Jennifer Lopez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Jennifer Lopez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ocak 2013 Cuma

FALLING STARS

Haftanın kapakları yarın, ama hakkında yazmak istediğim bir konuyla şu kapak çakışınca güzel oldu.
New York Times bu hafta şu soruyu soruyor. "How To Catch a Falling Star?" Peşinden gelen ise Lindsay Lohan. Lindsay Lohan bir zamanlar çok popülerdi, o kadar popülerdi ki Meryl Streep'le aynı filmde oynayıp yanak yanağa W Magazine için poz bile verdi. Hatta Ungaro moda evinde "style advisor" olarak yer aldı. İçine girdiği her işi de batırdı.

Neyse komumuz Lohan değil, Pop Starlar.

Hadise ve Murat Boz'un şu anda jüri üyesi olması Türkiye adına büyük bir olay. Aynı anda iki süperstar ekranda. Ancak yurt dışında böyle değil. Gerçi eskiden bizde de bu böyle değildi. En popüler yarışmalarda yer alan jüriler ya şimdinin unutulmuş, eskinin süperstarlarıydı, ya da yıldızı gittikçe sönenler ve B List isimler.

Amerika'da ise düşen bir yıldızı kurtarmanın yolu onu jüri üyesi yapmaktan geçiyor. Bunlara en iyi iki örnek Jennifer Lopez ve Britney Spears. JLO bu adımı iyi kullandı, bir anda gelen albüm ve filmle de şu anda 00lerin başında yaşadığı altın günlerine geri döndü. Spears için aynı şey söz konusu değil. Tüm dünyada değişen müzik piyasası Amerika'da da değişti. Yeni gelen isimler daha fazla konuşuluyo, daha fazla dinleniyo ve satıyo. Hatta jüriden kovulması söz konusu olan Spears 'akıllıca' bir kararla, ayrılacağını açıklayıp aradan çekildi.

Yarışmaların İngiltere ayağındaki jüri üyeleri de yine B List isimler Nicole Scherzinger ve Kelly Rowland. Prodüktörler için yarışmalara çağrılması kolay isimler. Ünlüler için de yeniden parlama yöntemi. Yine de mesela İngiltere'de bu isimlerden daha fazla Gary Barlow konuşuldu. Popüler TV Showları kendi starlarını yaratıyor, ama gerçek starların da ışığı bir bir sönüyor.

X Factor jüri koltuğunu şimdi de Shakira'ya teslim etmeye hazırlanıyor. Shakira'nın yıldızı 2005 Oral Fixation döneminde en üst seviyey ulaştı. "She Wolf" dönemi konuşulsa da eski Shakira parlaklığı yoktu  "Waka Waka" son bir gaz verse de o şimdi umutlarını jüri koltuğunda aramak için kollarını sıvadı.

Sırada kim var? Rihanna? Lady GaGa?

2 Nisan 2012 Pazartesi

MOOD BOARD: AFTER TASTE

Love 7. sayısının temasını 'After Taste' olarak belirlemiş, kapaktaki alt-spot ise 'celebrating the end of elegance'. Linda Evangelista, kapağın arkasında, derginin hemen içerisinde ise kırmızı tüylü bir maske ve tüylü bir elbise ile poz veriyor, genel duruşundaki zarif hatları aksine 'vintage bir porno dergisinden' fırlamış gibi.
Kapağın ilhamı ise İngiliz sanatçı Jamie Reid. Punk ve anarşizm ile Kraliyete selam çakıp adanın sembolüyle dalga geçen Reid de bir anlamda pırlanta kadar zarif 'görünen' bir fenomeni yerle bir ediyor aslında.
Flip-flopların geçtiğimiz 10 sene içerisinde sonunda erkeklerin de vazgeçilmezi olduğundan beri, iş çığrığından  çıktı aslında. İş yeri gibi daha kurumsal mekanlara kadar her yerde kullanılmaya başlanan dünyanın en rahat varlıklarına Tom Ford'un da itirazı vardı. Geçtiğimiz sene yayınladığı ''Centilmenlik Manifestosu'nda'' ise kaybolan dandy ruhunu yaşatmaya çalışmıştı. Üstelik internette karşıma Bryan Boy ve stili çıktıkça Ford'un ne yapmaya çalıştığını daha fazla anlar oldum.
Deneysel indie'ciler, Gagavari kısa filmler...Onların en büyük düşmanı ise ''cheesy'' videolar. Black Eyed Peas ve Jennifer Lopez'in (bu arada 'Dance Again'i dinlediniz mi?) en büyük takipçisi olduğu ecnebi dilde pop-apaçi müziğini görselliğe yansıtan ise LMFAO videoları oldu. Eğlenceli olmalarına laf yok, ama bu o anlayışın sorgulanmaması anlamına da gelmiyor. Ve elbette Madonna'nın videosu. Tipik Madonna marjinalliği ve Mert & Marcus'un sınırsızlığı birleşince ortaya topuklu ayakkabı ve külotlu çorap giyen erkekler çıkıyor.
 
Nerede o Fransız filmleri tadında yaşanan aşkların günümüz karşıtı ise Karl Lagerfeld'in gözdesi Baptiste Giabiconi ve Mavi Başıklı Kız Katy Perry'nin aşkı.
 Bu ay iki farklı kapakla karşımıza çıkan Vogue Türkiye ise şu anda dünyanın en hit modeli olan Lara Stone'u kapağa taşıdı. Birinde romantik yüzünü gösteren Lara (ki hem Lara'nın hem de Vogue TR'nin bugüne kadar yaptığı en iyi kapak) diğer kapakta ise Cüneyt Akeroğlu ve Grace Cobb tarafından 80lerin cafcaflı pop dünyasının içindeki Alice'e büründü. Kapakta kullanılan renklere, Lara'nın koca göğüslerini gözümüze gözümüze sokan siyah sutyen de eklenince bye bye elegance.
Keza, yine Vogue Italia'nın Mart 2012 kapağı da buna en büyük örnek. Gofret jelatinlerinden saç tokaları, abartılı makyaj ve renklerin bir arada kullanılması. Doğu Blok ülkelerinin ve İranlı kadınları anımsatan bir stil anlayışı hatta.
Bundan sonra geriye tek bir şey kalıyor. 80lerin sonunda ve 90ların başında bir anda ortaya çıkan Underground Vogue kültürünün geriye dönmemesi. Google'dan ''How Do I Look?'' hakkındaki görselleri aratıp aynı zamanda ''Ball Culture'' denene şeyle de karşılaşabilirsiniz. Zira Italyan Vogue'unun gönderme yaptığı şey biraz da buydu.

25 Aralık 2011 Pazar

TOP 20 SONGS / 2012

Okulda hazırlanan eğlenceli yabancı dil projeleri, arkadaşlar arasında muhabbet, daha sonra da blog post konusu. Sene sonu geldi mi her şeyin Top 10ini 20sini yapmak Thanksgiving'de masaya hindi çıkartmak kadar olağan ve geleneksel bir şey kanımca. Konu bu senenin en iyi şarkılarını bir araya toplamaksa bir hayli zorlandım. İlk defa hangi şarkı #1 olsun hangisi #2 olsun diye düşünmedim. Bu her ne kadar da #1da olan şarkının -hiç kuşkusuz- son yılların ve gelecek 10 yılın en iyilerinden biri olmasından kaynaklansa da ne kadar az albüm ve ne kadar az tarzda şarkı dinlediğimin de bir diğer açıklamasaydı. Her neyse here is my top songs.

20: Hercules and Love Affairs // My House
Sene başında yeniden ülkemize de gelen New Yorklu Hercullerin Ocak ayında yayınladıkları disko, elekro-dans havalı albümlerinden yayınlamış oldukları ''My House'' aynı zamanda yayınlanan iki singledan biriydi.

19: The Pretty Reckless // Just Tonight
Gossip Girl'ün dirty kızı Taylor Momsen'un dönüşümü sadece karakterini kapsamıyordu. Komşu kızı Britney ve Xtina'nın dönüşümünden çok daha farklıydı onunki. Grubuyla alternatif / rock yapan Momsen 2010nda yayınladıkları albümleri ''Light Me Up''tan single olarak da en son bu şarkıyı sunmuştu piyasaya.

18: Mumford and Sons // The Cave
2000lerin ikinci yarısından beri piyasada olan Londra'lı 4lü asıl patlamasını geçtiğimiz kışki Grammy ve Brit'ler sonrasında gerçekleştirdi. Türkiye'ye gelmesi en fazla istenilen grubun albümü ''Sigh No More'' 2009 şarkıları ''The Cave'' ise 2010 çıkışlı, ancak dediğim gibi patlamaları için 2011 beklendi. Folk Rock / Indie şarkıları aynı zamanda kışın ruhuyla da mükemmel uyum sağlamakta. Grubun hali hazırda 2012 Grammyler'inde de adaylığının olduğunu belirtmeliyim.

17:  Beth Ditto // I Wrote The Book
Karizması ve cüssesiyle Adele'i ezebilecek potansiyele sahip biri varsa o da Gossip vokali Beth Ditto, sene başında çıkartmış olduğu ep ile bu sene konuşulan Ditto, dans ettirmenin en cool yolunu albümünde sundu bize. Biraz punk, biraz rock, indie ve dans.

16: RadioHead // Lotus Flower
Thom York'un baygın vokalinden daha fazla ilgi çeken bir şey vardıysa o da üzerine espiriler patlatılan videosuydu. Video, şarkının karizmasının önüne geçti, York'un anlamsız hareketleri daha sonra nette yayınlanan bir şemayla biraz da olsa açığa kavuşsa da 2011 yılında müzik adına yapılan en egzantrik çalışmalardan biri olduğu konusunda hemfikiriz sanırım.

15: Hurts // Sunday
Hiç kuşkusuz 2010a damgasını vuran en büyük ikili Hurts olmuştu. Kylie Minouge ile yapmış oldukları düet onlara PR anlamında çok şey katsa da albümlerinin tamamı zaten bizlere çok fazla şey sunuyordu. Konu görselliğie gelince de geri kalmıyolardı, sinematografik açıdan zengin videolar sunan ikilinin sene içindeki hem ses hem görsel anlamındaki armağanları ise ''Sunday'' oldu.

14: Smith Westerns // All Die Young
Chicago'lu üçlü kendi adlarını taşıyan 2009 çıkışlı ilk albümleri ardından 2011 senesine ''Dye It Blonde'' ile konuşuldu. Indie Rock tarzında kaydettikleri ikinci albümlerinin hit parçası ''All Die YounG'' ise Haziran ayında hazırladığım bir posta ilham olmuştu. (Tabii ki bu bir şarkının iyi olması için Billboard ve UK TOP 40 listelerinden sonra en cool ve etkili şey.)

13: Florence & The Machine // Shake It Out
Ekim ayında yayınlanan albümleri ''Ceremonials'' yılın en iyi albümlerinin başında geliyor. Bu konuda hemfikirsek, yılın en iyi videolarını da onların yayınladığını iddia edebiliriz. ''Shake It Out'' ise 5 yıldızlı albümden çıkan 7 yıldızlı bir şarkı. Florence and Welch'in hayranıysanız Brit Vogue'un ocak sayısını kaçırmamanızı da öneririm.

12: Kanye West feat. Pusha T // Runaway 
2011 yılında Jay Z ile yayınladığı ''Watch the Throne'' ve Paris Moda Hafta'sındaki hayal kırıklılığı yaratan show'u öncesinde 2010 yılının ve geçtiğimiz 10 senenin en başarılı albümünü yayınlayan Kanye West yaklaşık 10 dakika süren videosuyla da GaGa'nın ucuz, kenar mahalle işlerine verilen ''epic'' sıfatını haddiden fazla bir şekilde hak eden en hip isimdir. Bence.

11: Rihanna feat. Britney Spears // S&M (Remix)
2011 Rihanna'nın yılı oldu da denilebilir. 2010 yılı sonlarına doğru yayınladığı ''Loud'' albümünden ardı arkası kesilmeyen videolar çeken Rihanna albümün en dikkat çeken parçası ''S&M''i daha sonra yanına Britney'i alarak remixlemişti. Sonuç bir Madonna / Britney, Beyonce / Shakira kadar heyecan verici ve nefes kesici. Dance till the world ends bitches !

10: Katy Perry // (T.G.I.F.) Last Friday Night
İtiraf etmem gerekirse, hatta kayıtlarda var, Katy Perry albümünü ilk yayınladığında ne kadar sığı ve sıkıcı olduğunu burada yazarak onu yerden yere vurmuştum. Çekmiş olduğu her video, yayınlamış olduğu her yeni şarkı sonrasında utancımdan yerin dibine geçtim. Son videosunda da kanımca Patti Smith'e selam çakan Perry yaz başında da Rebecca Black'i tiye alıp Glee Kids'i peşinden sürükleyerek koca bir Amerikan Rüyasını gerçekleştirdi. Sonuç mu ? Her cuma sabahı twitter ve facebookta aynı muhabbet. ''Thanks God It's Friday'' #allahuekber wohoooo !

9: Rihanna // Man Down
Yıl içinde çok konuşulan 2 albüm dışında Rihanna 2 de büyük derginin kapağında yer aldı. Aynı yıl içinde 2 farklı büyük Vogue edisyonunu kaplayan Rihanna aynı zamanda büyük isimlerle çalışmaya da devam etti. Calvin Harris destekli ''We Found Love'' diskografisindeki en alternatif şarkı. Ancak ''Talk That Talk''tan beni daha fazla etkileyen bir şey varsa hala kulaklarımda çınlayan, videosuyla da tüylerimi diken diken eden ''rampapapam rampapapam I shot man down''.

8: Coldplay // Paradise
Konu yılın en iyi albüömlerini sıralamaksa kesinlikle ilk 3te yer alırlardı. Rihanna düeti ''Princess in China'' beni daha bir mest etse de dönüşlerinin şerefine bizlere bir kez daha cennetin kapılarını aralayan Coldplay de 8 numarada.

7: Beyonce //  (Run The World) Girls
Beyonce'nin artık ucuzlayan feminist sözlü şarkılarından bir tanesi daha ! Sene içine video sıçsa da hala albümde en beğendiğim şarkı olan ''End of Time''a video gelmedi.

6: Britney Spears // Criminal
Tüm zamanların en iyi Britney şarkısı olmasa da uzun yıllar sonra yayınlanan en iyi Britney videosuydu. Tabii ki, kalite açısından da albümün bir numarasaydı. Her zaman dediğim gibi 18. yy Ingiliz kırsalları, hair dark as night, lips red as blood and the body white as corpse havalı kıza yazılan sarışın kıvırcık saçlı baby face bir erkek ve aşk.

5: Zaz // Je Veux
2011 İlk baharı, herkesin iPodu, Taksim'deki her kitapçı. İstiklal'de ''Je veux d'l'amour''. Kimine göre sadece İstanbul'da popülerdi. Paris'e gidenler her yerde onun çaldığını, Marsilya'dakiler kimsenin onun yüzüne bakmadığını söyledi. (Evet Fransa'ya giden iki kişiden saha araştırması istedim). Fransız medyası modern çağın Edith Piaf'ı olarak etiketledi. Istanbul'daki konserinin biletleri 15dk içinde bitse de, ne o akşamı ne de sonrasından kimse hakkında bir şey yazmadı ! Yorum sizin !

4: Jennifer Lopez // Papi
Hepimizin içindeki apaçi ruhu ''On the Floor'' ile dışarı çıkartan Jennifer Lopez ''Papi'' ile de latin ateşini alevlendirdi, kalçaları sallatı, dans pistlerini terletti ve şarkıyı yılın en çekici pop hitine dönüşürdü. Aslında kısacası Jennifer Lopez 2011 yılının guilty pleasure'ı oldu. Romantik-komedi temalı videosunu sevsem de ''Im Into You'' için yapmış olduğu iş ''Papi''nin ruhuna daha fazla uyardı.

3: Maroon 5 feat Christina Aguilera // Moves Like Jagger
Masa başında ciddiyetle ders de yapsanız şarkıyı duyduğunuzda ayaklarınız aşağıda birbirine dolandı. evet evet itiraf edin. Hatta Aguilera bile daha sevimli gözükmeye başladı di mi ? Abe ben kapı gıcırtısında bile oynarım moduna soktu sizi. Otobüste adeta ''Hang Up''daki zenci şişko kadın gibi dans etmek isteniz di mi ? Evet evet istediniz çünkü sizin de en sevdiğiniz şarkı ''Moves Like Jagger''dı.

2: Lana del Rey // VideoGames
2011in son dakika golu Lana del Rey'den geldi. Summer time melanholy olarak tanımladığı şarkısı ekim başından beri en fazla loopa alınan şarkı haline geldi. Kimilerince o sadece yılın şarkısını değil yılın videosunu da çekti. Kimilerine de göre de Adele gibi gereksiz bir varlık. Orda durun Bitches. NME'i ise onu yılın en iyisi seçti.

1: Adele // Someone Like You
Lady GaGa, Rihanna, Britney Spears, Beyonce ! Müziğin en ağır toplarını ezdi geçti. Sesiyle, duruşuyla, karizmasıyla, havasıyla ! Kanımca sadece yılın en iyi pop albümü değil, yılın albümüydü. Albüm yayınlandığı günden beri abartısız her gün dinledim. ''Someone Like You''yu geçtiğimiz ocak ayından bugüne kadar her gün en az 5 kere dinlemişimdir. Bir gün bile sıkılmadım. Mekanik, sevimsiz, duygusuz ve içten olmayan albümlerin arasından en samisiydi ''21'' benim için. Belki de tüm ticari başarılar için tüm duyguların düşüncesizle ortaya dökmüş olduğunu da düşünebilirsiniz. ''Turning Tables'' ve ''Rolling In The Deep'' hemen hemen tüm yıl sonu listelerinin zirvesinde olsa da benim gönlüm Brit Awards perfomansı sonrasında milyonları ağlatan ve sanki her gün en az 1 kere Facebookta paylaşmak için gizli bir antlaşma yapılan Someone Like You'ydu. Üstelik Adele'in tüm başarısı sadece İngiltere ve Avrupa'da değil Amerika dahil tüm Dünya'da tastiklendi. Konu listeler olunca Ingilitere'de Beatles'tan bu yana kırılamayan rekorlara imza attı.  Ekim ayında kapak olduğu Brit Vogue bir huge deal haline gelip A Shulman'a tüm zamanların en fazla satan sayılarından birini armağan etti. Wintour'un Mart sayısı için düşündüğü yılın en büyük ikinci sayısının kapak yüzü de büyük ihtimalle o. Rolling Stones, Q ve Billboard onun peşinden koştu herkes onu yılın kadını seçti. ''Adele üzülmeyeydi de ben üzüleydim'', ''Adele hastalanmayaydı da ben hastalanaydım'', Brit Awards'daki canlı performansından sonra büzülen dudaklarını ve yaşlı gözlerini omzuma dayayaydı. Here she is ! 2011'in en çok satan, en çok dinlenen, en çok sevilen, en çok özenilen, en çok hüzünlendiren, en güçlü duran ve en çok tapılan kadını. ADELE !

GOD BLESS THE QUEEN !!

23 Mayıs 2011 Pazartesi

JENNIFER LOPEZ || LATİN ATEŞİ SÖNDÜ MÜ ? ALEV DAHA MI GÜÇELNDİ ?

Uzun zamandır ''ha şimdi, ha sonra'' olarak beklediğimiz Jennifer Lopez'in ''Love?'' albümü sonunda ay içinde yayınlandı. Son yayınladığı albümlere nazaran latin ve dans dozu biraz daha arttırılmış. Daha önce yayınlamış olduğu ancak istediği etkiyi pek de yaratamadığı şarkısı ''Louboutins'' ve Pitbull destekli ''Fresh Out the Oven''ın yer almadığı albümde 12 şarkı bulunmakta.

J.Lo albümün açılış parçası olarak ise ''Lambada'' samplelı elektro-latin dans şarkısı olan ''On the Floor''u seçmişti, ki yine bu da Pitbull destekli. Albümde yine her zaman olduğu gibi r&b, hip-hop dünyasından JLo'ya destek yoğun. İkinci single olarak seçilen ''I'm in to You''da da eşlik eden isim Lil Wyne. Ki smooth, latin pop parçası daha fazla içinde William Levy'nin de yer aldığı videosuyla ses getirmişti. Ancak şu bir gerçek ki, hepimizin beklediği kumsallı, çıplaklı, aşklı video açığını kapatan isim Lopez oldu bu sene.

Albümde Lopez'e eşlik eden isimler sadece urban music dünyasından değil, en popüler dans hitlerini yaratan Red One ve Stargate de prodüktörler arasında. Ve sıkı durun prodüktör koltuğunda oturan bir diğer isim ise Lady GaGa. Jennifer Lopez anladığınız üzere bu sefer çok sıkı gelmeye ve kendini 00lerin başında olduğu gibi parlatacak bir albüm yapmaya çalışmış. Peki sonuç cidden öyle mi ?

Kanımca albümün bir numaralı hiti ise, ki ben olsam yaz boyunca insanlara bıkkınlık getirene kadar her türlü sosyal ortamda çalardım, ''Papi''. Latin ateşi denen bir şey varsa Jennifer Lopez kıvılcımı alevlendirmeye gelmiş. Az laf çok iş. Kalçalar sallanmaya başlasın. Sırf bu parçayla tüm albümü ezip geçtiği gerçeğini elbette göz ardı edemeyiz ama sıkı durun belki de Lopez'in bugüne kadar kaydettiği en iyi parça ünvanını bile alabilir.

Single olarak kesinlikle yayınlanması gereken bir parça da ''Invading My Mind'' üstünüzde yaratmış etkiden sonra şarkının prodüktörleri arasında Lady GaGa'yı görmek de sizi şaşırtmayacaktır. Hatta tıpkı ''Just Dance'' havasında olduğunu bile söyleyebilirim. Yüksek temposu ile ''Papi''nin etkisine erişemese de albümde ortaya çıkan genel ''sıkıcı'' havanın üstesinden gelmeyi başarıyor. Hemen ardından gelen ''Villain'' ise sizi baştan çıkartmak için düzenlenmiş ama daha ziyade bayan bir melodi ve vokalden oluşmakta. Üstelik fazlaca Justin Timberlake ''My Love'' kokmakta. Kapanışa bonus track olarak eklenen ''Hypnatico'' ise gider ayak sizden özür dilercesine, mahcubiyet göstergesi bir dans şarkısı.

Açılışta dans dozu arttırılmış derken aslında albüm balladlardan tamamıyle arındırılmış demek istemiştim, ama yine de albümün en düşük tempolu şarkısı olan ''Until It Beats No More'' sizi eğlendirmek için yazılmış bir çok dans parçasından daha fazla etkileyebilir.

Aslına bakarsanız 4 yıl beklettikten sonra bu tarz bir albümle karşımıza geçmiş olması bir parça hayal kırıklılığına uğramamıza sebep. Zira yukarıda adı geçen şarkılar dışında pek de sizi uçuracak ya da dans etmeniz için havaya sokacak derecede iyi şarkılar yok içeride. Jennifer Lopez her daim göz önünde ve her gün kendini konuşturmasını biliyor, ancak belli ki her ne kadar da Red One'la falan çalışmış olsa da albümün üzerinde yeterince durmamış. Ya da kendisi hala bu ''vintage-latin pop-dance'' soundlu günlerde yaşamaya kararlı. Ayrıca Jennifer Lopez hiçbir zaman mı şarkı söylemiyordu ? Yoksa bu albüme mi mahsus ? Kesinlikle ''This is Me...Then'' ve ''Rebirth'' havası yok. Ha zaten bu saatten sonra bir daha o günleri yakalayabilir mi, orası meçhul !

5 üzerinden 2.75.

9 Mayıs 2011 Pazartesi

SERGİYE DAVETLİSİNİZ ! ALEXANDER THE GREAT

Her sene bu zamanlarda ayrı bir temayla açılan New York Metropolitan Costume Institute sergisi bu sene Savage Beauty başlığı altında Alexander McQueen'e adandı. Elbetteki ölümünün birinci yılı ardından McQuuen'e adanan bir serginin temasını vahşi ve güzel kelimelerinden başka hiç bir kombinasyon tanımlayamazdı. McQueen'in bugüne kadar yapmış olduğu işler belki Ingiliz Modasının ruhundan kaynaklanan belki de kendi içsel yapısından dolayı diğer tasarımcıların aksine oldukça avant-garde, yenilikçi, sıradışı ve tamamıyle bambaşkadır. Ancak hepsinden öte ''teatral'' kelimesi belki de bugüne kadar oluşturmuş olduğu kolleksiyonların anahtar kelimesiydi. Ki yine Sarah Burton da bu özellikleri korumaya devam etmekte. Kimi zaman yapmış olduğu bir elbiseden etkilenip belki şiir / şarkı yazarsınız, kimi zaman da müzede sergilenen bir tabloyu incelemek istediğiniz gibi incelersiniz. İşte aşağıda paylaşacağım kıyafetler de -ki onlara kıyafet demek çok hafif kakır- birer sanat eseri kıvamında müzede sergilenen tasarımlardan.
    ''Irere'' 2003 İlkbahar / Yaz                                        ''Sarabande'' 2007 İlkbahar / Yaz
   2009-2010 Sonbahar / Kış                        ''The Horn of Plenty''  2009 / 2010 Sonahar / Kış

Aşağıdakiler ise Amerikan Vogue'u Mayıs sayısında McQuuen anısına gerçekleştirilen çekimden. Çekimin başlığı ''Alexander the Great''. Editöryali hazırlayan isim Grace Coddington, fotoğraflar Steven Meisel'den. Modeller ise Karlie Kloss, Karen Elson, Coco Rocha, Caroline Trentini, Stella Tenant ve Raquel Zimmerman. Editöryalde kullanılan kıyafetler de yine sergide yer alan işlerden.
Sergi yapılır da açılışı yapılmaz mı ? Kıyafetler ve katılacak konukların kimler olacağı konusunda yapılan dedikodular nedeniyle sene içinde Oscar'lardan sonra en fazla merakla beklenen ikinci organizasyon olması da cabası. Birçok sitede birçok fotoğraf yer aldı, aslında kıyafetler konusunda yakışmış mı yakışmamış diye yarı espirili uzun uzun yazmak da isterdim, ama gerek yok sanırım. Yine de bu beni Top 10'umu sizinle paylaşmaktan alıkoyamaz. Party'nin / Gala'nın bu seneki ev sahipleri arasında ise Anna Wintour, Colin Firth ve Salma Hayek de yer alıyordu.
Liv Tyler, Marina Abramovic ve Mariacarla Boscona. Hepsinin kıyafety Givency Couture hepsinin de kavalyesi Ricardo Tisci. Liv Tyler gecenin kuşkusuz en şık ismiydi. Givency Couture, zayıf, güzel ve uzun kadın zincirleme sıfat tamlaması bir araya gelince zaten rüküş olması imkansız. Acak Florance Welch, Carine Roitfeld ve niceleri daha önce giydiğinden pek de işin espirisi kalmadı artık.
Model, şarkıcı Karen Elson ve oyuncu Sarah Jessica Parker. Her ikisi de en sevdikleri modacının anısına McQueen elbiseyle katılmışlar geceye.
Geceye en fazla Stella McCartney ve Alexander McQuuen elbiseleri damgasını vurdu. Yukarıda da rapunzel saçlarıyla Rihanna ve ışıldayan Maggie Gyllenhaal'ın seçimi de Stella McCartney'den yana. Gyllenhaal'un kocası Peter Saarsgard'ın seçimi de Yves Saint Laurent'ten yana.
Emilio Pucci içinde Beyonce ve Vintage Dior Couture ile Ashley Olsen. 
Her zaman şık Jennifer Lopez'in tercihi Gucci. Sağda ise Sarah Burton. Elbetteki Alexander McQuuen.
McQueen'in en birinci dostu Daphne Guiness elbetteki modacının en ikonik tasarımı olan elbisesiyle. Yanındaki ise American Vogue'u Editor at Large of Europe Hamish Bowles. Onun da tercihi yine McQuuen.
Bunların hepsinin tercihi ise Marni. Ancak benim dikkatimi çeken ise en sağda yer alan editör Giovanni Battaglia. Fazlasıyla vintage, romantik ve Italyan ruhlu.

photos via, style.com, vogue türkiye, fashionspot

29 Eylül 2010 Çarşamba

MUSIC IN SEPTEMBER

Sonbaharın kendini iyiden iyiye hissetirmeye başladığı şu günlerde dinlediğim şarkıların da değişmeye başladığını hissediyorum. Yaz aylarında seçmiş olduğum ''song of the week''ler eller havaya tarzıyken bu sefer daha smooth, daha karamsar melodilere sahip. Üstüne üstlük ay boyunca ise indie / rock / alternative takılmışım.

Bunlar dışında en fazla Maroon 5'ın ve Seal'in yeni albümlerini dinler oldum. Ancak ay boyunca üç favori albümüm vardı.
Barndon Flowers // Flamingo
Scissor Sisters // Night Work
Hurt //

Son zamanlarda ortalık ise Britney Spears ile çalkalanıyor. Hayır ortada yeni bir albüm henüz, ama Glee vs Britney hanımıkızımız açısından oldukça karlı oldu. Ortada ne sansasyon var, ne de Starbucks'dan çıkarkenki görüntüleri. Ancak Brit kadar konuşulan bir şey daha varsa o da  gençlerin ''Toxic'' yorumu. Dinler miydiniz ?


Şurda ise Brittany / Britney promo videosu.


oldukça iştahlı. nımımnım. Bu arada Glee hakkındaki yazımı okumadıysanız. Clic.

Rihanna sadece ''Only Girl In The World'' şarkısıyla sadece listelerde fırtına gibi esmiyor aynı zamanda iki yeni videoyla da TVleri fethetmeye hazırlanıyor. İşte onlardan bazı görüntüler.

Bu arada 3 hafta içerisinde Beyonce'nin yeni şarkısı da liste yarışına girmeye başlayacak. Önümüzdeki yıl müzik piyasası karışacak. Beyonce, Britney, Lady GaGa, Shakira, Rihanna, JLo. Bakalım best female kim olacak ? Beyonce hakkında da daha önce şurada yazmıştım ! Tık. 

Jennifer Lopez cephesinden de son günlerde yeni yeni haberler gelmeye başladı. American Idol jürisi olduktan sonra, bir sene önce çıkması planlanan LOVE? albümünün aralıkta piyasaya süreceğini açıklamış. Zaten albümden nete düşmeyen şarkı kalmamıştı nerdeyse. Onun hakkındaki yazım için de. tık.

Upcoming Albums on october

David Archuleta // The Other Side of the Down
Ciara // Basic Instinct
KT Tunstall // Tiger Suit
Belle & Sebastian // Write About Love
Yann Tiersen // Dust Lane
Bob Dylan // The Bootleg Series: The Witmark Demos: 1962-1964
Kings of Leon // Come Around Sundown
Ne Yo // Libra Scale
Shakira // Sale El Sol (The Sun Comes Out)
Rod Stewart // Fly mE To The Moon
Good Charlotte // Cardiology
Kid Cudi // Man On The Mon II: The Legend Of Mr. Rager
Taylor Swift // Speak Now

20 Temmuz 2010 Salı

BACK-UP PLAN


The Wedding Planner, Maid-in-Manhattan ve Monster-in-Law sonrasında dördüncü kez bir filmde seyrettiğim Jennifer Lopez'e yeni filmi Back-Up Plan'de Ralph Fiennes, Michael Vartan, Matthew McConaughey'den sonra şimdi de Alex O'Loughlin eşlik ediyor.

New York City, şehir dışında bir haftasonu, çişini yapan, geyiren, yemek dolu tencerenin içinden hayvanımsı şekilde yemek yiyen ve horlayan bu da yetmezmiş gibi bir de hamile kalan Zoe (Jennifer Lopez). Diğer tarafta ise hem romantik, hem komik hem de düşünceli, saygılı Stan (Alex O'Loughlin). Peki ya yalnız kadınlar kulubü ve yaptıkları şaman dansı ?

iMDB'nin 4.3 vermiş olduğu film bence çok da fena sayılmaz. Her zaman dediğim gibi romantik-komedilerden pek de fazla bişey beklenmediği ve filmin sonu daha başından belli olduğu için ayrıntılara takılmadan koltuğa uzanıp yapmanız gereken tek şey kahkaha atmak. Belki ''film boyunca gülmekten altınıza yapacaksınız'' diyemem ama yer yer katıla katıla gülmekten de kendinizi alamayacaksınız. Çünkü manyak komik sahneler mevcut :P

Herşeyi geçtim Türkiye'nin bir numaralı sinema eleştirmeni Ömür Gedik ? :P ve yazısını okuduğumda sen de mi Brütüs dediğim Rahşan Gülşan'a inat bence gitmelisiniz filme. Çünkü her ikisi de Kıbrıs olayları nedeniyle vizyona giren filmi protesto etme derdinde. Düşüncelerinin ne kadar sığ ve saçma olmasını bir kenara bırakın ve en azından şunu düşünün filmin çaycısından, ulaşım görevlisine, başrol oyuncusundan, senaristine kadar hepsi Jennifer Lopez değil mi ??

Sıcak yaz gününde mis gibi frozen tadında bir film derim :)

xoxo

3 Haziran 2010 Perşembe

MUSIC MAKES YOU LOSE CONTROL (EDITED)

Eurovision'du, finaldi derken hazırlamam gereken yazılar birkti. İşte onlardan biri de her ay sonu yayınladığım bol müzikal postum.


Ay boyunca song of the week köşesinde yer alan isimler.
Rihanna: Rude Boy (3 HAFTA)
Eurovision Songs (1 HAFTA)

Bunun dışında ay boyunca en fazla bu parçaları dinledim.
Blur: Fools Day
Snow Patroll feat. Martha Wainwright: Set The Fire To The Third Bar
Rihanna feat. Slash: Rockstar
Shakira: Waka Waka (This Time For Africa FiFa 2010 Anthem)
Patric Wolf: Hard Times
Train: Hey Soul Sister
Kylie Minogue: All The Lovers

Dinlediğim parçalar elbette bunlarla da sınırlı değil. Ay boyunca müzik piyasasında bir de David Guetta etkisi söz konusuydu. Kelly Rowland'ın yepyeni single'ı Commander, Jennifer Lopez'in bir türlü hazırlanamayan albümü LOVE? dan çıkıcak yepyeni bir parça- ki aynı zamanda kendisi bir Donna Summer coverı olan On The Radio. ve son olarak gönlümüzde taht turan Kelis ve Acapella. Yaz aylarında yine bol bol dans. Teşekkürler David Guetta.

Gelelim pamuk eller cebe kısmına ve işte haziran içerisinde müzik piyasasında yer alacak albümlere..

Christina Aguilera // Bionic
Iggy Pop // California Hitchhike [Live]
Jewel // Sweet And Wild
Uffie // Sex Dreams & Denim Jeans
Pitbull // Armando
Ozzy Osbourne // Scream
Chamillionaire // Venom
Chemical Brothers // Further

Miley Cyrus // Can't Be Tamed
Eminem // Recovery
Cyndi Lauper // Memphis Blues
3OH!3 // Streets Of Gold
Diddy // Last Train To Paris
Scissor Sisters // Night Work
Three 6 Mafia // Laws Of Power


ve geçtiğimiz günlerde yayınlanan iki video.Konser vermek üzere ülkemize gelen Son Mohikan // The Last Girl Rihanna, rockstar ve Temmuz içerisinde yayınlayacağı albümden çıkış parçası ise ''Slow'' tarzını devam ettire Kylie, All The Lovers. İyi seyirler.

Oooops yazıyı hazırladıktan sonra Rihanna'nın Te Amo videosunu da gördüm. İşte burada :)

Rihanna - Te Amo from Toasty on Vimeo.


Rihanna - Rockstar 101 from Manii Maan on Vimeo.



All The Lovers from Muzic Junkie on Vimeo.

18 Mayıs 2010 Salı

WE DEFINETLY SHOULD ADORE J LO FROM THE BLOCK !

1987 yılında ilk filmi ''My Little Girl'' ile hayatımıza giren Jennifer Lopez bundan tam 12 yıl sonra ilk müzik albümü ''On The 6'' ile artık yaşamımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldi.
Golden Globe'lardan, Independent Spirit Awards'a MTV / VH1 ödüllerinden Grammy'lere kadar bir çok adaylığı / ödülü bulunan bu insanüstü varlığı bloguma davet etmek istedim.


2010 yılı Şubat ayı olarak planan albüm tarihi J.LO'nun Sony Music ile yolunu ayırmasıyla ve albümden yayınlanan ''Louboutins'', ''Everbosy's Girl'' ve ''Greatest Part of Me''nin pek de fazla tutmaması nedeniyle albüm/ LOVE ?(ki Louboutins'ın neden sevilmediğini anlamış değilim) albüm henüz belirli olmayan bir tarihe ertelendi. Şimdi sadece elimizde Pitbull ortaklığı ''Fresh Out The Oven'' videosu ve videosunun da çekilmesiyle beraber hiç kuşkusuz bomba bir yaz hiti olabiliritesi yüksek bir parça olan David Guetta prodüktörlüğü ile Donna Summer coverı ''On The Radio'' var.
Şarkıyı indirmek ve dinlemek isterseniz diye. Please click babe.
Love? albümü bir kenarda dursun Jennifer Lopez ortalıklarda yeni filmi için promosyon turlarında. The Wedding Planner; Maid In Manhattan; Monster-in-Law gibi komesidi bol romantik filmlerin bulunduğu kariyerine bir de Imdb'den ancak 4.2 alabilen bir başka vasat film - Back Up Plan- daha ekledi. Ancak ben imdb notunu önemsemeden filmi öneriyorum :)) Yani eğer romantik-komediler ile zamanınını geçirmek isterseniz elbette ki; yoksa ''must-see'' bişey değil :)

Vee son olarak moda...NYFW'lerde yer alan kreasyonlar, parfümler ve çocuk kıyafetleri derken 10 parmağında 10e sahip olan JLO şimdi de moda dergilerinde boy göstermeye başladı. Met Gala'sındaki göz kamaştırıcı görüntüsünden sonra Marie Claire UK ve Vogue IT 'de boy göstermeye başladı. Postta yer alan kareler de Vogue It için gerçekleştirilmiş çekimlerden alınma. Sophia Loren' benzerliğide gözden kaçmadı değil.

İşte Batista tarafından gerçekleitrilen VOGUE IT çekiminin kamera arkası görüntüleri.


VOGUE ITALIA Jennifer Lopez by Michelangelo di Battista from ADV on Vimeo.
Yaptığı tüm işlerde süper olabilir, ya da bir çuval inciri berbat edebilir. Ancak ben bu kadındaki azme ve işkolikliğine hayranım. Günümüzde müzik, sinema ve moda alanında JLO'yu büyük bir marka haline getiren bu kadına tapıyorum. Ayrıca hayatını örnek aldığım insanlardan olduğunu da belirtmeyliyim; sadece bir işte inanılmaz başarılı biri olmak yerine; orta seviyede; her çiçekten bal almak mantığı üzerine kurmuş olduğu kariyerini seviyorum. Marc Antony'yi kıskanıp çocuklarıyla güzel günler geçirmesini diliyorum :)

İşte Jenny From The Block... From Bronx to ....

ps. haberdan haberdar olup da bu postu yazmam için bana ilham kaynağı olan Moda Burda'ya teşekkürler :p

8 Mayıs 2010 Cumartesi

MET INSTITUTE GALA

Geçtiğimiz pazartesi düzenlenen 2010 MET INSTITUTE GALA 'daki en şıkları gördük beğendik, biraz geç de olsa şimdi de burda yayınlama kararı aldım, blogumun bu güzel kadınlardan mahrum kalmaması lazım.

Alice In Wonderland'deki rolune kendini iyicene kaptıran Anne Hathaway yine beyaz prenses haliyle karşımızda.

Türkiye'nin ilk Vogue yıldızı Jessica Stam ise sizce de inanılmaz asil ve elegan durmuyo mu ??

Ciddi anlamda şık mi bilmiyorum ama ben Gossip Girl Vanessa / Jessica Szohr'u beğendim açıkçası.

Burberry beyazıyla oldukça şık duran Emma Watson'un yanındaki şık beyfendiyi de unutmayın.

Jennifer Lopez. Kadının ismi bile gözümüz kapalı onu bi listeye sokmamızın bir nedeni.

Tamam Sienna Miller da inanılmaz duruyo ama peki ya Jude Law ?? :P

Jennifer Lopez bizim için neyse. En karizmatik kadın Sarah Jessica Parker da aynı bizim için. Viva la Carrie.

Bir diğer prenses Maggie Gyllenhaal =) Üstelik karalara bezenmiş prenses.

En şık en sonda. Blake Lively. Tanrım o nasıl bir güzelliktir. Tanrı gencecik güzel bir kız yarattı'nın tanımı Blake olmalı. OMFGG

8 Mart 2010 Pazartesi

ACADEMY AWARDS // RED CARPET SHOTS & COMMENTS (YEAH I WRITE ABOUT FASHION :P) EDITED !!


Merakla beklenen gece geldi çattı. Saat 11 sularında NTV'de Yekta Kopan, Dilek Hanif, Tuğrul Eryılmaz ve Mehmet Acar ile başlayan Turkish Pre-Show, saatler 12.30u gösterdiği zamanlarda Hollywood Kodak Theatre'a kaydı ve Let The Begin Red Carpet Show denildi.
Yazıma ilk olarak ben de kırmızı halı görüntüleriyle başlayacağım, beğenmediğim bi kaç elbise dışında bütün kadınlar muhteşem gözüküyodu. Yanlızca şunu belirtmeliyim ki Penelope Cruz, Sarah Jessica Parker ve Jennifer Lopez en yakın zamanda kuaförlerini değiştirmeliler. Saç telleri oradan buradan çıkmış dağınık bi vaziyette katıldılar geceye resmen.

Bunun dışında söylemek istediğim bir diğer önemli ayrıntı ise Golden Globe'lardan sonra Academy Ödüllerine de yağmurun damga vurması, neyseki vaktinde alınan önlemler GG'larda olduğu gibi rezilliğe sebebiyet vermedi ve ünlü hanımlar ıslak elbiselerle arz-ı endam etmek zorunda kalmadılar.


Kırmızı halıda görmek isteyip de göremediğim bir çok isim olduğunu belirterek, Red Carpet Host'ların çok kalieteli olduğunu da vurgulayarak ve de gecenin moda yorumlarını yapan beyfendinin mükemmel olduğunu ve de Dilek Hanif'ten çok daha doğal (En azından tüm kıyafetlere güzel demedi, eleştirilmesi gereken yerlerde de eleştirilerini yaptı.) olduğunu söyleyerek aranızdan çekilebilirim.

Kanımca gecenin en berbat giyinen ismi Zoe Saldana oldu. Hatta o kadar kötü ki Precious yıldızı Gabourey Sidibe'den bile daha kötü. Saçı, makyajı ve vücuduyla bir bakıldığında inanılmaz ötesi görülen Maggie Gyleenhaal'un elbisesini ise yine beğenmedim. Mariah Carey yine her zamanki gibi abartılı bir şekilde karşımıza çıktı. Göğüslerini sergilemekte oldukça cömert davranan şarkıcı aynı zamanda bizlere derin bir yırtmaç sayesinde de kalın bacaklarını göstermekten çekinmiyodu.
Az önce yazının girişinde de bahsettiğim SJP, Pene ve JLO yine gecenin en muhteşem isimlerindendi. Yaşına rağmen hala tüm güzelliği üzerinde olan Helen Mirren ise yine ihtişamlı bi şekilde arz-ı endam etti. Cameron Diaz ve Amanda Seyfried yine göz doldururken sevgili Mo'Nique; Dilek Hanif'e göre king fisher rengine sahip olan bir elbiseyle kırmızı halıda boy gösterirken bizleri kıllı bacaklarından mahrum etti. Yine benim sevmediğim ancak insanların ayıla bayıla övgüler yağdırdığı bir diğer kostüm ise An Education'ın Oscar adayı yıldızı Carey Mulligan oldu. Tüm zamanların yegane Female Director'u olarak tarihe geçicek isim Kathryn Bigelow ise sade ama yine bi o kadar da şık olan isimlerdendi. Yine bir çoklarının beğendiği ama bana sorucak olursanız oldukça abartılı olan Up In The Air yıldızı Vera Faminga'da gecede göze çarpan isimler arasındaydı. Ve son olarak bir diğer Avatar Star Sigourbey Weaver krımızı elbiesi ve siyah kurdelası ile kesinlikle göz dolduruyodu.


Veee gecenin asıl yıldızları. Meryl Streep, Kate Winslet, Sandra Bullock, Demi Moore ve Anna Kendrick. Hepsi de kesinlikle 10 üzerinden 10 alıcakardır ve önümzdeki günlerde kesinlikle tüm modacılar onları övüyo olucaklar.

Veee o muhteşem erkekler. Hiç kuşkusuz gecenin yıldızı Tom Ford oldu. İnanılmaz duruşunun gölgesinde kalsalar da Jake Gyllenhaal, Gerard Butler, Sam Worthington da yine gecenin süper giyinen beyleri arasında yerlerini almışlardı. Ha unutmadan gecenin moda yorumculuğunu üstlenen o yakışıklı beyfendi de Tom Ford ile yarışıcak düzeydeydi.

Şu anda okula gitmem gerektiğinden dolayı, pek fazla resim ekleyemeden yazıyı burada sonlandırmak zorundayım. En kısa zamanda tüm o ihtişamlı kıyafetlerin bulunduğu resimler bloguma eklenecektir.

1 Şubat 2010 Pazartesi

52ND GRAMMY AWARDS // ON THE STAGE !!!

Gecede Latin Yıldızlar; Juanes, Jennifer Lopez, Ricky Martin ; Teenage Pop Stars; Ke$ha, Justin Bieber, Katy Perry, Miley Cyrus; Müziğin ağır topları, Alice Cooper, Lionel Richie; TV Yıldızları; Josh Dushamel, Adam Sandler gibi yıldızlar hem ödül taktim etmek için, hem de canlı performansları sunmak için sahneye çıktılar ! Gecenin açılışı ise Stephen Colbert yaptı ! Sinema ödüllerindeki soğuk ve saçma espiriler yerine oldukça yumuşak ve neşeli espiriler yaptı ! ayrıca iPad tanıtımı yapılıp, ödüllerde tıpkı onun gibi dağıtıldı !

STEPHEN COLBERT

SHERYL CROW

NEIL PORTNOW

LEA MICHELE & RICKY MARTIN

JEFF BRIDGES






PARIS & PRINCE JACKSON

NORAH JONES & RINGO STARR
LIONEL RICHIE
KE$HA & JUSTIN BIEBER
KATY PERRY & ALICE COOPER
JENNIFER LOPEZ
ROBERT DOWNEY JR