
Vogue
10 Aralık 2011 Cumartesi
TOP 10 COVERS OF 2010
10 // DEUTSCH VOGUE : IRIS STRUBEGGER by ALEX LUBORIMSKI
Alman Vogue Genel Yayın Yönetmeni Christiane Arp, en başarılı ve sürekli takip edilmesi gereken editörlerden biri, trendlere inanmadığını dile getiren baş editör aynı zamanda derginin kapaklarının çekiminde de bulunuyor, tıpkı Roitfeld ve Alt gibi. Yıl boyunca Rosie Huntington, Doutzen Kroes, Claudia Schiffer ve Natalia Vodionova gibi top modelleri kapağa taşıyan Alman Vogue'u tüm edisyonların içinde de en çekicilerin başında geliyordu. Ancak beni benden alan, yine baş editör Arp tarafından styling'i yapılan Luborimski'li Eylül sayısı çekimi oldu. Dantel ise sadece Alman edisyosunun 3 kere kapağa taşıdığı bir kumaş değildi.
9 // DAZED & CONFUSED: BJÖRK by SAM FALLS
Temmuzda Beyonce, Ekimde Ricardo Tisci ve melekleri, daha önce Arizona Muse ve Aralık sayısı için 20 yıl şerefine 20 kapak. Ki aralarında Kate Moss ve Eva Green de var. Söz konusu Ağustos sayısı olunca ise en az albümü ''Biophilia'' kadar Futuristic ve Art Work tadında bir iş çıkartmıştı Björk ortaya. Unutmadan kendisi aynı zamanda sayının ''guest-editor''u. Sayıyı özel yapan bir diğer şey de 200. kez yayınlanmış olması.
8 // INTERVIEW: FLORENCE WELCH by CRAIG McDEAN
Anne Hathaway, Tom Ford, Rihanna ve Michelle Williams bu seneki sayıların en hip konuklarındandı. Florence Welch'in ise bugüne kadar göründüğü en büyük dergi kapağıydı. Baz Luhrman tarafından röportajı yapılan Welch kanımca hem Interview'a kendi ruhunu elinde tutturan ama aynı zamanda çılgınca bir yanı da olan bir kapak hediye etmiş. Kapak kasım 2011e ait.
7 // VOGUE ITALIA: STELLA TENNANT by STEVEN MEISEL
Genel anlamda yılın en sıkıcı kapaklarını çıkartan Vogue Italia Eylül sayıları için tıpkı kapak spotunda yazıldığı gibi tüm zamanların en avant-garde işine imza atmıştı. Styling'in Karl Templer'a ait olduğu çekimde modelin üstündeki Prada. Kapak sıra-dışı bir hayat hikayesine sahip olan Ethel Granger'a adanmıştı ve tahmin edildiği gibi Stella'nın rolü de Ethel'i oynamaktı. Kapak sadece en iyi eylül sayısı kapağı değil, Vogue Italia'nın da en iyi kapağı, yine de sene boyunca pek de ''ohh boy'' dedirten işler çıkartmadığı için bu kadar geriye koydum.
6 // NUMERO: KARLIE KLOSS by GREG KADEL
Gelecek postun konu başlığı da tam şu şekilde ''Is Karlie new Kate?''. Kuşkusuz sene boyunca Freja, Malgosia, Arizona gibi isimleri kapağa taşıyan derginin en iyi kapağı Aralık / Ocak sayısıydı. Aralık ayında 3 farklı kapakta boy gösteren Karlie Kloss, giyinik ama inanılmaz seksi ve kadın gibi. ''Magic'' başlıklı sayının içinde yer alan editöryal ise kapaktan çok daha sert ve güçlü. Karlie gümbür gümbür geliyor ve sert ayak seslerinin tek sebebi ise Fransız Numero.
5 // VOGUE: PENELOPE CRUZ by MARIO TESTINO
Haziran ayında yayınlanan sayı sadece Amerikan Vogue'una uzun zamandır yayınlayamadığı en iyi kapağı vermekle yetinmedi, bugüne kadar hep içindeki vahşi seksi kadını dışarıya vuran kapakların aksine Penelope'yi en saf ve gerçek haliyle gösterme şansı da verdi. Yıl boyunca aynı zamanda Ingiliz GQ ve V Magazine'e de kapak olan Penelope'nin dışında, Vogue'un yayınladığı bir diğer önemli kapak da eylül sayısında yer alan Kate Moss'du. Belki Moss'un en iyi kapağı değildi, ancak evliliğini ve başarısını kutlayan ve kraliçe olmanın altını çizen en iyi kapaktı. Elbette Vogue'un da uzun süredir cesaret edemediği bir kapak olması nedeniyle önemliydi.
4 // LULA: ANNA DE RIJK by YELENA YEMCH
Kapağa dikkatle bakarsanız ''girl of my dreams'' yazıyor. İlk bakışta oldukça masum bir kapak ve masum bir başlık. Biraz derine indiğinizde belki sezonun en fetiş yanını en seksi haliyle yansıtan tüm dantel kıyafetli ve LV outfitli kapakların yanında en seksisi aslında. Sade ve çarpıcı kelimesinden daha başka bir sıfat hak ediyor aslında. Biraz 60ların sonu 70lerin başı Fransız ultra seksi romantik-dram filmlerinde yer alan femme-fatale kadın havası da var aslında. Kapak derginin Fall / Winter sayısına ait bu arada.
3 // LOVE: NYASHA MATONODZE by MERT & MARCUS
Lara Stone, MariaCarla Boscona, Hailee Steinfeld, Chloe Grace Moretz ve daha bir kaç tane daha. Love Fall Winter kapağını süsleyen isimlerdendi. Hepsi de çarpıcı ve supernatural, esasında benim hepsi arasında tercihim Moretz'li olandı ama son dakikada karar değiştirip Nyasha Matonhodze'li olanı seçtim Mert & Marcus'lu kapak Poe hikayesindeki kuzgun misali. Hala izlemediyseniz de derginin videosuna bir göz atın derim.
2 // VOGUE PARIS: LARA STONE by INEZ & VINOODH
1234567. Lara Stone'lu Vogue kapağı. 1234567. Lara Stone'lu Vogue Paris kapağı. 123456789. Inez & Vinoodh'lu Vogue Paris kapağı. Tıpkı Şubat 2011de olduğu gibi Ağustos 2011 kapağı da Lara Stone'a aitti. Her iki sayının ortak özelliği ''özel koleksiyon sayısı'' olması. Kapağın alt-metninde yatan şeyin Emmanuelle Alt'ın Carine Roitfeld'in en sevdiği iki modelden biri olan Stone'u kullanıp arkasından el salladığı yönünde olsa da önemli bir diğer nokta açılan yeni Vogue Paris döneminin en iyi kapağı olmuş olması. Çok fazla tartışılan Gisele'li nisan kapağı ve Kate Moss'lu aralık / ocak sayısı da favorim olsa da tamamıyle Alt lensinden yayınlanmış ilk sayı olması da belki bu kadar sevmeme ve dergiye farklı yaklaşmama sebep olmuştur. Kisses Inez.
1 // VOGUE TÜRKİYE: EDITA VILKEVICIUTE by EMMA SUMMERTON
Kesinlikle iltimas geçmiyorum ve abartmıyorum, Vogue hakkında yine söyleyecek çok şey var, ama geçtiğimiz sene yapmış olduğum gibi derginin ikinci yıl sayısının yaklaşmasını bekliyorum. Vogue'un sene boyunca sadece 2 fiyaskosu oldu kapak anlamında. Paris Hilton bunun zirvesinde. Ki bana sorarsanız hiç de değil yine de. İsim eskimiş ve over-rated ama Terry Richardson'la birleşince ve nedeni açıklanınca anlamsız kaçmıyor. İkinci fiyasko ise şöyle özetlenebili: Dünyanın en güzel ve seksi kadınlarından olan Isabeli Fontana'yı ''yok artık daha çirkin gösteremezlermiş'' yorumum. Ancak 10 tane inanılmaz kapak. Ece Sükan ve Cüneyt Akeroğlu ortaklığı, Nisan, Ağustos ve Eylül sayılarını bir numara yapsa da elim nasıl olduysa Ekim sayısını yazdı başlığa. Kapağın büyütülmüş halini kesinlikle duvarıma asmak istiyorum.
Listeyi oluşturuken aklımda Tom Ford'un Another Man, Tuba Ünsal'ın XoXo The Mag, Kate Moss'un Harper's Bazaar UK ve Vogue Brasil, Harper's Bazaar Ispanya'nın Haziran ve Eylül sayıları ile Madonna'nın Harper's Bazaar USA sayıları da vardı.
Alman Vogue Genel Yayın Yönetmeni Christiane Arp, en başarılı ve sürekli takip edilmesi gereken editörlerden biri, trendlere inanmadığını dile getiren baş editör aynı zamanda derginin kapaklarının çekiminde de bulunuyor, tıpkı Roitfeld ve Alt gibi. Yıl boyunca Rosie Huntington, Doutzen Kroes, Claudia Schiffer ve Natalia Vodionova gibi top modelleri kapağa taşıyan Alman Vogue'u tüm edisyonların içinde de en çekicilerin başında geliyordu. Ancak beni benden alan, yine baş editör Arp tarafından styling'i yapılan Luborimski'li Eylül sayısı çekimi oldu. Dantel ise sadece Alman edisyosunun 3 kere kapağa taşıdığı bir kumaş değildi.
9 // DAZED & CONFUSED: BJÖRK by SAM FALLS
Temmuzda Beyonce, Ekimde Ricardo Tisci ve melekleri, daha önce Arizona Muse ve Aralık sayısı için 20 yıl şerefine 20 kapak. Ki aralarında Kate Moss ve Eva Green de var. Söz konusu Ağustos sayısı olunca ise en az albümü ''Biophilia'' kadar Futuristic ve Art Work tadında bir iş çıkartmıştı Björk ortaya. Unutmadan kendisi aynı zamanda sayının ''guest-editor''u. Sayıyı özel yapan bir diğer şey de 200. kez yayınlanmış olması.
8 // INTERVIEW: FLORENCE WELCH by CRAIG McDEAN
Anne Hathaway, Tom Ford, Rihanna ve Michelle Williams bu seneki sayıların en hip konuklarındandı. Florence Welch'in ise bugüne kadar göründüğü en büyük dergi kapağıydı. Baz Luhrman tarafından röportajı yapılan Welch kanımca hem Interview'a kendi ruhunu elinde tutturan ama aynı zamanda çılgınca bir yanı da olan bir kapak hediye etmiş. Kapak kasım 2011e ait.
7 // VOGUE ITALIA: STELLA TENNANT by STEVEN MEISEL
Genel anlamda yılın en sıkıcı kapaklarını çıkartan Vogue Italia Eylül sayıları için tıpkı kapak spotunda yazıldığı gibi tüm zamanların en avant-garde işine imza atmıştı. Styling'in Karl Templer'a ait olduğu çekimde modelin üstündeki Prada. Kapak sıra-dışı bir hayat hikayesine sahip olan Ethel Granger'a adanmıştı ve tahmin edildiği gibi Stella'nın rolü de Ethel'i oynamaktı. Kapak sadece en iyi eylül sayısı kapağı değil, Vogue Italia'nın da en iyi kapağı, yine de sene boyunca pek de ''ohh boy'' dedirten işler çıkartmadığı için bu kadar geriye koydum.
6 // NUMERO: KARLIE KLOSS by GREG KADEL
Gelecek postun konu başlığı da tam şu şekilde ''Is Karlie new Kate?''. Kuşkusuz sene boyunca Freja, Malgosia, Arizona gibi isimleri kapağa taşıyan derginin en iyi kapağı Aralık / Ocak sayısıydı. Aralık ayında 3 farklı kapakta boy gösteren Karlie Kloss, giyinik ama inanılmaz seksi ve kadın gibi. ''Magic'' başlıklı sayının içinde yer alan editöryal ise kapaktan çok daha sert ve güçlü. Karlie gümbür gümbür geliyor ve sert ayak seslerinin tek sebebi ise Fransız Numero.
5 // VOGUE: PENELOPE CRUZ by MARIO TESTINO
Haziran ayında yayınlanan sayı sadece Amerikan Vogue'una uzun zamandır yayınlayamadığı en iyi kapağı vermekle yetinmedi, bugüne kadar hep içindeki vahşi seksi kadını dışarıya vuran kapakların aksine Penelope'yi en saf ve gerçek haliyle gösterme şansı da verdi. Yıl boyunca aynı zamanda Ingiliz GQ ve V Magazine'e de kapak olan Penelope'nin dışında, Vogue'un yayınladığı bir diğer önemli kapak da eylül sayısında yer alan Kate Moss'du. Belki Moss'un en iyi kapağı değildi, ancak evliliğini ve başarısını kutlayan ve kraliçe olmanın altını çizen en iyi kapaktı. Elbette Vogue'un da uzun süredir cesaret edemediği bir kapak olması nedeniyle önemliydi.
4 // LULA: ANNA DE RIJK by YELENA YEMCH
Kapağa dikkatle bakarsanız ''girl of my dreams'' yazıyor. İlk bakışta oldukça masum bir kapak ve masum bir başlık. Biraz derine indiğinizde belki sezonun en fetiş yanını en seksi haliyle yansıtan tüm dantel kıyafetli ve LV outfitli kapakların yanında en seksisi aslında. Sade ve çarpıcı kelimesinden daha başka bir sıfat hak ediyor aslında. Biraz 60ların sonu 70lerin başı Fransız ultra seksi romantik-dram filmlerinde yer alan femme-fatale kadın havası da var aslında. Kapak derginin Fall / Winter sayısına ait bu arada.
3 // LOVE: NYASHA MATONODZE by MERT & MARCUS
Lara Stone, MariaCarla Boscona, Hailee Steinfeld, Chloe Grace Moretz ve daha bir kaç tane daha. Love Fall Winter kapağını süsleyen isimlerdendi. Hepsi de çarpıcı ve supernatural, esasında benim hepsi arasında tercihim Moretz'li olandı ama son dakikada karar değiştirip Nyasha Matonhodze'li olanı seçtim Mert & Marcus'lu kapak Poe hikayesindeki kuzgun misali. Hala izlemediyseniz de derginin videosuna bir göz atın derim.
2 // VOGUE PARIS: LARA STONE by INEZ & VINOODH
1234567. Lara Stone'lu Vogue kapağı. 1234567. Lara Stone'lu Vogue Paris kapağı. 123456789. Inez & Vinoodh'lu Vogue Paris kapağı. Tıpkı Şubat 2011de olduğu gibi Ağustos 2011 kapağı da Lara Stone'a aitti. Her iki sayının ortak özelliği ''özel koleksiyon sayısı'' olması. Kapağın alt-metninde yatan şeyin Emmanuelle Alt'ın Carine Roitfeld'in en sevdiği iki modelden biri olan Stone'u kullanıp arkasından el salladığı yönünde olsa da önemli bir diğer nokta açılan yeni Vogue Paris döneminin en iyi kapağı olmuş olması. Çok fazla tartışılan Gisele'li nisan kapağı ve Kate Moss'lu aralık / ocak sayısı da favorim olsa da tamamıyle Alt lensinden yayınlanmış ilk sayı olması da belki bu kadar sevmeme ve dergiye farklı yaklaşmama sebep olmuştur. Kisses Inez.
1 // VOGUE TÜRKİYE: EDITA VILKEVICIUTE by EMMA SUMMERTON
Kesinlikle iltimas geçmiyorum ve abartmıyorum, Vogue hakkında yine söyleyecek çok şey var, ama geçtiğimiz sene yapmış olduğum gibi derginin ikinci yıl sayısının yaklaşmasını bekliyorum. Vogue'un sene boyunca sadece 2 fiyaskosu oldu kapak anlamında. Paris Hilton bunun zirvesinde. Ki bana sorarsanız hiç de değil yine de. İsim eskimiş ve over-rated ama Terry Richardson'la birleşince ve nedeni açıklanınca anlamsız kaçmıyor. İkinci fiyasko ise şöyle özetlenebili: Dünyanın en güzel ve seksi kadınlarından olan Isabeli Fontana'yı ''yok artık daha çirkin gösteremezlermiş'' yorumum. Ancak 10 tane inanılmaz kapak. Ece Sükan ve Cüneyt Akeroğlu ortaklığı, Nisan, Ağustos ve Eylül sayılarını bir numara yapsa da elim nasıl olduysa Ekim sayısını yazdı başlığa. Kapağın büyütülmüş halini kesinlikle duvarıma asmak istiyorum.
***
Konu kapak olunca yıl boyunca en iyiler ve hep en iyiler Vogue Türkiye'den geldi. Güzel kapak yapmak ise Bazaar İspanya ve İngiltere'nin en iyi bildiği şey. İtalya tabi Vogue sayesinde her zaman en fazla konuşulan işlere imza atıyor. Amerikan Vogue ise her zaman A Listleri seçebildiğinden yine en tepede olanlardan.
***
Bu arada;Listeyi oluşturuken aklımda Tom Ford'un Another Man, Tuba Ünsal'ın XoXo The Mag, Kate Moss'un Harper's Bazaar UK ve Vogue Brasil, Harper's Bazaar Ispanya'nın Haziran ve Eylül sayıları ile Madonna'nın Harper's Bazaar USA sayıları da vardı.
Etiketler:
Björk,
Covers,
Dazed /Confused,
Dergi,
Emmanuelle Alt,
Ethel Granger,
Florence Welch,
Inez/ Vinoodh,
Interview,
Karlie Kloss,
Lara Stone,
Love,
Lula,
Mert/ Marcus,
Numero,
Penelope Cruz,
Vogue
6 Mayıs 2011 Cuma
KATE MOSS, GERİSİ FOSSS. HAYAT BOŞŞ EĞLEN COŞŞŞ.
Inez and Vinoodh'un çektiği sadece duvak ve eldeki buketten ibaret olan seksi Kate Moss tarzı gelini gördüğümde aklıma gelen ilk cümle bu oldu. Ancak fotoğraf üzerinde yazan slogan ise benim bulduğum uyduruk tekerlemeden çok daha ilgi çekici. Geçtiğimiz cuma Kate Middleton, Londra'da Britanya'nın yeni prensesi olmaya hazırlanırken şehrin birçok köşesinde billboardlarda bu yer alıyormuş.
Moda dünyasında hiçbir modele extradan sevgi beslemediğim gibi Kate Moss da benim için sürüden farksız. Ancak geçtiğimiz aylarda Paris'te düzenlenen Louis Vuitton Fall/ Winter 2012 defilesinde Kate Moss'un podyumda salınışını gördükten sonra bazı şeylerin değişmiş olduğunu fark ettim. Biraz arşivleri karıştırdığımda 90lı yılların başında kariyerinin ilk senelerinde Etiyopyalılardan farksız extra skinny olduğunu gördüm. Durum belki kariyerinin 25. yılını doldurmaya hazırlanan über-süper model için şimdi farklı. Ancak bir gerçek var ki bacaklarında oluşmaya başlayan selülitler bile o meşhur fetiş defilede podyumda elinde sigarayla salınan Moss'un seksiliğine aynı zamanda asaletine gölge düşüremez.
Görüldüğü gibi Kate Moss hala Kate Moss. Hala dergiler onu kapak yapmak için, onu seçmek için yarış halindeler. Bu ay kendisi aynı anda üç farklı Vogue edisyonunun kapağındaydı. Üstelik hepsinin alt başlığı aynı ''Kate Moss Reveals All''. Cidden aşağıdaki fotoğraflara bir bakın. Özel hayatını zaten biliyordunuz. Peki vücudunda bilmediğiniz yer kaldı mı acaba ?
Yukarıdaki ilk görsel Vogue Japan May sayısı. Alttaki ise Vogue Paris. İkincisinin özelliği Emmanuelle Alt'ın ikini sayısı olması. İkisinin ortak özelliği ise imzanın Mert & Marcus'a ait olması. Zaten dikkatinizi çekmiştir. Paris kapağının arka fonu ile Moss'un yüz ifadesi, über-model ablası Giselle Bündchen'in Türkiye kapağındakisiyle aynı. Ancak yine de bu bize vaad edildiği gibi onun bizi öpmesine engel teşkil etmez.
Kapağı çevirdiğinizde ise o ellerin Kate'i soyduğuna şahit oluyorsunuz. Bakınız hemen yukarısı. Japon ve Paris sayılarının bir diğer ortak noktası ise her iki derginin de couture çekimi için Moss'u tercih etmiş olmaları.
Bırakın tüm zamanların en seksi Vogue kapağı olma meselesini aynı zamanda tüm dergiler içinde de bu ipi göğüsleyebilir. Alt size yukarıda Moss'un sizi öpüceği yalanını söyleyedursun, Brezilyalı Vogue hayalerinizdeki öpücüğü Moss'un sırtına kondurmuş bile. Dergide Mario Testino'nun lensinden 64 sayfalık Kate Moss editöryali bulunmakta. Keşke dergiyi elimize alabilsek, ama sanırım bu Türkiye'de pek de mümkün değil. 64 sayfayı buraya sığdırmam belki zor, ama en ateşlileri burada.
Moda dünyasında hiçbir modele extradan sevgi beslemediğim gibi Kate Moss da benim için sürüden farksız. Ancak geçtiğimiz aylarda Paris'te düzenlenen Louis Vuitton Fall/ Winter 2012 defilesinde Kate Moss'un podyumda salınışını gördükten sonra bazı şeylerin değişmiş olduğunu fark ettim. Biraz arşivleri karıştırdığımda 90lı yılların başında kariyerinin ilk senelerinde Etiyopyalılardan farksız extra skinny olduğunu gördüm. Durum belki kariyerinin 25. yılını doldurmaya hazırlanan über-süper model için şimdi farklı. Ancak bir gerçek var ki bacaklarında oluşmaya başlayan selülitler bile o meşhur fetiş defilede podyumda elinde sigarayla salınan Moss'un seksiliğine aynı zamanda asaletine gölge düşüremez.
Görüldüğü gibi Kate Moss hala Kate Moss. Hala dergiler onu kapak yapmak için, onu seçmek için yarış halindeler. Bu ay kendisi aynı anda üç farklı Vogue edisyonunun kapağındaydı. Üstelik hepsinin alt başlığı aynı ''Kate Moss Reveals All''. Cidden aşağıdaki fotoğraflara bir bakın. Özel hayatını zaten biliyordunuz. Peki vücudunda bilmediğiniz yer kaldı mı acaba ?
Yukarıdaki ilk görsel Vogue Japan May sayısı. Alttaki ise Vogue Paris. İkincisinin özelliği Emmanuelle Alt'ın ikini sayısı olması. İkisinin ortak özelliği ise imzanın Mert & Marcus'a ait olması. Zaten dikkatinizi çekmiştir. Paris kapağının arka fonu ile Moss'un yüz ifadesi, über-model ablası Giselle Bündchen'in Türkiye kapağındakisiyle aynı. Ancak yine de bu bize vaad edildiği gibi onun bizi öpmesine engel teşkil etmez.
Kapağı çevirdiğinizde ise o ellerin Kate'i soyduğuna şahit oluyorsunuz. Bakınız hemen yukarısı. Japon ve Paris sayılarının bir diğer ortak noktası ise her iki derginin de couture çekimi için Moss'u tercih etmiş olmaları.
PS1: Kate Moss aslında bu ay içinde yani Mayıs sayısı için bir de Ingiliz Harper's Bazaar'ına kapak oldu. Ancak onun hakkında bahsedeceğim başka şeyler de olduğundan bir sonraki posta saklıyorum.
PS2: Tüm bu postlar bana Ocak ayında hazırladığım Naked Fashion dosyasını hatırlattı bana. Bir kez daha göz atmak isteyenler için.
images via, models.com, tfs
7 Ocak 2011 Cuma
BREAKING NEWS : NOUVELLE REDACTRICE DE VOGUE PARIS
Olaylı bir şekilde aralık ayının ortalarında Vogue Paris'ten istifa ettiği ve hala istifa mı ettiği yoksa kovulduğu tam da açıklanmayan Carine Roitfeld'in yerine yine onun takımından biri yani Emmanuelle Alt getirildi. Le Figaro moda yazarı ile arasında çekişme olsa da kazanan isim 10 senedir derginin moda direktörlüğünü yapan Alt oldu.
Carine Roitfeld'ten bile daha az eğitimli ! olduğu için pek de istenmeyen Alt bence tam da yerinde bir seçim. Küçük Roitfeld olan Alt moda dünyasının en güçlü iki Vogue Edisyonundan birini bence en iyi şekilde yönetecektir.
Sıra geldi Roitfeld'in son iki ve Alt'ın ilk kapağını görmeye ?
Carine Roitfeld'ten bile daha az eğitimli ! olduğu için pek de istenmeyen Alt bence tam da yerinde bir seçim. Küçük Roitfeld olan Alt moda dünyasının en güçlü iki Vogue Edisyonundan birini bence en iyi şekilde yönetecektir.
Sıra geldi Roitfeld'in son iki ve Alt'ın ilk kapağını görmeye ?
Etiketler:
Carine Roitfeld,
Emmanuelle Alt,
Vogue
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






























