31 Mart 2011 Perşembe
MART AYI DAHA BİTMEDİ Mİ ? :S
2 Haziran 2010 Çarşamba
EUROVISION THE GRAND FINAL

Bu sene Bülent Özverensiz bir Eurovision izlediğim için mutluyum gururluyum. Kimi zaman gererksiz ve saçma sapan bazen de faşistliğe uzanan yorumları dinlemediğim için. Adam 30 senedir hala Kıbrıs- Yunanistan kardeşliğini kavrayamadı. Peki ya Almancı Türkler bizlere 12 puan verdiğinde ?? ya da Azerbaycan- Türkiye paylaşması. Bi git Bülent ya ???? Peki ya diğerine ne demeli. Evet evet anladınız ben kendimi bildim bileli Türkiye'yi saçma sapan bi background'un önünden temsil eden üstüne pijama giyip sunuculuk yapsa daha fazla ilgi toplayabilecek Meltem Yazgan. Nasıl olduysa bu sene bir de Fransızca sunum yaptı.
Bu seneki yarışma ise bi önceki senenin kazananı Alexander Rybak // Fairy Tale ile başladı. Yarışmada oy verme işlemi dışında yapılan bir diğer değişiklik ise ülke sunumları sırasında eskiden ''host country''den kareler/ görüntüler gösterilirken bu sene yarışmacı ülkeden mekanlar seçilmesiydi.
Örneğin Türkiye çıkmadan önce Norveç Fiyortları görmek yerine Ortaköy manzarasıyla karşı karşıya kaldık. Turizm için Norveç'in kaybı. Yine genellikle oylama bitmek üzereyken ve sonuçlar açıklanmadan hemen önce ülkeyi temsilen gelenkesel gösteriler yapılırken Norveç grubu sadece ülkelerini temsilen MadCon'u sahneye çıkarttı ve şarkı esnasında tüm Avrupa'dan dans görüntüleri ekrana geldi. Norveç ''ben'' demek yerine ''biz''i tercih etti. Yine ülkelerden/ evlerden verilen görüntüler ise başka bir güzellik.
Yarı finallerde sunuculardan pek haz etmesem de finaldeki performanlarını oldulça beğendim. Özellikle o orta yaşlı sunucunun samimi tavırları, Türkiye, İspanya, İsrail başta olmak üzere yerel dillerle sadece birer kelime değil de kısa cümleler kurması çok hoştu. Bilmiyorum Türkiye'de gösterildi mi ama; geçen hafta da Welcome partisi verilmiş ve o kadın yine orda Manga'ya Türkçe bi soru soruyo '' Herhangi bir şeye alerjiniz var mı ?? Bence çok şeker. Siyahi sunucu ise Bülent Özveren'İn de sunculuk yaptığı odalara gitti ve İngiltere sunucusu ile konuştu. Ayrıca tam oylama süreci biterken erkek sunucunun yapmış olduğu şaklabanlıklar da yine beni güldürdü. Kısacası eğlenceli bi showdu.
Gelelim katılımcılara. Daha önce zaten 34 ülke hakkında kısa kısa konuştuğum için bu sefer sadece geriye kalan 5 ülke hakkında konuşmak isterim.
Ev sahibi Norveç yine şirin görünümlü bi şarkıcı kullanmak istemiş. Papaz her zaman pilav yemez demek isterim. Ayrıca şarkı güzel olsa bile sanırım feci detone oldu, yani bariz kulağım tırmalandı. Zaten 35 puan toplayarak ancak 20. sıraya oturabildi. Geçtiğimiz seneki Jade Ewen dışında bir de 2005 yılındaki Javin / Touch My Fire dışında son 10 senedir güzel bir şarkı göndermeyen İngiltere ise resmen Eurovision'la dalga geçiyor. 10 puan alan UK yarışmayı 25. sırada yani sonuncu olarak tamamladı. Gelelim Fransa'ya. Ok dans parçası, yaz ayları, oynamak istiyoruz, Eurovision ruhu diyoruz ama, ben şarkıyı hiç beğenmedim. Sanki çakma David Guetta havası sezer oldum. 82 puan toplayan ülke 12. sırada tamamladı yarışmayı.
4 büyüklerden olan İspanya'nın başına ise sürekli bişeyler geliyor. 90 yılında Azucar Moreno zamanında şarkının yanlış zamanda başlamasından sonra bu sefer de adam şarkısını söylerken izleyicilerden teki sahneye girip grubu sabote etmeye çalıştı. Soğukkanlılıkla şarkıalrını devam ettşren İspanya'ya ise ikinci bir hak tanınıp 25. ülek sonunda tekrar sahneye çıkartma şansını tanıdılar. Final öncesi şarkılarını dinlerken bayıldığım şarkıyı ise show içerisinde beğenmedim. Geçen gün Hollanda ekibine ettiğim lafları aynen İspanya'ya paslıyorum. 68 puan alan grup 15. oldu. Bu arada bu not damdan düşer gibi olucak ama bir çok ülke teşekkür bile etmedi şarkıalrını bitirdikten sonra.
Vee 4 büyüklerin sonuncusu değişen oylama sonucunda (Batı) Avrupalı ! bir ülkenin tekrardan yarışmayı kazanması, özellikle 4 büyüklerden birinin bunu başarması. Ekstra şımarık, şaşkın (bknz. do I have to sing it now ??? final konuşması ve de Alexander Rybak'dan devamlı olarak öpücük istemesi) Lena'nın şarkısı bana BritPop'u hatırlattı. Ve gecede kesinlikle birinci olmayı hak ediyordu. 246 puanla 2011 showunu Almaya'ya taşıdı.
Ve ilk 10:
108 puan alarak 10 numaraya oturan Ukrayna asi bir kız tarafından temsil edildi. Tek birinciliğini 2004 yılında Ruslana ile elde eden ülke -kısmen şarkının güzel olmasına rağmen- umarım birinci gelmeyi beklemiyordu. birçokları gibi benim de favorim olan Gürcistan ise o güzel balladlarıyl ayarışmayı 9. sırada tamamladı.140 puanla sekiznci sıraya oturan Yunanistan ise son yıllarda formdan düştü. Güzel şarkı, ama zayıf bir show ve itici bir grupla ancak bu kadar. Yunanistan aynı zamanda 133 puan toplayarak yarı finalden finale 2. olarak yükselmiş. Almanya ile eşdeğer favorim Ermenistan ise 7. olabildi. Ancak tıpkı Yunanistan gibi pek dert etmesin zira zirveyi ele geçiremese de kanımca önümzdeki senelerde de ilk 10u garantiledi. Zirve mi ''runner-up'' mı derken sonunda 6. sıraya gerileyen Belçika ise gecenin bir diğer favorisydi. Aynı zamanda yanlız adam 167 puanla 1. olarak yarıfinalden finale yükselmiş. Country tarzı şarkısıyla içimizi bir hayli ısıttı.
Geceyi 5. sırada tamamlayan ülke ise Türkiye'den 12 tam puan alan komşu Azerbaycan oldu. Birçokları 80ler diye dalga geçse de onlar sadece yarıfinali geçmekle kalmayıp aynı zamanda yarışmayı 149 puan toplayarak 4. sırada tamamladılar. Tebrikler Danimarka. Bahisçilerin favorisi benim pek de favorim olmayan ama güzel şarkıya sahip olduklarını inkar edemiyeceğim Romanya ise 162 puan toplayarak 3. oldu. Grup finale ikinci yarıfinalden 104 puan toplayarak 4. olarak çıkmış.Türkiye'den ise sadece 2 puan toplayabilmişler.
Ne yalan söyliyeyim pek de beğenmediğim Manga'nın 170 puan toplayarak 2. olmasına oldukça şaşırdım. ''Bülent Özveren'e seneye türkiye'ye geliyoruz'' demişler. Duyduğumda bunun Özveren'in uydurması olduğunu düşünmüştüm; ancak dedikleri kadar varmış. Robotun kıza dönüşmesi dışında başka da bir atraksiyona sahip olmayan (ben de daha ne bekliyosam :P) Türkiye 118 puan toplayarak ikinci yarı finalden finale 1. olarak çıkmış.
2010 Eurovision yarışmasının kazananı Almanya ise toplam 9 ülkeden (ki bu sayı aslında az) 12 puan elde ederek 246 puanla 2011 yarışmasının ülkelerinde olmasına neden oldu. Lena aynı zamanda Türkiye'den de 10 puan aldı. Kendisi aynı zamanda Satelite ile iTunes listesinin de zirvesine yükselmiş.
Vee 2010 EUROVISION SONG CONTEST biter. 2011den Almanya'dan yeni yazılarla geri dönmek üzere. XoXo
21 Mart 2010 Pazar
SPRING PLAYLIST ALL TIME GREATEST SPRING SONGS
Baharın gelişi 21 Mart...Belki de Pandora'nın kutusunda geriye kalan tek şey olan umut tam da bu zamanlarda o çeyiz sandığından ufak da olsa bir yer bulup kendini dışarı bırakıveriyor. Umutla beraber, dünyanın tüm güzellikleri, yeşillikler, sevgiler, bol gülücükler, küçük küçük kırmızı kalpçikler de onla beraber gün yüzüne çıkıyor. İnsan kendini bir başka hissediyor, sanki yollarda podyumda yürür gibi değil de kırlarda çocukların seke seke dolaşması gibi bir yürüyüşle geziniyor, sürekli etrafındakilere gülücekler dağıtarak, içlerinde barındırdıkları sonsuz neşeyi etrafa saçarak. Tamam kendimi birden Romantik Edebiyatta ya da Ütopik bir dünyadan bahsederken bulmuş olabilirim :P ama az sonra sizlere sunucağım Spring Playlist'i dinlerken ne kadar da doğru konuştuğumu anlayacaksınız. Gönül isterdi ki teknolojiden çok fazla anlayan bir blogger olsaydım sizlere bir rip dosyasıyla bahsettiğim şarkıları sunsaydım :/ ama maalesef sadece listeyi sunmakla yetinmek zorundayım.İlkbahar, çiçek böcek ve mutluluk deyince aklıma ilk geken şarkılar ise Ispanyollara/ Güney Amerikalılara ait. Listenin açılışını Uruguaylı şarkıcı ve ülkemizde de 2000li yılların başında TV'nin başına kitleyen dizilere imza atan (hayır Thalia değil) // (bknz. Vahşi Güzel) Natalia Oreiro yer alıyo. 2000 yılında yayınlamış olduğu Tu Veneno albümünde yer alan Rio de Plata zaten yanılmıyosam aynı zamanda şarkıcının da en bilindik şarkısı.
Karnaval havaları estiren video bizlere adeta baharın gelişini karnaval gibi kutlamamızı öğütlüyor.Uruguay'dan biraz daha yukarı çıkıp kendimizi Karayip Denizine bıraktığımız zaman ise ''davulun sesi uzaktan hoş gelir'' dedirttiren şirin mi şirin küçük bir ada ülkesi bizleri karşılıyor. İşte karşınızda Küba ve işte Buena Vista Social Club. Ibrahim Ferrer, Ruben Gonzalez, Compay Segundo, Omara Portunado, Eliades Ochoa, Ry Cooder ve niceleri... Candela ve El Cuarto Del Tula onların en bilindik şarkıları olmanın yanısıra aynı zamanda en oynak şarkıları da, tanıdık Küba mahalleri, rengarenk elbiseler giyinmiş kızlar ve dans zamanı ...
Gelelim Atlantiğin öteki yakasına ve yola Ispanyol Müziği ile devam etmeye. Bilmiyorum belki de kendilerini bahar zamanı dinlemiş olmam yüzünden onları bu muhteşem ayla özdeşleştirmekteyim ama şarkı isimlerini verdiğimde ne kadar haklı olduğumu anlayacaksınız. İki kız kardeş olan Gitanas Españolas ve Azucar Moreno. Latin Pop'un ve Flamenco'nun en iyi temsilcilerinden olan ikili '00li yılların ikinci yarısında müziği bırakmış olsalar bile bizlere 80lerden ve 90lardan muhteşem hitler bırakmayı ihmal etmediler... işte; olaylı Eurovision şarkıları Bandido, Bésame, Olé, Solo Se Vive Una Vez...
Ispanya'dan ayrılmayıp müziğin kalbi Britanya'ya doğru ilerlemeden önce Manu Chao ile tanışmaya ne dersiniz ?? Ispanyol kökenli Fransız şarkıcın dünyaca meşhur şarkısı Me Gusta dinlemeden, ''Me gusta marihuana, me gustas tu.Me gusta colombiana, me gustas tu. Me gusta la mar, me gustas tu. Me gusta viajar, me gustas tu.'' diye bağırmadan hiç bahar geçer mi ??
Hepimiz severiz son baharda sararmış yaprakların üstüne basarak hışır hışır (tamam yazarken aynı etkiyi göstermemiş olabilir) sesleri çıkartmayı değil mi ? peki yeni yeşermeye başlayan bahar dalları ve gelin gibi süzülen beyaz çiçekli o muhteşem ağaçların arasında dolaşmaya ne dersiniz ? Bunun için ilk başta Britanya'ya gidip Corrine Bailey Rae'yi yanımıza alıp Girl Put Your Records On diye haykırarak bisiklete binmeye ne dersiniz ??

Şimdi de Britanya'daki yolculuğumuza devam edip dünyanın en şeker kızıyla tanışmaya var mısınız ?? İşte here it is Joss Stone. Atlantiğin her iki yakasında da ona büyük başarı getiren ikinci albümü Mind, Body & Soul'dan çıkan Don Cha Wanna Ride müzik çalarınızda dönmeye başladığı anda Nirvanaya bile erebilirsiniz :P
'00lerde dünyanın en tanınmış Barbadoslu şarkıcısının Rihanna olduğunu düşünebilirsiniz, ancak onun sözü bu çöplükte ötmeye başlamadan hemen önce bizler Barbados kökenli Britanyalı Des'ree'yi dinlerdik, bizlere hiçbir şeyi kafaya takmadan üstü açık arabamızda Ohh Life diye bağırarak ellerimizi havada sallandırmayı öğreten şu muhteşem siyahi şarkıcı işte...
Sırada son durağımıza yani Avrupa Doğu Bloğu ve Balkan Ülkelerine geliyoruz. Benim de henüz yeni keşfettiğim Jarnana; bir Arnavut Halk Türküsüymüş, dinleyin siz de sevin...
Geçtiğimiz senelerde Rock'n Coke kapsamında da ülkemize teşrif eden ve son olarak Madonna'ya Sticky & Sweet Turnesinde eşlik eden Gogol Bordello. Romen kökenli Amerikalı Grubun şarkıları...Start Wearin Purple...bahar geldi haydi dolabınızı renkli giysilerle doldurun der gibi :P
Pekii, Avusturya'ya uğrayıp Vivaldi ile 4Seasons/ Spring dinleyip kapanışı yapsak nasıl olur ama...
Ahh az kalsın unutuyordum, bunca cici şarkıdan sonra hala mı içinizde bi sıkıntı var !! O halde hemen rotamızı Atlantiğin öteki yakasına dünyanın en optimist şarksının yaratıcısının yanına Bobby McFerrin ile tanışmaya gidiyoruz. Don't Worry Be Happy diyebilmek için elbette :P
Başlangıçtaki Contemporary Modern Spring Temalı foto şu siteden alınmıştır: Click


